Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası.

04.2019 – Bu yazımın özü, Hotbird Uydusu üzerinden Türkçe yayın yapan Rusya RTG tv de yayınlanmıştı. Özellikle arıcılara yönelik Baş Kurd Eyaletinde yapılagelmekte olan arıcılık ve arı ürünleri ile bu ürünlerin insan sağlığına etkisi açıklanmıştır. Bal ve Arı zehrinin insan sağlığına olan olumlu etkileri Başkurd Apiterapi  Bilimsel Araştırma Merkezi patentli olarak anlatılmıştı. Amacım, bu açıklamaları sizlere yazılı aktarmak ve bir ön bilgi sahibi olmanıza katkı sağlamaktır. Bu yazıma; 2017 İstanbul Apimondia’ ya katılan yerli ve yabancı ilmi çevrelerin sunumlarınıda ilave ediyorum. ———

Peygamber Tıbbı (Tıbb-ı Nebevi), Peygamber efendimizin söz (hadis)ve uygulamaları doğrultusunda  yazılmış, tıbbi uygulama yöntemlerini içeren kitaptır. Bu kitaptan yapılan bir  alıntıya göre, İnsanı rahatlatan nedenler dört tanedir.

1 – Suya bak;  2 – Yeşile (doğa) bak   3 – Güzel yüze bak  4  –  Ballı su

–  Arının en bilinen ürünü bal olup diğerleri mum, polen, arı yemi, arı sütü, propolis ve arı zehri dir.

– Bal, içerisinde 400 den fazla balı oluşturan etkenler vardır. En çok etkin olanlar karbonhidrat, fruktoz ve sakkarozdur. Bu güne kadar balın yan etkisi tespit edilememiştir. Bal, insanlar için en faydalı besinlerin başında gelmektedir.

Balın 20 çeşidi bilinmektedir. Bu bilgi ise, arının getirdiği polen çeşidine göre tespit edilmiştir. İyi bir kolonideki arılar günde en az 3 kğ, bir sezon içerisinde ise 80 ile 150 kğ arasında nektar toplar. Balın  tedavi edici olduğu, eski Roma devrinden beri bilinmekte olup baldan, 50 çeşit ilaç yapıyorlar idi. Bir İran web sitesi; bal ile tarçını, karıştırıp için diyor.

Başkurd Apiterapi Bilimsel Araştırma Merkezinin  açıklamaları doğrultusunda, balın  sadece belirli organlara yönelik teknik (kendi) araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan sonuçları içeren şartnameleri doğrultusunda tedavi edici olduğu, belirtilmiş. Herhangi bir hastalık türüne yönelik tedavi edici özelliği ise, yok. Belirli organların tedavisi ise teknik şartname doğrultusunda, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları için at dikeni balı; Bronş ve akciğerler hastalıkları için  okaliptus balın etkinliği vurgulanmıştır.

–  Mum, arının baldan sonra en çok bilinen üretimidir. Arının alt karın halkaları arasından ürettiği ve içerisinde  300 çeşit maddenin olduğu belirtilen bir salgısıdır.

–  Polen, Polen için Çiçeğin Ruhu, deniliyor. Polen, genelde sarı renkli olup kırmızı, pembe, siyah, beyaz renkte olanları vardır. Ana arı, günlüğü bal ve polenin miktarına göre atar. Taze polen, tokluk hissi vererek, kilo vermeye yardımcı olur. Bir tv proğramında konuşan Prof: Besleyiciliği bakımından 5 gr polen, 1 kğ bala eşittir, demişti.

–  Arı Ekmeği;  Kovana getirilen polene arı, salgı bezlerindeki özel sıvıların SIR’rını polene karıştırıp, bal ile kıvamlı hale getiriyor ve petek üzerindeki uygun göze indirip, sıkıştırıyor. Arı yemi bu karışım ve sıkıştırma neticesinde, havanın etkisinde kalmıyor, bozulmuyor.

–  Arı Sütü: Kral Jölesi, olarak ta adlandırılıyor. İçinde yüze (100) yakın bileşik ve madde var. Protein bakımından, inek sütünden  beş (5) kat daha besleyicidir. Yumurta iken üç (3) gün arı sütü ile beslenen işçi arı 45 gün yaşarken, dokuz (9) gün beslenen ana arı 4 yıl yaşamaktadır.  Arı sütü ve erkek larvası, yaşlanmayı geçiktirici, sperm artırıcıdır. Laboratuvar ortamında arı sütü ile besletilen fare, diğer farelerden 36 ay  fazla yaşamıştır.

–  Propolis: Arı tutkalı’da denir. O Bölgede bulunan bitki çeşidine göre Kahverengi, yeşil, sarı ve kırmızı renkte ola bilir. Çam, kavak, söğüt vb ağaçların filiz uçlarında oluşan yapışkan salgıların arı tarafından toplanıp kendisinden ilave ettiği enzimleri de karıştırıp kovan içindeki kırık, çatlak yerleri doldurmak, çitaları sağlamlaştırmak ile petek gözlerine konulacak günlüklerin sağlığı için mum cidarların propolis ile sıvanarak steril edilmesinde kullanılır. Propolis ekstraktı için % 70′ etil alkol yeterlidir. Karaciğer rahatsızlığı olanlar, alkol bazlı propolis almasınlar. ( 13.04.2017 Köy Tv – KTÜ Prof: Bal kanseri azaltmaz ama propolis % 80 azaltır. Propolislerinizi biriktiriniz.

–  Arı Zehiri ve faydaları: Arı zehri, Orta Çağdan beri uygulanan ek tedavi yöntemi olmuştur. Araştırmalar neticesinde arı zehrinin, çok belirgin bir şekilde iltihaplanmayı önleyici olarak uygulama alanı bulduğu açıklanmıştır. Arı zehri, romatizmal hastalıklarda kullanılıyor. Zehir elli (50) den fazla bileşim ve proteinler içermektedir.

Arı zehrinin toplanılma saati gün batımı öncesidir. 16-19 günlük arıların kanından oluşup zehir torbasına birikmektedir. Tekrar üretimi olmaz. Zehir miktarı ve özelliği, arının beslenme şekli ile orantılıdır. Zehir, kanda pıhtı oluşumunu engellemektedir.

Ayrıca lokomotor (iskelet ve kas) hastalıklarında, atrit (iltihaplı eklem hastalığı), periferik (damar hastalıkları), merkezi sinir hastalıklarından damla inmesi, beyin kanamasında, kalp damar ve  (nörolojik) merkezi sinir sistemi hastalıklarının tedavisinde  kullanılmaktadır. Sağlıklı bir insan kendini arıya sokturmak isterse; diz, dirsek, parmaklar ile kas olmayan yerlerinden sokturursa faydası olacağı, sorum üzerine apimondia da herkese söylenmişti. Tedavi amaçlı arı zehri ise; Doktor gözetiminde yapılmalıdır. 12.2013

– 16. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor. 2015

İlkbaharda Arıların sağlığı.

Dünyada tarım, bal arısı ve kovanlarının sayısına bağlı olmakla beraber arı kolonilerinin de, çiçekli ağaç ve mera otlarında ki doğal besin kaynaklarına ihtiyacı, vardır.

Direk beslenme amaçlı ürünlerimiz ile endüstriyel ve tıbbi üretime yönelik birkaç yüz bin dönümlük tarımsal uygulamaların verimliliği, çeşitli ve çok sayıdaki tozlayıcılara  bağlıdır. İşçi arılar; İlkbahardan sonbahara kadar, şafak vaktinden alaca karanlığa kadar, çiçek açan bitkilerden polen ve nektarı getirebilmek için  kovandan dört bir yöne, yaklaşık 4 km mesafeye gidip – gelirler. Arı, çiçekten aldığı HAM NEKTARI kovana gelinceye kadar kısmen işler ve kovanda nektarı işleyip depolayan, diğer görevli arılara devreder.

Zamanımızda kovan ve tarımsal verimliğimizin az olması BİR TARAFA, BİLİMSEL OLARAK BİR AY içerisinde doğada nektar üretiminin ve koloni gücünün doruk noktasında olduğu bir kovanda ve  BİR GÜN içerisinde 10 ile 20 kğ arasında nektar – bal üretiminin yapılacağı; Yine aynı yılın geri kalan kısmında ise arıların, kendi beslenmesine yönelik nektar ve polen birikimini stoklayacağı, vurgulanmaktadır.

Benim ve benimle beraber her arıcının bildiği, bilmek zorunda olduğu, arıcılıkta ‘en tehlikeli’ an, İLKBAHAR’dır. Çünkü insanları, hayvanları ve doğayı en çok kandıran da ilk bahar, mevsim günleridir. İlk bahar aylarının, Son bahar ayları gibi değişken olduğunu biliriz ama, üzerimizde bir değişkenlik coşkusu olduğu için, soğuk – sıcağı pek önemsemez ve hastalıktan da kurtulamayız.

Arılarımızın sağlığını ise, her ne kadar arı kendisini düşünüyor olsa bile, onların kendini düşündüğünden daha fazlası ile biz, arılarımızı düşünmeliyiz. Nasıl?

Ana arının günlük atması, genç arıların her türlü hizmeti görmesi, işçi arılarında dışarıdan takviye getirmesi sadece nektara bağlı olmayıp, hava şartlarınada bağlıdırlar. Ana arının vücut ısısı, ana arının günlük atması, günlüğün, larvanın ve kapalı yavruların sağlıklı olması için özellikle bu yazdığım oluşumların olduğu petekler arasındaki sıcaklığın en az, 34 C’ olması gerekmektedir. Bu ısı olmaz ise önce ana günlük atımını, hizmetli arılar bunların bakımını bırakır. Kovan dışında ise sıcaklık kaç derece olursa olsun özellikle bu aylarda Rüzgarın, olmaması gerekir. Çünkü rüzğar, kovan içerisindeki sıcaklığı değiştiren, en büyük etkendir. (bunun için -Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular, başlıklı yazıma bakınız)

Peki tedbir ne ola, derseniz! Uçuş deliğini dar tutun. Hatta soğuk girecek İğne deliğini bile kapatın. Polen ızgarasını, polen almadığınız günlerde tam kapalı tutun. Tam, önlü arkalı dolu bir peteklik arı için, en fazla bir tane boş petek veriniz. Mümkün olsa, yarım petek verin, derim. Fazla koymayın. Petek olmayan yerlere ise; strafor koyunuz.

Dikkat ediniz: Arıların gelişmesini sağlayan günlük atımının, larvanın olduğu aylar ve günler içerisinde, Petekler ve arılar arasında daimi olması gereken ısı; 34 C’ dir.  Yazın, kovan içerisindeki sıcaklık bu derecenin üzerine çıkarsa, ya arılar kovan dışına çıkar veya görevli arılar kovan içine serin havanın girmesi için, kanat çırparlar. 34 C’ olduğu müddetçe ana arı, günlük atımına devem eder. İşçi arılar bu sıcaklığı ise, bal (şerbet) yiyerek sağlar. Yedikleri bal sayesinde arıların kasları genişler ve genişleyen vücut sayesinde sıcaklıkları, artar. Artan vücut ısıları sayesinde kendilerini ve kovan içini, 34 C’ sabit tutarlarken, ana arıda peteklerin en üçra yerlerine kadar günlük atmaya devam eder ve üç hafta sonrası, yavrular çıkmaya başlar. Yavru atımı olmadığı için, Kışın bu sıcaklığın olması – olmaması, pek önemli değildir.

Rüzğarın esmesi ve soğuk havaların gelmesi ile işçi arılar önce petek uçlarından çekilmeye, petek üst taraflarında toplanmaya başlarlar. Bu ise, uçlardaki günlük ve larvaların çürümesine neden olur.  Rüzğar ve soğuk ne kadar fazla olursa, tüm arı daha yukarılara toplanır. Bu durum ise yavru çürüklüğü, kireç hastalığı ve gözlerden çıkamayan yavruların petek içinde ölmesine neden olur. 04.2017

Dünyada Türkiyede Arıcılık ve Bal üretimi.

Aradığınız cevap burada yok ise  Sizlerden Arı ve Arıcılık Üzerine Gelen Sorular başlıklı  yazıma bakınız.

04.2019 – Edirne’den –  Kars’a doğru en fazla bal yapan bitkiler olan Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü, mera çiçekleri, kekik ve dilfir birbirine benzer, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek (sünemit) poleni çok olur, keçi boynuzu, pürem, çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin -son 4 tanesi özellikle salgı balı için-, ıhlamur, kestane, korunga, peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, unutma beni   görülür. İlaveten yağmurun yağmadığı ve havaların sıcak olduğu haziran, ekim ayları içerisinde meşe ağaçlarında   basara balı olur. Bal verimi yüksek olan bitkilerin % 80 kadarı ve 12.000 çeşidinin ülkemizde bulunduğu açıklanıyor.

Unutulmamalıdır ki, çiçekler tozlaşma  yani üreme yaptıkları zaman bol bal verimi olur. Bu durumu ise Allahın izni ile hava, toprak, yağmur  ve kovandaki arı sayısı belirler. Bu şıklar yerli yerinde ve zamanında olursa, bir günde kovana 10 kğ bal geleceği, bilimsel olarak açıklanmaktadır.

Türkiye’de 1960’lı yıllara varmadan önce, çoğunluğu oyma ağaç ve sepet  olan ≈ 1,5 milyon kadar kovan bulunmakta iken fenni kovan, yok denecek kadar az idi. 1960 / 95 ‘li yıllar arasında fenni kovana geçiş başlarken 60’lı yıllarda 6 – 7 Kg olan bal üretimi, 90’lı yıllara gelince  ≈ 15 Kg çıkmış. Haliyle yok denecek kadar azalan sepet kovanlarla beraber, kovan sayısı da ≈ 2,5 milyon dolayına ulaştı.

2011 yıllına gelindiğinde Türkiye de kovan sayısı ≈ 6 milyon  civarında ve yıllık bal üretimi de ≈ 110 bin ton. 2013 Türkiye Arıcılar Birliğinin açıkladığı kayıtlı arıcı sayısı  ise,  56 bin civarında. Arıcılık işini hobi olarak görenler ile birlikte  ≈ 70 bin kişi bulunmaktadır. Geçmiş yıllara göre kovan başı bal üretim ortalaması, 15 kg civarlarında bulunmaktadır.

Zonguldak Kanal 67 tv’de yayınlanan bazı arıcılık proğramlarında belirtildiği üzere; İsrail de  her 3 km mesafede sadece  40 kovanın bulunmasına müsaade edildiği vurgulanmıştı. Kovanlarımı koyduğum yerde ise,  400 mt çap içerisinde 14 arıcı ve ≈ 300 kovan vardı. ( 2012 sezonun da ise 1000 civarında kovan bulunuyordu. 2013 sezonunda 750 kovan) Haliyle kovan başı alınan organik bal miktarı azalmaktadır.

Bal üretimindeki azalmanın sebebi, sadece tabiatta olan bitki çeşitliliğinin azalması değil, eskiden göz alabildiğince uzanan sulak ve yeşillikler içerisindeki ovalarda, 1,5 milyon kovan varken şimdi ölçüsü azalmış mera, susuzluktan kurumuş ülkemiz toprakları üzerinde, 5 milyon kovan -artarak- bulunmaktadır. Yani bal paylaşımı artmış, paylaşılan arazide azalmıştır. . ” Bal çeşitlerinde kaliteDoğa ve İnsan sağlığına genel bakış ”  ve  ” İklim değişiyor, arılar kayboluyor. ”  isimli yazılarıma da  bakabilirsiniz.

Dış ülkelerde’de haliyle kovan artışı olmaktadır. Tabi ki oralarda da bitki örtüsü değişmektedir. Ama, oralarda bize göre hem daha  istekli bir devlet, hem bilinçli arıcı işbirliği ile kayıplar azaltılmaktadır. Bazı ülkelerde ‘kovan başı’ üretim, ilaveleri ile birlikte kimi yer ve zamana  göre, 50- 60 kg’ma kadar çıktığı vurgulanmaktadır.

Diğer bir etkende,  bilinçli arıcının olduğu yerde, bilinçli çiftci olmanında çok büyük avantajları var. Arıcılığı anladık ama çiftçiliğin ne alakası var, derseniz! Çiftçi arkadaşın, özellikle meyve bahçesi olan insanımızın, bu böcek sayesinde olan kazancının en az % 30  arttığı, kesinkes bilinmektedir. Bu bilince sahip ülkelerin çiftçi insanları; Arıcıları meyve ve sebze bahçesine özellikle çağırmakta, arıların getirdiği polen ve bal arıcının olmakla birlikte, ayrıca arıcıya, para ödemektedirler17. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor.

Dünya’da kovan sayısı bakımından 1. Çin  2. 2016 yılına ait Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre 7,900.364 kovan ve bu kovanlardan 105,727 ton bal ile 4,440 ton mum üretilmiş oluyorken dünyada bal üretiminde  1. Çin  2. Hindistan  3. Türkiye olduğu 2017 Istanbul Apimondia sunumlarında söylenmişti. 2015

Osmanlılar zamanında Seydişehir de arı kovan sayısı ve vergisi.

03.2019 – Devlet isterse aklına gelen her şeyin vergisini, vatandaşından alır. Seydişehir’in  bilinen kuruluş tarihini inceleyen  bir araştırma yazısı  kitabını okumaya başladım. Bence her bir yeri, inceden inceye okunacak bir yazı olmuş. Arıcılık söz konusu olduğu için  bu bölümü özellikle herkes ile paylaşmak istedim. Bu güzel araştırma  yazısı için kendilerine, teşekkür ederim.  SEYDİŞEHİR, Fiziki ve Sosyoekonomik Yapı  (1305 – 1920)  Dr. Ayşe DEĞERLİ –

Seydişehir ve bağlı köylerinde arı kovanları ve kovan başı alınan vergilerin, kayıt edilmiş yıllara göre dağılımı:

1502 yılı – 8696 kovan; 1522 yılı – 7256 kovan; 1584 – 10437 adet kovan. Osmanlı Devleti, kovan başı iki (2) akçe vergi alıyormuş.

1845 yılı Osmanlı Devleti Konya – Seydişehir merkez bölgesine ait  Vergi Kayıt Defterlerinde bulunan bilgilere göre ise, kovan başı on (10) kuruş vergi alınmış. Kayıtlı kovan sayısı ve bulunduğu mahalleye göre:

Sofhane Mahallesi (Mh) 14,  Camii Cedid Mh. 57;  Ulu Kapı Mh. 1,  H. Seyit Ali Mh. 17,  Alaylar Mh. 30,  Debbağhane Mh. 23,  Kiçi Kapı Mh.12,  Değirmenci Mh. 56,  Kızılcalar Mh. 60,  Camii Kebir Mh. 9 adet olmak üzere toplam 279 tane kovan varmış.  05.2014

Dünyada Arı Yaşantısı ve Arı Sağlığının Devamı Hakkında.

03.2019 – Burada yazmaya çalıştığım bilgiler, 45. Istanbul Apimondia 2017 bünyesi içerisinde, konu ile alakadar yetkililerin (karma) sunum ve tercümeleri ile, sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgiler doğrultusundadır. —-

Arı kolonisinin verimliliği sadece ana arı, erkek arı, genetik, coğrafik durum, iklim, mevsim, kışlatma, arıcının kabiliyeti, nem, rüzğar, bitki çeşidi, nektar, polen ile alakalı değilken, hepsi ile alakalıdır. Esas arıcılıkta olumsuz iklim koşulları, büyük arı kayıplarına neden olmaktadır. Yalnız, her kıtada olan arı ölüm nedenleri farklılık arz etmektedir.

Afrikada ormanların kesimi; Avustralya, Filipinler ve Okyanus ada ülkelerinde ise bakteri ve mantar hastalıkları etkin olmaktadır. Yazın; Kovan içi havalandırılması arı verimliliğini artıran koşulların başında gelmektedir. Diğer bir tarif şekli ile yaz  sıcaklarının etkisini azaltma mecburiyeti, havalandırma koşulu, kışın neme karşı havalandırma mecburiyetinden, fazladır.

Sıcak havalarda kovan havalandırılması, arının verimliliği ile alakalıdır. Kişisel olarak Arının kışın; altı tamamen havadar, açık bir yerde tutulmasını doğru ve mecburi görmüyorum. Üstelik, soğukların etkisi ile arının diğer peteğe geçmesini, bala uzanmasını engeller veya geciktirir. Ama çok sıcaklarda altı gözenekli yerde bulunması, faydalı olacaktır. Mesela; daimi gölgelik yerde bırakılan kovan, bir günlüğüne güneş altına konulmuş. O güne kadar kovan içinde üretim ile alakadar olup, havalandırma işi ile meşgul olmayan arılar, kovan işini bırakıp; kovan içinde 38 C’ çıkan sıcaklığı düşürmek için kanat çırpma işine, hemde sıcaktan bunalan bir gurup arıda serin yere çıkma gereği duymuşlar.

Arıların uçuş yönünü, rüzgarın estiği yöne doğru koymayın. Kovanlarınızı, açık alana koymanız halinde, sıcaklardan korumak için kovan üzerine ve çevresine dal, ot, kamış, toprak cinsi malzemeler koyunuz. Kraliçe arının hizmetinde ‘nedimeleri’ olan işçi arılar kraliçe arının yemesi, içmesi, kakası ve ana arının feromen kokusunu diğer petek ve kovan içine dağıtmakla görevlilerdir.

Niğde bölgesinde bulunan o bölgenin yerel arısını, kafkas, muğla, italyan arılarının üzerine orantılı olarak ilaç püskürtülmüş. Deneme sonunda İtalyan arısı en az yaşarken, yerel arı daha fazla yaşamış.

8000 işçi arısının ağırlığı= 1 kğ; bir çitanın iki yüzünde 3000 arının bulunduğu tespit edilmiş. Kışlatma sezonu boyunca pancar şekerinden oluşturulmuş balın, arı tarafından tercih edildiği görülmüş. Belirli sayıdaki arılara mısır, glikoz ve pancar şekeri şurubu verilmiş. Mısır ve glikoz şurubu verilen arılarda kış ölümü; pancar şekeri şurubu verilene göre, daha fazla olmuş.

Dünyada arıların telef olmasının nedeni olarak İklim değişikliği ve  özellikle bu değişikliğin etkisi ile arıların hastalıklara adapte olamaması; Varroa, Arıcının kendisi ve dünyayı yaşanmaz hale getiren insanlar ve devletlerdir. Avrupa Birliği (AB), Arı ve Arıcının gelişimi için her türlü kolaylığı sağlamak için uygulamalar; Hastalıklara dayanıklı, saldırgan olmayan arı çeşidi için araştırmalar yapmaktadır. AB; Aynı zamanda gezginci arıcılığa, mesafeli durmaktadır.

Gelecekte Avrupa çapında orijinal arı ırklarının yaşatılması ve çoğaltılması için ‘uçuşa Yasak’ koruma alanları oluşturulmaktadır. Ana arının sol ayağı, arının hareketi anında sürünüyor ise; Ana arıyı değiştirin. Arılar içerisinde, hem şerbet hem polen ile beslenen arılar; Sadece şerbet ile beslenen arılardan daha fazla yaşamış ve çoğalmışlar.

Ana arı; hastalıklı arıyı biliyormuş. İşçi arılarda hastalık / enfeksiyon var ise; kendini korumak için bağışıklık sistemini aktif hale geçiriyor. Arılar kendi aralarında iletişimlerini antenleri sayesinde sağlıyorlar. Anten hareketi hızlı ve daimi ise arı sağlıklı, yavaş ise, hastalık belirtisi oluyor. Polenin olmadığı zamanlarda, arı ölümleri daha çok oluyor. (poleni çok almayınız, polen ile dolan çitaları başka kovanlara verin veya muhafaza edin, sonra olmayan yer ve zamanda kovana koyun)

Petek gözüne sıkıştırılan polen; 3 – 5 gün içerisinde bitiriliyor. Tarlaya giden arı, enerjisini polen ile sağlamaktadır. Bakıcı arılar larvaları, bal+polen+su+arı sütü karışımı ile besliyorlar. Ana arı ise sadece, arı sütü ile. Polen yok ise, polen yerine soya unu+mısır nu+yumurta akı karıştırarak veriniz. Oksalik asidi, Varroa için bir kere veriniz. Arı, çiçek içindeki nektarı, nektar içindeki şekerin kokusundan biliyormuş. 07.02.2018

Arı Sağlığı ve Arı Hastalıklarının tedavisi hakkında.

Burada yazmaya çalıştığım bilgiler, 45. Istanbul Apimondia 2017 bünyesi içerisinde, konu ile alakadar yetkililerin sunum ve tercümeleri ile, sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgiler doğrultusundadır. —-

03.2019 – Nosema Ceranae: Göçmen arı kuşlarından; Nosema Apis: Arının kovan içinde veya dışarıda yediği bozuk besinlerden bulaşmaktadır. Kışın dışkısını dışarıya atıp, bağırsağını temizleyemeyen arılarda, ortaya çıkmakta ve arı ölümlerine neden olmaktadır. Çaresi: 20 ml Timol Esanslı Kekik Yağını, (aynı zamanda Varroa için) 5 lt şerbet içine, iğne enjektörü ile 2 ml çekin şerbete karıştırıp, koloninin gücüne göre 1 – 2 su bardağı kadar şerbetliklerine, 3 gün ara ile 7 sefer dökmeniz bu zararlıların tedavisi ve imhası için yeterlidir. Nosema hastası olan arının belirtisi ise, arı uçamaz, kovan önünde yürür. Kanatları yanlara doğru açık ve düşüktür.

Koreli bilim adamları nosema için  zerdecal eksraktı nı  kulanmışlar ve % 93 oranında, yok etmişler. Uygulaması ise; 1 lt şerbete 10 gr zerdecal ekstraktı karıştırmışlar. Nosemanın yok edilmesi için diğer bir yöntem ise; Nosemanın oluştuğu kovanın çitalarını kullanmayıp, eritiniz. Arılığın yanında, durgun sudan ziyade akar suyun olması, arı için sağlıklıdır.  Yok ise, kendiniz su getirip, gölgelik yere koyup, içine tuz atmanız, iyi olur.

Arı ölüm sebeplerinden olan Tarımsal bitki ilaçları, Varroadan daha tehlikelidir. Yetişkin arı tarafından kovana getirilen zehir bulaşığı ve bulaşık olan nektar ve  polen ile günlük, larva ve yavru arılar bile etkilenmektedir. Varroa; direkt olarak sadece ve özellikle yetişkin arıların ölümüne sebep olmaktadır. Pupa halindeki yavrularda oluşup, yavru arılarda görülen Deforme Kanat Virüsü, direk olarak Varrodan değil, varroanın bulaştırdığı bir virüs yüzünden olmaktadır.

Kovandan çıkıp gelmeyen arı ölümlerinin oranı; % 41 dolayında olup, bu ölümlerin sebebi yine varroa ve bitki ilaçlarıdır. Sahil bölgelerinde olan arı ölümlerinin daha büyük oranı, bitkisel ilaçlar yüzünden olduğu, aşıkardır.

Arjantin; Varroa mücadelesi için % 100 organik ve % 96 oranında etkili olan Aluen Cap isminde bir ilaç geliştirmiş. U şeklinde çita üzerilerine konan şerit, 42 gün boyunca etkisini gösteriyor. Bayern, 275 mg şerit Umetrin ile HOP GUARD beta asit potasyum tuzlarından oluşan şerit ilaçlar % 95 varan etkiler göstermekte imiş. Oksalit asit, günlüğü olmayan 50 kovanlık arı için 800gr su+ 200 gr şeker+ 35 gr oksalit asidi, özellikle arılar toplu halde iken her iki çita arasına 0,5 mg damlatmak veya arı üzerine fısfıs ile püskürtmek yeterlidir.

Varroa mücadelesinde Timol Esanslı Kekik Yağı; Mentol ve Okaliptus ağacının yaprağı ve kabuğunda olan Terpineol yağı varroa mücadelesinde % 98 oranında etkilidir. Uygulama şekli: Okaliptusun Körükte yakılan yaprağı veya kabuğunun kuvvetli dumanı, kovan içine 5 kez basılır, ağzı hemen kapatılıp, 5 dak. kapalı tutulur. Ertesi gün tekrarlanır. Kısıtlı bir süresi yoktur.

Kovan yapımında, altı gözenekli açık havadar kovanlar, YAZIN gereklidir. –bana göre– KIŞIN gerekli değildir. Çünkü kışın, alttan gelen serin/soğuk hava arının bala erişmesini ENGELLER. Havanın Sıcak olduğu saatlerde kovana bakmayınız. Mümkün ise kovanı ağaçlı, gölgelik yerlere koyunuz. Çin’de sadece afete uğrayan arıcılara maddi destek verilmektedir.

Diğer arı ölümleri ise; Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü; Arı Felçi Virüsü; Kireç Hastalığı; Akut Arı Felçi Virüsü ve Keşmir Arı Virüsü hastalığıdır. Bu hastalıklar -Allah muhafaza- arılığınızda var ise; Şükredin, böyle kalsın, deyin! Çünkü:

Şuan için ülkemizde görünmeyip, sınırlarımızın yakınlarına kadar gelen (Trapileaps böceği) Küçük Kovan Böceği (KKB), (araştırdığım kadarı ile) bildiğimiz bütün arı hastalıklarını alıp başımıza koymamıza sebep olacak, diye düşünüyorum. Bilimsel olarakta, en tehlikeli arı hastalığı oldu/olacağı, addedilmektedir. Bilimsel olarak KKB; 250 km lik başka bir yere erişebilmesi için, 100 yıllık bir sürenin geçmesi gerektiği ama; gezginci arıcılık yüzünden/sayesinde bu süre ve zamanın, bir anda oluşmasının an meselesi olacağından, Gezginci arıcılığa hoş bakılmamaktadır. -Ve doğrudur. Öyle sanıyorum, Bu gün için aman sende diyecek gezginci arıcının midesi var ise; kendinde olacak ve etrafına bulaştıracağı KKB nelere mal olduğunu görünce ve midesi bulanmıyor ise, şaşarım.-

Dünyamızın yüzey ısısı, gittikçe artmaktadır. Haliyle kuraklık artacak, ormanlar, yağışlar azalacaktır. Dünyamızda her yıl 27.000 çeşit bitki yok olmaktadır. Isı ile birlikte (apis değil) Nosema Ceranae’de artacak, arıcılık daha önemli olacaktır. 08.02.2018

 

Dünyada ve Türkiye’de Arı ürünleri Miktarı ve Değerleri.

  • Burada yazmaya çalıştığım bilgiler, 45. Istanbul Apimondia 2017 bünyesi içerisinde, konu ile alakadar yetkililerin (karma) sunum ve tercümeleri ile, sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgiler doğrultusundadır. —-

02.2019 – 2016 yılına ait Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre Türkiye’de 7,900.364 kovan ve bu kovanlardan 105,727 ton bal ile 4,440 ton mum üretilmiş. (Uganda yıllık 30,000 ton mum satıyormuş). Türkiye ürettiği bal sayesinde dünyada Çin’den sonra 2. Kovan sayısı bakımından ise, Hindistan’dan sonra 3. sırada imiş. İl İlçe Tarım Müdürlüklerinde ise kayıtlı; 84,047 arıcı varmış. (Bana göre kayıtsızlar ile birlikte 100,000 arıcı ve 110,000 ton bal üretimi vardır.)

Ve yine 2016 kayıtlarına ait dünyada 83 milyon adet kovan vardır. Bitki tozlaşması ile alınan üretimin 3/2 si arılar sayesinde oluyor. AB’ de arılar sayesinde meyve ve sebzelerin fazladan üretimi ile kazancı; 6 milyar $ oluyormuş. Ayrıca çiftlik sahipleri, sebze ve meyvelerinin arılar tarafından tozlaştırılması için, arıcıya kovan başı ∼ 200 $ ödeniyormuş (bizim çiftçimizde nerede ise arıcıyı sopa ile kovalar)

Dünyada 28 çeşit arı yaşıyor. Bu arı cinslerinden 4 tanesi Türkiye’de bulunuyor/ yaşıyor. Bunlar; Anadolu; Kafkas; Suriye ve İran arısı (Ki, bunlardan sadece Anadolu ırkı, bize aittir. Diğerleri komşu olduğumuz için gelmiş – getirilmişlerdir. Mesela Kafkas arısının Avrupada ki adı; Rus arısıdır.)

Türkiye’de ortalama kovan başı üretim; 14 kğ dır. Dünyada üretilen çam balının % 92 Türkiyede üretilmektedir. Çam balının büyük bir miktarı gıda sanayinde ve dondurma imalatında tatlandırıcı olarak tüketilmektedir.

2006 yılından bu tarafa arı ölümleri çok olmaktadır. Bilimsel olarak arı ölümlerini nedeni olarak başta yanlış uygulanan tarımsal metotlar, bitki böcek ilaçları ile günlük ve yıllık olarak değişkenliğe uğratılan iklimsel nedenlerdir. 2015 yılı Uluslar arası test sonuçlarında Bingöl bölge balı, En güzel bal seçilmiştir. Arılar beslenmek için nektar ve polene ihtiyaç duyarlar. Çok sulak ve sulanan arazilerde, bitki çeşidi az, yetiştirilen bitki gelişken olurken nektar, polen ve propolis ürün ve oranları, çok olur.

Ülkemizde yıllık ve ortalama olarak 4 milyon adet ana arıya ihtiyaç duyulurken sadece bu sayının % 10 karşılanabilmektedir. Ülkemizde 10.000 ana arı üreticisi olması gerekirken; Ana arı üreten arıcı sayısı, 200 ün altındadır.  Ana üreten arıcılarımızın % 28 İlk okul; % 14 Orta Okul; % 39 Lise % 5 Üniversite mezunudur. Ege bölgesindeki 3 il içerisinde arıcılar ile yapılan araştırma sonucuna göre, 1 kğ balın maliyeti 7,00 TL dir.

2016 yılında 228 kğ arı sütü üretilmiş. Arı sütünün 1 gr maliyeti; Arıcı emeği hariç; 0,35 $. Arı sütünün toptan –  perakende satıcı ort. 1 $ İlavesi ve 20 çitası dahil bir kovanın maliyeti 100 $; 10 çitalık arının fiatıda 100 $.  Şubat 2018 ı $= 3.83 tl

Örnek: Makedonya’da kovan başı üretim 14 kg. Perakende bal satışı 1 kg 6 Euro, toptan satışı ise 4 euro. Arı sütünün 1 gr / 4 euro; Polen 1 kg/ 26 euro; Propolisin 1 kg/ 37 euro; Yeni ham mum 1 kg/ 10 euro, eski mumun 6 kg ise/7 euro.  11.02.2018  Mecit Albayrak

Arı hastalıklarının önlenmesinde alınacak basit tedbirler.

02.2019 – Arılarınızda her hangi bir hastalık oluşur ise, bahaneyi başkalarında aramadan önce; Nerede hata yaptım! diye biraz düşününüz! Ve gelelim arı hastalıklarına karşı yapa bileceğimiz basit uygulama ve önlemler. Aşağıda belirttiğim arı hastalıkları ve tedavisi, tecrübem ve bilimsel açıklamalar doğrultusundadır.

En basit arı hastalığı ‘Kireç Hastalığı‘ dır. Bu hastalık özellikle, petek gözlerinde olan ve sırlanmamış larvaların, beyaz taş şekline gelmesi ile olur. Nedeni ise; soğuk ve serin günlerde üşüyen olgun arılar, larvaların olduğu petek yüzeylerini terk eder.  Olgun arının sıcaklığından mahrum kalan larvalar üşür, donar ve kireç şeklini alır. Tedavisi: Üzerinde arı gezinmeyen petekleri alıp, strafor ile sıkıştırıp, bol şerbetleyin,

Diğer bir şekil ise, petek içerisinde kapalı gözlerde olgunlaşma seviyesine gelen bebek arılar, arıların çekilmesi nedeniyle üşümüş ve kimisi başını dışarıya çıkartmış şekli ile ölürken kimisi de  kapalı gözün kapağını bile açamadan ölür. Dışarıdaki arılar hem bu tip hem kireç şeklindeki ölüleri dışarıya atarlar. Yavru atımı ve kireç hastalığı; Adi yavru çürüklüğüne girer.

Avrupa ve  Amerikan Yavru Çürüklüğü  hastalıkları için:  Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular ; 10. maddesine bakınız. Bu satır ile yukarıda belirttiğim hastalıklar, Arılarda  Bakteriyel hastalıklar gurubuna girdigi belirtilmektedir.

Kovanlarınızı; devamlı ıslak olan, su sızan ve akan toprak üzerine koymamaya dikkat ediniz. Çünkü bataklık durumunda olan bu yerde her türlü bakteri yaşar, arılarınıza bulaşır, eliniz ve malzemeleriniz vasıtası ile de kovana taşırsınız. Diyeceksiniz ki; arının kendisi gitmez mi? gider ama siz tedbirinizi alın.

Eldiven ve malzemeleriniz bir şekilde pislendi ise, her daim ve her seferde, çamaşır suyu karışımı dezenfektan içine sokup çıkartamazsınız. En basitinden; biraz alevleyeceğiniz körükten çıkan alev üzerinde eliniz, eldiveniniz ve malzemelerinizi gezdirir iseniz, dezenfektan yapmış olursunuz. Eldivenlerinizi çamaşır suyu ile temizlemeye kalkarsanız, kuruduğunda çeker ve dikişleri kopar. 

Nosema, soguklardan dolayı dışarı çıkıp def-i hacet yapamayan arılarda görünen bir hastalıktır. Kakası özellikle kovan üzerinde, yuvarlak ve ishal şeklinde görünür. Ayrıca diğer bir belirtisi ise; arı (fazla) uçamaz.  Büyük kanatların altında ki küçük kanatların, bitişik olması gerekir iken, küçük kanatlar ayrık ve aşağıya doğru düşmüş görünürler.

Nosema ve varroa için; timol esanslı 1 lt kekik yağı suyunu, (marketlerde satılır) 8 lt şerbet içine karıştırıp kovanın gücüne göre şerbetliğine  8 – 10 gün içerisinde 3 kere dökerek veriniz. Veya  aktar ve eczanelerden alacağınız 20 ml timol esanslı kekik yağı eksratından igne enjektörü ile çekeceğiniz 2 ml kekik yağıni  5 lt şerbete karıştırıp arının gücüne göre 1 – 2 su bardağını paylaştırın. Bu işlemi, 3 gün ara ile 7 kez tekrarlamaniz iyi olur.

Bu arada bir düşüncemi de sizlerle paylaşmak isterim. Arıları kontrol ederken çitaların ve kovanın içinde olan propolisi sıyırıp, istersek alıyoruz veya atıyoruz. Şayet propolisi ihtiyacınız için almayacaksanız, sıyırdığınız propolisi gelişi güzel atmayınız. Temiz bir taş, ağaç, dal veya başka bir yere sıyırınızki Arı, sıyırdığınız propolisi tekrar toplamak için uzaklara gitmesin. 06.2013