Türkiye’nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması ve rakımları veya Türkiye’nin bölgelere göre yükseklik sıralaması

Kuzeyden / güneye ve batıdan / doğuya Türkiye’nin  ortalama rakımı: 652 mt   tekabül etmektedir. Türkiyenin iller bazında ortama ili ise;  649 mt ile Kilis ilimizdir. 2020 yılı sonu itibari ile bundan sonra il ve ilçe girişlerinde nüfus ve rakım bilgileri yazılmayacak. Bu bakımdan, özellikle rakım konulu paylaşımların değerini, daha fazla bilmeliyiz.

Bir ilin, rakımlarının tespitinde geçerli olan; O ilin Valilik veya var ise Tren garı binası baz alınıyor. (alıntı bilgi).

01.2022 – Yıllar içerisinde gerçek araştırmaya dayanan bu yazıma tıklayınız. -TAKLİT ve KOPYACILARIMIN olması beni sevindirir ama sizlerin taklitlerime değer vermesi ise, üzer. Benzer sayfalara dikkat ederseniz, aynı veya yakın başlıklı konu içeriklerini okurken, burada geçen yazılımın farkına varırsınız.   Soru çeşitlerinize göre Yazımın ana başlıkları ise;

Türkiyenin yedi bölgeye göre rakımları / Türkiyenin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması ve rakımları / Türkiyenin bölgelere göre yükseklik sıralaması / Türkiyenin bölgelere göre rakım sıralaması  hakkında. Türkiye’nin YEDİ bölgelere göre ….; ile Türkiye’nin BÖLGELERE göre…; başlıkları ESASINDA bana aittir. Çeşitli şekilde yazmamın diğer bir nedeni ise! Sayfama yapılan virüs nedeni ile, yazılarımı taşımak ve isimlerini değiştirmem hasıl olmuştu. Bu sefer benim tanındığım başlıkları benden sonra başkaları, kendi sitelerine aldılar.

81 il’in  rakımlarına ait kronolojik listesini İllerin Kara yolu Ve Uydu Üzerinden Rakımları  ; Bazı bölgelerimizde olan Kara yolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları ; En yüksek rakıma sahip  ilçelerimizi ise: Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz  başlıklarında yine aynı titizlikle sizlerin takdirlerine sunmaktayım.

Yazdığım bütün yazılarımda olduğu gibi,  rakım/rakımlar konusunda en doğru bilgiyi sizlere sunma isteğim bir saplantıya dönüştü.  Bir yerleşim yerinin  il, ilçe ve köyün;  K/G , D/B ve orta yerinin rakımı, farklılık arz eder. Ben bunları dikkate alarak, ortalamasını yazdım. 24 Kasım 2015 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi.

Bu harita üzerinde Örnek: Antalya il rakımı 37; benim Antalya girişi kara yolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanayım. Yalnız, bundan 20 sene önce O ilin valilik binası bir tane iken şimdi, çeşitli isimler altında bir kaç tane var. Bende uydu üzerinden O ilin merkez valilik binasını bulup en doğru rakım ölçümünü; sizlerin bilgisine sunuyorum.

Takdir edenler! Takdire layık olanlardır.

1 – Doğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: Bu bölge sınırları içinde 15 il  bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek illerin olduğu 1. bölgemizdir. Bölge ortalama rakımı 1400 mt. Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre:  Erzurum 1900  Ardahan 1810  Kars 1755  Hakkari (Çölemerik) 1755  Van 1727  Ağrı (Karaköse) 1630   Bitlis 1535   Muş 1366   Şırnak 1356   Erzincan 1215  Bingöl 1159  Elazığ 1070  Malatya 966  Tunceli (Dersim) 919 ve Iğdır 860 mt ile rakımı en düşük il sıralamasına girmektedir.

2 – İç Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: 13 ilin toplamından oluşmaktadır. Bölge  ortalaması  1021 mt. ile 2. sırada yer almaktadır. Bölgede rakımı en yüksek olan il sıralamasına göre: Yozgat (Bozok) 1315  Sivas 1290  Nevşehir 1196  Niğde 1237  Kayseri 1060  Karaman 1056  Konya 1023  Kırşehir 993  Aksaray 975    Ankara 885 (Çankaya Köşkü 1071 Beştepe rakımı 900 mt)  Eskişehir 795  Çankırı 730  ve Kırıkkale 716 mt ile rakımı en düşük il durumundadır. (Seydişehir Belediye önü : 1135 mt. Konya B.B. önünden- Seydişehir 86 km, Seydişehir  Antalya merkez arası 213 km. Seydişehir; siyasi olarak Konya ili, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesindedir. Seydişehir – Akseki kavşağı 66 km.                              Konya İnlice mah. yolu ∼ 1565, Altın Maden ocağı ∼ 1600, Kar ve tipi cinsi soğukların olduğu Bağıran petrol tesisleri 1530 mt

NOT: Konya/Seydişehir/Antalya yolu; 1974 yılında Ecevit Erbakan  hükümeti zamanında ‘Beş Yıllık Kalkınma Proğramına’  alınmış. Lakin daha sonra gelen hükümetler, bu plana riayet etmeyip bir derecede olsa ‘keyfi’ davranıp, bu yatırım engellenmiş. 1990 sonrası Turgut Özal yolu başlattı; 1996 yılında ise Erbakan hükümeti zamanında ulaşıma açılmıştır. Seydişehir – Akseki arası Antalya bölgesi dahilinde 1825 rakımlı Alacabel tepesi, kışın kapanıyor. Bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak için Seydişehir Tınaztepe ve Zirve tesislerinin karşısında ki  dağın dibindeki 1530 mt rakımlı yerden (Alacabel zirvesinden yaklaşık  300 mt aşağıdan) Akseki /Cevizli Geceler mevkine  1280 mt inen ≈ 550 mt uzunluğundaki Tınaztepe Tüneli yapımına, 2016 yılında başlanıldı.

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: 7 il’i kapsamaktadır. Ortalama rakım 729 mt. En yüksek il 939 mt ile Mardin olup Siirt 88 Gaziantep 838  Adıyaman 679  Diyarbakır 673  Batman 575 ve rakımı en düşük il 510 mt ile ŞanlıUrfa    

4 – Ege Bölgesi ve İlleri rakımları:  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım 512 mt En yüksek il merkezi 1025 mt ile  Afyon, Kütahya 957 Uşak 911 Muğla 658  Denizli 391  Manisa 78  Aydın 71 ve sonuncu sırada 10 mt ile İzmir gelmektedir.

 5 – Karadeniz Bölgesi ve İlleri rakımları: 18 vilayetten oluşmaktadır. Ortalama rakım 400 mt.  Rakımı en yüksek vilayeti 1555 mt  ile BayburtGümüşhane 1169 Çorum 818  Kastamonu 809  Bolu 727 Tokat 630 Artvin 529 Amasya 398 (Merzifon 740 mt) Karabük 262 Düzce 150 Trabzon 40 Sinop 25 Ordu 24 Bartın 14 Giresun 14 Samsun 10 Rize 10  Zonguldak 8 mt ile  rakımı en düşük il durumundadır.

6 – Akdeniz Bölgesi ve İlleri rakımları: 9 il‘den oluşmakta, rakım ortalaması 391 mt  En yüksek ili 1058 mt Isparta; Burdur 960 Kilis 649 Kahramanmaraş 562 Osmaniye 120 Hatay (Antakya) 89 Antalya 46 Adana 26 ve Mersin 9 mt rakım ile, sonuncudur.

7 – Marmara Bölgesi ve İlleri rakımları: 11 ilden oluşmakta. Rakım ortalaması 109 mt. En yüksek ili 520 mt ile Bilecik.  Kırklareli  210 Bursa 163 Balıkesir 145 Edirne 50 Istanbul 35  Sakarya (Adapazarı) 29 Tekirdağ 25 Çanakkale 12  Yalova 7 Kocaeli (İzmit) 4 metrelik rakımlara sahiptirler.

Denize sınırı olan illerimizin Valilik binası durumuna göre ilk 10 mt’lik rakıma sahip iller ise: Kocaeli YalovaZonguldak 8 Mersinİzmir; Rize; Samsun 10 mt

İlgilenen kişilere: Rakımı alınan noktanın ölçüm anındaki soğuk, sıcak, rüzgarlı, yağmurlu hava durumu ile sabah, öğlen ve akşam vakti alınan ölçümler, farklı çıkmaktadır.  (ansiklopedik bilgi)

Dünyanın en yüksek yerleşim yeri; Tibet devletine ait Himalaya dağ uçlarında yer alan Lhuka Bölgesinde bulunan 5070 rakımlı Tuiwa Köyüdür. Uydu üzerinden  yaptığım, 43 Avrupa ülkesinin başkent rakımlarına göre, Avrupa’nın en yüksek başkenti İspanya-Fransa arasında bir dağ ülkesi olan Andorra Cumhuriyeti.  Başkenti ise, 1100 mt rakımda yer alan Andorra’dır. En düşük rakıma sahip ülke  başkentleri ise: 7 mt ile Hollanda – Amsterdam ve İrlanda – Dublin şehirleridir. 43 Avrupa ülke başkentlerinin ortalama yüzeysel rakımı ise, ∼ 200 mt isabet etmektedir.

Dünya denizlerinin ortalama derinliği ise: 4 km kaynak- livescience.com 12.2010      Mecit   ALBAYRAK

2020 yılı İslamın Emirleri Olan Şartları Uygulayan Ülkeler Sıralaması.

09.2021 – “Batı’ya gittim ve İslam’ı gördüm ama Müslüman yok; Doğuya döndüm ve Müslümanları gördüm, ama İslam yok.” (Muhammed Abduh)

Yada; ” Onların yaşantısı bizim dinimiz gibi; Bizim yaşantımız ise; Onların dini gibi” Mehmet Akif Ersoy

İslam ve Müslümanlık; Sadece şeriat demek değildir. Bu sıralama içinde, din unsuru yoktur. Ekonomi, Hukuk/ Devlet Yönetimi; İnsan ve Siyasi Haklar ile Uluslararası İlişkiler/Saygınlık, krıterleri üzerinden değerlendirme yapılmıştır.

Dünyada gerçek İslamı uygulayan ülkeler. 2021 yılı 151 ülke içerisinde; 1. ve 42. sırada hiç bir Müslüman ülkesi yok. 10 puan üzerinden yapılan derecelendirme sıralamasında Yeni Zelanda 9.08 puan ile 1. Sıralamaya giren ilk müslüman ülke olan Malezya’nın puanı ise 6,27

Yeni Zelanda; İzlanda; Hollanda; İsveç; Norveç; Danimarka; İrlanda; İsviçre; Kanada; Finlandiya; Almanya; Avustralya; Lüksemburg; Avusturya; İngiltere; Japonya; Belçika; Estonya; Slovenya; Malta; Portekiz; Çek; Fransa; İspanya; Hong Kong; ABD; G.Kore; Singapur; İtalya; Litvanya; Mauritius; Letonya; Şili; Slovakya; Polonya; Kıbrıs; Uruguay; Kosta Rika; Macaristan; Hırvatistan; Yunanistan; İsrail

Ve en iyi sıralamaya giren ilk müslüman ülke ise; 43. sırada Malezya var. Diğer Müslüman ülkeler sıra numarası ise; 47; 51, 53, 59, 62, 63, 65, 74, 75, 84, 85, 89, 93, 94, 96, 100. 108, 114, 115, 116, 117, 120, 121, 127, 128, 130, 132, 134, 135, 140, 141, 142, 149, 150, 151 İslamı yaşayan ülkeler sıralamasında Türkiye kaçıncı?

Yıllara göre Türkiyede İslami yaşantı derecesi ise – 2015 / 65. – 2016 / 73. – 2017 / 81. – 2018 / 95. – 2019 / 96. – 2021/ Türkiye 100.

2020 yılında, 100. sırada; Dünyanın kıskandığı Türkiye! Puanı; 3,88 Hadi teknik teknoloji bizim değil diyelim. Müslümanlığı, Suudi Arabistana ve Araplara kaptırmayan Türkiye Ekonomi; Hukuk/ Devlet Yönetimi; İnsan ve Siyasi Haklar ile Uluslararası İlişkiler/Saygınlık sıralamasında yok yerlerde. Nerede Müslümanlık? 09.2021 Kaynak: http://islamicity-index.org/

Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı Meluncanlar ve Kalu Bela.

01.2022 – Önce; Müslüman kime denir! Buna açıklık getirelim. Cenabı Allah  Kuranında  -Allahın varlığına ve birliğine,  Hz Muhammet ve öncesi tüm peygamberlere ilk  inanan tüm kişilere Müslüman demektedir.  Mesela Firavunun sihirbazları, Müslüman olduk, dedikleri için, Firavun tarafından öldürtüldüler.  Şuara suresi 47/52. ayetlerinde belirtildiği gibi sihirbazlar kendileri için; – … inanların ilki’yiz, .. demektedirler.

İslam ise, tüm insanlara hitap etmekle beraber, Hz Muhammed SAS’mı peygamber olarak kabul eden kişilere has bir iman şeklidir. Kuranın anlamını bilmeden sadece Arapça sını hatmetmeniz size bir sevap kazandırır iken, anlamını bilerek İslamı yaşarsanız; yemin etsem yeminime haram gelemez ve ALLAHIN İZNİ İLE 9 SEVAP KAZANIRSINIZ. Bunun içinde Kuranı, TÜRKÇE OKUYUNUZ.

Çünkü Allah’ın ilk emri ‘oku’. Ama sadece papağan gibi Arapçasını değil, anlamını bilmek için, Türkçesini de okuyup öğüt almanız emredilmektedir. Öğüt, insanların anladığı dil ile olursa anlaşılır. Ben dilimi Türkçe olarak seçmedim. Cenabı Allah bana bu şekilde lütfetti. Dünyada dilleri ayıran C. Allahtır. —-

Bir anketör evimize gelmiş ve kapıdan o gün için üniversitede okuyan kızım ile yeğenime sorular soruyor, cevapları işaretliyordu. Böyle bir anı kaçırmak istemezdim ama üniversitede okuyan iki genci, bu durum ile baş başa bırakmak istedim.

Neden sonra gençlere,  soruların ne olduğunu sordum. Bir kaç soru ve verdikleri cevapları onaylamam dan sonra kızım Ayşegül:

– Baba, bize – ” Biz önce Müslüman mıyız  yoksa   Türk müyüz ?”, diye sordu. Peki ne dedin?

– Önce Müslümanız, dedim. Yeğenime dönerek; Sence diye sorduğumda, o da Müslümanız, diye cevap verince, daha önceden bilgi sahibi olduğum Meluncanlar aklıma geldi. Ve başladım bu olayı aktarmaya.

ABD’ nin Atlas Okyanusuna bakan Virginia ( Virjinya) Eyaletinin Apalaş Dağları bölgesinde yaşayan bir Amerikalı, hastalanıyor. Nereye gitti ise hastalığına teşhis konulamıyor. Kendisine verilen bir bilgi doğrultusunda, başka bir üniversite hastahanesine başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda bu kişideki hastalığın Akdeniz anemisi humması  teşhisi konuluyor.  Bu andan itibaren doktor ve hastada şüpheler uyanmaya başlıyor.

Çünkü bu hastalık; Akdeniz bölgesi etrafında yaşayan tüm ülke ve insanlarında görülen bir tür, kan hastalığıdır. Araştırmaları neticesinde Atalarının Akdeniz havzası ülkelerinden Türk! olduğu  bulgusuna erişirler. Bazı gelenek ve göreneklerinin; Türklerin gelenek ve görenekleri ile ortak olduğunu fark  ederler. Ayrıca bu iddialarının gerçekliğini, bilimsel olarak kanıtlama yoluna giderler. Yapılan araştırma neticesinde kendi genlerine  en yakın Türklerin geni olduğunu öğrenirler. Böylece asıllarının Türk olduğu  bulgusu, kesinlik kazanır. Öyle ise Türkler oraya nasıl gittiler! dersek!

-tarihi gerçek- Yaklaşık 1580 – 1620 yılları arasında Portekiz, İspanyol ve İngilizlere esir düşüp, bu ülkelere ait savaş ve ticaret gemilerinde esir – forsa olarak bulunan Arap / Osmanlı Türklerinin bir bölümü, bir vesile ile yeni kıta Amerika /  Virginya eyalet topraklarına mecburen veya kendi istekleri ile ayak basmışlar. Meluncanların ataları, bu gerçeğe dayanıyor.

Yazımızın konusu; Önce Müslüman’mıyız yoksa Türk’mü ? sorusu doğrultusunda Kızıma ve yeğenim Şükrü’ye bu gelişmeleri aktardıktan sonra, şu noktayı vurguladım.

Sonuç olarak biz;  Önce Türk ve Sonra Müslümanız, dememden sonra yeğenim Şükrü :

– Amca, anlattıkların ‘ cuk ‘ oturdu, ifadesini kullandı.

Burada ister istemez insanın aklına ” KALU BELA ”  görüşü gelebilir. Kalu bela’dan kasıt: Cenabı Allah; İsrafil A.S.ma,  -Sur’a üflemesini emredeceği ana kadar  yaratacağı  bütün insanlara  A’raf suresi 172. ayetinde;

– Hani, Rabbin; adem oğullarınin bellerinden zürriyetlerini alıp onları kendi nefislerini, kendi benliklerine şahit tutarak sormuştu:

-‘Ben Rabbiniz değilmiyim?’

Onlar ‘Evet Rabbimizsiniz‘ demişlerdi. Kıyamet günü, ‘ Biz bunlardan habersizdik!’ demeyesiniz, diye sormakta ve söylemektedir.

C. Allahın  Araf suresinin 172. ayetinde belirttiği – Adem oğullarının bellerinden aldığı zürriyetleri ifadesini, İnsanlığın var olunduğu anda Ademin / kişilerin bellerinden ulvi bir şekilde alınmış diye yorumlamayın. Ali imran suresi 6 ve Müminün suresi 14. surede hamile kalma şeklinin anlatıldı sperm, cenin’den bahsedilerek öce sulu meniden pelte haline getirip ana rahmine yapıştırdıktan neden sonra ikinci bir şekil veriyor.

1..Rahimlerde sizlere dilediği şekli veren O’dur. 2.. Sonra onu, bir başka yaratılışta yeniden kurduk.. ayeti devamında C. Allah. ceninin et ve kemik şekline çevirdiği 2. hallerinin; ANA RAHMİNDEKİ zürriyetlere;  Ben senin Rabbin değilmiyim? diye sormaktadır.

-Bu ayet hakkındaki açıklamaları Ahmet Hamdi Yazır hocamızın Hak Dini Kuran Dili eserinin 5. bölüm 167. sayfasından itibaren -anladığım  şekli ile- sadeleştirip özetleyerek yazmaktayım.

— C. Allahın Şuandan, Adem AS kadar var ettiği -anne baba olma hakkına sahip- kullarının bellerindeki zürriyetlerini alıp (1. safha hücre halimizdir. Örnek: elimizi keseriz, ama et o yarayı kapatır bilimsel şekli ne ise, 1 safhada O’dur) Sperm, cenin (2.safha) et ve kemik bürünümü yaptıktan sonra, kendi nefsinden ruh ve can verdiği ana rahmindeki bu görüntüye – Ben senin Rabbin değilmiyim? diye sormasının nedenini, Allahın birliğine ve verdiği bütün lütuflarına, yaşadığı an ve ölümünden sonrası bedeni üzerinde her türlü tasarrufunun Allah katında olduğunu kabul etmesidir, şeklinde yorumlamaktadır..

Ana rahminde; İlahi varlığın lütfu olan varlık olan bizler; O an için iddia, inat, terbiyesizlik, ahlaksızlık, şeytanlık ve Allahı reddetme yetisine sahip olmayan melaike türü bir ruhani varlık olarak Allahın  her istek ve emirlerini kabul etmişiz. Öyle bizlere anlatıldığı şekli ile Adem AS var edildiği anda bu olay, olmamıştır.

Kaç yaşında müslüman olunur? Bir çocuk kaç yaşında akilbali olur?

Yazır hocamız; Ana rahminde C. Allahın emir ve isteklerini kabul eden kemikli et parçasının doğumdan sonra büluğ çağına girmesi ile!!, Allaha karşı vermiş olduğu Allahın varlığı ve birliğinin bilinmesi taahhüdünün yerine getirilme ve kulluğunu uygulama, Müslüman olma devresinin başladığını belirtmektedir.

Dikkat ediniz; Ahmet Hamdi Yazır ve Ömer Nasuhi Bilmen; Akilbali, diyor. Ana karnını kast etmiyor.

1960 yıllarında eski Diyanet İşleri Bşk Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitapçıkta;
Bir çocuk 14 yaşında akilbali olur ve hangi dine geçeceğine (anne babası değil) kendisi karar verir, diyordu.

İki etkili ve yetkili din alimi ve diyanet işleri bşk. göre; Bir Çocuk akil bali olunca kendi dinini seçme hakkına sahiptir.

Bu ayet üzerinde ise bazı müfessirlerin ise; Fussilet 41/11 ayeti örnek göstererek; ana rahmindeki kemikli et parçasına o anda akıl, mizan, yetenek … verildiği için Allaha iman etmiş (Müslüman olmuş/olduk demişliğinin ) sayılması gerektiğini yorumlamaktadırlar. Yazır hoca bu görüşe katılmadığını bazı dini ve ilmi terimler üzerinden açıklamaktadır.

Hadid Suresi 8. ayetinde C. Allah;  – Hz Muhammet sizi -müşrikleri- Allaha iman etmeniz için çağırdığı halde iman etmediniz. Halbuki ezelde (ana rahminizde iken) sizlerden kendisine inanacağınızı belirten sözü almış ve bu sözünüzü İnkar etmeyesiniz, inkar ettiğinizde size göstermek için  katında bulunan ilahi deftere yazmıştım, demektedir.

Bu tasdik ve anlatım şeklinden dolayı doğan her insanın ruhunun, İslam dinine mensup olduğu kararı çıkmaz – çıkamaz. Cenabı Allah ben sizi Türk olarak yarattım demiyor ama; ‘Müslüman ‘ olarak yarattım’da, demiyor. Sizi ben yaratmadım mı? diye soruyor.

Istanbul, Sultan Ahmet Camisi şadırvanlığında, cami derneğinin  Türkçe ve İngilizce yazdırıp astığı peygamberler tarihi ve Kuranı Kerimden alınmış bazı ayetlerin, üstteki yazım ile alakalı olan  açıklamaları, bir belge özelliğinde sergilenmiştir.  Dikkat ederseniz, bütün peygamberler için S.A.V. ifadesi var.  Hz İbrahim için, Tek Allaha inanan Müslüman ifadesi var. Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, Tek Allah emri var. Ayrıca, Hz İsa’ya inanan havarileri için ayeti kerimede ‘Müslüman’ vurgusu var.  Ocak 2014     Mecit  ALBAYRAK

Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikasının özelleştirilmesi ve AİHM kararı.

01.2022 – Türkiye’de devlete ve millete ait fabrikaların nasıl özelleştirildiğini, özelleştirilmeye 1979 yılında karşı çıkan Ecevitin başına neler geldiğini – getirildiğini,  Türkiye’de Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni  başlıklı yazımda geniş bir manada açıklamaya çalışmış ve bağlantılı olarak,  Seydişehir Eti Alüminyum işçisi ve Seydişehir halkının görüşlerini ilave etmiştim. Bu yazımı, face üzerinden paylaştıktan bir süre sonrası ise kendi adıma kayıtlı sitem, aylarca hackle kalmıştı.

Önce şunu kabul etmek ve vurgulamam lazım. Devlet olmanın gereklerinden biri, geçmiş dönemlerdeki hükümetlerin yapmış olduğu Uluslar arası antlaşmaları –üzerinde tadilat yapma / erteleme veya  Ecevit hükümeti zamanında Eti aluminyumu özelleştirme kapsamı dışına alma gibi yetkisi olsa bile – gelen hükümetlerce uygulamak, uygulamaya hazır hale getirmektir. Yapılan bu antlaşmanın, bir devleti ve milleti yok etme aşaması bilindiği halde kabul etmenin vebali, bu kanunu ilk kabul eden O başbakan ve hükümetinin üzerinedir. O vebal ise; 24 Ocak 1980 kararlarını alan  (12.1979 – 09.1980) Adalet Partisi Hükümeti başbakanı / Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Ekonomiden sorumlu yardımcısı, aynı zamanda geleceğin Anavatan Partisi genel başkanı, başbakan ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal üzerinedir.

1980 darbe ve anayasası ise, Adalet Partisi hükümetinin almış olduğu kararların, anayasa kitabına  ve devlet düzenine yerleştirilmesini  sağlamıştır. Kapitalizm ve ABD, dünyada ve özellikle Türkiye üzerinde oynayacağı oyun ve kurallarını, daha önceden yazmış, rafa koymuş ve sırası geldikçe uygulamaya koymaktadır. Bu açıklamamın doğruluğunu anlamak için okumak ve düşünmek, gelişen olayları birbirine düğümlemek,  yeterlidir.

Peki! Bir milletin ve devletinin ekonomik olarak yok edileceği bilindiği halde neden! Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerince  kabul ediliyor, iptal edilemiyor veya değiştirilemiyor! ve uygulanmaya konuluyor?

Müslüman ve Müslümanlıkta  Türk Milleti olarak özümüzde – sözümüzde doğru ve dürüst olmamız gerekirken ne yazık ki yalanı, dolanı, haksızlık etmeyi, çalıp çırpmayı bir HAK olarak görmüş, doğru ve doğrulukları reddetmiş; – Benim memurum işini bilir! göstergesinde olduğu gibi,  yanlışları bile bile ve alkışlayarak – alkışlatılarak hep kabul  etmişizdir. Öyle ki, kendi kendimize bile doğruları söylemekten korkar duruma geldik / getirildik.

AKP Hükümeti, 2003  tarihinden bu tarafa hızlı bir şekilde devam etmekte olan özelleştirme gayretleri neticesinde, sonuca varmak üzeredir. AKP Hükümetinin  adalet, hak, hukuktan dem vurması sadece  meydanlarda estirilen bir rüzgardan öteye gitmiyor. Ozelestirmeler sonucu 68 milyar $ havadan para sahibi oldular ama hala cari, açık  hâlâ artan  dış borç var.

Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası 1999/2000 yıllarında DSP – MHP – ANAP hükümeti sırasında, özellikle ANAP kanadınca satılma aşamasına getirildi. DSP ve MHP karşı çıktılar. Hatta bir ara Alüminyum Fabrikasının Türkiyede ‘TEK‘ olması mucibince özelleştirilme kapsamı dışına çıkartmak istendi fakat, ANAP karşı çıktı. Ama yinede satılmadı/sattıramadı. AKP, geçmiş Hükümetlerin parça parça yaptığı özelleştirmeleri toptan yapmaya, bir an evvel kapitalizm ve ABD isteklerini yerine getirme ‘gayretine ‘ girdi.

Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikasının nihai satışı 17 Haziran 2005 tarihlidir.

Danıştay, 27 kasım 2007 yılında  fabrikanın satışını iptal etti. Lakin bu mercide alınan karar ve uygulanması, özellikle AKP hükümetinin engellemesi, mahkemelerin doğru kararı vermesini engelledi. Ve  Danıştay kararı hükümetce –  yok ‘sayıldı’.

Gelelim ferdi Anayasa Mahkemesi başvurularına. Baş vuruda bulunmak kolay. Bir dilekçe ve bu makamın kasasına yatırılacak olan cuzi bir miktar para. Ama iş burada bitmiyor. Edindiğim bilgi doğrultusunda:

Anayasa Mahkemesi (AYM), önce söz konusu davanın içeriğinin olduğu dosyaların ve her bir sayfasının  gerçek olduğunun kanıtı olması için yetkili bir mahkemeye yönlendiriyor. Bu mahkeme ise onayladığı her bir sayfa başına 1,50 lira harç alıyor. Mahkeme açan ben ve biz arkadaşların dosyaları ise ≈ 400 sayfadan oluşuyor. Ayrıca, Anayasa Mahkemesine başvuru yolunda avukat ücretininde yeniden verilmesi gerekiyor. Bu şekle göre 400 sayfa x 1,50= 600 lira. + Avukatlık ücreti ile birlikte bu  HAKLI davamızda kişi başı ödememiz gereken kümülatif  ≈  3 – 4,000 lirayı buluyor. Bu masrafı ise dava açan kişilerden kaçımız karşılar yada karşılaya bilir? 2013

Yazımın ilk tarafında AKP Hükümetinin hak, hukuk söylemlerinin sadece meydanlarda kaldığını belirtmiştim. Gerçek anlamda savundukları yönde olsalar idi,  Danıştayın almış olduğu kararı, ertesi gün uygulamaya koyarlardı.

Ama; partisinin başında Adalet olan AKP, mahkeme kararlarının uygulanmasını engellemek için  11 Haziran 2012 tarihinde yeni bir kanun  çıkarttı. Özelleştirilip, geçen zaman içerisinde alıcı kişiler tarafından yapılan bazı yenileştirme veya değiştirmeler neticesinde, geriye dönüşü müsait olmayan kamu mallarının geriye alınmayacağı konusunda bir kanun çıkarttı.

Bu kanunun yayınlanmasından sonra; Nilgün Üğüşlü isimli bir bayan avukat; Danıştayın, özelleştirilmelerin iptaline ilişkin almış olduğu kararları geçersiz sayan Hükümet  uygulamalarının İPTALİ için açmış olduğu dava neticesinde Danıştayın  Tüpraş; Eti Alüminyum, Seka ve Kuşadası Limanının satışının iptali kararının uygulanmaya konulması yolu açıldı.  Ama nerede adalet? (Not: Yukarıda anlatılan konu çerçevesinde benzer bir davayı Anayasa Mahkemesinde açmak için avukatımız ile yaptığım görüşmelerde Ali bey – Şimdilik beklemem gerektiğini  belirtmişti.)

Yapılan açıklamaya göre Tüpraş’ın % 14 lük hissesinin borsa değerinin altında satılması;  52 milyon $ değerindeki Seka’nın 1,1 milyon $ satılması ve Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır. Kaynak: Meltem Tv

– Başkalarının aleyhinde olan kararların uygulanması veya çıkarılması için gayret gösteren Hükümetimiz, kendi aleyhinde olan kesin bir kararı uygulamamak için her türlü ‘şeytani’ savunma ve uygulamaları ortaya koymaktadır. Hükümet,  alınan son mahkeme kararının karşı iptali için bir üst daireye baş vurdu. Haliyle bu sonuç beklenecek. –

Bu kararlar doğrultusunda, Özelleştirme Dairesi bu satılan fabrıkaları geriye almak MECBURİYETİNDE. Teslim aldığı günden itibaren 2 -iki- iş günü içerisinde İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİ ARKADAŞLARIMIZI GERİYE ÇAĞIRMAK ZORUNDA olduğu, çağırılmadığımız takdirde işçi arkadaşlarımızın Özelleştirme Dairesine karşı dava açılması gerektiği konusunda, malumatım bulunmakta.  27.12.2013

Hükümetin, Seydişehir ve bazı devlet fabrikalarının özelleştrilmesi hakkında almış olduğu yeni kararları okumak için bu linki tıklamanız, sizin daha geniş bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. BALLI OLMAK GEREKİR BAZEN!!! – Maltepe Ekspres Gazetesi.  07.2013

NOT: Bir arkadaşımızın kişisel olarak açtığı -Özlük hakkının iadesi hakkındaki başvurusu, mahkeme tarafından reddedilmiş. 02.2014

Anayasa Mahkemesinin Eti Alüminyum Fabrikasının özelleştirilmesi hakkındaki son, ÖZET kararı –11.04.2014 …..Anayasa Mahkemesi, Oymapınar HES’in özelleştirilmesine, iptal kararı verdi. Kararın gerekçesi, yürütmeye, “sınırlarını bil, yargıyı çiğneme” ültimatomu gibi….Mehmet Cengiz’e bedava verilen ve 1 milyar TL gelir elde edilen Oymapınar HES’in ve Eti Alüminyum’un derhal geri alınması gerekiyor. Bunun dışında iptale konu birçok özelleştirmeye de benzer işlem yapılması gerekiyor. Ancak AKP, yargı kararlarını uygulamıyor. …Oda Tv

Kralın yolunda yürüyen en güzel kişi.

01.2022 – Kral,  halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir.  Zaman içerisinde yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce,  bu yol üzerinde bir yarışma düzenlemeyi daha uygun bulur. Kral, isteyen her kişinin bu yarışmaya katılabileceğini ayrıca,

Bu yoldan geçecek en güzel kişi’yide  belirleyeceğini, ilan ettirir.

Yarışma günü,  insanlar akın akın gelirler. Bazıları  süslü en güzel arabası ile, bazılarıda en güzel elbiselerini giymiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel  biçimde  yaptırmış, kimileri de  en güzel yiyeceklerini yanında getirmiştir. Gençlerden bazılarıda sporcu kıyafetleri içerisinde, yol boyunca yarışmaya hazırlanırlar. Nihayet, gün boyu bütün insanlar bu yoldan gidip – gelirler.

Fakat kralın yanına gelen insanların hepsinin yüzleri asık bir vaziyette, aynı şikayette bulunurlar.  – Yolun bir yerinde iri taşlar  ve  moloz yığınları var. Bu birikintiler yüzünden yürüyüşümüz zor oldu, derler.

Günün sonunda bir yarışmacı kralın yanına, yorgun argın ulaşır. Üstü başı toz toprak içerisindedir. Krala büyük bir saygı ile yönelerek, elinde tuttuğu  altın kesesini uzatır.

 Yarışma yaptığım yol üzerinde yolu tıkayan taş ve moloz yığınlarından yolu temizlemek için uğraşırken, geciktim.   Bu altın kesesini de  moloz yığınları altında buldum.  Bu altın kesesi de size ait olmalı, der ve keseyi krala uzatır.  Kral gülümseyerek cevap verir:

–  O altınlar sana ait.

–  Hayır, benim değil. Benim hiç bir zaman bu kadar çok param olmadı.

– ‘ Evet ‘ der kral  ” Bu altınları sen kazandın ve yarışmanın galibi de  sensin. Yoldan, En güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan  geçen en güzel kişi,   ” Ardından gelecekler için, yoldaki engelleri kaldıran kişidir.”

Alıntı:  KÜPE Dergisi .     03. 12. 2011  Cumartesi  –    Mecit  ALBAYRAK

Öğrenilmesinde zorluk olan yabancı dillerin sıralanışı.

01.2022– ABD  Dil Enstitüsü bilim adamlarınca yayınlanan bir bilimsel açıklamaya göre, ana dili İngilizce olan bir insanın, yeni bir dil öğrenmek için harcayacağı zamanı, en kolay dil guruplarından, en zor dil guruplarına göre şu şekilde sıralamışlar:

1.  Afrikaans ( Güney Afrikaya göç etmiş, Hollandalı göçmenlerin konuştuğu dil); Danca (Danimarka); Flemenkce ( Hollanda – Belçika – G. Afrika lı); Fransızca; Haiti;  Norveçce; İtalyanca; Portekizce; Romence; İspanyolca; Swahili (Kenya – Uganda – Tanzanya) ve İsveçce.

2.  Bulgarca; Dari / Farsca ( İran, Afganistan, Tacikistan); Almanca; Yunanca; Urdu (Hindistan – Pakistan); Endenozya ve Malayca ( Tayland – Filipinler ve Endonezya).

3.  Amharic (Etopya); Bengalce; Burma; Çekce; Fince; İbranice; Macarca; Khmer (Kambocya); Lao (Laos  – Tayland); Nepalce; Filipince; Lehçe; Rusca; Sırpca; Sinhala (Sri Lanka / Kolombiya adası); Tai ( Tayland – Malezya); Tamilce ( Hindistan – Sri Lanka); Türkçe ve Vietnamca.

4.  Arapca; Çince; Japonca ve Korece öğrenilmesi en zor olan dil gurupları olduğu belirtilmiştir.

Dünyanın en zor dillerinden olduğu kabul edilen Japonca nın yazılımının öğrenilmesi için bir Japon çocuğunun; 12 -oniki- yıl boyunca sadece matematik ve Japon dili öğrenimini yapması gerekiyormuş.

Kanada ile ABD arasında yaşayan Chippewa Kızılderili kabilesi ile, Rusya özerk bölgesi Dağıstan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyılarında yaşayan bir etnik gurubun konuştuğu Tabasaran dilinin öğrenilmesi; Çince kadar zor olmaktadır.  Kaynak : 27.03.2012 pravda.ru

2021 yılında, Dünyada kaliteli yaşam sıralaması.

Aşağıdaki şartların varlığı, bir ülkenin gelişmişliği ve halkının rahatlığını tespit ederken aranan şartlardır.

  • Mülk satın alma ve sahip olma kolaylığı ve mülk yatırımlarının değeri
  • kiralama maliyeti
  • Sağlık ve eğlence gibi şeylerde avantajlar ve indirimler
  • Vize ve ikamet gereksinimleri
  • Yaşam maliyeti
  • Uyum ve arkadaş edinmenin ne kadar kolay olduğu
  • Eğlence ve olanaklar
  • Sağlıklı yaşam
  • Geliştirme ve altyapı
  • İklim
  • Ülkenin siyasi durumunun istikrarı  gibi kriterler, dünyada kaliteli yaşamın ölçüleridir. w.investopedia.com/

Bu şartlara uyan ülkeler, genelde değişmezler. Aynen ülkemizin sıralamada aldı derece ve yeri gibi. Buradaki kayıtlar,, sıralamaya konan 165 ülkenin, 2020 yılı sonuçlarıdır.

1 – Finlandiya  2 – Danimarka  3 – Norveç  4 – Belcika  5 – İsveç  6 – İşviçre  7 – Hollanda  8 – Fransa  9 – Almanya  10 –  Japonya  11 – İngiltere  12 – Kanada  13 – G. Kore  14 – ABD  15 – Tayvan   16 – Avusturya  17 – Avustralya  18 – İrlanda  19 – Singapur  20 – İspanya  21 – İtalya  22 – Çek Cum.  23 – Portekiz  24 – Yeni Zelanda  25 – Lüksemburg 26 – İzlanda  27 – Lihtenştayn   28 – Hong Kong  29 – İsrail  30 – B.A.E  31 – Yunanistan  32 – Kıbrıs  33 – Macaristan  34 -Malta   35 – Hindistan   36 – Estonya   37 – Çin   38 -Tayland   39 – Filipinler   40 – Breziıya   41 – Malezya  42 – Katar   43 – Rusya

2019 yılında 39. olan Türkiye, 2021 yılında 61. inmiş. 

Kaynak; https://ceoworld.biz/2021/06/20

Dünyanın ve Türkiye’nin en sıcak ve en soğuk bölgeleri ile Sibirya ve Antarktika.

  • Dünyada  her hangi bir ülke veya yerleşim yerine ait GERÇEK İKLİM VERİ kayıtlarını açıklayan Meteorolojik bilimsel merkezler;                                                                                                 ♦ BU SONUÇLARA: Bir ülke veya şehre ait; meteorolojik kayıtların gerçeği göstermesi için,  o bölgenin 12 ay – 365 gün süresi ile, en az geriye dönük son 10 yılın sıcak, soğuk, yağmur vb kayıtlarının ortalama sonuçlarının mukayeseli tespiti gerektiğini, belirtmektedirler. 

Türkiyede en soğuk ve sıcak olan şehirleri : Türkiye de tespit edilmiş en sıcak şehrimiz, 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe + 48.8 C’ dir.  ♣En soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait – 44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir. Kaynak: BBC

Hava durumlarını,  günlük olarak televizyon gazete ve cep telefonlarında  takip eder,  okur, duyarız. 26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonu Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41, Antalya nın ise  38 C’ olduğunu söyledi ve okudum. Yazımın başında belirttiğim gibi günlük hava durumu, o bölgenin gerçek iklim, hava durumunu göstermez. 

♠ 13 Aralık 2016-16 Ocak 2017 arası, aralıklı olarak Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında ise, sadece günü birlik sayılabilecek soğuklar neticesinde; – 27 C’ görüldü. 2021 Aralık / 2022 Mart arası nerede ise daimi olacak şekli  ile  eksi dereceler görüldü.

2022 yılı Ocak ayı ortasında ise, Türkiye çapında  yine 2017 yılında olduğu gibi  2022 Ocak ayında Türkiyenin,   – 27 C’  ile en soğuk ikinci soğuk şehri oldu. Mart ayı içinde ise, tüm Türkiye sathında  olduğu gibi, etkisi olmasa da 40 cm varan kar yağışları oldu.  

♠ Bundan böyle,  (Konusunda uzman kişilerin belirttiği ve ülkemizdede beliren ani, derin hava değişikliği ile, aşırı yağışların görülmeye başlandığı bir gerçektir. İlaveten, bir Türk iklim uzmanının; Bundan böyle Türkiye de, tropikal iklim değişiklikleri olacak, demişliğini vurgulamış olayım.) Dünya yüzeyinde oluştuğu belirtilen iklim değişikliği nedeni ile! Bu zamana kadar en sıcak / soğuk bilinen bölgelerde,  günlük veya daimi aşırı hava değişimlerinin olacağı, unutulmasın. Seydişehir, yaşadığım yer olarak sadece bir örnektir. 

01.2022 – ♠ Rakım; iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağlar arasında kalmış platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları ile; Yapay bile olsa gölet ve barajların  az/çok olması, O bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması yörenin iklimini etkilemektedir.

♠ Örneğin; Alanya ve Manavgat ilçelerimizin ikisi, Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya, Manavgat’tan daha sıcaktır.

♠ Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden daha soğuktur. Bu bilgi bilimsel bir tespittir. İlaveten GK merkezi tamamen toprak bir tabakadan oluşurken KK, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. Ayrıca GK kıtasında, kraterinde lav kaynayan bir yanardağ, mevcuttur.

2020 yılı, 10/11 mayıs günlerinde sıcaklık (Tr, geniş bir bölgesi dahil olmak üzere) Serik Gebizde gölgede + 49 C’ olup; Tam güneş altına koyduğum elektronik derece, 50 C’, bozulmuştur. Bu günlere ait, bilimsel çevrelerce yapılan yoruma göre, bu sıcaklığa ‘cehennem sıcaklığı’ adı verilmiş.

  • Hal böyle iken; 2020 yılı kışı ve şuan 14 Haziran gününde, haziran ayını yarılamış olmamıza rağmen, havalar serin esen rüzğarların etkisindedir. Şuan saat 01.00 ve sıcaklık: evin içi 22, sokak 12 C’ dir. 15 haz.2020

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık kayıt ortalamalarında, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru + 28 C’ ile + 15 C’  arası farklılık olmaktadır. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları + 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının, iki önemli nedeni var:

A – Toros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında (Himalaya/Ural dağları gibi) doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını  kesmektedir.  Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt. 

B –  G. Doğu Anadolu Bölgemiz 729 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye,  Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu coğrafik yapı nedeni ile Güney Doğu bölgemiz sıcaklık konusunda Akdeniz iklimi ile, 0,1 /0,9 C’ farkları arası, yarışmaktadır.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya  (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder.

Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunuda hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. V e Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 12 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. (Özellikle bu ilçeye gittim.) Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsul kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk olan şehirlerimizin başında, – 15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı, – 11 C’ ile Kars ve – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870,   Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki  Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin  3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk  hallerinin ortalaması ise: + 5 / 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 /45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir.  

Sibiryanın – en soğuk değil– daimi soğuk olmasının nedeni: Sibirya toprakları, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Sibirya; D/B istikametinde Avrupa-Asya/Sibirya arası Ural dağları olması nedeni ile bu taraftan, Sibirya bölgesine sıcak/serin bir havanın gelmesi mümkün değilken; Sibirya nın güneyinde ise, doğu/batı yönünde uzanan Pamir ve  Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor.

Hint Okyanusundan yükselen sıcak nemli rüzgarlar, bu yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan sıcaklığı ve nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendiside soğuyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), Sibirya toprakları, enlem olarak KK hem içinde hem sınırına daha yakın olduğu için bu bölge, kuzey buz denizi üzerinden gelen, soğuk havanın etkisi, altındadır.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise; Rusyanın Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın ve kutup bölgesinde olan Verkhoyansk rakım: 130 mt. 1888 yılı Ocak ayı – 67.8 C’. Bu yerleşim yerinde en yüksek sıcaklık; 20 Haz. 2020 38 C’ olmuş.

Diğer yerleşim yeri ise Oymyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yeri, kutup sınırı dışında olup, Pasifik Okyanusuna daha yakındır. Kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C’  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş.  22 Aralık 1991 günü Grönland adası – 69,6 C’ ile Mars gezegeninden bile en soğuk gününü yaşamış. Kaynak: NASA / Rus Bilimler Akademisi  meteoroloji istasyon kayıtları ve livescience

Dünyanın anlık ve ortalama tespit edilen en soğuk yerleri: ABD / Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ ● ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün için) – 45 C’ ●  Kuzey Kutup (KK) Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. ● ABD/Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C’ ● Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’. 07.2017 Kaynak: www.uznayvse.ru

– Dünyanın 60′ enlemi üzerinden itibaren başlayan Kuzey kutup bölgesinde, kar yağmaya devam edecek ama, buz katmanlarının 2050 yılına kadar yok olacağı açıklanıyor.

Himalaya dağ bölgesi zirvelerinden üç ayrı bölgede, 1960 yılına kadar oluşmuş buz ve kar katmanlarının, 2018 yılına kadar 80 metre kalınlığında eridigi, yok olduğu CIA/NASA kayıtlarınca tespit edilmiş. 

Bu erime nedeninin ise! Dünyanın,  Güneşe göre 23⁰ olan acı uzaklığında, Güneşe doğru bir yakınlaşma acısında küçülme olduğu  belirtilmiştir. www.livescience.com                         Edindiğim son bilgi doğrultusunda; Küresel ısınma nedeni ilen, Afrika sıcaklıklarının her 10 senede bir, 40 km kuzeye doğru ilerlediğidir. 

 

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehrinin 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım. 

NASA, 9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına  göre: Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre, Dünyanın en soğuk olan bölgesi, – 93.2 C’ (- 136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır.

– 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama en sıcak yerleşim yeri, Etiyopya/ Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması: +34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: +47 C’ dir. Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.(3.2018)

1915 yılı Arizona Tuskon Çölü yüzeyinde 71,5 C’, aynı anda ve aynı noktanın 4 mt üstünde ise, 42,5 C’ ölçülmüş. Dünya meteoroloji standartlarına göre En doğru Sıcaklık/soğukluk ölçümü; yerden 1,2 ile 2 mt arası  yukarıda,  duvar dibi, ağaç yanı olmayan gölgeli bir alan içinde, ölçüm yapılmalıdır. Kaynak: NASA-BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti  Vredendal  kasabasında, Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık +48.4 C’ olmuş (bu ülke için yukarıda vurguladığım yazımı hatırlayınız). 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş. Kaynak: www.gismeteo.ru  20.12.2010 mecit albayrak 

Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Mısır tarihi ve arkeoloji, en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştır’ır’dım. Burada aktaracağım açıklamalar; Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihe olan alakam ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarımdır.

01.2022 – Bu yazıma ait bilgilere destek olması ve okuyucunun yorum yapa bilinmesine katkı sağlamak için ilave bilgi:

1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitap ile, 2014 basımı Tevrat kitabından sağladığım alıntı eşliğinde Adem A.S. doğumunun,  İnsanlığın  başlangıcı ve tarihi olarak sıfır (0) olduğu bilgimiz üzerinden gidersek (gerçeği CC bilir), Adem AS dan günümüze değin kaç yıl geçtiğini rahmetli Ömer hocamızın YORUMU  ile kişisel araştırmalarımla birlikte paylaşmak istedim.

  • Adem AS yaradılış tarihini (sıfır) 0 kabul ettiğimizde Adem as (tevrata göre) 930 yıl yaşadı.
  • Sıfır -0- tarihinden itibaren ilave ederek devam ettiğimizde ise;  ….
  • 2242 sene sonra, Nuh Tufanı oldu.
  • 3337 yıl sonra; İbrahim AS doğdu, 3512 yılında öldü. İbrahim As Oğulları (İshak ile İsmail), İshak oğlu Yakup ve oğlu Yusuf as
  • 3748 yıl sonra; Musa AS doğdu, 3868 yılında öldü. -bundan sonrası
  • Benim araştırmama göre Tevrat üzerinden gidersek:
  • Musa As. sonra İsa AS kadar ≈ 1450 yıl geçti 3868 + 1450= M.Ö. 5318 +0.0+ M.S. 2021 = İnsanoğlu; 7339 yıldır fani dünyada yaşamaktadır. Bilimsel olarakta, 14,000 yıl.  (Yalnız, bu rakamlarda mantık aramayınız). 
  • livescience.com sitesinden aldığım bilgiye göre ( Hz Yusuf ve Musa as yaşadığı tarihler);  Hz Musa’ya peygamberlik görevi M.Ö. 1313 yılında verildi diyor. ( Bu tarihi! gerçek olarak ele alırsak! Yahudiler bu tarihten 400 yıl önce Mısıra Yusuf zamanında geldiler ise! (MÖ ∼ 1700 yılı ediyor) Bu şekle göre Yusuf as, MÖ 1750 – 1620 yılları arasında yaşamış oluyor.) Tevrat: Hz Musa peygamber olduğunda 80 yaşında idi diyor.  Buna göre Musa as. doğumu: 1313 +80 = MÖ 1393 oluyor.
  • İnsanların geçmişi ile dinler arası tarihler, kafa karıştıran durumlardır. Okullarda okuduğumuz Akhenaton tarihi ile Hz Yusuf birlikteliğini ölçü aldığımızda ise, bu sefer Hz Musa’nın doğum tarihi yanlış oluyor. Veya tersini düşünün!!- 27.03.2018

Hz. Yusuf – Yusarsif  Yuzarsif dizisi, dini ve tarihi olduğu için, zevkle seyrediyorum. Burada bir konuya parmak basmak istiyorum. Hz Yusuf filminin etkisinde kalıp; Tamam bu, bu şekildedir, demeyin. Hz Yusuf hakkında gerçek olanlar Kuranda yazılı olanlardır. Misal:  Hz Yusufun sağ kalmasına sebep olan kişi, Tevrat ve filimde Levi;  Kuran yorumcuları tarafında ise, Yahuda veya en büyük abileri Ruben gösterilmektedir.

Farkında’mısınız bilmiyorum ama filmin ana konusu İslam ve Müslümanlık değildir.  Esas konu, Hz Yusuf ve Züleyha’nın aşkı üzerinedir. Nereden çıkartıyorsun derseniz:  Çok tanrılı inançlarından dolayı Baş rahip ve yardımcıları, 39. bölümde  Hz Yusuf ve Akhenaton tarafından yargılanırken Yusuf’un karısı Asenat; Züleyha’nın aşkını savunmak için yargılama anında araya giriyor ve -bahaneye bakan- Akhenaton’da hemen yargılama işlemini  erteliyor!! 

Diğer bir en büyük çelişki ise! Allah; Kuranda her türlü zinayı yasaklamış ken! Yaptığı ahlaksızlığı, doğru göstermeye çalışan! ∼ 65 yaşındaki kör Züleyha; Filmin sonlarında Allahın istemesi ile! 30 yaşına indirgeniyor. Yanlış degil mi ?

Dizinin son bölümünde ise; Hz Yusufun önünde secdeye gelecek olan kardeşlerden Yahuda, Şimon’a – O peygamber ama, İsrail halkı benim adımla anılacak diyor. Geleceği bilen yalnızca Allah’tır. Hz Yusuf ve Hz Muhammed’e bile bu yetki verilmezken; Yahuda yaşadığı tarihten ≈ 600 yıl sonrasını nasıl biliyor?

Ve neden!! Filmde ve Kuranda Mısır halkı!! Hz Yusuf yaşarken ve sonrasında İslami yönden günümüzde inandığımız tek Allaha inandıkları veya, Müslümanlığı kabul  ettiler açıklaması ve ayeti YOK!  25.05.2016

Yusuf as neden Mısırda idi : C.Allah Yusuf as’mı, Mısırda Müslümanlığı yayması için değil! Kardeşleri öldürmesin diye gönderdi.

Mısır ne   zaman Müslüman oldu:  C. Allah Musa as, Mısıra Müslümanlığı yayması için gönderdi. Firavun ise, kabul etmedi. Mısır,  Hz Ömer zamanında Müslüman oldu.

Bazı ansiklopedik yazılarda Mısır tarihi anlatılırken; M.Ö. 1500 -1450 yılları arasında İbrani/Yahudilerden söz edilmekte ve Suriye taraflarına sefere çıkan firavunların dönüşte Mısıra, bu halktan olan insanları getirdikleri, yazılmaktadır. (Büyük Larousse) 

Nasyonel Coğrafya kanalına göre ise, eski mısır hiyeroglif yazıtlarında İsrail oğulları;  Hz Yakup veya Hz Yusuf’un Mısıra etki ve faydaları veya burada yaşadıklarına dair hiç bir resmi veya taş kayıtlarında isimleri geçmez. Bunun nedenini, bir bilgi ve tarihi gerçek olarak aşağıda belirttim. Sadece; Yahudi inanışında Allahın adı olan, Yahova yazısına rastlanılmış. 10.2020

İlaveten; yoruma gerçeklik kazandırmak için şunu yazayım. Mısır kayıtlarında Hz Yusuf ve İsrail oğulları neden yok diye düşünürsek!!;  Koskoca Mısır firavunu 4. Amenhotep adı ve yaptıkları, taş kayıtlarından siliniyorsa! Hz Yusuf ve İsrailoğulları neden yazılı olarak bırakılsın!!

Seyrettiğim belgesel tv proğramında  Arkeoloğ;   4. Amenhotep /Akhenaton’un tek tanrı inanışına sahip olmasının nedeni olarak;

Akhenatonun Yahudi kökenli olan dedesi ile anne annesi   ve   annesi Tia,  babası      Firavun 3. Amenhotep / 3. Amenofis‘in (aynı kişi) etkisi olduğunu belirtmektedir. Bence filimde, din konusunda baba ile oğlunun bu kadar ‘aşırı devrimci‘ olmalarının diğer bir nedeni olarak Rahiplerin, firavunlar üzerindeki gelmiş – geçmiş olumsuz etkilerinide, sayabiliriz.

Not: Hz. Yusuf dizisinde ana Kraliçe Tia’nın, tek tanrıya karşı olduğu gösterilmektedir.  Arkeologlarca ve çeşitli ansiklopedik bilgilerde ise Kraliçe Tia / Tie’nin kökenin tek tanrıya inanan Yahudi veya Anadoluda hüküm sürmüş, yine Tek tanrıya inanan Luvi Krallığı ve kral kızı olduğu yazılıp, söylenilmektedir.

Yusuf  as. tek tanrı konusunda firavunu etkilemiş ve cesaretlendirmiş olabilir. Dolayısı ile Firavun’un, bizim inandığımız  tek Allah  anlayışından ziyade;  tek tanrı olarak Güneş‘i  göstermesinin sebebi bana göre; –  GüneşTek olarak varlığı herkesçe bilinen ve her gün görünen, inkar edilmesi mümkün olmayan, halkın kolayca ikna edilmesini sağlayan bir örnektir. 

Yazımın ana teması, tanrı Amonun memnun olduğu kişi; Amenhotep  veya Aton’a (güneşe) tapan manasında eski devrimcilerden Firavun Akhenaton dur. Burada kendi düşüncemin teyidi doğrultusunda  bir alıntı yapıyorum.  Anadolu İnançları konulu bir kitapta Akhenaton’un – Tek tanrıcılık konusunda öncü, olduğu vurgulanmaktadır.  02.2019

Akhenaton,  MÖ 1380 – 1332 yılları arasında yaşamış olup, 18. hanedana mensup firavunların 10. idi. Tanrı Amon,  MÖ 2000-1900 yıllarında; 12. hanedan tarafından; Mısır ülkesinin Hava, Rüzgar, Gemicilerin ve ülkenin TEK tanrısı olarak kabul edilmiş.

Amon, Mısır halkının baş tanrısı olmakla birlikte, başka amaçlar için yapılmış, görev verilmiş çeşitli isimlerde tanrıları da vardı. Mısırdaki çeşitli tanrıların varlığı ve çokluğu, Hz Yusuf’un fikirleri ve  Akhenaton’un istekleri sayesinde, Tek bir Tanrı/Allah’a indirgenmiştir.

Eski Tanrı Amon’un dini merkezi olan Karnak‘taki tapınakların rahipleri, dini konularda oldukları kadar maddi açıdan da büyük bir güce sahip idiler. O günden bu tarafa tüm Firavunların savaşlarda kazandığı ganimetlerin bir bölümü, tapınaklara otomatikman ayrılıyor ve Rahipler bu sayede, maddi güç sahibi oluyorlardı.

Rahiplerin elde ettikleri bu orantısız ve kolay kazanılan maddi güç sayesinde, bazı konularda halkın desteğini de alarak, Firavunlara bile karşı gelebilme durumları  söz konusu oluyordu. Akhenaton ile  babası III Amenofisin (dizide) rahipleri sevdikleri  pek söylenemezdi.

Firavun Akhenaton’un güzelliği ile dillere destan olan karısı Nefertiti‘nin soyu hakkında da, kesin bilgiler mevcut değildir.  Yine arkeologlarca Nefertiti’nin;  Akhenaton’un (yahudi/luvi’li) annesi Tia’nın  yeğeni olduğu hakkında görüş ve anlatımlar mevcuttur. Akhenaton, babasının ölümünden sonra M.Ö. 1352/1332 yılları arasında firavun/kral oldu. 

1346 yılında Tanrı Amon’a tapınmayı yasaklayıp; Evrensel  yaratıcı güç olarak kabul ettiği  tek tanrı Güneş’e  -Aton’a-  tapınılacağını ve adınıda değiştirerek güneşe tapan  manasında AKHEN(ATON) olduğunu açıklamış.

Akhenaton,  Amon rahipleri ve tapınaklarının dini merkezi olan Karnak  şehrinin bir benzerini, krallık yönetim merkezi olan Teb şehrinin 180 km kuzeyinde Kahire’ye doğru,  Aton’a tapanların dini ve siyasi başkenti olarak; El – Amarna’da  bir şehir kurdurmaya başladı. Akhenaton’un Kurdurduğu şehir Teb, Mısır ülkesinin ortası sayılır.

Coğrafi olarak Nil nehrinin ilk doğduğu yer olan Tanzanya toprakları ile, Sudan ülkesinden Teb şehrine doğru  olan bölüme Yukarı Mısır, Teb’den Ak Denize doğru olan bölümede Aşağı Mısır deniliyor. Kralların ellerinde, göğüs üzerinde çapraz olarak tuttukları düz ve çengelli nesneler, iki bölgeli  Mısırı temsil etmektedir.

Akhenaton, MÖ 1342 yılında başkenti El – Amarnaya  taşıdı. Krallığı  süresince önemli savaşlar olmamıştır. Yine bu yılları ifade eden bilgiler;  kil tabletler üzerinde Tel el – Amarna’da define arayanlar tarafından 1880 yılında bulunmuş. Bu tabletlerin örnekleri,  Akat dilinde yazılmış olup Ankara Medeniyetler Müzesinde (gördüm) ‘Amarna mektupları’  olarak adlandırılan bölümde, mevcut idi.

MÖ. 1346 – 1335 yılları, tek tanrılı dinin Mısır’da en etkin olduğu yıllardır. İzlediğim arkeolojik belgeselde, MÖ 1335 yıllarında Kraliçe Nefertiti‘nin bir şekilde ortadan kaybolduğu, ama ölümü hakkında hiç bir  bilgi bulunmadığı, anlatılmıştır.

Arkeolojik Anlatımlardan; Amon Rahipleri ile saraydaki eski tanrıya inanan ve siyasi etkinliği olan kişilerin etkisinde kalan Kraliçe Nefertiti’nin, eski ve yeni tanrı konusunda Kral Akhenaton ile ciddi bir anlaşmazlığa düştüğü vurgulanmaktadır. Bu durum karşısında kral Akhenaton, karısı Nefertiti’yi saraydan çıkarttı. Veya beklenmedik bir gelişme neticesinde,  zamanımızda yapılan anlaşmalı boşanmalar gibi kral, kraliçeyi saraydan attı!! 

Kral ve Kraliçenin hiç erkek çocukları olmadı. Sağlam bulunmuş bazı figürlerde sadece 6 tane kızları betimlenmiş. Gerçi firavunun 2. bir eşi ve bu eşinden oğlu olduğu belirtiliyor ama, siyasi yetki Nefertiti ve kızlarında. Gerçek durum bu şekilde iken, Mısır tarihçilerini de  meraka sevk eden bir gelişme ortaya konuluyor.

Kraliçe Nefertiti’nin kaybolması ile kimine göre, hem üvey oğlu hem damadı Tutankamon ve/veya Smenkhare isminde bir erkek, sarayda bulunmaya başlıyor. ( Smenkhare ismi, benim talebelik zamanlarımda tarih kitaplarında geçerdi)

Bazı kayıt ve açıklamalarda ise kraliçe Nefertiti’nin, Smenkare ismi ile ve makyajlı erkek olarak, tekrar saraya girdiği yönünde görüşler belirtiliyor. Çünkü Smenkare’nin kim olduğu  hakkında geçmişine ait kesin bir bilgi yok. Sarayda bu isimde bir kimsenin varlığı da  bilinmiyor. Bu gelişme bir bakıma dünyanın her yerinde bulunan ve bilinen şekli ile, iktidar içi çatışmalar ve rötuşü şekli olarak algılana bilinir.

Kral, bir kızını  Smenkhare ( Nefertiti? veya Tutankamon?) ile evlendiriyor. Ardından tahtına ortak ve kendisinden sonrada ardılı olarak ilan ediyor. (Tarihi yazıtları baz aldığımızda, evlendirilen kişi Tutankhamon oluyor)  Akenaton bir süre sonra Smenkare’yi  eski başkent Teb şehrine,  Amon  rahipleri ile görüşmeye gönderiyor. ( Bana göre ortada bir sorun var ki Büyük kral, ortağını  rahiplerle görüşmeye gönderiyor. Değilse neden göndersin!!.)

Akhenaton – Smenkare ortak krallığı, 3 yıl sürüyor. İşin garibi Kral Akhenaton ve Smenkhare‘ – ve/veya karısı Nefertiti – ‘nin ölümleri M.Ö. 1332  yılında ve birbirine yakın bir zaman içerisinde, peş peşe oluyor. Ve Akhenatondan sonra öz oğlu ve damadı Tutankhamon, resmen kral oluyor.

Akhenaton’un ölümü ile; El Amarna Karnak’ta (günümüzde Luksor kenti) tek tanrıya inananlar ve Güneşe tapanlar için yaptırdığı şehir, yerle bir edilmiş. Bu görüşte olan kişiler,  öldürülmüş. Ve böylece  “devrimi istemeyen”  el yapımı “Tanrı” larından vazgeçmek istemeyen  Mısır halkı ile rahipler, eski  başkent Teb’e ve Amon dinine dönmüşler.

Akhenaton’dan sonra firavun olan Tutankhamon, Ay ve Horemhop’tur. Firavun Ay’ın hikayesi ise: Ay-  Amonhotep / Akhenaton’un annesi  Ana kraliçe Tia zamanında, Tia’nın, akrabası olup sarayda görevlendirilmiş. Önce devlet görevlisi sonra vezir veya danışman olup bir desise ile ölen/öldürtülen Tutankamon’un  hem kız kardeşi hem karısı olan dul kraliçe ile evlenip, firavun olmuş.

Arkeoloğ anlatımlarında;  Ay’dan sonra firavun olan Horemhop, (bir belgesel filmde, sarayla kan bağı olmayan halktan bir kişi ve babasının ‘peynirci’ -mandıra sahibi- olduğu söylenmişti)  Hem kendi isteği hem Amon rahiplerinin etkisi ile, Antik Mısır kayıtlarında Akhenaton ve Tutankhamon‘un  geçmişlerini anlatan yazılı ve resimli taş, dikit ve tabletleri imha ettirmiş.

Böylece arkeologların,  Akhenaton hakkında kesin bilgilere ulaşamaması Ayrıca,  4. Amenhotep / Akhenaton’un  2. karısından öz oğlu, 1. karısı kraliçe Nefertiti’nin ise hem üvey oğlu hem damadı olan kral Tutankhamon’un mezarının, 1922 yılına kadar sapa sağlam kalmasının nedeni olarak, firavun Horemhob gösterilmektedir. 

Akhenaton/Smenkare/Nefertiti’nin mumya ve mezarlarının nerede olduğu Firavunlar tarihine ait, 2007 yılı çekimli belgesellerde bile bilinmiyordu.  Amon Rahipleri ve Amona inananlar,  Akhenaton ve Tutankhamon’un ölümü ile birlikte yaptırdığı her şeyi ve mezarlarını imha ederek, Bir bakıma Akhenaton’dan intikamlarını çok acı bir şekilde almışlar.

 Akhenatonun, yok edilen şehri, ortaya çıkartılmış.  Yapılan açıklamaya göre, 2000-2020 arası yapılan çalışma sonrası, Akhenatonun tahrip edilen şehri, söylenildiğinden daha temiz şekli ile bulunmuş.  https://www.youtube.com/watch?v=2GERZ6NqIBc  09.2021

Yine izlediğim bir belgeselden yola çıkarak, bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.  Mısır hiyerogliflerinin anlamını çözen Fransız bilim adamının, çözmek için tesadüfen eline aldığı kil tablette, Ramses’in adı vardır. Hiyeroglif yazılarının ilk çözümüne, bir otel odasında başlanılıyor.

Bir hiyeroglif  örneği olarak Ramses adını örneklemek istiyorum. Hiyeroglif yazılım şekline göre: Çember‘in  okunuşu = Ra , çemberin ortasındaki nokta = M,   geometrideki Pi işaretinin benzeri olan    ise = S ve S , E ‘nin açıklamasını hatırlamıyorum. (O nun ortasında nokta olduğunu düşünün)  O∏E∏ Ramses

Kral Akhenaton, hayatı boyunca bu inanışı yaşamış ve yaşatmıştı. Her ne kadar (Hz Yusuf) Kral Akhenaton ölümünün hemen akabinde, yaptırdığı her şey ve  Güneş tanrısı figürleri  yok edilmiş olsa da, zaman içerisinde Mısır halkına aşıladığı TEK TANRI görüşü unutulmamış.

Akhenaton’un ölümünden  ≈ 70 yıl sonra insan yapımı olan heykel tanrı  Amon ile tek ilahi tanrı (Güneş) Aton;  MÖ 1200 yıllarında karma iki tanrı ismi ile  Amon – Ra   inanış şekli ile,  Mısıra hakim olmaya başlamış. Yaşarken yapmak istediği devrim, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devlette tek tanrı inanışı,  Mısır da  hakim oldu.  01.2011 Mecit  ALBAYRAK

Dünyanın En Yüksek 10 Dağı

Çeşitli ülkelerin uzaya gönderdiği araçlar sayesinde yer yüzü ve yer altındaki  her türlü değişim ve gelişimleri, ‘anında’ takip etme ve öğrenme durumları bulunduğu, bilinen bir gerçektir.

01.2022- Zamanımızda Uzay uydularına sahip  ülkelerin, Dünya küremiz üzerinde yer alan dağ, tepe, nehir,..vs..leri,  ileri teknoloji sayesinde ve amaçları her ne ise,  o doğrultuda en geniş ve gerçek bilgileri, 0 -sıfır- hata ile tespit ettikleri bilinmektedir. Uzaydan tespiti yapılan Dünyanın en yüksek on dağının bulunduğu ülke adı ile sıralaması ise:

1 – Himalaya dağı Everest Tepesi – Nepal / Tibet     8.850 mt

2 – K2 Chogori dağı – Pakistan / Çin                   ”       8.611 mt

3 – Kanchenjunga dağı – Nepal / Hindistan      ”        8.586 mt

4 – Lhotse   dağı   –         Nepal / Çin                        ”      8.516 mt

5 – Makalu  dağı     –        Nepal / Çin                     ”            8.485 mt 

6 – Cho Oyu dağı   –          Nepal / Çin                     ”      8.188 mt

7 – Dhaulagiri   dağı     –          Nepal                          ”          8.167 mt

8 – Manaslu  dağı     –              Nepal                          ”    8.163 mt

9 – Nanga Parpat  dağı   –    Pakistan                   ”        8.152 mt

10 – Annapurna 1  dağı   –      Nepal                          ”      8.091 mt Kaynak; NASA

22.02.2013  Cmt          Mecit  ALBAYRAK        

Fotoğraflarla İnsanlar, Şuhut Senir Köy ilk okulu ve talebeleri. 2010 – 2012

IMG000220 kızım vetalebesiFotoğraf-0031_1 (2) öğretmeni ve talebesi02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (1)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (2)Senir köyü ve mevlana02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (4)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (5)100_0114 Fotoğraf-0004 (2) Fotoğraf-0005 (5) Fotoğraf-0005 Fotoğraf-0013 (6) Fotoğraf-0019 (2) Fotoğraf-0031_1 (2) Fotoğraf-000

Aşağıdaki resimlerde görünen Senir Köyü okul girişi önündeki yavrularımız, öğretmenleri ve görevlinin bulunduğu resimler, bağlı olduğum hosting de meydana gelen arıza nedeni ile silinmişti.  Günlerce google da aratmış, bulamamıştım. 9 ay sonrası bilgisayarımın kopyası içerisinde tesadüfen buldum.  Sevincimi tarif edemem. Yukarı bölümdeki resimler ise;  2008 yılı  okul öncesi öğretmenleri kızım Ayşeğül ve eşim Zeynep ile, 2012 yılı talebeleri, öğretmenleri ve görevlisi, O günün bir hatırası olarak görünüyor.

Bu fotoğraflar konusunda bir düşünce ve isteği olan olursa, sayfamın altındaki YORUM kısmına görüşlerini yazabilirler. Kendilerine zevkle cevap vereceğim.

Senir köy – Şuhut 7 km /  Şuhut – Afyon 28 km. Gelen soru üzerine: Şuhut rakım: 1140 mt,  Senir köyü okul alanı: 1230 mt

Aşağıda Okul bahçesindeki çocuklarımız ise, Kızım Ayşegülün ilk eğitimlerini verdiği okul öncesi talebelerin resimleri 2012 tarihli, mevlevi dervişleri kiyafetindeki okul öncesi talebelerin resmi ise 2011 tarihlidir.  12.2014 –

08.2013 yılında Restorasyonuna başlanan Şuhut merkez Camisinde yapılmakta olan çalışmalar ile ilgili resimler için bakınız. – Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim

1 2 3 4 5 8

Farklı genel kültür bilgileri.

Burada okuduğunuz bilgiler, sadece kültürel amaçlı olup, yabancı bilimsel yayınlanmış makalelerden alınmıştır. 

01.2022 – Dünyada en sert sondaj matkaplarının sadece % 12 si, yer kabuğunun 12,000 mt derinliğine kadar inebiliyor. Daha aşağıya inilemediginin sebebi ise; Gezegenimizin derinliklerine inildikce artan, aşırı basınçla  birlikte artan sıcaklıktır. 

– Jeologlarca yapılan bir hesaplamaya göre; Dünyanın merkezinde altın, 1 katrilyon 600 trilyon  ton ağırlığında altın olduğu, ve bu miktarın dünya  yüzeyini, 1,5 mt kalınlığında kaplıyacağı, çekirdeğin, demir ve nikel ağırlıklı eriyik metallerden oluştuğu  yönündedir. Okyanus tabanındaki altın ise, 20 mln ton altın olduğu tv de yazılmıştır.

– Dünya çekirdeğinin güneşin yüzeyi kadar, 5500 C’ sıcaklığa sahip olduğuna inanılıp, dünya merkezinden yüzeye doğru olan basıncın, Atmosferin dünya yüzeyine yaptığı basınçtan üç milyon kez daha fazla olduğu belirtiliyor. Güneşin üzerine; 1,3 milyon adet dünya sığmaktadır.

– Dünyamızın dış kabuğunun 1216 km derinliginden itibaren, demir ve nikel madenlerinin erimeye başladığı, Manto bölümünün ise, yüzeyden 3500 km den itibaren başladığı yazılıdır. 

– Gelecekte, hareket halinde olan tektonik plakalar nedeniyle bugünkü bilinen kıtaların, durumunda değişiklik olacağı; Afrika kıtasının Avrupa ile birleşeceği,  Kuzey ve Güney Amerika kıtalarının ise, birbirinden ayrılacağı dile getirilmektedir. 

Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu bilgiler; özellikle ww.livescience.com üzerinden, Bilim adamlarının bilimsel araştırmaları neticesinde açıklanmış teknik bilgiler olup, yorum şekli ile yazmaktayım. 

01.2022 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı nedir ?  Elinizdeki kahve fincanı  ve tabak düştü 5-6 şar parçaya ayrıldı. Yapıştırdınız. Tabak, tektonik plakayı, fincan ise fay kırıklarına sahip yeryüzünü temsil ediyor.

Dünyada 8 büyük, 152 küçük tektonik plakanın olduğu açıklanmaktadır.  Bunlar; K. Amerika, G. Amerika, Avrasya, Afrika, Avustralya, Antartika kıtaları ile Pasifik ve Hint Okyanus tabanıdır. Atlas Okyanus tabanı ise, kendine komşu kıta tektoniklerinin birleşim yeridir.

Dünyanın merkezi, basıncın neden olduğu yüksek ısı nedeni ile eriyik ve devamlı hareket durumundadır. Dünya merkezinde oluşan ısı nedeni ile devamlı çoğalan eriyik/magmanın, dünya yüzeyine doğru yaptığı hareket ve basınç neticesinde oluşan lav havuzlarının, ayak bastığımız kimi yerden 5, kimi yerde ise 70 km altında olduğu belirtilmektedir.

Dünya yüzeyinde sıcak suların çıktığı yerler, yeryüzü kabuğu ile magma arasındaki mesafenin en az olduğu yerlerdir. Magma/lav, dünya merkezindeki yüksek ısı nedeni ile sürekli eriyip çoğalma, dışarıya çıkıp azalma yönlü devam etmektedir.

Lav hareketlerinin oluşturduğu yüksek itici basınç nedeni ile tektonik plakaların, birleşim noktalarından özellikle Pasifik plakasının, Asya veya Amerika kıta tabanının altına kaydığı belirtilmektedir.  1. derecede depremlerin oluştuğu bölge,  Pasifik Okyanusu tabanına sınır olan kıta ve ülkelerde olmaktadır. 

Asya/ Amerika/Avusyralya kıtaları 8arası Büyük Okyanusun tabanını oluşturan tektonik  plakanın, kuzeybatı yönünde 7 cm hareket ettigi belirtilmektedir. 

2. faal tektonik plaka ve deprem bölgesi ise; Asya, Avustralya, Endonezya ve Afrika kıtası arasında kalan Hint okyanusu tabanlıdır. Özellikle Hindistan yarımadasının altına giren okyanus plakası, bu ülkeyi Asya içlerine ittirirken Himalaya dağları ve uzantısı üzerinde olan ülke toprakları Tibet, Nepal, Çin, Pakistan, Iran, Türkiye devamında AB karasalında depremlere neden olmaktadır. Bu itme neticesinde Himalaya dağlarının yılda 25 mm yükseldiği belirtilmektedir.

3. tektonik ve deprem bölgesi ise; güneyden kuzeye doğru İzlanda adasının ortasından geçip kuzey kutbuna ulaşan Amerika/Afrika tabanlarının birleşim yeri olan Atlantik tabanıdır. Bu birleşim hattından çıkan lavların daimi tehditi altında olan İzlanda’nın her sene 25 mm doğu /batı yönünde genişlediği tespit edilmiştir.

TÜRKİYE’Yİ ÇEVRELEYEN TEKTONİK PLAKALARIN DEPREME OLAN ETKİSİ : 

27 Ekim 2019 tarihli bir gazete sayfasında Türkiyede deprem konulu bir konferansa katılan Japon deprem uzmanı ve inşaat mühendisi; 

– Türkiyede birbirinden ayrı hareket eden 6 tane  deprem fay plakası olduğunu, bu plakaların ilk hareketinin; Himalayalardan başlayıp Nepal, Gürcistan üzerinden etkilendiğini belirtmiştir.

Bu etkinin, Kuzey Anadolu Fay hattı ile devam edip Yunanistan üzerinden Avrupa kıtasına, Italya ve Ispanyaya kadar uzandığını, Dünyada olası deprem sıralamasında ise Türkiyenin 6. Sırada;

Ölümlü sonuç sıralamasında ise 3. derecede en fazla ölümlerin olduğu deprem kuşağı ve Ülkesi olduğumuzu söylemiş. Uzman kişi;  Deprem şiddetinin 1 artmasının, önceki deprem  şiddetine göre etkisinin, 32 kat fazla olduğunuda,  belirtmiş. — 

Türkiye; kendini kuşatıp devamlı sıkıştıran dört ana ve yan tektonik plaka ile çevrilidir. Bunlar Arabistan yarımadası, Avrasya, Hindistan ve Afrika ana kıtası ile kuşatılmış vaziyettedir. İlave olarakta, bunlardan daha küçük, dışına zararı olmayan Anadolu plakası üzerinde bulunmaktadır. (tektonik; hareketli, hareket eden manasında)

Hindistan ülke çıkıntısı, Hint Okyanusu tabanından Afganistan ve Pakistan topraklarına doğru itilmektedir. Bu itilme yılda 4 cm kadar ilerlerken, aynı zamanda Himalaya dağ oluşumunu desteklerken, aynı zamanda dağ  zirvelerini, daha yükseğe çıkarmaktadır. Diğer taraftan, sıkıştırma nedeni ile Afganistan toprakları büzülerek, azalmaktadır.

Arabistan yarıma plakası, Himalaya dağları ve Avrasya plakasının sıkıştırması sonucu oluşan Zağros Dağları, Irak’ın kuzey doğusuna kadar uzamaktadır.

(Yorum şeklimle) Akdeniz’in doğusu;  – Afrika, Arabistan yarımadası ve Avrasya plakasının ‘rekabeti’ neticesinde meydana gelmiş. Diğer yandan, bu  plakaların dalma / çıkma etkisi nedeni ile oluşmuş Kızıl Denizin, kuzey ve güney uçlarında var olan çökme nedeni ile Kızıl Deniz tabanı sadece, doğu /batı yönünde genişlemektedir.

Bu genişleme ise, özellikle Arabistan yarımadası üzerinde depremin oluşmasına engel olurken, Afrika ve Arabistan yarımadası üzerinde, Akarsu yatağı benzeri, bunlardan daha derin, geniş ve uzun vadi/çukurlarına verilen ad olan Rift vadilerinin oluşmasını sağlamaktadır. Afrika Rift vadisi; Afrika ve Hint Okyanusu plakalarının, birbiri altına girmesi ile oluşmuş, uzun ve geniş çukurluklardır. (rift; bu tip vadilere verilmiş özel isimdir. başta bir değer ve manası yoktur.)

Afrika, Arabistan, Avrasya ve Hint yarımadasının sıkıştırma etkisinde olan Anadolu tektonik  plakası ve üzerinde olan bildik Kuzey Anadolu fay hattı; Batı (Avrupa) yönlü hareket etmekte ve sallanmaktadır. Kaynak: https://earthquake.usgs.gov/earthquakes

JEOTERMAL ENERJİ

 Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır. Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1500 mt altına inilirse 65 C’ ve üstü sıcak su çıkacağı ve vahalarda şuan olan bazı bölgelerdeki ılık /sıcak  suyun mağmaya yakın bölgelerden geldiği vurgulanmaktadır.  (BBC)

Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su, istenirse Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır. 

Diğer taraftan patlayan yanardağlar, sadece lav akıtsa çok tehlikeli durum olmuyor. Esas tehlike, bu bölgeden çıkan lavların deniz suyu ile karışması anında değişime uğrayan lav, zehirli gaz haline dönüşürken çıkan kül ise, bir anda nefes alınmasını imkansız  hale getirmektedir. 08.2020

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir eski çeşme kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların,  dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ ile, aktif olmayan iki yanardağ mevcuttur. Öyleki burada aktif olamayan yanardağın çevresinde çıkan sıcak sulara, gezi amaçlı gelen turistler, girmektedirler. Nasa,  2017 yılı itibarı ile, Güney kutup bölgesinde faal, 91 adet yanardağın bulunduğunu belirtmektedir. 

Jeotermal ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmış, 1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış. 

bilimsel açıklama – Buzlar Ülkesi  İzlanda  (buz) Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir.

1963 yılında İzlandanın 35 km güneyinde denizde yeni volkanik ada oluştu. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkesidir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji ( 2019- 575 MW) kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Kaynak: BBC 

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış.

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimizdir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde,  Ege bölgesi ağırlıklıdır. Ege bölgesinde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır.  Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.  Aralık 2010  Mecit ALBAYRAK

Dünyada verginin olmadığı veya az olduğu ülkeler.

01.2022- Birleşik Arap Emirliği : Dünyada kişi başı en yüksek gelire sahip ülke. Hiç bir şekilde gelir ve katma değer vergisi (KDV) yok. Sadece içkilerden % 50 vergi alınıyor. Geliri, petrole dayanıyor.

Kuveyt : Dünyada, 6. sırada petrol ihraçatcısı ülke. Sadece sigorta primi katkı payı alınıyor.

Katar : Geliri, bir nevi doğal gaz imparatorluğu ve petrole dayanıyor. Hiç bir isim altında gelir vergisi ve KDV alınmıyor. Sadece sosyal sigorta katkı payı ve ithal edilen ürünlerden sadece % 5 vergi alınıyor.

Umman Sultanlığı : Gelirinin % 90 petrole dayanıyor. Gayri menkul satışları, maaş ve sosyal sigorta primlerinden katkı payı alınıyor.

Bahreyn : Sadece, sigorta ve emlak vergisi var. Yabancılar, emlak kiralama vergisi veriyor.

Cayman Adaları : İngiltere’ye bağlı geliri turizme dayalı olup dünyada ‘vergi cenneti’ olarak bilinen yerlerden biri. Sadece ithal mallardan % 25 vergi alınıyor.

Monako Prensliği : Geliri turizme dayanıyor. Hiç bir isim altında vergi alınmıyor. Sadece prenslik topraklarında yaşayan yabancı kişiler, vergi veriyor.

Andorra Cumhuriyeti : İspanya / Fransa arasında dağlık bir ülke. Devletin geliri % 80, turizme dayanıyor.

Bermuda Adaları : İngiltere’ye bağlı, Atlas Okyanusu / Karayipler Denizi tarafında, geliri turizme dayanan, adalar topluluğu. Adalarda yaşayan insanların % 20 , başka ülkelerde doğmuş kişilerden oluşuyor. Sadece sigorta ve maaş vergileri ve ilave olarak emlak ve miras vergisi var.

Bahamalar : Devletin geliri % 70 turizm, ithal mallar ve gümrük girişlerinden sağlanıyor. Sadece sigorta primleri ve emlak vergisi alınıyor. Kaynak-  ww.okaybro.ru   03.12.2017

Dünyada Arı Yaşantısı ve Arı Sağlığının Devamı Hakkında.

01.2022 – Burada yazmaya çalıştığım bilgiler, 45. Istanbul Apimondia 2017 bünyesi içerisinde, konu ile alakadar yetkililerin (karma) sunum ve tercümeleri ile, sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgiler doğrultusundadır. —-

Arı kolonisinin verimliliği sadece ana arı, erkek arı, genetik, coğrafik durum, iklim, mevsim, kışlatma, arıcının kabiliyeti, nem, rüzğar, bitki çeşidi, nektar, polen ile alakalı değilken, hepsi ile alakalıdır. Esas arıcılıkta olumsuz iklim koşulları, büyük arı kayıplarına neden olmaktadır. Yalnız, her kıtada olan arı ölüm nedenleri farklılık arz etmektedir.

Afrikada ormanların kesimi; Avustralya, Filipinler ve Okyanus ada ülkelerinde ise bakteri ve mantar hastalıkları etkin olmaktadır. Yazın; Kovan içi havalandırılması arı verimliliğini artıran koşulların başında gelmektedir. Diğer bir tarif şekli ile yaz  sıcaklarının etkisini azaltma havalandırma koşulu, mecburiyeti! Kışın neme karşı havalandırma mecburiyetinden, fazladır. Yazın mümkün ise! Kovanlarınızı gölgelik yerlere koyunuz.

Sıcak havalarda kovan havalandırılması, arının verimliliği ile alakalıdır. Kişisel olarak Arının kışın; altı tamamen havadar, açık bir yerde tutulmasını doğru ve mecburi görmüyorum. Üstelik, soğukların etkisi ile arının diğer peteğe geçmesini, bala uzanmasını engeller veya geciktirir. Mesela deneme amaçlı; daimi gölgelik yerde bırakılan kovan, bir günlüğüne güneş altına konulmuş. O güne kadar kovan içinde üretim ile alakadar olup, havalandırma işi ile meşgul olmayan arılar, kovan işini bırakıp; kovan içinde 38 C’ çıkan sıcaklığı düşürmek için kanat çırpma işine, hemde sıcaktan bunalan bir gurup arıda serin yere çıkma gereği duymuşlar.

Arıların uçuş yönünü daima; Güney, güney/doğu yönüne koyunuz. Kovanlarınızı, açık alana koymanız halinde, sıcaklardan korumak için kovan üzerine ve çevresine dal, ot, kamış, toprak cinsi malzemeler koyunuz. Soğuk havalarda, rüzğarın kovan içine girişini engellemek için, Uçuş deliği genişliğinde teneke kesip takmanız, en azından petek altı bölgesinde olan günlük ve larvaların çürümesini engelleyecektir. Kraliçe arının hizmetinde ‘nedimeleri’ olan işçi arılar kraliçe arının yemesi, içmesi, kakası ve ana arının feromen kokusunu diğer petek ve kovan içine dağıtmakla görevlilerdir.

Niğde bölgesinde bulunan o bölgenin yerel arısını, kafkas, muğla, italyan arılarının üzerine orantılı olarak ilaç püskürtülmüş. Deneme sonunda İtalyan arısı en az yaşarken, yerel arı daha fazla yaşamış. Yani, her arı cinsinin her bölgede yaşamadığı tespit edilmiş.

8000 işçi arısının ağırlığı= 1 kğ  Bir çitanın iki yüzündeki toplam arı 3000 arının bulunduğu tespit edilmiş. Kışlatma sezonu boyunca pancar şekerinden oluşturulmuş balın, arı tarafından tercih edildiği görülmüş. Belirli sayıdaki arılara mısır, glikoz ve pancar şekeri şurubu verilmiş. Mısır ve glikoz şurubu verilen arılarda kış ölümü; pancar şekeri şurubu verilene göre, daha fazla olmuş.

Dünyada arıların telef olmasının nedeni olarak İklim değişikliği ve  özellikle bu değişikliğin etkisi ile arıların hastalıklara adapte olamaması; Varroa, Arıcının kendisi ve dünyayı yaşanmaz hale getiren insanlar ve devletlerdir. Avrupa Birliği (AB), Arı ve Arıcının gelişimi için her türlü kolaylığı sağlamak için uygulamalar; Hastalıklara dayanıklı, saldırgan olmayan arı çeşidi için araştırmalar yapmaktadır. AB; Aynı zamanda gezginci arıcılığa, mesafeli durmaktadır.

Gelecekte Avrupa çapında orijinal arı ırklarının yaşatılması ve çoğaltılması için ‘uçuşa Yasak’ koruma alanları oluşturulmaktadır. Ana arının sol ayağı, arının hareketi anında sürünüyor ise; Ana arıyı değiştirin. Arılar içerisinde, hem şerbet hem polen ile beslenen arılar; Sadece şerbet ile beslenen arılardan daha fazla yaşamış ve çoğalmışlar.

Ana arı; hastalıklı arıyı biliyormuş. İşçi arılarda hastalık / enfeksiyon var ise; kendini korumak için bağışıklık sistemini aktif hale geçiriyor. Arılar kendi aralarında iletişimlerini antenleri sayesinde sağlıyorlar. Anten hareketi hızlı ve daimi ise arı sağlıklı, yavaş ise, hastalık belirtisi oluyor. Polenin olmadığı zamanlarda, arı ölümleri daha çok oluyor. (poleni çok almayınız, polen ile dolan çitaları başka kovanlara verin veya muhafaza edin, sonra olmayan yer ve zamanda kovana koyun)

Petek gözüne sıkıştırılan polen; 3 – 5 gün içerisinde bitiriliyor. Tarlaya giden arı, enerjisini polen ile sağlamaktadır. Bakıcı arılar larvaları, bal+polen+su+arı sütü karışımı ile besliyorlar. Ana arı ise sadece, arı sütü ile. Polen yok ise, polen yerine soya unu+mısır unu+yumurta akı karıştırarak veriniz. Oksalik asidi, Varroa için bir kere veriniz. Arı, çiçek içindeki nektarı, nektar içindeki şekerin kokusundan biliyormuş. 07.02.2018