Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu bilgiler, Bilim adamları ve bilimsel sayfalar tarafından açıklanmış teknik bilgiler olup, yorum şekli ile yazmaktayım. 

09.2021 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı nedir ?  Elinizdeki kahve fincanı  ve tabak düştü 5-6 şar parçaya ayrıldı. Yapıştırdınız. Tabak, tektonik plakayı, fincan ise fay kırıklarına sahip yeryüzünü temsil ediyor.

Dünyada 8 büyük ANA tektonik plakanın olduğu açıklanmaktadır.  Dünya Atlasına göre bunlar; K. Amerika, G. Amerika, Avrasya, Afrika, Avustralya, GK Antartika, Pasifik Okyanus tabanı, Hintavustralya / Hindistan yarım  adasıdır.  

Dünyanın merkezi olan çekirdek ve magma, devamlı hareket ve erime durumundadır. Mağma bölgesindeki lavın, dünya yüzeyine doğru yaptığı hareket ve basınç neticesinde oluşan lav havuzlarının, ayak bastığımız yerin  kimi yerde 5, kimi yerde 70 km altında olduğu belirtilmektedir. Magma/lav, dünya merkezindeki yüksek ısı nedeni ile sürekli eriyip çoğalma, dışarıya çıkıp azalma yönlü devam etmektedir.

Lav hareketlerinin oluşturduğu yüksek itici basınç, tektonik plakaların birleşim noktalarından, özellikle okyanus plakasının, Asya ve/veya Amerika kıta tabanının altına kaydığı belirtilmektedir. Bilginiz olduğu üzere, en büyük 1. depremlerin oluştuğu bölge,  Pasifik Okyanusu tabanlı, sınır kıta sahanlarında olmaktadır. Asya/ Amerika/Avusyralya kıta arası Büyük Okyanusun tabanını oluşturan tektonik bölgedir.  Özellikle bu  tektonik plakanın etkisi nedeni ile, üzerindeki toprak ve ülkelerin, kuzeybatı yönünde 7 cm hareket ettigi belirtilmiştir.

2. faal tektonik plaka ve deprem bölgesi ise; Asya, Avustralya, Endonezya ve Afrika kıtası arasında kalan hint okyanusu ve üzerinde bulunan ülkeler. 

,, ise  Hindistan yarımadasının Asya kıta içlerine doğru  ittirdiği Himalaya dağları ve uzantısı üzerinde olan ülke topraklarıdır. ( Tibet, Nepal, Çin, Pakistan, Iran, Türkiye ve AB) Bu itme neticesinde Himalaya dağlarının yılda 25 mm yükseldiği belirtilmektedir.

4. tektonik ve deprem bölgesi ise; güneyden kuzeye doğru İzlanda adasının ortasından geçip kuzey kutbuna ulaşan Atlantik tabanı plakasıdır. Bu hat üzerinde daimi tehdit altında olan İzlanda’nın, magmadan çıkan lav nedeni ile, her sene 25 mm doğu /batı yönünde genişlediği tespit edilmiştir.

Yukarıda belirttiğim, tektonik plaka ve ülkelerin 7,5 cm kayması ile, Himalaya dağları zirvelerindeki 3 ayrı bölgedeki buz katmanlarının 1960/2018 yılları arasında 80 mt kalınlığında eridiği, CIA/NASA tarafından açıklanıp, bu sonuçların, dünyanın güneşe göre ekseninde sapma olmasının neden olduğu belirtilmiştir. (kaynak, livescience)

TÜRKİYE DE DEPREM ;

27 Ekim 2019 tarihli bir gazete sayfasında Türkiyede deprem konulu bir konferansa katılan Japon deprem uzmanı ve inşaat mühendisi; 

Türkiyede birbirinden ayrı hareket eden 6 tane  deprem fay plakası olduğunu, (tektonik plaka değil) bu plakaların ilk hareketininde, Himalayalardan başlayıp Nepal, Gürcistan üzerinden etkilendiğini belirtmiştir.

Bu etkinin, Kuzey Anadolu Fay hattı ile devam edip Yunanistan üzerinden Avrupa kıtasına, Italya ve Ispanyaya kadar uzandığını; Türkiye deprem olası sıralamasında dünyada 6., Deprem halinde Türkiyede ölüm sonuç ve sıralamasında ise 3. derecede en fazla ölümlerin olduğunu belirten Uzman kişi,  Deprem şiddetinin 1 artmasının, önceki deprem  şiddetine göre 32 kat fazla olduğunu söylemiş.

 JEOTERMAL ENERJİ

 Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır. Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1500 mt altına inilirse 65 C’ ve üstü sıcak su çıkacağı ve vahalarda şuan olan bazı bölgelerdeki ılık /sıcak  suyun mağmaya yakın bölgelerden geldiği vurgulanmaktadır.  (BBC)

Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su, istenirse Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır. 

Diğer taraftan patlayan yanardağlar, sadece lav akıtsa çok tehlikeli durum olmuyor. Esas tehlike, bu bölgeden çıkan lavların deniz suyu ile karışması anında değişime uğrayan lav, zehirli gaz haline dönüşürken çıkan kül ise, bir anda nefes alınmasını imkansız  hale getirmektedir. 08.2020

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir eski çeşme kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların,  dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ ile, aktif olmayan iki yanardağ mevcuttur. Öyleki burada aktif olamayan yanardağın çevresinde çıkan sıcak sulara, gezi amaçlı gelen turistler, girmektedirler. Nasa,  2017 yılı itibarı ile, Güney kutup bölgesinde faal, 91 adet yanardağın bulunduğunu belirtmektedir. 

Jeotermal ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmış, 1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış. 

bilimsel açıklama – Buzlar Ülkesi  İzlanda  (buz) Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. 1963 yılında İzlandanın 35 km güneyinde denizde yeni volkanik ada oluştu. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkesidir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji ( 2019- 575 MW) kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Kaynak: BBC 

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış.

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimizdir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde,  Ege bölgesi ağırlıklıdır. Ege bölgesinde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır.  Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.  Aralık 2010  Mecit ALBAYRAK