Dünyada Emeklilerin Yaşam Sıralaması

Önce, bu sıralamayı yapan kuruluşların her şeyden önce bir insanın sonrada emekli kişinin yaşam sıralamasını yaparken neleri hesap ettiğine bir bakalım. Ona göre Ülkemizi ve kendinizi tartınız.

A – Yaşam Şartları: Bunun içine insanın kendine, tanıdığına, tanımadığına, hayvanlara. doğaya olan saygınlığı, gelenek. göreneklerine bağlılığı. devletinin kendisine sağladığı imkanlar, adalet, sağlık, ulaşım, elektrik, su, gaz, yiyecek, giyecek…temini, kolaylığı, zorluğu, fiat artışları girer.

B – Emekli maaşı ; 2017 Temmuz itibari ile en az en yüksek işçi maaşı: 1,349 – 2,584 TL en az en yüksek memur maaşı: 1,683 – 6,682 TL Bağkur, tarım ve esnaf maaşları daha düşüktür. (yuvarlatılmış rakamlar) Çalışan en düşük memur 2,418 –  Müsteşar 9,437 TL

C – Kaliteli Hayat: 2017 Haziran ayına ait Türk – İş Sendikasının 4 kişilik bir aile için açıkladığı Yoksulluk Sınırı kazancına bakmak lazım. 4 kişi için mecburi -dikkat ediniz mecburi diyorum giyim, (kira), elektrik, su, yakıt, ulaşım (dolmuş), eğitim, sağlık dahil 4,914.00 lira aylık kazancı olmalı. Bunun içinde cafede harcayacağı vede eşine dostuna eli titremeden ısmarlayacağı çay – simit parası ile, falan şehirde bulunan akrabasına giderken harcayacağı para yok. Hele hele, yurt dışı seyahat parası HİÇ YOK. Peki ‘elin gavuru öylemi’!

Emekli olmadan ve olduktan sonrası sahip olduğunuz mal varlığınız. Yazdığım bu 4 şartın ortalamasını ülkesindeki vatandaşlarına sağlayan  43 ülke sıralaması ise;

1 – Norveç  2 – İsviçre  3 – İzlanda  4 – İsveç  5 – Yeni Zelanda  6 – Avustralya  7 – Almanya  8 – Danimarka  9 – Hollanda  10 –  Lüksenburg  11 – Kanada  12 – Finlandiya  13 – Avusturya  14 – İrlanda  15 – Belçika  16 – Çek Cum.  17 – ABD  18 – İngiltere  19 – Eransa  20 – İsrail  21 – Malta  22 – Japonya  23 – G. Kore  24 – Slovenya  25 – Slovakya Cum.  26 – Estonya  27 – Singapur  28 – Polanya  29 – İtalya  30 – Macaristan  31 – Litvanya  32 – Portekiz  33 – İspanya  34 – Latvia  35 – Şili  36 – Kıbrıs  37 – Meksika  38 – Çin  39 – TÜRKİYE  40 – Rusya  41 – Brezilya  42 – Yunanistan  43 – Hindistan   

https://ngam.natixis.com/us/resources/2017-global-retirement-index

Dünya ve Türkiye’de en iyi yaş ve yaşam oranları.

06.2017 – Türkiye ve dünyada kadınların erkeklere oranla daha fazla yaşamalarının nedeni nedir : Bana göre her şeyden önce, yaradılışları gereği erkek ve kadın arasındaki anatomi farkından dır. Dış görünüş haricinde erkeklerde olan kimi organlar kadınlarda yoktur. Örnek : Açıklandığı kadarı ile, Kadınlarda oluşan rahim kanserinden olan ölüm oranı % 1 bile değil iken; Erkeklerde olan prostat kanserinden olan ölüm oranları, % 30  olmaktadır. Ayrıca erkeklerin evinin içinde ve dışındaki her yerde, katlanmak zorunda olduğu – olacağı sorunlar ile, sadece evinin içinde oluşan ailesel sorunlar karşısında kadının katlanmak zorunda olduğu  mecburiyet  aynı değildir. İçki, sigara alışkanlıkları ölüm oranını artırmaktadır. 2012

Rusya Tıp Bilimleri Akademisi muhabir üyesi Vladimir Havinson anlatıyor:

”…gelişmiş ülkelerde ortalama ömür uzunluğunun önümüzdeki yıllarda 90 ila 95 yıla çıkacağını tahmin ediyorum. 110-120 yıl ise, maksimumdur. İnsanların tümü maksimuma kadar yaşayamayacak.”

“Ömrü uzatmak için kalori alımı sınırlandırılmalı. Doğru beslenme çok önemli bir ilaçtır. İkincisi, antioksidan ve vitaminlerin doğru şekilde kullanılması gerekir. Sonra, genlerin etkinliğini düzene sokan protein molekülleri olan peptidlerdir. Peptidlerin ömür uzunluğunu yüzde 30-40 oranında arttırmaya olanak sağladığı artık kanıtlanmıştır. Bu, tüm canlıların sahip olduğu bir kaynaktır.”

Sözü geçen araçlar kompleksi, uzun bir hayat yaşamak dışında beden gücü ve açık bir zihin korumaya yardımcı oluyor. Bunlar olmadan uzun yaşam sevinç getirmeyebilir. Kaynak : Rusyanın Sesi Radyosu

2009 yılı itibari ile, BM Nüfus Fonu açıklamalarına göre Dünya nüfusu 6 milyar 830 milyondur. Bu dağılımın 1 milyar 10 milyon kadarı Afrika kıtasında; 900 milyon kişi Amerika kıtasında; 36 milyonu Avustralya bölgesinde; Avrupa kıtasında 800 milyon ve Asya kıtasında ise 4 milyar 100 milyon kişi yaşamaktadır.

Bu nüfusların 1 milyar 230 milyonu en gelişmiş; 4 milyar 150 milyonu orta gelişmiş; 840 milyon kadarıda az gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. Bilinen bir gerçek vardır. Beşikteki bebek ile eşikteki yaşlıda, yaşamak ister. Lakin bu sadece istemekle olmuyor. Her şeyden önce bizi var eden ‘ Kudret’, isteğimizi kabul etmeli. Ancak:

 Hekim.com sitesinden alıntı yaptığım aşağıdaki açıklama ve uygulamaları, yerine getirmeliyiz. Yalnız uzun yaşamın sırrı, ırsi ve ırklara özgü olduğunu düşünmekte ve açıklanmaktadır.  Aşağıda belirteceğim en uzun yaşayan insanların olduğu ülkeleri okuduğunuzda, sanırım sizlerde aynı düşüncede olacaksınız. Gerisi  Allaha kalmıştır. Ne diyor Cenabı Allah; Her ne kadar -‘Ömür ne uzar, ne kısalır‘ desede, hiç bir kimse ömrünün ne kadar olduğunu bilemez vede Allah CC – Benden niyazda bulunun, verdiğim -cana- emanete sahip çıkın, ve benden ömür dileyin ‘. Cenabı Allah -İnsan ömür süresi -ne uzar, ne kısalır, desede belki bu süre insanların yakarışları ile sınırlı olup – olmadığını kim iddia edebilir.

1Fazla uyumayın,           2 – İyimser olun,              3Fazla seks yapın,    4 – Ev hayvanı edinin,           5Zengin olun,               6 – Sigarayı bırakın,
7Sakin olun,                      8 – Evlenin                         9Spor yapın,
10 – Gülün, neşeli olun,         11 Zayıflayın,                  12 – Stres yapmayın
13Meditasyon yapın,       14 – Kolesterolü ölçün,      15 – Antioksidan alın. Bu da benden : Aklınıza geldikçe hareketli bir müzik ile oynayınız.

M. Ö.  ilk ve orta çağlara bakacak olursak, Dünyada ortalama insan ömrü; 20- 30 yaş aralığındadır. Bu durumada sebep olarak, önüne geçilemeyen salgın   hastalık ve savaşlar görülür. Dünyada yaş ortalaması, 20. Y. Y. başlarında 50-55 iken; 21.yy’da 80-85 olmuştur. Bunada sebep; eskiden sıkca yapılan savaşların bitmesi; Salgın hastalıkların tıpben önüne geçilmesi; Gelişen ve insanların güçlerini harcamasını ortadan kaldıran veya azaltan teknolojinin devreye girmesidir.

Dünya Sağlık Örgütünce açıklanan 2015 yılı verilerine göre 169 ülke arasında Dünyada en uzun yaşayan milletler ortalamasına  bakacak olursak:

KadınlardaJaponya 87 2İspanya, İsviçre, Singapur 85.1   5 – İtalya 85  6Fransa 84.9  7Avustralya, G. Kore 84.6  9Lüksemburg 84.1  10Portekiz 84

Erkeklerde:1İzlanda 81.2  2İsviçre 80.7  3 –  Avustralya  80.5  4İsrail, Singapur, Y. Zelanda, İtalya 80.2   8Japonya, İsveç  80  10Lüksemburg 79.7  Karma yaşam süreleri ise

1Japonya 83.7  2 – İsviçre 83.4  3 – Singapur 83.1  4 – Avustralya, İspanya 82.8  6 – İtalya, izlanda  82.7  8 – İsrail 82.5  9 – İsveç, Fransa 82.4  11 – G Kore 82.3  12 – Kanada 82.2  13 – Lüksemburg 82  14 – Hollanda 81.9  15 –  Norveç 81.8  16 – Malta 81.7  17 – Y. Zelanda 81.6  18 – Avusturya 81.5  19 – İzlanda 81.4  20 – İngiltere 81.2  21 – Finlandiya, Portekiz, Belçika 81.2  24 – Almanya, Yunanistan 81  26 – Slovenya 80.8.. 52. Türkiye 75.8…. 190 – Sierra Leone 50.1

İnsanların 55 yıl ve daha az yaşadığı ülkeler ise :  Angola, Orta Afrika Cum.  Çad, Fildişi sahili, Kongo, Lesotho, Brezilya, Mozambik, Nijerya, Sierra Leone dir.

Yine BM 2011 raporuna göre Türk  ( nüfusu  ≈ 76 milyon ise) halkının 5/1 i Kürt, Halkın % 90 ı Türkçe, % 6 Kürtçe, % 0.12 Arapça,  Çerkezce,  Rumca, Ermenice, Yahudice konuşmakta. 10.2013

Dünya Sağlık Örgütü  ( WHO ) nün yaptığı açıklamaya göre: 65 yaş ve üzeri insanlar yaşlı olarak addedilmektedir. Bu kuruluşun yaptığı yaş sıralamasına göre ise;  65 – 74 yaş arası Genç Yaşlı  /  75 – 84 Orta Yaşlı /  85 ve üzerindeki insanlar ise İleri Yaşlı gurubunda yer almaktadır. Yine bu örgütün yaptığı tespit ve açıklamaya göre 1955 yılındaki insanların yaş ortalaması 48 iken, 2025 yılında dünyadaki insanların yaş ortalamasının, 73 olacağı tahmini  belirtilmektedir.

BM / BBC – Türkiye  2011 de insan yaşam ortalaması Kadınlar da : 77 , Erkeklerde 72 iken;

Dünyada yıllık tahmini ölenlerin sayısı, 48 milyon doğanların sayısı 110 milyon

Dünyada kişi başına düşen milli gelir, huzurlu en iyi ülke, en düşük işsizlik, nitelikli iş gücü, güçlü ekonomi ve düşük kurumlar vergisi şartlarına uyan 2016 yılı En iyi ülkeler sıralamasına göre 60 ülke arasında:

1 – İsviçre,  2 – Kanada  3 – İngiltere  4 – Almanya  5 – Japonya  6 – İsveç   7 – ABD  8 – Avustralya  9 – Fransa  10 – Norvec   …..  36Türkiye

Bu sefer insanların dünyada normal şekli ile yiyeceğini aldığı, konutta yaşadığı, eğitimden ve sağlık hizmetlerinden faydalandığı, iş güvenliğinin sağlandığı, politik istikrarın ve bireysel özgürlüklerin olduğu, çevre, doğa, orman ve hayvanlara sevginin olduğu ülkeler ve insanlarının  bu saydığım ihtiyaçlarını karşılamak için yıllık bazda kişisel olarak harcadığı para miktarına göre sıralanışlarına ise:  Yaşam Kalitesi deniliyor

1 – Kanada 29.000 $  2 – İsveç 25.000 $  3 – Danimarka 28.000 $  4 – Avustralya 30.000 $  5 – Norveç 39.000$ ……    ve Türkiye ∼ 10.000 $   (26 Haz 2017  1 $ = 3.50 lira E / $ – 1.11) ( ülke isimleri yanındaki $ rakamları, aynı ülke insanının bir yıl içerisinde kişisel olarak kendine orada  – burada harcadığı para miktarıdır.)

Not- Buradaki sıralama ve açıklamalarİnternet ortamında yayınlanan bilgiler ışığında sizlerle paylaştığım alıntıdır. Bu bilgiler En iyi ülkeler ve İnsanların Yaşam Kalitesi sorgulaması neticesinde elde ettim. Sadece TR nin gerçek yıllık GSMH 20.420 $ olan kazancı üzerinden, bu ülkelerindeki yapılan kişisel harcama oranlarını baz alarak Tr ortalamasını yazdım. Ki, bu gün için belirttiğim konular üzerinden 2016 yılı Tr geçerli olan kişisel yıllık harcama (en az), 34.000 TL olmalıdır. Soru şu; Kaç İnsanımız, yukarıda belirttiğim şıklar üzerinden özgür ve medenice bu hakkını kullanıp gezip – tozup harcama yapa biliyor? Mesela:  Bir Alman turist Türkiyeye UÇAKLA gelip – gidiyor, 2.500 TL harcıyor.  Istanbuldan aynı yere giden bir Türk’te, daha az alıntısına karşılık oda  2.500 TL harcıyor!!  12.2010   Mecit ALBAYRAK

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

05. 2017 – Burada adı geçen ülke ve kısaltılmış hali: Finlandiya Fn, Danimarka Dn, Yeni Zelanda YZ, Izlanda Iz, İsvec Is, Singapur Sng, Türkiye TR

2016 yılı – 176 ülke = Dn, YZ, Fn / TR 75. / K.K; Sudan, Somali

2015 yılı – 167 ülke = Dn, Fn, Is  /  TR  66. / Afgan., K.Kore, Somali

2014 yılı – 175 ülke = Dn, YZ, Fn. /  TR 64. / Sudan, K.Kore, Somali

2013 yılı –  177 ülke = Dn, YZ, Fn. / TR 53. /  Somali, K. Kore

2012 yılı –  178 ülke = Fn, YZ, Dn. / TR 54. / Afganistan, K. Kore

2011 yılı – 183 ülke = YZ, Dn, Fn / TR 61. / Somali, K. Kore

2010 yılı – 178 ülke = Dn, YZ, Sng / TR 56. / Somali, Myanmar

2009 yılı – 180 ülke = YZ, Dn, Sng / TR 61. / Afganistan, Somali

2008 yılı – 180 ülke = Dn, YZ, Is / TR 58. / Somali, Myanmar

2007 yılı – 179 ülke = Dn, Fn, YZ / TR 64. / Somali, Myanmar

2006 yılı – 163 ülke = Fn, Iz, YZ / TR 60. / Haiti, Myanmar

2005 yılı – 158 ülke = Iz, Fn, YZ / TR 69. /  Bangladeş, Çad

2004 yılı – 145 ülke = Fn, YZ, Dn / TR 81. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2003 yılı – 133 ülke = Fn, Dn, YZ. / TR 77. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2002 yılı – 102 ülke = Fn, Dn, Yz / TR  65. / Nijerya, Bangladeş

2001 yılı – 91 ülke = Fn, Dn, YZ / TR 56. /  Nijerya, Bangladeş

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına‘ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları Allah, Bismillah deyip – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız.

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.  Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Kaynak : Transparency Internatıonal  12 . 2010 /  01.2016   Albayrak

Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları.

Sayın arkadaşlarım; şehirler arası yolculuk yaptığınız yol üzeri ve yazımın içeriği doğrultusunda olan yer adlarını, rakımlarını ve hangi şehirler arası olduğunu; sayfama iletmenizi rica ederim.

05.2017 – Doğu Anadolu Bölgesi :  Erzurum veya Erzincan üzerinden Bayburt istikametinde Kop Dağı Geçidi rakım : 2409 mt. ♠

İç Anadolu Bölgesi : Hüyük – Doğanhisar arası Kaya Beli geçidi rakım: 1620 mt.♠    Seydişehir / Taraşcı Kasabası – Beyşehir / Durak Kasabası arası  Reze Beli  rakım 1825 mt. ( Dikkat, bu yol asfaltlı olup, kışın ulaşım olmaya bilir.) ♠ Bozkır / Seydişehir / Antalya makasında Kadı Beli rakım 1390 mt.

Ege Bölgesi : Afyon  Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli rakım : 1440 mt. ♠ Denizli Acıpayam / Söğüt arası Çomaklı Beli rakım 1460 mt ♠ Denizli Serinhisar / Tavas arası Kayık Beli rakım 1195 mt. ♠

Karadeniz Bölgesi : Bayburt tan, Erzurum – Erzincan istikametinde Kop Dağı geçidi rakım : 2409 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Meçhul Asker Tepesi: rakım 1215 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Karadağ Tepesi rakım 910 mt. ♠  Çorumdan, Samsuna inen son veya il çıkışındaki ilk tepe Hacılı Geçidi / Tepesi rakım 730 mt. Ayrıca bu yol üzerinde uzunlukları 581 – 280 – 920 mt arasında değişen, üç adet tünel bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi : Antalya – Korkuteli arası Tahtalı Beli rakım : 970 mt. ♠  Mersin / Mut / Karaman arası Sartavul Geçidi rakım : 1650 mt. Seydişehir/ Akseki arası  Antalya il sınırları içerisinde, Alaca Bel tepesi rakım 1825 mt. (Bu noktanın daha fazla olduğu; Lakin kara yolları kuralları gereğince rakımın daha fazla gösterilmesi halinde, tünel vb  uygulamaların yapılması gerektiği,  bu uygulamaların yapılmaması için, düşük gösterildiği halkımız arasında söylenilmektedir.  –  Duyumum dahilinde: Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı kayıtlarında buranın rakımı 2050 mt. ♠ Adana – Pozantı – Ankara kara yolu arasında Gülek Boğazı rakım: 1292 mt. Antalya Korkuteli / Elmalı arası Karaman tepesi 1290 mt.  2013

 

Öğrenilmesinde zorluk olan yabancı dillerin sıralanışı.

11.2015 – ABD  Dil Enstitüsü bilim adamlarınca yayınlanan bir bilimsel açıklamaya göre, ana dili İngilizce olan bir insanın, yeni bir dil öğrenmek için harcayacağı zamanı, en kolay dil guruplarından, en zor dil guruplarına göre şu şekilde sıralamışlar:

1.  Afrikaans ( Güney Afrikaya göç etmiş, Hollandalı göçmenlerin konuştuğu dil); Danca (Danimarka); Flemenkce ( Hollanda – Belçika – G. Afrika lı); Fransızca; Haiti;  Norveçce; İtalyanca; Portekizce; Romence; İspanyolca; Swahili (Kenya – Uganda – Tanzanya) ve İsveçce.

2.  Bulgarca; Dari / Farsca ( İran, Afganistan, Tacikistan); Almanca; Yunanca; Urdu (Hindistan – Pakistan); Endenozya ve Malayca ( Tayland – Filipinler ve Endonezya).

3.  Amharic (Etopya); Bengalce; Burma; Çekce; Fince; İbranice; Macarca; Khmer (Kambocya); Lao (Laos  – Tayland); Nepalce; Filipince; Lehçe; Rusca; Sırpca; Sinhala (Sri Lanka / Kolombiya adası); Tai ( Tayland – Malezya); Tamilce ( Hindistan – Sri Lanka); Türkçe ve Vietnamca.

4.  Arapca; Çince; Japonca ve Korece öğrenilmesi en zor olan dil gurupları olduğu belirtilmiştir.

Dünyanın en zor dillerinden olduğu kabul edilen Japonca nın yazılımının öğrenilmesi için bir Japon çocuğunun; 12 -oniki- yıl boyunca sadece matematik ve Japon dili öğrenimini yapması gerekiyormuş.

Kanada ile ABD arasında yaşayan Chippewa Kızılderili kabilesi ile, Rusya özerk bölgesi Dağıstan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyılarında yaşayan bir etnik gurubun konuştuğu Tabasaran dilinin öğrenilmesi; Çince kadar zor olmaktadır.

NOT:   Yaptığım araştırma neticesinde ana dili Türkçe olan bir kişi için, diğer yabancı dillerini öğrenme zorluğu konusunda bir açıklamayı bulamadım. Bu konuda bilgisi olan kişiler, sayfamın YORUM kısmına düşüncelerini yazarlarsa, araştırıp kendi adları ile yayınlamaktan haz duyarım.       Kaynak : 27.03.2012 pravda.ru

 

Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak en soğuk bölgesi ve Sibirya.

03.2017 – NOT :  Günlük olarak televizyon veya gazetelerde yayınlanan hava raporlarını okur, duyarız. Mesela  26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonunda Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41,  Antalya nın ise  38 C’ olduğunu okudum ve söylendi. Önemli olan 12 ay – 365 günlük ve geriye dönük uzun yılların ortalamaları dır. Aşağıda belirtilen bilimsel sonuçlar, Dünyada ve Türkiye’de bulunan yetkili birimlerin geriye dönük on yıla tekabül eden gözlenimleridir. ( 2013 – 2014 Kışında bildik soğuklar olmadı ama 13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arası Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında – 27 C’ görüldü) İlaveten;

Rakım, iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağ ve platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları mesela Alanya – Manavgat ilçeleri miz Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya,  Manavgat’tan daha sıcaktır. Yapay bile olsa gölet ve barajların  az – çok olması, bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması bölgenin, yörenin iklimini etkilemektedir.

Gelen sorular üzerine : dünyanın sıcak veya soğuk olmasının nedeni? Aynen ateşe yakın olanın ısındığı, uzak olanında üşüdüğü gibi. Dünyamızın ve bizim ateşimiz, Güneştir. Dünya Güneşe yakınlaştığı zaman ısınır, uzaklaştığı zaman soğur. Dünyamızın Kuzey ve Güney yarı küre olarak bir taraf ısınırken diğer tarafın soğuk olmasının sebebi ise; dünyamızın Güneşe göre 23 ‘ açı yapmasından dolayıdır. Bu ise mevsimlerin oluşmasına sebep olur. Bu, yazabileceğim en basit açıklama şeklidir. dünyanın EN soğuk yeri hangi bölgededir. Aşağıda belirttiğim bilimsel tespitlere göre Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden  daha soğuktur. İlaveten  GK merkezi, tamamen kara (toprak) bir tabakadan oluşurken KK nokta merkezi, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. ağustos ayında dünyanın yerleşim  olarak en soğuk yeri, yine Kuzey yarı küre içerisindeki kıta ve ülkelerdir. Dünya haritasına göz atarsanız,  Ekvatorun güneyinde bulunan ülke sayısı ve kıta oranı, daha az. Kuzey yarı küre yaz ayını yaşarken, ekvatorun güneyi kış mevsiminde oluyor. Kışı, soğuk biliriz. Ama öyle iken bile, Güney yarı kürede olan en uçra yerleşim bölgesi, kış mevsiminde bile, bizim kış soğuklarımızdan, daha sıcaktır.

Sibirya’ya yağan turuncu karın sebebi ise: Rusya Meteoroloji yetkilileri tarafından açıklandığı şekle göre Kazakistan, Çin veya Japonya içerisindeki kimyasal fabrıkalardan kaçan veya salınan kimyasal katkılı gazların, esen rüzğarlar tarafından Rusya içlerine getirildiği, kar ile toprağa düştüğü şeklindedir.

Sibiryanın –en soğuk değil– daimi çok soğuk olmasının nedeni?:  Sibirya topraklarını K/G – D/B yönlerinde göz önümüze alırsak, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Diğer taraftan ise Eski Sovyetler yeni Rusya devletinin merkezi yerleşim yerleri ile / Sibirya toprakları arasında K/G istikametinde Ural Dağları var. Avrupa kıtası üzerinden Sibirya bölgesine sıcak bir havanın gelmesi mümkün değil. Doğusu ise, açık deniz olmakla beraber Sibirya toprakları enlem olarak KK daha yakın olduğu için, soğuk hava etkisi daha kalıtsaldır. Sibiryanın Kuzeyi ise; Kutup deniz bölgesine açılmaktadır. Geriye Sibirya nın güneyi kalıyor. Bu sefer karşımıza batıdan doğuya doğru uzanan Pamir ve Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor. Hint Okyanusundan  yükselen sıcak rüzgarlar, yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendiside ‘buz’ oluyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), sıcak havayı göremeyen Sibirya, dondurucu soğuklardan kurtulamıyor.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise Rusya nın  Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın Ojmyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yerinde kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş. Pasifik Okyanusuna yakın  bölgede olan  Verkhoyansk rakım: 130 mt olup, 1888 yılı Ocak ayı  (90 F)  – 67,8 C’.  . Kaynak: NASA ve Rus Bilimler Akademisi meteoroloji istasyon kayıtları.

02.2017 ilave – Dünyanın en soğuk yerleri ise: ABD – Minesota Eyaleti Koochiching kasabası, yıllık sıcaklık ort. + 2C’ . /  ABD – Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ . / ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün), – 45 C’ . / Grönland KK Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ . 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. /  ABD – Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C; / Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’Kaynak:  www.uznayvse.ru

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehri 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım.

Bilgi paylaşımında üyesi olduğum NASA’ nın,  9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına göre:  Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre Dünyanın en soğuk olan bölgesi, 93.2 C’ (136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır. – 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama  en sıcak yerleşim yeriEtiyopya’nın Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması : + 34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: + 47 C’  dir.  Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın  + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.  Kaynak: BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti Vredendal kasabasında Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık + 48.4 C’ olmuş. 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş.  www.gismeteo.ru

Türkiye de 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe‘de tespit edilen  bir anlık / günlük en yüksek sıcaklık ise + 48.8C’ dir. Anlık en soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait  44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir.  Kaynak: BBC

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık ortalamaları, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru +28 C’  ile  +15 C’  arasında değişmektedir. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının bana göre iki önemli nedeni var:

AToros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını   kesmektedir. Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt

B –  744 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen; G. Doğu Anadolu bölgemiz in güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye, Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu etkenlik ise Güney Doğu bölgemizin, Akdeniz iklimi ile yarışmasına, olumlu bir etkendir.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder. Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunu’da hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. Ve Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 15 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. Özelliklede bu ilçeye gittim. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsül kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk  olan şehirlerimizin başında,   15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı. – 11 C’ ile Kars ve  – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870, Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin 3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk hallerinin ortalaması ise: + C’ ile  + 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 C’ ile + 45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir.

İlave bilgi: Sahara rüzgarları ve diğer Kuzey Afrika çölleri tarafından toplanan çöl kumları, genellikle Karayip Denizi üzerinden tüm Amerika kıtasına taşınır. Aslında toz olayları, Sahra’dan sadece Amazon Nehri Havzasına her yıl yaklaşık 40 milyon ton çöl kumu döküyor. Araştırmalar, Amazon bölgesinin çok verimli olma sebebinin,  Afrika’dan gelen rüzgarlarda taşınan zengin mineralli çöl kumları yüzünden olduğunu gösteriyor.  NASA 04.2017

Türkiye de Yaşadığımız İklim Çeşitliliği ve Etki Alanı  20.12.2010      Mecit  ALBAYRAK

Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu konu ile ilgili bilgileri, Bilim adamları tarafından açıklanmış teknik bilgiler ve görsel sunumları üzerinden güncellemekte yim.

02 . 2017 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı ve Deprem nedir, nasıl oluşur.  Bunu bir benzetme ile açıklamak istiyorum. Evinizdeki çok beğendiğiniz bir fincan kırıldığında atmaya kıyamaz, yapıştırırsınız. Yapıştırdığınız 2 parçanın birleştiği çizgiye fay hattı, yapıştırdığınız 2 ayrı fincan parçasına Tektonik levha /plaka denilmektedir.  Bilimsel açıklama doğrultusunda dünyamız (en büyük)  8 adet tektonik plakaların birleşmesinden meydana gelmiştir. (ayak bastığımız yerde fay hattı yok, anlaşılmasın) Diğer bir anlatım ile; Fincanlar; görüp bildiğimiz kıtalardır. Kıtaların oturduğu deniz dibindeki toprak ise; Fincan altlıkları yani tektonik plaka. İki fincan altlığının birbirine değdiği yer ise; fay hattı‘dır.  Altlık oynarsa fincan sallanır bu sallanma şekli ile yer yüzü sallanır, binalar çöker, denizlerde tsunami olur, insanlar ölür. Bu oluşuma, deprem denir.

Okyanus tabanını oluşturan yer kabuğu, devamlı hareket ve erime durumundadır. Dünyanın merkezine doğru inen ağır tektonik tabaka, kendinden hafif tabakayıda üstüne doğru yönlendirmektedir. Nüveye doğru inen toprak tabakanın uç katmanları erirken, arkasındaki toprak kütleyide nüveye doğru çekmektedir.  Bu çekmenin akabinde oluşan  sünme neticesinde deniz dibindeki tektonik plaka, ama deniz dibinde ama ayak bastığımız toprak altında, iki uçtan gerilmiş ipin en zayıf yerinden koptuğu gibi, gördüğümüz toprak iki parçaya ayrılmaktadır. Bu şekilde iki parçaya ayrılan toprak ve kayma neticesinde yeryüzünde titreme, sallanma sonucu deprem meydana gelmektedir. Akdenize kıyısı olan kıta ve ülkelerde olan deprem ise, Afrika deniz tabanından ve  her 3 okyanus üzerinden Av., Af. ve Asya kıtalarına gelen ‘ittirme’, sonucunda olur.

 Aşağıdaki link deprem konusunda aklınıza gelen –  gelmeyen sorularınıza dünya görsel, hareketli çizimleri Türkiye, kıtalar ve okyanuslar üzerinden size verilecek en güzel cevap şeklidir. (daire içlerini tıklayın)

http://www.msnbc.msn.com/id/47017657/ns/technology_and_science-science/#slice-2    

 TÜRKİYE DE TEHLİKELİ DEPREM BÖLGELERİMİZ.

a Devamlı sancısı olan, oluşması halinde büyük yıkımlara neden olabilecek  Adıyaman – Malatya – Maraş üçgeni ve bunların etkisinde kalan tehlikeli dış uzantıları olan, bu illere komşu illerimizdir.

Bu bölgemiz ve Anadoluyu, kuzey / kuzey doğu yönündeki Kafkas sıra dağları ile Güney / Güney Doğu  Anadolu bölgemiz ve  İran – Himalayala  dağları üzerinden ayrıca;  Suriye üzerinden  giriş yapan Arabistan Yarım Adası kaynaklı aktif fay hatları, olumsuz etkilemektedir. Bilim adamlarınca, bu sıkışma ve sıkıştırma nın tehlikesi vurgulanmıştır.

b – Yüz yıllar içerisinde 13 – 14 kez yıkıma uğramış, her daim deprem tehlikesi olabilecek Hatay.  Bu bölgemizde, a – şıkkında yaptığım açıklamalar doğrultusunda tehlikeli bölgemizdir.

cFenike ilçemiz ile Rodos adası ve arası. Bu nokta yerler Orta Doğu kaynaklı Kıbrıs Adası etkisinde olan sancılı bölgemiz. 2013 Aralık ayı içerisinde Antalya açıklarında 4 ve 6 şiddetinde iki kere deprem oluştu.

d –  Kuzey Anadolu ( Karadeniz) Bölgemizden geçen fay hattı. Bu hat  Amasya – Merzifon‘u etkisi altına almaktadır. Bu bölge ve hat suskun ve beklemede.

—  İzmit merkezli İstanbul, Yalova ve Gemlik, her daim hatırlanan bölgemizdir. Bu bölge, Kuzey Anadolu fay hattı bölgesinde yer almaktadır. 22.10.2013 -bugün- Kanal D de yayınlanan deprem hatları ile alakalı açıklamadan gördüğüm ve anladığım kadarı ile: İzmit/ Bolu üzerinden iki kola ayrılan deprem fay hattının bir kolu İstanbul açıkları Marmara derinliğinden Gelibolu üzerinden Saroz körfezine uzanırken diğer fay hattı Yalova üzerinden Kütahya, Bursa, Ayvalık’tan Yunanistan’a  doğru yönelmektedir.

En etkin fay hattı ise; Karadeniz’e paralel giden Kuzey Anadolu fay hattı dır. Anadolu üzerinde depremin en etkisiz olduğu bölgemiz ise -özellikle Konya bölgemizin olduğu vurgulanmaktadır.

   JEOTERMAL ENERJİ

Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır.  Genelde deprem bölgesi yerlerinde fazlası ile oluşmakta ve bulunmaktadır.  Şunu kesin olarak bilmeliyiz ve biliyoruz ki; Jeotermal Kaynak ve Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1.5 km ve sonrasına inilirse 65 C’ ve üstü, sıcak su çıkar (BBC)

Bilimsel olarak mağmanın, ayak bastığımız yüzeyden 45 km derinlikten itibaren dünya merkezine doğru indiği belirtilmektedir. Apartmanlarda olan uzun soba bacası benzeri lav kanallarının, dünyamızın bazı kesimlerinde yer yüzüne daha yakın olduğu ve baca uçlarında biriken mağma havuzları sayesinde; Gayzer, sıcak su (kaplıca), buhar ve Yanardağların oluştuğu açıklanmaktadır. Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su  istenirse, Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır.  Ayrıca, oluşan bir deprem, termal suyu yer yüzüne çıkarttığı gibi, çıkan suyun azalmasına – yok olmasına da, neden olur. 02.2017

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Jeotermal ısı = Yağmur sularının, yer küresi derinliklerindeki toprak tabakaları arasında sıkışan birikinti su, mağma nın yaptığı ısıtma etkisi ile genişlemekte ve yer yüzüne çıkmak için basınç yapmaktadır. Yer yüzünün zayıf ve eriyen bir tabakasına denk gelen sıcak su, bu katmanı eriterek sızıntı şekli ile veya tazyikle çıktığı gibi,  sondaj vurularak yer yüzüne sıcak su ve buhar olarak çıkartılmaktadır.

Jeotermal ısı, dünyanın her bir ülkesinde az çok çıkmakta çıkartılmaktadır. Ayrıca; Dünya küresini kapsayan bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır.

RusTG Tv kanalından – Kamçakta yarım adasında irili ufaklı 300 dolayında volkan bulunmakta. Öyle ki bu yarım adaya ‘ Ateş ve Buz diyarı’ benzetmesi yapılmaktadır. Eski insanlar, volkanların patlama sebebi olarak, Volkan dağı içerisinde yaşayan  ”Demirci Ustasının” kızğınlığı veya çalışması olarak ad ederlermiş.  Rusya, 1966 yılından beri yer yüzüne çıkan  40 ve 250 ‘C sıcaklıktaki su ve buhar sayesinde, deniz seviyesinin 800 mt yukarısında olduğu gibi, yer altında kurdukları elektrik santrallerinden, elektrik üretmektedirler. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ mevcuttur. Endonezya da 1815 yılında patlayan bir volkandan çıkan kükürtlü gaz sebebi ile, 500 km mesafe içerinde  kalan ülke ve insanlarının; Üç (3) gün boyunca güneşi göremedikleri, anlatılmıştır. Yüzyıllar öncesi Sönmüş bir yanardağ, bu gün patlayacağı gibi, bu gün faal olan bir yanardağ ise yüz yıllar boyunca, söne bilir. – ( Nasa – Dünyada 2017 itibari ile faal 91 adet yanar dağ vardır.)

İlk çağlardan beri, özellikle sağlık amaçlı olarak yararlanılan jeotermal sıcak su kaynakları çanak, çömlek ve  cam malzemelerinin imalatında kullanılmaya başlandı. ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmıştır.

1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış.  Peki jeotermal enerji nerede ve nerelerde kullanılıyor dersek :

a – Elektrik üretiminde   b – Binaların , seraların  ısıtma uygulamalarında  c – Metallerin ısıl işlemine yönelik endüstriyel amaçlı kullanımlarda    d – Kimya sanayisinde    e – Kaplıca suları ile tedavi yönteminde    f – Maden suyu dolum ve içimlerinde .

Bu gün İtalya, ABD, Rusya, Japonya, İzlanda, Filipinler , Yeni Zelanda , Kenya başta olmak üzere 18 ülkede jeotermal  elektrik enerji üretimi büyük ölçüde yapılmaktadır. Kenya, dünyada 8. büyük jeotermal elektrik santrallerine mevcut olup yıllık bazda 514 MV (megavat) elektrik üretilmektedir. – Mart 2016 / Euronews

bilimsel açıklama – Buzlar Ülkesi  İzlanda  (buz) Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. 1963 yılında İzlandanın 35 km güneyinde denizde yeni volkanik ada oluştu. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkedir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Buna rağmen kişi başına 7,5 ton CO2 -karbondioksit- üretiyor.  Bu da İngiltere ortalamasından sadece bir ton az. Çünkü aynı zamanda, kişi başına petrol tüketimi açısından Katar’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Kaynak: BBC – Aralık 2010 dip not: İzlanda’nın nüfusu 330.000; İngilterenin ise 61 milyon.

Unutmayalım’ki: Petrolün bir gün biteceğinin hesapları yapıldı ve yapılıyor. Ama jeotermal kaynakların bitmesi mümkün değildir. Sebebi ise; Jeotermal’in yakıtı olan su; Yağmur sularına dayanıyor. Yağmur ve kar’ların yağması devam ettiği müddetçe, yer altı katmanlarına inerek, sıcak katmanlara ulaşan su nedeni ile; Jeotermal enerji her daim var olacaktır. Önemli olan saniyede çıkan su miktarı ve sıcaklık derecesidir.

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

21 Mart 2017 tarihli Hürriyet Gazetesinden alıntıdır, kendi ifadem şekli ile: Jeotermal üretim ve kullanımını sağlayan / Yapan üreticinin açıklamalarına göre: 230 / 120 C’ arasında Elektrik üretimi; 120 / 80 C’ arasında olan -düşen ısı ile evler; 80 / 60 C’ olan – düşen sıcaklıktaki ısı ile seralar; 45 / 40 C’ olan –  düşen ısıdaki su ile termal tesislerde kullanım şekli, olmakta imiş. Ağrı / Diyadin, Nevşehir / Kozaklı, Balıkesir /  Bigadiç, Yozgat / Sorgun ilçelerinde 2 yüzbin dolayında evler, jeotermal ısı ile ısıtılmaktadır. 2017

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış. Ülkemizde bulunan jeotermal ısı bölgelerini batıdan – doğuya doğru sıralar isek:

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimiz dir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde, Ege bölgesi ağırlıklıdır. Bu bölgemizde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav  Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova  Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır. Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.

Ne yazık ki; bu tip kaynakların bolca bulunduğu ülkemizde yapılan arama ve kullanma gayretleri, jeotermal su kaynakları zenginliğimizle doğru orantıda olduğu iddia edilemez. 2010 yılı hesabı ile; Rusya – İran ve Azerbaycan’dan temin edilen doğal gaz için, basında yazıldığı kadarı ile; ‘ Ya kullan; Ya parasını ver ‘  şartnamesini  göz önüne alırsak, şuan için jeotermal enerjisi üretilen daha nice sahaların, kapatılma ayarına yakın çalıştırıldığını düşünebiliriz.    Aralık 2010  –  Mecit ALBAYRAK

Seydişehirde İlk Kar.

01.2017 – Karın geliş şekline göre ağaçta belirginleşen, Kuzey-Güney tarafları. Ağaç dallarındaki ilk  kar  11 Aralık 2010  Cumartesi günü yağdı. 12.12.2010 pazar saat 13.00 Arılarımı kontrol için gittiğim; Pınarbaşı mevkiide yaptığım ölçüme göre , sıkışmayı göz önüne almazsak yaklaşık 60 cm kar vardı.

2012 – 13 yılına ait ve ayaklarımızın değdiği ilk kar 6 Ocak ta idi, ama hemen eridi. Şuan 13 Ocak ve gece saat 0.43, lapa lap kar yağıyor.

Seydişehir’e 1988 yılının Ocak ayında yağan kar; 3 ay yerden kalkmamış ve o sene çok kuvvetli soğuklar nedeni ile, evlerin içindeki  tesisatlarda patlamalar olmuştu. O seneden 2017 yılı ocak ayına kadar, çok yağan ve yerde uzun süre kalmış bir karlı kış mevsimini yaşamadık.

20 Kasım 2014 – 18 Şubat 2015 arası yağan kar, eriyenlerle birlikte 150 cm çok geçti. Balkondaki dereceme göre şuan ve saat 21.00 ve – 0,9 C’ çok soğuk yok ama,  etkisiz geçen yıllara göre bu sene bayağı etkili. 02.2015

(2016 – 2017 Kışında) 1 Kasım 2016 Salı gecesi Küpe dağının tepelerine kar serpelemiş.  Aynı gece saat 24′ te dış sıcaklık 1,3 C’ idi.13 Aralık 16 – 16 Ocak 2017 arasında yağan kar ≈ 250 cm buldu. Öyle iken, şehir içinde aşırı soğuklar -15 C’ geçmedi.

04.04.2017 salı günü Konya’da idim ve bir şeye dikkat ettim:
Konya içindeki ağaçların çoğu çiçek açmış, hatta rüzğardan çiçeklerini dökme durumuna gelmişken;Konya belediye sınır çıkışından itibaren Seydişehir merkezine kadar geçen (85 km) arazide bulunan ağaçların daha çiçek açmadığını, tespit ettim.
Bu gün ise Çrş; evimin arkasında kuytu yerde olan badem ağacının uç dallarında sayılı çiçekler oluşmuş. Bu gecikme nedeni ise;
13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arasında yağan 250 cm kar ve şehir içinde -15 ‘C geçmemiş, şehir dışında ise – 30’C dayanan soğuklar, bitkilerin geç uyanmasına neden oldu. Şuan 5/4 Taraçcı üzerindeki kimi karlar 1 mt genişliğinde erimiş, bakalım ne kadar daha dayanır!

Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz

13.01.2017 –  Sayfama sıkça gelen sorular karşısında;  Toplam 919 tane olan İlçelerimiz arasından sadece rakımı 1800 mt ve üzeri olanları karşılaştırmalı olarak iki ayrı uydu üzerinden tespit ettim. İlgiliyazılarım için bakınız; İllerin rakımları –  İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım sıralaması.  veya Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması

Not : Bir yerleşim yerinin kuzeyden güneye / doğudan batıya hatta orta yerinin rakımı, farklılık arz eder. Örnek: Seydişehir ilçesinin (BB öncesi) belediye uç sınırları ∼ 1100 mt iken, Belediye önü 1136, Ilıca tepesi 1189 mt tekabül etmektedir.  Ben, bunları dikkate alarak, ortalamasını  yazdım.  17 kasım 2016

1 – Van (1727) / BAŞKALE                              2320 mt

2 – Erzurum (1900) / KARAYAZI                      2289 mt

3 – Kars (1755) / SARIKAMIŞ                          2101 mt

4 – Van / SARAY                                               2091 mt

5 – Ardahan (1810) / DAMAL                            2049 mt

6 – Van / ÇALDIRAN                                         2046 mt

7 – Ardahan / GÖLE                                         2020 mt

8 – Van / ÖZALP                                               1994 mt

9 – Ağrı (1630)  / DİYADİN                                1935 mt

10 – Erzurum / TEKMAN                                 1919 mt

11 – Erzurum / ÇAT                                          1919 mt

12 – Ardahan / ÇILDIR                                      1909 mt

13 – Erzurum / PALANDÖKEN -merkez ilçe-   1898 mt

14 – Erzurum / ŞENKAYA                                  1864mt

15 – Hakkari (1755) / YÜKSEKOVA                  1875 mt

16 – Kars / SELİM                                             1856 mt

17 – Ardahan / HANAK                                      1820 mt

18 – Ağrı / ELEŞKİRT                                       1817 mt

19 – Bingöl (1159) / KARLIOVA                         1816 mt

Türkiyenin Yedi Bölge Rakımları.

Yazdığım eski ve yeni yazılarımdan dolayı, web hostingde çok yer kapladığım için benzer yazıları bir isim altında topladım. Anlayışla karşılayacağınızı umar sağlıklar dilerim. Buradaki yazılarımın güncelleştirilmiş halini görmeniz için tıklayınız :Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması.  14.03.2016 Bazı ilçe rakımlarımız için ise:

Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı ve Meluncanlar.

11.2016 – Önce; Müslüman kime denir! Buna açıklık getirelim. Cenabı Allah Kuran’da;  – Hz Musa ve Hz İsa AS inanan ilk kişiler ile Hz Muhammed AS inanan tüm kişilere, Müslüman demekte – denilmektedir. Sadece İslam Dini ve mensupları ise, peygamber efendimiz Hz Muhammed AS’mı peygamber olarak kabul eden kişilere has bir iman şeklidir. Kuranın anlamını bilmeden sadece Arapça sını hatmetmeniz size bir sevap kazandırır iken, anlamını bilerek İslamı yaşarsanız; yemin etsem yeminime haram gelemez ve ALLAHIN İZNİ İLE 9 SEVAP KAZANIRSINIZ. Bunun içinde Kuranı, TÜRKÇE OKUYUNUZ.

Çünkü Allah’ın ilk emri ‘oku’. Ama sadece papağan gibi Arapçasını değil, anlamını bilmek için, Türkçesi nide okuyup öğüt almanızı emretmektedir. Öğüt’ü, ancak Allahın size bahşettiği ana diliniz ile alırsınız. Kuranın mealini okursanız bu yazdıklarımıda okuyacaksınız.

Bir anketör evimize gelmiş ve kapıdan o gün için üniversitede okuyan kızım ile yeğenime sorular soruyor, cevapları işaretliyordu. Böyle bir anı kaçırmak istemezdim ama üniversitede okuyan iki genci, bu durum ile baş başa bırakmak istedim.

Neden sonra gençlere,  soruların ne olduğunu sordum. Bir kaç soru ve verdikleri cevapları onaylamam dan sonra kızım Ayşegül:

– Baba, bize – ” Biz önce Müslüman mıyız  yoksa; Türk’müyüz ?”, diye sordu. Peki ne dedin?

– Önce Müslümanız, dedim. Yeğenime dönerek  –  Sence diye sorduğumda, o da Müslümanız, diye cevap verince, daha önceden bilgi sahibi olduğum  Meluncanlar aklıma geldi. Ve başladım bu olayı aktarmaya.

ABD’ nin Atlas Okyanusuna bakan Virginia ( Virjinya) Eyaletinin Apalaş Dağları bölgesinde yaşayan bir Amerikalı, hastalanıyor. Nereye gitti ise hastalığına teşhis konulamıyor. Kendisine verilen bir bilgi doğrultusunda, başka bir üniversite hastahanesine başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda bu kişideki hastalığın Akdeniz anemisi humması teşhisi konuluyor.  Bu andan itibaren doktor ve hastada şüpheler uyanmaya başlıyor.

Çünkü bu hastalık; Akdeniz bölgesi etrafında yaşayan tüm ülke ve insanlarında görülen bir tür, kan hastalığı. ABD ‘ de olması imkansız ve olmaması gereken bir hastalık türü.  Hasta kişi, bu gelişme ve şüphe durumunda geçmişini sorgulama ihtiyacı ve hevesi duyar.

Yaşadığı bölgede bulunan en yakınından uzağına kadar akrabaları ile istişareye geçerek kendi aralarında bir araştırma  gurubu kurarlar. Önce bulundukları bölge ve eyalet içerisindeki bu tip hastalar bulunarak, bu kişilerin bilinen –  bilinmeyen soyları hakkında araştırma yapılır.

Elde edilen bulgular doğrultusunda bölge kütüphane ve devlet daireleri kayıtlarında bulunan soy kütükleri incelenmeye alınır. Araştırmaları neticesinde; Atalarının Türk olduğu  bulgusuna erişirler. Bu karara varmalarına yardımcı olan  unsurları desteklemesi babından, bazı gelenek ve göreneklerinin;  Türklerin gelenek ve görenekleri ile ortak olduğunu fark  ederler. Ayrıca bu iddialarının gerçekliğini, bilimsel olarak   kanıtlama yoluna giderler.

Bu noktada  Y ve DNA denen mikro biyolojik araştırma safhasına geçerler. Yapılan araştırma neticesinde kendi genlerine  en yakın Türklerin geni olduğunu öğrenirler. Böylece asıllarının Türk olduğu  bulgusu, kesinlik kazanır. Öyle ise Türkler oraya nasıl gittiler! dersek!

tarihi gerçekYaklaşık 1580 – 1620 yılları arasında Portekiz, İspanyol ve İngilizlere esir düşüp, bu ülkelere ait savaş ve ticaret gemilerinde esir – forsa olarak bulunan Osmanlı Türklerinin bir bölümü, bir vesile ile yeni kıta Amerika /  Virginya eyalet topraklarına ayak basmışlar. Meluncanların ataları, bu şekle dayanıyor.

Yazımızın konusu; Önce Müslüman’mıyız yoksa Türk’mü ? sorusu doğrultusunda Kızıma ve yeğenim Şükrü’ye bu gelişmeleri aktardıktan sonra, şu noktayı vurguladım.

Bu kişiler şuan Hristiyan olmuş kişilerdir. Ama ataları Türk ve Müslüman idiler. Dinleri değiştiği halde, kanları değişmedi. Kaldı’ki  bizim atalarımız Orta Asya’dan ta   ( Atilla – Batı Hun İmp. M.S. 370 – 470 Y.Y. arası ) Meluncanların ABD ye ayak basmalarından 1100 (binyüz) yıl önce, Avrupa’nın göbeğine geldiler. Üstelik, Müslüman değillerdi. Bu arada İslam ve Müslümanlık  Hz. Muhammed’in 611 yılında peygamber olarak görevlendirilmesinden sonra İnsanlık öğrendi. Hal böyle iken  Türkler,  M.S. 750 – 800 yıllarından itibaren Müslüman olmaya başlamışlardır.

Sonuç olarak biz;  ” ÖNCE TÜRK ve SONRA MÜSLÜMANIZ “, dememden sonra yeğenim; Şükrü :

– Amca, anlattıkların ‘ cuk ‘ oturdu, ifadesini kullandı.

NOT : Burada ister istemez insanın aklına ” KALU BELA ”  görüşü gelebilir. Kalu bela’dan kasıt: Cenabı Allah; İsrafil A.S.ma,  -Sur’a üflemesini emrettiği – emredeceği ana kadar  yaratılacak bütün insanların bedenini var etmeden önce, Adem A.S. dan başlayarak tüm İnsanların ruhlarını yarattı. Yarattığı ruhları ilahi huzuruna toplayan  Rabbim, var ettiği –  yarattığı  ruhlara :

 Ben sizin Rabbiniz -Sizi yaratan, değil miyim? diye sorması üzerine bütün ruhlar hep bir ağızdan:

Evet Siz; Bizi var eden – yaratan  Rabbimiz siniz, diyerek İlahi Tek Kudretin, yaratıcı olduğunu kabul etmişlerdir. Rabbim; Ben sizi MÜSLÜMAN OLARAK YARATMADIM MI  diye sormuyor veya YARATTIM diye söylemiyor. Vurgulama babından açıklamamı tekrarlıyorum. Kalu Bela’dan kasıt :  Tüm insanların Adem A. S. dan, yok edilecekleri kıyamet gününe kadar yaratılacak kişilerin tek yaratıcısının ALLAH c.c. olduğunun kabul edilmesidir. (A’raf suresi 172. ayeti.) Diğer taraftan Hadid suresinin 8. ayetinde ise, Kalu Bela kast edilerek, ruhlar aleminde alınan söz vurgulanırken, aynı zamanda insanın  iman etmesi istenmektedir.  Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

İlkin ”Ruh” olarak yaratılan kulun Allahı tasdik etmesinin ardından, cisim olarak dünyaya indirilmesinden sonra,  Allahın varlığını kabul etmemesi üzerine, Hadid suresi 8 ve 22. ayetlerde kulun, Allah CC nin yaratıcılığını ve yarattığının kabul edildiği Kalu Bela kast edilerek, = Seni Yarattığımı kabul ettiğin ve bana söz verdiğin gibi benim tek ve varlığımı kabul etmelisin,  vurgusu yapılmaktadır.

Bu tasdik şeklinden dolayı doğan her insanın ruhunun, İslam dinine mensup olduğu kararı çıkmaz – çıkamaz. Cenabı Allah ben sizi Türk olarak yarattım demiyor ama; ‘Müslüman ‘ olarak yarattım’da, demiyor.  Sizi ben yaratmadım mı? diye soruyor. Önce Müslümanız derseniz! o zaman diğer din mensupları da -İslam ve Kuran’a göre her ne kadar bozulmuş kitapları olsa bile özünde  tevhid inancı gereği Tek Allaha inanıyorlar. Kitabımız Kuran: Tek Allaha -bana- inanın , demiyor mu? Haliyle Hristiyan ve Yahudiler – tek Allah’a inandıkları için derler ki : Tüm  ruhların Kalu Belada var edilip toplanıldığı zaman, bende RUH olarak, orada idim. Benim dinimde Allahın dini. Ve benimde ilk atam, Adem as, der.Tevhit’in Arapcası:

La ilahe illallah Türkçesi : Allah var ve bir‘dir. Allahın peygamberlerine    getirdiği ilk kitaplara inanan her din mensubu; Müslüman‘dır. Dikkatinizi çekerim: Bunu yazarken bu günlerde çok konuşulan – Dinler arası diyaloğu kast etmiyorum.  Ama gerçeği saklamakta, şeytanlıktır. ) – Sadece   Muhammed Resulallah  diyenler, İslam dinine mensup olan inanç sahipleridir. 

Allah katında, kendilerine kitap indirilen Davud, Musa, İsa ve Muhammed as mın, insanlara ilettiği dinlerin ortak amacı,  Allahın varlığını ve birliğini, kabul etmektir. Bu din anlayışına ise kısaca, TEVHİT dini denir.  Allahın varlığına, birliğine Hz Davut; Hz Musa; Hz İsa ve Hz Muhammedin Allahın peygamberi olduğunun kabul edilmesi ve kabul edenlere ise; Müslüman ve Müslümanlık denir.  İlaveten;

≈2010 yılına varıncaya kadar, Cuma hutbelerinde imamın söylediği, şimdi ise nerede ise söylenilmesi yasaklanan Allah cc bir ayeti var. Kuranı Kerimin Al-i İmran suresinin 19. ayetinde;  ALLAH NEZDİNDE HAK DİN; İSLAMDIR, deni-r-liyordu.  Burada bir vurgu daha yapayım. İslamlık, Hristiyanlık, Yahudilik ayrı bir din’dir. Ve bu dinlere inanan kişilere ise İslam, Hristiyan ve Yahudi dini mensubu denir. (basında yazdığı kadarı ile) Cuma hutbelerinde okunan – Allah nezdinde hak din, İslam’dır ayetinin okunmasını ABD -AKP hükümeti zamanında, men etmiş- neden? Bu ayetin manası ve İslami acıdan diğer din mensuplarının İslama geçmelerinde etkin bir ayet ve örnek gösterilmesinin önüne, geçmek içindir.    01.2011    Mecit  ALBAYRAK

Istanbul, Sultan Ahmet Camisi şadırvanlığında, cami derneğinin  Türkçe ve İngilizce yazdırıp astığı peygamberler tarihi ve Kuranı Kerimden alınmış bazı ayetlerin, üstteki yazım ile alakalı olan  açıklamaları, bir belge özelliğinde sergilenmiştir.  Dikkat ederseniz, bütün peygamberler için S.A.V. ifadesi var.  Hz İbrahim için, Tek Allaha inanan Müslüman ifadesi var. Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, Tek Allah emri var. Ayrıca, Hz İsa’ya inanan havarileri için ayeti kerimede ‘Müslüman’ vurgusu var.  Ocak 2014

08.05.2014-Sultan ahmet camii içi ve meydanı1841 (4) 08.05.2014-Sultan ahmet camii içi ve meydanı1841 (5) 08.05.2014-Sultan ahmet camii içi ve meydanı1841 (6) 08.05.2014-Sultan ahmet camii içi ve meydanı1841 (8)

 

 

Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması – rakımları.

03.2016 – Bilgilerinize: Bölgelerimizi oluşturan şehir rakımlarını, iki ayrı UYDU dan, her ilde tren garı olmadığı için,  VALİLİK binalarının olduğu yeri, karşılaştırmalı olarak tespit edip yazdım. Bazı ilçelerimize ait rakımlar için ise: Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz

Not : Bir yerleşim yerinin kuzeyden güneye / doğudan batıya hatta orta yerinin rakımı, farklılık arz eder. Ben bunları dikkate alarak, ortalamasını  yazdım.Yazdığım bütün yazılarım dahil olmak üzere rakımlar konusunda sizlere en doğru bilgiyi verme isteğim, bir saplantıya dönüştü. 24 Kasım 2015 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi. Bu harita üzerinde Örnek: Antalya il rakımı 37; benim Antalya girişi kara yolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanacağım! Kaldı ki; rakımların tespitinde geçerli olan, O ilin Valilik veya var ise Tren garı binası baz alınıyor. Yalnız, bundan 20 sene önce O ilin valilik binası bir tane iken şimdi, çeşitli isimler altında bir kaç tane var. Bende uydu üzerinden O ilin merkez valilik binasını bulup en doğru rakım ölçümünü; sizlerin bilgisine sunuyorum.

81 il ve EN yüksek ilçelerimizin rakımlarına ait kronolojik listesini; ” İllerin rakımları –  İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım sıralaması  // Karayolları  üzerindeki bazı tepe nokta rakımları  

 1Doğu Anadolu Bölgesi :  Bu bölge sınırları içerisinde 15 il  bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek  illerin olduğu  kesimdir. Bölge ortalaması 1400 mt’ye tekabül etmektedir. Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1900 mt ile Erzurum  1. sıradadır. Ardahan 1810; Kars 1755;  Hakkari 1755;  Van 1727;  Ağrı 1630; Bitlis 1535;  Şırnak 1356; Muş 1335;  Erzincan 1215; Bingöl 1159 ; Elazığ 1070; Malatya  966; Tunceli 919 ve Iğdır 860 mt ile rakımı en düşük il, sıralamasına girmektedir.

2İç Anadolu Bölgesi : 13 ilin toplamından oluşmaktadır. Ortalama rakım yüksekliği 1021 mt’ye tekabül etmektedir. Bu bölgede rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1315 mt ile  Yozgat 1. sırada’dır.  Sivas 1290;   Nevşehir 1196;  Niğde 1237;  Kayseri 1060;  Karaman 1056;  Konya 1023;  Kırşehir 993;   Aksaray 975;   Ankara 885 (Çankaya Köşkü rakım :1071 mt) ;  Eskişehir 795;  Çankırı 730 mt  ve Kırıkkale 716 mt ile rakımı en düşük il durumundadır. (Seydişehir Belediye önü : 1135 mt. // Konya B.B. önünden- Seydişehir 86 km, Seydişehir – Antalya merkez arası  213 km.  Seydişehir; siyasi olarak Konya ili, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesinde dir. Seydişehir – Akseki kavşağı 66 km.

NOT: Konya – Seydişehir- Antalya yolu; 1974 yılında Ecevit – Erbakan hükümeti zamanında  ” Beş Yıllık Kalkınma Proğramına ” alınmış. Lakin daha sonra gelen hükümetler, bu plana riayet etmeyip bir derecede olsa ‘keyfi’ davranıp, bu yatırımı engellemişlerdir. Nihayet 1996 yılında ulaşıma açılmıştır. Seydişehir – Akseki arası Antalya bölgesi dahilinde1825 rakımlı Alacabel tepesi, kışın kapanıyor idi. Bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak için Tınaztepe; Zirve tesislerinin karşısında ki  dağın dibindeki 1520 mt rakıma sahip yerden, Akseki / Yarpuz kasaba/mahallesi 1290 mt önüne çıkan Tınaztepe Tüneli yapımına 2016 yılında başlanıldı. Hayırlı olsun.

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi : 7 il’i kapsamaktadır. Ortalama rakım 729 mt’dir. En yüksek il 939 mt Mardin olup; Siirt 886; Gaziantep 838;  Adıyaman 679;  Diyarbakır 673;  Batman 575 ve rakımı en düşük il 510 mt ile  Şanlı Urfa‘dır.

 4Ege Bölgesi :  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım, 512 mt . En yüksek il merkezi 1025 mt ile  Afyon olup;  Kütahya 957;  Uşak 911; Muğla 658;  Denizli 391;  Manisa 78;  Aydın 71 ve sonuncu sırada 10 mt ile İzmir gelmektedir.

 5Karadeniz Bölgesi : 18 vilayetten oluşmaktadır. Ortalama rakım 400 mt.  Rakımı en yüksek vilayeti 1555 mt  ile BayburtGümüşhane 1169;  Çorum 818;  Kastamonu 809;  Bolu 727;  Tokat 630;  Artvin 529;  Amasya 398 (Merzifon rakım : 740 mt) ;  Karabük 262;  Düzce 150;  Trabzon 40 (Çamlıhemşin 734 mt ) ;     Sinop 25; Ordu 24; Bartın 14;  Giresun 14;  Samsun 10;  Rize 10;  Zonguldak 8  mt ile  rakımı en düşük il durumundadır.

 6Akdeniz Bölgesi : 9 il‘den oluşmakta olup, rakım ortalaması 391 mt  En yüksek ili 1058 mt Isparta olup;  Burdur 960;  Kilis 649; Kahramanmaraş 562;  Osmaniye 120;  Hatay (Antakya) 89;  Antalya 46;  Adana 26 ve Mersin 9 mt rakım ile, sonuncudur.  

 7Marmara Bölgesi :  11 vilayetten oluşmaktadır. Rakım ortalaması 109 mt dir. En yüksek ili 520  mt ile Bilecik‘tir.  Kırklareli 210;  Bursa 163;  Balıkesir 145;  Edirne 50;  Istanbul 35; ;  Sakarya 29;  Tekirdağ 25;  Çanakkale 12; Yalova 7;  İzmit  4metrelik rakımlara sahiptirler.

Denize sınırı olan illerimizin Valilik binası durumuna göre ilk 10 mt’lik  rakıma sahip iller  ise:   İzmit  4 mt,  Yalova 7 mt,   Zonguldak  8 mt,  Mersin 9 mt,  İzmir:  Rize;  Samsun 10 mt.

Türkiye’nin  ortalama rakımı :  652  metreye tekabül etmektedir. Bu ortalamaya en yakın ilimiz ise;  649 mt ile Kilis vilayetimizdir.

İlgilenen kişilere: Rakımı alınan noktanın ölçüm anındaki soğuk, sıcak, rüzgarlı, yağmurlu hava durumu ile sabah, öğlen ve akşam vakti alınan ölçümler, farklı çıkmaktadır.  (ansiklopedik bilgi)

Dünyanın en yüksek yerleşim yeri; Tibet devletine ait Himalaya dağ uçlarında yer alan Lhuka Bölgesinde bulunan 5070 rakımlı Tuiwa Köyüdür. Uydu üzerinden  yaptığım,  43 Avrupa ülkesinin başkent rakımlarına göre,  Avrupa’nın en yüksek başkenti  İspanya – Fransa arasında bir dağ ülkesi olan Andorra Cumhuriyetinin 1100 mt  rakımda yer alan başkenti Andorra’dır.  En düşük rakıma sahip ülke başkentleri ise:  7 mt ile  Hollanda – Amsterdam  ve İrlanda – Dublin  şehirleridir. 43 Avrupa ülke başkentlerinin ortalama yüzeysel rakımı ise, ∼ 200 mt isabet etmektedir. (Sibirya hariç) 12.2010      Mecit   ALBAYRAK

Fotoğraflarla İnsanlar, Şuhut Senir Köy ilk okulu ve talebeleri. 2010 – 2012

IMG000220 kızım vetalebesiFotoğraf-0031_1 (2) öğretmeni ve talebesi02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (1)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (2)Senir köyü ve mevlana02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (4)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (5)100_0114 Fotoğraf-0004 (2) Fotoğraf-0005 (5) Fotoğraf-0005 Fotoğraf-0013 (6) Fotoğraf-0019 (2) Fotoğraf-0031_1 (2) Fotoğraf-000

En üste okul girişi önündeki yavrularımız, öğretmenleri ve görevlinin bulunduğu resimler, bağlı olduğum hosting de meydana gelen arıza nedeni ile silinmişti.  Günlerce google da aradmış, bulamamıştım. 9 ay sonrası bilgisayarımın kopyası içerisinde tesadüfen buldum.  Sevincimi tarif edemem. Orta bölümdeki resimler ise;  2008 yılı okul öncesi talebeleri, öğretmenleri olan Kızım Ayşegül, Eşim Zeynep ve kızımın öğretmen arkadaşı Seher

10.2015 – Bu fotoğraflar konusunda bir düşünce ve isteği olan olursa, sayfamın altındaki YORUM kısmına görüşlerini yazabilirler. Kendilerine cevap verilecektir. Senir köy – Şuhut 7 km /  Şuhut – Afyon 28 km. 08.2011 Restorasyonu yapılmakta olan Şuhut merkez Camisinde yapılmakta olan çalışmalar ile ilgili resimler için bakınız.   08 .2014 Gelen soru üzerine: Şuhut rakım: 1140 mt,  Senir köyü okul alanı: 1230 mt

Okul bahçesindeki çocuklarımızın resimleri 2013 tarihinde, mevlevi dervişleri kiyafetindeki okul öncesi talabelerin resmi ise 2011 tarihlidir.  12.2014 – diğer bir yazım için- Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim

1 2 3 4 5 8

Sayfama Gelen Değişik Sorular.

10.2016 – gözleri-n-,  kaynak alması :  Geçmiş yıllarda acısını çok çektiğim bir durum. Neler yapmadım. Göz içine ‘Çay damlatmak’, dilimlenmiş patetesleri alnıma ve göz kapaklarımın üzerine koymak gibi. Hiç bir şey yapmadığım, yada çaresiz kaldığım gecelerde ise tek yapabildiğim, sabah ezanlarına kadar acıdan dolanmak, su gibi akan göz yaşlarımı silmek. Çare: Yatmadan önce gözlerinizin içine; ” LİMON SUYU ” damlatınız. Hayırlı geceler.

adile naşit’in mezarı nerede : İstanbul – Karacaahmet mezarlığında medfun olduğu bilinmektedir. Her ne kadar “rahmetli”;  Ermeni kökenli bir aileden geliyorsa da, Müslüman kocası ve kendinden önce ölen oğlu ile aynı mezarlıkta medfundur.

arabistanın en soğuk zamanı : Arabistan, bizim gibi kuzey yarı kürede olup, yaz ve kış mevsimlerinin ayları, bizimle aynı aylarda olur. Bizden bir farkı şu. Arabistan, Ekvator çizgisine daha yakın olduğu için mevsimsel sıcaklıkları, kışın bile bizden daha fazladır. Sıcak veya soğuk derecesinin akılda kalması babından, bizim Antalya şehrimizi örnek verebilirim. Şu kadarını bilmeniz sanırım sizin için yeterli olacaktır.  Mekke veya Medine nin yaz sıcaklığı,  O güne ait Antalya nın sıcaklığı ne ise, üzerine  ≈ + 10 C’, kış mevsiminde ise 15 C’ ilave ediniz. İlaveten, saatlerin ileri alındığı yaz mevsimlerde Türkiye de saat kaç ise, Arabistan dada saat aynıdır. Kış sezonunda ise Arabistan bizden, 1 (bir) saat ileridir.

avrupa hun imparatoru atilla müslüman mı :  Orta Asya steplerinde  yaşayan Hunlar ile Avrupa -Macaristan- da Batı Hun İmparatorluğunu kuran Atilla zamanında Müslüman, Müslümanlık ve Peygamberimiz, dünyada yok idi. Atillanın ölümünden ≈ 150 yıl sonra Müslümanlık dini ve emri Dünya’ya indirilmiştir. Dolayısı ile Atilla ve Hunlar Şamanist dine inanan insanlardı.

dünya üzerinde her daim yaz mevsimi yaşanan ülkeler :  Dünya Coğrafyasında sanal olarak  varlığı kabul edilen Ekvator çizgisi, yer küremizi tam ortadan iki parçaya bölmektedir. O’ -sıfır derece- olarak adlandırılan  Ekvator çizgisinin tam ortadan (geçtiği kabul edilen ülkeyi eşit iki parçaya bölen) kısmen ( 3/1 oranında bölen) ülkeler renklerine göre:  G. AMERİKA Galapagos Adaları, Ekvator, Kolombiya, Brezilya /  AFRİKA Gabon, Kongo, Zaire, Uganda, Kenya, Somali, ve ASYA kıtasına bağlı  Okyanus  gurubunda yer alan, Endenozya takım adalarından Sumatra ve Borneo adasıdır. Bu yazdığım ülke ve topraklarının tamamında veya büyük bir kısmında meydana gelebilecek yaz – kış  Güneş sıcaklık farkı, (sıfır derece – hiç olmaz) 0′ C veya + 5′ C  kadar düşmektedir. Bu ülke topraklarında ”full” YAZ mevsimi yaşanmaktadır. Kış mevsiminin adı bile bilinmez.

.Ekvator çizgisinin, tam veya kısmen üzerinden geçtiği  ülkeler dışında kalıp Ekvatorun 10′ yukarısında, Kuzey yarı kürede yer alan Panama, Venezuela, Guayana, Gine, Fildişi, Gana, Nijerya, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan Etiyopya, Maldiv Adaları, Hindistan’ın (uç kısmı), Sri Lanka Adası, Malezya ile Ekvatorun 10′ aşağısı  Güney yarı kürede yer alan Peru, Bolivya, Angola, Tanzanya, Şeysel Adaları ile Yeni Gine ada ve  ülkelerinde yaz ve kış mevsimine göre,  + 5 C’ ile +10 C’  arasında Güneş  sıcaklık düşüşleri görülmektedir.  Diğer bir ifade ile. Erzuruma göre, Antalya’da kış ve kış soğuğu olur mu? Türkiye mizde yazın 35 C’ olan bir şehrimizdeki sıcaklık, kışın 10 C’ düştüğünde 25 C’ olur, peki kış soğuğu olur mu? Yorumu bu şekle göre yapınız. Yinede kış mevsiminin adı,  bu ülkelerde bilinse bile, yaşanmaz. Ve bu ülkeler her daim ve her mevsim, 12 ay 365 gün Yaz mevsimini yaşayan ülkeler gurubuna girmektedirler.

Borneo adasında  kar görünür mü :  Ekvator çizgisinin TAM üzerinden geçtiği kabul edilen 3 ülkeden biri olan Borneo Adasına kar, ayak basılan yerlere değil,  Kenya’daki  5895 mt lik zirve yüksekliğine sahip Klimanjora Dağının zirvesine yağdığı gibi, bu bölgeninde -varsa- en yüksek zirvelerine yağar. Diğer bir anlatım şekli ile karın yağması, RAKIM ile alakalıdır.

 her daim 12 ay / 365 gün kış mevsiminin yaşandığı ülke var mı? :  YOK.  İnsanımızın aklında kutup kıtalarının, daima kış olduğu düşüncesi hakimdir.  Bu kıtaların, kıta sahanlığını oluşturan ve denizle teması olan toprakları üzerinde bile, kar ve buzulların eridiği görülür. Bu görünüm, o yerlere yaz mevsiminin geldiğinin göstergesidir. Oralardaki yaz ve kış mevsimi, bizim buralarda yaşadığımız ve bildiğimiz şekilde olmaz. Ama sonuçta o yerlerin şartlarına göre, mevsimlerin değişimini, yabani kazlar bile bilmekteler.  Kuzey Kutup dairesi  ARKTİKA, Kanada’nın kuzey bölgeleri, Grönland Adası, Norveç, Finlandiya, Sibirya bölgesinin Kuzey Buz Denizine değen toprak bölgeleri ile Güney Kutup bölgesi ANTARTİKA, Yeni Zelanda ve Arjantin ile  Şili’nin  Güney Kutbuna uzanan toprakları,  en soğuk kış ülke ve bölgelerdir. Kutup bölgeleri,  Dünyanın Güneşe göre 23′ eğiminden dolayı dünyanın güneşe olan mesafesinin yakınlaşması –yaz-, uzaklaşması –kış– mevsimlerinin oluşturur. Diğer bir tabir ile, dünyanın uzaklaşması ile bir kutup bölgesi, buz üstüne buz koyarken, yaz mevsiminde ise bu tamamen ortadan kalkmasa bile, üstüne ilave yapmamaktadır. Kısaca dünya üzerinde her daim Yaz mevsimini yaşayan ülke var ama, her daim KIŞ olan ülke yoktur. Sadece, EN SOĞUK ülkeler vardır.  🙂   10 . 2011

Ek bilgi: Bilim adamlarınca Kuzey kutup merkezinde bildiğimiz şekilde toprak parçasının olmayıp, ekvatora göre tam 90′ olan Kuzey kutup noktasının, ( ..) metre kalınlığında donmuş buz tabakası olduğu; Güney kutup 90′ nin ise, bildiğimiz toprak parçasından oluştuğu söylenmektedir. Bu açıklamaya göre Kuzey kutbu bir kıta olmayıp sadece bilkimsel olarak bir nokta (. ölçü, merkez üssü) olarak ele alındığını belirtilmektedir.

damadın kayın validesinin mezarını yaptırması haram mı: Niye haram olsun ki! Hiç tanımadığımız birilerine bir şeyler vermek, sevap olurken bir damadın, kayın validesine ait mezarı yaptırması neden haram olsun. Üstelik  kayın valide – öz ana yarısı. Hele maddi imkanın var ise. 06.2013

 Türkiye de ilk uçak yapan hükümet : Atatürk ün sağlığında ve CHP Hükümeti zamanında İlk Türk Uçağı yapılmış ve deneme uçuşları 1934 yılında Uçak Fabrikasının bulunduğu Kayseri de yapılmıştır. 05.2013     ALBAYRAK

Dünyanın en yüksek 10 dağı.

11.2015 – Çeşitli ülkelerin Uzaya gönderdiği araçlar sayesinde yer yüzü ve yer altındaki  her türlü değişim ve gelişimleri, ‘anında’ takip etme ve öğrenme durumları bulunduğu, bilinen bir gerçektir.

Zamanımızda Uzay uydularına sahip  ülkelerin, Dünya küremiz üzerinde yer alan dağ, tepe, nehir,..vs..leri,  ileri teknoloji sayesinde ve amaçları her ne ise,  o doğrultuda en geniş ve gerçek bilgileri, 0 -sıfır- hata ile tespit ettikleri,  bilinmektedir. Uzaydan tespiti yapılan en yüksek on (10) dağ sıralaması ise:

1 – Everest Tepesi          Nepal / Tibet       bölgesi                   8.850 mt

2 – K2 ( Chogori )               Pakistan / Çin               ”                      8.611 mt

3 – Kanchenjunga            Nepal / Hindistan        ”                     8.586 mt

4 – Lhotse                          Nepal / Çin                     ”                     8.516 mt

5 – Makalu                         Nepal / Çin                   ”                    8.485 mt 

6 – Cho Oyu                       Nepal / Çin                     ”                     8.188 mt

7 – Dhaulagiri                    Nepal                             ”                    8.167 mt

8 – Manaslu                         Nepal                              ”                    8.163 mt

9 – Nanga Parpat              Pakistan                         ”                    8.152 mt

10 – Annapurna 1                 Nepal                               ”                   8.091 mt

22.02.2013  Cmt          Mecit  ALBAYRAK