Arıların Kovanda Strafor ile Sıkılaştırılması.

02.2019 – Bana göre kağıt, talaş vb koruyuculara göre en iyi sıkılaştırıcı ve her taraftan gelecek soğuk havayı izole edecek malzeme, ince dişli  STRAFOR‘ dur. Kâğıt ve talaş nemi emer. Fayda yerine zarar verir.  Arılığınıza gitmeden önce temin edeceğiniz  en az 1.5 cm kalınlığında ince dişli  STRAFORU kendiniz, kovanın içine tatlı bir şekilde geçen ve çita üst seviyesinin  biraz altında olacak şekilde, maket bıçağı ile kesiniz.

Kovan içerisinde 9 çitanız varsa bir tarafına, 9 çitadan daha az ise, her iki tarafa bu straforlar dan koymanız, çok iyi olacaktır. Straforun dışında kalan boş yerlere ise, her hangi bir şekilde talaş, gazete kağıdı koymanıza gerek yok. Strafor, mantolama görevi görecektir.

Arılar straforu inceltip deleceklerdir. Yedek varsa değiştirin, yoksa önemli değil. Kovanınız polen tuzaklı ise, toz parçacıklar aşağıya dökülur. Polen tuzağınız yok ise, arılar ince döküntüleri dışarıya atar.

Kovanlarınız sahil bölgesinde ise  3 çitalı ve aşağısı olan kovanlarınız var ve polen tuzaklı ise (4 çitalı olan kovan zaten  aşağıdan havayı alacaktır) arılı çitalarınızı uçuş deliğine ortalayıp straforu ile birlikte  4. resimdeki gibi koyunuz.  Neden? Bu sayıdaki çitaları kovanın bir taraf dibine çekerseniz, o yerlerin sıcak ve soğuk havasından dolayı, kovan içinde su ve  nem oluşur. Nem arıları öldürür. Soğuk kesimlerde ise, çitalarınızı dip tarafa koyunuz.

Efendim, iki çitalı arı bahara çıkmaz’mış! Bal gibi çıkar.  Hatta bir avuç arı bile bahara çıkar. Yeter ki, genç arısı ve yiyeceği olsun. Kötü tarafını düşünür iseniz! Kusura bakmayın 10 çitalı arının sonu bile, felakettir. Siz sadece şunu düşünün: Bir avuç veya 2 çitalı arının bana faydası ne olur?

Benim 2018 yılı şubat ayında sadece bir çitanın 4/1 i kadar arısı olan kovanlarım şuan 5 Haz. ve 10 nar çitalık. İsteyen  az arısını diğeri ile birleştirir. Ve bu gün  3 Temmuz bu kovanım (enaz) 13 çitalık ve ilavede. Bence, ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun, anası sağlam olan kovanın anasını öldürüp, başka bir kovanla birleştirmeyin. Anaları, Çiftleştirme kutularına koyunuz. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin ilacınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, O başka. Her ne yerde olursanız olun, Kovanlarınızı öne doğru 1 – 2 cm eğik ve uçuş deliği yönünü Son ve İlk baharda Güney / Güney –  Doğu; Yazın – Kışın Güney yöne bakacak şekilde koyunuz. 01.2013 – 2015

seydişehir bölgesinde nektar hangi ay gelmeye başlar : Türkiye’nin her neresinde olursanız olun. Kuluçkalıktaki dizili çitalara baktınız. Peteklerin  üstünde çita latasının kenarlarında parlak – temiz – beyaza yakın  açık renkte petek kümeleri gördüğünüz zaman biliniz ki, nektar geldi – geliyor.  Seydişehir de gerçek nektar akım zamanı ise, Haziran‘ dan itibaren  başlar.  Bir şey daha, kovana hazır petek verdiniz. Birkaç gün boyunca şerbet vermediniz. Kontrol ettiniz. Petek gözlerinde bal – nektar parlıyor ise, bu görüntü nektarın gelmeye başladığının göstergesidir.   🙂  02.2013

 

İlkbaharda Arıların sağlığı ve Allahın İzni İle Emeğimizin Karşılığı.

Dünyada tarım, bal arısı ve kovanlarının sayısına bağlı olmakla beraber arı kolonilerinin de, çiçekli ağaç ve mera otlarında ki doğal besin kaynaklarına ihtiyacı, vardır.

Direk beslenme amaçlı ürünlerimiz ile endüstriyel ve tıbbi üretime yönelik birkaç yüz bin dönümlük tarımsal uygulamaların verimliliği, çeşitli ve çok sayıdaki tozlayıcılara  bağlıdır. İşçi arılar; İlkbahardan sonbahara kadar, şafak vaktinden alaca karanlığa kadar, çiçek açan bitkilerden polen ve nektarı getirebilmek için  kovandan dört bir yöne, yaklaşık 4 km mesafeye gidip – gelirler. Arı, çiçekten aldığı HAM NEKTARI kovana gelinceye kadar kısmen işler ve kovanda nektarı işleyip depolayan, diğer görevli arılara devreder.

Zamanımızda kovan ve tarımsal verimliğimizin az olması BİR TARAFA, BİLİMSEL OLARAK BİR AY içerisinde doğada nektar üretiminin ve koloni gücünün doruk noktasında olduğu bir kovanda ve  BİR GÜN içerisinde 10 ile 20 kğ arasında nektar – bal üretiminin yapılacağı; Yine aynı yılın geri kalan kısmında ise arıların, kendi beslenmesine yönelik nektar ve polen birikimini stoklayacağı, vurgulanmaktadır.

Benim ve benimle beraber her arıcının bildiği, bilmek zorunda olduğu, arıcılıkta ‘en tehlikeli’ an, İLKBAHAR’dır. Çünkü insanları, hayvanları ve doğayı en çok kandıran da ilk bahar, mevsim günleridir. İlk bahar aylarının, Son bahar ayları gibi değişken olduğunu biliriz ama, üzerimizde bir değişkenlik coşkusu olduğu için, soğuk – sıcağı pek önemsemez ve hastalıktan da kurtulamayız.

Arılarımızın sağlığını ise, her ne kadar arı kendisini düşünüyor olsa bile, onların kendini düşündüğünden daha fazlası ile biz, arılarımızı düşünmeliyiz. Nasıl?

Ana arının günlük atması, genç arıların her türlü hizmeti görmesi, işçi arılarında dışarıdan takviye getirmesi sadece nektara bağlı olmayıp, hava şartlarınada bağlıdırlar. Ana arının vücut ısısı, ana arının günlük atması, günlüğün, larvanın ve kapalı yavruların sağlıklı olması için özellikle bu yazdığım oluşumların olduğu petekler arasındaki sıcaklığın en az, 34 C’ olması gerekmektedir. Bu ısı olmaz ise önce ana günlük atımını, hizmetli arılar bunların bakımını bırakır. Kovan dışında ise sıcaklık kaç derece olursa olsun özellikle bu aylarda Rüzgarın, olmaması gerekir. Çünkü rüzğar, kovan içerisindeki sıcaklığı değiştiren, en büyük etkendir. (bunun için -Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular, başlıklı yazıma bakınız)

Peki tedbir ne ola, derseniz! Uçuş deliğini dar tutun. Hatta soğuk girecek İğne deliğini bile kapatın. Polen ızgarasını, polen almadığınız günlerde tam kapalı tutun. Tam, önlü arkalı dolu bir peteklik arı için, en fazla bir tane boş petek veriniz. Mümkün olsa, yarım petek verin, derim. Fazla koymayın. Petek olmayan yerlere ise; strafor koyunuz.

Dikkat ediniz: Arıların gelişmesini sağlayan günlük atımının, larvanın olduğu aylar ve günler içerisinde, Petekler ve arılar arasında daimi olması gereken ısı; 34 C’ dir.  Yazın, kovan içerisindeki sıcaklık bu derecenin üzerine çıkarsa, ya arılar kovan dışına çıkar veya görevli arılar kovan içine serin havanın girmesi için, kanat çırparlar. 34 C’ olduğu müddetçe ana arı, günlük atımına devem eder. İşçi arılar bu sıcaklığı ise, bal (şerbet) yiyerek sağlar. Yedikleri bal sayesinde arıların kasları genişler ve genişleyen vücut sayesinde sıcaklıkları, artar. Artan vücut ısıları sayesinde kendilerini ve kovan içini, 34 C’ sabit tutarlarken, ana arıda peteklerin en üçra yerlerine kadar günlük atmaya devam eder ve üç hafta sonrası, yavrular çıkmaya başlar. Yavru atımı olmadığı için, Kışın bu sıcaklığın olması – olmaması, pek önemli değildir.

Rüzğarın esmesi ve soğuk havaların gelmesi ile işçi arılar önce petek uçlarından çekilmeye, petek üst taraflarında toplanmaya başlarlar. Bu ise, uçlardaki günlük ve larvaların çürümesine neden olur.  Rüzğar ve soğuk ne kadar fazla olursa, tüm arı daha yukarılara toplanır. Bu durum ise yavru çürüklüğü, kireç hastalığı ve gözlerden çıkamayan yavruların petek içinde ölmesine neden olur. 04.2017