45. Istanbul Apimondia Dünya Arıcılık Kongre Sunumlarından Alıntılar

Bu yazımda; katılmış olmaktan büyük haz duyduğum 45. Apimondia Dünya Arıcılık Kongresinden veya sunumların, internet ortamında tercüme ettirdiğim bilgileri sizlere özetleyerek sunma gayreti içinde olacağım.

Haliyle bu sonuca varmam epey zaman alacak. Sabırla takipleriniz için, teşekkür ederim.

Babam Lazoğlu Şükrü Usta.

 images-babam

 Aslında 1923 Gürcüstan Devleti, Batum şehri doğumludur. Ülkemizde, O yılların şartlanılmış ve şartlandırılmış gelişmeleri doğrultusunda doğum yeri ve tarihi,  Hopa – 1925 olarak yazdırılmıştır.

Babası ve büyük babam; Azerbaycan Devleti Şeki ili, İnce Zunut köyüne kayıtlı Yusuf oğlu,  Mecit YUSUFZADE ( 1885 – 1926 ).  Annesi ise, Türkiye Cumhuriyeti Artvin ili Hopa ilçesi Ebuislah köyünden Ayşe …  ( Türkiye 1901 –  Azerbaycan / Bakü 1987 )

Üç yaşına kadar babası Mecit, annesi Ayşe ve ablası Fatma (1922 – 2004) ile beraber Batum’da büyüyen babam, küçük kardeşi Hamdi’nin (22 Mart 1926 – Ağustos 2013 ) doğumundan sonra annesi, o zamanlarda yanına gelmiş olan kız kardeşleri ve annesine :  Hamdi olunca Şükrü ile fazla ilgilenemiyorum. Siz memlekete giderken Şükrü’yü yanınızda götürün, biraz yanınızda kalsın, deyip Hopa’ya gönderir (1926). Babası dedem Mecit,  Batum ve Artvin çevresinde hatırı sayılır bir esnaf ve işverendir. O günün şartlarında –Deri işleme atölyesi olan dedemin hatırı sayılır maddi gücü  olduğu, ileriki zamanlarda Seydişehire gelen Baba Annem, halam, amcam ve  babamın dayısı ve akrabaları tarafından anlatılmıştır.

Büyük babam Mecit Yusufzade; 1926 yılı içinde maddi durumundan dolayı yanında çalıştırdığı işçileri tarafından öldürülür.Cesedi, iş yeri yakınında ki bir kayanın altında 17 Ağustos 1927 yılında bulunur. B.babam öldürüldüğünde Babaannem, 3 çocuk annesi ve 25 yaşındadır. Babaannem 1928 yılında tekrar evlenir. Bu evliliğinden altı çocuğu olur, ama başta kocası olmak üzere hepsi, kendisinden önce ölürler. ( Eşi Hamit, çocukları Kemal, Cemal, Lütfiye, Mehmet, İsmet, Semaye).  Halam Fatma ve amcam Hamdi 1932 – 1938 yılları içerisinde yetimhanede kalırlar. Halam 1944 yılında Savcı olmuş, Amcam ise askeri bandoya girmiştir.

1928 yılına kadar Batum ve Artvin de olan insanlar, komşuya gider gibi bu yerlere karşılıklı gidip gelirlerken, bu tarihten sonra bir gece yarısı Türkiye ve S.S.C.B. arasında imzalanmış olan sınırların kabul ve kapatılması  antlaşması  gereği, karşılıklı geçme yasağı konur ve sınırlar kapatılır. Bu sınır ise,  o zaman ki Sarp köyü ve günümüzde ki sınır kapısıdır. O anda Türkiye’de olan babam ailesinden ayrı düşer. Anne – baba ve iki kardeşide, Batum’da kalır.  Öyle ki bu köyün orta kısmında bulunan dere yatağı, iki ülke sınırı olup, köyü ikiye bölmüş.  🙁

Türkiye’de 3 yaşından itibaren akrabalarının,  özellikle  9 kız kardeşin tek erkek kardeşleri olan ‘Onbaşı’  lakaplı dayısı Ömer Albayrak himayesinde olan babam, dayısının soyadını -vermişler- alarak yaşamaya başlar. Geçmişi hakkında pek fazla konuşmayan babam, zaman zaman bazı anılarını annemize ve bizlere anlatır idi. Ayrıca babamın ana lisanı, Lazca idi.

Bazen yemek sofrasından – Sen yemeyeceksin, diye  kaldırılıp, ıslattığı yatak ve dayak korkusundan dolayı erkenden kaçan, ağaçlardan düşüp karda delik açan portakalları buradan alıp yediğini anlatırdı.  🙁

1930′lu yılların şartlarında ilk öğretim 3 yıl imiş. Okuma ve yazmaya aşırı ilgisi olan babam, akranları okula giderken  okula gidememiş. Azmi sayesinde, arkadaşlarının yanında onların kağıt ve kalemleri ile okuma – yazmayı öğrenmiş. Hatta öyle ki,  bir süre sonra okulda okumadığı halde, okula  giden arkadaşları ile imtihana sokulmuş ve  imtihanı kazanmış.

Gençlik çağlarında Zonguldak’ ta iş yerleri olan teyzesinin oğlunun yanına giderek, tamir – bakım – imalat üzerinde çalışıp, meslek sahibi olmuş. Askerliğine kadar Zonguldak Maden ocaklarında tamirci olarak çalışmış. Bu iş yerlerinde zaman zaman işçi  sağlığı açısından işçilere iğne yapılırmış. Babam, iğneden korktuğu içinde hep kaçarmış. ( Babam, bana 31 sene babalık yapmıştır. Babamın, son ölümcül hastalığına kadar, hastahane veya doktora gittiğini bilmem ve duymadım.)

Erkek milletinin en büyük anısı, ‘askerlik yıllarıdır’. Özellikle bizlere anlattığı anıları askerlik yıllarına ait. Askerliğine;  İstanbul – Selimiye Kışlasında  başlamış. Sanatkar  olması nedeni ile ordunun tamir – bakımına alınır. Becerikliliği fark edilince, komutanı yanına çağırtıyor. Ve:  Komutanlığa ait olan kasanın anahtarı kayıp oldu, kasayı açabilirmisin? Hemen işe başlıyor ve kasayı açıyor. Sene, 1945 ve sonrası. Dünyada savaş var.

Bir süre sonra, uzun süreli arazi tatbikatı için, askerin bir bölümü ile beraber;  Samandıra tarafına gidiyorlar. Tatbikatın bir gününde, yemekhane çavuşluğu görev sırası kendine veriliyor. Daha öncelerinde bir erat çavuş ile, ufak bir sorunları olmuş. Yemekhane çavuşluğu anında, arası açık olan çavuş, yemekhaneye gelip, herkesden önce yemek istemiş. Babamın çavuşu ya! Babama verilen talimat ise, dış görev haricinde kim olursa osun, yemek verilmeyecek.  Haliyle yemeği vermemiş ve  bu çavuş ile münakaşa etmiş.

Ertesi gün bu çavuş, yemekhane sorumlusu oluyor. Galiba, akşam vakti babam nöbete gideceği için, erkenden yemek yemeye, yemekhaneye geliyor. Durumunu izah edip çavuştan yemek istiyor. Çavuş, yemeği ‘gıcıklığına’ vermiyor. Verirdin – vermezdin kavga, dövüşe dönüyor. Araya olaya tanık olan  askerler giriyor. Bu sırada ast subay komutan geliyor. Olayı bilmeyen komutan,  kavgayı çıkartan kişi olarak babamı düşündüğü için, sille – tokat vurmaya  başlıyor. Ona göre ‘çavuş’ u haklı, babam suçlu!

Dayağı yemekte olan babam:  – Komutanım durum şu, desede iyicene kızan komutan, babamı döğmeye devam eder. Dayaktan iyicene bunalan babam, bir şekilde ’kasatura’ yı eline geçiriyor ve komutanının üzerine yürüyor. Bu sefer komutan önde, babam arkasında eğitim karargah çadırlarının  çevresini dönmeye başlıyorlar. Zorla babamı yakalıp, komutanı kurtarıyorlar. Durumu öğrenen komutanı babamdan ‘ ÖZÜR’ dilemiş, ama ne fayda! Urfa / Birecik’e sürgün gidiyor.

Urfa – Birecik’te bulunduğu askeriyenin bütün teknik işlerini yapmak haliyle  babamın görevi. Birliğin işlerini imkanları nispetinde askeriye içinde  yaparken, burada olamayacak işleri de,  Birecik içerisindeki sivillere ait demirci atölyesinde yapmaya başlar. Askerliği süresi içinde, bu işleri yaparken haliyle sivillerle de  irtibat kuruyor, kurmak zorunda. Bu bölgede adı – sanı duyulan bir ‘AĞA’ nında ufak tefek işlerinide yapar. Ağa, babamdan hoşnut olduğu için kendisine bir öneri yapıyor. – Şükrü, burada kal. Benim traktöre, makinalara bakarsın, kızımıda sana veririm, demiş. Ama nedense babam, teklifi kabul etmeyip;  Konya / Aksaray Obruk bölgesine  çalışmaya geliyor. Sene 1948.

Bu bölgede yine traktör, biçerdöğer  ve diğer makinaların tamir – bakımı ile meşgul olmakta iken; Konya/ Seydişehir – Orta Karaviran‘lı namı değer ” Çakaloğlu Mehmet” isimli bir kişi ile tanış oluyor. Çakaloğlu Mehmet babama:  – Lazoğlu, sermayesi benden, çalıştırması senden. Benimle Orta Karaviran köyüne gelir misin?, diyerek teklifte bulunur.  12.2011              İkinci bölüm :Babam Lazoğlu Şükrü Usta ve Seydişehir.   Mecit Albayrak


Türkiye’de Yaşadığımız İklim Çeşitleri ve Etki Alanı.

08.2017 –  Akdeniz bölgesi  Muğla –  Antalya arasından başlayıp, Hakkari bölgesinden İran toprakları üzerinden Himalayalar bağlantılı olan Toros Dağları, Kara Deniz bölgesi dağlarına göre daha içeride olup, denize paralel olarak yer almaktadır. Yazın sıcak ve nem, çok olur. Ak deniz havası, denize paralel ve tek parça olan Toros dağları nedeni ile,  iç kesimlere etkin biçimde  ulaşmıyor ama, ısınarak yükselen  hava, serin dağ havası ile karışmış bile olsa;  güney’den esen serin lodos ve güney/doğu (ortadoğu) üzerinden esen kuru / sıcak hava sayesinde, kısmen bile olsa sıcaklık etkisini dağın ötesine aşırmaktadır.  örnek – Selçuk Üniversitesi görevlilerince yapılan ve açıklanan bilimsel açıklamaya göre Seydişehir, Akdeniz üzerinden gelen iklimsel etki nedeni ile, Beyşehire göre daha sıcak ve yağışı fazladır. İlaveten sırtını tama dağa yaslamış olan Alanya, Antalya bölgesi içerisinde en sıcak olan bölgedir.

Kuzey/batı Atlas Okyanusu üzerinden gelen serin hava ile Güney/Batı Afrika üzerinden gelen kuru sıcak hava karışımı, ağırlıklı olarak Batı Akdeniz bölgemizi (Antalya Fenike, Kaş) Lodos rüzğarları ve yağmuru olarak etkilerken; bu sefer  kıble -güney/doğu yönündeki Orta Doğu üzerinden  gelen kuru sıcak hava akımı, özellikle Doğu Ak Deniz bölgesini yağış olarak etkilemektedir.

Ege Bölgesi dağları kısa ve parçalı olup, Ege denizine  dik uzanmaktadır. Dağların bu konumundan dolayı; Ege Denizi bağlantılı sıcak – ılıman  rüzğarlar, iç kesimlere (Denizli) kadar uzanıp, etkili olmaktadır. Bu bölgemiz, özellikle G/B Afrika istikametinden gelen sıcak kuru hava ile Batı yönünde Avrupa ve Atlas Okyanusu  üzerinden gelen serin nemli havanın karışımı bu bölgelerimize yağmur olarak ulaşmaktadır. Özellikle Afrika üzerinden gelen sıcak kuru havanın etkisinden dolayı Denizli bölgesine kadar kar yağışlarının etkisi, yok gibidir. (Her ne kadar Ege bölgesinin ılık/ sıcak havası iç kesimlere giriyor; Ak deniz bölgemizin sıcak havası Toros dağlarından dolayı iç kesimlere ulaşamıyor ise de; Ak deniz bölgemiz Ege bölgemizden  kışın 0,5 yazın ise 1 C’ daha sıcaktır.)

Kara Deniz bölgesi dağları Toros Dağları gibi tek parca, Toros dağlarına göre  ise denize daha yakındır. Kara Deniz bölgemiz,  Ak Deniz ve Ege Denizi  bölgeleri gibi denize sahip olmasına rağmen, biraz fazla soğuktur. Nedeni ise ilk başta bu bölgemizin daha kuzeyde olması, eksi averajdır. Ama esas etken, kuzey-yıldız yönünden esen yağmur/kar karışımı yağışlı soğuk hava ile kuzey doğudan esen kuru soğuk/poyraz Sibirya rüzğarları bu bölgenin tamamına tesir etse de, K/D bölgelerimiz dışında etkinliği yoktur. Akdeniz ve Ege bölgesi kenarlarına yağan kar toprağa değmezken, Kara deniz bölgesi deniz kenarlarına yağan kar, kendini gösterir. Haliyle iç kesimlerde soğuk etkisi fazladır. Ayrıca bu bölgemizde yağmur, Son Bahar mevsiminde daha etkili olurken, Yazın hava nem ve sıcaklıktan  dolayı hafif, sisli dir. Bu nemin etkisinden dolayı Kara Deniz bölgemiz, daha canlı bitki örtüsüne sahiptir.

İç Anadolu bölgemiz kışın soğuk, yazın kuru sıcak havanın etkisindedir.   Özellikle İlk bahar mevsimi Mayıs ayına kadar yağmurlu, serin ve soğuk olur. Sonbaharın 2. yarısında ise, etkin olmayan yağışlar görülür. Etrafında orman sahası olmayıp geniş, ovalık alanlarda ve kısmen yüksek rakıma sahip  yerleşim yerlerinden olan (Afyon), Konya, Aksaray, Kayseri,Sivas gibi şehirlerimiz az yağış, çok soğuk ile uzun kış aylarını yaşamaktadır. İklimsel olarak Ak deniz bölgesine sınır olan yerlerde ise, kısmen ak deniz iklim hava etkisi görülür. (Selçuk Üniversitesi araştırması)

Doğu Anadolu bölgemiz dağlarının özellikle; Gürcistan – Ermenistan ve İran sınırlarına doğru değişik yönlerde parçalı, dik ve ormansız dağ olmaları, Orta Asya /Sibirya çıkışlı K/D  kuru soğuk poyraz tipi rüzgarların, iç kesimlere kadar ilerlemesine mani olamıyor. Ayrıca yerleşim yerlerinin Türkiye rakım ortalamasına göre daha yüksek olması, soğuk hava etkisinde önemli bir faktördür. (Sıcaklıkların, Bilimsel olarak her 100 mt yükseklikte  0.5 C’ düştüğü belirtilmektedir. Mesela 1890 mt yüksekliğe sahip Erzurum’da ısı, Antalya bölgesine göre 10 C’ daha az)  D. Anadolu bölgemize yağan karın soğuk etkisi, dört aydan fazla sürmektedir. Ayrıca bölgemizin tam doğusunu etkileyen dağlar, genelde sönmüş volkanik dağlardır. 4.000 metre ve üzerindeki dağların zirvelerinde, 12 ay – 365 gün boyunca buzul karları eksik olmaz. Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek vereyim.

2014 Haziranında düğün için  İç Anadolu bölgesinde yer alan Eskişehir –(köse) Mihalgazi ilçesine gitmiştik. Buranın merkez nüfusu 1700. Dört tarafı dağlık ve tam orta çukur bölgesinden,  Sakarya nehri akmaktadır. Rakım olarak, Sakarya nehrinin aktığı bölge  ≈ 165 mt, ilçe Kaymakamlık binasının olduğu yer ise ≈ 215 mt.  300 – 400 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta. Yine ilaveten, Sakarya nehri yatağı Karadeniz bölgesine kadar bir boğaz vazifesi görüp, bu boğaz içerisinden denizin nemli havası ta buralara kadar ulaşmaktadır. -düşünün- Aynı şekilde Manavgat Çayı Antalya/Akseki ilçesine bağlı Cendeve bölgesinden geçmeketedir. Cendeve nin rakımı 850 mt ve iç kesimde yer alıyorken; Manavgat Çayı üzerinden gelen sıcak hava sayesinde bu taraflarda bazı Ak deniz bölge ürünleri yetiştirilmektedir.

Mihalgazi ilçesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen turuncgiller ve muz hariç her türlü meyve, bitki ve şimdi yapılmayan pamuk üretimi bile yetiştirilmekte ve yapılmaktadır. Mersin – Anamur ilçesinde gördüğüm plastik seralar benzerleri, bu bölgeyi  kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013/2014) kış olmadığı için, beş kez yeşil sebze mahsulü  kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 13 ‘C  14.06.2014 Cmt

Marmara Bölgemiz, özellikle Trakya bölgemiz, Balkanlardan  gelen K/B serin – soğuk yağmur ve karlı  karayel havasının etkisinde kalmaktadır. Marmara bölgesini oluşturan diğer şehirlerinde ise yağmur, daha etkilidir. Sadece yüksek bölge ve dağların olduğu yerlerde kar olup, soğuk az olmaktadır. Ayrıca denize kenarı olan yerleşim yerlerine yağan kar, kısa sürede erimektedir.

Güney Doğu Anadolu bölgemiz ile sınır ötesi  Suriye tarafında coğrafik rakımın düşüklüğü ve dağ olmayışından dolayı, özellikle Doğu Anadolu bölgesinin soğuk hava şartlarına kapalı ve bu soğuk havaya siper olan Buraya dikkatinizi çekerim- Toros Dağlarının güneyinde kaldığı için; Arabistan ve Orta Doğu kaynaklı sıcak çöl havası olan G/D  samyeli  rüzğarlarının etkisinde kalmaktadır.

Suriye ve Irak sınır boylarında yaz mevsim sıcaklığı temmuz ayında, 40 C’ kadar çıkmaktadır. (Bu  bölgelerimiz yazın sıcak ve kurak, kışın ise yarı kurak az bir yağmurun etkisi altındadır. Ülkemiz; kış mevsiminde güneş ve sıcaklığını,  bölgelerimize göre en az 1 – 2 saat, en fazla   8 – 10 saat arasında hissetmektedir kaynak Nasa – BBC )

2014 yılında Meteoroloji Genel Müdürlüğü bünyesinde yayınlanmış; İllerimizin en az 10 yıllık yaz ve kış mevsimin sıcaklık kayıtları ve ortalamalarını, Türkiye’nin yedi bölgesi üzerine ayrıştırıp, sizlerin ilgi ve bilgisine sunmaktayım.  Açıklama ve araştırmam 12 şer ay, 4 mevsimin üzerindendir.  11.2015.

Yaz mevsim ortalamasına göre: 1- G. Doğu Anadolu Böl: 30,4    2-  Akdeniz Böl: 26,9   3-  Ege Böl: 25,5   4-  Marmara Böl: 23,6   5-  D. Anadolu Böl: 23,4   6-  K.deniz Böl: 22,6     7-  İç Anadolu  Böl: 22,3

Bölgelerimizin Kış ortalamasına göre ise : 1 –  D. Anadolu Böl:   5,4  2 –  İç Anadolu Böl: 1,0   3 –  G. D. Anadolu Böl: + 3,1   4 –  K.deniz Böl: +  3,7   5 –  Ege Böl: + 4,2   6 –   Marmara Böl: +  4,8    7 –  Akdeniz Böl: +  6,6    11.2015

Türkiye’nin Yaz ve Kış mevsim ortalamalarına göre  sıcaklıkları ise: 1 – Ak deniz / G.Doğu Anadolu: 33.5 C’  3 – Ege Bölgesi: 29.4 C’  4 – Marmara Bölgesi: 28.4 C’  5 – Kara deniz: 26.3 C’   6 – İç Anadolu: 21.3 C’   7 – D. Anadolu: 18 C’  -dikkat bu yazdıklarım sadece 2014 yılına ait sonuç ve ortalamalarıdır-

Türkiye, toprak yüzey uzunluğu olarak batıdan – doğu  istikametine doğru kuş uçumu ≈ 1600 kilometreye; Kuzeyden güneye doğru, ≈ 1000 kilometre uzunluğa sahip bir ülkemizdir.

Uluslararası Uzay Üssü bağlantılı olarak NASA nın 23.03.2014 tarihinde yayınladığı bir bilgiye göre: Dünya atmosferinde ve her bir (1) saniyede elli (50) kez şimşek çakar. Günde 86.400 yılda ise 31.536.000 kez olmaktadır.

Aşağıdaki yazım, bilimsel açıklamalara uygun yorumlama yöntemimle yazdıklarımdır. albayrak

Antalya da insanların terlemesinin nedeni:  Esasında şöyle sorulabilirdi. Sıcak yerlerde insanlar neden terler?  İnsan vücudu aynen bir buzdolabı gibidir. Buzdolabı termostatı, ayarlı derecenin seviyesine geldiğinde soğutmaya ara verir. İçerisi ısındığında ise, soğutur. İlahi kudret, insan vücut sıcaklığını 37 C’ ye ayarlamış. Her ne yerde olursanız olunuz; dış sıcaklık 37 C’ nin üzerine çıktığında, insan vücudu daha fazla ısınıyor. Bu ısınmanın insan vücuduna  olası yan etkisini ortadan kaldırmak için de, vücut terlemeye başlıyor. Diğer taraftan bilimsel açıklama doğrultusun da ise, 37 C’ altına düşen vücut ısısı karşısında, vücudumuzun soğuya karşı direnç kazanması için, otomatik olarak vücudumuz titreyerek tekrar 37 C’ ye çıkmaktadır. ( bilim adamları, – 45 C’ de ve beş dakika içerisinde insanın donacağını belirtiyorlar.)

Ülkemizin, iklim konusunda  şansız olduğu bir tarafı var.(en azından Seydişehiri örnek vereyim: 1986 – 1987 kışında, evlerin içindeki banyo kazanları ve su saatlerinin  patladığı kuru soğuk/ tipi poyraz rüzğarlarını yaşadığımız gibi; 1987 yılı Kırk -40- ikindi Nisan yağmurları ile ardından güneşli bir mayıs ayını yaşadık.

Çiçeklerin açtığı, kelebeklerin, arıların uçuştuğu,  koyun ve kuzuların meleştiği ilk bahar aylarında bile sıcak havaları beklerken, 2012 yılı örneğinde olduğu gibi, kurak bir Nisan ayı ile, soğuk bir Mayıs ayının varlığını da unutmadım.

20 Eylül 2013 – 20 Haziran 2014 ayları içerisindeki aylar ve  mevsimler, bilindiği şekli ile geçmemiştir.  Eylül sonlarında Manavgat ve Seydişehire yağan yağmur, Ekim ayında görülmemiş, kasım ayında ise tekrar kısa bir süre yağmur yağmıştır. Yağmurun görüldüğü günler haricinde Sonbahar her bölgede ılık geçmişti. Kış mevsiminde kar, Seydişehire iki kere yağmış olup, 2 günde erimiştir. Manavgata ise Mart ayının başlarında yağmur yağmış, Nisan başına kadar arkası gelmemiştir. Diğer bir ifade ile Ekim – Mart arası sıcak;  Nisan – 10 Haziran arası ise, serin geçmiştir.  2016/17 kışında 260 cm kar yağmıştı. 2017 Ağustos ayının 3.4,5,19,20 günlerinde ise hafif bile olsa yağan yağmurları da gördük.

Geçenlerde tv de izlediğim bir meteoroloji profesörü: Türkiyenin tropikal ilkim etkisine girdiğini, bundan böyle sel oluşturan sağnak yağışların görüleceğini, söylüyordu. İklimsel konulu diğer bir yazıma bakmak isterseniz: Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak ve en soğuk bölgesi  🙂   01.2013  Mecit  ALBAYRAK

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir.

11.2015 – Bir önceki yazımda, ” Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.” hakkında açıklamalarda bulunmuştum. Bu yazımda ise Etibank  Alüminyum Tesislerinin özelleştirilme aşamasında, Seydişehir ( Türk ) halkı ve Eti Alüminyum işçisinin özelleştirilmeye bakış açılarını yorumlamaya ve bazı gerçekleri paylaşmaya çalışacağım.

Bir önceki yazımda, Adalet Partisinin 24 Ocak kararları ile özelleştirilmelerin önünü açtığını, halkın ağzına verilen ” zarar ediyor” sakızı sayesinde özelleştirilmelerin, TÜRK HALKINA kabul ettirildiğini belirtmiş ve Seydişehir halkının neden özelleştirilmeyi desteklediğini,  bu yazımda açıklayacağımı vurgulayarak, bitirmiştim.

Evet; Seydişehir halkı neden özelleştirmeye alkış tutmuştu. Bana göre bunun,  dört  sebebi var.

1 –  İşçi; Fabrika temellerinin atıldığı 1967 yılından 1990 yılına kadar kazandığı tüm parasını, Seydişehir esnafına veriyordu. Seydişehir esnafı da parasına para, malına mal katıyordu. Fabrika işçisi, çarşı esnafının gözünde, -teşbihte hata olmasın- ”Sağmal İnek” idi.

Görünmeyen  şekli ile  belirli bir esnaf kesiminin gözünde  işçinin ev, araba alma, zevki için para harcama hakkı yok idi. Onlara göre işçiye bisiklet bile çok, yürüsün! Kirada oturacağı ev, ona yeter çok bile! Para biriktirmek, ihtiyacı ve zevki için parasını harcamak gibi bir hakkı, olamazdı!  Ama çarşı esnafının ise,  ‘Allahın emri‘  imiş gibi her şeye hakkı vardı. Her 2 – 3 senede bir arabasını değiştirecek, Seydişehir de bir evi olacağı gibi Antalya da veya başka yerlerde 1 – 2 tane yazlığı olmalı! Bunları nereden mi biliyorum? Bende  Seydişehir de yaşıyor ve toplum içinde konuşulanları duyduğum gibi, esnafı savunup, işçiyi kötüleyenlere de, gerekli cevabı verenlerdenim.

1990 yılı ve sonrasında, çalışıp üretmediği haldeÇağ atlatılan” Türkiye ve Türk halkına olduğu gibi; Seydişehir işçisine de ‘Çağ Atlatıldı‘. İnsan olmanın gereğini ve gerekenlerin hepsine sahip olmaya başladı. Ev, araba, seyahat ile ailesel ve kişisel ihtiyaçlarını şehir içinden ve dışarıdan, gidermeye başladı.

Maddi imkanları oranında çeşitli vesileler ile şehir dışına çıkmaya başlayan  işçi arkadaşlarım, şehir dışındaki yaşamı ve çeşitliliği görmeye, geçmiş yıllarda  çarşı esnafına yiyecek, giyecek vb gibi konularda ve fiyatları yönünden nasıl kazıklandığını, anlamaya başladı. Haliyle 1985 yıl ve sonrasında yapılan her türlü alış veriş durumları, döviz üzerinden halledilmeye başlanılmıştı. Türkiye’de olduğu gibi  Seydişehir’de, özellikle esnafın yaptığı yada herkesin yapmak istediği türde işçi arkadaşlarımda, cebindeki ihtiyaç fazlası olarak artırdığı lirasını, dövize çevirmeye başladı. Böylece bazı esnaflara akan ‘süt’ miktarı, dahada azalmaya yada bitmeye başladı.

Bazı ihtiyaçlarını daha ucuza, şehir dışından karşılamaya başlayan işçi, esnafın gözünde, düşman olarak görünmeye başlanıldı. Haliyle çarşı esnafının Sağmal İnek’in ‘sütü kesildi’. Seydişehir halkı ve esnafı, işçiye diş biledi. İşçi tamamen haklı mıydı? Haksız olduğu yerlerde vardı.   Mesela:

Seydişehir de olduğu gibi; Dünyanın her yerinde kimi insanların maddi gücü, gördüğü her şeyi almayı bırak, zorunlu ihtiyacını bile karşılayamayan kişilerle dolu. 1990 yılından sonra, özellikle 92 ve 98 yıllarında işe girmiş 3 – 5 yıllık yeni işçi, kıdem olarak kendisinden 15 yıl daha eski olan, işçi arkadaşın maaşına yakın maaşı, almaya başladı. Özellikle bu grup içerisinde bulunan genç arkadaşlarımız, bir anda ummadıkları bir refaha kavuştular.

Nasıl mı?  Toplu Sözleşmeler yapılırken sayı bakımından ağırlıkta olan eski işçi arkadaşlarımıza, (mesela) % 15 – 20 zam verilirken, azınlıkta olan ve yeni işe giren arkadaşlarımıza, % 50 ye yakın zam verildi. Böylece tüm işçiye verilen zam ortalaması, %30 – 40 gibi yüksek gösterilirken, Türk ve Seydişehir Halkı kandırıldı. Ve çoğunlukta olan eski işçi, az zam aldı.

Ummadıkları bir refaha erişen ‘bazı’ gençlerin, aşırıya kaçan nahoş hareketleri, zengin – yoksul Seydişehir halkının tepkisini çekti. Buna neden olan maddi güçlerinin yanında, zaman içerisinde gelişen, kolaylaşan her türlü üretim, kredi ve rekabete dayanan ticari kolaylıkların büyük bir etki olduğunu, unutmayınız.

Ayrıca, özellikle geçmişteki Hükümetlerin, sendikal sözleşmeler sırasında dile getirdiği, halkın kulağına soktuğu ve halkında sahiplendiği bir anlatım şekli var:  Emeklilik yaşı geldiği halde emekli olmayıp, hala çalışan, iş yerinde uyuyan işçiler var! Bu ifade şekli tüm yurt sathında geçerli olmakla beraber Seydişehir halkı, geçmişin verdiği bir hırsla bu açıklamalara sahip çıktı. Ve: Emekliliği gelen işçi, emekli olsun. Bizim çocuklarımız çalışsın, denilmeye başlanıldı.

Ey bu konuşmalara sahip çıkan  Seydişehir (Türk) halkı: Emekliliği geldiği halde hala ve hala çalışmaya devam eden, iş yerinde uyuyan sadece işçi ve işçiler mi? Emekliliği geldiği halde hala ve hala çalışmaya devam eden, iş yerinde uyuyan her türlü birim ve meslekte çalışan MEMUR YOK MU?  Neden aynı teraneyi memur için söylemiyorsunuz? Diliniz mi dönmüyor? Memurun tecrübelisi gerekli de, işçinin tecrübelisi gerekmiyor mu? Yoksa hep sakızlara mı dolanıyorsunuz?

NOT:  Fabrikada çalışırken birlikte olduğum veya tanış olduğum 4 C li olarak şuan devlet dairelerinde çalışırken İşçi olarak alacağı maaşın yarısına talim eden arkadaşlarımız: Bizler fabrikada iken ölmüşüz! diyorlar. Ne demek istedikleriniişçi yatıyordiyenlerin aklı var ise düşünsün.

2 – İşçinin, fabrikanın satışında Seydişehir halkının desteğini kaybetmesinin diğer bir sebebi de,  kısmen işçinin kendi hatası idi.. Dikkatinizi çekerim ‘kısmen‘.

Seydişehir ve civar köylerinde yerleşik, özellikle çiftçilikle uğraşan bazı işçiler, halkın arasında iken utanmadan ve ilerisini düşünmeden, haddini aşan bir şekilde: – Ben gündüz, iş saatine kadar kendi bahçemde, tarlamda çalışır, –vardiyalı–  işe gittiğimde’de  uyurum!  diyen olmuş. Kendini bilmez, kazancını hak etmeyen, yeri geldiğinde de  Allah ve kitaptan dem vuran, ahlaksız arkadaşlarımızda mevcut idi.

Bir  anlamda ‘uyumaya’ gelenler var idi! Ama nasıl? Dışarıdaki kişi, fabrikaya  yatmaya gelenin ne iş yaptığını bilmez. O kişi işçinin söylediğini bilir. Haklılar da. Kamu iş yerlerinde  çalışan kişiler, yapacağı işe ve çalışacağı  tezgahın kadrosuna göre işe alınır. Her işçi, kadrosunda çalıştırılır ve kendi işinden sorumludur. Her hangi bir şahsın işinde olduğu gibi, kamu işçisine  – “Gel buraya çalış –  Git oraya çalış.” diyemezsiniz. Diyecek olan teknisyen ya da Mühendis, o işçi arkadaşın isteği karşısında, yazılı bir kağıt verip her türlü sorumluluğu üstlenmek durumundadır. Yazılı kağıdı veremediği an, git başka yerde çalış deme selahiyetinde değildir. Şayet işçi  ALLAH; KİTAP, VATAN diye gider ve başına bir iş gelirse, O zaman TEK SUÇLU İŞÇİDİR. Adı üstünde devlet ve devlet dairesi, kamu iş yeridir.  Memur içinde böyledir, işçi içinde.  Ne yazık ki Türk halkının gözünde, işçinin adı var.!! Bir zamanlar başbakanlık yapmış Tansu Çiller: “İşçiye verilen para, PKK’ya gider.” dememiş miydi?

Kamu fabrikalarında çalışan işçilerin kimi 7,5 saat veya bu zamana yakın sürede  işinin , tezgahının başından ayrılamazken; kimileri de 7,5 saat eline iş almaz. Almaz derken, tezgahların  veya değişik iş yerleri arasında elinde 1 – 2 malzeme ile dolaşır durur. Esasında dolaşması bile; iş yapmasıdır. Bu kişilerin ilki seri üretimde çalışırken diğeri, getir – götür bir başkası ise Elektrik ve Makina Bakım işinde çalışmaktadır. Üretimin durduğutezgahların sustuğu yerde, 7,5 saat eline iş almayan, sabahtan akşama kadar dolaşan kişi, çalışmaya başlar. Düzen bu şekildedir. Efendim “Niye yatacak, vatan, millet adına gitsin yardım etsin! Başka yerde çalışsın! ” demekle, iş olmuyor.

Şayet işçi kendi isteği veya başındaki yetkilinin  sözlü  talimatı ile, kadrosu dışında bir iş yapar ve başına bir iş gelirse;  ‘O’  işçiyi sözlü olarak gönderen yetkili  ” Ben gönderdim, DEMEZ – DİYEMEZ.” Yanan, işçi olur. Yine iddia ederseniz, O zaman ben size en az 10 şahitli bir iş kazasının hikayesini anlatırım.  Hal böyle iken yine suçlu; İŞÇİ OLUR. Vesselam. İşçi arkadaşlar arasında iş yerine gerçekten yatmaya gelen kişiler olmuştur. Ama bu kişiler bir elin 10 parmağını geçmez, geçemez. Ama bir çürük elma, bir kasa elmayı çürük eder -etmeli,mi? Ve etti de.

3 –  Diğer önemli bir etken; AKP Konya Milletvekili ve Seydişehirli hemşehrimizin radyoda ve çeşitli mahalli yerlerde söylediği tekrarlanan; Eski işçi işten çıka-rıla-cak, onların yerine 5.000 -beşbin- genç işçi alınacak açıklaması, işçiye kin duyan Seydişehir halkının aklını başından almaya yetti, arttı bile. Böylece çalışan eski Eti Alüminyum işçisi, halkın desteğinden mahrum kaldığı gibi, garezine bile uğradı.

Not:  2016 -17 yılı itibari ile Ce-Ka Eti Alüminyum’da çalışan işçi sayısı: 1200  (kaynak: Seydişehir’in Sesi gazetesi 17 Şubat 2016 – Seydişehir Öz Çelik  – iş sendika şb açıklaması) Fabrika;  Kamu yönetiminde iken  özelleştirildiği an çalışanlar ise: 1400 kadrolu işçi + ≈ 700 taşeron işçisi + 400 memur =  2500 çalışan kişi ekmek yiyordu. Ya şimdi?  Gelelim en önemli 4.  şık.

4 .)  İşçinin temsilcisi, savunucusu  olması gereken! Hak İş’e bağlı Öz Çelik  İş sendika-mız-, (Karabük Demir Çelik  fabrikalarında olan örneğinde olduğu gibi) kendi menfaatleri yönünde  bir pay çıkartma telaşına düştü. Fabrikanın satışında hesaplanmış olan hisselerin, % 14’nü alabilmek için, gayret göstermeye başladı.

Bu gayretleri sırasında sendikal çıkarları, işçi çıkarlarının üstünde sayıldı. % 14‘lük hissenin adı  ‘ Altın Hisse ‘  olarak addediliyordu. Hükümet ve/veya fabrikayı satın alan şirket ile yaptıkları pazarlıklar fayda vermeyince, o ana kadar akıllarından bile geçirmedikleri gerçek görevlerini hatırladılar.

Pazarlıkları olumlu gelişse idi  Sendika işçiye dönüp -Oturun oturduğunuz yere, kıpırdayanı mahvederim, diyebilecek durumda olacaktı. Ama sendikadaki hesap, Özelleştirme İdaresinde onay görmeyince; Seydişehir’e gelip,  ‘ sendika’cılık‘ oynamaya  başladılar.

Ayrıca, bir önceki yazımın sonunda belirttiğim konuyu burada da  vurgulamamda fayda var. Seydişehire bir akşam vakti gelip genel müdürlük sahası içerisinde konuşan Başbakanı alkışlayan, uzaktan dinleyip – seyredenlerin haricinde, kendi geleceğinin vehametinde olmayan, geleceğini düşünmeyip sırf  yaranma telaşında olan ≈ 50 kadrolu işçi, şak – şaklamış olabilir. Ama % 90’nı taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Buda böyle biline.  Velhasıl;

Kamu iş yerleri, herhangi bir iş yeri değildir. Devlet, çıkarttığı kanunlara bazen ters düşse de,  sonuçta istese’de – istemese’de çıkarttığı kanun ve yasalara uymak zorundadır. Dünyanın her yerinde de böyledir. Devletin Başbakanı, Bakanı, Müsteşarı, Müdürü , Şefi, Makina Mühendisi , Teknisyeni aracılığı ile bu sorumluluğu alamıyorsa, işçiyi suçlamanın alemi ve gereği yoktur. ( Bu yazdıklarıma bir itirazınız olursa, lütfen YORUM kısmına yazınız. Ben cevabı-nızı-  vereceğim.)  9 Kasım 2011

24 Mart 2015 tarihli Aydınlık Gazetesi: CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın önergesini yanıtlayan;  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız…Bedava verilen barajdan (Ce-Ka) 3 katrilyon kazandılar Seydişehir  Eti Alüminyum Fabrikasını çalıştırmak üzere bedelsiz verilen Oymapınar Barajında 2011 – 2014 arası üretilen elektriğin yüzde 86.8’inin piyasaya satıldığı ortaya çıktı…..“Oymapınar Barajı, Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası çalıştırılsın diye Cengiz İnşaat’a bedava verilmiştir. Bakan’ın yanıtı fabrika çalışsın diye verilen barajın, fabrikanın enerji ihtiyacı için değil, şirketin nakit ihtiyacı için, şirkete doğrudan para aktarmak için kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu kadar açık hukuksuzluğa rağmen, Oymapınar Barajı geri alınmıyorsa, Cengiz İnşaat’ın cebine giden yaklaşık 3 katrilyon lira geri alınmıyorsa, burada iktidarın da ortaklığı söz konusudur. Oymapınar Barajı Cengiz İnşaat’a dolaylı olarak da AKP’ye para akıtıyor.” 11.2016    ALBAYRAK

Dünyada Emeklilerin Yaşam Sıralaması

Önce, bu sıralamayı yapan kuruluşların her şeyden önce bir insanın sonrada emekli kişinin yaşam sıralamasını yaparken neleri hesap ettiğine bir bakalım. Ona göre Ülkemizi ve kendinizi tartınız.

A – Yaşam Şartları: Bunun içine insanın kendine, tanıdığına, tanımadığına, hayvanlara. doğaya olan saygınlığı, gelenek. göreneklerine bağlılığı. devletinin kendisine sağladığı imkanlar, adalet, sağlık, ulaşım, elektrik, su, gaz, yiyecek, giyecek…temini, kolaylığı, zorluğu, fiat artışları girer.

B – Emekli maaşı ; 2017 Temmuz itibari ile en az en yüksek işçi maaşı: 1,349 – 2,584 TL en az en yüksek memur maaşı: 1,683 – 6,682 TL Bağkur, tarım ve esnaf maaşları daha düşüktür. (yuvarlatılmış rakamlar) Çalışan en düşük memur 2,418 –  Müsteşar 9,437 TL

C – Kaliteli Hayat: 2017 Haziran ayına ait Türk – İş Sendikasının 4 kişilik bir aile için açıkladığı Yoksulluk Sınırı kazancına bakmak lazım. 4 kişi için mecburi -dikkat ediniz mecburi diyorum giyim, (kira), elektrik, su, yakıt, ulaşım (dolmuş), eğitim, sağlık dahil 4,914.00 lira aylık kazancı olmalı. Bunun içinde cafede harcayacağı vede eşine dostuna eli titremeden ısmarlayacağı çay – simit parası ile, falan şehirde bulunan akrabasına giderken harcayacağı para yok. Hele hele, yurt dışı seyahat parası HİÇ YOK. Peki ‘elin gavuru öylemi’!

Emekli olmadan ve olduktan sonrası sahip olduğunuz mal varlığınız. Yazdığım bu 4 şartın ortalamasını ülkesindeki vatandaşlarına sağlayan  43 ülke sıralaması ise;

1 – Norveç  2 – İsviçre  3 – İzlanda  4 – İsveç  5 – Yeni Zelanda  6 – Avustralya  7 – Almanya  8 – Danimarka  9 – Hollanda  10 –  Lüksenburg  11 – Kanada  12 – Finlandiya  13 – Avusturya  14 – İrlanda  15 – Belçika  16 – Çek Cum.  17 – ABD  18 – İngiltere  19 – Eransa  20 – İsrail  21 – Malta  22 – Japonya  23 – G. Kore  24 – Slovenya  25 – Slovakya Cum.  26 – Estonya  27 – Singapur  28 – Polanya  29 – İtalya  30 – Macaristan  31 – Litvanya  32 – Portekiz  33 – İspanya  34 – Latvia  35 – Şili  36 – Kıbrıs  37 – Meksika  38 – Çin  39 – TÜRKİYE  40 – Rusya  41 – Brezilya  42 – Yunanistan  43 – Hindistan   

https://ngam.natixis.com/us/resources/2017-global-retirement-index

Osmanlılar zamanında Seydişehir de arı kovan sayısı ve vergisi.

01.2015 – Devlet isterse aklına gelen her şeyin vergisini, vatandaşından alır. Seydişehir’in  bilinen kuruluş tarihini inceleyen  bir araştırma yazısı  kitabını okumaya başladım. Bence her bir yeri, inceden inceye okunacak bir yazı olmuş. Arıcılık söz konusu olduğu için  bu bölümü özellikle herkes ile paylaşmak istedim. Bu güzel araştırma  yazısı için kendilerine, teşekkür ederim.  SEYDİŞEHİR, Fiziki ve Sosyoekonomik Yapı  (1305 – 1920)  Dr. Ayşe DEĞERLİ –

Seydişehir ve bağlı köylerinde arı kovanları ve kovan başı alınan vergilerin, kayıt edilmiş yıllara göre dağılımı:

1502 yılı – 8696 kovan; 1522 yılı – 7256 kovan; 1584 – 10437 adet kovan. Osmanlı Devleti, kovan başı iki (2) akçe vergi alıyormuş.

1845 yılı Osmanlı Devleti Konya – Seydişehir merkez bölgesine ait  Vergi Kayıt Defterlerinde bulunan bilgilere göre ise, kovan başı on (10) kuruş vergi alınmış. Kayıtlı kovan sayısı ve bulunduğu mahalleye göre:

Sofhane Mahallesi (Mh) 14,  Camii Cedid Mh. 57;  Ulu Kapı Mh. 1,  H. Seyit Ali Mh. 17,  Alaylar Mh. 30,  Debbağhane Mh. 23,  Kiçi Kapı Mh.12,  Değirmenci Mh. 56,  Kızılcalar Mh. 60,  Camii Kebir Mh. 9 adet olmak üzere toplam 279 tane kovan varmış.  05.2014

Dünya ve Türkiye’de en iyi yaş ve yaşam oranları.

06.2017 – Türkiye ve dünyada kadınların erkeklere oranla daha fazla yaşamalarının nedeni nedir : Bana göre her şeyden önce, yaradılışları gereği erkek ve kadın arasındaki anatomi farkından dır. Dış görünüş haricinde erkeklerde olan kimi organlar kadınlarda yoktur. Örnek : Açıklandığı kadarı ile, Kadınlarda oluşan rahim kanserinden olan ölüm oranı % 1 bile değil iken; Erkeklerde olan prostat kanserinden olan ölüm oranları, % 30  olmaktadır. Ayrıca erkeklerin evinin içinde ve dışındaki her yerde, katlanmak zorunda olduğu – olacağı sorunlar ile, sadece evinin içinde oluşan ailesel sorunlar karşısında kadının katlanmak zorunda olduğu  mecburiyet  aynı değildir. İçki, sigara alışkanlıkları ölüm oranını artırmaktadır. 2012

Rusya Tıp Bilimleri Akademisi muhabir üyesi Vladimir Havinson anlatıyor:

”…gelişmiş ülkelerde ortalama ömür uzunluğunun önümüzdeki yıllarda 90 ila 95 yıla çıkacağını tahmin ediyorum. 110-120 yıl ise, maksimumdur. İnsanların tümü maksimuma kadar yaşayamayacak.”

“Ömrü uzatmak için kalori alımı sınırlandırılmalı. Doğru beslenme çok önemli bir ilaçtır. İkincisi, antioksidan ve vitaminlerin doğru şekilde kullanılması gerekir. Sonra, genlerin etkinliğini düzene sokan protein molekülleri olan peptidlerdir. Peptidlerin ömür uzunluğunu yüzde 30-40 oranında arttırmaya olanak sağladığı artık kanıtlanmıştır. Bu, tüm canlıların sahip olduğu bir kaynaktır.”

Sözü geçen araçlar kompleksi, uzun bir hayat yaşamak dışında beden gücü ve açık bir zihin korumaya yardımcı oluyor. Bunlar olmadan uzun yaşam sevinç getirmeyebilir. Kaynak : Rusyanın Sesi Radyosu

2009 yılı itibari ile, BM Nüfus Fonu açıklamalarına göre Dünya nüfusu 6 milyar 830 milyondur. Bu dağılımın 1 milyar 10 milyon kadarı Afrika kıtasında; 900 milyon kişi Amerika kıtasında; 36 milyonu Avustralya bölgesinde; Avrupa kıtasında 800 milyon ve Asya kıtasında ise 4 milyar 100 milyon kişi yaşamaktadır.

Bu nüfusların 1 milyar 230 milyonu en gelişmiş; 4 milyar 150 milyonu orta gelişmiş; 840 milyon kadarıda az gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. Bilinen bir gerçek vardır. Beşikteki bebek ile eşikteki yaşlıda, yaşamak ister. Lakin bu sadece istemekle olmuyor. Her şeyden önce bizi var eden ‘ Kudret’, isteğimizi kabul etmeli. Ancak:

 Hekim.com sitesinden alıntı yaptığım aşağıdaki açıklama ve uygulamaları, yerine getirmeliyiz. Yalnız uzun yaşamın sırrı, ırsi ve ırklara özgü olduğunu düşünmekte ve açıklanmaktadır.  Aşağıda belirteceğim en uzun yaşayan insanların olduğu ülkeleri okuduğunuzda, sanırım sizlerde aynı düşüncede olacaksınız. Gerisi  Allaha kalmıştır. Ne diyor Cenabı Allah; Her ne kadar -‘Ömür ne uzar, ne kısalır‘ desede, hiç bir kimse ömrünün ne kadar olduğunu bilemez vede Allah CC – Benden niyazda bulunun, verdiğim -cana- emanete sahip çıkın, ve benden ömür dileyin ‘. Cenabı Allah -İnsan ömür süresi -ne uzar, ne kısalır, desede belki bu süre insanların yakarışları ile sınırlı olup – olmadığını kim iddia edebilir.

1Fazla uyumayın,           2 – İyimser olun,              3Fazla seks yapın,    4 – Ev hayvanı edinin,           5Zengin olun,               6 – Sigarayı bırakın,
7Sakin olun,                      8 – Evlenin                         9Spor yapın,
10 – Gülün, neşeli olun,         11 Zayıflayın,                  12 – Stres yapmayın
13Meditasyon yapın,       14 – Kolesterolü ölçün,      15 – Antioksidan alın. Bu da benden : Aklınıza geldikçe hareketli bir müzik ile oynayınız.

M. Ö.  ilk ve orta çağlara bakacak olursak, Dünyada ortalama insan ömrü; 20- 30 yaş aralığındadır. Bu durumada sebep olarak, önüne geçilemeyen salgın   hastalık ve savaşlar görülür. Dünyada yaş ortalaması, 20. Y. Y. başlarında 50-55 iken; 21.yy’da 80-85 olmuştur. Bunada sebep; eskiden sıkca yapılan savaşların bitmesi; Salgın hastalıkların tıpben önüne geçilmesi; Gelişen ve insanların güçlerini harcamasını ortadan kaldıran veya azaltan teknolojinin devreye girmesidir.

Dünya Sağlık Örgütünce açıklanan 2015 yılı verilerine göre 169 ülke arasında Dünyada en uzun yaşayan milletler ortalamasına  bakacak olursak:

KadınlardaJaponya 87 2İspanya, İsviçre, Singapur 85.1   5 – İtalya 85  6Fransa 84.9  7Avustralya, G. Kore 84.6  9Lüksemburg 84.1  10Portekiz 84

Erkeklerde:1İzlanda 81.2  2İsviçre 80.7  3 –  Avustralya  80.5  4İsrail, Singapur, Y. Zelanda, İtalya 80.2   8Japonya, İsveç  80  10Lüksemburg 79.7  Karma yaşam süreleri ise

1Japonya 83.7  2 – İsviçre 83.4  3 – Singapur 83.1  4 – Avustralya, İspanya 82.8  6 – İtalya, izlanda  82.7  8 – İsrail 82.5  9 – İsveç, Fransa 82.4  11 – G Kore 82.3  12 – Kanada 82.2  13 – Lüksemburg 82  14 – Hollanda 81.9  15 –  Norveç 81.8  16 – Malta 81.7  17 – Y. Zelanda 81.6  18 – Avusturya 81.5  19 – İzlanda 81.4  20 – İngiltere 81.2  21 – Finlandiya, Portekiz, Belçika 81.2  24 – Almanya, Yunanistan 81  26 – Slovenya 80.8.. 52. Türkiye 75.8…. 190 – Sierra Leone 50.1

İnsanların 55 yıl ve daha az yaşadığı ülkeler ise :  Angola, Orta Afrika Cum.  Çad, Fildişi sahili, Kongo, Lesotho, Brezilya, Mozambik, Nijerya, Sierra Leone dir.

Yine BM 2011 raporuna göre Türk  ( nüfusu  ≈ 76 milyon ise) halkının 5/1 i Kürt, Halkın % 90 ı Türkçe, % 6 Kürtçe, % 0.12 Arapça,  Çerkezce,  Rumca, Ermenice, Yahudice konuşmakta. 10.2013

Dünya Sağlık Örgütü  ( WHO ) nün yaptığı açıklamaya göre: 65 yaş ve üzeri insanlar yaşlı olarak addedilmektedir. Bu kuruluşun yaptığı yaş sıralamasına göre ise;  65 – 74 yaş arası Genç Yaşlı  /  75 – 84 Orta Yaşlı /  85 ve üzerindeki insanlar ise İleri Yaşlı gurubunda yer almaktadır. Yine bu örgütün yaptığı tespit ve açıklamaya göre 1955 yılındaki insanların yaş ortalaması 48 iken, 2025 yılında dünyadaki insanların yaş ortalamasının, 73 olacağı tahmini  belirtilmektedir.

BM / BBC – Türkiye  2011 de insan yaşam ortalaması Kadınlar da : 77 , Erkeklerde 72 iken;

Dünyada yıllık tahmini ölenlerin sayısı, 48 milyon doğanların sayısı 110 milyon

Dünyada kişi başına düşen milli gelir, huzurlu en iyi ülke, en düşük işsizlik, nitelikli iş gücü, güçlü ekonomi ve düşük kurumlar vergisi şartlarına uyan 2016 yılı En iyi ülkeler sıralamasına göre 60 ülke arasında:

1 – İsviçre,  2 – Kanada  3 – İngiltere  4 – Almanya  5 – Japonya  6 – İsveç   7 – ABD  8 – Avustralya  9 – Fransa  10 – Norvec   …..  36Türkiye

Bu sefer insanların dünyada normal şekli ile yiyeceğini aldığı, konutta yaşadığı, eğitimden ve sağlık hizmetlerinden faydalandığı, iş güvenliğinin sağlandığı, politik istikrarın ve bireysel özgürlüklerin olduğu, çevre, doğa, orman ve hayvanlara sevginin olduğu ülkeler ve insanlarının  bu saydığım ihtiyaçlarını karşılamak için yıllık bazda kişisel olarak harcadığı para miktarına göre sıralanışlarına ise:  Yaşam Kalitesi deniliyor

1 – Kanada 29.000 $  2 – İsveç 25.000 $  3 – Danimarka 28.000 $  4 – Avustralya 30.000 $  5 – Norveç 39.000$ ……    ve Türkiye ∼ 10.000 $   (26 Haz 2017  1 $ = 3.50 lira E / $ – 1.11) ( ülke isimleri yanındaki $ rakamları, aynı ülke insanının bir yıl içerisinde kişisel olarak kendine orada  – burada harcadığı para miktarıdır.)

Not- Buradaki sıralama ve açıklamalarİnternet ortamında yayınlanan bilgiler ışığında sizlerle paylaştığım alıntıdır. Bu bilgiler En iyi ülkeler ve İnsanların Yaşam Kalitesi sorgulaması neticesinde elde ettim. Sadece TR nin gerçek yıllık GSMH 20.420 $ olan kazancı üzerinden, bu ülkelerindeki yapılan kişisel harcama oranlarını baz alarak Tr ortalamasını yazdım. Ki, bu gün için belirttiğim konular üzerinden 2016 yılı Tr geçerli olan kişisel yıllık harcama (en az), 34.000 TL olmalıdır. Soru şu; Kaç İnsanımız, yukarıda belirttiğim şıklar üzerinden özgür ve medenice bu hakkını kullanıp gezip – tozup harcama yapa biliyor? Mesela:  Bir Alman turist Türkiyeye UÇAKLA gelip – gidiyor, 2.500 TL harcıyor.  Istanbuldan aynı yere giden bir Türk’te, daha az alıntısına karşılık oda  2.500 TL harcıyor!!  12.2010   Mecit ALBAYRAK

Bal; en çok hangi ayda alınır neden ve nasıl?

08.2017 – En çok bal alım konusunda Sayın Muhsin Doğaroğlu hocamızın salık verdiği uygulama şekline göre (1 – 10)  Mayıs ayı başında zayıf kovan içerisindeki üzeri full derecesinde kapalı ve kapanmakta olan çitaları, bal alınacak daha kuvvetli kovan içindeki arısız ve günlüksüz çitalar ile yer değiştirip bu kovana vermeliyiz. Yerleştirdiğimiz çita  içindeki larvaların olgunlaşması için 20 gün kapalı + 20 günde genç arı = 40. gün 20 Haziran – 15 Temmuz arası 25 gün çalışacak, tarlacı arılarınız olur.  Bu arılar vasıtasıyla, daha çok bal alacağımızı vurgulamışlardır. Bu arada, bal alacağız diye kapalı çitası alınan kovanlara günlük atılmış çitalar verilmiş bile olsa; geçen zaman diliminden dolayı bu kovanlar En iyi şekle göre, yerinde sayacaklardır.

Çok bal alımları Haziran – Temmuz aylarıdır. Bu aylar, kovanların bulunduğu bölgenin iklim koşulları ile kovanın gücüne göre 10 – 15 gün öncesi veya sonrasına kadar, Bölge ve kovan kuvvetli olursa, Ağustos ortasına kadar, devam eder. Şayet bölge ve kovan zayıf ise, temmuz ayının ortasından itibaren arı, getirdiği balı yemeye başlar.

Sayın arkadaşım, Temmuz ayında çitalarını kontrol et -tin. Baktın ki, daha öncesi nektar alacağın  – çitanın şu gözünde bal vardı ama şimdi kalmamış üstelik dahada gerilemiş, ise:Kovanın gücüne göre  her 4 güne bir 2 – 4 su bardağı kadar şerbet verin. Dikkat ediniz. Şerbetliği doldurun demiyorum. Amacınız şekeri yok derecede saf bal almak istiyor iseniz; Azar azar, yeterince verin ki arı, araziden getirdiği balı yemesin, şerbetide peteklere doldurmasın. Ben son üç senedir bu işlemi uygulayarak geldim.

Biraz zahmetli olacak ama bal almak istiyorsanız şunları da yapa bilirsiniz. a – Arı silkeleme şekli ile. Önce silkeleme yapacağınız diğer kovan içine, ana arının kokusunu değiştirecek katran, soğan…cinsi maddeleri sürün veya dilimleyip koyunuz ki; O kovanın kokusu değişsin ve kıyım olmasın. Bal alacağınız kovan içerisinde bulunan tüm çita sayısının yarısı kadarının üzerinde bulunan tüm arıları bu kovan içine silkeleyin. Yavru arılar burada kalırken, tarlacı arılar eski yerine gider. b – Bal alacağınız kovan içerisindeki açık – kapalı yavrulu çitaları arısız olarak diğer kovanlara dağıtın. c – Bal almayacağınız diğer kovanı olduğu yerden kaldırın. Aynı yere bir boş kovan ve içine yeteri kadarı petek koyunuz. Kaldırdığınız kovanıda olduğu yerden 5 – 10 mt başka yere koyup; Analı çita hariç bütün arılı çitaları kovan dışına alınız. Ve tek tek bu çitaları kendi kovanı  içine silkeleyiniz. Tarlacı arılar boş kovana gidecekler. Ve akşam olmasını bekleyin. Tarladaki arılarda bu kovana gelsin. Ve kapatıp 5 km uzağa götürün. Yerinden kaldırdığınız kovanıda aynı yerine koyun. Uzağa götürdüğünüz kovanın içinde bal yoksa, şerbet verip,  3 tam gün bekletip, akşam vakti ağzını kapatıp, eski yerinize geriye getirip, bal alacağınız kovanın dibine koyun ve ağzını açmayın. Ertesi gün bal alacağınız kovana değişik bir koku verip, buradaki arıları içine yerleştirin ve boş kovanı kaldırın. İsterseniz; her 10 güne bir a şıkkını tekrar uygulaya bilirsiniz. Peki neden bu kadar eziyetli örneği yazıyorum: Geçmişte arılı çitaları kokulu – kokusuz bal alacağım kovana verdiğimde; tarlacı arıların eski yerine gittiğini fark ettiğim için, bu uygulamaları yazıyorum. Tercih sizin. 07.2017

2014 yılında, 12 kovanımın altısından aldığım 40 kğ balın kalitesini öğrenmek  yaptığım işin ne derece doğru – yanlış olduğunu bilimsel olarak kıyaslamak, bilmek ve bundan sonrası için yönümü bilinçli bir şekilde tayin edebilmek maksadı ile, bir miktar balımı alıp Konya İl Tarım Müdürlüğünün Gıda tahlil laboratuvar’ına gittim. Maddi olarak gücümün yeteceği  en az 5 çeşit analizi yaptırıp, diğer masraflarım hariç 175 TL ödedim ve sonucu aldım. Sonuç, diğerlerini yazmıyorum 1 (bir) kğ balımda ki pancar şekeri miktarı 0,59 mgr yani 1 gr bile değildi. Kaldı ki devletimiz, 1 kğ / 1000 gr bal içerisindeki 50 gr toz şekeri şerbetini normal görmektedir.

Antalya da pürem balı alacaksanız, aşağıda ki fikrimi uygulamanız halinde çok bal alma imkanınız olacaktır.

Denemek için yaptım ve semeresini gördüm. İnanın – inanmayın: 2013 yılı  Kasım ayında 1.5 peteklik arıdan ∼ % 90 nektarlı, 2 petek  ballı çita aldım. 11 kovanımdan az – çok 24 çita aldım. Akdeniz bölgesine gideceğiniz vakit, kovanın durumuna göre 1 – 2 tane FAZLADAN boş petekleri en sona koyup, sağlamlaştırınız. Aldığım nektarlı peteklerin hepsi, daha önce fazladan koyduğum, BOŞ PETEKLERDİ. Bu neye bağlı? Kovandaki tarlacı arı sayısına, hava şartlarına, bitki durumuna ve Allahın iznine.

Her türlü olumlu şartlar altında  Akdeniz  bölgesinde  4 kere bal  almak mümkündür.  a Narenciye (mart – nisan)  bMeyve, mera çiçeği, arı otu ve kara buğday balı (nisan – mayıs)  cSusam (ağustos -eylül) d  Pürem, boynuz, sünemit ve Çam balını, (ekim-kasım) aylarında  almanız, mümkündür.

1 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında ise sadece ve sadece 5 kere şerbet verdim.  Ağustos ayından sonra varroa mücadelesinin muhakkak yapılması gerekir. Bu sefer her türlü varroa ilacının da çita ve bala olan olumsuz etkisini unutmayınız. Haliyle bu yazdıklarım, aşırı yağmurlu geçmeyen aylar içindir. Sizlere faydalı olabilmek isterken – ben yazayım gerisine karışmam demem, benim ahlak anlayışıma ters düşer. Fikrimin iyi – kötü tarafını da yazayım ki, okuyan ve uygulayan yaptığını bilerek yapsın. Sahil bölgesine gidecek ve insan sağlığına önem veriyorsanız;  İlacın zehirli  etkisine bulaşmamış bal almanız için şu uygulamayı yapınız; Bal alacağınız petekleri, ilaçlamadan sonra kovana koyunuz. 07.2017

İlaveten şunu hiç unutmayın: Çoğu bölgelerimizde  temmuz ortasına kadar kovanda biriken nektar; Bu aydan sonra azalmaya başlar. Bu bir gerçek! – Bal sırlansın, nemi gitsin deyip oyalandığınız zaman; Ağustos ayının başında göreceksiniz ki; birikmiş olan balınız; petekte yarıya inecektir. Hiç oyalanmayın, petek gözlerinde balın çoğaldığını gördüğünüzde balı, süzün. 07.2017

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.

Bu yazımı ilk kez 2013 yılında face üzerinde paylaştığım da sitem, hacklenmiş ve iki ay süre ile, kapalı kalmıştı.

11.2015 – 1978 yılının başında kurulan CHP – Azınlık Hükümeti Başbakanı Bülent Ecevit’e  ( ABD kuruluşu) Dünya Bankası bir rapor, diğer bir tabir ile  ’emir’ name  gönderiyor. Emir namenin içeriği şeklen ve özetle:  – T. C. ve Hükümeti olarak, elinde bulunan tüm devlet fabrika ve kurumları özelleştirecek ve satılması için kanun çıkartacaksınız; der..  Dürüstlüğünden kimsenin şüphe etmediği Ecevit; geçmişte ve bu olay sonrası gelen siyasi hayatında hatası olmuş olsa bile, devlet ve milletini düşündüğü için,  bu emirnameyi kabul etmiyor.

Yine yıl, 1978 sonu veya 79 başları. Zamanın ABD büyük elçisi başbakanlığa çıkıp, gerekçesini (benzer şekilde) açıklayıp: Sayın Başbakan; Edindiğimiz bilgiler  doğrultusunda S.S.C.B. de bazı askeri hareketlilik var. Bu durumu daha net öğrenmek istiyoruz. Bunun için İncirlik Üssünden U2 casus uçağının kaldırılıp; Sovyet (Rusya) toprakları üzerinde keşif yaptırmak istiyoruz, bunun içinde izniniz gerekiyor, der.

Not: 17 Haziran 2017 tarihli Hürriyet Gazetesinden Süleyman Demirel’in hatıraları: (1966 yılında) S.S.C.B başbakanı Kosigin bana –Ülkenizden kalkıp bizim askeri yerlerimizin fotoğraflarını çeken uçaklar var. Sizin bu fotoğraflara ihtiyacınız varsa hemen göndereyim, değilse lütfen ülkenizi kullandırtmayın.dedi, diyor.  Evet; Rahmetli Demirelin hatıralarında geçen bu olay ve konuşmalar; yukarıda yazdığım konuların, doğrulanmasıdır. 

1960 yılının başlarında, İncirlikten kaldırılan  U2 casus uçağı’nı fark eden S.S.C.B.;  uçağı havada iken imha edip, pilotunu canlı yakalayıp, Türkiye’ye “Ultimatom” veriyorlar. Uçak, kime hizmet ederse etsin sonuçta Türkiye’nin izni ile Türkiye’den kaldırılmış. Rusların hedefi de  haliyle; Türkiye oluyor.

Bu durumu, O günden bu güne gelmiş – geçmiş bütün hükümetler biliyor. Hal böyle iken,  ABD’nin isteklerini kabul edip;  Türk Devleti ve Milletini kan revan içinde bırakmayı  göze almanın en kibar yolu;  ‘Uşaklık’ tır. Ecevit ise hiç bir zaman, makamının devamlılığı ve şahsi çıkarları için -geçmiş örneklerinde de  olduğu gibi- kabul etmemişti. Vay! Sen’misin bu emri yerine getirmeyen!

Şimdi yazacaklarımı; Elinizi vicdanınıza koyarak okuyun ve değerlendiriniz.

Sene 1979. O günün şartlarında;  Bir hafta;  Üç gün önce hatta ‘O’ gün  -o zamanın bakkallarında- market ve toptancılarında, petrol ofislerinde olan her türlü yiyecek ve petrol dahil yakacaklar bir anda yok oldu.  Nasıl yok oldu? Dışarıdan getirilen petrol gelmedi – gönderilmedi.  Rafineri çalıştırılamadı. Evlerde tüp gaz bitti.  Ampul, çay, şeker vb her türlü katı ve sıvı yağın imal edildiği yerler, üretimi bıraktı veya stoka yöneldi, toptancıya erzak verilmedi. Toptancı bakkallara nakliyatı kesti. Motorlu araçlar, petrol olmadığı için çalıştırılamadı. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, bu gelişmelerin nedenini -bilmemesi mümkün değil- çok iyi bildiği halde, kendi menfaati doğrultusunda;  ‘Parsayı toplamasını’  çok iyi bildi.

Size soruyorum!  Bir ülkede bu tip bir olayın olması için;  Top yekün bir savaş, salgın bir hastalık, tüm ülkeyi etkileyen bir deprem vs, vs, olması gerekmez’mi??  Ne oldu’da  her şey bir anda yok oldu! Ve, Ne oldu da  her şey bir anda meydanları, tezgahları doldurdu? Cenabı Allah , yedi göğü aralayıp nimetlerini bize mi gönderdi? Ne oldu?

Evet  Allah huzurunda, kulunun karşısında elinizi vicdanınıza koyacağınız yer, bu sorumun cevabıdır.

Ve 1979 yılı  5 Aralık günü,  milletvekili ara seçimleri yapıldı. Adalet Partisi 5 milletvekilinin tamamını kazandı. Ecevit aynı akşam saatlerinde istifa etti. Ecevit ve CHP’ye ad konuldu: Ecevit (CHP) demek, yokluk demektir!  Ne yazık’ki; (dış devletlerin isteklerini emir addedenler ‘yardımcı kuvvetlerin’ desteği ile kahraman olarak gösteriliyorken)  ABD’nin isteklerini yerine getirmeyenlerin hali, bu oluyor. Acaba bu gerçekleri halkımızın ne kadarı biliyor. Ecevit in istifasının hemen sonrasında, Türkiye de her şey bulunmaya başladı !!!

1980 yılı Ocak ayında, dışarıdan destekli Adalet Partisi Hükümeti güven oyu aldı. Başbakan  Süleyman Demirel ile 1966 yılından beri tanışık olan ve bir ara ABD de bulunan Turgut Özal; Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT müsteşar vekilliğine getirildi. Bu ikilinin  yaptığı en büyük tasarı ve kanun ne olmuştu dersiniz! Dünya Bankası üzerinden ABD’nın istediği, Ecevit’in kabul etmediği;  Devlet mallarının satılması emrini;

24 OCAK KARARNAMESİ ADI İLE KABUL ETTİ!! Bu kanun, hükümet olmanın ‘diyeti‘  idi diyeti.

Heyhat’ki  O Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan ” Ağır Sanayi” hamlesinin  babası sayılır, idi.

Evet tüm kamu mallarının satılma sebebi; ABD ve Dünya Bankası  İSTEDİĞİ (AB ülkeleri desteklediği) İÇİNDİR. Sıra, bu satışların halka anlatılmasına, halkın kandırılmasına gelmişti. Özellikle özelleştirme gayretinde olan hükümetlerin, halkın ağzına öyle bir sakız vermeleri gerekiyordu’ki, halkın  ağzından düşmesin. O  ‘sakız‘ hemen bulundu. FABRİKALAR , ZARAR EDİYOR.!

SONUÇ : Ecevit Hükümeti gitti, ertesi gün her şey ortaya çıkmadı mı! çıktı. Her şey bollaştı. O günler için Ecevit’i  yargılayanlar, hala yoklukların nedenini anlamadınız mı?

Burada bir parentez açmak istiyorum: 1999 – 2002 yılları içerisinde yine Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP – ANAP –  MHP  hükümeti ve üyelerinin birbirlerini yemesinin nedeni ne ola ki! Gayet basit :

Ecevit in, 1978 – 79 yıllarında Türk Milletinin  ekonomik geleceği için ABD  ye karşı çıkmasına neden olan emirlerin benzeri, 1999 – 2002 yılları arasında tekrarlandı. Bu seferki emirler ise Türkiye nin güvenliğini ve bütünlüğünü tehlikeye sokacak türdeki  emirlerdi. Emirlerinin Ecevit tarafından yine kabul edilmeyişi,  üstüne üstlük Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri doğrultusunda, Kuzey Irak topraklarında ABD ve Kürtlere karşı MEŞHURKırmızı Çizgi ” ni çizmesi,  ABD ye – REST demesi, ABD nin işine gelmedi. Rest’in sonunda Hükümet içi ve dışında ki ABD nin yerli ve ‘Türk malı’ iş birlikçilerinin de katkıları ile bu 3’lü Hükümet, gitti. Yerine ABD -CIA eliyle kurulduğu söylenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) geldi. İşin garip tarafı! bu milletin,  milletini ve devletini düşünen bu gariban lidere -iş birlikçilerin ağzı ile, nahoş bir yakıştırmanın yapılması, gecikme di.

TÜRKİYE’DEKİ  TÜM  KAMU  MALLARININ SATILMASININ –   ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN  NEDENİ;  ZARAR  ETTİKLERİ  İÇİN  DEĞİL;  ABD  ( AB ) VE  DÜNYA  BANKASI  İSTEDİĞİ  İÇİNDİR.

İddia ediyorum; Seydişehir Etibank Aluminyum Tesisleri şayet, zarar etti diye gösterildi ise, bunun nedeni hiç bir zaman için halka kabul ettirildiği şekli ile, işçi olmamıştır.

Devlet; – Bu fabrika-lar- zaten satılacak, elimdeki parayı neden harcayayım, dedi. Elzem olmayan bir ünitenin haricindeki her hangi bir makinayı yapmadı. Fabrikaların kümülatif veya kısmen yenilenmesi için yeni yatırımlar  yapılmadığı gibi, ellerinde -elimizde- olan makinalar peyder pey satıldı. Ayrıca, fabrikaların imalatı olan üretim-ler- satılmayıp, yeni gelecek ‘patron-lar’  için bekletildi. Kamu iş yerlerinde bunlar yapıldı. Bir örnek vereyim. Bu fabrikanın satılacağı günlerde, tonlarca külce alüminyumlar satılmadı, biriktirildi. Gelene bu milletin hakkı peşkek çekildi. Bir şey daha; Seydişehir Eti Aluminyum satıldıktan sonra, alıcı firmanın yaptığı ilk işlerden biri; Alümina Döner Fırınlarının, Beş (5) milyon $’ra yenileştirmesi olmuştu. T.C., bu parayı veremez’mi idi? Fabrika-lar-, bunu veremediği için’mi satıldı!

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti. Neden?  Devlet ve milletin zararına satış yapıldığı için!  Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (AKP Hükümeti Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.  Kaynak: Meltem Tv

1980 – 1990 yılları arasında Türkiyenin her tarafındaki bir çok Kamu fabrikalarının  hemen her türlü işleri; Seydişehir Eti Aluminyum Fabrikasında yapıldı, yaptık. Kazanca kazanç katıldı. Nereden’mi  biliyorum!  O işleri yapanlardan biride, ben idim. Hal böyle iken fabrika; – zarar etti. Evet, halkın onaylayacağı ve ağzından hiç eksik etmeyeceği sakız hemen milletin ağzına verildi. Kamu zarar ediyor! Peki, gerçek anlamda zarar ettiren kim?  Bunu sormak, halkın aklına gelmiyordu.

Halkın -oluru ve desteği, sakız  sayesinde  daha önceden alınmaya başlanmıştı. İş  -penaltı noktasındaki topa vurmak kalmıştı. Başbakan Erdoğan’ın,  Fabrikanın satışı konusunda  fabrika sahasında yaptığı konuşma, bazı işçi arkadaşlarca alkışlanmıştı. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Ve peşkeş, bu “ALKIŞLAR”  arasında kabul edildi. Neden? Bana göre bunun 4 nedeni var.

Devamı; ”  Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir   ”  bölümünde.  02.11.2011     Mecit  ALBAYRAK

Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular.

08.2017 – Aradığınız sorunuzun cevabı veya benzeri yok ise, en sondaki yorum kısmına sorunuzu yazınız. Cevabınızı vereceğim. İlaveten, sayfama gelen bazı sorularınızın cevabını, uygun kısma ilave ediyorum.

Bilim çevrelerince açıklanan  bilgi dahilinde, Dış hava sıcaklığı 14C’ altına indiğinde, kovandaki arıların yumak olduğu belirtilmektedir. Arının yumak olması, dış sıcaklığın 14 C’ altına düşmesi ile doğrudan alakalı değildir. Burada ölçü; RÜZĞARDIR.  Arıcı arkadaş, ben ZEMHERİDE Konya ilçesindeki arılarıma baktım – bakıyorum. Dış sıcaklık + 4 ile 10 ‘C arasında idi.  Kovandaki arılarım yumak olmadığı gibi, ben arılığıma gittiğimde, uçuşan arılar bile vardı. Ve bütün kovanlarımı, çitalarımı elden geçirip, boş çitaları aldım, balı az olanlara ilave koyu şerbet  ve varroa tütsüsü verip geldim. Aynı şartlarda, istiyorsanız sizlerde baka bilirsiniz. Bilginiz olsun. 12.2015

Arıların, zemheri girişinden itibaren çiğdemlerin açtığı ana kadar rahatsız edilmemesi ön şarttır. Rahatsız edilirlerse, arı yok olur’mu!!. Hayır yok olmaz sadece bir bölümünün erkenden ölmesine ve gereğinden fazla bal yemelerine neden olursunuz. Mecburen şerbet vermeniz gerekli ise dikkat etmeniz gereken şu: Dışarıda arı olsun olmasın Şerbet vereceğiniz kovanın Örtü tahtasını veya bezi hafifçe kaldırıp, sarsmadan arılara bakınız. Arılar ip yumağı gibi birbirine sarılmış, üzüm salkımı gibi olmuşlar ise, kesinlikle arılara dokunmayın, şerbet bile vermeyin, yiyemezler. Arılar petek üzerinde geziniyor ise; oyalanmadan hatıl veya örtü üstü şerbetliğe,  şerbeti döker, boş çitaları ala bilirsiniz. 12.2015

1960 yılı öncesinde ülkemizde gezgincilik yapılmıyordu. Kafkas, (Orta) Anadolu, Muğla, Suriye, Kıbrıs ve İran arısı ırkları, ismi yazılı bölgelerde, yaşamakta idiler. Bahsedilen yıldan sonra adı geçen arı ırklarının safları, yok oldu.  Şimdi üretilen ana arıların ana tarafı % 80 Kafkas, %20 erkek Muğla arısı melezidir. D. Anadolu ve Kara  Denizde Kafkas; İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve G. D. Anadolu bölgemizde, Kafkas anasının yerli arılar ile yaptığı melezlerin, başarılı olduğu belirtiliyor. Artvin, Camili bölgesinde  üretilen damızlık Kafkas arılar Kara Deniz ve Marmara bölgesine, Posof bölgesinde yetiştirilenler ise diğer bölgelere gönderiliyor. Saf Anadolu ırkı  Ana arılar ise Kızılcahamam Kırkırca Köyü üretim merkezinde üretiliyor. – Kaynak: Macahel Arıcılık.

Samsun 19 Mayıs Ün.  Prof  Dr. Ahmet Güler’in Bereket Tv açıklamasına göre ; Arı sütü üretiminde İtalyan arısı, kafkas arısından daha iyi olduğu Avrupa da verimli arı ırkı olarak Karniol’un tercih edildiğini belirtmişlerdi.

1 –   Ana arı hakkında bilinmesi gerekenler : 08.2017 – Ana arının bilinen 3 adı var: Ana arı, Kraliçe arı veya arı beyi.  Arıcı olarak bizlerin en büyük sorunlarından biri, ana arı dır. Bazen kendi kendime: Bir anlıkta olsa şu kovan içerisinde ben arı olsam ve bu hallerini öğrensem, derim.  Allah bilir; cenazemin kovanlıktan geleceğini bilsem, yine arılarımın yanına gitmek isterim.

Kovan içerisindeki Ana arı, kovanın her yerini gezer. Genelde yeni kabartılmış günlük atımına hazır taze petekler ile daha önce atılmış günlüklerin olduğu petekler üzerinde bulunur. Yeni doğan ana arının boyu  ≈ 12 mm ile 18 mm arasında değişir. Olgun hali 25 mm kadar uzar. Genç ana kısa ve şişman, eski ana zayıf uzun boylu olur. Kovanı dışından 2 – 3 kez  ‘tık’ layıp kulağınızı kovana dayayın, kovan içinde kısa bir uğultu olursa, ana var. Uğultu uzun olursa, ana yok demektir.

Kovana ham çita verdiniz. 1-2 gün sonra kontrol ettiniz. Petek üzerinde önlü arkalı bir kaç tane boş ağzı açık meme kapcıklarını görürseniz; bu kovanın anası yok veya işe yaramıyor, değiştirecekler demektir. Ana arı her hangi bir nedenle telef olur veya işçi arılar tarafından işe yaramadığı için öldürülür.  Ana arı hakkında geniş bir açıklamalar yapar isek:

A –  Çiftleşmiş ama günlük atmamış veya çiftleşmemiş  ACEMİ Ana arının olduğu kovana, başka kovandan eski arı silkelemeyin.  Arısız bile olsa, içinde günlük ve kapalı yavrusu olan çitayıda, koymayın. Arısını silkelediğin  kovanın arıları, analı idi. Bir bakacaklar ki, yavrusuz analı kovana gelmişler. Hemen – Bu ana kim, işe yaramıyor diye saldırırıp; anayı öldürürler.  Ayrıca; İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası olan  veya olmayan  kovana, dışarıdan ÇİFTLEŞMEMİŞ ana vermeyiniz. Ayrıca anası, günlüğü ve kapalısı kalmamış yaşlı tarlacı arılı kovana da, kafes içerisinde bile olsa çiftleşmiş anayı daha uzun 3-5 gün bekletiniz. Kafes içerisindeki ana ile beraber kovan içerisine, üzerinde kapalı ve günlüklü  gözleri olan bir çita ile birlikte koyunuz. Veya, günlüğü var ama kapalısı olmayan kovanada, başka kovandan arı silkelemeyin.

B – Kovanı böldünüz; petek içinde günlük var ise; dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin! bölüp, hazır ana verdiğiniz kovanın peteklerinde günlük olmasın. Hazır ana verecekseniz, 8 gün bekleyin tüm memeleri temizleyip ve kafes içerisinde ana veriniz.- Bu güne kadar kovanın anasını değiştireceğim de, eski anayı öldürüp kovan içine atar, kovanı 2 gün anasız bekletip, kafes içerisinde yeni çiftleşmiş ana veriyordum. 13.4.2014 pz günü –  3 çita olarak böldüğüm ve petek üzerinde günlük ve kapalısı olan kovana, -arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kek yenilmiş, işçi arılar çıkmış, ana ise kutu içerisinde geziniyor. Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ananın telini tekrar raptiyeleyip aynı yere koydum ki, iyice alışsınlar.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler.

C – Hazır ana vereceğiniz kovandaki, günlüklü çitaları arısız ve geçici olarak başka arılı kovana koyup, kafes içerisindeki anayı koyup 2 gün bekleyiniz. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. 

C 1 – Herhangi bir kovanın anasını, herhangi bir sebeple aldınız dışarıya veya başka bir kovana koydunuz. Tekrar eski yerine koymanız gerektiği zaman en geç 2 gün içerisinde, kutusuz vere bilirsiniz, Aynen kabul ederler.  Yalnız çita üzerinde gezinen anayı bir süre takip edin, Ana arının üzerine çullanan  olursa  O çullanan arıyı öldürün,  tekrar takip edin, saldıran olmaz ise, iş tamamdır.

D – Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaları üzerinde açık – kapalı 10 adet meme vardı. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim. Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını, ancak kendi bilir. Buda bir tezatlık.

E – Ana arınız yok, ana yaptırmanız lazım. Ya satın alacaksınız veya petek içinde günlük olan çitaları, anasız kovanda bulunduracaksınız. Günlük yok ise, ana memesi olmaz.  Ana memesi yaptırdınız. Ana veya analar çıkmış. Kovandan (ııııııııııı) diye bir ses geliyor . Bu ses Ne demek?  Bu sesin 1. amacı, Ana arı kovana kendini duyuruyor. Ben buradayım.  2. Bir şekilde arıcı veya başka bir sebeple ana arının ayak, kanat yeri bir yere sıkışmış. Ana Can derdinde.  3. Kovan içindeki iki ana arı, kovan hakimiyeti için ölümüne savaşıyorlar.  Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayın,  müdahale etmeyiniz. Sağ kalan, kovanın anası olacaktır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuz da,  bu anayıda arılar öldürüyor. -yaşadım-

F – Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde  arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Orta yerinde ana arı olabilir. -var ise – Elinizde fazla tutmadan ve sıkmadan hemen alıp veya alamıyor iseniz; kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkacaktır. Kovana koyunuz.

G – Kafes içerisinde hazır ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacak iseniz : Ana Kafeslerini, kovanın örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına teli yukarıya bakacak şekli ile koyup, şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir. Yalnız burada dikkat edeceğiniz nokta: Bazı arılar kıyıcı olur, O tip arılı kovanlara  koymayınız.

H – Kovanı açtınız, çitalara bakarken ana arının uçup gittiğini gördünüz. Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, ≈ 1 saat bekletiniz.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana yakın yere gitti ise gelecektir – gelebilir. 2011 yılında iki tane ana nın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? Ana daha tazedir çiftleşmemiş veya yeni çiftleşmiş ama günlük atmamıştır. Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden ise sakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtardığınız an arı, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider…Kalırsa, zaten ölecek. Ayrıca her kovanda olur ama, özellikle çiftleştirme kutularında yeterli sayıda arı olmaz ise, ana kovanı terk eder. Veya arısı olmayan kovana – arı çekmek için- ana koyar iseniz, ana durmaz.

I – Başka bir kovana arılı çita vereceğinizde dikkat ediniz, ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanınızda, anasız kalır. 04.2016

İ – Ana arıyı satın aldınız. Çitalarda günlük yok ise; Kafes içerisinde anasız kovana koyup, En az 2 gün kapalı şekli ile bekletin. Daha sonra kek tarafındaki teli açıp tekrar aynı yere koyunuz. Kovandaki arılar keki bitirdiklerinde ana arı ile temasa geçerler. Kafesi kontrol ettiniz, ana çita üzerinde geziniyor ise, hayırlı olsun. Veya, hala ana arı kafesten çıkmayıp bekliyor ise; ana arı için tehlikeli olan bir durum var, demektir. Kek yerini tekrar kapatıp 2-3 gün daha bekletiniz. Veya; çita gözlerinde günlük var ise; bu geçen  3 – 5 gün içerisinde ana memesi yapmaya başlarlar veya yaparlar. Bu durumu gördünüz. Hemen anayı kutusunda dışarıya alınız. Öldürürler. Yinede bu kafesteki anayı verecek iseniz, 5 gün daha bekleyin. Bu süre zarfında kafesteki anayı güneş görmeyen az sıcak bir yerde bekletiniz. Arada bir, parmak uçu ile tel üzerine su sürünüz. 5 gün sonra yapılan bütün memeleri sıyırıp anayı tekrar aynı yere telli şekli ile koyunuz. 2 gün bekletiniz. Meme olmadığını anladığınızda, telin ağzını açıp, keki kalem ucu ile hafifçe oyup aynı yere koyunuz.

İ 1 – Bir çitalık veya bir avuç kadar arınız var, ana vereceksiniz. Anayı kafessiz çita üzerine veya arıların arasına salıverip takip edin. Ana arının üzerine C biçimi çullanan arılar olursa O arıyı çekip öldürün. Ve anayı takip edin. C şeklinde saldıran kalmadı ise, iş tamamdır.

J – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayınız. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım)

K – Eylül, ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun, anası yaşlı ama sağlam olan kovanın anasını öldürüp, başka bir kovanla birleştirmeyin. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin kurtarıcınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, kovanın arılarını başka kovan ile birleştir. Ayrıca, yeni ana aldınız. Ana başlangıçta normal günlük atmış. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Olabilir. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten sonra, garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

L – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. 2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  🙂 . Öldürmeye elim varmadı.   Tamam, ana günlük atmıyor – atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  –illa bu böyledir demiyorum ama, !! –  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı.

M –  Ana arıyı normal şartlarda kendiniz yaptırırsınız. Nasıl? Bunun için fazla beklemeyiniz. -sahte anaya gitmemiş- anası olmayan kovana, İçinde günlüklü kapalısı olan arılı veya arısız 1 – 2 çitayı, koyunuz. Veya gözünüze kestirdiğiniz kuvvetli bir kovandan, arılı  günlüklü iki çitasını başka bir (ruşet) kovana koyup buradan 4 – 5 km uzağa götürünüz. Burada, ana memesi yaptıracağınız kovana 4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz. Bu süre zarfında bol arı sütlü ana memesi oluşacaktır. Böylece bu kovanın YENİ anasını yaptırmış olursunuz.

N – Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayınız. Sahte ana, ana memesi yapılmasına müsaade etmez, hazır ana bile  vermeyiniz. İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni anayı sahte ana, öldürür. Zaman ve arı kaybedersiniz. Yapacağınız en temiz, en kolay yöntem: Önce kovan içindeki tüm arılı çitaları dışarıya çıkartınız.   Çita üzerindeki tüm arıları aynı kovana silkeleyin. İçinde günlük ve/veya kapalısı olan çitaları  diğer kovanlara dağıtınız. Arı silkelediğiniz kovanda en küçük bir petek parçası kalmasın ve kesinlikle şerbet, bal vermeyiniz. Verirseniz, hemen dalak yaparlar ve sahte arı günlük atar. Bu çitasız arıları 2 gün bekletiniz. Sahte ana, ana olduğunu unutacaktır. 3. gün başka bir kovanlardan alacağınız, içinde günlük ve kapalısı olan 1 – 2 çita ile arının sayısına göre, ham temiz çitaları,  bu çitasız kovana koyunuz. Yalnız, çıkarttığınız eski çitaları koymayın.  Bu kovanı 4 gün, azar azar şerbetleyin. ki, arı sütleri bol olsun. b – Diğer bir yöntem ise,  Başka çok kuvvetli bir kovan ile birleştiriniz. Tercih sizin.

O – Çitanın alt ve yan kenarlarında açık, kapalı memeler var ise; bu oğul memesidir. – Ben oğul istemem, demekte geç kaldınız. Çitaların Orta iç kesimlerde olan meme, ana değiştirme memesidir. Bu meme şekli her kovanda ve her zaman olmaz. Siz her ne kadar bu memeleri bozarsanız bozunuz, O kovan oğula gidecektir. Bozmanız, sizin için zaman kaybıdır. Ya  arıyı 2 – 3 boş kovana bölünüz veya memeleri sıyırıp, diğer kovanlarla birleştiriniz. Yada bırakın oğula gitsin. Ayrıca, ilaveli kovanların ilave kısmındaki çitalarda meme var ise, hemen bozun.

Ö – Çıkan oğulu istiyorsanız, yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. I. ve 2. oğulda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup o yerden uzaklaştırınız veya anaları öldürün. Çıkan oğul, çıktığı kovana, dönecektir.

– Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakıp, üzerinde ana olan memesiz çitaları başka bir kovana alıp, 5 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar kendilerine yeni ana yapar ve çıkıp gitmezler.

R – Kovanlarınız sahil bölgesinde iken -portakal bahçesine yakın iseniz- nerede ise günlük petek işlenir. Bu durumda sadece haftada bir az şerbet veriniz. Çok verirseniz, iki çitalık arı bile olsa, oğul verir. İç bölgelere geldiğinizde ana arının günlük atımı azalır. Arılar fazla çalışmaz. Neden? Aynen insan gibi. Havanın soğuğundan – sıcağından   etkileniyor. Arının uçuş deliğini daraltınız. Serin hava girişi azalsın. Boş yerlere  Strafor  koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

S – Peteklere bakarken anayı gördünüz. Arılar ananın üzerine üşüşmüşler   bir yere salmıyorlar, ayaklarından asılıyorlar! Ne demek? Bu anayı istemiyorlar. Anayı değiştiriniz veya arıları başka bir analı kovan ile birleştirin.

Ş – İlk oğul ESKİ ANA ile çıkar. Kalan arı yeni çıkan anayı kabul etti ve yeni oğula gitmeyecek iseler, çita üzerindeki kalan diğer memeleri, ana veya arılar kemirir ve meme içerisindeki diğer anaları öldürürler. Veya siz yeni bir oğul daha istemiyor iseniz, diğer memeleri temizleyiniz. Çıkan oğula, ana arı günlük atıp, kapalısı oluncaya kadar şerbet, vermeyiniz. ( kimi arıcılar şerbeti verin, teşvik olur, diyorlar! denemedim)

T – Genç arının renkleri eski anaya göre  koyu parlak, boyu kısa ve şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar. Karın kısmındaki siyah halka sayısı ilk çıktığında ve kadar ise, 4 sene sonrada aynıdır.

U – Bal almak istiyor iseniz ilave dahil, 15 çitanın 12 de günlük ve kapalısı olmadan anayı aşağıya hapsetmeyin. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitalarıda ilaveye koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez. 04.2016

Ü – Ana arı, araziden gelen nektar ve polen azaldıkça, günlük atımını azaltır. Temmuz, ağustos aylarında azar azar şerbet ve elinizde olan polenden koloninin gücüne göre veriniz. Anası olmayan kovana şerbet verilmez. 05.2017

V – Anası olmayan arılar ile, kapalı havalarda veya karanlıkta açılan kovanın arıları, insana saldırır. Bal akım zamanında, mecbur kalmadıkça ana arı, değiştirilmez. 09.2014

Y – İnternet ortamında  yaptığım bir araştırma neticesine göre – Arılar, insan yüzünü tuhaf (farklı) bir çiçek şeklinde görüyor, – Dünyada bilinen ana arı türü 28 çeşit olup Türkiyede Kafkas, İtalyan, Karniyol, Muğla ve Batı Avrupa cinsi ana arıların olduğu, – Çeşitli ana arıların çiftleştirilmesi ile elde edilen melez (Hibrit) denen anaların yumurtasından yeni ana elde edilse bile, verimli olmadığı; – Ama, melez arı cinslerinden elde edilen balın, normal arı cinslerinin ∼ 2 katı olduğu; – Laboratuvar ortamında yaşatılıp, hiç bir iş yapmayan  işçi arının, 304 gün yaşadığı, belirtiliyor.

2 –  analı – anasız arıların çeşitli şekillerde birleştirilmesi 11.2016 – A –  Anası olan İki kovanın birleştirilmesi, senenin hangi ayı veya günü olursa olsun, önce kovan ilavesi, gazete kağıdı ve koku verici bir madde lazım. Analı arı kuluçkalıkta olup önce bu arılara koku değiştirici sıvıyı çita üzerlerine sürünüz. Üzerine gazete kağıdı örtünüz ve ilaveyi koyunuz. İlave ve kağıt üzerine bir kaç noktaya bu kokudan sürünüz. Öbür kovandan aldığınız anasız arılı çitaları, ilave içine koyup tekrar koku sürüp, kapakları kapatınız. En geç 2 gün içinde arılar kucaklaşacaklar. 2 gün sonunda ilave altındaki gazete kağıdını alınız. İsteğinize göre ilavedeki arıları ilavede bırakın veya aşağıya indirip ilaveyi alıp, kapatınız. B –  En az 3 gündür   Anası olmayan arıları ise, kokusuz direk başka analı kovan içine koyunuz. Yalnız dikkat ediniz, birleştireceğiniz çita üzerinde ana memesi olmasın. C – Analı iki kovanın çitalı – çitası arılarını birleştireceğinizde, daha önceden hazırlayıp fıs fıs içine koyacağınız şerbet sıvısını, esas kovandaki son  1- 2 çita üzerindeki arıların üzerine bu şerbeti püskürtünüz, aynı şerbeti birleştireceğiniz öbür çita üzerindeki arıların üzerinede püskürtüp, esas kovan içine yavaşca koyunuz. Şerbeti emmeye çalışan arıların kokusu birbirine geçecek ve alışacaklardır. 2014

3ana arı yok veya sahte ana şüphesi var, anayı veriyorum öldürüyorlar, ne yapılır? : 11.2016 – yukarıdaki C, E, N maddesini okuyunuz.

4 – soru şu: diyelim ki kovan 10 adet ana gözü yaptı. hangi gözün ana olacağını arılar, nasıl ve neye göre belirliyor. 11.2016 – Ben bu güne kadar şu görüşe sahip oldum. Arılarda, aynen insanlar gibi. Birinin tuttuğuna diğeri karşı çıka biliyor. Her ana memesini yapan işçi arılar, farklı isteklere sahip ola biliyorlar. ‘bu benim anam, bu olacak  iddiasında oluyorlar. Geçen günlerde başıma geldi. Hazır çiftleşik anayı çita üzerine salıp takip ettim. Kimi arılar hiç bir tepki vermediği halde arının bir tanesi, direk anaya saldırdı. Hemen müdahale edip bu saldırgan arıyı öldürdüm. Arada bir ana üzerine yumulan arıları uzaklaştırdım. Ve ana serbestce dolaşmaya başladı. 30 dak, kontrol ettim.  Ve Çitayı kovan içi çitaların arasına koydum. Ertesi gün baktım ana, aynı çita üzerinde geziniyor.  Çitası ile birlikte  Buradan alıp başka bir yere koydum. tekrar ertesi gün kontrol ettim, sadece iki çita arasında kalmaya devam etmiş. 2 – 3 gün sonra tekrar kontrol etim, ana öbür çitalara geçmiş. Buradan şu sonucu çıkarttım. Bir gurup arının kabul ettiği ana arıyı, başka bir gurup arı kabul etmiyor. Kabul etmesi için zamanın geçmesi, karşı çıkan gurubun -Bu anayı kabul etmekten başka bir şansının olmadığını anlaması –  alışması gerekiyor. Her memeyi yapan arılar, gurup gurup. – Diyorlar ki; ben senin ananı tanımam, benim anam bu ! İlk ana yapılan günlük, ana oluşumunu tamamladığı zaman -ki bu ana istenilen şartlarda normal olmasa bile, memeden çıkıyor ve diğer çıkma durumuna gelen KELLİ FELLİ anayı, meme içinde öldürüyor. Kovan içinde 10 tane meme var hesabı ile devam ediyoruz. ilk 3 – 5 meme içindeki ana, dışarıdaki ana tarafından öldürülürken, diğer taraftan boşta kalan ve vakti saati gelen bir ana, dışarıya çıkıyor. Bu sefer ilk çıkan ana ile serbest kalan ana; birbirine saldırıyor. – dikkatinizi çekerim, bu yazdıklarımı 40 yıllık her usta söylemez belki çoğuda görmemiştir bile. -çevremde bu anlattığımı bilmeyen yıllanmış arıcılar bile var- İki ana  birbirine öyle bir kenetleniyor ki, ayıramazsınız. Ve bir tanesi ölüyor, sağ ve sağlam kalan ana kovana sahip olurken, diğer memeler tamamen, imha ediliyor. Başka bir örnek: Şuan, kovanlarımdan birindeki ana arının hiç kanatları kalmadı. Sağ ve günlük atmaya devam ediyor. 20 gün öncesi bu kovan arıları, kanatsız anayı değiştirmek için  iki tane meme yapmışlar. Hemde uzun meme. Daha sonra baktım, yapım aşamasındaki  memelerden biri, imha edilmiş. Diğeri sağlam idi. Daha sonrası tekrar kontrol ettiğimde, çıkma durumuna gelen sağlam meme, yandan kesilmiş. Kesen, eski kanatsız ana. Şimdi, kovandaki bütün arılar; kanatsız ananın olmayacağını bilmiyorlarmı. Biliyorlar. Ama, bu ana arıya sahip olan arılar ile öldürmek isteyen arılar var. Kanatsız anayı değiştirmeye kararlı Arılar, İlk imha edilen meme üzerine tekrar bir meme daha yapmışlar. bakalım ne yapacaklar. Şimdi, size yaşadığım iki örneği açıkladım, yorumu siz’LER yapın. 01.07.2016

5 – ağaç veya kaya kovuğundan arı nasıl alınır : 06.2017 –  İlk önce belirlediğiniz yerde, kovan veya büyük bisküvi kutusu, ballı petek, işlenik ve ham peteklerinizi,  körük, maske ve ham petek bağlama teli ve spiral hortumunu hazır etmelisiniz. A – Kayayı veya ağacı, kırma – kesme, hem arısını ve hem balını alma durumunuz yok ise, kovan veya bisküvi kutusunun arka tarafını delin. İçine ballı, işlenik hazır ve ham petekleri koyun. Kıvrımlı hortumun bir ucunu kovanın bu deliğine, diğer uçunuda, arıların girdiği deliğe sokunuz. Başka yerden girip çıkmasınlar. Kovanı uygun bir yere koyup, uçuş tahtasını açık tutunuz. Zaman içerisinde önce arılar sonrada ana arı, bu kovana gelecektir. B – Kesme veya kırma durumunda iseniz; BOŞ ve ballı çitaları, teli ve kovanı hazır ediniz. Arıları önce tütsü vererek sakinleştirin. Hatta, arıların çıkış deliğini bir müddet kapatınız ki, buradan çıkan arılar saldırmasın. Sonra yavaş yavaş ağacı veya kayayı kırıp, kesip arılara ulaşınız. Arada bir tütsü vermeyi unutmayınız. Dikkat ediniz arıların üzerine ağaç, kaya parçası gelmesin. O yerdeki petekleri keserek, üzerindeki ANA ve arıları ile birlikte boş çita içine aynen ham petek tutturduğunuz gibi ballı, günlüklü ve kapalı yavrulu orijinal petekleri koyup, çitanın dışından galvanizli teli dolayarak özellikle kapalı ve günlüklü yerleri ezmeden petekleri araya tutturup, kovan içine koyun. İşiniz bitince, kovanı aynı yere bırakınız ki dışarıdaki arılar bu kovana girsin. Rast gele.   12.08.2012 pazar  – 03.2014

6 – akdeniz bölgesinde ocak – şubat (mart) ayında arıya şerbet, kek verilir mi : 11.2016 – Bu bölgede her daim şerbet verebilirsiniz. Hava şartlarının uzun bir süre uygun olması halinde,  kek verilir. Yalnız yakınında arının içme suyu, olmalı. Böldüğünüz kovanlara ise kek değil, şerbet veriniz. 03.2014

7 – ana arı ızgarası hakkında: 11.2016 –  Ana arı ızgarasının; kovan içindeki balın az veya çokluğu ile direk bağlantısı olmayıp, bir noktaya kadar dolaylı yönden etkisi olur.  Ana arı, her ne kadar ‘feriştah’ bile olsa, işçi arının gözetimindedir. Tarlacı arı; nektarı veya şerbeti ana arı ızgarası olsa da – olmasa da Ana arının günlük atmasını beklemeden, boş bulduğu göze, bunları yığmaya başlar. İşçi arı, insan yada her canlı gibi, önce kendini düşünür. Ana arı ızgarasını koymanız; balın çok olacağı manasına GELMEZ. Ama ızgaranın, olumsuz bir etkisinin olacağı muhakkaktır. Şöyle ki; Izgara sayesinde koloninin gücünün zayıflayacağı; KESİNDİR. 07.2016

8 – antalyada  kışlık arı bakımı nasıl olmalı: 11.2016 –  Kars veya Konya da arıya nasıl bakıyorsan, Antalya bölgesindeki bakımda 1 – 2 küçük ayrıntı haricinde, aynıdır. Tek  fark  Antalya daki  bazı ‘Eşek Arıları’, İç Anadolu bölgesindeki arılara göre, daha uzun. Antalya bölgesine kovanlarınızı  getirmeden önce,  O bölgedeki kişiden yağmurların yağıp – yağmadığını ve kovan koyacağınız yerde eşek arısının olup olmadığını öğreniniz. Eşek arısı var ise imha etmek için uygun ilacıda yanınızda götürünüz. -mesela fıs fıs türü tüplü sinek öldürücü ve sıvı DDT, yi bir deodorant kutusu içinde bu arıları yuvasına püskürtünüz-

9 – antalyada ilk bahar bakımı ve erkek arının oluşma zamanı 11.2016   25 Ocak 2013  günü Manavgatta,  arıları kontrol ettim. Hemen hepsinde Günlük ve kapalı gözler vardı. Erkek arı sahil bölgesinde Nisan ayında, iç bölgelerde ise Mayıs ayında olur. Açacak olan portakal çiçekleri için kovanlarımı Serik’e götürdüm. 29 Ocak 2013 günü saat 10.30 da Serik – Gebizde, kovanlarımın başında idim. Hava açık, güneşli ve sıcaklık ≈ 17′ C. Yanımda Konya Şekerin hazır şerbeti var. Ben, çitaların boş olacağını düşünürken nerede ise bazı çitaların, full nektar ile dolu olduğunu gördüm. Haliyle bu nektar durumu, bölgeye göre değişir. Kovanlarımda günlük  yoktu. Bu durum, arının tarlacı gücüne ve hava durumuna göre, değişir. Sanırım günlüğün olmayışının sebebi, Manavgata göre daha soğuk ve tarlacı arıların nektarı bolca petek gözlerine koymalarından dolayı ananın, günlük atacak yeri kalmamış. Bu açıklamayı şunun için yaptım. Günlük atımı ve sonrası zaman içerisinde, kovanlarınızın bakımı her daim yapmaya hazır olmanız içindir. Ocak – Şubat ve Mart ayında arı, bulduğu poleni kovana alsın. 03.2014

10 – Amerikan Ana arının yumurtlaması hakkında  (AYÇ) Yavru Çürüklüğü: 11.2016 –  DİKKAT:  AYÇ hastalığı kanunen, il ve ilçe müdürlüklerine haber edilmesi gereken bir durumdur. A.Y.Ç. ve Av.Y.Ç. hastalığı; öncelikle ve özellikle peteklerin kendisinde ve kapalı gözlerdeki larvalarda oluşup, larvanın çürümesi ve nahoş şeklinde kokuşmasına neden olan, yayılmacı ve bulaşıcı bir hastalık türü. Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü açıklamasına göre yetişkin arılarda bu hastalık, her daim oluyor veya bulunuyormuş. Fakat bu hastalık mikrobunu vücutları, etkisiz veya azaltma yoluna gidiyormuş. Bu hastalığın çoğalma durumu ise, genelde yağma sonucu oluştuğu vurgulanmıştı.

Bu hastalığa 1 – 2 çita üzerinde cüzi sayıda yeni yakalanmış olan kovanın arılarını bir şekilde kurtara bilirsiniz. Ama, hastalığın her daim tekrarlanma ve başka kovanlara bulaşma durumu var. En bilinen temizlik şekli 5 lt su + 1 kg çamaşır suyu olacak şekli ile kovanlarınız dahil  tüm malzemelerinizin  bu su ile yıkanması şart.  Genel bir uygulama yapmak için ise: Hastalıklı olan kovanı akşam vakti alıp, en az 5 km uzağa götürünüz. Ertesi gün temiz boş bir kovan, fısfıs ve daha önceden hazırlayacağınız çamaşır sulu karışım ile,  4 lt şekerli şerbete, 50 gr Terramycine dökünüz. Orada arıları, anaları ile birlikte temiz kovana silkeleyin. Yavrulu yavrusuz tüm çitaları hemen orada kuytu bir yerde yakıp, gömünüz. Eski Kovanın her yanını, örtü tahtası, şerbetliği, kapağını ve tüm malzemelerinizi çamaşır sulu karışım ile yıkayın veya fıs fıs yapın. Kovanda kalan çamaşır suyu kokusu, arıların ölümüne sebep olur. Kovanı ve malzemelerinizi açık havada ve güneşte kurutunuz. İlaçlı şerbeti, temiz kovan içerisindeki -ana dahil- tüm arıların üzerine fısfıs ile püskürtünüz. Bu ilacı 3 gün ara ile akşam vakitleri 4 kere veriniz. İki gün sonra elinizde yeterli sayıda var ise hazır, yoksa ham çitayı koyup, orada şerbetleyip, bekletiniz. Arılarınız kurtulacaktır.  03.2014

10/1 – Ana arının yumurtlaması hakkında: 08.2017- Memeden yeni çıkmış bir ana arının yumurtlaması için en az 10 gün geçmesi gerekiyor. Bu süre tam sağlam bir ana ile tam olgunlaşmamış bir ananın yumurtlama süresi farklılık gösterir. İlk 5 gün ana arının kovan içini, koloniyi, petekleri ve kovan dışı çevreyi tanımak ile, 1 – 2 çiftleşme günü, 5 gün yumurtaların olgunlaşma ve günlük atılacak gözlerin temizlenmesi, ham çitanın örülmesi gibi işlerin olması ve zamanın geçmesi gerekiyor. Çiftleşik bir ana için ise yinede 5 gün geçmesi gerekiyor. Acele etmeyin. 08.2017

11 – arı çoğalmıyor, neden? 11.2016 – Her şeyden önce (başıma geldi)  A kovanından bir miktar arıyı, çitalı – çitasız olarak B kovanına  koydun   Ana arı, yavrularının başka bir kovana verilmesine razı olmuyor. Ve A kovanı istendiği gibi üremiyor. Ayrıca, Şu yazacağım şıklardan biri yada hepsi sorunuzun cevabıdır. Ana, günlük atmıyor veya azalttı. – Ana eski, değiştiriniz. – Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlükler üşüdü, arı çoğalamadı. Petek sayısını düşürün. – Yiyeceği nasıl? Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Kapalı yavru sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve orta yerlerinde iğne delikleri var ise, bir kaçına çöp sokunuz. Kahverengi sünen sıvılar var ise;  A.Y.Ç veya Av.Y.Ç. olabilir.  Arı çoğalmaz.  06.2014

12 – arı, kaç  çıtada kışlatılır: 11.2016 – Yıllanmış yada ahkam kesen arıcılar: İki çita arı seneye çıkmaz, deyip insanı korkutuyorlar. Önce şunu iyi bilin. Buz üzerinde çıplak ayakla gezen kişi, Allahın izni ile hasta olmaz iken, evde duran kişi, hastalıktan kurtulmuyor. Bu örneğe göre anası, bir avuç genç arısı, yiyeceği olan, varroa biti olmayan bir avuç arı, Mart ayına sapa sağlam çıkar. Ha şans! diyorsanız! O şans veya şansızlık 1000 kovan içinde aynıdır, bir avuç arı içinde. Siz şunu düşünün!. Ben bir avuç arıdan verim ala bilir miyim!! bunun hesabını yapın. Üç çita ve aşağısı olan arılarınızı, verim almak istiyorsanız, başka bir kovan ile birleştiriniz. Bir kovandaki çita sayısı (en az 5 çita) ve üzerindeki arı ne kadar çok ve kuvvetli olursa, o kadar  iyi olur. 11.2015

13 – arıcı maskesi hakkında: 07.2017-  Sayfama yazdığım yazılarımın % 80, kendi yaptık ve gördüklerimdir. Maskelerimizin yüz kısmında siyah elek var. saldıran arılar, ilk önce yüzümüze saldırıyorlar. Bunun nedeni, eleğin siyah olmasındandır. Ayrıca bu tül – elek zamanla deliniyor. Değiştirmeniz gerektiği zaman ki Ben, kendi maskemdeki bu siyah eleği kesip yerine, beyaz pencere tülü geçirdim. Arılar yüzüme doğru daha az şekilde saldırıyorlar.  07.2016

14 – arıların kovanı terk etme nedenleri ne olabilir : 11.2016 – Bilim çevresinin:  Bu konuda kesin ‘sebep şu’ diyemediklerini duydum. Genelde, çevrede yapılan bitki ve varroa ilaçlaması, deniliyor. Varroa için bir yaşadığım bir örnek vereyim. 2015 yazında 11 tane ana çiftleştirme kutusu vardı. Varroa için portakal kabuğu kullanıyorum. Yaptığımın da farkındayım. Bu kutulara dumanı çok verdim. İki gün sonrası baktığımda, 4 kutudaki ana ve arıları kalmış, diğerleri kutuları terk etmiş. Kısaca; her ne yaparsanız yapın ama, ayarında yapın. 2016

15 – arı neden OĞULA gider, nasıl engelene bilir? 11.2016 – Oğula gitmenin en büyük etkeni, tüm canlılarda olduğu gibi nedeni ne olursa olsun üreme, çoğalma  iç güdüsüdür. Arazide veya kovan içinde yiyecek az ise VEYA çok ise, arı oğula gider.  2 veya 3 günde bir arılara çok şerbet verirseniz, takip ettiğiniz, devamlı çita koyduğunuz halde, arı yine oğula gider. -yaşadım-  2 çitalık arı bile, oğula gider. Kaç çita olursa olsun ana, günlük atımını bıraktı – azalttı, -sakatlandı, gerektiği zaman çita -vermediniz yeri daraldı. Vel hasıl her halükarda oğula gitme durumu vardır. Benim altı kovanımın 5 i, Nisan 2013  başında ve portakal bahçesinin dibinde meme yapmaya başladılar. Analarımın hepsi  genç OĞUL ANASI.  Çita örüldükçe azar azar şerbet veriyor ve gerektikçe çita veriyordum, yine meme yaptılar. Temizledim, yine yaptılar. 6 kovanımdan oğul alsa idim, 24 kovanım olacaktı. Çare:  Arılarınızın oğula gitmesini istemiyorsanız, üzerinde meme bile olsa, a– Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana bölüp, memeleri de koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. b –  Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane meme bırakıp, diğerlerini temizleyiniz. c – İçinde anası olmayıp, Peteklerinde günlük, larva ve  ana memesi olan bu kovanlara çiftleşmiş hazır ana veriniz. Kabul eder veya etmezler. Kabul ederlerse memeleri kendileri temizler -yaşadım- takip edin, anayı kabul etmezler ise, anayı kutuya alıp, oluşan memeleri temizleyin. d – Eski anayı  öldürüp içine atınız. 1 – 2 gün sonra, Hazır çiftleşmiş ana veriniz. Memeleri arılar temizler. Şunu da yapa bilirsiniz: e – Baktınız kovandaki bütün çitalarda  bir çok memeli petek var. Bu memeli çitaları, 2 – 3 er çitalı şekilde boş kovanlara bölünüz.  5 km uzağa götürüp bırakınız. 2 gün kalsınlar. Bu şekilde arıların çoklu olarak oğula gitme heveslerini kırmış ve oğul takip etme eziyetinden kurtulmuş olursunuz. 

Eski ana, oğul durumunu istemez. Arıların yaptığı memeleri kesmek ister. Ama oğula gitmeyi isteyen arılar, ana arıya müsaade etmez ve engelleme yaparlar. Kovanda yerinin olmadığını anlayan ana, bavulunu hazırlamaya başlar. Günlük atımını bırakır. Uçuş yapabilmek için az yer ki, hafif olup uca bilsin. Ve vakti gelince, kovanı terk eder. 2. oğul ≈ 3 gün sonra çıkar. İlk eski analı oğul, kovanın  yarısına yakın olur. Oğul çıktıkça bu oran, azalır.

Bu yazdıklarımı yapmadınız ise: Oğula gitmek isteyen kovandaki arıların yaptığı ana arı kapsül ve memelerini; Oğula gitmelerini engellemek için yolmayın. Daha fazlası ile meme yapacaklardır. Bırakınız, erkenden oğula gitsinler ki, Sizin zaman kaybınız ve zararınız az olsun.  Ayrıca ilk çıkan 1. ve  2. oğul arılarından sonra çıkan oğullarda  en az, 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koydunuz veya koymak istemiyorsunuz. Konduğu yerden aldığınız oğulu yere döküp, içinden istemediğiniz -cılız- anaları alıp kutu içinde uzak kapalı bir yere koyunuz veya öldürüp oğul arı içine atınız. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri döneceklerdir. Aynı kovandan içinden ÇOK analı olarak çıkıp,  değişik  yerlere konan 2 – 3  oğulu, aynı kovanın arısı deyip, başka bir kovan içerisine  birlikte koyamazsınız. Ana kokuları farklılaşmıştır. Aynı küme  içerisinde OLAN birden çok analı oğulu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Ana kokusu farklı arıları, kağıt veya koku ile birleştire bilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür.  03.2013

16 – arının kovanı nasıl değiştirilir ve kaç günde bir bakılmalı:  11.2016 – Her hangi bir sebepten dolayı, kovan değiştirmeye karar verdiniz. İlk önce yapılacak olan, temiz bir kovanı  hazır etmek. Boş ve temiz kovanı, değiştireceğiniz kovanın YERİNE koyunuz. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve dış kapağını kapatınız. Mecburi değil ama yinede değiştireceksiniz;  Aynı yöntemi uygulayınız. Tekrarlanan bakım günleri ise, mecburiyet harici  3 – 4 güne bir göz atılmalı, gerekiyor ise petek veriniz – alınız. Her 10 – 12 günde bir ise, genel kontrol yapınız. 25.09.2011

17 –  arıyı bölmek,çoğaltmak : 11.2016    En iyi çoğaltma  –Bölme ile olur. Bu yöntem ile bölerek çoğaltmak istiyorsanız, en erken sahil kenarında  olanlar için Nisan ayı, iç kesimlerde olanlar için ise  Mayıs ayı, en uygun aylardır.  Bunun 2 türlü yolu var. A) Hazır, kafes içerisindeki ana ile BÖLEREK çoğaltmak;  B) Ana arıyı, kovanın kendisine yaptırmak.  Her iki yöntem ile  2 – 10 adet kovana sahip olabilirsiniz. A – Hazır ana arı ile çoğaltmak. 10 çitalı bir kovandan, 10 tane analı kovan elde edebilirsiniz. En uygunu 10 çitalı kovanı 2 veya 3 e bölmektir. Önce analarınızı, temiz kovanlarınızı hazır ediniz. Yeni Kovanlarınızın uçuş deliği kapalı olacak. Önce, Eski anayı arılı bir çita ile ham bir çitayı bir kovana koyup, aynı yerine koyunuz. Diğerlerini istediğiniz kadar yeni kovanlara bölüştürüp, kapatıp, 5 km uzağa götürünüz. Devamı olan açıklamalar için yukarıdaki, ana hakkında bilinmesi gerekenler kısmını okuyunuz. B – Ana arıyı kendiniz yaptırmak istiyorsanız. Bal verimi iyi olan 1-2 yaşındaki Analı ve petek gözlerinde günlük olan çok çitalı bir kovanı ele alınız. Kapalı yavrulu bir çitayı anası ile birlikte, uçuş deliği kapalı olan başka bir kovana yanında ham veya işlenik bir çita ile birlikte koyup hemen 5 km uzağa götürünüz. Orada en az 3 gün kalmalılar. İçinde ve her çitada bolca günlük olan arılı çitaları ve kovanı ise aynı yere koyunuz. Analı kovan 3 gün orada kalsın, şerbet verin, daha sonra aynı yere, geri getiriniz.  Arılıkta kalan anasız günlüklü arıları,  4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz ki, arılar ana arı sütlerini bol koysunlar. Böylece her çita üzerindeki günlüklerden, fazlası ile ana memesi yapılacaktır. Ana arılar en erken günlüğün çıkış gün sayısı ile orantılı olarak 12, en geç 16 gün gün içerisinde çıkar. Anasız kaldıkları günden itibaren 11. gün, daha önceden hazırlayacağınız X. sayıdaki boş kovanları, aynı sayıdaki boş ham veya hazır  peteklerinizi  ve nakliye aracınızı hazır edip, anasız kovanın yanına getiriniz.

Uçuş delikleri kapalı olan her boş kovana birer tane hazır arılı memeli petek koyup, üstlerini hemen kapatınız. Diğer boş kovanlarada aynı işlemi uygulayarak bir kovandan, X sayıda kovan elde etmiş, olursunuz. Çoğalttığınız kovanları hemen buradan alıp; 5 km uzağa götürünüz. Yeni kovanlarınız orada 2 – 3 gün kalacak. Değilse, tarlacı arılar eski kovanlarına geri  dönerler. Mecbur değilseniz Haziran – Ağustos ayı arasında arı bölmesi yapılmaz – yapmayın. Bu aylar, bal toplama zamanıdır. Bölerseniz her türlü kaybınız çok olur. 11.2016

18 – arı şerbeti neden yemez:  11.2016– Arı şerbeti beslenmek, mum örmek ve stok için yer.  1 – Kovan içerisindeki arı sayısı az, döktüğünüz şerbet de çok gelmiş. 2 – Petek gözlerinde yeterince bal stoku var, karnıda doydu, verdiğiniz şerbetide koyacak yeri yok. 3 – Arı oğula gidecektir. Bak! Meme var mı?  4 – En tehlikesi ise: Kovan içerisindeki arı sayısı ne durumda azalıyor mu? Yavru sırlarını kontrol ediniz. Sır’ların ortasına yakın yerlerde iğne deliğine benzer delikler var ise, kovanınızda en basitinden Av.Y.Ç. var demektir. (11. md bak)  09 / 2012

19 – arı kovanlarında YAĞMA  veya ŞÜPHESİ durumunda yapılacak: 05.2017 – HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Yağma olmayıp sadece Şüphe etseniz bile hemen kapatınız. Yalnız; kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekilde, kapatmayınız Uçuş tahtası delikli veya, kovanınız polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız. Yağmaya gidecek arı, hangisidir! derseniz: Kovanında yiyeceği az veya olmayan, sayısına güvenen her kovandaki arı, zayıf gördüğü kovanı yağmalar. 10.2013

20 – arılara kışın küp veya sorma şeker nasıl verilir: 11.2016 – Kışın, Küp Şekeri arılara vermeyiniz. Sorma şeker ise, içeriğinde su olduğu için, küp şeker kadar tehlikeli değildir. Yeter’ki, pancar şekerinden yapılmış olsun. Kovan üzerinde şerbetlik var ise; arıların şerbeti emdiği yere sorma şekeri naylon torba içinde koyunuz ki, eridiği zaman aşağılara akmasın. Kovan içerisinde hatıl şerbetlik var ise, içine koyunuz. Kesinlikle sorma şekeri alenen dibine dökmeyiniz. Eriyen sorma şekere ayakları değen arı kalkamaz, arıların ölümüne ve dışarıya sızar ise yağmacılığa sebep olursunuz. 11.2012

21 – Balın kalitesinin bilinmesi: 11.2016 –  Bereket Tv yayınlarının birinde açıklama yapan 19 Mayıs Üniversitesi profesörü :  Balın kalitesi, prolin ile belli olur.  Prolinin  en yüksek ölçüsü (kendilerine göre) 800, bazen 850 prolin olur. Gerçek balın tesbiti için ise 27 çeşit araştırma gerekiyor. Bu analizin değeri ise (2013 yılı için) 1400 TL, demişti. Ben; Ürettiğim balın kalitesi ne, diyerek 2014 sezonunda Konya  İl Tarım  Md.  ≈ 100 gr numune götürdüm. Prolin, fruktoz, glukoz meyve şekeri ve sakkaroz pancar şekeri için diğer masraflarım hariç, 174 TL ödedim. Sonuç : Prolin722,03   Fruktoz38,86 Glukoz34,55  Sakkaroz pancar şekeri – 0,59  27.10. 2014

22 – Bal alımı ne zaman ve kovanda ne kadar bal kalmalı: 08.2017– Bal alım zamanları bulunduğunuz bölge ve aylara göre değişir. Genel bilgi için için Bal; en çok hangi ayda alınır neden ve nasıl yazıma bakınız Normal şartlarda ise, balın sırlanmış olduğu aylar (Tm-Ağ) dır. Sırlama işlemi olmuyor ise, en geç  Ağustos ayı ortasıdır. İlave var ise buradaki çitalar ile kuluçkalık diplerinde bulunan sağlı – sollu ballı petekleride ala bilirsiniz. Haliyle sonradan şerbet vermeniz şart. 10 çitalık bir kovanda bırakılması gereken bal miktarı olarak Sahil kenarlarında  10 kğ, İç bölgelerde 15kğ, soğuk bölgelerde 20 kğ  bal olmalı.12.2012

23 – ballı bitkiler: 05.2017 – Bilimsel (anason hakkında yorum kısmına bkn) olarak açıklandığı şekli ile:  Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü -az yemek lazım-, mera çiçekleri, kekik, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek(sünemit), çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin ıhlamur, kestane, korunga. peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, kabak çiçeği, unutma beni, yabani turp, İlaveten yağmurların yağmadığı ve havaların sıcak olduğu haziran – ekim ayları içerisinde meşe ağaçlarında Basara balı olur. 01.2013

Hollandalı bilim adamlarının bir dergide İngilizce olarak yayınladıkları bal ve polenli bitki isimleri ise: Kişniş, Hodan (sütleğen cinsi), Adaçayı, Rezene, Gülhatmi, Çiğdem, Düğün Çiçeği, Kardelen, Itır, Dalya, Nergiz, Tatlı Sığınma, Haşhaş, Zinya çiçeği, Lavanta,  Kedi Otu 12.2014

24 – bal akım zamanları: 11.2016 – Balın gelişi ve bitiş zamanı  bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik gösterir. Sadece şunu, kesin bilin, yeter. Peteklerin en üst çita kenarında, çizgi halinde kar beyazı renginde petek örümleri olur. Bu görüntü,  doğadan bal akımının başladığını gösterir. Bu akım başlangıcı, petek örümlerinin en hızlı olup, arı tarafından çokça ve bolca harcandığı zamandır. İç bölgelerde Nektar birikimi 15 Mayıs – 15 Temmuz arasıdır. Bölgelere göre başlama ve bitiş, bir hafta önce – bir hafta sonradır. Sahil taraflarında 15 Şubat’ta  yabani çilek ile başlayan bal alımı narenciye, yabani turp, kiriş, meyve çiçekleri ile  mayıs ayı başına kadar devam eder. Bir uyarı daha yapayım. Petek gözlerinde nektar azalmaya başlamış ise, haftada bir arının gücüne göre (bal için değil, yemesi için) 1 – 2 su bardağı kadar şerbet vermeniz, getirilen şerbeti muhafaza altına alacaktır. 11.2015

25 Çitalı arının fiatı ve alım zamanı: 11.2016 – Bir çita arının fiatı şehir ve zamanına göre değişir. 2017 yılı nisan – mayıs ayında çita başı 25 – 35 TL olarak düşüne bilirsiniz. Oğul olduğu zamanlarda çita fiatı düşer.  Ben 2014 yılı Nisan ayında arkadaşlarımdan bir çitalık arıyı 27 liraya aldım. 11.2015

26 – çitaların -peteklerin- yerleştirilme şekli: 11.2016 – Elinizde bir çitalık arı var! işlenik çitan yok. Bismillah deyip ham çitanızı kovanın içine koydunuz. Arılar işledi, ana arıda çitanın iki yüzüne tamamen günlük attı. 15 gün sonra yeni ham çitanızı koyun. Bu örme işlemi arılar tarafından yapıldığı müddetce, hemen dibine ham çitanızı  koymaya devam ediniz. Ne zaman ki arılar, her iki baştaki çitaların  dış yüzüne nektar ve şerbet koymaya, ana arıda bu çitaların iç tarafına günlük atmaya başladı ise, bu andan itibaren ham çita-ları-nızı, en dıştaki çitaların tarafına koyunuz. İşlenik çita verecekseniz, aynı yöntemi uygulayınız.  Kuluçkalık, tamamen doldu. İlaveyi koydunuz. Kuluckalık içindeki nerede ise full kapalı olan çitaları, ballı bir çita ile ilavenin dip tarafına koyunuz. nisan – mayıs Dış yüzünede en azından strafor koyunuz.  Boşalan yerlereeski çitaları kaydırıp baş ve son 2. yerlere ham veya işlenik çitalarınızı koymaya devam ediniz. İçinde günlük ve kapalısı olan çitayı en dışa koymayınız. Ham çita işletme işini Haziran ayı başına kadar arılar yapar. Bu aydan sonra ham çita işlemi biter. Onun için bolca ham çita işletmeye gayret ediniz. 11.2015

27çok bal alma usulleri : 07.2016 – Bal alacağın kovan içindeki full yada fula yakın kapalı gözlü çitaları arısız olarak, bal almayacağınız diğer kovanlara dağıtınız. Bal sağımından sonra ise, çıkan yavruları zayıf kovanlara tekrar verirsiniz. Hatta bu kovanlarda yetişen yeni tarlacı arılar, ağustos – eylül ayında alabileceğiniz nektar için, hazır asker olacaklardır. Ayrıca bakınız–  Bal; en çok hangi ayda alınır ve neden

28eylül ekim ayında erkek arı sayısı ne kadar olmalı günlük yok ise ne yapmalı: 11.2016 – Kovanda hepsi var ama günlük ve kapalısı yok ise; çita gözlerinde polenin olup olmadığına bakınız. Yok veya az ise; elinizde olan veya temin edeceğiniz bir miktar poleni, pudra şekeri ile hafif şekilde karıştırıp naylon parçası üzerinde çita üstüne koyunuz. Naylon üzerinede poleni -birkaç kez- dökünüz. 09.2016

28 / 1 – erkek arı sayısı ne kadar olmalı : Ana arı, kovanın gücüne göre ne kadar erkek arı yapacağına kendisi karar verir. Tahmini bir sayı vermek gerekir ise; en kuvvetli kovanda 450 sayısını geçmez. Yalnız sahte ana olduğunda, günlüklerin hepsi erkek arı olur, bununda hesabı olmaz. 06.2017

29 – iç anadolu da -ak deniz sahil kenarında- arılara ne zaman bakım yapılır 11.2016 – [Sizler kendi yaptığımı anlatıyorum] Hangi ayda ve nerede olursanız olun. Arı ve çitaları kontrol etmeniz veya kovanı {özellikle sonbahar ve kış aylarında} değiştirmeniz gerekiyor ise; buzlu soğuk havakar, yağmur ve rüzgarlı hava hariç ve dışarısı kaç derece olursa olsun, şunu iyi bilin ve yapın. Dışarıda arı uçsun veya uçmasın! Örtü tahtasını, bezini bir köşeden hafifce, çarpmadan, vurmadan kıynaştırıp içine bakınız. Arılar, kovan içi ve çita üzerinde geziniyor ise; Oyalanmadan arılara bakınız. Bir ucundan arılara baktınız; arılar üzüm salkımı gibiler ise hiç dokunmayın, kapatın. Bir tek arı O salkımdan düşer ise, ölmeye mahkumdur. Onun için  mecbur kalmadıkça  Ara,. Oc, Şb, ve Mart ayının ortasından önce kovanı açmayınız. 11.2016

30 – iki – üç çitalı arı kaç çita olur veya nasıl çoğaltabilirim: 11.2016 -bak.17 Örnek: 2014 Şubat ayında kovanlarım Manavgat ve Söz konusu kovanım 3 çitalıktı. Bu gün tarih 2 Haziran 2014. Bu kovanım şuan, 10 çitalık.  Varroa ilacını zamanında verin. Şerbeti eksik olmasın, peteği gerektikçe verin. Polenini almayın. Son koydunuz çita örülmeden, içine günlük atılmadan yenisini koymayın. Ana arı 1 -2 yaşında Ve Allahın izni ile sizin arılarınız neden 10 çita ve üstü olmasın? 2012

31 Kek, saf pudra ve fondan şekeri ile şerbet arasındaki fark: 11.2016 – Kek arı yemi olarak kovanda uzun süre dayanan  arı yiyeceğidir. Kışın, Sahil kenarı hariç iç kesimlerde verilmez. Kek’in ana maddesi pudra şekeri ve az miktardaki ‘hakiki’ bal ile yapılanıdır. Saf Pudralı kekin, kışın verilmediği gibi, ilkbaharın serin ve yağmurlu uzun süren günlerinde verilmesi sakıncalıdır. Fondan şekerli kek ile normal keki aynı anda arıya verdim. Arılar, normal keki bitirdikleri halde, fondan şekerli kek, hiç dokunulmamış gibi idi. Şerbet yaz kış, arıların salkım yapmadığı her daim verilir. Yalnız yazın açık verilen şerbetin, kışın daha koyu verilmesi şarttır. İlaveten, arıya vereceğiniz şerbeti kaynatmayın. 11.2016

32 – kış boyu 4 çitalı arıya ne kadar şerbet vermeliyiz: 11.2016 – Her nerede olursanız olun, kovana aklınıza geldikçe şerbet veremez, üzerini açamazsınız. Özellikle kışın açarsanız, felaket olmaz. Sadece arılarınızın tez zamanda ölmelerine imkan tanımış olursunuz. Her bir çita üzerinde tahmini 1,5 kğ dan 6 kğ kadar bal var ve varroa mücadelesini de bi hakkı ile yaptı iseniz, gerisini Allaha havale ediniz. 11.2015

33 – kışa hazırlanırken kovan bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar:  11.2016 –  Arıcı arkadaş, kendiniz ve ailenizle beraber kışa gireceğiniz de eviniz için ne yapıyorsunuz? Kovanlarınıza  bahara girerken yaptığınız bakımdan daha fazlasını, kışa girerken yapmalısınız. Daha geniş açıklamamı okumanız için : Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

34 – kışın  kovanlarda arı azalması veya yavru atma: 11.2016 –  Önce şunu iyi biliniz.  Bal süzümünden sonra varroa mücadelesini yaptınız,. İçinde 15 kğ da yiyecek balı var. Ekim ayının başında bütün işlerinizi yaptınız ve kovanınızı Allaha havale ederek kışa girdiniz. 15 Mart günü 10 çitalık fuulll arınızın, 8 çitaya indiğini göreceksiniz.

Yavru atma davası ise, arının azlığı ve soğuk havanın etkisi ile orantılıdır.   İyi günlerde ana arı günlük atar. Günlükleri ve kapalı yavruları besleyecek ve soğuklardan koruyacak, genç ve yaşlı arılardır.  Tarlacı arıların ölmesi, petek üzerinde gezinecek arıların sayısını düşürür. Sayının düşmesi akabinde oluşacak soğuklardan dolayı tüm arılar bir yerde toplanmaya başlar. Bu toplanmanın neticesinde yetişkin arının gezinmediği petek içindeki günlük, larva ve pupa ve kapalı göz içerisinde çıkmak üzere olan yavru arılar üşür ve ölür. Ölen larva ve yavrularıda kalan arılar dışarıya atar. Ayrıca aynı soruların daha geniş cevabı için,    12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  01.01.2011

35 – kışın, ocak şubat mart aylarında arıya verilen kek faydalımı zararlımı olur: 11.2016 – Kışın Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayı ortasına kadar KEK VERMEYİNİZ. Önce şunun üstüne basa basa yazayım. Efendim, kek verilirse arılar kesinlikle ölürrr.  Hayır. O kadar değil. Sadece şu kadarını iyicene biliniz ki; Ballı keki yiyen arının,  harareti arttığı için su içmek isteyecektir. Kovan içerisinde su olmadığı için, soğuk havalarda su içmek için dışarıya çıkarlarsa, arıların erken ölümlerine sebebiyet verirsiniz. Hava, soğuk geçmez ise, ölüm olmaz. Ama bilemez siniz. İşinizi şansa bırakmayın ve vermeyin. 11.2015

36 – kovan başı ne kadar propolis alınır ve propolisli bitkiler: 11.2016  Propolis;  Arıların özellikle reçineli ağaç cinslerinden toparladığı, koruyucu özelliği olan, kovanlarda yarıkları kapadıkları, ayrıca kendilerini  tedavi etmek içinde  kullandıkları bir reçinemsi bir maddedir. Çam, söğüt, ardıç, şeftali, erik, kayısı, kestane, kavak, ayçiçeği ve kabak çiçeği bitkilerinin taze dal ve filizlerinde, fazlası ile bulunmaktadır. Kovan başı alına bilecek saf propolis miktarı ise ancak gram ile ölçülür. Bu miktar ise arıların gücüne, kovanın konulduğu yere bağlı (orman içi) olmakla beraber, propolis tuzağı ile bir sezon boyunca  en fazla 150 gr kadar propolis almak mümkün olduğu belirtilmektedir.  Propolis, toplanıldığı ülke ve getirildiği bitki çeşidine göre kahverenği, ten rengisütlü kahve,  gri / yeşil,  koyu yeşil renklerinde olmaktadır. Uçuş deliğinin iç tarafından ve çitaların her yerinden toplana bilecek propolis miktarı ise mum karışımlı olup ≈ 1 kğ olacaktır. Tavsiyem: Çita ve kovan üzerindeki Propolisi temizlediniz. Alacaksanız ne ala.  Almayacaksanız, gelişi güzel atmayınız. Sıyırdığınız propolisi temiz bir taş, kaya, ağaç vb üzerine bırakınız. Ki, arı buradaki propolisi tekrar kolayca en kısa  yoldan, yerine koysun, uzağa gitmesin. Bereketli ola.  28.09.2011

37 – Kovan içindeki NEM durumunun  tespit şekli: 11.2016 –  Kışın kovan içi yeterli derecede havalandırılmaz ise nem oluşur. Kovan içerisindeki arıların vücut ısıları balı yedikçe  36 C’ ye kadar yükselir. Dış hava ise bu dereceden düşüktür. Arılar üşümesin diye, uçuş deliğini küçültürüz, bu sefer kovan içi sıcaklığı artar. Dışarıdan giren soğuk hava ile kovan içerisindeki sıcak havanın karışımı neticesinde, soğuk hava içerisindeki nem sıcak hava nedeni ile,  su damlacığı şekline dönüşüp, kovan dibine birikir. Biriken su -arının içeceği su olur; dense de oluşan rutubet arının hasta olasına neden olur. Örtü tahtası yerine naylon konulmaz. Naylon, hava sirkilasyonu yapmaz ve kovan içi devamlı ıslak olur. 2 – 3 çitalı olanları, uçuş deliğine göre ortalayın. 11.2016

38 – Kovandan polen alım miktarı ile arının polen ve  bal arasındaki besleme farkı: 11.2016 – Kovan içerisinde 10 çita hesabı ile, 4 çitanın yarımşar bölgelerinde polen var ise, gelen poleni alınız. Bu hesaba göre kendi polenli çitanızın hesabını yapınız. Ayrıca, topladığınız poleni havadar yerde, üstünde hafif bir bez örtü ile temizleyip bekletiniz. Poleni tam kurutmadan çok hafif nemli şekilde, cam kavanoz içerisinde ve buzdolabında muhafaza ediniz. Seyrettiğim bir programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal, demişti. Polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR’ı daha çok tercih eder. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN de çiçeğin HAVYARI VE O KADAR BESLEYİCİDİR.  Ama ne yazık ki insanımız bunun bilincinde  değildir.  01.2015

39 – kovan önünde arıların toplanması salkım yapması  07.2017 – Bu durum genelde ikindi ve sonrası oluşur. Tarlacı arıların arazideki çalışmaları bittiği için, topluca dönüş yaparlar. Haliyle Kovan içinde artan sıcaklık ve arıların çokluğu.  A – Aynen insanın sıcaktan balkona çıkması gibi arılarda dışarıya serinlemeye çıkıyor. Kovanın hava almasını sağlayın. Kapattığınız yer var ise, acınız. B –  Kovan içerisindeki arıların, ayak atacak yeri kalmamış. Petek örme ile görevli arıların yapacak işi olmadığı için, dışarıya çıkmış – çıkartılmış. Ham veya işlenik   Petek  koymanız lazım. Koydunuz. 10 çita tık nefes oldu! C – Arı hala dışarıda ise: ilave koyunuz.  31.07.2012 salı

40 – kovanı nasıl ve ne şekilde koymalıyım: 11.2016  Bazı arıcılar, ama tecrübesinden veya deneme amaçlı, kovanlarını değişik yönlere koyarlar. Ben; ilkbahar, yaz, sonbaharda arı uçuş tahtası yönünü Güney / Doğu, Kışın ise tam güney yönüne bakacak şekilde koymanızı tavsiye ediyorum. Neden G/D yönü,  Rüzğarı az olur. Kovan, Öne doğru 1 – 2 cm eğik, yerden 20 – 30 cm yükseklikğe konulmalı. Kesinlikle örtü ve üst kapak tahtası üzerine ve kovan içine çul – çuval – gazete kağıdı – karton – naylon örtmeyiniz. Nem yapar. Kış için kovan koyacağınız yerin, kuzey tarafı kapalı bir yer olursa, çok iyi olur. Kovanlarınızı yazın seyrek –  kışın birbirlerine yakın koyunuz. Rüzğarı keserler. 08.08. 2012

41 – kovan önünde ve içindeki arı ölümlerinin nedenleri : 06.2017– 19.  bölüme ve  12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri bakınız.

42 – nektar gelmiyor şerbet verilirmi? 11.2016 –  Sezon sonu bitmek üzere, çitalarda yeterince nektar yok ve sırlanma olmuyor! En azından  balın olgunlaşa bilmesi, doğal balın arı tarafından yenilmesini önlemeniz babından, arının sayısına göre 3 – 4 güne bir, 1 ila 3 su bardak arası şerbeti,  doğal bal alabilmeniz  için,  veriniz. 5.2013

43 –  nisan ayında -veya hangi ay olursa olsun- arı kaç çita olmalıdır: 11.2016 – 30. md bak. Genelde sayfama – nisan ayında arı, kaç çıta olmalıdır, diye soru gelir. Bu soru ve cevabına takılıp kalmayın. Çita ve arı sayısı ne kadar çok ve kuvvetli ise, O kadar iyidir. Onun için belirttiğim md, bakınız. 12.2016

44 – oğul arısı hakkında : 06.2017 – İlk çıkan oğul anası, eski anadır. İlk oğul Saat 10 – 16 arası kovanı terk eder. İlk çıkan oğul içerisindeki tarlacı sayısı çok olur. 2. oğul 2 gün sora 5. güne doğruda diğer analar çıkar. Çıkış anında veya hemen sonrası görmeniz halinde, oğul arıyı ala bilirsiniz. Oğul’un kovanı terk etmeye başladığını gördüğünüz zaman hemen müdahale etme durumunuz olursa, oğulun uzaklara veya yüksek yerlere gitmesini – konmasını engelleme şansınız çok olur. Onun için yapacağınız: Boş bir fıs fıs kabını yakınınızda bulundurun ve içinde su dolu olsun. Oğul arının çıktığı anı gördüğünüzde arı kümesi üzerine su fışkırtmanız halinde arı, en yakın yere konacaktır. Bulutlu veya yağmurlu havalarda bile, yeni ana çıktıkca kovanda sayılı arı kalıncaya kadar, oğul çıkmaya devam eder. Yeni ana 12 gün içerisinde çiftleşir, 10 gün sonrasına kadarda günlük atar. O ve Ö md. bk. – Kafkas arısı % 13, Anadolu ırkı ise %18 oğula yatkın olduğu açıklanmıştır. 12.2016

45 petek işlenmesi: 06.2017  Arının Yeni petek işlemesi iki nedene bağlıdır. a- Arazide  ve merada çiçekli ağaç ve ot olmalı  b- Kovan içerisinde bolca genç arı olmalı. Özellikle mart, nisan ayında ve ektiğiniz nektarlı çiçek var ise petek örümü olur. Bu belirttiğim her iki etmenden biri veya her ikisi olmaz ise, siz ne kadar şerbet verirseniz verin, ham peteğinizi koyduğunuz gibi dışarıya çıkarırsınız. Özellikle dışarıda çiçek olmadığı zaman, Yarım yamalak işlenmiş petekleri kovana koymayınız. Koyar iseniz, arı örmez ve alap şalap olan yerlere de şerbet ve polen atar, günlük olmaz. Belirttiğim bu iki neden arazi ve kovanda var ise, O zaman sizin vereceğiniz şerbetin, petek örülmesine faydası olur. Kovanınızın güçlenmesini istiyor iseniz; hazır işlenik petekleri doldurmayın. Kovan içindeki çitaların en az yarısı, ham yeni işlenik petek olsun. Geçen sene başıma gelen bir olayı aktarayım. Mart nisan ayları içerisinde ağaçların çiçekleri vardı. Azda olsa mera çiçekleri. 20 Nisana kadar petek örümü ve günlük atımı oldu. Ağaçlarda çiçek kalmayınca, 15 gün boyunca şerbet vermeme rağmen petek örümü olmadı. Haziran ayında şerbet bile verseniz, dışarıda çiçek ve yeterince genç arı yoksa; örülen petek düzgün olmaz. Kovan içinde fazlası ile örülü petek olduğu halde, arı petek dışına dalak atıyor ise, genç arı ve dışarıdan gelen nektar fazla olduğu için, boşta olan genç arılar, hariçten çalışıyorlar, demektir.  Genelde 10 çitalı kovanlarda ham petekler 2 ve 9. yere konulur. 3 – 5 gün geçti, şerbet verdiğiniz halde örülen petek şişkinliği 3 – 5 mm geçmiyor ise, ham petekleri yan yana ve ve en sona koyunuz. Elinizdeki eski boş petekleri güneşe doğru tutup bakınız. Gözlerden ışık geliyor ise, kullanın, parlak değil ise, eritiniz. 05.2016

45/1 – Polen hakkında: Şunu iyi bilin. Bal arının çorbası, Polen ekmeğidir. İlk bahar aylarında arazide ve petek gözlerinde polen ne kadar çok olursa, günlükte o kadar çok olur. Sezonun başlarında iken kovan önünde erkek arı ölümleri var ise, çitalarda polenin durumuna bakınız. Polen az veya yok ise, işçi arılar erkek arıları -Olan poleni yemesinler diye, öldürürler. İşçi arılar, Ana arı olmasa bile çıkan veya çıkacak olan yavru arılar için polen getirilmeye devam eder. 04.2017

45/2 – Propolis : Özellikle ilk bahar aylarında her türlü ağaçlarda yay misali gelişen taze dal tomurcukların da oluşan ve arılar tarafından toplanan reçinemsi maddedir. Arıların özellikle çita yanlarında biriktirdiği kızıl veya kahverengi tonlarında olan tutkal benzeri bir maddedir. Bilimsel olarak insan sağlığına katkısı olduğu, her türlü yazılarda vurgulanmaktadır.

46 – ruşet kovanın gerekliliği 11.2016 – İki çitalık bir arının, 10 çitalık bir kovanda bekletilmesi gerekmez veya bırakmak istemezsiniz. 5 çitalık Ruşet kovanlar, az sayıdaki çitaların bir bakıma saklanılmasını temin eder. Veya yedek analı arıların bir süre orada bekletilmesi için gereklidir. 12.2012

47 – Seydişehir  bal üreticileri birliği telefonu : 11.2015 – Başkan Mustafa Taşdöğen tlf :  0 505 3541080   31. 07. 2012

48 –  Seydişehir İlçe Tarım Md. kayıtlı arıcı ve kovan sayısı: 11.2015 –  İlçe Tarım Merkezine kayıtlı 70 arıcı ve  6.000 kovan var. Kayıtlı 64 arıcı, 5.500 kovan için, devletten destekleme kredisi için baş vurmuş. Bu seneye ait destek kredi miktarı kovan başına 8.00 lira. Gine bu seneye ait Seydişehir ve çevresinde kovanı bulunan yabancı kayıtlı arıcı sayısı 30 kişinin ≈ 1.750 arı kovanı var. 11.2013

49 – strafor kovanlar hakkında: 11.2016 – Önce şunu düşünmek lazım! Dağdaki arı nerede yaşıyor ve bu zamana kadar nerelerde yaşadı. Doğal malzemeden şaşmayınız. Lakin, ana çiftleştirme kutuları ile 3 – 5 çitalık ruşet kovanlar için kullanımı kolay ve elzemdir.  Özellikle uzak yollarda üst üste taşımalar için uygun olmaz. 01.2016

50 – şerbet hazırlama ve verme zamanı : 08.2017 – Şerbeti kesinlikle kaynatmayınız,  kaynatılmış su ile yapmayınız. Mart / Eylül ayları içerisinde 1+1; Ekim / Şubat arası 2 ölçek şeker+1 ölçek su şerbet veriniz. Her daim olmasa bile arada bir 5 lt şerbete en az bir tane limon yıkayıp sıkın, kabuklarınıda küçük dilimler halinde aynı bidona koyunuz. Veya 5 lt şerbete yarım çay bardağı kadar sirkeyi dökünüz. Arı için Limon vitamin, sirke antibiyotik  görevini yapacaktır. Şerbeti, Mart / Temmuz arası gündüz istediğiniz zaman; Ağustos / Kasım arası ise akşam vakti dökmeniz, yağma etkisini azaltacaktır. İlaveten vereceğiniz şerbetlere 5 lt için bir çay kaşığı tuz dökünüz. Hava karardıktan sonra akşam kovan açılmaz, bakım yapılmaz, bal alınmaz, kovan içi şerbetliklere şerbet verilmez. Verirseniz, arılar üzerinize yapışırlar. 05.2014

50.1 – tarlacı arılar değişik yerlere giderler mi ve arılar kaç kilometre uzağa gider: 08.2017- Bilim adamları; 19 tane arı üzerine arı takip vericileri yerleştirilerek, gittikleri yerleri takip ve kayıt edip, arıların uçuş yollarını bilmek istemişler. Sonuçta; takip etme vericileri takılı arılardan sadece 2 tanesi, yeni besin kaynağını buluyor veya değişik bölgeye gittiği halde, diğer verici takılı arılar eski bildikleri bölgelere gitmişler. Kovandan çıkan işçi arı, kovanın olduğu noktaya göre dört bir tarafa ve en fazla 5 km uzağa gittiği açıklanmaktadır. 02. 2017

51– teşvik şurubu nedir? 11.2016 – Şubat  Mart aylarında  kovanlarınıza dışarıdan baktınız, kovan uçuş tahtasında petek kırıntıları ve önünde arı ölümleri var veya yiyeceğinin kalmadığını düşünüyorsanız, Arıları canlandırmak için,  şerbet vermeniz lazım. Arılar, kovan dışına çıkıp uçuşuyorlar ise, dış sıcaklık  kaç derece olursa olsun, ama üst şerbetliğe ama hatıla limon veya sirke karışımı (50.) şerbeti dökünüz. Bu arada en dıştaki petek üzerinde arının olmadığını görürseniz, dışarıya alınız. Fazla kurcalamayın. Bu şurup, arıların eski gücüne gelmelerini sağlayacaktır. Bu yapılan besleme şekline teşvik şurubu  denir.  11.2015

52 – temmuz ayında -uçuş tahtası- kovan önünde petek kırıntıları :  11.2016 –  A – bırakmışsınız, şerbet verin. B –  Bir nedenden ötürü arılar, verdiğiniz son  peteği beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Kışın, yiyecek yok diye -yağma durumu haric- petekleri parçalamaz lar.  Döküntülerin nedeni, sırlı balı yediklerindendir.  01.2011

53– tütsü / duman verilmesi: 11.2016- Arı saldırgan, elinizi çita üzerinde boş gezdirirken bile elinize, yüzünüze karşı saldırıyor ise; Bu kovanın  kapağını açmadan önce  körüğünüzü yakıp hazırlayın. Alt kapağı açmadan önce 3 – 5 sefer duman veriniz. Daha sonra her elinize hücüm edeceğini anladığınız zaman öncesi, çekinmeden dumanı veriniz. 05.2016

54 – varroa ile mücadele asit, duman, esans kullanımı : 11.2016 – Varroa, arının ensesi diye tarif edebileceğimiz, başının arkasındaki siyah sert yer ile karın bölgesi üzerinde duran gezinen, kestane şeklinde kahverengi renkli bombeli, bir toplu iğne başı büyüklüğünde bir böcektir. Varroa ile en iyi mücadele, hangi bölgede olursanız olun petek gözlerinde günlük ve kapalısı olmayan ay ve günlerde, yapılanıdır. En temiz ve tehlikesiz şekli, daha önceden hazırlanılmış pudra şekerinin, çitaların arasından arıların üzerine  bir şekilde tuzluk cinsi bir elek veya avuç içi ile dökülmesi ve portakal kabuğu tütsüsü dür. Her vakit yapılabilir. Yetkili kişiden öğrendiğim kadarı ile Varroa için timol esanslı kekik yağı suyunu karıştırıp 2 – 3 sefer şerbetliklere dökünüz. (Kaynatılmış kekik otunun suyu değil, marketlerde satılanı alacaksınız)  Bunun için 8 lt şerbete 1 lt kekik yağı suyunu dökünüz.

Formik asit : Bununda en kolay şekli, piyasada formik asit emdirilmiş içinde 10 +10 karton bulunan ilaçlardır. Bu ilaç, bal sezonu öncesi, günlük var iken çita üzerilerine konulur.

Oksalit asit : Çitalarda günlüğün olmadı mevsim ve aylarda özellikle salkım oldukları bir anda yapılırsa, en etkili an olur.  Efendim, kovan sıcaklığı düşer, düşsün. yeterki siz salkımı, bozmayın. Balı yesinler, tekrar sıcaklık artar. Küçük torba içlerinde ve nemli tuz görünümünde bu asitlerden satılıyor. (35 gr 1,5 tl) 200 gr şeker, 800 gr su ve 35 gr ilacı karıştınız. Enaz 5 mg  ölçekli bir adet iğne enjektörünü temin ediniz. Bu ilaç miktarı sizin, 10 kovanlık full çitalı arılarınızın varroası için yeterlidir. İlacı, 5 mg enjektöre  çekip, her iki çita arasına ve arıların göründüğü bölge içerisindeki tüm arıların üzerilerine doğru damlatarak dökünüz.  12.2016

Varroa için Tütsü -duman- : Bal birikimi zamanında yapılması uygun değildir – yapmayınız. Bal sağımından sonra, karanlık hariç özellikle akşam vakti , üçer gün ara ile üç kere verilmesi lazım. Varroset’in biyolojik olarak bala ve peteğe olacak yan etkileri konusunda bir bilgim yok. Ama, zararlı olduğu biliniyor. Sonuçta kimyasal bir imalattır.

Esansiyel -uçucu bitkisel- yağlar : Timollu kekik, Mentol, Kafurun, Okaliptüs yağları. Bu yağlar eczane veya aktarlarda bulunur. Bu yağlar tehlikesiz olmakla beraber kokusu ağır olduğu için  petek ve bala sirayet eder. Bu sonuç pek uygun görülmez. Uygulama şekli olarak; Sıcak havalarda, Çita üzerine serilen bir bez üzerine, alınan şişe içerisindeki yağın 1/4 veya yarısı eşit şekilde dökülür. Örtü tahtası hemen kapatılır. Sıcak havalarda etkilidir.

Petek altının kesilmesi şekli ile : Özellikle nisan ve mayıs aylarında her kovan içerisindeki 1 -2 çitanın en alt tel kısmına gelen ham peteğin bölümü kesilir, bu şekilde kovana yerleştirilir. Bu kısma arılar erkek gözü olacak şekli ile mum örerler. Varroa en çok erkek arı gözlerinde olur. Bu gözler sırlandığı zaman telin dibi ile kesilip atılır. 1 – 2 sefer yapılıp atılması normal. Daha sonrası, yapmayınız. Portakal kabuğu ile yapılan mücadele için, bakınız:  http://library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf     03.2016

 

Allaha Yalvarmak

06.2017 – Daha çocuk iken, Yüksek Makamı ile müjdelenen; Rabbimin koruması ile saraylarda yetişen Yusuf Aleyhisselama  lütuf,  rahmet,  merhamet  gösteren, esirgeyen  makamını yücelten  Yüce Rabbim:  Rahmetini , merhametini,  lütfunu,  dileyen – dilemeyen – dilemek isteyipte aklı ermeyen,  dili dönmeyen, hak etmediği halde her türlü  kötülüklere maruz kalan aciz ben ve BİZ kullarından,  bu vasıflarını mahrum etme. AMİN

 Rabbim,  gönlümden geçeni, hakkımda hayırlı eyle.  Hakkımda hayırlı olanı da, gönlüme razı eyle, Amin. Hz Ali   12/ 2011  🙂    Mecit Albayrak

 

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

05. 2017 – Burada adı geçen ülke ve kısaltılmış hali: Finlandiya Fn, Danimarka Dn, Yeni Zelanda YZ, Izlanda Iz, İsvec Is, Singapur Sng, Türkiye TR

2016 yılı – 176 ülke = Dn, YZ, Fn / TR 75. / K.K; Sudan, Somali

2015 yılı – 167 ülke = Dn, Fn, Is  /  TR  66. / Afgan., K.Kore, Somali

2014 yılı – 175 ülke = Dn, YZ, Fn. /  TR 64. / Sudan, K.Kore, Somali

2013 yılı –  177 ülke = Dn, YZ, Fn. / TR 53. /  Somali, K. Kore

2012 yılı –  178 ülke = Fn, YZ, Dn. / TR 54. / Afganistan, K. Kore

2011 yılı – 183 ülke = YZ, Dn, Fn / TR 61. / Somali, K. Kore

2010 yılı – 178 ülke = Dn, YZ, Sng / TR 56. / Somali, Myanmar

2009 yılı – 180 ülke = YZ, Dn, Sng / TR 61. / Afganistan, Somali

2008 yılı – 180 ülke = Dn, YZ, Is / TR 58. / Somali, Myanmar

2007 yılı – 179 ülke = Dn, Fn, YZ / TR 64. / Somali, Myanmar

2006 yılı – 163 ülke = Fn, Iz, YZ / TR 60. / Haiti, Myanmar

2005 yılı – 158 ülke = Iz, Fn, YZ / TR 69. /  Bangladeş, Çad

2004 yılı – 145 ülke = Fn, YZ, Dn / TR 81. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2003 yılı – 133 ülke = Fn, Dn, YZ. / TR 77. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2002 yılı – 102 ülke = Fn, Dn, Yz / TR  65. / Nijerya, Bangladeş

2001 yılı – 91 ülke = Fn, Dn, YZ / TR 56. /  Nijerya, Bangladeş

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına‘ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları Allah, Bismillah deyip – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız.

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.  Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Kaynak : Transparency Internatıonal  12 . 2010 /  01.2016   Albayrak

Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları.

Sayın arkadaşlarım; şehirler arası yolculuk yaptığınız yol üzeri ve yazımın içeriği doğrultusunda olan yer adlarını, rakımlarını ve hangi şehirler arası olduğunu; sayfama iletmenizi rica ederim.

05.2017 – Doğu Anadolu Bölgesi :  Erzurum veya Erzincan üzerinden Bayburt istikametinde Kop Dağı Geçidi rakım : 2409 mt. ♠

İç Anadolu Bölgesi : Hüyük – Doğanhisar arası Kaya Beli geçidi rakım: 1620 mt.♠    Seydişehir / Taraşcı Kasabası – Beyşehir / Durak Kasabası arası  Reze Beli  rakım 1825 mt. ( Dikkat, bu yol asfaltlı olup, kışın ulaşım olmaya bilir.) ♠ Bozkır / Seydişehir / Antalya makasında Kadı Beli rakım 1390 mt.

Ege Bölgesi : Afyon  Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli rakım : 1440 mt. ♠ Denizli Acıpayam / Söğüt arası Çomaklı Beli rakım 1460 mt ♠ Denizli Serinhisar / Tavas arası Kayık Beli rakım 1195 mt. ♠

Karadeniz Bölgesi : Bayburt tan, Erzurum – Erzincan istikametinde Kop Dağı geçidi rakım : 2409 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Meçhul Asker Tepesi: rakım 1215 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Karadağ Tepesi rakım 910 mt. ♠  Çorumdan, Samsuna inen son veya il çıkışındaki ilk tepe Hacılı Geçidi / Tepesi rakım 730 mt. Ayrıca bu yol üzerinde uzunlukları 581 – 280 – 920 mt arasında değişen, üç adet tünel bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi : Antalya – Korkuteli arası Tahtalı Beli rakım : 970 mt. ♠  Mersin / Mut / Karaman arası Sartavul Geçidi rakım : 1650 mt. Seydişehir/ Akseki arası  Antalya il sınırları içerisinde, Alaca Bel tepesi rakım 1825 mt. (Bu noktanın daha fazla olduğu; Lakin kara yolları kuralları gereğince rakımın daha fazla gösterilmesi halinde, tünel vb  uygulamaların yapılması gerektiği,  bu uygulamaların yapılmaması için, düşük gösterildiği halkımız arasında söylenilmektedir.  –  Duyumum dahilinde: Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı kayıtlarında buranın rakımı 2050 mt. ♠ Adana – Pozantı – Ankara kara yolu arasında Gülek Boğazı rakım: 1292 mt. Antalya Korkuteli / Elmalı arası Karaman tepesi 1290 mt.  2013

 

Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası.

04.2017- Bu yazımın özü, Hotbird Uydusu üzerinden Türkçe yayın yapan Rusya RTG tv de yayınlanmıştı. Özellikle arıcılara yönelik Baş Kurd Eyaletinde yapılagelmekte olan arıcılık ve arı ürünleri ile bu ürünlerin insan sağlığına etkisi açıklanmıştır. Bal ve Arı zehrinin insan sağlığına olan olumlu etkileri Başkurd Apiterapi  Bilimsel Araştırma Merkezi patentli olarak anlatılmıştı. Amacım, bu açıklamaları sizlere yazılı aktarmak ve bir ön bilgi sahibi olmanıza katkı sağlamaktır. Herhangi bir rahatsızlığınız halinde bu bilgi ışığında, doktorunuz ile görüşünüz.———

Peygamber Tıbbı (Tıbb-ı Nebevi), Peygamber efendimizin söz (hadis)ve uygulamaları doğrultusunda  yazılmış, tıbbi uygulama yöntemlerini içeren kitaptır. Bu kitaptan yapılan bir  alıntıya göre, İnsanı rahatlatan nedenler dört tanedir.

1Suya bak;  2Yeşile (doğa) bak   3Güzel yüze bak  4  –  Ballı su iç

–  Arının en bilinen ürünü bal olup diğerleri mum, polen, arı yemi, arı sütü, propolis ve arı zehri dir.

 Bal, içerisinde 400 den fazla balı oluşturan etkenler vardır. En çok etkin olanlar karbonhidrat, fruktoz ve sakkarozdur. Bu güne kadar balın yan etkisi tespit edilememiştir. Bal, insanlar için en faydalı besinlerin başında gelmektedir. Balın 20 çeşidi bilinmektedir. Bu bilgi ise, arının getirdiği polen çeşidine göre tespit edilmiştir. İyi bir kolonideki arılar günde 3 kğ, bir sezon içerisinde ise 80 ile 150 kğ arasında nektar toplar. Balın  tedavi edici olduğu, eski Roma devrinden beri bilinmekte olup baldan, 50 çeşit ilaç yapıyorlar idi. Başkurd Apiterapi Bilimsel Araştırma Merkezinin  açıklamaları doğrultusunda, balın  sadece belirli organlara yönelik teknik (kendi) araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan sonuçları içeren şartnameleri doğrultusunda tedavi edici olduğu, belirtilmiş. Herhangi bir hastalık türüne yönelik tedavi edici özelliği ise, yok. Belirli organların tedavisi ise teknik şartname doğrultusunda, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları için AT DİKENİ balı; Bronş ve akciğerler hastalıkları için OKALİPTUSLU balın  etkinliği vurgulanmıştır.

–  Mum, arının baldan sonra en çok bilinen üretimidir. Arının alt karın halkaları arasından ürettiği ve içerisinde  300 çeşit maddenin olduğu belirtilen bir salgısıdır.

–  Polen, Polen için Çiçeğin Ruhu, deniliyor. Bitki çiçeklerinin üremesine neden olan ve arıların ağız kıskaçları yardımı ile koparıp, arka ayaklarına tükrükleri ile yapıştırıp kovan içerisine girerken tuzaklardan geçerken polen alttaki kutucuğa düşüyor. Polen, genelde sarı renkli olup kırmızı, pembe,  siyah, beyaz renkte olanları vardır. Bir tv proğramında konuşan Prof: Besleyiciliği bakımından 5 gr polen, 1 kğ bala eşittir, demişti.

–  Arı Yemi Ekmeği;  Kovana getirilen polene arı, salgı bezlerindeki özel sıvıların SIR‘rını polene karıştırıp, bal ile kıvamlı hale getiriyor ve petek üzerindeki uygun göze indirip, sıkıştırıyor. Arı yemi bu karışım ve sıkıştırma neticesinde, havanın etkisinde kalmıyor, bozulmuyor. Not: Özellikle arıcılara sesleniyorum. Bu bilgi ışığında ballı peteklerden sıyırdığınız bu  SIR ları, arıya vermeyin ve  eritmeyin. Bal bulaşığı ile birlikte ailecek yiyiniz.

–  Arı Sütü: Kral Jölesi, olarak ta adlandırılıyor. İçinde yüze (100) yakın bileşik ve madde var. Protein bakımından, inek sütünden  beş (5) kat daha besleyicidir. Yumurta iken üç (3) gün arı sütü ile beslenen işçi arı 45 gün yaşarken, dokuz (9) gün beslenen ana arı 4 yıl yaşamaktadır.  Ne kadar arı sütü, o kadar ömür.

–  Propolis: Arı tutkalı’da denir. O Bölgede bulunan bitki çeşidine göre Kahverengi, yeşil, sarı ve kırmızı renkte ola bilir. Çam, kavak, söğüt vb ağaçların filiz uçlarında oluşan yapışkan salgıların arı tarafından toplanıp kendisinden ilave ettiği enzimleri de karıştırıp kovan içindeki kırık, çatlak yerleri doldurmak, çitaları sağlamlaştırmak ile petek gözlerine konulacak günlüklerin sağlığı için mum cidarların propolis ile sıvanarak steril edilmesinde kullanılır. ( 13.04.2017 Köy Tv – KTÜ Prof: Bal kanseri azaltmaz ama propolis % 80 azaltır. Propolislerinizi biriktiriniz.

–  Arı Zehri: Arı zehri, Orta Çağdan beri uygulanan ek tedavi yöntemi olmuştur. Araştırmalar neticesinde arı zehrinin, çok belirgin bir şekilde iltihaplanmayı önleyici olarak uygulama alanı bulduğu açıklanmıştır. Arı zehri, romatizmal hastalıklarda kullanılıyor. Zehirde ki  elli (50) den fazla bileşimler tedavide etkenliği artırmaktadır. Bu bileşenler sayesinde bağışıklık, merkezi sinir ve hormon sisteminde etkinliği belirtilmektedir. Ayrıca lokomotor (iskelet ve kas) hastalıklarında, atrit (iltihaplı eklem hastalığı), periferik (damar hastalıkları), merkezi sinir hastalıklarından damla inmesi, beyin kanamasında, kalp damar ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisinden sonra rehabilitasyon döneminde kullanılmaktadır. Yalnız bu uygulamanın yapıla bilmesi için önce, doktor gözetiminde arı sokmasına karşı alerjik rahatsızlığın olup – olmadığı, tespit edilmektedir. 12.2013

– 16. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor. 2015