Bal; en çok hangi ayda alınır neden ve nasıl?

06.2017 – En çok bal alım konusunda Sayın Muhsin Doğaroğlu hocamızın salık verdiği uygulama şekline göre (1 – 10)  Mayıs ayı başında zayıf kovan içerisindeki üzeri full derecesinde kapalı ve kapanmakta olan çitaları, bal alınacak daha kuvvetli kovan içindeki arısız ve günlüksüz çitalar ile yer değiştirip bu kovana vermeliyiz. Yerleştirdiğimiz çita  içindeki larvaların olgunlaşması için 20 gün kapalı; 20 günde genç arı = 40 gün (20 Haziran) sonra  25 güne ulaşacak tarlacı arını olur.  Bu arılar vasıtasıyla, daha çok bal alacağımızı vurgulamışlardır. Haliyle kapalı çitası alınan kovanlar en iyi şekle göre, yerinde sayacaklardır.

Çok bal alımları Haziran – Temmuz ayıdır. Bu aylar, kovanların bulunduğu bölge ile kovanın gücüne göre 10 – 15 gün öncesi veya sonrasına kadar Bölge ve kovan kuvvetli olursa, Ağustos ortasına kadar devam eder. Şayet bölge ve kovan zayıf ise, temmuz ayının ortasından itibaren arı getirdiği balı yemeye başlar.

Bu kötü gidişatın önüne geçe bilmeniz için çare şu. Kovanın gücüne göre  her 4 güne bir 2 – 4 su bardağı kadar şerbet verin. Dikkat ediniz. Şerbetliği doldurun demiyorum. Azar azar, yeterince verin ki arı, getirdiği balı yemesin, şerbetide peteklere doldurmasın. Ben son üç senedir bu işlemi uygulayarak geldim. İlave bir bilgi olarak; Bu sefer Muhsin Doğar hocamızın tarifinin tersi olarak; Haziran – Ağustos arası aylarda ise; bal alacağınız kovan içerisindeki Günlüklü ve kapalı yavrulu çitaları; Arısız olarak bal almayacağınız kovanlara dağıtınız Ki, bal alacağınız kovanda fazlası ile tarlacı arı oluşsun.

Biraz zahmetli olacak ama bal almak istiyorsanız şunu da yapa bilirsiniz. Bal almayacağınız diğer, aynı kovanlarda olan çitalı arıları ANASIZ, kaçırtmadan boş bir kovana koyup, kapatıp 5 km uzağa götürün. 3. günün akşamı tekrar aynı yere getirip, bal alacağınız kovan içerisine Koku vermenize gerek olmadan, çitaları ile birlikte koyun. Petek üzerinde kapalı yavru var ise, sadece petekleri uygun gördüğünüz kovanlara dağıtın.

2014 yılında, 12 kovanımın altısından aldığım 40 kğ balın kalitesini öğrenmek  yaptığım için ne derece doğru – yanlış olduğunu bilimsel olarak kıyaslamak, bilmek ve bundan sonrası için yönümü bilinçli bir şekilde tayin edebilmek maksadı ile, bir miktar balımı alıp Konya İl Tarım Müdürlüğünün Gıda tahlil laboratuvar’ına gittim. Maddi olarak gücümün yeteceği  en az 5 çeşit analizi yaptırıp, diğer masraflarım hariç 175 TL ödedim ve sonucu aldım. Sonuç, diğerlerini yazmıyorum 1000 gr balımda ki şeker miktarı 0,59 mgr yani 1 gr bile değildi. Kaldı ki devletimiz, 1 kğ / 1000gr bal içerisindeki 50 gr toz şekeri şerbetini normal görmektedir. Buda,  % 20 şeker oranına tekabül eder. Aklınızda kalması için:

Sayın arkadaşım, Temmuz ayında çitalarını kontrol et -tin. Baktın ki, daha öncesi nektar alacağın  – çitanın şu gözünde bal vardı ama şimdi kalmamış üstelik dahada gerilemiş, ise: Ben – Bolca şerbet verin demiyorum. Demem. İnsanları kandırmayın. Ama şunları da iyi bilin ve yaptığınız işi salgaramaya değil, bilerek yapın.

Temmuz – Ağustos ayında çok bal ala bilmek için: Her 4 güne bir kovanın gücüne göre 2 – 4 su bardağı şerbeti veriniz.  Antalya da pürem balı alacaksanız, aşağıda ki fikrimi uygulamanız halinde çok bal alma imkanınız olacaktır.

Akdeniz bölgesine gideceğiniz vakit, kovanın durumuna göre 1 – 2 tane FAZLADAN boş petekleri en sona koyup, sağlamlaştırınız. Denemek için yaptım ve semeresini gördüm. İnanın – inanmayın: 2013 yılı  Kasım ayında 1.5 peteklik arıdan % 90 nektarlı, 2 petek  ballı çita aldım. 11 kovanımdan az – çok 24 çita aldım. Aldığım nektarlı peteklerin hepsi, daha önce fazladan koyduğum, BOŞ PETEKLERDİ. Bu neye bağlı? Kovandaki tarlacı arı sayısına, hava şartlarına, bitki durumuna ve Allahın iznine.

Her türlü olumlu şartlar altında  Akdeniz   bölgesinde  4 kere bal hasadı almak mümkündür.  a Narenciye (mart – nisan)  bMeyve, mera çiçeği, arı otu ve kara buğday balı (nisan – mayıs)  cSusam (ağustos -eylül) d  Pürem, boynuz, sünemit ve Çam balını, (ekim-kasım) aylarında  almanız, mümkündür.

1 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında ise sadece ve sadece 5 kere şerbet verdim. Bu işlemin ve kazancın kötü tarafı ise;  Ağustos ayından sonra varroa mücadelesinin muhakkak yapılması gerektiğidir. Bu sefer her türlü varroa ilacının da çita ve bala olan olumsuz etkisini unutmamak, gerekiyor.  Haliyle bu yazdıklarım, aşırı yağmurlu geçmeyen aylar içindir. Sizlere faydalı olabilmek isterken – ben yazayım gerisine karışmam demem, benim ahlak anlayışıma ters düşer. Fikrimin iyi – kötü tarafını da yazayım ki, okuyan ve uygulayan yaptığını bilerek yapsın.  11.2015

İlaveten şunu hiç unutmayın: Çoğu bölgelerimizde,  temmuz ortasına kadar kovanda birikmiş nektar; arazide nektarlı bitki az ise; bu aydan sonra azalmaya başlar. Bu bir gerçek! Bal sırlansın, nemi gitsin deyip oyalandığınız zaman; Ağustos ayının başında göreceksiniz ki; birikmiş olan balınız; yarıya inecektir. Hiç oyalanmayın, petek gözlerinde balın çoğaldığını gördüğünüzde balı, süzün. gelecek nektar yine gelsin….02.2017

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.

Bu yazımı ilk kez 2013 yılında face üzerinde paylaştığım da sitem, hacklenmiş ve iki ay süre ile, kapalı kalmıştı.

11.2015 – 1978 yılının başında kurulan CHP – Azınlıklar Hükümeti Başbakanı Bülent Ecevit’e  ( ABD kuruluşu) Dünya Bankası bir rapor, diğer bir tabir ile  ’emir’ name  gönderiyor. Emir namenin içeriği özetle:  – T. C. ve Hükümeti olarak, elinde bulunan tüm devlet fabrika ve kurumları özelleştirecek ve satılması için kanun çıkartacaksın. -Devletini ve milletini seven, savunan bir devlet adamının yapması gereken bir anlayış ile, hatası olsa bile devlet ve milletini savunmaktan geri kalmayan Ecevit,  bu emirnameyi kabul etmiyor.

Yine yıl, 1978 sonu veya 79 başları. Zamanın ABD büyük elçisi başbakanlığa çıkıp, gerekçesini (benzer şekilde) açıklayıp: Sayın Başbakan; Edindiğimiz bilgiler  doğrultusunda S.S.C.B. de bazı askeri hareketlilik var. Bu durumu daha net öğrenmek istiyoruz. Bunun için İncirlik Üssünden U2 casus uçağının kaldırılıp; Sovyet (Rusya) toprakları üzerinde keşif yaptırmak istiyoruz, bunun içinde izniniz gerekiyor, der.

Not: 17 Haziran 2017 tarihli Hürriyet Gazetesinden Süleyman Demirel’in hatıraları: S.S.C.B başbakanı Kosigin bana – ‘Ülkenizden kalkıp bizim askeri yerlerimizin fotoğraflarını çeken uçaklar var. Sizin bu fotoğraflara ihtiyacınız varsa hemen göndereyim, değilse lütfen ülkenizi kullandırtmayın.’  Evet; sadece bu satırda yazılanlar, yazdıklarımın tescilidir

1960’lı yıllarda aynı niyet doğrultusunda İncirlikten kaldırılan  U2 casus uçağı’nı fark eden S.S.C.B. uçağı havada iken imha edip, pilotunu canlı yakalayıp, Türkiye’ye  “Ultimatom” veriyorlar. Uçak, kime hizmet ederse etsin sonuçta Türkiye’nin izni ile Türkiye’den kaldırılmış. Rusların hedefi de  haliyle; Türkiye oluyor.

Bu durumu, O günden bu güne gelmiş – geçmiş bütün hükümetler biliyor. Hal böyle iken,  ABD’nin isteklerini kabul edip;  Türk Devleti ve Milletini kan revan içinde bırakmayı  göze almanın en kibar yolu;  ‘Uşaklık’ tır. Ecevit ise hiç bir zaman, makamının devamlılığı ve şahsi çıkarları için -geçmiş örneklerinde de  olduğu gibi- kabul etmemişti. Vay! Sen’misin bu emri yerine getirmeyen!

Şimdi yazacaklarımı; Elinizi vicdanınıza koyarak okuyun ve değerlendiriniz.

Sene 1979. O günün şartlarında;  Bir hafta;  Üç gün önce hatta ‘O’ gün  -o zamanın bakkallarında- market ve toptancılarında, petrol ofislerinde olan her türlü yiyecek ve petrol dahil yakacaklar bir anda yok oldu.  Nasıl yok oldu? Dışarıdan getirilen petrol gelmedi – gönderilmedi.  Rafineri çalıştırılamadı. Evlerde tüp gaz bitti.  Ampul, çay, şeker vb her türlü katı ve sıvı yağın imal edildiği yerler, üretimi bıraktı veya stoka yöneldi, toptancıya erzak verilmedi. Toptancı bakkallara nakliyatı kesti. Motorlu araçlar, petrol olmadığı için çalıştırılamadı. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, bu gelişmelerin nedenini -bilmemesi mümkün değil- çok iyi bildiği halde, kendi menfaati doğrultusunda;  ‘Parsayı toplamasını’  çok iyi bildi.

Size soruyorum!  Bir ülkede bu tip bir olayın olması için;  Top yekün bir savaş, salgın bir hastalık, tüm ülkeyi etkileyen bir deprem vs, vs, olması gerekmez’mi??  Ne oldu’da  her şey bir anda yok oldu! Ve, Ne oldu da  her şey bir anda meydanları, tezgahları doldurdu? Cenabı Allah , yedi göğü aralayıp nimetlerini bize mi gönderdi? Ne oldu?

Evet  Allah huzurunda, kulunun karşısında elinizi vicdanınıza koyacağınız yer, bu sorumun cevabıdır.

Ve 1979 yılı  5 Aralık günü,  milletvekili ara seçimleri yapıldı. Adalet Partisi 5 milletvekilinin tamamını kazandı. Ecevit aynı akşam saatlerinde istifa etti. Ecevit ve CHP’ye ad konuldu: Ecevit (CHP) demek, yokluk demektir!  Ne yazık’ki; (dış devletlerin isteklerini emir addedenler ‘yardımcı kuvvetlerin’ desteği ile kahraman olarak gösteriliyorken)  ABD’nin isteklerini yerine getirmeyenlerin hali, bu oluyor. Acaba bu gerçekleri halkımızın ne kadarı biliyor. Ecevit in istifasının hemen sonrasında, Türkiye de her şey bulunmaya başladı !!!

1980 yılı Ocak ayında, dışarıdan destekli Adalet Partisi Hükümeti güven oyu aldı. Başbakan  Süleyman Demirel ile 1966 yılından beri tanışık olan ve bir ara ABD de bulunan Turgut Özal; Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT müsteşar vekilliğine getirildi. Bu ikilinin  yaptığı en büyük tasarı ve kanun ne olmuştu dersiniz! Dünya Bankası üzerinden ABD’nın istediği, Ecevit’in kabul etmediği;  Devlet mallarının satılması emrini;

24 OCAK KARARNAMESİ ADI İLE KABUL ETTİ!! Bu kanun, hükümet olmanın ‘diyeti‘  idi diyeti.

Heyhat’ki  O Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan ” Ağır Sanayi” hamlesinin  babası sayılır, idi.

Evet tüm kamu mallarının satılma sebebi; ABD ve Dünya Bankası  İSTEDİĞİ (AB ülkeleri desteklediği) İÇİNDİR. Sıra, bu satışların halka anlatılmasına, halkın kandırılmasına gelmişti. Özellikle özelleştirme gayretinde olan hükümetlerin, halkın ağzına öyle bir sakız vermeleri gerekiyordu’ki, halkın  ağzından düşmesin. O  ‘sakız‘ hemen bulundu. FABRİKALAR , ZARAR EDİYOR.!

SONUÇ : Ecevit Hükümeti gitti, ertesi gün her şey ortaya çıkmadı mı! çıktı. Her şey bollaştı. O günler için Ecevit’i  yargılayanlar, hala yoklukların nedenini anlamadınız mı?

Burada bir parentez açmak istiyorum: 1999 – 2002 yılları içerisinde yine Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP – ANAP –  MHP  hükümeti ve üyelerinin birbirlerini yemesinin nedeni ne ola ki! Gayet basit :

Ecevit in, 1978 – 79 yıllarında Türk Milletinin  ekonomik geleceği için ABD  ye karşı çıkmasına neden olan emirlerin benzeri, 1999 – 2002 yılları arasında tekrarlandı. Bu seferki emirler ise Türkiye nin güvenliğini ve bütünlüğünü tehlikeye sokacak türdeki  emirlerdi. Emirlerinin Ecevit tarafından yine kabul edilmeyişi,  üstüne üstlük Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri doğrultusunda, Kuzey Irak topraklarında ABD ve Kürtlere karşı MEŞHURKırmızı Çizgi ” ni çizmesi,  ABD ye – REST demesi, ABD nin işine gelmedi. Rest’in sonunda Hükümet içi ve dışında ki ABD nin yerli ve ‘Türk malı’ iş birlikçilerinin de katkıları ile bu 3’lü Hükümet, gitti. Yerine ABD -CIA eliyle kurulduğu söylenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) geldi. İşin garip tarafı! bu milletin,  milletini ve devletini düşünen bu gariban lidere -iş birlikçilerin ağzı ile, nahoş bir yakıştırmanın yapılması, gecikme di.

TÜRKİYE’DEKİ  TÜM  KAMU  MALLARININ SATILMASININ –   ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN  NEDENİ;  ZARAR  ETTİKLERİ  İÇİN  DEĞİL;  ABD  ( AB ) VE  DÜNYA  BANKASI  İSTEDİĞİ  İÇİNDİR.

İddia ediyorum; Seydişehir Etibank Aluminyum Tesisleri şayet, zarar etti diye gösterildi ise, bunun nedeni hiç bir zaman için halka kabul ettirildiği şekli ile, işçi olmamıştır.

Devlet; – Bu fabrika-lar- zaten satılacak, elimdeki parayı neden harcayayım, dedi. Elzem olmayan bir ünitenin haricindeki her hangi bir makinayı yapmadı. Fabrikaların kümülatif veya kısmen yenilenmesi için yeni yatırımlar  yapılmadığı gibi, ellerinde -elimizde- olan makinalar peyder pey satıldı. Ayrıca, fabrikaların imalatı olan üretim-ler- satılmayıp, yeni gelecek ‘patron-lar’  için bekletildi. Kamu iş yerlerinde bunlar yapıldı. Bir örnek vereyim. Bu fabrikanın satılacağı günlerde, tonlarca külce alüminyumlar satılmadı, biriktirildi. Gelene bu milletin hakkı peşkek çekildi. Bir şey daha; Seydişehir Eti Aluminyum satıldıktan sonra, alıcı firmanın yaptığı ilk işlerden biri; Alümina Döner Fırınlarının, Beş (5) milyon $’ra yenileştirmesi olmuştu. T.C., bu parayı veremez’mi idi? Fabrika-lar-, bunu veremediği için’mi satıldı!

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti. Neden?  Devlet ve milletin zararına satış yapıldığı için!  Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (AKP Hükümeti Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.  Kaynak: Meltem Tv

1980 – 1990 yılları arasında Türkiyenin her tarafındaki bir çok Kamu fabrikalarının  hemen her türlü işleri; Seydişehir Eti Aluminyum Fabrikasında yapıldı, yaptık. Kazanca kazanç katıldı. Nereden’mi  biliyorum!  O işleri yapanlardan biride, ben idim. Hal böyle iken fabrika; – zarar etti. Evet, halkın onaylayacağı ve ağzından hiç eksik etmeyeceği sakız hemen milletin ağzına verildi. Kamu zarar ediyor! Peki, gerçek anlamda zarar ettiren kim?  Bunu sormak, halkın aklına gelmiyordu.

Halkın -oluru ve desteği, sakız  sayesinde  daha önceden alınmaya başlanmıştı. İş  -penaltı noktasındaki topa vurmak kalmıştı. Başbakan Erdoğan’ın,  Fabrikanın satışı konusunda  fabrika sahasında yaptığı konuşma, bazı işçi arkadaşlarca alkışlanmıştı. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Ve peşkeş, bu “ALKIŞLAR”  arasında kabul edildi. Neden? Bana göre bunun 4 nedeni var.

Devamı; ”  Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir   ”  bölümünde.  02.11.2011     Mecit  ALBAYRAK

Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular.

11.2016 – Aradığınız sorunuzun cevabı veya benzeri yok ise, en sondaki yorum kısmına sorunuzu yazınız. Cevabınızı vereceğim. İlaveten, sayfama gelen bazı sorularınızın cevabını, uygun kısma ilave ediyorum.

Bilim çevrelerince açıklanan  bilgi dahilinde, Dış hava sıcaklığı 14C’ altına indiğinde, kovandaki arıların yumak olduğu belirtilmektedir. Arının yumak olması, dış sıcaklığın 14 C’ altına düşmesi ile doğrudan alakalı değildir. Burada ölçü; RÜZĞARDIR.  Arıcı arkadaş, ben ZEMHERİDE Konya ilçesindeki arılarıma baktım – bakıyorum. Dış sıcaklık + 4 ile 10 ‘C arasında idi.  Kovandaki arılarım yumak olmadığı gibi, ben arılığıma gittiğimde, uçuşan arılar bile vardı. Ve bütün kovanlarımı, çitalarımı elden geçirip, boş çitaları aldım, balı az olanlara ilave koyu şerbet  ve varroa tütsüsü verip geldim. Aynı şartlarda, istiyorsanız sizlerde baka bilirsiniz. Bilginiz olsun. 12.2015

Arıların, zemheri girişinden itibaren çiğdemlerin açtığı ana kadar rahatsız edilmemesi ön şarttır. Rahatsız edilirlerse, arı yok olur!!. Hayır yok olmaz sadece bir bölümünün erkenden ölmesine ve gereğinden fazla bal yemelerine neden olursunuz. Mecburen şerbet vermeniz gerekli ise dikkat etmeniz gereken şu: Dışarıda arı olsun olmasın Şerbet vereceğiniz kovanın Örtü tahtasını veya bezi hafifçe kaldırıp, sarsmadan arılara bakınız. Arılar ip yumağı gibi birbirine sarılmış, üzüm salkımı gibi olmuşlar ise, kesinlikle arılara dokunmayın. Arılar petek üzerinde geziniyor ise; oyalanmadan hatıl veya örtü üstü şerbetliğe,  şerbeti döker, boş çitaları ala bilirsiniz. 12.2015

1960 yılı öncesinde ülkemizde gezgincilik yapılmıyordu. Kafkas, (Orta) Anadolu, Muğla, Suriye, Kıbrıs ve İran arısı ırkları, ismi yazılı bölgelerde, yaşamakta idiler. Bahsedilen yıldan sonra adı geçen arı ırklarının safları, yok oldu.  Şimdi üretilen ana arıların ana tarafı % 80 Kafkas, %20 erkek Muğla arısı melezidir. D. Anadolu ve Kara  Denizde Kafkas; İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve G. D. Anadolu bölgemizde, Kafkas anasının yerli arılar ile yaptığı melezlerin, başarılı olduğu belirtiliyor. Artvin, Camili bölgesinde  üretilen damızlık Kafkas arılar Kara Deniz ve Marmara bölgesine, Posof bölgesinde yetiştirilenler ise diğer bölgelere gönderiliyor. Saf Anadolu ırkı  Ana arılar ise Kızılcahamam Kırkırca Köyü üretim merkezinde üretiliyor. Kaynak: Macahel Arıcılık.

Samsun 19 Mayıs Ün.  Prof  Syn Ahmet Güler’in Bereket Tv açıklamasına göre ; Arı sütü üretiminde İtalyan arısı, kafkas arısından daha iyi ayrıca Avrupa da verimli arı ırkı olarak Karniol’un tercih edildiğini belirtmişlerdi.

1 –   Ana arı hakkında bilinmesi gerekenler : 11.2015 – Ana arının bilinen 3 adı var: Ana arı, Kraliçe arı veya arı beyi.  Arıcı olarak bizlerin en büyük sorunlarından biri, ana arı dır. Bazen kendi kendime: Bir anlıkta olsa şu kovan içerisinde ben arı olsam ve bu hallerini öğrensem, derim.  Allah bilir; cenazemin kovanlıktan geleceğini bilsem, yine arılarımın yanına giderim.

Kovan içerisindeki Ana arı, kovanın her yerini gezer. Genelde yeni kabartılmış günlük atımına hazır taze petekler ile daha önce atılmış günlüklerin olduğu petekler üzerinde bulunur. Yeni doğan ana arının boyu  ≈ 12 mm ile 18 mm arasında değişir. Olgun hali 25 mm kadar uzar. Genç ana kısa ve şişman, eski ana zayıf uzun boylu olur. Kovanı dışından 2 – 3 kez  ‘tık’ layıp kulağınızı kovana dayayın, kovan içinde kısa bir uğultu olursa, ana var. Uğultu uzun olursa, ana yok demektir.

Kovana ham çita verdiniz. 1-2 gün sonra kontrol ettiniz. Petek üzerinde önlü arkalı bir kaç tane boş ağzı açık meme kapcıklarını görürseniz; bu kovanın anası yok veya işe yaramıyor, değiştirecekler demektir. Ana arı her hangi bir nedenle telef olur veya işçi arılar tarafından işe yaramadığı için öldürülür.  Ana arı hakkında geniş bir açıklamalar yapar isek:

A –  Çiftleşmiş ama günlük atmamış veya çiftleşmemiş  ACEMİ Ana arının olduğu kovana, başka kovandan eski arı silkelemeyin.  Arısız bile olsa, içinde günlük ve kapalı yavrusu olan çitayıda, koymayın. Arısını silkelediğin  kovanın arıları, analı idi. Bir bakacaklar ki, yavrusuz analı kovana gelmişler. Hemen – Bu ana kim, işe yaramıyor, diye saldırırıp; anayı öldürürler.  Ayrıca; İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası olan  veya olmayan  kovana, dışarıdan ÇİFTLEŞMEMİŞ ana vermeyiniz. Ayrıca anası, günlüğü ve kapalısı kalmamış yaşlı tarlacı arılı kovana da, kafes içerisinde bile olsa çiftleşmiş ana vermeyin -mecburiyet hariç O zaman 3-5 gün bekletiniz-. Kafes içerisindeki ana ile beraber kovan içerisine, üzerinde kapalı ve günlüklü  gözleri olan bir çita ile birlikte koyunuz. Veya, günlüğü var ama kapalısı olmayan kovanada, başka kovandan arı silkelemeyin.

B – Kovanı böldünüz; petek içinde günlük var ise; dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin bölüp, hazır ana verdiğiniz peteklerde günlük olmasın. Hazır ana verecekseniz, 8 gün bekleyin tüm memeleri temizleyin ve kafes içerisinde ana veriniz.- Bu güne kadar kovanın anasını değiştireceğim de, eski anayı öldürüyor veya dışarıya alıp, bu kovanı 2 gün anasız bekletip, kafes içerisinde yeni çiftleşmiş ana veriyordum. 13.4.2014 pz günü –  3 çita olarak böldüğüm ve petek üzerinde günlük ve kapalısı olan kovana, -arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kek yenilmiş, işçi arılar çıkmış, ana ise kutu içerisinde geziniyor. Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ananın telini tekrar raptiyeleyip aynı yere koydum ki, iyice alışsınlar.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler.

C – Hazır ana vereceğiniz kovandaki, günlüklü çitaları arısız ve geçici olarak başka arılı kovana koyup, kafes içerisindeki anayı koyup 2 gün bekleyiniz. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. 

C 1 – Herhangi bir kovanın anasını, herhangi bir sebeple aldınız dışarıya veya başka bir kovana koydunuz. Tekrar eski yerine koymanız gerektiği zaman en geç 2 gün içerisinde, kutusuz vere bilirsiniz, Aynen kabul ederler.  Yalnız çita üzerinde gezinen anayı bir süre takip edin, uzürine çullanan  olursa  O arıyı öldürüp,  tekrar takip edin, serbest olduğunda iş tamamdır.

D – Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaları üzerinde açık – kapalı 10 adet meme vardı. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim. Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını, ancak kendi bilir. Buda bir tezatlık.

E – Ana arınız yok, ana yaptırmanız lazım. Ya satın alacaksınız veya petek içinde günlük olan çitaları, anasız kovanda bulunduracaksınız. Günlük yok ise, ana memesi olmaz.  Ana memesi yaptırdınız. Ana veya analar çıkmış. Kovandan bir ses geliyor!!(ııııııııııı) diye. Bu ses Ne demek?  Bu sesin 1. amacı, Ana arı kovana kendini duyuruyor. Ben burdayım.  2. Bir şekilde arıcı veya başka bir sebeple ana arının ayak, kanat yeri bir yere sıkışmış. Ana Can derdinde.  3. Kovan içindeki iki ana arı, kovan hakimiyeti için ölümüne savaşıyorlar.  Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayınız,  müdahale etmeyiniz. Sağ kalan, kovanın anasıdır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuz da,  bu anayıda arılar öldürüyor. -yaşadım-

F – Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde  arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Orta yerinde ana arı olabilir. -var ise – Elinizde fazla tutmadan ve sıkmadan hemen alıp veya alamıyor iseniz; kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkacaktır. Kovana koyunuz.

G – Kafes içerisinde hazır ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacak iseniz : Ana Kafeslerini, örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile koyup, şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir. Yalnız burada dikkat edeceğiniz nokta: Bazı arılar kıyıcı olur, O tip arılı kovanlara  koymayınız.

H – Kovanı açtınız, çitalara bakarken ana arının uçup gittiğini gördünüz. Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, ≈ 1 saat bekletiniz.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana yakın yere gitti ise gelecektir – gelebilir. 2011 yılında iki tane ana nın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? Ana daha tazedir çiftleşmemiş veya yeni çiftleşmiş ama günlük atmamıştır. Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden ise sakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtarırsınız ana, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider…Kalırsa, zaten ölecek.

I – Başka bir kovana arılı çita vereceğinizde dikkat ediniz, ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanınızda, anasız kalır. 04.2016

İ – Ana arıyı satın aldınız. Çitalarda günlük yok ise; Kafes içerisinde anasız kovana koyup, En az 2 gün kapalı şekli ile kalmalı. Daha sonra kek tarafındaki teli açıp tekrar aynı yere koyunuz. Kovandaki arılar keki bitirdiklerinde ana arı ile temasa geçerler. Kafesi kontrol ettiniz, ana çita üzerinde geziniyor ise, hayırlı olsun. Veya, çita gözlerinde günlük var ise; bu geçen  3 – 5 gün içerisinde ana memesi yapmaya başlarlar veya yaparlar. Bu durumu gördünüz. Hemen anayı kutusunda dışarıya alınız. Öldürürler. Yinede bu kafesteki anayı verecek iseniz, 5 gün daha bekleyin. Bu süre zarfında kafesteki anayı güneş görmeyen az sıcak bir yerde bekletiniz. Arada bir, parmak ucunuzla tel üzerine su sürünüz. 5 gün sonra yapılan bütün memeleri sıyırıp anayı tekrar aynı yere telli şekli ile koyunuz. 2 gün bekletiniz. Meme olmadığını anladığınızda, telin ağzını açıp, keki kalem ucu ile hafifçe oyup aynı yere koyunuz.

J – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayınız. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım)

K – Eylül, ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun, anası yaşlı ama sağlam olan kovanın anasını öldürüp, başka bir kovanla birleştirmeyin. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin kurtarıcınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, kovanın arılarını başka kovan ile birleştir. Ayrıca, yeni ana aldınız. Ana başlangıçta normal günlük atmış. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Olabilir. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten sonra, garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

L – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. 2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  🙂 . Öldürmeye elim varmadı.   Tamam, ana günlük atmıyor – atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  –illa bu böyledir demiyorum ama, !! –  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı.

M –  Ana arıyı normal şartlarda kendiniz yaptırırsınız. Nasıl? Bunun için fazla beklemeyiniz. -sahte anaya gitmemiş- anası olmayan kovana, İçinde günlüklü kapalısı olan arılı veya arısız 1 – 2 çitayı, koyunuz. Veya gözünüze kestirdiğiniz kuvvetli bir kovandan, arılı  günlüklü iki çitayı başka bir (ruşet) kovana koyup buradan 4 – 5 km uzağa götürünüz. Burada, ana memesi yaptıracağınız kovana 4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz. Bu süre zarfında bol arı sütlü ana memesi oluşacaktır. Böylece bu kovanın YENİ anasını yaptırmış olursunuz.

N – Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayınız. Sahte ana, ana memesi yapılmasına müsaade etmez, hazır ana bile  vermeyiniz. İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni anayı sahte ana, öldürür. Zaman ve arı kaybedersiniz. Yapacağınız en temiz, en kolay yöntem: Önce kovan içindeki tüm arılı çitaları dışarıya çıkartınız.   Çita üzerindeki tüm arıları aynı kovana silkeleyin. İçinde günlük ve/veya kapalısı olan çitaları  diğer kovanlara dağıtınız. Arı silkelediğiniz kovanda en küçük bir petek parçası kalmasın ve kesinlikle şerbet, bal vermeyiniz. Verirseniz, hemen dalak yaparlar ve sahte arı günlük atar. Bu çitasız arıları 2 gün bekletiniz. Sahte ana, ana olduğunu unutacaktır. 3. gün başka bir kovanlardan alacağınız, içinde günlük ve kapalısı olan 1 – 2 çita ile arının sayısına göre, ham temiz çitaları,  bu çitasız kovana koyunuz. Yalnız, çıkarttığınız eski çitaları koymayın.  Bu kovanı 4 gün, azar azar şerbetleyin. ki, arı sütleri bol olsun. b – Diğer bir yöntem ise,  Başka çok kuvvetli bir kovan ile birleştiriniz. Tercih sizin.

O – Çitanın alt ve yan kenarlarında açık, kapalı memeler var ise; bu oğul memesidir. – Ben oğul istemem, demekte geç kaldınız. Çitaların Orta iç kesimlerde olan meme, ana değiştirme memesidir. Bu meme şekli her kovanda ve her zaman olmaz. Siz her ne kadar bu memeleri bozarsanız bozunuz, O kovan oğula gidecektir. Bozmanız, sizin için zaman kaybıdır. Ya  arıyı 2 – 3 boş kovana bölünüz veya memeleri sıyırıp, diğer kovanlarla birleştiriniz. Yada bırakın oğula gitsin. Ayrıca, ilaveli kovanların ilave kısmındaki çitalarda meme var ise, hemen bozun.

Ö – Çıkan oğulu istiyorsanız, yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. I. ve 2. oğulda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup o yerden uzaklaştırınız veya anaları öldürün. Çıkan oğul, çıktığı kovana, dönecektir.

– Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakıp, üzerinde ana olan memesiz çitaları başka bir kovana alıp, 5 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar kendilerine yeni ana yapar ve çıkıp gitmezler.

R – Kovanlarınız sahil bölgesinde iken -portakal bahçesine yakın iseniz- nerede ise günlük petek işlenir. Bu durumda sadece haftada bir az şerbet veriniz. Çok verirseniz, iki çitalık arı bile olsa, oğul verir. İç bölgelere geldiğinizde ana arının günlük atımı azalır. Arılar fazla çalışmaz. Neden? Aynen insan gibi. Havanın soğuğundan – sıcağından   etkileniyor. Arının uçuş deliğini daraltınız. Serin hava girişi azalsın. Boş yerlere  Strafor  koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

S – Peteklere bakarken anayı gördünüz. Arılar ananın üzerine üşüşmüşler   bir yere salmıyorlar, ayaklarından asılıyorlar! Ne demek? Bu anayı istemiyorlar.Anayı değiştiriniz veya arıları başka bir analı kovan ile birleştiriniz.

Ş – İlk oğul ESKİ ANA ile çıkar. Kalan arı yeni çıkan anayı kabul etti ve yeni oğula gitmeyecek iseler, çita üzerindeki kalan diğer memeleri, ana veya arılar kemirir ve meme içerisindeki diğer anaları öldürürler. Veya siz yeni bir oğul daha istemiyor iseniz, diğer memeleri temizleyiniz. Çıkan oğula, ana arı günlük atıp, kapalısı oluncaya kadar şerbet, vermeyiniz. ( kimi arıcılar şerbeti verin, teşvik olur, diyorlar! denemedim)

T – Genç arının renkleri eski anaya göre  koyu parlak, boyu kısa ve şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar. Karın kısmındaki siyah halka sayısı ilk çıktığında ve kadar ise, 4 sene sonrada aynıdır.

U – Bal almak istiyor iseniz ilave dahil, 15 çitanın 12 de günlük ve kapalısı olmadan anayı aşağıya hapsetmeyin. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitalarıda ilaveye koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez. 04.2016

Ü – Ana arı, araziden gelen nektar ve polen azaldıkça, günlük atımını azaltır. Temmuz, ağustos aylarında azar azar şerbet ve elinizde olan polenden koloninin gücüne göre veriniz. Anası olmayan kovana şerbet verilmez. 05.2017

V – Anası olmayan arılar ile, kapalı havalarda veya karanlıkta açılan kovanın arıları, insana saldırır. Bal akım zamanında, mecbur kalmadıkça ana arı, değiştirilmez. 09.2014

2 –  analı – anasız arıların çeşitli şekillerde birleştirilmesi 11.2016 – A –  Anası olan İki kovanın birleştirilmesi, senenin hangi ayı veya günü olursa olsun, önce kovan ilavesi, gazete kağıdı ve koku verici bir madde lazım. Analı arı kuluçkalıkta olup önce bu arılara koku değiştirici sıvıyı çita üzerlerine sürünüz. Üzerine gazete kağıdı örtünüz ve ilaveyi koyunuz. İlave ve kağıt üzerine bir kaç noktaya bu kokudan sürünüz. Öbür kovandan aldığınız anasız arılı çitaları, ilave içine koyup tekrar koku sürüp, kapakları kapatınız. En geç 2 gün içinde arılar kucaklaşacaklar. 2 gün sonunda ilave altındaki gazete kağıdını alınız. İsteğinize göre ilavedeki arıları ilavede bırakın veya aşağıya indirip ilaveyi alıp, kapatınız. B –  En az 3 gündür   Anası olmayan arıları ise, kokusuz direk başka analı kovan içine koyunuz. Yalnız dikkat ediniz, birleştireceğiniz çita üzerinde ana memesi olmasın. C – Analı iki kovanın çitalı – çitası arılarını birleştireceğinizde, daha önceden hazırlayıp fıs fıs içine koyacağınız şerbet sıvısını, esas kovandaki son  1- 2 çita üzerindeki arıların üzerine bu şerbeti püskürtünüz, aynı şerbeti birleştireceğiniz öbür çita üzerindeki arıların üzerinede püskürtüp, esas kovan içine yavaşca koyunuz. Şerbeti emmeye çalışan arıların kokusu birbirine geçecek ve alışacaklardır. 2014

3ana arı yok veya sahte ana şüphesi var, anayı veriyorum öldürüyorlar, ne yapılır? : 11.2016 – yukarıdaki C, E, N maddesini okuyunuz.

4 – soru şu: diyelim ki kovan 10 adet ana gözü yaptı. hangi gözün ana olacağını arılar, nasıl ve neye göre belirliyor. 11.2016 – Ben bu güne kadar şu görüşe sahip oldum. Arılarda, aynen insanlar gibi. Birinin tuttuğuna diğeri karşı çıka biliyor. Her ana memesini yapan işçi arılar, farklı isteklere sahip ola biliyorlar. ‘bu benim anam, bu olacak  iddiasında oluyorlar. Geçen günlerde başıma geldi. Hazır çiftleşik anayı çita üzerine salıp takip ettim. Kimi arılar hiç bir tepki vermediği halde arının bir tanesi, direk anaya saldırdı. Hemen müdahale edip bu saldırgan arıyı öldürdüm. Arada bir ana üzerine yumulan arıları uzaklaştırdım. Ve ana serbestce dolaşmaya başladı. 30 dak, kontrol ettim.  Ve Çitayı kovan içi çitaların arasına koydum. Ertesi gün baktım ana, aynı çita üzerinde geziniyor.  Çitası ile birlikte  Buradan alıp başka bir yere koydum. tekrar ertesi gün kontrol ettim, sadece iki çita arasında kalmaya devam etmiş. 2 – 3 gün sonra tekrar kontrol etim, ana öbür çitalara geçmiş. Buradan şu sonucu çıkarttım. Bir gurup arının kabul ettiği ana arıyı, başka bir gurup arı kabul etmiyor. Kabul etmesi için zamanın geçmesi, karşı çıkan gurubun -Bu anayı kabul etmekten başka bir şansının olmadığını anlaması –  alışması gerekiyor. Her memeyi yapan arılar, gurup gurup. – Diyorlar ki; ben senin ananı tanımam, benim anam bu ! İlk ana yapılan günlük, ana oluşumunu tamamladığı zaman -ki bu ana istenilen şartlarda normal olmasa bile, memeden çıkıyor ve diğer çıkma durumuna gelen KELLİ FELLİ anayı, meme içinde öldürüyor. Kovan içinde 10 tane meme var hesabı ile devam ediyoruz. ilk 3 – 5 meme içindeki ana, dışarıdaki ana tarafından öldürülürken, diğer taraftan boşta kalan ve vakti saati gelen bir ana, dışarıya çıkıyor. Bu sefer ilk çıkan ana ile serbest kalan ana; birbirine saldırıyor. – dikkatinizi çekerim, bu yazdıklarımı 40 yıllık her usta söylemez belki çoğuda görmemiştir bile. -çevremde bu anlattığımı bilmeyen yıllanmış arıcılar bile var- İki ana  birbirine öyle bir kenetleniyor ki, ayıramazsınız. Ve bir tanesi ölüyor, sağ ve sağlam kalan ana kovana sahip olurken, diğer memeler tamamen, imha ediliyor. Başka bir örnek: Şuan, kovanlarımdan birindeki ana arının hiç kanatları kalmadı. Sağ ve günlük atmaya devam ediyor. 20 gün öncesi bu kovan arıları, kanatsız anayı değiştirmek için  iki tane meme yapmışlar. Hemde uzun meme. Daha sonra baktım, yapım aşamasındaki  memelerden biri, imha edilmiş. Diğeri sağlam idi. Daha sonrası tekrar kontrol ettiğimde, çıkma durumuna gelen sağlam meme, yandan kesilmiş. Kesen, eski kanatsız ana. Şimdi, kovandaki bütün arılar; kanatsız ananın olmayacağını bilmiyorlarmı. Biliyorlar. Ama, bu ana arıya sahip olan arılar ile öldürmek isteyen arılar var. Kanatsız anayı değiştirmeye kararlı Arılar, İlk imha edilen meme üzerine tekrar bir meme daha yapmışlar. bakalım ne yapacaklar. Şimdi, size yaşadığım iki örneği açıkladım, yorumu siz’LER yapın. 01.07.2016

5 – ağaç veya kaya kovuğundan arı nasıl alınır : 06.2017 –  İlk önce belirlediğiniz yerde, kovan veya büyük bisküvi kutusu, ballı petek, işlenik ve ham peteklerinizi,  körük, maske ve ham petek bağlama teli ve spiral hortumunu hazır etmelisiniz. A – Kayayı veya ağacı, kırma – kesme, hem arısını ve hem balını alma durumunuz yok ise, kovan veya bisküvi kutusunun arka tarafını delin. İçine ballı, işlenik hazır ve ham petekleri koyun. Kıvrımlı hortumun bir ucunu kovanın bu deliğine, diğer uçunuda, arıların girdiği deliğe sokunuz. Başka yerden girip çıkmasınlar. Kovanı uygun bir yere koyup, uçuş tahtasını açık tutunuz. Zaman içerisinde önce arılar sonrada ana arı, bu kovana gelecektir. B – Kesme veya kırma durumunda iseniz; BOŞ ve ballı çitaları, teli ve kovanı hazır ediniz. Arıları önce tütsü vererek sakinleştirin. Hatta, arıların çıkış deliğini bir müddet kapatınız ki, buradan çıkan arılar saldırmasın. Sonra yavaş yavaş ağacı veya kayayı kırıp, kesip arılara ulaşınız. Arada bir tütsü vermeyi unutmayınız. Dikkat ediniz arıların üzerine ağaç, kaya parçası gelmesin. O yerdeki petekleri keserek, üzerindeki ANA ve arıları ile birlikte boş çita içine aynen ham petek tutturduğunuz gibi ballı, günlüklü ve kapalı yavrulu orijinal petekleri koyup, çitanın dışından galvanizli teli dolayarak özellikle kapalı ve günlüklü yerleri ezmeden petekleri araya tutturup, kovan içine koyun. İşiniz bitince, kovanı aynı yere bırakınız ki dışarıdaki arılar bu kovana girsin. Rast gele.   12.08.2012 pazar  – 03.2014

6 – akdeniz bölgesinde ocak – şubat (mart) ayında arıya şerbet, kek verilir mi : 11.2016 – Bu bölgede her daim şerbet verebilirsiniz. Hava şartlarının uzun bir süre uygun olması halinde,  kek verilir. Yalnız yakınında arının içme suyu, olmalı. Böldüğünüz kovanlara ise kek değil, şerbet veriniz. 03.2014

7 – ana arı ızgarası hakkında: 11.2016 –  Ana arı ızgarasının; kovan içindeki balın az veya çokluğu ile direk bağlantısı olmayıp, bir noktaya kadar dolaylı yönden etkisi olur.  Ana arı, her ne kadar ‘feriştah’ bile olsa, işçi arının gözetimindedir. Tarlacı arı; nektarı veya şerbeti ana arı ızgarası olsa da – olmasa da Ana arının günlük atmasını beklemeden, boş bulduğu göze, bunları yığmaya başlar. İşçi arı, insan yada her canlı gibi, önce kendini düşünür. Ana arı ızgarasını koymanız; balın çok olacağı manasına GELMEZ. Ama ızgaranın, olumsuz bir etkisinin olacağı muhakkaktır. Şöyle ki; Izgara sayesinde koloninin gücünün zayıflayacağı; KESİNDİR. 07.2016

8 – antalyada  kışlık arı bakımı nasıl olmalı: 11.2016 –  Kars veya Konya da arıya nasıl bakıyorsan, Antalya bölgesindeki bakımda 1 – 2 küçük ayrıntı haricinde, aynıdır. Tek  fark  Antalya daki  bazı ‘Eşek Arıları’, İç Anadolu bölgesindeki arılara göre, daha uzun. Antalya bölgesine kovanlarınızı  getirmeden önce,  O bölgedeki kişiden yağmurların yağıp – yağmadığını ve kovan koyacağınız yerde eşek arısının olup olmadığını öğreniniz. Eşek arısı var ise imha etmek için uygun ilacıda yanınızda götürünüz. -mesela fıs fıs türü tüplü sinek öldürücü ve sıvı DDT, yi bir deodorant kutusu içinde bu arıları yuvasına püskürtünüz-

9 – antalyada ilk bahar bakımı ve erkek arının oluşma zamanı 11.2016   25 Ocak 2013  günü Manavgatta,  arıları kontrol ettim. Hemen hepsinde Günlük ve kapalı gözler vardı. Erkek arı sahil bölgesinde Nisan ayında, iç bölgelerde ise Mayıs ayında olur. Açacak olan portakal çiçekleri için kovanlarımı Serik’e götürdüm. 29 Ocak 2013 günü saat 10.30 da Serik – Gebizde, kovanlarımın başında idim. Hava açık, güneşli ve sıcaklık ≈ 17′ C. Yanımda Konya Şekerin hazır şerbeti var. Ben, çitaların boş olacağını düşünürken nerede ise bazı çitaların, full nektar ile dolu olduğunu gördüm. Haliyle bu nektar durumu, bölgeye göre değişir. Kovanlarımda günlük  yoktu. Bu durum, arının tarlacı gücüne ve hava durumuna göre, değişir. Sanırım günlüğün olmayışının sebebi, Manavgata göre daha soğuk ve tarlacı arıların nektarı bolca petek gözlerine koymalarından dolayı ananın, günlük atacak yeri kalmamış. Bu açıklamayı şunun için yaptım. Günlük atımı ve sonrası zaman içerisinde, kovanlarınızın bakımı her daim yapmaya hazır olmanız içindir. Ocak – Şubat ve Mart ayında arı, bulduğu poleni kovana alsın. 03.2014

10 – Amerikan  (AYÇ) Yavru Çürüklüğü: 11.2016 –  DİKKAT:  AYÇ hastalığı kanunen, il ve ilçe müdürlüklerine haber edilmesi gereken bir durumdur. A.Y.Ç. ve Av.Y.Ç. hastalığı; öncelikle ve özellikle peteklerin kendisinde ve kapalı gözlerdeki larvalarda oluşup, larvanın çürümesi ve nahoş şeklinde kokuşmasına neden olan, yayılmacı ve bulaşıcı bir hastalık türü. Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü açıklamasına göre yetişkin arılarda bu hastalık, her daim oluyor veya bulunuyormuş. Fakat bu hastalık mikrobunu vücutları, etkisiz veya azaltma yoluna gidiyormuş. Bu hastalığın çoğalma durumu ise, genelde yağma sonucu oluştuğu vurgulanmıştı.

Bu hastalığa 1 – 2 çita üzerinde cüzi sayıda yeni yakalanmış olan kovanın arılarını bir şekilde kurtara bilirsiniz. Ama, hastalığın her daim tekrarlanma ve başka kovanlara bulaşma durumu var. En bilinen temizlik şekli 5 lt su + 1 kg çamaşır suyu olacak şekli ile kovanlarınız dahil  tüm malzemelerinizin  bu su ile yıkanması şart.  Genel bir uygulama yapmak için ise: Hastalıklı olan kovanı akşam vakti alıp, en az 5 km uzağa götürünüz. Ertesi gün temiz boş bir kovan, fısfıs ve daha önceden hazırlayacağınız çamaşır sulu karışım ile,  4 lt şekerli şerbete, 50 gr Terramycine dökünüz. Orada arıları, anaları ile birlikte temiz kovana silkeleyin. Yavrulu yavrusuz tüm çitaları hemen orada kuytu bir yerde yakıp, gömünüz. Eski Kovanın her yanını, örtü tahtası, şerbetliği, kapağını ve tüm malzemelerinizi çamaşır sulu karışım ile yıkayın veya fıs fıs yapın. Kovanda kalan çamaşır suyu kokusu, arıların ölümüne sebep olur. Kovanı ve malzemelerinizi açık havada ve güneşte kurutunuz. İlaçlı şerbeti, temiz kovan içerisindeki -ana dahil- tüm arıların üzerine fısfıs ile püskürtünüz. Bu ilacı 3 gün ara ile akşam vakitleri 4 kere veriniz. İki gün sonra elinizde yeterli sayıda var ise hazır, yoksa ham çitayı koyup, orada şerbetleyip, bekletiniz. Arılarınız kurtulacaktır.  03.2014

11 –   arı çoğalmıyor, neden? 11.2016 – Her şeyden önce (başıma geldi)  A kovanından bir miktar arıyı, çitalı – çitasız olarak B kovanına  koydun   Ana arı, yavrularının başka bir kovana verilmesine razı olmuyor. Ve A kovanı istendiği gibi üremiyor. Ayrıca, Şu yazacağım şıklardan biri yada hepsi sorunuzun cevabıdır. Ana, günlük atmıyor veya azalttı. – Ana eski, değiştiriniz. – Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlükler üşüdü, arı çoğalamadı. Petek sayısını düşürün. – Yiyeceği nasıl? Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Kapalı yavru sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve orta yerlerinde iğne delikleri var ise, bir kaçına çöp sokunuz. Kahverengi sünen sıvılar var ise;  A.Y.Ç veya Av.Y.Ç. olabilir.  Arı çoğalmaz.  06.2014

12 – arı, kaç  çıtada kışlatılır: 11.2016 – Yıllanmış yada ahkam kesen arıcılar: İki çita arı seneye çıkmaz, deyip insanı korkutuyorlar. Önce şunu iyi bilin. Buz üzerinde çıplak ayakla gezen kişi, Allahın izni ile hasta olmaz iken, evde duran kişi, hastalıktan kurtulmuyor. Bu örneğe göre anası, bir avuç genç arısı, yiyeceği olan, varroa biti olmayan bir avuç arı, Mart ayına sapa sağlam çıkar. Ha şans! diyorsanız! O şans veya şansızlık 1000 kovan içinde aynıdır, bir avuç arı içinde. Siz şunu düşünün!. Ben bir avuç arıdan verim ala bilir miyim!! bunun hesabını yapın. Üç çita ve aşağısı olan arılarınızı, verim almak istiyorsanız, başka bir kovan ile birleştiriniz. Bir kovandaki çita sayısı (en az 5 çita) ve üzerindeki arı ne kadar çok ve kuvvetli olursa, o kadar  iyi olur. 11.2015

13 – arıcı maskesi ve eldiveni hakkında: 11.2016 –  Sayfama yazdığım yazılarımın % 80, kendi yaptık ve gördüklerimdir. Maskelerimizin önünde siyah elek var. saldıran arılar, ilk önce yüzümüze saldırıyorlar. Bunun nedeni, eleğin siyah olmasındandır. Ben kendi maskemdeki bu siyah eleği kesip yerine, beyaz pencere tülü veya çiçekcilerde  yapılan arajman çiçeklerini sardıkları elek cinsi tül geçirdim. Arılar yüzüme doğru daha az şekilde saldırıyorlar. Ayrıca, eldivenimin bir tarafına -üst- siyah deri cinsi bir parça yapıştırdım. Saldıran arılar sokmak, hıncını almak için önce bu noktaya geliyorlar. Saldırı olmaz ise, bir sorun olmaz. Tercih sizin. 07.2016

14 – arıların kovanı terk etme nedenleri ne olabilir : 11.2016 – Bilim çevresinin:  Bu konuda kesin ‘sebep şu’ diyemediklerini duydum. Genelde, çevrede yapılan bitki ve varroa ilaçlaması, deniliyor. Varroa için bir yaşadığım bir örnek vereyim. 2015 yazında 11 tane ana çiftleştirme kutusu vardı. Varroa için portakal kabuğu kullanıyorum. Yaptığımın da farkındayım. Bu kutulara dumanı çok verdim. İki gün sonrası baktığımda, 4 kutudaki ana ve arıları kalmış, diğerleri kutuları terk etmiş. Kısaca; her ne yaparsanız yapın ama, ayarında yapın. 2016

15 – arı neden OĞULA gider, nasıl engelene bilir? 11.2016 – Oğula gitmenin en büyük etkeni, tüm canlılarda olduğu gibi nedeni ne olursa olsun üreme, çoğalma  iç güdüsüdür. Arazide veya kovan içinde yiyecek az ise VEYA çok ise, arı oğula gider.  2 veya 3 günde bir arılara çok şerbet verirseniz, takip ettiğiniz, devamlı çita koyduğunuz halde, arı yine oğula gider. -yaşadım-  2 çitalık arı bile, oğula gider. Kaç çita olursa olsun ana, günlük atımını bıraktı – azalttı, -sakatlandı, gerektiği zaman çita -vermediniz yeri daraldı. Vel hasıl her halükarda oğula gitme durumu vardır. Benim altı kovanımın 5 i, Nisan 2013  başında ve portakal bahçesinin dibinde meme yapmaya başladılar. Analarımın hepsi  genç OĞUL ANASI.  Çita örüldükçe azar azar şerbet veriyor ve gerektikçe çita veriyordum, yine meme yaptılar. Temizledim, yine yaptılar. 6 kovanımdan oğul alsa idim, 24 kovanım olacaktı. Çare:  Arılarınızın oğula gitmesini istemiyorsanız, üzerinde meme bile olsa, a– Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana bölüp, memeleri de koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. b –  Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane meme bırakıp, diğerlerini temizleyiniz. c – İçinde anası olmayıp, Peteklerinde günlük, larva ve  ana memesi olan bu kovanlara çiftleşmiş hazır ana veriniz. Kabul eder veya etmezler. Kabul ederlerse memeleri kendileri temizler -yaşadım- takip edin, anayı kabul etmezler ise, anayı kutuya alıp, oluşan memeleri temizleyin. d – Eski anayı  öldürüp içine atınız. 1 – 2 gün sonra, Hazır çiftleşmiş ana veriniz. Memeleri arılar temizler. Şunu da yapa bilirsiniz: e – Baktınız kovandaki bütün çitalarda  bir çok memeli petek var. Bu memeli çitaları, 2 – 3 er çitalı şekilde boş kovanlara bölünüz.  5 km uzağa götürüp bırakınız. 2 gün kalsınlar. Bu şekilde arıların çoklu olarak oğula gitme heveslerini kırmış ve oğul takip etme eziyetinden kurtulmuş olursunuz. 

Eski ana, oğul durumunu istemez. Arıların yaptığı memeleri kesmek ister. Ama oğula gitmeyi isteyen arılar, ana arıya müsaade etmez ve engelleme yaparlar. Kovanda yerinin olmadığını anlayan ana, bavulunu hazırlamaya başlar. Günlük atımını bırakır. Uçuş yapabilmek için az yer ki, hafif olup uca bilsin. Ve vakti gelince, kovanı terk eder. 2. oğul ≈ 3 gün sonra çıkar. İlk eski analı oğul, kovanın  yarısına yakın olur. Oğul çıktıkça bu oran, azalır.

Bu yazdıklarımı yapmadınız ise: Oğula gitmek isteyen kovandaki arıların yaptığı ana arı kapsül ve memelerini; Oğula gitmelerini engellemek için yolmayın. Daha fazlası ile meme yapacaklardır. Bırakınız, erkenden oğula gitsinler ki, Sizin zaman kaybınız ve zararınız az olsun.  Ayrıca ilk çıkan 1. ve  2. oğul arılarından sonra çıkan oğullarda  en az, 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koydunuz veya koymak istemiyorsunuz. Konduğu yerden aldığınız oğulu yere döküp, içinden istemediğiniz -cılız- anaları alıp kutu içinde uzak kapalı bir yere koyunuz veya öldürüp oğul arı içine atınız. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri döneceklerdir. Aynı kovandan içinden ÇOK analı olarak çıkıp,  değişik  yerlere konan 2 – 3  oğulu, aynı kovanın arısı deyip, başka bir kovan içerisine  birlikte koyamazsınız. Ana kokuları farklılaşmıştır. Aynı küme  içerisinde OLAN birden çok analı oğulu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Ana kokusu farklı arıları, kağıt veya koku ile birleştire bilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür.  03.2013

16 –  arının kovanı nasıl değiştirilir ve kaç günde bir bakılmalı:   11.2016 – Her hangi bir sebepten dolayı, kovan değiştirmeye karar verdiniz. İlk önce yapılacak olan, temiz bir kovanı  hazır etmek. Boş ve temiz kovanı, değiştireceğiniz kovanın YERİNE koyunuz. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve dış kapağını kapatınız. Mecburi değil ama yinede değiştireceksiniz;  Aynı yöntemi uygulayınız. Tekrarlanan bakım günleri ise, mecburiyet harici  3 – 4 güne bir göz atılmalı, gerekiyor ise petek veriniz – alınız. Her 10 – 12 günde bir ise, genel kontrol yapınız. 25.09.2011

17 –  arıyı bölmek,çoğaltmak : 11.2016    En iyi çoğaltma  –Bölme ile olur. Bu yöntem ile bölerek çoğaltmak istiyorsanız, en erken sahil kenarında  olanlar için Nisan ayı, iç kesimlerde olanlar için ise  Mayıs ayı, en uygun aylardır.  Bunun 2 türlü yolu var. A) Hazır, kafes içerisindeki ana ile BÖLEREK çoğaltmak;  B) Ana arıyı, kovanın kendisine yaptırmak.  Her iki yöntem ile  2 – 10 adet kovana sahip olabilirsiniz. A – Hazır ana arı ile çoğaltmak. 10 çitalı bir kovandan, 10 tane analı kovan elde edebilirsiniz. En uygunu 10 çitalı kovanı 2 veya 3 e bölmektir. Önce analarınızı, temiz kovanlarınızı hazır ediniz. Yeni Kovanlarınızın uçuş deliği kapalı olacak. Önce, Eski anayı arılı bir çita ile ham bir çitayı bir kovana koyup, aynı yerine koyunuz. Diğerlerini istediğiniz kadar yeni kovanlara bölüştürüp, kapatıp, 5 km uzağa götürünüz. Devamı olan açıklamalar için yukarıdaki, ana hakkında bilinmesi gerekenler kısmını okuyunuz. B – Ana arıyı kendiniz yaptırmak istiyorsanız. Bal verimi iyi olan 1-2 yaşındaki Analı ve petek gözlerinde günlük olan çok çitalı bir kovanı ele alınız. Kapalı yavrulu bir çitayı anası ile birlikte, uçuş deliği kapalı olan başka bir kovana yanında ham veya işlenik bir çita ile birlikte koyup hemen 5 km uzağa götürünüz. Orada en az 3 gün kalmalılar. İçinde ve her çitada bolca günlük olan arılı çitaları ve kovanı ise aynı yere koyunuz. Analı kovan 3 gün orada kalsın, şerbet verin, daha sonra aynı yere, geri getiriniz.  Arılıkta kalan anasız günlüklü arıları,  4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz ki, arılar ana arı sütlerini bol koysunlar. Böylece her çita üzerindeki günlüklerden, fazlası ile ana memesi yapılacaktır. Ana arılar en erken 12  gün içerisinde çıkar. Anasız kaldıkları günden itibaren 11. gün, daha önceden hazırlayacağınız X. sayıdaki boş kovanları, aynı sayıdaki boş ham veya hazır  peteklerinizi  ve nakliye aracınızı hazır edip, anasız kovanın yanına getiriniz.

Uçuş delikleri kapalı olan her boş kovana birer tane hazır arılı memeli petek koyup, üstlerini hemen kapatınız. Diğer boş kovanlarada aynı işlemi uygulayarak bir kovandan, X sayıda kovan elde etmiş, olursunuz. Çoğalttığınız kovanları hemen buradan alıp; 5 km uzağa götürünüz. Yeni kovanlarınız orada 2 – 3 gün kalacak. Değilse, tarlacı arılar eski kovanlarına geri  dönerler. 11.2016

18 – arı şerbeti neden yemez:  11.2016– Arı şerbeti beslenmek, mum örmek ve stok için yer.  1 – Kovan içerisindeki arı sayısı az, döktüğünüz şerbet de çok gelmiş. 2 – Petek gözlerinde yeterince bal stoku var, karnıda doydu, verdiğiniz şerbetide koyacak yeri yok. 3 – Arı oğula gidecektir. Bak! Meme var mı?  4 – En tehlikesi ise: Kovan içerisindeki arı sayısı ne durumda azalıyor mu? Yavru sırlarını kontrol ediniz. Sır’ların ortasına yakın yerlerde iğne deliğine benzer delikler var ise, kovanınızda en basitinden Av.Y.Ç. var demektir. (11. md bak)  09 / 2012

19 – arı kovanlarında YAĞMA  veya ŞÜPHESİ durumunda yapılacak: 05.2017 – HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Yağma olmayıp sadece Şüphe etseniz bile hemen kapatınız. Yalnız; kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekilde, kapatmayınız Uçuş tahtası delikli veya, kovanınız polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız. Yağmaya gidecek arı, hangisidir! derseniz: Kovanında yiyeceği az veya olmayan, sayısına güvenen her kovandaki arı, zayıf gördüğü kovanı yağmalar. 10.2013

20 – arılara kışın küp veya sorma şeker nasıl verilir: 11.2016 – Kışın, Küp Şekeri arılara vermeyiniz. Sorma şeker ise, içeriğinde su olduğu için, küp şeker kadar tehlikeli değildir. Yeter’ki, pancar şekerinden yapılmış olsun. Kovan üzerinde şerbetlik var ise; arıların şerbeti emdiği yere sorma şekeri naylon torba içinde koyunuz ki, eridiği zaman aşağılara akmasın. Kovan içerisinde hatıl şerbetlik var ise, içine koyunuz. Kesinlikle sorma şekeri alenen dibine dökmeyiniz. Eriyen sorma şekere ayakları değen arı kalkamaz, arıların ölümüne ve dışarıya sızar ise yağmacılığa sebep olursunuz. 11.2012

21 – Balın kalitesinin bilinmesi: 11.2016 –  Bereket Tv yayınlarının birinde açıklama yapan 19 Mayıs Üniversitesi profesörü :  Balın kalitesi, prolin ile belli olur.  Prolinin  en yüksek ölçüsü (kendilerine göre) 800, bazen 850 prolin olur. Gerçek balın tesbiti için ise 27 çeşit araştırma gerekiyor. Bu analizin değeri ise (2013 yılı için) 1400 TL, demişti. Ben; Ürettiğim balın kalitesi ne, diyerek 2014 sezonunda Konya  İl Tarım  Md.  ≈ 100 gr numune götürdüm. Prolin, fruktoz, glukoz meyve şekeri ve sakkaroz pancar şekeri için diğer masraflarım hariç, 174 TL ödedim. Sonuç : Prolin722,03   Fruktoz38,86 Glukoz34,55  Sakkaroz pancar şekeri – 0,59  27.10. 2014

22 – Bal sağımından sonra kovanda ne kadar bal kalmalı: 11.2016 – 10 çitalık bir kovanda bırakılması gereken bal miktarı olarak Sahil kenarlarında  10 kğ, İç bölgelerde 15kğ, soğuk bölgelerde 20 kğ  bal olmalı.12.2012

23 – ballı bitkiler: 05.2017 – Bilimsel (anason hakkında yorum kısmına bkn) olarak açıklandığı şekli ile:  Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü -az yemek lazım-, mera çiçekleri, kekik, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek(sünemit), çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin ıhlamur, kestane, korunga. peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, kabak çiçeği, unutma beni, yabani turp, İlaveten yağmurların yağmadığı ve havaların sıcak olduğu haziran – ekim ayları içerisinde meşe ağaçlarında Basara balı olur. 01.2013

Hollandalı bilim adamlarının bir dergide İngilizce olarak yayınladıkları bal ve polenli bitki isimleri ise: Kişniş, Hodan (sütleğen cinsi), Adaçayı, Rezene, Gülhatmi, Çiğdem, Düğün Çiçeği, Kardelen, Itır, Dalya, Nergiz, Tatlı Sığınma, Haşhaş, Zinya çiçeği, Lavanta,  Kedi Otu 12.2014

24 – bal akım zamanları: 11.2016 – Balın gelişi ve bitiş zamanı  bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik gösterir. Sadece şunu, kesin bilin, yeter. Peteklerin en üst çita kenarında, çizgi halinde kar beyazı renginde petek örümleri olur. Bu görüntü,  doğadan bal akımının başladığını gösterir. Bu akım başlangıcı, petek örümlerinin en hızlı olup, arı tarafından çokça ve bolca harcandığı zamandır. İç bölgelerde Nektar birikimi 15 Mayıs – 15 Temmuz arasıdır. Bölgelere göre başlama ve bitiş, bir hafta önce – bir hafta sonradır. Sahil taraflarında 15 Şubat’ta  yabani çilek ile başlayan bal alımı narenciye, yabani turp, kiriş, meyve çiçekleri ile  mayıs ayı başına kadar devam eder. Bir uyarı daha yapayım. Petek gözlerinde nektar azalmaya başlamış ise, haftada bir arının gücüne göre (bal için değil, yemesi için) 1 – 2 su bardağı kadar şerbet vermeniz, getirilen şerbeti muhafaza altına alacaktır. 11.2015

25 Çitalı arının fiatı ve alım zamanı: 11.2016 – Bir çita arının fiatı şehir ve zamanına göre değişir. 2017 yılı nisan – mayıs ayında çita başı 25 – 35 TL olarak düşüne bilirsiniz. Oğul olduğu zamanlarda çita fiatı düşer.  Ben 2014 yılı Nisan ayında arkadaşlarımdan bir çitalık arıyı 27 liraya aldım. 11.2015

26 – çitaların -peteklerin- yerleştirilme şekli: 11.2016 – Elinizde bir çitalık arı var! işlenik çitan yok. Bismillah deyip ham çitanızı kovanın içine koydunuz. Arılar işledi, ana arıda çitanın iki yüzüne tamamen günlük attı. 15 gün sonra yeni ham çitanızı koyun. Bu örme işlemi arılar tarafından yapıldığı müddetce, hemen dibine ham çitanızı  koymaya devam ediniz. Ne zaman ki arılar, her iki baştaki çitaların  dış yüzüne nektar ve şerbet koymaya, ana arıda bu çitaların iç tarafına günlük atmaya başladı ise, bu andan itibaren ham çita-ları-nızı, en dıştaki çitaların tarafına koyunuz. İşlenik çita verecekseniz, aynı yöntemi uygulayınız.  Kuluçkalık, tamamen doldu. İlaveyi koydunuz. Kuluckalık içindeki nerede ise full kapalı olan çitaları, ballı bir çita ile ilavenin dip tarafına koyunuz. nisan – mayıs Dış yüzünede en azından strafor koyunuz.  Boşalan yerlereeski çitaları kaydırıp baş ve son 2. yerlere ham veya işlenik çitalarınızı koymaya devam ediniz. İçinde günlük ve kapalısı olan çitayı en dışa koymayınız. Ham çita işletme işini Haziran ayı başına kadar arılar yapar. Bu aydan sonra ham çita işlemi biter. Onun için bolca ham çita işletmeye gayret ediniz. 11.2015

27çok bal alma usulleri : 07.2016 – Bal alacağın kovan içindeki full yada fula yakın kapalı gözlü çitaları arısız olarak, bal almayacağınız diğer kovanlara dağıtınız. Bal sağımından sonra ise, çıkan yavruları zayıf kovanlara tekrar verirsiniz. Hatta bu kovanlarda yetişen yeni tarlacı arılar, ağustos – eylül ayında alabileceğiniz nektar için, hazır asker olacaklardır. Ayrıca bakınız–  Bal; en çok hangi ayda alınır ve neden

28eylül ekim ayında günlük yok ise ne yapmalı: 11.2016 – Kovanda hepsi var ama günlük ve kapalısı yok ise; çita gözlerinde polenin olup olmadığına bakınız. Yok veya az ise; elinizde olan veya temin edeceğiniz bir miktar poleni, pudra şekeri ile hafif şekilde karıştırıp naylon parçası üzerinde çita üstüne koyunuz. Naylon üzerinede poleni -birkaç kez- dökünüz. 09.2016

29 – iç anadolu da -ak deniz sahil kenarında- arılara ne zaman bakım yapılır 11.2016 – [Sizler kendi yaptığımı anlatıyorum] Hangi ayda ve nerede olursanız olun. Arı ve çitaları kontrol etmeniz veya kovanı {özellikle sonbahar ve kış aylarında} değiştirmeniz gerekiyor ise; buzlu soğuk havakar, yağmur ve rüzgarlı hava hariç ve dışarısı kaç derece olursa olsun, şunu iyi bilin ve yapın. Dışarıda arı uçsun veya uçmasın! Örtü tahtasını, bezini bir köşeden hafifce, çarpmadan, vurmadan kıynaştırıp içine bakınız. Arılar, kovan içi ve çita üzerinde geziniyor ise; Oyalanmadan arılara bakınız. Bir ucundan arılara baktınız; arılar üzüm salkımı gibiler ise hiç dokunmayın, kapatın. Bir tek arı O salkımdan düşer ise, ölmeye mahkumdur. Onun için  mecbur kalmadıkça  Ara,. Oc, Şb, ve Mart ayının ortasından önce kovanı açmayınız. 11.2016

30 – iki – üç çitalı arı kaç çita olur veya nasıl çoğaltabilirim: 11.2016 -bak.17 Örnek: 2014 Şubat ayında kovanlarım Manavgat ve Söz konusu kovanım 3 çitalıktı. Bu gün tarih 2 Haziran 2014. Bu kovanım şuan, 10 çitalık.  Varroa ilacını zamanında verin. Şerbeti eksik olmasın, peteği gerektikçe verin. Polenini almayın. Son koydunuz çita örülmeden, içine günlük atılmadan yenisini koymayın. Ana arı 1 -2 yaşında Ve Allahın izni ile sizin arılarınız neden 10 çita ve üstü olmasın? 2012

31 Kek, saf pudra ve fondan şekeri ile şerbet arasındaki fark: 11.2016 – Kek arı yemi olarak kovanda uzun süre dayanan  arı yiyeceğidir. Kışın, Sahil kenarı hariç iç kesimlerde verilmez. Kek’in ana maddesi pudra şekeri ve az miktardaki ‘hakiki’ bal ile yapılanıdır. Saf Pudralı kekin, kışın verilmediği gibi, ilkbaharın serin ve yağmurlu uzun süren günlerinde verilmesi sakıncalıdır. Fondan şekerli kek ile normal keki aynı anda arıya verdim. Arılar, normal keki bitirdikleri halde, fondan şekerli kek, hiç dokunulmamış gibi idi. Şerbet yaz kış, arıların salkım yapmadığı her daim verilir. Yalnız yazın açık verilen şerbetin, kışın daha koyu verilmesi şarttır. İlaveten, arıya vereceğiniz şerbeti kaynatmayın. 11.2016

32 – kış boyu 4 çitalı arıya ne kadar şerbet vermeliyiz: 11.2016 – Her nerede olursanız olun, kovana aklınıza geldikçe şerbet veremez, üzerini açamazsınız. Özellikle kışın açarsanız, felaket olmaz. Sadece arılarınızın tez zamanda ölmelerine imkan tanımış olursunuz. Her bir çita üzerinde tahmini 1,5 kğ dan 6 kğ kadar bal var ve varroa mücadelesini de bi hakkı ile yaptı iseniz, gerisini Allaha havale ediniz. 11.2015

33 – kışa hazırlanırken kovan bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar:  11.2016 –  Arıcı arkadaş, kendiniz ve ailenizle beraber kışa gireceğiniz de eviniz için ne yapıyorsunuz? Kovanlarınıza  bahara girerken yaptığınız bakımdan daha fazlasını, kışa girerken yapmalısınız. Daha geniş açıklamamı okumanız için : Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

34 – kışın  kovanlarda arı azalması veya yavru atma: 11.2016 –  Önce şunu iyi biliniz.  Bal süzümünden sonra varroa mücadelesini yaptınız,. İçinde 15 kğ da yiyecek balı var. Ekim ayının başında bütün işlerinizi yaptınız ve kovanınızı Allaha havale ederek kışa girdiniz. 15 Mart günü 10 çitalık fuulll arınızın, 8 çitaya indiğini göreceksiniz.

Yavru atma davası ise, arının azlığı ve soğuk havanın etkisi ile orantılıdır.   İyi günlerde ana arı günlük atar. Günlükleri ve kapalı yavruları besleyecek ve soğuklardan koruyacak, genç ve yaşlı arılardır.  Tarlacı arıların ölmesi, petek üzerinde gezinecek arıların sayısını düşürür. Sayının düşmesi akabinde oluşacak soğuklardan dolayı tüm arılar bir yerde toplanmaya başlar. Bu toplanmanın neticesinde yetişkin arının gezinmediği petek içindeki günlük, larva ve pupa ve kapalı göz içerisinde çıkmak üzere olan yavru arılar üşür ve ölür. Ölen larva ve yavrularıda kalan arılar dışarıya atar. Ayrıca aynı soruların daha geniş cevabı için,    12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  01.01.2011

35 – kışın, ocak şubat mart aylarında arıya verilen kek faydalımı  zararlımı olur: 11.2016 – Kışın Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayı ortasına kadar KEK VERMEYİNİZ. Önce şunun üstüne basa basa yazayım. Efendim, kek verilirse arılar kesinlikle ölürrr.  Hayır. O kadar değil. Sadece şu kadarını iyicene biliniz ki; Ballı keki yiyen arının,  harareti arttığı için su içmek isteyecektir. Kovan içerisinde su olmadığı için, soğuk havalarda su içmek için dışarıya çıkarlarsa, arıların erken ölümlerine sebebiyet verirsiniz. Hava, soğuk geçmez ise, ölüm olmaz. Ama bilemez siniz. İşinizi şansa bırakmayın ve vermeyin. 11.2015

36 – kovan başı ne kadar propolis alınır ve propolisli bitkiler: 11.2016  Propolis;  Arıların özellikle reçineli ağaç cinslerinden toparladığı, koruyucu özelliği olan, kovanlarda yarıkları kapadıkları, ayrıca kendilerini  tedavi etmek içinde  kullandıkları bir reçinemsi bir maddedir. Çam, söğüt, ardıç, şeftali, erik, kayısı, kestane, kavak, ayçiçeği ve kabak çiçeği bitkilerinin taze dal ve filizlerinde, fazlası ile bulunmaktadır. Kovan başı alına bilecek saf propolis miktarı ise ancak gram ile ölçülür. Bu miktar ise arıların gücüne, kovanın konulduğu yere bağlı (orman içi) olmakla beraber, propolis tuzağı ile bir sezon boyunca  en fazla 150 gr kadar propolis almak mümkün olduğu belirtilmektedir.  Propolis, toplanıldığı ülke ve getirildiği bitki çeşidine göre kahverenği, ten rengisütlü kahve,  gri / yeşil,  koyu yeşil renklerinde olmaktadır. Uçuş deliğinin iç tarafından ve çitaların her yerinden toplana bilecek propolis miktarı ise mum karışımlı olup ≈ 1 kğ olacaktır. Tavsiyem: Çita ve kovan üzerindeki Propolisi temizlediniz. Alacaksanız ne ala.  Almayacaksanız, gelişi güzel atmayınız. Sıyırdığınız propolisi temiz bir taş, kaya, ağaç vb üzerine bırakınız. Ki, arı buradaki propolisi tekrar kolayca en kısa  yoldan, yerine koysun, uzağa gitmesin. Bereketli ola.  28.09.2011

37 – Kovan içindeki NEM durumunun  tespit şekli: 11.2016 –  Kışın kovan içi yeterli derecede havalandırılmaz ise nem oluşur. Kovan içerisindeki arıların vücut ısıları balı yedikçe  36 C’ ye kadar yükselir. Dış hava ise bu dereceden düşüktür. Arılar üşümesin diye, uçuş deliğini küçültürüz, bu sefer kovan içi sıcaklığı artar. Dışarıdan giren soğuk hava ile kovan içerisindeki sıcak havanın karışımı neticesinde, soğuk hava içerisindeki nem sıcak hava nedeni ile,  su damlacığı şekline dönüşüp, kovan dibine birikir. Biriken su -arının içeceği su olur; dense de oluşan rutubet arının hasta olasına neden olur. Örtü tahtası yerine naylon konulmaz. Naylon, hava sirkilasyonu yapmaz ve kovan içi devamlı ıslak olur. 2 – 3 çitalı olanları, uçuş deliğine göre ortalayın. 11.2016

38 – Kovandan polen alım miktarı ile arının polen ve  bal arasındaki besleme farkı: 11.2016 – Kovan içerisinde 10 çita hesabı ile, 4 çitanın yarımşar bölgelerinde polen var ise, gelen poleni alınız. Bu hesaba göre kendi polenli çitanızın hesabını yapınız. Ayrıca, topladığınız poleni havadar yerde, üstünde hafif bir bez örtü ile temizleyip bekletiniz. Poleni tam kurutmadan çok hafif nemli şekilde, cam kavanoz içerisinde ve buzdolabında muhafaza ediniz. Seyrettiğim bir programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal, demişti. Polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR’ı daha çok tercih eder. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN de çiçeğin HAVYARI VE O KADAR BESLEYİCİDİR.  Ama ne yazık ki insanımız bunun bilincinde  değildir.  01.2015

39 – kovan önünde arıların toplanması salkım yapması  06.2017 – Nedeni: Kovan içinde artan sıcaklık ve arıların çokluğu.  A – Aynen insanın sıcaktan balkona çıkması gibi arılarda dışarıya serinlemeye çıkıyor. Kapattığınız yer var ise, acınız. B –  Kovan içerisindeki arıların, ayak atacak yeri kalmamış. Petek örme ile görevli arıların yapacak işi olmadığı için, dışarıya çıkmış – çıkartılmış. Ham veya işlenik Petek koymanız lazım. Koydunuz. 10 çita tık nefes oldu! C – Arı hala dışarıda ise: ilave koyunuz.  31.07.2012 salı

40 – kovanı nasıl ve ne şekilde koymalıyım: 11.2016  Bazı arıcılar, ama tecrübesinden veya deneme amaçlı, kovanlarını değişik yönlere koyarlar. Ben; ilkbahar, yaz, sonbaharda arı uçuş tahtası yönünü Güney / Doğu, Kışın ise tam güney yönüne bakacak şekilde koymanızı tavsiye ediyorum. Neden G/D yönü,  Rüzğarı az olur. Kovan, Öne doğru 1 – 2 cm eğik, yerden 20 – 30 cm yükseklikğe konulmalı. Kesinlikle örtü ve üst kapak tahtası üzerine ve kovan içine çul – çuval – gazete kağıdı – karton – naylon örtmeyiniz. Nem yapar. Kış için kovan koyacağınız yerin, kuzey tarafı kapalı bir yer olursa, çok iyi olur. Kovanlarınızı yazın seyrek –  kışın birbirlerine yakın koyunuz. Rüzğarı keserler. 08.08. 2012

41 – kovan önünde ve içindeki arı ölümlerinin nedenleri : 06.2017– 19.  bölüme ve  12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri bakınız.

42 – nektar gelmiyor şerbet verilirmi? 11.2016 –  Sezon sonu bitmek üzere, çitalarda yeterince nektar yok ve sırlanma olmuyor! En azından  balın olgunlaşa bilmesi, doğal balın arı tarafından yenilmesini önlemeniz babından, arının sayısına göre 3 – 4 güne bir, 1 ila 3 su bardak arası şerbeti,  doğal bal alabilmeniz  için,  veriniz. 5.2013

43 –  nisan ayında -veya hangi ay olursa olsun- arı kaç çita olmalıdır: 11.2016 – 30. md bak. Genelde sayfama – nisan ayında arı, kaç çıta olmalıdır, diye soru gelir. Bu soru ve cevabına takılıp kalmayın. Çita ve arı sayısı ne kadar çok ve kuvvetli ise, O kadar iyidir. Onun için belirttiğim md, bakınız. 12.2016

44 – oğul arısı hakkında : 06.2017 – İlk çıkan oğul anası, eski anadır. İlk oğul Saat 10 – 16 arası kovanı terk eder. İlk çıkan oğul içerisindeki tarlacı sayısı çok olur. 2. oğul 2 gün sora 5. güne doğruda diğer analar çıkar. Çıkış anında veya hemen sonrası görmeniz halinde, oğul arıyı ala bilirsiniz. Oğul’un kovanı terk etmeye başladığını gördüğünüz zaman hemen müdahale etme durumunuz olursa, oğulun uzaklara veya yüksek yerlere gitmesini – konmasını engelleme şansınız çok olur. Onun için yapacağınız: Boş bir fıs fıs kabını yakınınızda bulundurun ve içinde su dolu olsun. Oğul arının çıktığı anı gördüğünüzde arı kümesi üzerine su fışkırtmanız halinde arı, en yakın yere konacaktır. Bulutlu veya yağmurlu havalarda bile, yeni ana çıktıkca kovanda sayılı arı kalıncaya kadar, oğul çıkmaya devam eder. Yeni ana 12 gün içerisinde çiftleşir, 10 gün sonrasına kadarda günlük atar. O ve Ö md. bk. 12.2016

45 petek işlenmesi: 06.2017  Arının Yeni petek işlemesi iki nedene bağlıdır. a- Arazide  ve merada çiçekli ağaç ve ot olmalı  b- Kovan içerisinde bolca genç arı olmalı. Özellikle mart, nisan ayında ve ektiğiniz nektarlı çiçek var ise petek örümü olur. Bu belirttiğim her iki etmenden biri veya her ikisi olmaz ise, siz ne kadar şerbet verirseniz verin, ham peteğinizi koyduğunuz gibi dışarıya çıkarırsınız. Özellikle dışarıda çiçek olmadığı zaman, Yarım yamalak işlenmiş petekleri kovana koymayınız. Koyar iseniz, arı örmez ve alap şalap olan yerlere de şerbet ve polen atar, günlük olmaz. Belirttiğim bu iki neden arazi ve kovanda var ise, O zaman sizin vereceğiniz şerbetin, petek örülmesine faydası olur. Geçen sene başıma gelen bir olayı aktarayım. Mart nisan ayları içerisinde ağaçların çiçekleri vardı. Azda olsa mera çiçekleri. 20 Nisana kadar petek örümü ve günlük atımı oldu. Ağaçlarda çiçek kalmayınca, 15 gün boyunca şerbet vermeme rağmen petek örümü olmadı. Haziran ayında şerbet bile verseniz, dışarıda çiçek ve yeterince genç arı yoksa  örülen petek düzgün olmaz. Kovan içinde fazlası ile örülü petek olduğu halde, arı petek dışına dalak atıyor ise, genç arı ve dışarıdan gelen nektar fazla olduğu için, boşta olan genç arılar, hariçten çalışıyorlar, demektir.  Genelde 10 çitalı kovanlarda ham petekler 2 ve 9. yere konulur. 3 – 5 gün geçti, şerbet verdiğiniz halde örülen petek şişkinliği 3 – 5 mm geçmiyor ise, ham petekleri yan yana ve ve en sona koyunuz. Elinizdeki eski boş petekleri güneşe doğru tutup bakınız. Gözler parlak ise, kullanın, parlak değil ise, eritiniz. 05.2016

45/1 – Polen hakkında : Şunu iyi bilin. Bal arının çorbası, Polen ekmeğidir. İlk bahar aylarında arazide ve petek gözlerinde polen ne kadar çok olursa, günlükte o kadar çok olur. Sezonun başlarında iken kovan önünde erkek arı ölümleri var ise, çitalarda polenin durumuna bakınız. Polen az veya yok ise, işçi arılar erkek arıları -Olan poleni yemesinler diye, öldürürler. İşçi arılar, Ana arı olmasa bile çıkan veya çıkacak olan yavru arılar için polen getirilmeye devam eder. 04.2017

45/2 – Propolis : Özellikle ilk bahar aylarında her türlü ağaçlarda yay misali gelişen taze dal tomurcukların da oluşan ve arılar tarafından toplanan reçinemsi maddedir. Arıların özellikle çita yanlarında biriktirdiği kızıl veya kahverengi tonlarında olan tutkal benzeri bir maddedir. Bilimsel olarak insan sağlığına katkısı olduğu, her türlü yazılarda vurgulanmaktadır.

46 – ruşet kovanın gerekliliği 11.2016 – İki çitalık bir arının, 10 çitalık bir kovanda bekletilmesi gerekmez veya bırakmak istemezsiniz. 5 çitalık Ruşet kovanlar, az sayıdaki çitaların bir bakıma saklanılmasını temin eder. Veya yedek analı arıların bir süre orada bekletilmesi için gereklidir. 12.2012

47 – Seydişehir  bal üreticileri birliği telefonu : 11.2015 – Başkan Mustafa Taşdöğen tlf :  0 505 3541080   31. 07. 2012

48 –  Seydişehir İlçe Tarım Md. kayıtlı arıcı ve kovan sayısı: 11.2015 –  İlçe Tarım Merkezine kayıtlı 70 arıcı ve  6.000 kovan var. Kayıtlı 64 arıcı, 5.500 kovan için, devletten destekleme kredisi için baş vurmuş. Bu seneye ait destek kredi miktarı kovan başına 8.00 lira. Gine bu seneye ait Seydişehir ve çevresinde kovanı bulunan yabancı kayıtlı arıcı sayısı 30 kişinin ≈ 1.750 arı kovanı var. 11.2013

49 – strafor kovanlar hakkında : 11.2016 – Önce şunu düşünmek lazım! Dağdaki arı nerede yaşıyor ve bu zamana kadar nerelerde yaşadı. Doğal malzemeden şaşmayınız. Lakin, ana çiftleştirme kutuları ile 3 – 5 çitalık ruşet kovanlar için kullanımı kolay ve elzemdir.  Özellikle uzak yollarda üst üste taşımalar için uygun olmaz. 01.2016

50 – şerbet hazırlama ve verme zamanı : 11.2016 – Şerbeti kesinlikle kaynatmayınız,  kaynatılmış su ile yapmayınız. Mart / Eylül ayları içerisinde 1+1; Ekim / Şubat arası 2 ölçek şeker+1 ölçek su şerbet veriniz. Her daim olmasa bile arada bir 5 lt şerbete en az bir tane limon yıkayıp sıkın, kabuklarınıda küçük dilimler halinde aynı bidona koyunuz. Veya 5 lt şerbete yarım çay bardağı kadar sirkeyi dökünüz. Arı için Limon vitamin, sirke antibiyotik  görevini yapacaktır. Yalnız sirkeyi verdiğim örnek ve oranları üstünde dökerseniz, arı şerbeti yemez. Şerbeti, Mart / Temmuz arası istediğiniz zaman; Ağustos / Kasım arası ise akşam vakti dökmeniz, yağma etkisini azaltacaktır. İlaveten vereceğiniz şerbetlere 5 lt için bir çay kaşığı tuz dökünüz. İlaveten hava karardıktan sonra özellikle hatıl şerbetliklere  akşam şerbet verilmez. Verirseniz üzerinize yapışırlar. 05.2014

50.1 – tarlacı arılar değişik yerlere giderler mi ve arılar kaç kilometre uzağa gider:  İnternet ortamında  yaptığım bir araştırma neticesine göre – Arılar, insan yüzünü tuhaf (farklı) bir çiçek şeklinde görüyor, – Dünyada bilinen ana arı türü 28 çeşit olup Türkiyede Kafkas, İtalyan, Karniyol, Muğla ve Batı Avrupa cinsi ana arıların olduğu, – Çeşitli ana arıların çiftleştirilmesi ile elde edilen melez (Hibrit) denen anaların yumurtasından yeni ana elde edilse bile, verimli olmadığı; – Ama, melez arı cinslerinden elde edilen balın, normal arı cinslerinin ∼ 2 katı olduğu; – Laboratuvar ortamında yaşatılıp, hiç bir iş yapmayan  işçi arının, 304 gün yaşadığı – Bilim adamları; 19 tane arı üzerine arı takip vericileri yerleştirilerek, gittikleri yerleri takip ve kayıt edip, arıların uçuş yollarını bilmek istemişler. Sonuçta; takip etme vericileri takılı arılardan sadece 2 tanesi, yeni besin kaynağını buluyor veya değişik bölgeye gittiği halde, diğer verici takılı arılar eski bildikleri, diğer arıların gittiği, bilinen bölgelere gitmişler. Yani; aynen koyun gibi, koç nereye giderse sürü oraya gidiyor.  – Kafkas arısı % 13, Anadolu ırkı ise %18 oğula yatkındır.

Kovandan çıkan işçi arı, kovanın olduğu noktaya göre dört bir tarafa ve en fazla arı 5 km uzağa giderler.  02. 2017

51– teşvik şurubu nedir? 11.2016 – Şubat  Mart aylarında  kovanlarınıza dışarıdan baktınız, kovan uçuş tahtasında petek kırıntıları ve önünde arı ölümleri var veya yiyeceğinin kalmadığını düşünüyorsanız, Arıları canlandırmak için,  şerbet vermeniz lazım. Arılar, kovan dışına çıkıp uçuşuyorlar ise, dış sıcaklık  kaç derece olursa olsun, ama üst şerbetliğe ama hatıla limon veya sirke karışımı (50.) şerbeti dökünüz. Bu arada en dıştaki petek üzerinde arının olmadığını görürseniz, dışarıya alınız. Fazla kurcalamayın. Bu şurup, arıların eski gücüne gelmelerini sağlayacaktır. Bu yapılan besleme şekline teşvik şurubu  denir.  11.2015

52 – temmuz ayında -uçuş tahtası- kovan önünde petek kırıntıları :  11.2016 –  A – bırakmışsınız, şerbet verin. B –  Bir nedenden ötürü arılar, verdiğiniz son  peteği beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Kışın, yiyecek yok diye -yağma durumu haric- petekleri parçalamaz lar.  Döküntülerin nedeni, sırlı balı yediklerindendir.  01.2011

53– tütsü / duman verilmesi: 11.2016- Arı saldırgan, elinizi çita üzerinde boş gezdirirken bile elinize, yüzünüze karşı saldırıyor ise; Bu kovanın  kapağını açmadan önce  körüğünüzü yakıp hazırlayın. Alt kapağı açmadan önce 3 – 5 sefer duman veriniz. Daha sonra her elinize hücüm edeceğini anladığınız zaman öncesi, çekinmeden dumanı veriniz. 05.2016

54 – varroa ile  mücadele yolları : 11.2016 – Varroa, arının ensesi diye tarif edebileceğimiz, başının arkasındaki siyah sert yer ile karın bölgesi üzerinde duran gezinen, kestane şeklinde kahverengi renkli bombeli, bir toplu iğne başı büyüklüğünde bir böcektir. Varroa ile en iyi mücadele, hangi bölgede olursanız olun petek gözlerinde günlük ve kapalısı olmayan ay ve günlerde, yapılanıdır. En temiz ve tehlikesiz şekli, daha önceden hazırlanılmış pudra şekerinin, çitaların arasından arıların üzerine  bir şekilde tuzluk cinsi bir elek veya avuç içi ile dökülmesi ve portakal kabuğu tütsüsü dür. Her vakit yapılabilir. Yetkili kişiden öğrendiğim kadarı ile Varroa için timol esanslı kekik yağı suyunu karıştırıp 2 – 3 sefer şerbetliklere dökünüz. Bunun için 8 lt şerbete 1 lt kekik yağı suyunu dökünüz. -marketlerde var)

Formik asit : Bununda en kolay şekli, piyasada formik asit emdirilmiş içinde 10 +10 karton bulunan ilaçlardır. Bu ilaç, bal sezonu öncesi, günlük var iken çita üzerilerine konulur.

Oksalit asit : Çitalarda günlüğün olmadı mevsim ve aylarda özellikle salkım oldukları bir anda yapılırsa, en etkili an olur.  Efendim, kovan sıcaklığı düşer, düşsün. yeterki siz salkımı, bozmayın. Balı yesinler, tekrar sıcaklık artar. Küçük torba içlerinde ve nemli tuz görünümünde bu asitlerden satılıyor. (35 gr 1,5 tl) 200 gr şeker, 800 gr su ve 35 gr ilacı karıştınız. Enaz 5 mg  ölçekli bir adet iğne enjektörünü temin ediniz. Bu ilaç miktarı sizin, 10 kovanlık full çitalı arılarınızın varroası için yeterlidir. İlacı, 5 mg enjektöre  çekip, her iki çita arasına ve arıların göründüğü bölge içerisindeki tüm arıların üzerilerine doğru damlatarak dökünüz.  12.2016

Varroa için Tütsü -duman- : Bal birikimi zamanında yapılması uygun değildir – yapmayınız. Bal sağımından sonra, karanlık hariç özellikle akşam vakti , üçer gün ara ile üç kere verilmesi lazım. Varroset’in biyolojik olarak bala ve peteğe olacak yan etkileri konusunda bir bilgim yok. Ama, zararlı olduğu biliniyor. Sonuçta kimyasal bir imalattır.

Esansiyel -uçucu bitkisel- yağlar : Timollu kekik, Mentol, Kafurun, Okaliptüs yağları. Bu yağlar eczane veya aktarlarda bulunur. Bu yağlar tehlikesiz olmakla beraber kokusu ağır olduğu için  petek ve bala sirayet eder. Bu sonuç pek uygun görülmez. Uygulama şekli olarak; Sıcak havalarda, Çita üzerine serilen bir bez üzerine, alınan şişe içerisindeki yağın 1/4 veya yarısı eşit şekilde dökülür. Örtü tahtası hemen kapatılır. Sıcak havalarda etkilidir.

Petek altının kesilmesi şekli ile : Özellikle nisan ve mayıs aylarında her kovan içerisindeki 1 -2 çitanın en alt tel kısmına gelen ham peteğin bölümü kesilir, bu şekilde kovana yerleştirilir. Bu kısma arılar erkek gözü olacak şekli ile mum örerler. Varroa en çok erkek arı gözlerinde olur. Bu gözler sırlandığı zaman telin dibi ile kesilip atılır. 1 – 2 sefer yapılıp atılması normal. Daha sonrası, yapmayınız. Portakal kabuğu ile yapılan mücadele için, bakınız:  http://library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf     03.2016

 

Allaha Yalvarmak

06.2017 – Daha çocuk iken, Yüksek Makamı ile müjdelenen; Rabbimin koruması ile saraylarda yetişen Yusuf Aleyhisselama  lütuf,  rahmet,  merhamet  gösteren, esirgeyen  makamını yücelten  Yüce Rabbim:  Rahmetini , merhametini,  lütfunu,  dileyen – dilemeyen – dilemek isteyipte aklı ermeyen,  dili dönmeyen, hak etmediği halde her türlü  kötülüklere maruz kalan aciz ben ve BİZ kullarından,  bu vasıflarını mahrum etme. AMİN

 Rabbim,  gönlümden geçeni, hakkımda hayırlı eyle.  Hakkımda hayırlı olanı da, gönlüme razı eyle, Amin. Hz Ali   12/ 2011  🙂    Mecit Albayrak

 

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

05. 2017 – Burada adı geçen ülke ve kısaltılmış hali: Finlandiya Fn, Danimarka Dn, Yeni Zelanda YZ, Izlanda Iz, İsvec Is, Singapur Sng, Türkiye TR

2016 yılı – 176 ülke = Dn, YZ, Fn / TR 75. / K.K; Sudan, Somali

2015 yılı – 167 ülke = Dn, Fn, Is  /  TR  66. / Afgan., K.Kore, Somali

2014 yılı – 175 ülke = Dn, YZ, Fn. /  TR 64. / Sudan, K.Kore, Somali

2013 yılı –  177 ülke = Dn, YZ, Fn. / TR 53. /  Somali, K. Kore

2012 yılı –  178 ülke = Fn, YZ, Dn. / TR 54. / Afganistan, K. Kore

2011 yılı – 183 ülke = YZ, Dn, Fn / TR 61. / Somali, K. Kore

2010 yılı – 178 ülke = Dn, YZ, Sng / TR 56. / Somali, Myanmar

2009 yılı – 180 ülke = YZ, Dn, Sng / TR 61. / Afganistan, Somali

2008 yılı – 180 ülke = Dn, YZ, Is / TR 58. / Somali, Myanmar

2007 yılı – 179 ülke = Dn, Fn, YZ / TR 64. / Somali, Myanmar

2006 yılı – 163 ülke = Fn, Iz, YZ / TR 60. / Haiti, Myanmar

2005 yılı – 158 ülke = Iz, Fn, YZ / TR 69. /  Bangladeş, Çad

2004 yılı – 145 ülke = Fn, YZ, Dn / TR 81. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2003 yılı – 133 ülke = Fn, Dn, YZ. / TR 77. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2002 yılı – 102 ülke = Fn, Dn, Yz / TR  65. / Nijerya, Bangladeş

2001 yılı – 91 ülke = Fn, Dn, YZ / TR 56. /  Nijerya, Bangladeş

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına‘ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları Allah, Bismillah deyip – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız.

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.  Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Kaynak : Transparency Internatıonal  12 . 2010 /  01.2016   Albayrak

Babam Lazoğlu Şükrü Usta.

 images-babam

 Aslında 1923 Gürcüstan Devleti, Batum şehri doğumludur. Ülkemizde, O yılların şartlanılmış ve şartlandırılmış gelişmeleri doğrultusunda doğum yeri ve tarihi,  Hopa – 1925 olarak yazdırılmıştır.

Babası ve büyük babam; Azerbaycan Devleti Şeki ili, İnce Zunut köyüne kayıtlı Yusuf oğlu,  Mecit YUSUFZADE ( 1885 – 1926 ).  Annesi ise, Türkiye Cumhuriyeti Artvin ili Hopa ilçesi Ebuislah köyünden Ayşe …  ( Türkiye 1901 –  Azerbaycan / Bakü 1987 )

Üç yaşına kadar babası Mecit, annesi Ayşe ve ablası Fatma (1922 – 2004) ile beraber Batum’da büyüyen babam, küçük kardeşi Hamdi’nin (22 Mart 1926 – Ağustos 2013 ) doğumundan sonra annesi, o zamanlarda yanına gelmiş olan kız kardeşleri ve annesine :  Hamdi olunca Şükrü ile fazla ilgilenemiyorum. Siz memlekete giderken Şükrü’yü yanınızda götürün, biraz yanınızda kalsın, deyip Hopa’ya gönderir (1926). Babası dedem Mecit,  Batum ve Artvin çevresinde hatırı sayılır bir esnaf ve işverendir. O günün şartlarında –Deri işleme atölyesi olan dedemin hatırı sayılır maddi gücü  olduğu, ileriki zamanlarda Seydişehire gelen Baba Annem, halam, amcam ve  babamın dayısı ve akrabaları tarafından anlatılmıştır.

Büyük babam Mecit Yusufzade; 1926 yılı içinde maddi durumundan dolayı yanında çalıştırdığı işçileri tarafından öldürülür.Cesedi, iş yeri yakınında ki bir kayanın altında 17 Ağustos 1927 yılında bulunur. B.babam öldürüldüğünde Babaannem, 3 çocuk annesi ve 25 yaşındadır. Babaannem 1928 yılında tekrar evlenir. Bu evliliğinden altı çocuğu olur, ama başta kocası olmak üzere hepsi, kendisinden önce ölürler. ( Eşi Hamit, çocukları Kemal, Cemal, Lütfiye, Mehmet, İsmet, Semaye).  Halam Fatma ve amcam Hamdi 1932 – 1938 yılları içerisinde yetimhanede kalırlar. Halam 1944 yılında Savcı olmuş, Amcam ise askeri bandoya girmiştir.

1928 yılına kadar Batum ve Artvin de olan insanlar, komşuya gider gibi bu yerlere karşılıklı gidip gelirlerken, bu tarihten sonra bir gece yarısı Türkiye ve S.S.C.B. arasında imzalanmış olan sınırların kabul ve kapatılması  antlaşması  gereği, karşılıklı geçme yasağı konur ve sınırlar kapatılır. Bu sınır ise,  o zaman ki Sarp köyü ve günümüzde ki sınır kapısıdır. O anda Türkiye’de olan babam ailesinden ayrı düşer. Anne – baba ve iki kardeşide, Batum’da kalır.  Öyle ki bu köyün orta kısmında bulunan dere yatağı, iki ülke sınırı olup, köyü ikiye bölmüş.  🙁

Türkiye’de 3 yaşından itibaren akrabalarının,  özellikle  9 kız kardeşin tek erkek kardeşleri olan ‘Onbaşı’  lakaplı dayısı Ömer Albayrak himayesinde olan babam, dayısının soyadını -vermişler- alarak yaşamaya başlar. Geçmişi hakkında pek fazla konuşmayan babam, zaman zaman bazı anılarını annemize ve bizlere anlatır idi. Ayrıca babamın ana lisanı, Lazca idi.

Bazen yemek sofrasından – Sen yemeyeceksin, diye  kaldırılıp, ıslattığı yatak ve dayak korkusundan dolayı erkenden kaçan, ağaçlardan düşüp karda delik açan portakalları buradan alıp yediğini anlatırdı.  🙁

1930′lu yılların şartlarında ilk öğretim 3 yıl imiş. Okuma ve yazmaya aşırı ilgisi olan babam, akranları okula giderken  okula gidememiş. Azmi sayesinde, arkadaşlarının yanında onların kağıt ve kalemleri ile okuma – yazmayı öğrenmiş. Hatta öyle ki,  bir süre sonra okulda okumadığı halde, okula  giden arkadaşları ile imtihana sokulmuş ve  imtihanı kazanmış.

Gençlik çağlarında Zonguldak’ ta iş yerleri olan teyzesinin oğlunun yanına giderek, tamir – bakım – imalat üzerinde çalışıp, meslek sahibi olmuş. Askerliğine kadar Zonguldak Maden ocaklarında tamirci olarak çalışmış. Bu iş yerlerinde zaman zaman işçi  sağlığı açısından işçilere iğne yapılırmış. Babam, iğneden korktuğu içinde hep kaçarmış. ( Babam, bana 31 sene babalık yapmıştır. Babamın, son ölümcül hastalığına kadar, hastahane veya doktora gittiğini bilmem ve duymadım.)

Erkek milletinin en büyük anısı, ‘askerlik yıllarıdır’. Özellikle bizlere anlattığı anıları askerlik yıllarına ait. Askerliğine;  İstanbul – Selimiye Kışlasında  başlamış. Sanatkar  olması nedeni ile ordunun tamir – bakımına alınır. Becerikliliği fark edilince, komutanı yanına çağırtıyor. Ve:  Komutanlığa ait olan kasanın anahtarı kayıp oldu, kasayı açabilirmisin? Hemen işe başlıyor ve kasayı açıyor. Sene, 1945 ve sonrası. Dünyada savaş var.

Bir süre sonra, uzun süreli arazi tatbikatı için, askerin bir bölümü ile beraber;  Samandıra tarafına gidiyorlar. Tatbikatın bir gününde, yemekhane çavuşluğu görev sırası kendine veriliyor. Daha öncelerinde bir erat çavuş ile, ufak bir sorunları olmuş. Yemekhane çavuşluğu anında, arası açık olan çavuş, yemekhaneye gelip, herkesden önce yemek istemiş. Babamın çavuşu ya! Babama verilen talimat ise, dış görev haricinde kim olursa osun, yemek verilmeyecek.  Haliyle yemeği vermemiş ve  bu çavuş ile münakaşa etmiş.

Ertesi gün bu çavuş, yemekhane sorumlusu oluyor. Galiba, akşam vakti babam nöbete gideceği için, erkenden yemek yemeye, yemekhaneye geliyor. Durumunu izah edip çavuştan yemek istiyor. Çavuş, yemeği ‘gıcıklığına’ vermiyor. Verirdin – vermezdin kavga, dövüşe dönüyor. Araya olaya tanık olan  askerler giriyor. Bu sırada ast subay komutan geliyor. Olayı bilmeyen komutan,  kavgayı çıkartan kişi olarak babamı düşündüğü için, sille – tokat vurmaya  başlıyor. Ona göre ‘çavuş’ u haklı, babam suçlu!

Dayağı yemekte olan babam:  – Komutanım durum şu, desede iyicene kızan komutan, babamı döğmeye devam eder. Dayaktan iyicene bunalan babam, bir şekilde ’kasatura’ yı eline geçiriyor ve komutanının üzerine yürüyor. Bu sefer komutan önde, babam arkasında eğitim karargah çadırlarının  çevresini dönmeye başlıyorlar. Zorla babamı yakalıp, komutanı kurtarıyorlar. Durumu öğrenen komutanı babamdan ‘ ÖZÜR’ dilemiş, ama ne fayda! Urfa / Birecik’e sürgün gidiyor.

Urfa – Birecik’te bulunduğu askeriyenin bütün teknik işlerini yapmak haliyle  babamın görevi. Birliğin işlerini imkanları nispetinde askeriye içinde  yaparken, burada olamayacak işleri de,  Birecik içerisindeki sivillere ait demirci atölyesinde yapmaya başlar. Askerliği süresi içinde, bu işleri yaparken haliyle sivillerle de  irtibat kuruyor, kurmak zorunda. Bu bölgede adı – sanı duyulan bir ‘AĞA’ nında ufak tefek işlerinide yapar. Ağa, babamdan hoşnut olduğu için kendisine bir öneri yapıyor. – Şükrü, burada kal. Benim traktöre, makinalara bakarsın, kızımıda sana veririm, demiş. Ama nedense babam, teklifi kabul etmeyip;  Konya / Aksaray Obruk bölgesine  çalışmaya geliyor. Sene 1948.

Bu bölgede yine traktör, biçerdöğer  ve diğer makinaların tamir – bakımı ile meşgul olmakta iken; Konya/ Seydişehir – Orta Karaviran‘lı namı değer ” Çakaloğlu Mehmet” isimli bir kişi ile tanış oluyor. Çakaloğlu Mehmet babama:  – Lazoğlu, sermayesi benden, çalıştırması senden. Benimle Orta Karaviran köyüne gelir misin?, diyerek teklifte bulunur.  12.2011              İkinci bölüm :Babam Lazoğlu Şükrü Usta ve Seydişehir.   Mecit Albayrak


Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları.

Sayın arkadaşlarım; şehirler arası yolculuk yaptığınız yol üzeri ve yazımın içeriği doğrultusunda olan yer adlarını, rakımlarını ve hangi şehirler arası olduğunu; sayfama iletmenizi rica ederim.

05.2017 – Doğu Anadolu Bölgesi :  Erzurum veya Erzincan üzerinden Bayburt istikametinde Kop Dağı Geçidi rakım : 2409 mt. ♠

İç Anadolu Bölgesi : Hüyük – Doğanhisar arası Kaya Beli geçidi rakım: 1620 mt.♠    Seydişehir / Taraşcı Kasabası – Beyşehir / Durak Kasabası arası  Reze Beli  rakım 1825 mt. ( Dikkat, bu yol asfaltlı olup, kışın ulaşım olmaya bilir.) ♠ Bozkır / Seydişehir / Antalya makasında Kadı Beli rakım 1390 mt.

Ege Bölgesi : Afyon  Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli rakım : 1440 mt. ♠ Denizli Acıpayam / Söğüt arası Çomaklı Beli rakım 1460 mt ♠ Denizli Serinhisar / Tavas arası Kayık Beli rakım 1195 mt. ♠

Karadeniz Bölgesi : Bayburt tan, Erzurum – Erzincan istikametinde Kop Dağı geçidi rakım : 2409 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Meçhul Asker Tepesi: rakım 1215 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Karadağ Tepesi rakım 910 mt. ♠  Çorumdan, Samsuna inen son veya il çıkışındaki ilk tepe Hacılı Geçidi / Tepesi rakım 730 mt. Ayrıca bu yol üzerinde uzunlukları 581 – 280 – 920 mt arasında değişen, üç adet tünel bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi : Antalya – Korkuteli arası Tahtalı Beli rakım : 970 mt. ♠  Mersin / Mut / Karaman arası Sartavul Geçidi rakım : 1650 mt. Seydişehir/ Akseki arası  Antalya il sınırları içerisinde, Alaca Bel tepesi rakım 1825 mt. (Bu noktanın daha fazla olduğu; Lakin kara yolları kuralları gereğince rakımın daha fazla gösterilmesi halinde, tünel vb  uygulamaların yapılması gerektiği,  bu uygulamaların yapılmaması için, düşük gösterildiği halkımız arasında söylenilmektedir.  –  Duyumum dahilinde: Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı kayıtlarında buranın rakımı 2050 mt. ♠ Adana – Pozantı – Ankara kara yolu arasında Gülek Boğazı rakım: 1292 mt. Antalya Korkuteli / Elmalı arası Karaman tepesi 1290 mt.  2013

 

Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası.

04.2017- Bu yazımın özü, Hotbird Uydusu üzerinden Türkçe yayın yapan Rusya RTG tv de yayınlanmıştı. Özellikle arıcılara yönelik Baş Kurd Eyaletinde yapılagelmekte olan arıcılık ve arı ürünleri ile bu ürünlerin insan sağlığına etkisi açıklanmıştır. Bal ve Arı zehrinin insan sağlığına olan olumlu etkileri Başkurd Apiterapi  Bilimsel Araştırma Merkezi patentli olarak anlatılmıştı. Amacım, bu açıklamaları sizlere yazılı aktarmak ve bir ön bilgi sahibi olmanıza katkı sağlamaktır. Herhangi bir rahatsızlığınız halinde bu bilgi ışığında, doktorunuz ile görüşünüz.———

Peygamber Tıbbı (Tıbb-ı Nebevi), Peygamber efendimizin söz (hadis)ve uygulamaları doğrultusunda  yazılmış, tıbbi uygulama yöntemlerini içeren kitaptır. Bu kitaptan yapılan bir  alıntıya göre, İnsanı rahatlatan nedenler dört tanedir.

1Suya bak;  2Yeşile (doğa) bak   3Güzel yüze bak  4  –  Ballı su iç

–  Arının en bilinen ürünü bal olup diğerleri mum, polen, arı yemi, arı sütü, propolis ve arı zehri dir.

 Bal, içerisinde 400 den fazla balı oluşturan etkenler vardır. En çok etkin olanlar karbonhidrat, fruktoz ve sakkarozdur. Bu güne kadar balın yan etkisi tespit edilememiştir. Bal, insanlar için en faydalı besinlerin başında gelmektedir. Balın 20 çeşidi bilinmektedir. Bu bilgi ise, arının getirdiği polen çeşidine göre tespit edilmiştir. İyi bir kolonideki arılar günde 3 kğ, bir sezon içerisinde ise 80 ile 150 kğ arasında nektar toplar. Balın  tedavi edici olduğu, eski Roma devrinden beri bilinmekte olup baldan, 50 çeşit ilaç yapıyorlar idi. Başkurd Apiterapi Bilimsel Araştırma Merkezinin  açıklamaları doğrultusunda, balın  sadece belirli organlara yönelik teknik (kendi) araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan sonuçları içeren şartnameleri doğrultusunda tedavi edici olduğu, belirtilmiş. Herhangi bir hastalık türüne yönelik tedavi edici özelliği ise, yok. Belirli organların tedavisi ise teknik şartname doğrultusunda, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları için AT DİKENİ balı; Bronş ve akciğerler hastalıkları için OKALİPTUSLU balın  etkinliği vurgulanmıştır.

–  Mum, arının baldan sonra en çok bilinen üretimidir. Arının alt karın halkaları arasından ürettiği ve içerisinde  300 çeşit maddenin olduğu belirtilen bir salgısıdır.

–  Polen, Polen için Çiçeğin Ruhu, deniliyor. Bitki çiçeklerinin üremesine neden olan ve arıların ağız kıskaçları yardımı ile koparıp, arka ayaklarına tükrükleri ile yapıştırıp kovan içerisine girerken tuzaklardan geçerken polen alttaki kutucuğa düşüyor. Polen, genelde sarı renkli olup kırmızı, pembe,  siyah, beyaz renkte olanları vardır. Bir tv proğramında konuşan Prof: Besleyiciliği bakımından 5 gr polen, 1 kğ bala eşittir, demişti.

–  Arı Yemi Ekmeği;  Kovana getirilen polene arı, salgı bezlerindeki özel sıvıların SIR‘rını polene karıştırıp, bal ile kıvamlı hale getiriyor ve petek üzerindeki uygun göze indirip, sıkıştırıyor. Arı yemi bu karışım ve sıkıştırma neticesinde, havanın etkisinde kalmıyor, bozulmuyor. Not: Özellikle arıcılara sesleniyorum. Bu bilgi ışığında ballı peteklerden sıyırdığınız bu  SIR ları, arıya vermeyin ve  eritmeyin. Bal bulaşığı ile birlikte ailecek yiyiniz.

–  Arı Sütü: Kral Jölesi, olarak ta adlandırılıyor. İçinde yüze (100) yakın bileşik ve madde var. Protein bakımından, inek sütünden  beş (5) kat daha besleyicidir. Yumurta iken üç (3) gün arı sütü ile beslenen işçi arı 45 gün yaşarken, dokuz (9) gün beslenen ana arı 4 yıl yaşamaktadır.  Ne kadar arı sütü, o kadar ömür.

–  Propolis: Arı tutkalı’da denir. O Bölgede bulunan bitki çeşidine göre Kahverengi, yeşil, sarı ve kırmızı renkte ola bilir. Çam, kavak, söğüt vb ağaçların filiz uçlarında oluşan yapışkan salgıların arı tarafından toplanıp kendisinden ilave ettiği enzimleri de karıştırıp kovan içindeki kırık, çatlak yerleri doldurmak, çitaları sağlamlaştırmak ile petek gözlerine konulacak günlüklerin sağlığı için mum cidarların propolis ile sıvanarak steril edilmesinde kullanılır. ( 13.04.2017 Köy Tv – KTÜ Prof: Bal kanseri azaltmaz ama propolis % 80 azaltır. Propolislerinizi biriktiriniz.

–  Arı Zehri: Arı zehri, Orta Çağdan beri uygulanan ek tedavi yöntemi olmuştur. Araştırmalar neticesinde arı zehrinin, çok belirgin bir şekilde iltihaplanmayı önleyici olarak uygulama alanı bulduğu açıklanmıştır. Arı zehri, romatizmal hastalıklarda kullanılıyor. Zehirde ki  elli (50) den fazla bileşimler tedavide etkenliği artırmaktadır. Bu bileşenler sayesinde bağışıklık, merkezi sinir ve hormon sisteminde etkinliği belirtilmektedir. Ayrıca lokomotor (iskelet ve kas) hastalıklarında, atrit (iltihaplı eklem hastalığı), periferik (damar hastalıkları), merkezi sinir hastalıklarından damla inmesi, beyin kanamasında, kalp damar ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisinden sonra rehabilitasyon döneminde kullanılmaktadır. Yalnız bu uygulamanın yapıla bilmesi için önce, doktor gözetiminde arı sokmasına karşı alerjik rahatsızlığın olup – olmadığı, tespit edilmektedir. 12.2013

– 16. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor. 2015

Öğrenilmesinde zorluk olan yabancı dillerin sıralanışı.

11.2015 – ABD  Dil Enstitüsü bilim adamlarınca yayınlanan bir bilimsel açıklamaya göre, ana dili İngilizce olan bir insanın, yeni bir dil öğrenmek için harcayacağı zamanı, en kolay dil guruplarından, en zor dil guruplarına göre şu şekilde sıralamışlar:

1.  Afrikaans ( Güney Afrikaya göç etmiş, Hollandalı göçmenlerin konuştuğu dil); Danca (Danimarka); Flemenkce ( Hollanda – Belçika – G. Afrika lı); Fransızca; Haiti;  Norveçce; İtalyanca; Portekizce; Romence; İspanyolca; Swahili (Kenya – Uganda – Tanzanya) ve İsveçce.

2.  Bulgarca; Dari / Farsca ( İran, Afganistan, Tacikistan); Almanca; Yunanca; Urdu (Hindistan – Pakistan); Endenozya ve Malayca ( Tayland – Filipinler ve Endonezya).

3.  Amharic (Etopya); Bengalce; Burma; Çekce; Fince; İbranice; Macarca; Khmer (Kambocya); Lao (Laos  – Tayland); Nepalce; Filipince; Lehçe; Rusca; Sırpca; Sinhala (Sri Lanka / Kolombiya adası); Tai ( Tayland – Malezya); Tamilce ( Hindistan – Sri Lanka); Türkçe ve Vietnamca.

4.  Arapca; Çince; Japonca ve Korece öğrenilmesi en zor olan dil gurupları olduğu belirtilmiştir.

Dünyanın en zor dillerinden olduğu kabul edilen Japonca nın yazılımının öğrenilmesi için bir Japon çocuğunun; 12 -oniki- yıl boyunca sadece matematik ve Japon dili öğrenimini yapması gerekiyormuş.

Kanada ile ABD arasında yaşayan Chippewa Kızılderili kabilesi ile, Rusya özerk bölgesi Dağıstan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyılarında yaşayan bir etnik gurubun konuştuğu Tabasaran dilinin öğrenilmesi; Çince kadar zor olmaktadır.

NOT:   Yaptığım araştırma neticesinde ana dili Türkçe olan bir kişi için, diğer yabancı dillerini öğrenme zorluğu konusunda bir açıklamayı bulamadım. Bu konuda bilgisi olan kişiler, sayfamın YORUM kısmına düşüncelerini yazarlarsa, araştırıp kendi adları ile yayınlamaktan haz duyarım.       Kaynak : 27.03.2012 pravda.ru

 

Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak en soğuk bölgesi ve Sibirya.

03.2017 – NOT :  Günlük olarak televizyon veya gazetelerde yayınlanan hava raporlarını okur, duyarız. Mesela  26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonunda Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41,  Antalya nın ise  38 C’ olduğunu okudum ve söylendi. Önemli olan 12 ay – 365 günlük ve geriye dönük uzun yılların ortalamaları dır. Aşağıda belirtilen bilimsel sonuçlar, Dünyada ve Türkiye’de bulunan yetkili birimlerin geriye dönük on yıla tekabül eden gözlenimleridir. ( 2013 – 2014 Kışında bildik soğuklar olmadı ama 13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arası Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında – 27 C’ görüldü) İlaveten;

Rakım, iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağ ve platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları mesela Alanya – Manavgat ilçeleri miz Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya,  Manavgat’tan daha sıcaktır. Yapay bile olsa gölet ve barajların  az – çok olması, bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması bölgenin, yörenin iklimini etkilemektedir.

Gelen sorular üzerine : dünyanın sıcak veya soğuk olmasının nedeni? Aynen ateşe yakın olanın ısındığı, uzak olanında üşüdüğü gibi. Dünyamızın ve bizim ateşimiz, Güneştir. Dünya Güneşe yakınlaştığı zaman ısınır, uzaklaştığı zaman soğur. Dünyamızın Kuzey ve Güney yarı küre olarak bir taraf ısınırken diğer tarafın soğuk olmasının sebebi ise; dünyamızın Güneşe göre 23 ‘ açı yapmasından dolayıdır. Bu ise mevsimlerin oluşmasına sebep olur. Bu, yazabileceğim en basit açıklama şeklidir. dünyanın EN soğuk yeri hangi bölgededir. Aşağıda belirttiğim bilimsel tespitlere göre Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden  daha soğuktur. İlaveten  GK merkezi, tamamen kara (toprak) bir tabakadan oluşurken KK nokta merkezi, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. ağustos ayında dünyanın yerleşim  olarak en soğuk yeri, yine Kuzey yarı küre içerisindeki kıta ve ülkelerdir. Dünya haritasına göz atarsanız,  Ekvatorun güneyinde bulunan ülke sayısı ve kıta oranı, daha az. Kuzey yarı küre yaz ayını yaşarken, ekvatorun güneyi kış mevsiminde oluyor. Kışı, soğuk biliriz. Ama öyle iken bile, Güney yarı kürede olan en uçra yerleşim bölgesi, kış mevsiminde bile, bizim kış soğuklarımızdan, daha sıcaktır.

Sibirya’ya yağan turuncu karın sebebi ise: Rusya Meteoroloji yetkilileri tarafından açıklandığı şekle göre Kazakistan, Çin veya Japonya içerisindeki kimyasal fabrıkalardan kaçan veya salınan kimyasal katkılı gazların, esen rüzğarlar tarafından Rusya içlerine getirildiği, kar ile toprağa düştüğü şeklindedir.

Sibiryanın –en soğuk değil– daimi çok soğuk olmasının nedeni?:  Sibirya topraklarını K/G – D/B yönlerinde göz önümüze alırsak, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Diğer taraftan ise Eski Sovyetler yeni Rusya devletinin merkezi yerleşim yerleri ile / Sibirya toprakları arasında K/G istikametinde Ural Dağları var. Avrupa kıtası üzerinden Sibirya bölgesine sıcak bir havanın gelmesi mümkün değil. Doğusu ise, açık deniz olmakla beraber Sibirya toprakları enlem olarak KK daha yakın olduğu için, soğuk hava etkisi daha kalıtsaldır. Sibiryanın Kuzeyi ise; Kutup deniz bölgesine açılmaktadır. Geriye Sibirya nın güneyi kalıyor. Bu sefer karşımıza batıdan doğuya doğru uzanan Pamir ve Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor. Hint Okyanusundan  yükselen sıcak rüzgarlar, yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendiside ‘buz’ oluyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), sıcak havayı göremeyen Sibirya, dondurucu soğuklardan kurtulamıyor.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise Rusya nın  Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın Ojmyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yerinde kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş. Pasifik Okyanusuna yakın  bölgede olan  Verkhoyansk rakım: 130 mt olup, 1888 yılı Ocak ayı  (90 F)  – 67,8 C’.  . Kaynak: NASA ve Rus Bilimler Akademisi meteoroloji istasyon kayıtları.

02.2017 ilave – Dünyanın en soğuk yerleri ise: ABD – Minesota Eyaleti Koochiching kasabası, yıllık sıcaklık ort. + 2C’ . /  ABD – Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ . / ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün), – 45 C’ . / Grönland KK Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ . 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. /  ABD – Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C; / Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’Kaynak:  www.uznayvse.ru

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehri 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım.

Bilgi paylaşımında üyesi olduğum NASA’ nın,  9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına göre:  Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre Dünyanın en soğuk olan bölgesi, 93.2 C’ (136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır. – 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama  en sıcak yerleşim yeriEtiyopya’nın Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması : + 34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: + 47 C’  dir.  Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın  + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.  Kaynak: BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti Vredendal kasabasında Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık + 48.4 C’ olmuş. 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş.  www.gismeteo.ru

Türkiye de 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe‘de tespit edilen  bir anlık / günlük en yüksek sıcaklık ise + 48.8C’ dir. Anlık en soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait  44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir.  Kaynak: BBC

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık ortalamaları, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru +28 C’  ile  +15 C’  arasında değişmektedir. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının bana göre iki önemli nedeni var:

AToros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını   kesmektedir. Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt

B –  744 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen; G. Doğu Anadolu bölgemiz in güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye, Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu etkenlik ise Güney Doğu bölgemizin, Akdeniz iklimi ile yarışmasına, olumlu bir etkendir.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder. Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunu’da hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. Ve Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 15 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. Özelliklede bu ilçeye gittim. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsül kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk  olan şehirlerimizin başında,   15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı. – 11 C’ ile Kars ve  – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870, Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin 3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk hallerinin ortalaması ise: + C’ ile  + 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 C’ ile + 45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir.

İlave bilgi: Sahara rüzgarları ve diğer Kuzey Afrika çölleri tarafından toplanan çöl kumları, genellikle Karayip Denizi üzerinden tüm Amerika kıtasına taşınır. Aslında toz olayları, Sahra’dan sadece Amazon Nehri Havzasına her yıl yaklaşık 40 milyon ton çöl kumu döküyor. Araştırmalar, Amazon bölgesinin çok verimli olma sebebinin,  Afrika’dan gelen rüzgarlarda taşınan zengin mineralli çöl kumları yüzünden olduğunu gösteriyor.  NASA 04.2017

Türkiye de Yaşadığımız İklim Çeşitliliği ve Etki Alanı  20.12.2010      Mecit  ALBAYRAK

Kayınvalide Kraliçe Nefertiti ile damat kral Tutankamon ortaklığı

02.2017 –  Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf başlıklı yazımda, bu firavun ve karısı Nefertiti hakkında -en son- 2007 tarihli belgeselde, arkeoloğlar tarafından söylenen açıklamalar doğrultusunda   Firavun Akhenaton ve karısı Nefertiti’nin mezarlarının bu zamana kadar neden bulunamadığını yorumlamış ve sizlerle paylaşmıştım.

2015 Eylül ayı içinde Euronews tv kanalı; Mısır firavunu  IV. Amenhotep / Akhenaton’un ile dillere destan güzel karısı kraliçe Nefertiti’nin mezarının tespit edinmişliği hakkında, bir haber geçti. Neden ‘edinmişliği’! Yapılan elektronik tespit sonucu Tutankamon’un mezar odası bitişiğinde bir mezarın daha bulunduğu ve bu mezarın, kraliçe Nefertiti’ye ait olabileceği düşüncesi hakim olduğu için, böyle yazdım.

Bu zamana kadar okuduğumuz tarih kitapları ve izlediğimiz tarihi belgesellerde Akhenaton, Nefertiti ve Tutankamon’un ölüm şekilleri hakkında hep, şüpheli anlatımlar mevcuttur. Bu 3 kişiye ait mezarların bulunmayışı veya geç bulunmasının nedeni: Çok tanrılı bir inanışa sahip devlet ve halkının, Güneş üzerinden ‘tek tanrı’ sembolü ve inanış şekline geçmeleri ve geçmelerine mecbur edilmeleri idi. İyi ama Tutankamon’un kabahati ne idi?

Tek tanrı uygulamasını Akhenaton ve Nefertiti yapmıştı. Bu uygulamalar zamanında Tutankamon bir bebek ve çocuk idi. Ama Akhenaton’un 2. karısından öz oğlu, Nefertiti’ninde üvey oğlu ve damadı aynı zamanda geleceğin saltanat naibi ve firavunu idi. Geçmişte ve günümüzde saltanat hırsında olmuş, olan ve olacakları okuduk. Eski Mısırda bu hırsa sahip olanların başında ise, çok tanrılı inanışın uygulayıcıları olan kahinler gelmekte idi.

Haliyle bu kahinlerin saray içerisinde ‘yardakcıları’ her zaman olmuştur. Akhenaton ve karısı Nefertiti, bir şekilde art arta ölmüş – öldürülmüşler. İktidar ve hırs sahibi kişiler tarafından da, kral ve kraliçenin mezarları lalettayin yapılmış, mezarları ve belgeleri yok edilmiş.

Tutankamon, genç yaşında ve büyük bir ihtimal ile öldürülmüş. Haliyle kendi adına bir mezarı yoktu. Bu acil ölüm durumunda -ki, öldürülmüş olsa bile sonuçta bir kral idi.19 yaşında katledilen kral Tutankamon’un bir mezarı olmadığı gibi, mezar yerinin adı bile yoktu. Ama bir firavun alel usul bir yerede, gömülemezdi. Bu keşfin açıklanması ve haberin devamı;  Euronews haber kanalından -benim yorum şeklimle-.

Tutankamon, acilen kayın validesi  Nefertiti’nin mezar odasının ÖN tarafına gömüldü. Kayın validesi Nefertiti ile Tutankamon’un lahiti arasına’da bir duvar örüldü ve Nefertiti’nin mezar odası, arkada kaldı. Ve şimdiye kadar bilinen şekli ile bu duvarların ön yüzünede, kral Tutankamonu tasvir eden bir çok resimlerin çizilmesi ile Nefertiti’nin mezar odası, kamufle edilmiş oldu. Akhenaton ve Nefertiti’nin mezarlarını arayan bilim adamı ve arkeoloğlar, Tutankhamon’un mezar odası duvarlarına; geriye dönüş yapan radyo ses sinyallerinin verilmesi sayesinde, Tutankamon’un mezar odasının arkasında, bir bölmenin daha olduğu sonucuna varıldı. Bu sonuca göre, bu bölmedeki mezar odasının Kraliçe – kayın valide Nefertiti’ye ait olduğu ‘şüphesine’ erişildi. Euronews

Tutankamon’un mezarı 1922 yılında tesadüfen bulunmuştu. Çünkü bu firavunun mezarı bilinen firavun mezarlarına benzemediği gibi, tamamen çöl kumları altına gizletilmişti. Neden böyle yapıldı? Bana göre; Tutankamon’un Aton inancının kabul ettirilmesinde kabahati olmadığı gibi, kendisinden sonra gelen firavuna da, bir makam bırakmıştı. Haliyle, azda olsa bir iltifatı hak ediyordu ama, mezar yerininde, Nefertiti yüzünden bilinmemesi gerekiyordu. İnşallah, açıklandığı şekilde olur ve eksik bilgilerimizi tamamlamış oluruz.   29.10.2015

 

Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu konu ile ilgili bilgileri, Bilim adamları tarafından açıklanmış teknik bilgiler ve görsel sunumları üzerinden güncellemekte yim.

02 . 2017 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı ve Deprem nedir, nasıl oluşur.  Bunu bir benzetme ile açıklamak istiyorum. Evinizdeki çok beğendiğiniz bir fincan kırıldığında atmaya kıyamaz, yapıştırırsınız. Yapıştırdığınız 2 parçanın birleştiği çizgiye fay hattı, yapıştırdığınız 2 ayrı fincan parçasına Tektonik levha /plaka denilmektedir.  Bilimsel açıklama doğrultusunda dünyamız (en büyük)  8 adet tektonik plakaların birleşmesinden meydana gelmiştir. (ayak bastığımız yerde fay hattı yok, anlaşılmasın) Diğer bir anlatım ile; Fincanlar; görüp bildiğimiz kıtalardır. Kıtaların oturduğu deniz dibindeki toprak ise; Fincan altlıkları yani tektonik plaka. İki fincan altlığının birbirine değdiği yer ise; fay hattı‘dır.  Altlık oynarsa fincan sallanır bu sallanma şekli ile yer yüzü sallanır, binalar çöker, denizlerde tsunami olur, insanlar ölür. Bu oluşuma, deprem denir.

Okyanus tabanını oluşturan yer kabuğu, devamlı hareket ve erime durumundadır. Dünyanın merkezine doğru inen ağır tektonik tabaka, kendinden hafif tabakayıda üstüne doğru yönlendirmektedir. Nüveye doğru inen toprak tabakanın uç katmanları erirken, arkasındaki toprak kütleyide nüveye doğru çekmektedir.  Bu çekmenin akabinde oluşan  sünme neticesinde deniz dibindeki tektonik plaka, ama deniz dibinde ama ayak bastığımız toprak altında, iki uçtan gerilmiş ipin en zayıf yerinden koptuğu gibi, gördüğümüz toprak iki parçaya ayrılmaktadır. Bu şekilde iki parçaya ayrılan toprak ve kayma neticesinde yeryüzünde titreme, sallanma sonucu deprem meydana gelmektedir. Akdenize kıyısı olan kıta ve ülkelerde olan deprem ise, Afrika deniz tabanından ve  her 3 okyanus üzerinden Av., Af. ve Asya kıtalarına gelen ‘ittirme’, sonucunda olur.

 Aşağıdaki link deprem konusunda aklınıza gelen –  gelmeyen sorularınıza dünya görsel, hareketli çizimleri Türkiye, kıtalar ve okyanuslar üzerinden size verilecek en güzel cevap şeklidir. (daire içlerini tıklayın)

http://www.msnbc.msn.com/id/47017657/ns/technology_and_science-science/#slice-2    

 TÜRKİYE DE TEHLİKELİ DEPREM BÖLGELERİMİZ.

a Devamlı sancısı olan, oluşması halinde büyük yıkımlara neden olabilecek  Adıyaman – Malatya – Maraş üçgeni ve bunların etkisinde kalan tehlikeli dış uzantıları olan, bu illere komşu illerimizdir.

Bu bölgemiz ve Anadoluyu, kuzey / kuzey doğu yönündeki Kafkas sıra dağları ile Güney / Güney Doğu  Anadolu bölgemiz ve  İran – Himalayala  dağları üzerinden ayrıca;  Suriye üzerinden  giriş yapan Arabistan Yarım Adası kaynaklı aktif fay hatları, olumsuz etkilemektedir. Bilim adamlarınca, bu sıkışma ve sıkıştırma nın tehlikesi vurgulanmıştır.

b – Yüz yıllar içerisinde 13 – 14 kez yıkıma uğramış, her daim deprem tehlikesi olabilecek Hatay.  Bu bölgemizde, a – şıkkında yaptığım açıklamalar doğrultusunda tehlikeli bölgemizdir.

cFenike ilçemiz ile Rodos adası ve arası. Bu nokta yerler Orta Doğu kaynaklı Kıbrıs Adası etkisinde olan sancılı bölgemiz. 2013 Aralık ayı içerisinde Antalya açıklarında 4 ve 6 şiddetinde iki kere deprem oluştu.

d –  Kuzey Anadolu ( Karadeniz) Bölgemizden geçen fay hattı. Bu hat  Amasya – Merzifon‘u etkisi altına almaktadır. Bu bölge ve hat suskun ve beklemede.

—  İzmit merkezli İstanbul, Yalova ve Gemlik, her daim hatırlanan bölgemizdir. Bu bölge, Kuzey Anadolu fay hattı bölgesinde yer almaktadır. 22.10.2013 -bugün- Kanal D de yayınlanan deprem hatları ile alakalı açıklamadan gördüğüm ve anladığım kadarı ile: İzmit/ Bolu üzerinden iki kola ayrılan deprem fay hattının bir kolu İstanbul açıkları Marmara derinliğinden Gelibolu üzerinden Saroz körfezine uzanırken diğer fay hattı Yalova üzerinden Kütahya, Bursa, Ayvalık’tan Yunanistan’a  doğru yönelmektedir.

En etkin fay hattı ise; Karadeniz’e paralel giden Kuzey Anadolu fay hattı dır. Anadolu üzerinde depremin en etkisiz olduğu bölgemiz ise -özellikle Konya bölgemizin olduğu vurgulanmaktadır.

   JEOTERMAL ENERJİ

Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır.  Genelde deprem bölgesi yerlerinde fazlası ile oluşmakta ve bulunmaktadır.  Şunu kesin olarak bilmeliyiz ve biliyoruz ki; Jeotermal Kaynak ve Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1.5 km ve sonrasına inilirse 65 C’ ve üstü, sıcak su çıkar (BBC)

Bilimsel olarak mağmanın, ayak bastığımız yüzeyden 45 km derinlikten itibaren dünya merkezine doğru indiği belirtilmektedir. Apartmanlarda olan uzun soba bacası benzeri lav kanallarının, dünyamızın bazı kesimlerinde yer yüzüne daha yakın olduğu ve baca uçlarında biriken mağma havuzları sayesinde; Gayzer, sıcak su (kaplıca), buhar ve Yanardağların oluştuğu açıklanmaktadır. Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su  istenirse, Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır.  Ayrıca, oluşan bir deprem, termal suyu yer yüzüne çıkarttığı gibi, çıkan suyun azalmasına – yok olmasına da, neden olur. 02.2017

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Jeotermal ısı = Yağmur sularının, yer küresi derinliklerindeki toprak tabakaları arasında sıkışan birikinti su, mağma nın yaptığı ısıtma etkisi ile genişlemekte ve yer yüzüne çıkmak için basınç yapmaktadır. Yer yüzünün zayıf ve eriyen bir tabakasına denk gelen sıcak su, bu katmanı eriterek sızıntı şekli ile veya tazyikle çıktığı gibi,  sondaj vurularak yer yüzüne sıcak su ve buhar olarak çıkartılmaktadır.

Jeotermal ısı, dünyanın her bir ülkesinde az çok çıkmakta çıkartılmaktadır. Ayrıca; Dünya küresini kapsayan bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır.

RusTG Tv kanalından – Kamçakta yarım adasında irili ufaklı 300 dolayında volkan bulunmakta. Öyle ki bu yarım adaya ‘ Ateş ve Buz diyarı’ benzetmesi yapılmaktadır. Eski insanlar, volkanların patlama sebebi olarak, Volkan dağı içerisinde yaşayan  ”Demirci Ustasının” kızğınlığı veya çalışması olarak ad ederlermiş.  Rusya, 1966 yılından beri yer yüzüne çıkan  40 ve 250 ‘C sıcaklıktaki su ve buhar sayesinde, deniz seviyesinin 800 mt yukarısında olduğu gibi, yer altında kurdukları elektrik santrallerinden, elektrik üretmektedirler. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ mevcuttur. Endonezya da 1815 yılında patlayan bir volkandan çıkan kükürtlü gaz sebebi ile, 500 km mesafe içerinde  kalan ülke ve insanlarının; Üç (3) gün boyunca güneşi göremedikleri, anlatılmıştır. Yüzyıllar öncesi Sönmüş bir yanardağ, bu gün patlayacağı gibi, bu gün faal olan bir yanardağ ise yüz yıllar boyunca, söne bilir. – ( Nasa – Dünyada 2017 itibari ile faal 91 adet yanar dağ vardır.)

İlk çağlardan beri, özellikle sağlık amaçlı olarak yararlanılan jeotermal sıcak su kaynakları çanak, çömlek ve  cam malzemelerinin imalatında kullanılmaya başlandı. ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmıştır.

1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış.  Peki jeotermal enerji nerede ve nerelerde kullanılıyor dersek :

a – Elektrik üretiminde   b – Binaların , seraların  ısıtma uygulamalarında  c – Metallerin ısıl işlemine yönelik endüstriyel amaçlı kullanımlarda    d – Kimya sanayisinde    e – Kaplıca suları ile tedavi yönteminde    f – Maden suyu dolum ve içimlerinde .

Bu gün İtalya, ABD, Rusya, Japonya, İzlanda, Filipinler , Yeni Zelanda , Kenya başta olmak üzere 18 ülkede jeotermal  elektrik enerji üretimi büyük ölçüde yapılmaktadır. Kenya, dünyada 8. büyük jeotermal elektrik santrallerine mevcut olup yıllık bazda 514 MV (megavat) elektrik üretilmektedir. – Mart 2016 / Euronews

Buzlar Ülkesi  İzlanda Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkedir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Buna rağmen kişi başına 7,5 ton CO2 -karbondioksit- üretiyor. Bu da İngiltere ortalamasından sadece bir ton az. Çünkü aynı zamanda, kişi başına petrol tüketimi açısından Katar’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Kaynak: BBC – Aralık 2010 dip not: İzlanda’nın nüfusu 330.000; İngilterenin ise 61 milyon.

Unutmayalım’ki: Petrolün bir gün biteceğinin hesapları yapıldı ve yapılıyor. Ama jeotermal kaynakların bitmesi mümkün değildir. Sebebi ise; Jeotermal’in yakıtı olan su; Yağmur sularına dayanıyor. Yağmur ve kar’ların yağması devam ettiği müddetçe, yer altı katmanlarına inerek, sıcak katmanlara ulaşan su nedeni ile; Jeotermal enerji her daim var olacaktır. Önemli olan saniyede çıkan su miktarı ve sıcaklık derecesidir.

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

21 Mart 2017 tarihli Hürriyet Gazetesinden alıntıdır, kendi ifadem şekli ile: Jeotermal üretim ve kullanımını sağlayan / Yapan üreticinin açıklamalarına göre: 230 / 120 C’ arasında Elektrik üretimi; 120 / 80 C’ arasında olan -düşen ısı ile evler; 80 / 60 C’ olan – düşen sıcaklıktaki ısı ile seralar; 45 / 40 C’ olan –  düşen ısıdaki su ile termal tesislerde kullanım şekli, olmakta imiş. Ağrı / Diyadin, Nevşehir / Kozaklı, Balıkesir /  Bigadiç, Yozgat / Sorgun ilçelerinde 2 yüzbin dolayında evler, jeotermal ısı ile ısıtılmaktadır. 2017

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış. Ülkemizde bulunan jeotermal ısı bölgelerini batıdan – doğuya doğru sıralar isek:

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimiz dir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde, Ege bölgesi ağırlıklıdır. Bu bölgemizde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav  Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova  Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır. Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.

Ne yazık ki; bu tip kaynakların bolca bulunduğu ülkemizde yapılan arama ve kullanma gayretleri, jeotermal su kaynakları zenginliğimizle doğru orantıda olduğu iddia edilemez. 2010 yılı hesabı ile; Rusya – İran ve Azerbaycan’dan temin edilen doğal gaz için, basında yazıldığı kadarı ile; ‘ Ya kullan; Ya parasını ver ‘  şartnamesini  göz önüne alırsak, şuan için jeotermal enerjisi üretilen daha nice sahaların, kapatılma ayarına yakın çalıştırıldığını düşünebiliriz.    Aralık 2010  –  Mecit ALBAYRAK

Seydişehirde İlk Kar.

01.2017 – Karın geliş şekline göre ağaçta belirginleşen, Kuzey-Güney tarafları. Ağaç dallarındaki ilk  kar  11 Aralık 2010  Cumartesi günü yağdı. 12.12.2010 pazar saat 13.00 Arılarımı kontrol için gittiğim; Pınarbaşı mevkiide yaptığım ölçüme göre , sıkışmayı göz önüne almazsak yaklaşık 60 cm kar vardı.

2012 – 13 yılına ait ve ayaklarımızın değdiği ilk kar 6 Ocak ta idi, ama hemen eridi. Şuan 13 Ocak ve gece saat 0.43, lapa lap kar yağıyor.

Seydişehir’e 1988 yılının Ocak ayında yağan kar; 3 ay yerden kalkmamış ve o sene çok kuvvetli soğuklar nedeni ile, evlerin içindeki  tesisatlarda patlamalar olmuştu. O seneden 2017 yılı ocak ayına kadar, çok yağan ve yerde uzun süre kalmış bir karlı kış mevsimini yaşamadık.

20 Kasım 2014 – 18 Şubat 2015 arası yağan kar, eriyenlerle birlikte 150 cm çok geçti. Balkondaki dereceme göre şuan ve saat 21.00 ve – 0,9 C’ çok soğuk yok ama,  etkisiz geçen yıllara göre bu sene bayağı etkili. 02.2015

(2016 – 2017 Kışında) 1 Kasım 2016 Salı gecesi Küpe dağının tepelerine kar serpelemiş.  Aynı gece saat 24′ te dış sıcaklık 1,3 C’ idi.13 Aralık 16 – 16 Ocak 2017 arasında yağan kar ≈ 250 cm buldu. Öyle iken, şehir içinde aşırı soğuklar -15 C’ geçmedi.

04.04.2017 salı günü Konya’da idim ve bir şeye dikkat ettim:
Konya içindeki ağaçların çoğu çiçek açmış, hatta rüzğardan çiçeklerini dökme durumuna gelmişken;Konya belediye sınır çıkışından itibaren Seydişehir merkezine kadar geçen (85 km) arazide bulunan ağaçların daha çiçek açmadığını, tespit ettim.
Bu gün ise Çrş; evimin arkasında kuytu yerde olan badem ağacının uç dallarında sayılı çiçekler oluşmuş. Bu gecikme nedeni ise;
13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arasında yağan 250 cm kar ve şehir içinde -15 ‘C geçmemiş, şehir dışında ise – 30’C dayanan soğuklar, bitkilerin geç uyanmasına neden oldu. Şuan 5/4 Taraçcı üzerindeki kimi karlar 1 mt genişliğinde erimiş, bakalım ne kadar daha dayanır!

Herkes için faydalı basit bilgiler.

01.2017 – Bu kısımda herkes için faydalı, denenmiş ve paylaşılmasını istediğiniz bilgilerinizi yayınlamaktan onur duyarım. İsterseniz ad, soyad ve memleketinizi de ilave ederim. Sadece başlığa tıklamanız ve alt kısımda beliren ‘yorum’ kısmına bildiğinizi paylaşmanız, yeterlidir.

Madem biliyorsun, niye öğretmiyorsun? Ömrünü boşa geçirmişsin , niye yarar.  Antik Sümer tabletlerinden – Muazzez İlmiye ÇIĞ

BUZ FIRTINASI :  Bu fırtınanın oluşması için aralarında boşluk olan birbirinden çok ayrı iki soğuk tabaka (ayak bastığımız yer ile mesela 50 mt üzerimizde çok soğuk havanın olması gerekiyor) ile arasından geçen sıcak  -nemli- bir hava dalgasının olması gerekmektedir.

( Diğer bir ifade ile aşırı kuru dondurucu soğuk ayaz içine, fıs fıs ile su fışkırtacak olursak, çevremizde gördüğümüz -biz dahil- her şeyin üzerine gelen bu su zerrecikli soğuk hava, değdiği her yere çeşitli şekillerde cam gibi buz tabakası meydana getiriyor. )  Atmosfer deki soğuk hava, KAR getiriyor. Yine atmosferdeki soğuk hava, sıcak hava ile birleştiğinde ise YAĞMUR yağıyor. Atmosferde ki sıcak hava, yeryüzündeki soğuk hava ile birleşirse ÇİĞ halini alıyor. Kar tanesi, atmosferde ki soğuk havanın etkisi ile buz kristalleri şeklini almış su zerrecikleri dir. 10.2013

TOPUK NASIRI : Benim yıllardır uyguladığım bir alışkanlığım var. Zaman zaman ayak topuklarımda nasır oluşurdu. Son 10 senedir bu sıkıntım kalmadı. Nasıl? Eczaneden  pet veya şişe içerisinde Saf Alkol alınız. Banyoda iken veya sıcak su dolu leğen içerisinde ayaklarınızı yumuşatıp, ponza taşını topuğunuza sürterek nasırlarınızı temizleyip, ayağınızı kurulayınız. Saf alkole batırılmış pamuk ile, parmak araları dahil ayak tabanınızın her yerini siliniz. Başlangıçta her banyo sonunda, zaman geçtikçe arada bir yapınız. 10.2013

Gripal Enfeksiyon :  Kış aylarında en büyük rahatsızlık duyduğumuz hastalık grip, nezle,soğuk algınlığı vb… hastalıklar olduğunu biliriz. Akabinde doktor tedavisi veya kendi isteğimizle hemen antibiyotiğe sarılırız. Gripal Enfeksiyonun basit tedavisi: Orta boy kuru soğanı doğrayıp bir tabağa koyunuz. Üzerine (en az) 3 yemek kaşığı bal döküp bekletiniz. Zaman içerisinde soğan suyunun tabak içerisinde bal ile karışık çıktığını görürsünüz. Bu suyu çocuklar bir tatlı kaşığı, büyükler ise bir çorba kaşığı aç – tok içmeli. 11.2013 Kanal 34 –  Dr. Mustafa Eraslan

Müzik dinleme-nin- k; Yüksek Tansiyon ve Kalp atış hızı ile stresi azaltmada etkin olduğu kabul edilmiş.11.2013

Nefes darlığı için: (Bir bilgi için internet üzerinden Çince olarak yaptığım araştırma anında, sizlerle paylaşmak istediğim bu bilgiyi görmüş ve not etmiştim.) 500gr  taze TERE, 300gr SU, 300gr BAL. Tere ve suyu 3 – 5 dakika kaynatınız. Sıcak suyun derecesi parmağınızı yakmayacak ısıya  düştüğünde süzüp,  balı dökün ve  karıştırınız. Nefes darlığı ataklarında  4 defa birer bardak içiniz. Tercih sizin. 12.2013

Faranjit, reflü ve horlama:  Konusunda şikayetleriniz var ise, özellikle sabahları tükürüğünüz de  kan var ise, bunun nedeni, horlamanız ve/veya reflü olur – olabilir. Faranjit rahatsızlığınızı, horlamanız ve reflü artırmakta ve kanamaya neden olmaktadır. -Denedim- Eczanelerde burun dışına, yumuşak bölgeye yapıştırılan bantlar var. Geceleri yatmadan önce bu bantı yapıştırır iseniz horlamanız ve kanamanız geçecektir. Sıcak su buharı da, faranjite iyi gelir. İlaveten; faranjitiniz var ise geceleri yatmadan önce ağzınıza alacağınız bir tatlı kaşığı miktarındaki zeytin yağını, ağzınızda gargara yaparak içiniz. Faydasını göreceksiniz. Eskilerin bildiği ve istediği cipcik, hakiki damla sakızını çiğnemek, geniz bölgesinin kuvvetlenmesine neden olacaktır. Bu bilgileri, kendim yaşadığım için yazıyorum. İlaveten, arıların kovanlarda biriktirdiği propolisin, boğaz ve faranjit rahatsızlıklarında faydalı olduğunu bazı sitelerde okudum. Ayrıca kendim kullanmaktayım. Bunun için, nohut tanesi büyüklüğündeki propolisi, ağzında şeker eritir  gibi dönderin, ağzına gelen eriyiki yutun. 30 dak sonra ağzınızdaki kalanı, atınız. Bir müddet uygulayınız. Gerekiyorsa, yorum kısmına yazınız. 12.2013

Uykusuzluk : Gece gündüz yattığınız zaman, uyumakta zorlanıyor iseniz; Kafatasınızın arkasında bulunan ve omuriliğin kafa tasınıza girdiği yerde ki ters V şeklindeki boşluk yeri ile, boynunuzun yanlarında ki kalın sinirleri parmaklarınız ile ovcalar iseniz, uyumanıza yardımcı olacaktır. 04.2014

Gece idrara çıkmak : Özellikle prostat rahatsızlığı olan kişiler, gece idrar için kalkmak gibi bir sorununuz var ve şeker rahatsızlığınız yok ise, bir bardak suya karıştırılmış bal şerbeti içiniz. 01.2015

Ayaklarda çıkıntı : Çoğu insanın ayak baş parmaklarının yan kısmında (acayip) bir çıkıntı oluyor. Dar ayakkabı giymeyiniz. Çünkü dar ayakkabı ayak baş parmağını, öbür parmaklara doğru eğdiğinden, zorlama neticesinde ayak tarak kemikleri hizası bozuluyor ve istenmedik çıkıntı oluşuyor. Tavsiyem, ayak baş parmağınız ile yanındaki parmak arasına çorap içinde ve 3 – 5 mm genişliğinde (mesela bükülmüş peçete kağıdı) koymanız, bu rahatsızlığınızın ilerlemesini engelleyecektir. Deneyin. 01.2017

Burun tıkanıklığı : Burun delikleriniiz biri veya ikisindende nefes almakta zorlanıyor iseniz; Eczanelerden cilt nemlendirici  bir  -merhem değil- krem alıp, burun uç kısımlarına azar sürünüz. Nefes almanız kolaylaşacaktır. 01.2017