Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Mısır tarihi en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştır’ır’dım. Burada aktaracağım açıklamalar; Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihe olan alakam ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarımdır.

09.2021 – Bu yazıma ait bilgilere destek olması ve okuyucunun yorum yapa bilinmesine katkı sağlamak için ilave bilgi: 1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitap ile, 2014 basımı Tevrat kitabından sağladığım alıntı eşliğinde Adem A.S. doğumunun,  İnsanlığın  başlangıcı ve tarihi olarak sıfır (0) olduğu bilgimiz üzerinden gidersek (gerçeği CC bilir), Adem AS dan günümüze değin kaç yıl geçtiğini rahmetli Ömer hocamızın YORUMU  ile kişisel araştırmalarımla birlikte paylaşmak istedim.

  • Adem AS yaradılış tarihini (sıfır) 0 kabul ettiğimizde Adem as (tevrata göre) 930 yıl yaşadı.
  • Sıfır -0- tarihinden itibaren ilave ederek devam ettiğimizde ise;  ….
  • 2242 sene sonra, Nuh Tufanı oldu.
  • 3337 yıl sonra; İbrahim AS doğdu, 3512 yılında öldü. İbrahim As Oğulları (İshak ile İsmail), İshak oğlu Yakup ve oğlu Yusuf as
  • 3748 yıl sonra; Musa AS doğdu, 3868 yılında öldü. -bundan sonrası
  • Benim araştırmama göre Tevrat üzerinden giderek, Musa As. sonra İsa AS kadar ≈ 1450 yıl geçti 3868 + 1450= M.Ö. 5318 + M.S. 2021 = İnsanoğlu; 7339 yıldır fani dünyada yaşamaktadır. Bilimsel olarakta, 14,000 yıl.  (Yalnız, bu rakamlarda mantık aramayınız). 
  • livescience.com sitesinden aldığım bilgiye göre Hz Musa’ya peygamberlik görevi M.Ö. 1313 yılında verildi diyor. Tevrat: Hz Musa peygamber olduğunda 80 yaşında idi diyor.  Buna göre Musa as. doğumu: 1313 +80 = MÖ 1393 oluyor.
  • İnsanların geçmişi ile dinler arası tarihler, kafa karıştıran durumlardır. Okullarda okuduğumuz Akhenaton tarihi ile Hz Yusuf birlikteliğini ölçü aldığımızda ise, bu sefer Hz Musa’nın doğum tarihi yanlış oluyor. Veya tersini düşünün!!- 27.03.2018

Hz. Yusuf – Yusarsif  Yuzarsif dizisi, dini ve tarihi olduğu için, zevkle seyrediyorum. Burada bir konuya parmak basmak istiyorum. Hz Yusuf filminin etkisinde kalıp; Tamam bu, bu şekildedir, demeyin. Hz Yusuf hakkında gerçek olanlar Kuranda yazılı olanlardır. Misal:  Hz Yusufun sağ kalmasına sebep olan kişi, Tevrat ve filimde Levi;  Kuran yorumcuları tarafında ise, Yahuda veya en büyük abileri Ruben gösterilmektedir.

Farkında’mısınız bilmiyorum ama filmin ana konusu İslam ve Müslümanlık değildir.  Esas konu, Hz Yusuf ve Züleyha’nın aşkı üzerinedir. Nereden çıkartıyorsun derseniz:  Çok tanrılı inançlarından dolayı Baş rahip ve yardımcıları, 39. bölümde  Hz Yusuf ve Akhenaton tarafından yargılanırken Yusuf’un karısı Asenat; Züleyha’nın aşkını savunmak için yargılama anında araya giriyor ve -bahaneye bakan- Akhenaton’da hemen yargılama işlemini  erteliyor!! 

Dizinin son bölümünde ise; Hz Yusufun önünde secdeye gelecek olan kardeşlerden Yahuda, Şimon’a – O peygamber ama, İsrail halkı benim adımla anılacak diyor. Geleceği bilen yalnızca Allah’tır. Hz Yusuf ve Hz Muhammed’e bile bu yetki verilmezken; Yahuda yaşadığı tarihten ≈ 600 yıl sonrasını nasıl biliyor?

Ve neden!! Filmde ve Kuranda Mısır halkı!! Hz Yusuf yaşarken ve sonrasında İslami yönden Müslümanlığı kabul  etti açıklaması ve ayeti YOK!  25.05.2016

Bazı ansiklopedik yazılarda Mısır tarihi anlatılırken; M.Ö. 1500 -1450 yılları arasında İbrani/Yahudilerden söz edilmekte ve Suriye taraflarına sefere çıkan firavunların dönüşte Mısıra, bu halktan olan insanları getirdikleri, yazılmaktadır. (Büyük Larousse) 

Nasyonel Coğrafya kanalına göre ise, eski mısır hiyeroglif yazıtlarında İsrail oğulları;  Hz Yakup veya Hz Yusuf’un Mısıra etki ve faydaları veya burada yaşadıklarına dair hiç bir resmi veya taş kayıtlarında isimleri geçmez. Bunun nedenini, bir bilgi ve tarihi gerçek olarak aşağıda belirttim. Sadece; Yahudi inanışında Allahın adı olan, Yahova yazısına rastlanılmış. 10.2020

İlaveten; yoruma gerçeklik kazandırmak için şunu yazayım. Mısır kayıtlarında Hz Yusuf ve İsrail oğulları neden yok diye düşünürsek!!;  Koskoca Mısır firavunu 4. Amenhotep adı ve yaptıkları, taş kayıtlarından siliniyorsa! Hz Yusuf ve İsrailoğulları neden yazılı olarak bırakılsın!!

Seyrettiğim belgesel tv proğramında  Arkeoloğ;   4. Amenhotep /Akhenaton’un tek tanrı inanışına sahip olmasının nedeni olarak;

Akhenatonun Yahudi kökenli olan dedesi ile anne annesi   ve   annesi Tia,  babası      Firavun 3. Amenhotep / 3. Amenofis‘in (aynı kişi) etkisi olduğunu belirtmektedir. Bence filimde, din konusunda baba ile oğlunun bu kadar ‘aşırı devrimci‘ olmalarının diğer bir nedeni olarak Rahiplerin, firavunlar üzerindeki gelmiş – geçmiş olumsuz etkilerinide, sayabiliriz.

Not: Hz. Yusuf dizisinde ana Kraliçe Tia’nın, tek tanrıya karşı olduğu gösterilmektedir.  Arkeologlarca ve çeşitli ansiklopedik bilgilerde ise Kraliçe Tia / Tie’nin kökenin tek tanrıya inanan Yahudi veya Anadoluda hüküm sürmüş, yine Tek tanrıya inanan Luvi Krallığı ve kral kızı olduğu yazılıp, söylenilmektedir.

Yusuf  as. tek tanrı konusunda firavunu etkilemiş ve cesaretlendirmiş olabilir. Dolayısı ile Firavun’un, bizim inandığımız  tek Allah  anlayışından ziyade;  tek tanrı olarak Güneş‘i  göstermesinin sebebi bana göre; –  GüneşTek olarak varlığı herkesçe bilinen ve her gün görünen, inkar edilmesi mümkün olmayan, halkın kolayca ikna edilmesini sağlayan bir örnektir. 

Yazımın ana teması, tanrı Amonun memnun olduğu kişi; Amenhotep  veya Aton’a (güneşe) tapan manasında eski devrimcilerden Firavun Akhenaton dur. Burada kendi düşüncemin teyidi doğrultusunda  bir alıntı yapıyorum.  Anadolu İnançları konulu bir kitapta Akhenaton’un – Tek tanrıcılık konusunda öncü, olduğu vurgulanmaktadır.  02.2019

Akhenaton,  MÖ 1380 – 1332 yılları arasında yaşamış olup, 18. hanedana mensup firavunların 10. idi. Tanrı Amon,  MÖ 2000-1900 yıllarında; 12. hanedan tarafından; Mısır ülkesinin Hava, Rüzgar, Gemicilerin ve ülkenin TEK tanrısı olarak kabul edilmiş.

Amon, Mısır halkının baş tanrısı olmakla birlikte, başka amaçlar için yapılmış, görev verilmiş çeşitli isimlerde tanrıları da vardı. Mısırdaki çeşitli tanrıların varlığı ve çokluğu, Hz Yusuf’un fikirleri ve  Akhenaton’un istekleri sayesinde, Tek bir Tanrı/Allah’a indirgenmiştir.

Eski Tanrı Amon’un dini merkezi olan Karnak‘taki tapınakların rahipleri, dini konularda oldukları kadar maddi açıdan da büyük bir güce sahip idiler. O günden bu tarafa tüm Firavunların savaşlarda kazandığı ganimetlerin bir bölümü, tapınaklara otomatikman ayrılıyor ve Rahipler bu sayede, maddi güç sahibi oluyorlardı.

Rahiplerin elde ettikleri bu orantısız ve kolay kazanılan maddi güç sayesinde, bazı konularda halkın desteğini de alarak, Firavunlara bile karşı gelebilme durumları  söz konusu oluyordu. Akhenaton ile  babası III Amenofisin (dizide) rahipleri sevdikleri  pek söylenemezdi.

Firavun Akhenaton’un güzelliği ile dillere destan olan karısı Nefertiti‘nin soyu hakkında da, kesin bilgiler mevcut değildir.  Yine arkeologlarca Nefertiti’nin;  Akhenaton’un (yahudi/luvi’li) annesi Tia’nın  yeğeni olduğu hakkında görüş ve anlatımlar mevcuttur. Akhenaton, babasının ölümünden sonra M.Ö. 1352/1332 yılları arasında firavun/kral oldu. 

1346 yılında Tanrı Amon’a tapınmayı yasaklayıp; Evrensel  yaratıcı güç olarak kabul ettiği  tek tanrı Güneş’e  -Aton’a-  tapınılacağını ve adınıda değiştirerek güneşe tapan  manasında AKHEN(ATON) olduğunu açıklamış.

Akhenaton,  Amon rahipleri ve tapınaklarının dini merkezi olan Karnak  şehrinin bir benzerini, krallık yönetim merkezi olan Teb şehrinin 180 km kuzeyinde Kahire’ye doğru,  Aton’a tapanların dini ve siyasi başkenti olarak; El – Amarna’da  bir şehir kurdurmaya başladı. Akhenaton’un Kurdurduğu şehir Teb, Mısır ülkesinin ortası sayılır.

Coğrafi olarak Nil nehrinin ilk doğduğu yer olan Tanzanya toprakları ile, Sudan ülkesinden Teb şehrine doğru  olan bölüme Yukarı Mısır, Teb’den Ak Denize doğru olan bölümede Aşağı Mısır deniliyor. Kralların ellerinde, göğüs üzerinde çapraz olarak tuttukları düz ve çengelli nesneler, iki bölgeli  Mısırı temsil etmektedir.

Akhenaton, MÖ 1342 yılında başkenti El – Amarnaya  taşıdı. Krallığı  süresince önemli savaşlar olmamıştır. Yine bu yılları ifade eden bilgiler;  kil tabletler üzerinde Tel el – Amarna’da define arayanlar tarafından 1880 yılında bulunmuş. Bu tabletlerin örnekleri,  Akat dilinde yazılmış olup Ankara Medeniyetler Müzesinde (gördüm) ‘Amarna mektupları’  olarak adlandırılan bölümde, mevcut idi.

MÖ. 1346 – 1335 yılları, tek tanrılı dinin Mısır’da en etkin olduğu yıllardır. İzlediğim arkeolojik belgeselde, MÖ 1335 yıllarında Kraliçe Nefertiti‘nin bir şekilde ortadan kaybolduğu, ama ölümü hakkında hiç bir  bilgi bulunmadığı, anlatılmıştır.

Arkeolojik Anlatımlardan; Amon Rahipleri ile saraydaki eski tanrıya inanan ve siyasi etkinliği olan kişilerin etkisinde kalan Kraliçe Nefertiti’nin, eski ve yeni tanrı konusunda Kral Akhenaton ile ciddi bir anlaşmazlığa düştüğü vurgulanmaktadır. Bu durum karşısında kral Akhenaton, karısı Nefertiti’yi saraydan çıkarttı. Veya beklenmedik bir gelişme neticesinde,  zamanımızda yapılan anlaşmalı boşanmalar gibi kral, kraliçeyi saraydan attı!! 

Kral ve Kraliçenin hiç erkek çocukları olmadı. Sağlam bulunmuş bazı figürlerde sadece 6 tane kızları betimlenmiş. Gerçi firavunun 2. bir eşi ve bu eşinden oğlu olduğu belirtiliyor ama, siyasi yetki Nefertiti ve kızlarında. Gerçek durum bu şekilde iken, Mısır tarihçilerini de  meraka sevk eden bir gelişme ortaya konuluyor.

Kraliçe Nefertiti’nin kaybolması ile kimine göre, hem üvey oğlu hem damadı Tutankamon ve/veya Smenkhare isminde bir erkek, sarayda bulunmaya başlıyor. ( Smenkhare ismi, benim talebelik zamanlarımda tarih kitaplarında geçerdi)

Bazı kayıt ve açıklamalarda ise kraliçe Nefertiti’nin, Smenkare ismi ile ve makyajlı erkek olarak, tekrar saraya girdiği yönünde görüşler belirtiliyor. Çünkü Smenkare’nin kim olduğu  hakkında geçmişine ait kesin bir bilgi yok. Sarayda bu isimde bir kimsenin varlığı da  bilinmiyor. Bu gelişme bir bakıma dünyanın her yerinde bulunan ve bilinen şekli ile, iktidar içi çatışmalar ve rötuşü şekli olarak algılana bilinir.

Kral, bir kızını  Smenkhare ( Nefertiti? veya Tutankamon?) ile evlendiriyor. Ardından tahtına ortak ve kendisinden sonrada ardılı olarak ilan ediyor. (Tarihi yazıtları baz aldığımızda, evlendirilen kişi Tutankhamon oluyor)  Akenaton bir süre sonra Smenkare’yi  eski başkent Teb şehrine,  Amon  rahipleri ile görüşmeye gönderiyor. ( Bana göre ortada bir sorun var ki Büyük kral, ortağını  rahiplerle görüşmeye gönderiyor. Değilse neden göndersin!!.)

Akhenaton – Smenkare ortak krallığı, 3 yıl sürüyor. İşin garibi Kral Akhenaton ve Smenkhare‘ – ve/veya karısı Nefertiti – ‘nin ölümleri M.Ö. 1332  yılında ve birbirine yakın bir zaman içerisinde, peş peşe oluyor. Ve Akhenatondan sonra öz oğlu ve damadı Tutankhamon, resmen kral oluyor.

Akhenaton’un ölümü ile; El Amarna Karnak’ta (günümüzde Luksor kenti) tek tanrıya inananlar ve Güneşe tapanlar için yaptırdığı şehir, yerle bir edilmiş. Bu görüşte olan kişiler,  öldürülmüş. Ve böylece  “devrimi istemeyen”  el yapımı “Tanrı” larından vazgeçmek istemeyen  Mısır halkı ile rahipler, eski  başkent Teb’e ve Amon dinine dönmüşler.

Akhenaton’dan sonra firavun olan Tutankhamon, Ay ve Horemhop’tur. Firavun Ay’ın hikayesi ise: Ay-  Amonhotep / Akhenaton’un annesi  Ana kraliçe Tia zamanında, Tia’nın, akrabası olup sarayda görevlendirilmiş. Önce devlet görevlisi sonra vezir veya danışman olup bir desise ile ölen/öldürtülen Tutankamon’un  hem kız kardeşi hem karısı olan dul kraliçe ile evlenip, firavun olmuş.

Arkeoloğ anlatımlarında;  Ay’dan sonra firavun olan Horemhop, (bir belgesel filmde, sarayla kan bağı olmayan halktan bir kişi ve babasının ‘peynirci’ -mandıra sahibi- olduğu söylenmişti)  Hem kendi isteği hem Amon rahiplerinin etkisi ile, Antik Mısır kayıtlarında Akhenaton ve Tutankhamon‘un  geçmişlerini anlatan yazılı ve resimli taş, dikit ve tabletleri imha ettirmiş.

Böylece arkeologların,  Akhenaton hakkında kesin bilgilere ulaşamaması Ayrıca,  4. Amenhotep / Akhenaton’un  2. karısından öz oğlu, 1. karısı kraliçe Nefertiti’nin ise hem üvey oğlu hem damadı olan kral Tutankhamon’un mezarının, 1922 yılına kadar sapa sağlam kalmasının nedeni olarak, firavun Horemhob gösterilmektedir. 

Akhenaton/Smenkare/Nefertiti’nin mumya ve mezarlarının nerede olduğu Firavunlar tarihine ait, 2007 yılı çekimli belgesellerde bile bilinmiyordu.  Amon Rahipleri ve Amona inananlar,  Akhenaton ve Tutankhamon’un ölümü ile birlikte yaptırdığı her şeyi ve mezarlarını imha ederek, Bir bakıma Akhenaton’dan intikamlarını çok acı bir şekilde almışlar.

 Akhenatonun, yok edilen şehri, ortaya çıkartılmış.  Yapılan açıklamaya göre, 2000-2020 arası yapılan çalışma sonrası, Akhenatonun tahrip edilen şehri, söylenildiğinden daha temiz şekli ile bulunmuş.  https://www.youtube.com/watch?v=2GERZ6NqIBc  09.2021

Yine izlediğim bir belgeselden yola çıkarak, bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.  Mısır hiyerogliflerinin anlamını çözen Fransız bilim adamının, çözmek için tesadüfen eline aldığı kil tablette, Ramses’in adı vardır. Hiyeroglif yazılarının ilk çözümüne, bir otel odasında başlanılıyor.

Bir hiyeroglif  örneği olarak Ramses adını örneklemek istiyorum. Hiyeroglif yazılım şekline göre: Çember‘in  okunuşu = Ra , çemberin ortasındaki nokta = M,   geometrideki Pi işaretinin benzeri olan    ise = S ve S , E ‘nin açıklamasını hatırlamıyorum. (O nun ortasında nokta olduğunu düşünün)  O∏E∏ Ramses

Kral Akhenaton, hayatı boyunca bu inanışı yaşamış ve yaşatmıştı. Her ne kadar (Hz Yusuf) Kral Akhenaton ölümünün hemen akabinde, yaptırdığı her şey ve  Güneş tanrısı figürleri  yok edilmiş olsa da, zaman içerisinde Mısır halkına aşıladığı TEK TANRI görüşü unutulmamış.

Akhenaton’un ölümünden  ≈ 70 yıl sonra insan yapımı olan heykel tanrı  Amon ile tek ilahi tanrı (Güneş) Aton;  MÖ 1200 yıllarında karma iki tanrı ismi ile  Amon – Ra   inanış şekli ile,  Mısıra hakim olmaya başlamış. Yaşarken yapmak istediği devrim, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devlette tek tanrı inanışı,  Mısır da  hakim oldu.  01.2011 Mecit  ALBAYRAK