Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim.

Kızım, Okul öncesi öğretmeni olunca ilk görev yeri Afyon – Şuhut’un 7 km uzağında olan, Senir köyü idi. Bu köy, üç tarafı kapalı ve engebeli  bir arazi üzerinde. Yakın çevresinde tarım arazisi yok. Hayvancılık, bilinen geçim kaynağı. Yerleşim  bölgesinde bulunan küçük bahçeler ve içindeki yeşillikler ve ağaçlar olmasa, çevresinde yeşil alan hiç yok. Köyün beş km uzağında yaylaları varmış. Gitmek nasip olmadı. Şuhut merkezi ile civar köyleri, tarihi yerleşim bölgesi.

Tarımcılık,  bu yayla bölgesinde yapılıyor. Köyün içinden her daim akan çay, bu bölgeden geliyor. Bu köyden bir önceki yerleşim yeri olan Ortaköy’de yapım anını gördüğüm sulama barajına gelen su, bu köye ait. O zaman görüştüğüm bazı kişiler: – Olan tarım yerlerimiz, elimizden gitmesin diye, barajı kendi bölgemize yapılmasını istemedik, demişlerdi.

Okul, köye hakim bir tepe üzerinde. 2012 yılına kadar eğitim karma olup, iki sınıfta yapılıyordu. Kızımın branşı olan  Okul öncesi öğretmenliği 2007 – 2008 yılında, ilkin ana bina içindeki küçük bir odada (yanılmıyorsa) 6 öğrenci ile başlamıştı. Zaman içerisinde 14 öğrenciye kadar çıktı.

Köyde halıcılık, kızlarımızın geçim kaynağı idi. Gittiğimiz ilk yıllarda bir firma adına, doğal boyalı iplerden halı dokuması yapılıyordu. Sonradan kapandığını duydum, üzüldüm. Gençler ve yeni evliler Senir köyü ve Şuhut’ta çalışma sahası az olduğundan, bu bölgelerde oturmayıp, uzaklara gitmekteler. Haliyle yeni doğumlar azaldı. Akabinde köydeki okulda eğitime ara verilip, öğrenciler 2011 – 2012 öğretim yılında Şuhut’a taşınılmaya başlandı. Ben bu ‘kıraç’ toprakları, sevmiştim.

Kızımdan ziyade benim için – İlk göz ağrım idi. Ayrıca yeni göreve başlayan bekar ve yeni evliler için, maddi birikimin olacağı yerlerden biridir. Gönlüm razı olmasa’da 2014 yılı itibari ile kızım ve damadım tayinlerini istediler. Bundan böyle bu yerleşim yerlerindeki anılar,  yazılarda ve beyinlerde kalmaya devam edecek. Senir köyü, okulu ve şuan köylerinin delikanlıları olan;  kızımın küçük talebelerinin resimleri için bakınız: Fotoğraflarla Seydişehir, İnsanlar,  Şuhut Senir Köy ve Doğa

Aşağıdaki resimler, Şuhut’un eski tarihi camisinin resterasyonu anında ki görüntüleridir. Selam olsun ”Kocatepe” nin kıraç ve tarih kokan bu topraklarına.  Mart 2014

31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (72) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (71) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (69) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (66) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (65) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (63) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (62) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (58) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (56) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (52) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (54) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (48) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (47) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (46) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (45) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (43) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (42) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (66)

Kovan için tomruk alımı ve Seydişehir de Kovan imalatcıları hakkında.

arıcılara tomruk verilmesi :-)  Bu konuda devletin arıcılara özel olarak tanıdığı fazla bir ayrıcalık ve imtiyaz yok. Bulunduğunuz bölgedeki Orman İşletme Müdürlüğü‘ne yazacağınız  bir dilekçede;  “Arı Kovanı İçin”  olduğunu  belirtmeniz şartı ile, istediğiniz miktardaki tomruğu -seçme- yapıp satın alabilirsiniz.   :-)

1 (Bir)  m3 tomruktan kaç arı kovanı olur :-)   Dikkat ediniz! Alınan tomruğun dış yüzü düzgün  olan – olmayan, içi kof  olan – olmayan, çapı büyük – küçük, ki çapı büyük olursa, menfaatiniz daha artar. Budağı az veya çok olma şekline göre kovan sayısı değişir. Alacağınız tomruk çapları ne kadar büyük ve düzgün çaplı olursa, menfaatiniz daha çok  olur.  Bu arada, marangozun keseceği ve çakacağı lataların, çitaların kalınlığının 1 mm değişmesi bile, sayıyı etkiler. Velhasıl;  Polen tuzaklı, İlaveli, Kapaklı ve her biri için 20 şer  adet çitası dahil olmak üzere, 10 – 12 arasında kovan yaptırabilirsiniz.  :-)

Seydişehir arı kovanı imalatçisi : (gelen soru karşılığı)  Hasan KARAASLAN :  0 545 302 50 32  //   Durmuş KOÇ :  0 544 896 52 41   // bir anı olarak/  H. Hüseyin  GEVENLİ  :  0 539 823 95 25   ( Bu arkadaşımın telefon numarasını yazdığımdan ≈ 18 saat  sonrası, Cumartesi günü öğle vakti, vefat ettiğini öğrendim, Allahım günahlarını affetsin. Bugün toprağa verdik. 10.03.2013 Pazar)

Seydişehirde İlk Kar.

Kar’ın geliş şekline göre ağaçta belirginleşen, Kuzey-Güney tarafları. Ağaç dallarındaki ilk  kar  11.12.2010  Cumartesi günü yağdı. 12.12.2010 pazar saat 13.00 Arılarımı kontrol için gittiğim; Pınarbaşı mevkiide yaptığım ölçüme göre , sıkışmayı göz önüne almazsak yaklaşık 60 cm kar vardı.

2012 – 13 yılına ait ve ayaklarımızın değdiği ilk kar 6 Ocak ta idi, ama hemen eridi. Şuan 13 Ocak ve gece saat 0.43, lapa lap kar yağıyor.

Seydişehir’e 1987 yılının Ocak ayında yağan kar; 3 ay yerden kalkmamış ve o sene çok kuvvetli soğuklar, evlerin içinde bile soğuktan dolayı tesisatlarda patlamalar olmuştu. O seneden sonra az süreli bir soğuk kış mevsimi yaşamıştık.

20 Kasım 2014 – şuan – 18 Şubat 2015 arası yağan kar, eriyenlerle birlikte 150 cm çok geçti. Balkondaki dereceme göre şuan ve saat 21.00 ve – 0,9 C’ çok soğuk yok ama,  etkisiz geçen yıllara göre bu sene bayağı etkili. 02.2015

Türkiyenin Yedi Bölge Rakımları.

Türkiye Cumhuriyeti, kendine bağlı ve denizden ayrık iki kara sınırları ile toplamda, yeni kabul edilen bilgi doğrultusunda  814.578 km2 dir.

Zaman zaman sayfama ilçelerin rakımları hakkında sorular gelmektedir. Tüm ilçelerimizin rakam ve rakımlarını araştırıp yazmak istedim fakat; 919 tane ilçemiz var. Bu sayıdaki ilçelerimizi yazmam ise, zamanım konusunu dikkate almasam bile, sayfamın bağlı olduğu işletme ile, yeni bir antlaşma yapmama neden olacaktı. Anlayışınızı umarım. En güzel günler, dileklerimle. Mecit Albayrak

 Siyasi olarak 81 ile ayrılmış olan Türkiye,  fiziki ve iklimsel   olarak’ ta  7 (YEDİ)  bölgeye ayrılmıştır. Bu yazımda bölgeler içerisinde yer alan iller ve rakımları yer almaktadır.

:-) Ayrıca;  81 ilimizin en yüksek ve en düşük rakımlarına ait   kronolojik listesini ise;  İllerin Rakımları (Yükseklik) Ve Sıralanması – İllerin Kara yolu ve  Uydu  üzerinden rakım sıralaması adlı bu başlığa  TIKlamanız, sayfama erişmenize kolaylık saglıyacaktır. Ayrıca karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımlarına bakabilmeniz için : Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları, tıklayınız. 

1 -  Doğu Anadolu Bölgesi :   Bu bölge sınırları içerisinde 15 il bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek  illerin olduğu  kesimdir. Ortalaması 1406 mt’ye tekabül etmektedir. Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1890 mt ile Erzurum  1. olup, Ardahan (Göle 2050 mt)  1870;  Kars 1768;  Hakkari 1748;  Van 1727;  Ağrı 1640;  Bitlis 1500;  Muş 1404;  Şırnak 1350;  Erzincan 1214;  Bingöl 1151 ;  Elazığ 1067;  Malatya  964;  Tunceli 914 ve  Iğdır 860 mt ile rakımı en düşük il, sıralamasına girmektedir.

 2 –  İç Anadolu Bölgesi : 13 ilin toplamından oluşmaktadır. Ortalama rakım yüksekliği 1010 mt’ye  tekabül etmektedir.Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1301 mt ile Yozgat 1. sırada’dır. Sivas 1285; Nevşehir 1250; Niğde 1229;  Kayseri 1071;  Karaman 1038;  Konya 1016 (Siyasi olarak Konya ya, fiziki olarak Akdeniz bölgesinde yer alan Seydişehir ilçesi 1130 mt ) ;  Kırşehir 978;  Aksaray 900;  Ankara 850 ( Çankaya Köşkü  1071 mt ) ; Eskişehir 782; Çankırı 723 mt ve Kırıkkale 700 mt   ile rakımı en düşük il durumundadır.  Türkiye’nin  kuzeyini ve  doğusunu  Antalya ya bağlayan en kısa kara yolu olan; Konya – 88km- Seydişehir – 66km- Akseki.

Konya – Seydişehir- Antalya yolu; 1974 yılında Ecevit – Erbakan hükümeti zamanında  ” Beş Yıllık Kalkınma Proğramına ” alınmış. Lakin daha sonra gelen hükümetler, bu plana riayet etmeyip bir derecede olsa ‘keyfi’ davranıp, bu yatırımı engellemişlerdir. Nihayet 1996 yılında ulaşıma açılmıştır. Seydişehir – Akseki arasında Alacabel tepesi yer almaktadır. Halkımız arasında, bu tepe rakımının esasında daha fazla olduğu konuşulmaktadır. Kara Yolu üzerinde  yer alan tepelerin belirli bir rakımdan sonra daha yüksek olması – gösterilmesi durumunda, buralara Kara Yolları şartnamesi gereği bazı uygulamaların ( tünel vb) yapılması gerektiği, bu gerekliliği yerine getirmemek için rakımın düşük gösterildiği görüşü hakimdir . Duyumum dahilinde: Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı kayıtlarında buranın rakımının 2050 mt olduğudur. Seydişehir – Konya Meram yol ayırımı üzerinden Büyükşehir Bld önü  87 km).

Konya – Hakimiyet gazetesinde çıkan bir habere göre:  Konya milletvekili  Sayın Harun Tüfekçi’nin verdiği bir beyanata göre: Kışın Alaca bel tepesini açmak zor olmaktadır. Bu zorluğu gidere bilmek için,  Seydişehir  66km  Akseki Karayolu üzerindeki Zirve Tesislerinin az ilerisinde bulunan yol bakım noktasının hemen üst tarafından,  Yarpuz çıkışlı ve 1600 mt kotunda bir tünelin yapılması için girişimde bulunduğu yazılmıştır.

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi :  7 il‘i kapsamaktadır. Ortalama rakım 744 mt’dir. En yüksek il 1083 mt Mardin olup; Siirt 902; Gaziantep 843; Diyarbakır 670; Adıyaman 669; Batman 525 ve rakımı en düşük il 518 mt ile  Şanlı Urfa‘dır.

Ege Bölgesi :  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım, 500 mt . En yüksek il merkezi 1021 mt ile Afyon olup; Kütahya 950; Uşak 906; Muğla 625; Denizli 354; Manisa 74; Aydın 64 ve sonuncu sırada 2 mt ile İzmir gelmektedir.

 5 – Karadeniz Bölgesi : 18 il den oluşmaktadır. Ortalama rakım 393 mt.  Rakımı en yüksek vilayeti 1556 mt  ile BayburtGümüşhane 1153; Çorum 801; Kastamonu 798; Bolu 725; Tokat 640; Artvin 520; Amasya 392 ( Merzifon 810 mt); Karabük 258; Düzce 146; Bartın 19; Sinop 17;  Trabzon –  Zonguldak 10; Ordu 5; Rize  / Giresun ve Samsun 4 mt ile  rakımı en düşük il durumundadır.

6 – Akdeniz Bölgesi :  9 il‘den oluşmakta olup, rakım ortalaması 389 mt dolayındadır. En yüksek ili 1035 mt Isparta olup; Burdur 952; Kilis 640; Kahramanmaraş 568; Osmaniye 150; Hatay (Antakya) 85; Antalya 39 -mazı dağı ≈ 190 mt-; Adana 23 ve Mersin 6 mt rakım ile sonuncudur.

7 – Marmara Bölgesi : 11 vilayetten oluşmaktadır. Rakım ortalaması ≈ 101 mt dir. En yüksek ili 500  mt ile Bilecik‘tir. Kırklareli 209;  Bursa 155; Balıkesir 139; Istanbul 120;   Edirne 42; Sakarya 31;  Tekirdağ 10; Yalova 5; İzmitÇanakkale 3 metrelik rakımlara sahiptirler.   :-)

Denize sınırı olup ilk 10 mt lik rakıma sahip iller sıralamasında ise:  İzmir 2 mt;  Çanakkale / İzmit ( Kocaeli) 3 mt;  – Samsun / Ordu / Yalova / Giresun 5 mt ;  Mersin ( İçel ) / Rize 6 mt   Tekirdağ , Trabzon ve Zonguldak  10 mt.    :-)

İlgilenen kişiye dip not :  Türkiye’nin  81 vilayetinin hepsini bir noktada ve rakımlarını üst üste koyup topladığımızda 55.238 metreye ulaşmaktadır. Türkiye’nin kuzeyden-güneye / doğudan-batıya; 81 ilin ortalama rakımı ise :   ≈ 682 metreye tekabül etmektedir. Bu ortalamaya en yakın ilimiz ise;  670 mt ile Diyarbakır‘dır. Bu  arada bir şeyi vurgulamam lazım.  Bir yerleşim yerinin rakım sonuçları;  Ölçümü yapan kişi ve kurum, yapıldığı nokta, ve de aynı yer ve noktada sabahleyin  saat 07 – 12 ve 17 saatlerinde yapılan rakım ölçümleri, hava sıcaklığının derecesine, nem oranına ve rüzğarın etkisine göre değişir. Örnek :

Bir ilin Valilik sitesi veya yayınlarında bu her hangi bir ilin rakımı 10 mt gözükürken, aynı ilin kara yolları ölçümlerinde 13 mt gözükebilir. Valilik makamı düz ovadadır, ama kara yolları daha yukarılarda ölçüm yapmıştır ( veya tersini düşünün) ve ‘O’ ile giriş olan ana yollara Kara Yolu, rakım 13 mt  diye tabela asar. Bu arada ” O ” ilin ölçümü 10 yıl önce yapılmıştır. O zaman  nüfus çoğunluğu ovada yaşıyordu.  Şimdi tepelere evler ve yeni yollar yapıldı  ve ortalama rakım değişti.  Kaldı ki ben, kara yolu üzerindeki tabelayı dikkate alırım.

Hatta ve hatta; Tanıdığım ve iller arası yolculuk yapacak kişilerden’de özellikle rica ederek, en doğru bilgileri yazmaya çalışmaktayım.  12.2010 –         Mecit   ALBAYRAK

Ana Arının çiftleşmesi hakkında.

Bir müddet öncesine kadar, ana arıların çiftleşmek için binlerce metre yukarı ve uzağa gittiğini, erkek arılarında, dişi ana arının arkasından ana ile ” çiftleşme mutluluğuna erişmek ve zevkinden ölmek için”  fenomen kokusunu takip edip çiftleştiğini ve öldüğünü bilir ve yazardık. Şimdi bazı arkadaşların; – Yenimi öğrendin?, diyeceklerini düşünürken, öğrendiğim ve yazdığım şeklen; Bilen kişilerin ‘yok’ denecek kadar az olduğunu, olacağını sanıyorum. Bu ana bilgileri, İngilizce paylaşımlarda bulunan bir siteden elde ettim. Aldığım notuma sadece cümle tamamlaması ve kendi bilgilerimi ilave ettim.

Ana arı çiftleşme uçuşu genelde  öğlenden  sonra başlar. Bu durumu haliyle ‘hovarda’ erkek arılarda, ölümüne bekler ve bilirler. Bir haftalık olgunlaşma süresini tamamlayan erkek arılar, öğlen vakti kovanlarından çıkıp, yakın mesafede uçup ana arıyı yakalama şansına erişenlerden olmak ister ve istiyorlar.

Yerden 5 ile 40 metre yukarıda; 30 ile 200 metrelik bir çap içerisinde,   yeterli erkek sperminin olması için en az 7,  en fazla 12 erkek arı ile,  ve  bu sayılardaki her bir erkek arı ile çiftleşme birlikteliği; 2 – 5 saniye arasında  olmaktadır.

Çiftleşme işlemi genelde 20 ile 30 dakika arasında olup biterken, en fazla bu süre 1 (bir) saat sürmektedir. Bu bilgileri paylaşmış kişiye teşekkür ederim.  02. 2015

 

Mısır kraliçesi ve kadın kralı Hatçepsut

Bu yazımın karalamasını, 04.08.2002  pazar günü bir televizyonda izlemiş ve arkeoloğun anlatımlarını anında not etmiştim. O zamanlar ansiklopedi arasına koyduğum bu not, tesadüfen elime geçti. İlgilenen kişilerle paylaşmak istedim. Televizyonda duyup size aktarmak istediğim bu kraliçeye ait hayat hikayesinin anlatımına, sadece cümle tamamlaması yaparak katkı sağladım. Bu tip bir anlatım ve yazılımı, hiç yada az bulunabilen bir durum diye düşünüyorum. Kraliçenin hayat hikayesi hakkında tarih verebilmek için, büyük larousse ansiklopedisinden faydalandım.  Doğumu ve ölüm : M.Ö. 1537 – 1484   mecit albayrak

Hatçepsut; Mısır kralı 1. Tutmosis (tutmes) in birinci karısından olma kızı. Kralın birinci karısından erkek oğlu olmamış. Kralın ikinci karısından diğer bir anlatımla baba bir kardeşi olan, 1. Tutmosis ten sonra kral olan oğlu 2. Tutmosis ile, 12 yaşında evlendirilmiş. Bu evlilikte de Hatçepsut’un erkek çocukları hep ölürken, sadece bir kızı sağ kalıyor.

M.Ö. 1520 yılında 1. Tutmosis in  ölümü üzerine 2. Tutmosis ve  Hatçepsut  yönetime geldiler.  Babası ve kayın pederi 1. Tutmosis gibi 2. Tutmosis’de, 2. bir evliliğinden olan oğlu ile ilk evliliğinden olan kızlarını, kendisinden sonra kral olacak 3. Tutmosis  ile  evlendiriyorlar.

Hatçeptus’un kocası 2. Tutmosis, M.Ö. 1505 yılında ölüyor. Kralın oğlu ve kraliçenin damadı olan 3.Tutmosis’in  daha küçük olması ve iktidarın zevkinden dolayı iktidarı bırakmayan kraliçe, yeniden evlenmiyor. Kraliçenin evlenmesi, damadı ile arasının açılmasına neden olacaktı. İlaveten 3. Tutmosis ve karısı, iktidar olma konusunda istekli değiller-miş-di.

Hatçepsut, iktidara alışmıştı. Yalnız kadın kralın olması, siyasi olarak mümkün değildi. Kadın kralın iktidarı için ise: ” Tanrı  Amon’un Kızı”   yakıştırması ile,  ‘ilahi manevi destek‘ bir şekilde sağlandı. Dış görüntü sorunu ise, erkek firavun kıyafetlerini  giyip, çene altına sakal takmakla, halledilmiş oldu.

Arkeoloğun duvar yazı ve resimlere dayanan anlatımına göre, kadın kral Hatçepsut ile damadı kral 3. Tutmosis arasında, karşılıklı güvene dayanan, ‘empati’ şeklinde bir antlaşmanın olduğu yönündedir. Bu arada kadın kral Hatçepsut ile kızının çocukluğunda ve evliliğinde eğitmeni olan mimar Selmut ile arasının, ‘iyi‘ olduğu görüşü hakimdir. Hatçepsut dul kaldığında, 32 yaşında idi. Hatçepsut Mısırın bayındırlığı, iç işleri,  ve yönetimi ile ilgilenirken damadı kral 3. Tutmosis ise, askerlerin arasında askerliği ve savaşmayı öğreniyordu.

Kadın kral Hatçepsut, Mısırın bayındırlığı ile meşgul olurken aynı zaman da ‘gözde erkeği’ Mimar Selmut’a, kendi anıt mezarını yaptırır. Selmut, kraliçeden önce ölür. Selmut ile dünyada yaşarken, resmen bir arada olamayan Hatçepsut, kendi anıt mezarının olduğu tepenin arka yüzüne, kendi mezarı ve lahit odası ile aynı seviyede, lahit odaları arasına ise sadece basit bir duvar ördürerek, mimarı’nın cesedini buraya gömdürüyor.

1903 yılında, Hatçepsut’un mezarı tespit edilip, açılıyor. Kraliçenin mezar odasındaki duvar resimlerinde, (takma) sakallı kraliçenin yanında duran erkeğin sol yanağında, yaşlanmadan dolayı oluşan bir çizik betimlenmiş. Akabinde, kraliçenin mozolesinin ilerisinde bulunan mezar içerisinden çıkartılan erkek cesedi üzerinde ve yanağında bulunan bu çizik, görüntü olarak tv de gösterildi.

Kraliçe ve kadın kral Hatçepsut‘un M.Ö. 1484 yılında ölmesi ile üvey oğlu ve damadı 3. Tutmosis, kral oluyor. 3. Tutmosis kral olduktan 15 yıl sonra açık alanlardaki taş resimlerde betimlenen sakallı kraliçe Hatçepsut un resimlerini kazıttırmış. Bu kazıtma şeklinin, 3. Tutmosis’in,  kayın validesi – kraliçeye karşı oluşan gizli düşmanlığından  değil sadece,  siyaseten  alınmış bir karar olduğu, Arkeoloğ tarafından vurgulandı. 04.2014

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü‘nün  yayınladığı Dünyada Yolsuzluk  Endeksi‘ne göre:

2001 yılı – 91 ülke = Finlandiya (Fn), Danimarka (Dn), Yeni Zelanda YZ) / Türkiye 56. / Nijerya, Bangladeş

2002 yılı – 102 ülke = Fn, Dn, YZ,  / Türkiye 65. / Nijerya, Bangladeş

2003 yılı – 133 ülke = Fn, Dn, YZ. / Türkiye 77. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2004 yılı – 145 ülke = Fn, YZ, Dn / Türkiye 81. /  Haiti, Nijerya, Bangladeş

2005 yılı – 158 ülke = İzlanda (Iz), Fn, YZ / Türkiye 69. /  Bangladeş, Çad

2006 yılı – 163 ülke = Fn, Iz, YZ / Türkiye 60. / Haiti, Myanmar

2007 yılı – 179 ülke = Dn, Fn, YZ / Türkiye 64. / Somali, Myanmar

2008 yılı – 180 ülke = Dn, YZ, İsveç (Is) / Türkiye 58. / Somali, Myanmar

2009 yılı – 180 ülke = YZ, Dn, Singapur (Sng) / Türkiye 61. / Afganistan, Somali

2010 yılı – 178 ülke = Dn, YZ, Sng / Türkiye 56. / Somali, Myanmar

2011 yılı – 183 ülke = YZ, Dn, Fn / Türkiye 61. / Somali, K. Kore

2012 yılı –  178 ülke = Fn, YZ, Dn. / Türkiye 54. / Afganistan, K. Kore

2013 yılı –  177 ülke = Dn, YZ, Fn. / Türkiye 53. /  Somali, K. Kore

2014 yılı – 175 ülke = Dn, YZ, Fn. /  Türkiye 64. / Sudan, K.Kore, Somali

Kaynak : Transparency Internatıonal

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına’ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları, – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız. Albayrak

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.  Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Bu şekle göre ülke ve devlet’in ne manaya geldiğini de vurgulamamız gerekir.

Ülke: Karasal  yüzey üzerinde sınırları belli / belirsiz oluşturulan,  ortada bazı siyasi sorunları nedeni ile her devletçe resmen tanınmayan, ginede  somut -toprak ve insan olarak- varlığı kabul edilen, devletlerin olduğu yerlerdir. Mesela :  K. Kıbrıs,   Filistin, Keşmir gibi….

Ki burada, bir acı gerçeği açıklamam lazım. Türkiye Cumhuriyetinin en büyük dostu!! ABD nin gözünde,  T. C. bir devlet değil, paylaşılması gereken  bir ülkedir.

Devlet: Bu karasal yüzeyde soyut (devlet) ve somut varlığı -toprak ve insanları- ile birlikte sınırları tanınan, buna ilaveten  siyasi yönetimsel varlığı her devletce kabul edilen,  ülkelerdir. 12 . 2010 /  01.2014   Albayrak

Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular.

Aradığınız sorunuz veya şahsa özel sorunuzun cevabı veya benzeri yok ise, en sondaki yorum kısmına sorunuzu yazınız. Cevabınızı vereceğim. İlaveten, sayfama gelen bazı sorularınızın cevabını, uygun kısma ilave ediyorum. 

Ana arı hakkında bilinmesi gerekenler : 05.2014 – Arıcı olarak bizlerin en büyük sorunlarından biri ana arı dır. Bazen kendi kendime: Bir anlıkta olsa şu kovan içerisinde ben arı olsam ve bu hallerini öğrensem, derim.  Sanmayın ki; Ben yılların arıcısıyım. Hayır bu sene ile 5. yılım. Allah ve sağlığım nasip ederse, cenazemin  kovanlıktan geleceğini bilsem, yine arılarımın yanına giderim. Ama bir şey biliyor ve isterim. Yaparak veya Araştırıp öğrendiklerimi herkesle paylaşmak. İlk sene arıcı bir usta öğretmenin yanında 3 kovanımla, 130 kovan arasında ırgat gibi bulundum, çalıştım. Yeri geldi bana: Çok soru soruyorsun, dendi ve siyasi görüşümden dolayı, kasıtlı olarak bilgi verilmedi. Bu site ve yazılarımı da, geçmişte yaşadıklarıma nispet olsun diye değil, bildiklerimi paylaşmaktan zevk aldığım için uğraşıyorum. Gelelim anamıza.

Ana arı, genelde yeni kabartılmış günlük atımına hazır taze petekler ile daha önce atılmış günlüklerin olduğu petekler üzerinde bulunur’ken, en sondaki haşat petek üzerinde bile olabilir.  Yeni doğan ana arının boyu  ≈ 12 mm ile 18 mm arasında değişir. Boyu 25 mm kadar uzar. (yaklaşık rakamlar). Genç ana kısa ve şişman, eski ana zayıf uzun boylu olur. Kovanı bir yerinden ‘tık’ layıp kulağınızı kovana dayayın, kovan içinde kısa bir uğultu olursa, ana var. Uğultu uzun olursa, ana yok demektir.

Kovana ham çita verdiniz. 1-2 gün sonra kontrol ettiniz. Petek üzerinde önlü arkalı bir kaç tane meme kapçıklarını görürseniz; bu kovanın anası yok veya işe yaramıyor, değiştirecekler demektir. Ana arı her mevsim ve ayda telef olabilir. İşçi arılar Ağustos ayının ortasından sonraki günlerde, erkek arıları dışarıya atmaya başlarlar. Gün geçtikçe erkek arı sayısı azalır ve yok olur. Az sayıdaki güçsüz – yaşlı erkek arılarla çiftleşen anaların dölleri zayıf olur. Bu gibi durumlarda anasız kalan kovanı diğer bir kovan ile birleştiriniz veya hazır ana temin edip veriniz.

Bilgilerinize: 1960 yılı öncesinde ülkemizde gezgincilik yapılmıyordu. Kafkas, (Orta) Anadolu, Muğla, Suriye, Kıbrıs ve İran arısı ırkları, ismi yazılı ülke ile Türkiye de, yaşamakta idiler. Bahsedilen yıldan sonra adı geçen arı ırklarının safları, yok oldu.  Son yıllarda üretilen ana arıların ana tarafı % 80 Kafkas, %20 erkek Muğla arısı melezidir. D. Anadolu ve Kara  Denizde Kafkas; İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve G. D. Anadolu bölgemizde, Kafkas anasının yerli arılar ile yaptığı melezlerin, başarılı olduğu belirtiliyor.

- Macahel Arıcılık – Artvin, Camili bölgesinde  üretilen damızlık Kafkas arılar Kara Deniz ve Marmara – Posof bölgesinde yetiştirilenler ise diğer bölgelere gönderiliyor. Saf Anadolu ırkı  Ana arılar ise Kızılcahamam Kırkırca Köyü üretim merkezinde üretiliyor. Kaynak: Macahel Arıcılık.

- Samsun 19 Mayıs Ün.  Prof  Syn Ahmet Güler’in Bereket Tv açıklamasına göre ; Arı sütü üretiminde İtalyan arısı, kafkas arısından daha iyi ayrıca Avrupa da verimli arı ırkı olarak Karniol’un tercih edildiğini belirtmişlerdi.

A –  05.2014 – Çiftleşmiş ama günlük atımı  daha olmamış veya çiftleşmemiş ana arının olduğu kovana, başka kovandan arı silkelemeyin, ( hem arı eski kovanına gider) için de günlük ve kapalı yavrusu olan çita, koymayın. Gelen arılar ile eski arılar anayı öldürüyor. – İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası olan veya olmayan kovana, dışarıdan ÇİFTLEŞMEMİŞ ana vermeyiniz. Ayrıca anası , günlüğü ve kapalısı kalmamış kovana da, kafes içerisinde bile olsa ÇİFTLEŞMİŞ ana vermeyiniz. Kafes içerisindeki ana ile beraber kovan içerisine, üzerinde kapalı ve günlüklü  gözleri olan bir çita ile birlikte koyunuz.

Kovanı böldünüz; petek içinde günlük var ise; anayı kabul etmez öldürürler ve meme yaparlar. Dikkat edin bölüp, hazır ana verdiğiniz peteklerde günlük, olmasın. İlaveten;  Bu güne kadar kovanın anasını değiştireceğim de, eski anayı öldürüyor veya  dışarıya alıp, bu kovanı 2 gün anasız bekletip, kafes içerisinde yeni çiftleşmiş ana veriyordum.  13.4.2014 pz günü –  3 çita olarak böldüğüm ve petek üzerinde günlük ve kapalısı olan kovana, arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kekin bir kısmı yenilmiş, ana ise kutu içerisinde. (sanki arı, tereddütde kalmış)  Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ana nın telini tekrar raptiyeleyip  aynı yere koydum ki, iyicene alışsınlar.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler.

Hazır ana vereceğiniz kovandaki, günlüklü çitaları arısız ve geçici olarak başka kovan-lar-a koyup, kafes içerisindeki anayı koyup 2 gün bekleyiniz. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. 

Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaları üzerinde açık – kapalı 10 adet meme var. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim. Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını, ancak kendi bilir.

B – Çita üzerinde bulunan  memelerden aynı gün içerisinde 2 veya daha fazla  ana çıkıyor. Ve 2 ana birbirine saldırıp, yumak oluyorlar. Bu dövüşler anında kavga yapan anaları görmemiş olabilirsiniz. Ama kovan içinde kavga eden analardan kulağınıza ince tiz bir ses gelecektir. Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayınız, müdahale etmeyiniz. Sağ kalan, kovanın anasıdır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuzda, bu anayıda arılar öldürüyor. -yaşadım-

C – Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde  arılar kovan dışına düştü veya arıları silkelediniz. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Orta yerinde ana arı olabilir, dikkatli bakınız. -var ise – Elinizde fazla tutmadan hemen kovana koyunuz.

ÇKafes içerisinde ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacak iseniz : Ana Kafeslerini, örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile koyup, şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir.

1 – 2 gün Anasız bekletilmiş kovana, kafes içindeki hazır ana arıyı, iki çita arasına kapalı vaziyette veriniz. Anayı bu şekli ile 2 gün bekletiniz.  3. gün Kek tarafındaki teli açıp, aynen ve aynı yere koyunuz. Kovandaki arıların çokluğuna göre 1 – 2 gün içerisinde ana arı çıkacaktır. Arılar, Kafesteki anayı, gerçek manada isterlerse, petek üzerlerinde kaç tane meme olursa olsun, kabul ederler. Niyetleri yoksa, hiç meme olmasa bile Anayı, öldürürler.

D – Kovanı açtınız, çitalara bakarken ana arının uçup gittiğini gördünüz. Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, ≈ 1 saat bekletiniz.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana yakın yere gitti ise gelecektir – gelebilir. 2011 yılında iki tane ana nın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ana daha tazedir, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden ise sakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtarırsınız ana, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider…Kalırsa, zaten ölecek.

E – Kuvvetli kovandan bir kaç çitayı alıp, zayıf ile birleştireceğiniz de dikkat ediniz, ana arıyı öbür kovana götürmeyin. Bal sezonunda, İlavede iken özellikle ilavede meme olursa, temizleyiniz. Bu zaman oğul devri değildir.

F – Ana arıyı satın aldınız. Kafes içerisinde anasız kovana koydunuz. En az 2 gün kapalı şekli ile kalmalı. Daha sonra kek tarafındaki teli açıp tekrar aynı yere koyunuz. Kovandaki arılar keki bitirdiklerinde ana arı ile temasa geçerler. Ya kabul etmez kafes içerisinde öldürürler, yada çita üzerinde gezindiğini görürsünüz. İlkin normal günlük attı. Bir süre sonra ana, erkek gözü atmaya başladı.-yaşadım- Olabilir. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten, bu şekle göre garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

G – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile, anayı çabucak görmek için boyayıp, kovan içerisine salmayınız. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım)

H – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. ( Ana, sadece kışın veya soğuklarda günlük atımını bırakmaz. Bal biriktirme sezonu olan aylarda özellikle ağustos ayından itibaren günlük atımını azaltır veya bırakır.)  2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  :-) . Öldürmeye elim varmadı.   Tamam, ana günlük atmıyor – atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  -illa bu böyledir demiyorum ama, !! –  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı.

I –  Ana arıyı normal şartlarda kendiniz yaptırırsınız. Nasıl? Bunun için fazla beklemeyiniz. -sahte anaya gitmemiş- anası olmayan kovana, İçinde günlük ve/veya kapalı gözleride olan arısız 1 – 2 çitayı, koyunuz. Veya gözünüze kestirdiğiniz kuvvetli bir kovandan, arılı iki çitayı başka bir (ruşet) kovana koyup buradan 4 – 5 km uzağa götürünüz. Burada, ana memesi yaptıracağınız kovana 4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz. Bu süre zarfında bol arı sütlü ana memesi oluşacaktır… Ana memesinin çıkmasına 1 – 2 gün kala istediğiniz memeleri bu çitalardan kesip, bir veya iki çitalı büyük – küçük kovanlı çitaların bir tarafına mumlu şekli ile yapıştırınız. 2 gün sonra bu memelerden ana çıkar. 10 gün sonrada bu analar günlük atar. 6 gün sonrada bu günlükler kapanır. Bu günden sonra ana arı başka bir anasız kovana verilmeye hazırdır. Onun için bir tane ana arı taşıma kutucuğu temin edin. Bir tarafına kek basınız. Diğer tarafada İçine 6 – 7 tane de normal arı koyunuz.  07.2014

İ – Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayınız. Sahte ana, ana memesi yapılmasına müsaade etmez, İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni anayı sahte ana, öldürür. Zaman ve arı kaybedersiniz. Yapacağınız en temiz iş: a – Önce boş  bir kovan veya ilave hazır ediniz. Sahte analı kovanı arıları ile birlikte yerinden kaldırıp, boş kovanı aynı yere koyunuz. Eski kovan içerisindeki çita üzerindeki tüm arıları bu boş kovana silkeleyiniz. Veya, tüm çitaları ilaveye alınız. Aynı işlemi, burada da tekrarlayıp, üzerini kapatınız. Bu çitasız arıları 2 gün  bekletiniz. Sahte ana, ana olduğunu unutacaktır. 3. gün başka bir kovandan alacağınız, içinde günlük ve kapalı gözler olan 1 – 2 çita ile arının sayısına göre, başka temiz çitaları,  bu çitasız kovana koyunuz. Yalnız, çıkarttığınız eski çitaları koymayınız. Bu kovanı 4 gün, azar azar şerbetleyiniz ki, arı sütleri bol olsun. b – Diğer bir yöntemde ise; sahte analı kovanı yerinden alıp – aynı yere başka temiz bir kovan koyunuz. Bu kovanı en az 20 – 30 mt uzağa götürüp, tüm arıyı bu yere silkeleyin. Yerdeki arıların uçarak kovanlarına gitmesi içinde, tütsü veriniz. Besili hale gelen sahte ana, uçamayacağı için orada kalacaktır. Akabinde bu kovana başka bir kovandan içinde günlük ve kapalısı olan bir çitayı, diğer çitalar ile koyup, üzerini kapatınız. Kovan kurtulacaktır. Bu yöntem, sizin için daha zahmetli ve arı kaybına neden olacaktır.  c – Başka  kuvvetli bir kovan ile birleştiriniz. Tercih sizin.

J – Anasız kalan arı, günlük var ve Antalya bölgesinde Zemheride bile hemen aynı gün ana memesi yapmaya başlar.( Manavgatta; Anası ölmüş ana arı -ruşet- kovanına,  1 Aralık 2014 günü, günlüklü küçük çitayı ana arı kovanına koydum. 18 Ocak 2015 günü bu kovanı kontrol ettiğimde ana arı geziniyor ve 4 çitanın 3 de kapalı var idi.) Yeterince çiftleşmemiş olabilir ama bu yazdıklarım olur ve oluyor.  Ayrıca analı – anasız bütün kovanlara, dışarıda kalan her hangi bir ana arı giriş yapa bilir. Önemli olan bu kovan arılarının bu anayı kabul edip – etmemesidir. Ana arı sadece bala bakıp günlük atmaz. Arı için bal yemek ise, polende ekmeğidir.

K – Kuluçkalıkta ki çitanın alt ve yan kenarlarında açık – kapalı memeler var ise; bu oğul memesidir. – Ben oğul istemem, demekte geç kaldınız. Orta iç  kesimlerde olan meme, ana değiştirme memesidir. Siz her ne kadar bu memeleri bozarsanız bozunuz, O kovan oğula gidecektir. Bozmanız, sizin için zaman kaybıdır. Ya 10 çitalı arıyı 2 – 3 parçaya bölünüz veya memeleri sıyırıp, diğer kovanlarla birleştiriniz. Yada bırakın oğula gitsin. Ayrıca, ilavedeki çitalarda meme olur ise, hemen bozun. Meme yapmasının bir kaç nedeni var. Yiyeceği bol olur, meme yapar. Ana arı kuluçkalıktan  başka yere gitmez, sizde içinde günlük olan çitayı ilaveye korsunuz, meme yaparlar. Veya tersi olursa.

L – Çıkan oğulu istiyorsanız, yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. I. ve 2. oğulda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup o yerden uzaklaştırınız veya anaları öldürün. Çıkan oğul, çıktığı kovana dönecektir.

M – Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakıp, üzerinde ana olan bir kaç çitayı başka bir kovana alıp, 5 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar, kendilerine yeni ana yapacaktır.

N – Kovanlarınız sahil bölgesinde iken -portakal bahçesine yakın iseniz- nerede ise günlük petek işlenir. İç bölgelere gelindiğinden 2 – 3 hafta sonrası ana arının günlük atımı azalır veya kesilir. Arılar fazla çalışmaz. Neden? Aynen insan gibi. Havanın soğuğundan – sıcağından      etkileniyor. Arının uçuş deliğini daraltınız. Serin hava girişi azalsın. Boş yerlere Strafor koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

O – Peteklere bakarken ana yı gördünüz. Arılar ananın üzerine üşüşmüşler, bir yere salmıyorlar, ayaklarından asılıyorlar! Ne demek? Bu anayı istemiyorlar. Ananın, kendi istedikleri yerlere günlük atmasını istiyorlar. Yani, sadece anayı değiştirmek istiyorlar. Anayı değiştiriniz veya arıları başka bir analı kovan ile birleştiriniz.

Ö – İlk oğul çıktı. Kalan arı yeni çıkan anayı kabul etti ve yeni oğula gitmeyecek iseler, çita üzerindeki kalan diğer memeleri, ana veya arılar kemirir ve meme içerisindeki anayı öldürürler. Veya siz yeni bir oğul daha istemiyor iseniz, diğer memeleri temizleyiniz. Çıkan oğula, ana arı günlük atıp, kapalısı oluncaya kadar şerbet, vermeyiniz.

P – Genç arının renkleri koyu parlak, boyu kısa ve şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar. Karın kısmındaki siyah halka sayısı ilk çıktığında ve kadar ise, 4 sene sonrada aynıdır.

R –  İlk defa günlük atmış ama daha kapalısı olmamış kovana, başka kovandan kapalı arılı çita koymayınız.  03.2014

S – Kuluçkalık çita ve arı ile doldu. Dışarıdan nektar akımının bollaştığı ana kadar anayı aşağıya hapsetmeyiniz. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitaları ilaveye koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez. 06.2014

Ş - Her canlı gibi Ana, KIŞLIK nektarın depolanması için temmuz, ağustos aylarında günlük atımını azaltır. 06.2014

T – Anası olmayan, devamlı karıştırılan, ayrıca kapalı – serin havalarda veya karanlıkta açılan kovanın arıları, insana saldırır. 09.2014  Ayrıca kış ve ya yazın anası olmayan kovanın arılarını, bu kovandan çitaları ile birlikte dışarıya alıp boş kovanı yerinden kaldırıp başka yere koyunuz.  Çıkarttığınız çitalı arıları az uzağa silkeleyiniz. Anasız ve kovansız arılar,  eski kovanın sağında ve solundaki kovanlara dağılırlar. 01.2015

analı – anasız arıların çita ile birleştirilmesi : Analı ve anasız iki ayrı kovanınız var. Analı çitalar kaç tane ise, kuluçkalıkta olacak. Kovanın üzerini tamamen  gazete kağıdını kapatınız. Kağıdın üzerinede ilaveyi oturtunuz. İlave ve kağıdın bazı yerleri ile anasız arılı çitaların bazı yerlerine katran sürüp, örtü tahtası ve kapağını kapatınız. Üzerinde gezinen arıları ile her hangi bir çitayı, başka bir kovana koymayınız. Öldürürler. Sadece içinde günlük ve kapalısı olan arısız bir çitayı, istediğiniz kovana koya bilirsiniz. 06.2014

ana arı yok veya sahte ana şüphesi var, anayı veriyorum öldürüyorlar, ne yapılır? : 05.2014 –  yukarıdaki İ maddesini okuyunuz.

 ağaç veya kaya kovuğundan arı nasıl alınır : 05.2014 –  İlk önce belirlediğiniz yerde kovan veya büyük bisküvi kutusu, ballı petek, işlenik ve ham peteklerinizi,  körük, maske ve ham petek bağlama teli ve spiral hortumunu hazır etmelisiniz.

A – Kayayı veya ağacı, kırma – kesme ve balını alma durumunuz yok ise, kovan veya bisküvi kutusunun arka tarafını delin. İçine ballı, işlenik hazır ve ham petekleri koyunuz. Kovanınızın arkasına kıvrımlı hortumu takıp, arıların girdiği deliğe sokunuz. Başka yerden girip çıkmasınlar. Kovanı uygun bir yere koyup, uçuş tahtasını açık tutunuz. Zaman içerisinde önce arılar sonrada ana arı, bu kovana gelecektir.  :-)

Veya imkan var ise, ağaç (kaya) üzerinde arıların girip çıktığı deliğin etrafında dairesel veya kare şeklinde bir kapak çıkartmayı deneyiniz. Arıları aldınız ama ana yok!! Kovanlığınızda iken içine bir tane günlüklü çita veriniz. Anasını yapacaktır.

B –  Kesme veya kırma durumunda iseniz;  BOŞ ve ballı çitaları, teli ve kovanı hazır ediniz. Arıları önce tütsü vererek sakinleştirin. Hatta, arıların çıkış deliğini bir müddet kapatınız ki, buradan çıkan arılar saldırmasın. Sonra yavaş yavaş ağacı veya kayayı kırıp, kesip arılara ulaşınız. Arada bir tütsü vermeyi unutmayınız. Dikkat ediniz arıların üzerine ağaç, kaya parçası gelmesin. O yerdeki petekleri keserek, üzerindeki ANA ve arılar ile birlikte, boş çita içine aynen ham petek tutturduğunuz gibi ballı, günlüklü ve kapalı yavrulu orijinal petekleri koyup, çitanın dışından galvanizli teli dolayarak   – özellikle kapalı ve günlüklü yerleri ezmeden- bağlayınız. Alacağınız bir şey kalmadığında, üstünü kapatıp aynı yerde bekletiniz. Uçuşan ve eski yerindeki arılar bu kovana girecektir. Rast gele.   12.08.2012 pazar  – 03.2014

akdeniz bölgesinde ocak – şubat (mart) ayında arıya serbet  ve kek verilir mi : 05.2014 –  Bu bölgede her daim şerbet verebilirsiniz. Hava şartlarının uzun bir süre uygun olması halinde de,  kek verilir. Biz veriyoruz. Yalnız yakınında arının içme suyu, olmalı. Böldüğünüz kovanlara ise kek değil, şerbet veriniz. 03.2014

antalyada  kışlık arı bakımı nasıl olmalı05.2014 – Her bölgedeki arı bakımları aynıdır. Kars veya Konya da arıya nasıl bakıyorsan, Antalya bölgesindeki bakımda 1 – 2 küçük ayrıntı haricinde, aynıdır. Tek fark Antalya daki  bazı ‘Eşek Arıları’, iç Anadolu bölgesindeki arılara göre, farklıdır. Antalya bölgesine kovanlarınızı getirmeden önce,  O bölgedeki kişiden yağmurların yağıp – yağmadığını ve kovan koyacağınız yerde -baş kısmı– EŞEK ARISI’ ( boyu en az 3 cm renk, bu şekle yakın) nın olup olmadığını öğreniniz. Eşek arısı var ise imha etmek için uygun ilacıda yanınızda götürünüz. -mesela fıs fıs türü tüplü sinek öldürücü ve sıvı DDT, yi bir deodorant kutusu içinde bu arıları yuvasına püskürtünüz- Kovanlarınızı sahile indirdiniz. Yazmaya gerek yok ama yine tekrarlıyayım. Uçuş tahtası güneye bakacak ve yerden 15 – 20 cm yükseğe kovanlarınızı koydunuz. Kovanlarınız, polen tuzaklı ise, kovan içerisine polenin girmesine müsaade ediniz. Unutmayınız ki arı için bal çorba, polen ise ekmeğidir. Gündüz etrafınızı gezip -toprak ve duvarda- eşek arısı yerlerini tespit edip, ilaçlayın.

Kasım ayında, pürem balı sağımından sonra her kovan içerisinde en az bir çita arısız kalmıştır. Ayrıca orta kısımlardaki çitalarda da açık, -15 Aralık kadar-  kapalı günlükler olu-r-şmuştur. Yeni çıkacak yavru ne kadar çok olursa olsun, üzerinde az arı olan çitaları dışarıya alınız.  Boşalan yerlere daha önceden kesip hazırladığınız  STRAFORLARI, gerekiyor ise iki taraflı olarak sıkıca yerleştiriniz. İçerinin sıcak olmasını sağlıyacaktır. Kesinlikle çul, çuval, kağıt koymayınız. Bu arada, arıların delemiyeceği bir strafor cinsinin olduğunu, sanmıyorum. 2+1 şerbetini verip, kapatınız. Yanınızda varroa için en azından tütsü getirip işiniz bittikten sonra veriniz. Faydası olur.  03.2014

antalyada ilk bahar bakımının başlama zamanı: 05.2014 - 25 Ocak 2013  ve (14 Ocak 2014) günü Manavgatta,  arıları kontrol ettik. Hemen hepsinde Günlük ve kapalı gözler vardı.  29 Ocak 2013 günü saat 10.30 da Serik – Gebizde, kovanlarımın başında idim. Hava açık, güneşli ve sıcaklık ≈ 17′ C. Yanımda Konya Şekerin hazır şerbeti var. Bu şerbet içerisinde normal çay şekeri, su, meyve şekeri olan FRUKTOZ ile genellikle tahıl cinsi bitkilerden elde edilen ve bir çeşit şeker olan karbonhidrat GLİKOZ bulunmaktadır. – Dikkat ediniz, İnvert şekerli şerbeti kesinlikle almayınız.- Not:  (Profesörün açıklaması). –  Bu Konya Şeker -veya diğerleri- şerbetinin içine  en az  2+1 pancar şekeri şerbeti hazırlayıp, karıştırınız.

Ben, çitaların boş olacağını düşünürken nerede ise bazı çitaların, full nektar ile dolu olduğunu gördüm. -29 Ocak. 2013- Haliyle bu nektar durumu, bölgeye göre değişir. Kovanlarımda günlük ve kapalı yoktu.  Bu durum, arının tarlacı gücüne ve hava durumuna göre, değişir. Sanırım günlüğün olmayışının sebebi, Manavgata göre daha soğuk ve tarlacı arıların nektarı bolca petek gözlerine koymalarından dolayı ananın, günlük atacak yeri kalmamış. Bu açıklamama göre kendi yerinizi yorumlayınız. Ocak – Şubat ve Mart ayında arı, bulduğu poleni kovana alsın. Siz almayınız.  Üzerinde arı gezinmeyen özellikle nektar ve polen olmayan çitaları dışarıya alın. Çitaların boş sağ ve soluna, straforu yerleştiriniz. Dikkat edeceğiniz nokta, arıların temiz hava almalarına engel olmayınız. 03.2014

Amerikan  (AYÇ) Yavru Çürüklüğü: 05.2014 -  DİKKATAYÇ hastalığı kanunen, il ve ilçe müdürlüklerine haber edilmesi gereken bir durumdur. Yetkili kişinin gözetiminde tüm arılar imha edilip, çitaların yakılması gerekiyor. Tarım müdürlükleri zararınızı para olarak karşılıyor.  

Bu hastalığa yakalanmış olan kovanın arılarını bir şekilde kurtara bilirsiniz. Ama kesinlikle bu arılardan o sene bal almayı unutacaksınız. Hastalıklı olan kovanı akşam vakti alıp, en az 5 km uzağa götürünüz. Ertesi gün temiz boş bir kovan, fısfıs ve daha önceden 5 lt iki ayrı pet şişeye, 4 lt su içine 1lt çamaşır suyu karışımı ile, 4 lt şekerli şerbete, 50 gr Terramycine döküp hazırlayınız. Orada arıları, anaları ile birlikte temiz kovana silkeleyin. Çitaları hemen orada kuytu bir yerde yakıp, gömünüz. Eski Kovanın her yanını, örtü tahtası, şerbetliği, kapağını ve tüm malzemelerinizi çamaşırlı su ile yıkayınız. Kovanı ve malzemeleriniz açık havada ve güneşte kurutunuz. Kovanda kalan çamaşır suyu kokusu, arıların ölümüne sebep olur. İlaçlı şerbeti, temiz kovan içerisindeki -ana dahil- tüm arıların üzerine fısfıs ile püskürtünüz. Bu ilacı 3 gün ara ile akşam vakitleri 4 kere veriniz. 12 gün sonra elinizde yeterli sayıda var ise hazır, yoksa ham çitayı koyup, orada şerbetleyip, bekletiniz. Arılarınız kurtulacaktır. 03.2014

arı çoğalmıyor, neden? Her şeyden önce (başıma geldi)  A kovanından bir miktar arıyı, çitalı – çitasız B kovanına silkelediniz – koydunuz. Ana arı, yavrularının başka bir kovana verilmesine razı olmuyor. Ve A kovanı istendiği gibi üremiyor. Ayrıca, Şu yazacağım şıklardan biri yada hepsi sorunuzun cevabıdır. Ana, günlük atmıyor veya azalttı. Gerekiyor ise, değiştiriniz. Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlükler üşüdü, arı çoğalamadı. Petek sayısını düşürün. Yiyeceği nasıl? Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve delikler var ise, bir kaçına çöp sokunuz. A.Y.Ç veya Av.Y.Ç. var mı. Varsa, arı çoğalmaz. Yiyeceği var mı? 06.2014

arı, kaç  çıtada kışlatılır: 05.2014 –  Bir kovandaki çita sayısı ve üzerindeki arı ne kadar çok ve kuvvetli olursa, o kadar çok iyi olurİki çitalık bir kovanın bahara çıkma şansı yok, gibi.  Ama, hangi bölgede olursanız olun önemli olan ana, kasım ayı ortasına kadar  az çok günlük atmış, yeterince yiyeceği var, varroa ile iyi mücadele etti, kovanınız sağlam vede iki taraftan çitaları strafor ile sıkıştırmış iseniz; bu genç arılar sayesinde 2 çitalık arı, gelecek kışa;  ÇIKAR. ( 2013 -14 sezonunda 1,5 çitalık arım, Mart 2014 itibari ile sağ)  Not: Malumunuz üzere, bu belirttiğim haller dışında, 10 çitalık arının, kışı atlatması bile zor.  03.2014

arıların kovanı terk etme nedenleri ne olabilir : 05.2014 – Bilim çevresi bu konuda kesin ‘sebep şu’ diyemiyor. Genelde, çevrede yapılanbitki ilaçlaması ile varroa için yapılan hatalı ilaçlamanın etkisi, deniliyor. ( 08. 2013 günü Geçenlerde, içinde 2 çitalık arısı, yeni anası, günlüğü ve kapalı yavrusu olan kovana göz attım. Çita üzerilerinde olan bal, YOK denecek kadardı. Arı sayısı da az idi.  Başka bir kovandan genç arı silkeledim. Arılar sorunsuz kovana girdiler. Akşam üstü de şerbetliğine şerbet döktüm. Hatta şerbetin tat ve kokusunu çabucak alsınlar diye, bir kaç damla şerbeti, kovan içerisine akıttım. ( Açlık mümkün değil) 2 gün sonra kovanı kontrol ettim Şerbete hiç dokunulmamış. Kovan içerisindeki koloni tamamen yok olmuş. Çita üzerindeki az miktardaki balı  emip, gitmişler. Kovanın iç ve dışında arı ölüsü yok. Üstelik, son 2.5 aydır hiç bir şekilde ilaç vermedim. Ama, gittiler. 03.2014

arı neden OĞULA gider? 05.2014 .Oğula gitmenin en büyük etkeni, tüm canlılarda olduğu gibi nedeni ne olursa olsun üreme, çoğalma  iç güdüsüdür. Arazide veya kovan içinde yiyecek yeterli değil ise, çok ise arı oğula gider bilir.  2 veya 3 günde bir arılara şerbet verirseniz, takip ettiğiniz, devamlı çita koyduğunuz halde, arı yine oğula gidiyor. -yaşadım- - 2 çitalık arı bile, oğula gider. Kaç çita olursa olsun ana, günlük atımını bıraktı – azalttı, -sakatlandı, -kovan içerisinde yiyecek azaldı, yada biraz fazlası ile şerbet verdiniz, gerektiği zaman çita -vermediniz yeri daraldı. Vel hasıl her halükarda oğula gitme durumu vardır. Benim altı kovanımın 5 i, Nisan 2013  başında ve portakal bahçesinin dibinde meme yapmaya başladılar. Analarımın hepsi  genç OĞUL ANASI.  Çita örüldükçe azar azar şerbet veriyor ve gerektikçe çita atıyorudum, yine meme yaptılar. Temizledim, yine yaptılar. 6 kovanımdan oğul alsa idim, 24 kovanım olacaktı. Çare:  Arılarınızın oğula gitmesini istemiyorsanız, üzerinde meme bile olsa, a- Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana bölüp, memeleri de koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. b –  Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane meme bırakıp, diğerlerini temizleyiniz. c – İçinde anası olmayıp, Peteklerinde günlük, larva ve  ana memesi olan bu kovanlara çiftleşmiş hazır ana veriniz. Kabul eder veya etmezler. Kabul ederlerse memeleri kendileri temizler -yaşadım-. d – Eski anayı  öldürüp içine atınız. 1 – 2 gün sonra, Hazır çiftleşmiş ana veriniz. Memeleri arılar temizler. Şunu da yapa bilirsiniz: e - Baktınız kovandaki bütün çitalarda  bir çok memeli petek var. Bu memeli çitaları, 2 – 3 er çitalı şekilde boş kovanlara bölünüz.  5 km uzağa götürüp bırakınız. 2 gün kalsınlar. Bu şekilde arıların çoklu olarak oğula gitme heveslerini kırmış ve oğul takip etme eziyetinden kurtulmuş olursunuz. 

Eski ana, oğul durumunu istemez. Arıların yaptığı memeleri kesmek ister. Ama oğula gitmeyi isteyen arılar, ana arıya müsaade etmez ve engelleme yaparlar. Kovanda yerinin olmadığını anlayan ana, bavulunu hazırlamaya başlar. Günlük atımını bırakır. Uçuş yapabilmek için az yer ki, hafif olup uca bilsin. Ve vakti gelince, kovanı terk eder. 2. oğul ≈ 7 gün sonra çıkar. İlk çıkan oğul, kovanın 1/3 i veya yarısına yakın olur. Oğul çıktıkça bu oran, azalır.

Bu yazdıklarımı yapmadınız ise: Oğula gitmek isteyen kovandaki arıların yaptığı ana arı kapsül ve memelerini; Oğula gitmelerini engellemek için yolmayınız. Daha fazlası ile meme yapacaklardır. Bırakınız, erkenden oğula gitsinler ki, Sizin zaman kaybınız ve zararınız az olsun.  Ayrıca ilk çıkan 1.-eski analı- ve  2. oğul arılarından sonra çıkan oğullarda  en az, 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koydunuz veya koymak istemiyorsunuz. Konduğu yerden aldığınız oğulu yere döküp, içinden istemediğiniz -cılız- anaları alıp kutu içinde uzak kapalı bir yere koyunuz veya öldürüp oğul arı içine atınız. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri döneceklerdir. Aynı kovandan içinden ÇOK analı olarak çıkıp, değişik yerlere konan 2 – 3  oğulu, aynı kovanın arısı deyip, başka bir kovan içerisine  birlikte koyamazsınız. Ana kokuları farklılaşmıştır. Aynı küme içerisinde birden çok analı oğulu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Ana kokusu farklı arıları, kağıt veya koku ile birleştire bilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür. İlaveten, kesinlikle yeni analı oğula günlüklü çita ve kapalı göz oluncaya kadar şerbet vermeyiniz.  Verildiğinde oğul, birlikte geldikleri ÇİFTLEŞMEMİŞ ana arıyı öldürür.  03.2013

arının kovanı nasıl değiştirilir ve kaç günde bir bakılmalı:  05.2014 – Her hangi bir sebepten dolayı, içerisinde arı ve petek bulunan kovanı (mesela, kovan kırıldığı için) değiştirmeye karar verdiniz. İlk önce yapılacak olan, temiz bir kovanı  hazır etmek. Boş ve temiz kovanı, değiştireceğiniz kovanın YERİNE koyunuz. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve dış kapağını kapatınız. Mecburi değil ama yinede değiştireceksiniz;  Aynı yöntemi uygulayınız. Bakım zamanı kovanın gücüne göre değişir. Genelde 3 – 4 güne bir göz atılmalı, gerekiyor ise petek veriniz – alınız. Her 10 – 12 günde bir ise, genel kontrol yapınız. 25.09.2011

ARI ŞERBETİ NEDEN YEMEZ ?:  05.2014 – İlk akla gelebilecek maddeler. Arı şerbeti beslenmek ve mum örmek için yer. 1 – Her şeyden önce şerbeti, çok döktünüz. Kalanını sonra yiyecektir.  2 – Kovan içerisindeki arı sayısı az veya azalmış, döktüğünüz şerbet de çok gelmiştir. 3 – Petek gözlerinde yeterince bal stoku var, karnıda doydu, verdiğiniz şerbetide koyacak yeri yok. 4 – Arı oğula gidecektir. Bak! Meme varmı?  5 – En tehlikesi ise: Kovan içerisindeki arı sayısı ne durumda azalıyor mu? yoksa çoğalıyor mu? Yerinde sayıyor ve de azalıyorsa; petek gözlerini bir çöp ile delip içini kontrol ediniz. Av.Y.Ç veya A.Y.Ç varmı ? ( yukarıdaki yazıma bakınız)  Sağlıcakla kalınız.  09 / 2012

arı kovanlarında YAĞMA  OLMA yağma olma durumu anında yapılacak : 05.2014 – ARILARIN, KOVAN ÖNÜNDE FAZLASI İLE UÇUŞTUKLARI, SAYISININ ARTTIĞINDAN ŞÜPHE ETTİĞİNİZ AN; -YAĞMA OLMASA BİLE- HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Başka bir şey yapmayıp, BEKLEYİN; dağılsınlar. En güvenli şekli bu. Yalnız kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekli ile kapatmayınız. Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konmuşluğunu  gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız.  10.2013

Dikkat : Gezginci arıcılık yapıyor veya aynı yerde arılarınız kışlatıyor, dibinizde veya 200 – 300 mt yakınınızda, başkasına ait arı var ise; O KİŞİLER ARILARINA KEK – ŞERBET VERMEDİ İSE, SİZDE VERMEYİNİZ. Verirseniz, şerbet ve kek kokusunu alan başkasının arıları, sizin kovanınıza hücum edip, kovanınızın bitmesine sebep olurlar ve olursunuz. 01.2015

arılara kışın küp veya sorma şeker nasıl verilir : 05.2014 – Küp Şekerin, kekten bir farkı yok. İç bölgelerde iseniz, vermeyiniz. Sorma şekerinde ise kaynatılıp – soğutulmuş bile olsa, içeriğinde su olduğu için, küp şeker kadar tehlikeli değildir. Kovan üzerinde şerbetlik var ise; arıların şerbeti emdiği yere sorma şekeri koyunuz. Hatta bu şekeri, naylon torba cinsi bir malzeme üzerine koyunuz ki, eridiği zaman aşağılara akmasın. Sıcak günlerde eriyen şeker, bu kısımda toplanır. Üzerinde şerbetliğiniz var/yok, kovan içerisinde hatıl şerbetlik var ise, içine koyunuz. Kesinlikle sorma şekeri alenen dibine dökmeyiniz. Eriyen sorma şekere ayakları değen arı kalkamaz -başıma geldi-, arıların ölümüne ve dışarıya sızar ise yağmacılığa sebep olacaktır. İç ve doğu bölgelerimizde iseniz, küp şekeri kesinlikle koymayınız. Arının susuz kalmasına neden olursunuz.11.2012

 Balın kalitesinin bilinmesi : Bereket Tv yayınlarının birinde açıklama yapan 19 Mayıs Üniversitesi profesörü :  Balın kalitesi, prolin ile belli olur.  Prolinin  en yüksek ölçüsü (kendilerine göre) 800, bazen 850 prolin olur. Gerçek balın tesbiti için ise 27 çeşit araştırma gerekiyor. Bu analizin değeri ise (2013 yılı için) 1400 TL, demişti.  Bu istek kişisel meraktır. Ürettiğim balın kalitesi ne ? 2014 sezonunda 17 kovanımın 6 (altısından) ballık ve kuluçkalıktan toplam 32 kğ bal hasat edebildim. Şerbeti sadece, 15  temmuz ve ağustos aylarında arının getirdiği nektarı yemeyip, şerbeti tüketmesi için azar azar verdim. Konya  İl Tarım  Md.  ≈ 100 gr numune götürdüm. Prolin, fruktoz, glukoz meyve şekeri ve sakkaroz pancar şekeri için 174 TL ödedim. Sonuç : Prolin – 722,03  / Fruktoz – 38,86 / Glukoz – 34,55 ve Sakkaroz – 0,59   27.10. 2014

Bal sağımından sonra kovanda ne kadar bal kalmalı: 05.2014 –  10 çitalık bir kovanda bırakılması gereken bal miktarı olarak ≈ , Sahil kenarlarında 10 kğ, İç bölgelerde 15kğ, soğuk bölgelerde 20 kğ  bal olmalı. Bal sağımında, kuluçkalıkta bulunan  özellikle polensiz ballı çitaların sağımınıda yapa bilirsiniz. Akabinde Eylül ayı sonuna kadar  1 ölçek şeker +  1 ölçek su karışımı veriniz. Arılar bu ayda şerbetin suyunu uçururlar. Ekim ayında havalar soğumaya başlayacağı için  2 +1 şerbeti veriniz.

Arkadaşım; Bal sağımından sonrası vereceğiniz şerbeti çok çok vermeyiniz. Her 3– 4 güne bir, kovandaki çita sayısına göre 1 – 3 su bardağı şerbeti dökünüz. Neden? Çokca döktüğünüz şerbet yüzünden, petek üzerinde ana arının günlük atacağı boş yer kalmaz. Kovan içerisinde genç arı olmayınca bu sefer arıların ilkbahara çıkma şansları kalmaz. Bu aylarda gelen poleni kesinlikle almayınız. Yeni çıkan ve eski arı, bal ve poleni yemelidir. 12.2012

ballı bitkiler : 05.214 –  Önce şunu vurgulamam lazım. Ege bölgesinde bulunan bir çiçeğin adı ile, başka bölgemizde bulunan aynı çiçeğin adı, yöresel olarak farklı olabilir. Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü -az yemek lazım-, mera çiçekleri, kekik, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek(sünemit), çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin -son 4 tanesi özellikle salgı balı için-, ıhlamur, kestane, korunga., peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, kabak çiçeği, unutma beni, yabani turp, .Bu yazdıklarım yerel bazda bildiğimiz nektar ve polenli bitkilerdir. 01.2013

Hollandalı bilim adamlarının ingilizce dergide yayınladıkları bal ve polenli bitki isimleri ise: Lavanta, Kekik, Kişniş, Hodan (sütleğen cinsi), Adaçayı, Rezene, Gülhatmi, Çiğdem, Düğün Çiçeği, Kardelen, Itır, Dalya, Nergiz, Tatlı Sığınma, Haşhaş, Zinya Çiçeği, Ay Çiçeği, Kedi Otu 12.2014

bal akım zamanları : 05.2014 - Balın gelişi ve bitiş zamanı  bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik gösterir. Peki nasıl bileceğiz? Çitaların en üst kenarlarında kar beyazı renginde petek örümleri olur. Bu görüntü,  doğadan bal akımının başladığını gösterir. Akdeniz bölgesinde  Mart   ayında  yabani çilek ile başlayan bal alımı, Nisan ayında narenciye, yabani turp, kiriş, meyve çiçekleri ile devam eder. Bu aydan sonra kovanlarınızı  iç kesimlere  veya memleketinize götürdüğünüzde yine meyve ve mera çiçekleri ile iç kesimlerde mayıs ayında akım başlar.  Ağustos ayına kadar devam eder. Tekrar sahil  bölgesi ve Kasım ayında Pürem, sünemit, keçi boynuzu balı ile bir sezon, sona erer. Orta Anadolu bölgesinde ilk nektar gelimi, Mayıs ayının ortasından itibaren başlamakla beraber genelde, Haziran –  Temmuz arasıdır. Petekleri temmuz ayında takip ediniz. Petek üzerinde bal azalmaya başlamış ise, nektar gelimi bitmiş, arı getirdiğini yemeye başlamıştır. Almanız – süzmeniz lazım. İç Anadolu ya göre Doğu Anadolu bölgelerimiz arasında ancak, 1 – 2 hafta oynar. Bir uyarı daha yapayım. Petek gözlerinde nektar azalmaya başlamış ise, haftada bir arının gücüne göre (bal için değil, yemesi için) 1 – 2 su bardağı kadar şerbet vermeniz, getirilen şerbeti muhafaza altına alacaktır.

Çitalı arının fiatı ve alım zamanı : 05.2014 – Bir çita arının fiatı yer ve zamanına göre değişir. Misal. Serik 2013 te şubat ayında eski kovanı ile birlikte 4 çita analı bir arının fiatı, 200 – 250 lira.-idi- Neden? Bu arıları karpuz tarlasında tohumlama için kullanacaklar. Çiftçi, daha çok kazanacağını bildiği için, bu parayı veriyor. Şubat – Mart aylarında alınacak 1 çitanın fiatı fazla olur. Alacaksanız (nisan) Mayıs ayını bekleyiniz. Bu aylarda Oğul olurfiatlar düşer. Mart ayı, Konya bölgesinde 1 çita arı, 25 liraya kadar çıkar.  03.2013

çitaların -peteklerin- yerleştirilme şekli : 05.2014 – Açıklamamı iki şekilde yapacağım. A – Ana, sağlı – sollu en dıştaki çitaların önlü arkalı dış yüzlerine bile günlük atıyor ise,  bu çitanın dış yanına ham  çitanızı koyunuz. Ne zamanına kadar! Dışa koyduğunuz çitayı arılar işlemiyor veya az işleyip üzerine bal koymaya başladıkları güne kadar. Bu ifade şeklim genelde ana arının günlük atmaya arıların petek örme şevklerinin olduğu ilk aylardır. Bu günden sonra ise, B – Sağ ve sol en baştaki çitalar, tamamen veya tamamına yakın bal ve  polen ise yeni koyacağınız ham veya hazır çitaları, sağ veya soldan 2. iç tarafa koyunuz. Üzerinde kısmen bal ve polen olan peteklerin aralarında ham – hazır çita olacak şekli ile yerleştiriniz ki, yavru arıların bu yiyeceklere ulaşması, ananın boşlara günlük atması kolay olsun. İlaveye çita koyacağınız zaman ise, gine ballı polenli  ve yanına kapalı birer petek koyunuz. Üzerinde günlüklü – kapalı gözlü arı olan peteği en dışa koymayınız. Koymanız şart! ise, yanınızda daha önce kestirdiğiniz straforu hemen dibine koyunuz. Ayrıca: Geçen senelerden kalan işlenmedik eski ham çitanız bile varsa kovana koyunuz,  arı işleyecektir.  Fakat; Kesinlikle geçen senelerden kalan veya başka bir kovandan çıkarttığınız, 2 – 5 mm arası  yarım yamalak kabartılmış çitayı kovana KOYMA. Arı, bu çitaya günlük atmaz, bal koyacaktır. Yeni ham çita koyunuz. Ayrıca, haziran ayından itibaren kovan içerisinde petek işleme işi ise, gelen nektarın miktarı ile orantılı olarak azalır veya devam eder. Yine arı bu aydan itibaren örüm işinden çok, nektar depolama gayretinde olur. Ham çitalarınızı bu aydan itibaren 2. yerlere değil, 4,5,6. yerlere koyunuz. Çünkü 2. yerdeki çitaya bal konuluyor. Veya ham çitalarınızı ilave var ise ilaveye, az işlendikten sonra kuluçkalığa koyunuz. Vede, 2 taneden fazla ham  koymayınız. Keserler. Arı bal stoğuna, en baştaki boş petekten başlayıp, iç kısma doğru ilerler. 03.2013

çok bal alma usülleri05.2014   Akdeniz   bölgesinde iki, hatta 3 kere bal hasadı almak mümkündür. Nasıl?  a - Narenciye (nisan)  bMeyve, mera çiçeği ve kara buğday balı (nisan – mayıs) ve  cPürem, boynuz ve sünemit çiçeğinden, kasım aylarında  bal almak mümkündür. Gelelim Özellikle kasım ayında çok bal alma şekline. Hangi bölgede olursanız olunuz. Antalya da pürem balı alacaksanız, fikrimi uygulamanız isabetli olacaktır..

Bu benim kendi buluş ve uygulamamdır. Tem. – Ağus. ayında elinizde fazladan boş petekler var. Gitmeden önce bütün kovanlarınıza, arıları sıkıştırdıktan sonra, çitaların en sonuna FAZLADAN birer tane boş hazır petek koyunuz. Denemek için yaptım ve semeresini gördüm. İnanın – inanmayın: 2013,14 Kasım günü 1.5 peteklik arıdan,  2 petek nektar ballı çita aldım. 11 kovanımdam az – çok 24 çita aldım. Aldığım nektarlı peteklerin hepsi, daha önce fazladan koyduğum BOŞ PETEKLERDİ. Bu neye bağlı? Kovandaki tarlacı arı sayısına, hava şartlarına, bitki durumuna ve Allahın iznine.

Bana göre çok bal alma yöntemi iki türlüdür. Yalnız tercihinizi ortaya koymanız lazım. Nasıl?  Size bal’mı lazım? Arı’mı?

Bal lazım, diyorsanız iki şık var. AAna arı öldürme şekli. Öldürür veya anayı başka bir kovana alırsanız kovan içerisinde bal tüketen genç arı, olmaz. Bal akım zamanı batıdan – doğuya doğru 15, 20 gün arasında fark olur. Bulunduğunuz bölgede başlayacağını bildiğiniz tarihten 40 – 45 gün öncesi en az  bir ilaveli içerinde 3/2 oranında kapalısı olan  arı  kolonisini hazır edeceksiniz. Bu şekilde çok bal alacağınız  kesin olmaz ama, kovanın yok olacağı kesin. İlla bu yöntemi  uygulayacağım diyorsanız; anayı aynı kovanda tutsak ediniz. Hiç olmaz ise ana, sağlam kalır.

Diğer bir yöntem ise Sayın Muhsin Doğaroğlu hocamızın uygulaması. B – Sezon sonunda bal almayı hedeflediğiniz kovan-lar-a diğer  kovan-larda-ki özellikle full  kapalı gözlü çitaları arıları ile birlikte, bal akım zamanından en az 30 gün öncesi, bu kovanlara ( koku ile birleştiriyorsunuz) topluyorsunuz. Bal akım zamanında kovan içerisinde yavru arı, yok derecede bulunur. Bu şekilde ÇOK BAL ALMA imkanı oluyor ama, diğer kovanların duraklayacağı, kesin. Tercih sizin.

Örnek. Ben bu yöntemi 2013 sezonunda uyguladım. Bu yöntem ile 3 kovandan aldığım bal, 2014 yılında normal şekilde bal aldığım 6 kovandaki balımdan daha fazla idi.  Ama yukarıda belirttiğim gibi, diğer kovanlarım ise, yok olma durumuna geldi.

Yine Kendimin uyguladığı diğer bir yöntem ise; Bal alacağınız kovandaki genç arılar, yiyici arılardır. Ballık kovanındaki arıları, çitası ile birlikte alıp, daha önceden hazırladığınız başka bir kovan içerisine direk veya arasına kağıt ve ilave koyarak silkeleyip koku ile birleştiriniz. Tarlacı arılar eski yerine gider, genç arılar bu kovanda kalır. Peki  direk arı silkelediğiniz kovanda arılar bir birini öldürür’mü? Garantisi yok. Ben dün 12 Ağus.2014 salı günü 6 kovanın genç arılarını, 2 – 4 çita arasında diğer 6 kovana silkeledim. 13’de  kontrol ettim. Kovanın biri önünde ≈ 100 arı diğer kovanın önünde 50 – 60 arı ölüsü vardı. Diğerleri temiz. Yalnız silkeleyeceğiniz arı sayısı,  bu  kovandaki tahmini arı sayısından az olmalı. Mesela  3/1 oranında arı silkeleyiniz.  Çok silkelerseniz, bu kovandaki arılara saldırırlar. Az olurlar ise, eski arıya boyun eğerler. Yaptığım ve yazdığım örneklere göre kendiniz karar veriniz.  05.2014

iç anadolu da -ak deniz sahil kenarında- arılara ne zaman bakım yapılır   05.2014 – İç Anadolu da Sonbahar ve Kış mevsiminde iseniz ve hangi ay olursa olsun  Mecbur kalmadıkça  -özellikle 16 ‘C aşağısında- Oc, Şb, ve Mart ayının ortasından önce kovan açılmaz. Açarsanız, yiyeceği olsa bile arının ERKEN ölümüne neden olursunuz. Peki, sahil kenarında açılmaz mı? Yem, günlük ve kapalı durumuna bakmak için, açılır. Çünkü;  İç Anadolu ile Akdeniz bölgesindeki sıcaklık ve bitki şartları, bir değildir.

İç Anadoluda bakılırsa ne olur? Tarlacı arılarda erken ölümler olur ve ölümler çoğalır. Tarlacının ölmesi ile; Ana arının atacağı günlük ile genç arılara bakacak olgun arıların erken telef olmasına sebebiyet verirsiniz. Ayrıca, rahatsız edilen arıların fazlası ile bala yüklenmesine sebep olursunuz. Bu açıklamamı göz önünde bulundurarak, mecburiyet halinde sonucunu bilerek, acınız. Yalnız, Zemheri gününde bile güneşli + 16 C’ ve üzeri sıcaklıklar olur. O vakitlere denk getirerek bakmalı, kayıplarınızı en aza indirmelisiniz. Yalnız kovanı açtığınız vakit kovan içi soğuyacaktır. Arı hemen bala yüklenir. Yiyecek balı olmalı. Dikkat: Bu günde arılara bakıp, KEK VERMEYİNİZ!! 2 + 1 ŞERBET VERİNİZ. En iyisi, Mart ayı içerisinde havaların günlük, güneşlik, rüzğarsız ve sıcaklığın 18′ C ve üzerinde olduğunu bildiğiniz günlerde, ilk bakımını yapabilirsiniz. Ne yaparsınız? a – Üzerinde arı gezinmeyen boş çitaları alınız. Son çitanın dibine, strafor kesip koyunuz. b – (İç Anadoluda Mart ayında günlük olur) Ana arının varlığına ve günlük atımına bakınız. Günlükleri üşütmeyiniz! petekleri dışarıda uzun süre tutmayınız. c – İçinde su, nem yada yabancı ve zararlı bir şey var ise ya temizleyin, yada temiz bir kovanla oyalanmadan değiştirip, kapatınız. d –  Bir gün öncesinde hazırladığınız 2+1 şerbete bir limon suyu sıkarak, şerbetliğine dökünüz. Limon suyu doğal C vitaminidir. Bu yazdıklarım ilk kısa ve mecburi bakımdır.  Nisan başlarında genel kovan bakımını yapmanız gerekir. Kovana verilen tütsü lerde genel olarak büyük baş hayvanın dışkısı -tezek- kullanılmakla beraber,  kalın kereste talaşı, kuru açılmış çam kozalağı, çürümüş ağaç gövdesi yakıla bilinir.  Bu yakıtların üzerine var ise, çüzi katran dökmeniz, arının rahatlamasına faydalı olacaktır. Sağlıcakla kalınız. 01.2013

arıyı BÖLMEK, kovanı çoğaltmak : 05.2014 -  Bal almak için kovanı güçlü tutmak  bölmemek, en doğrusudur. En iyi çoğaltma  -Bölme ile olur. Bu yöntem ile bölerek çoğaltmak istiyorsanız , en erken sahil kenarında  olanlar için Nisan ayı, iç kesimlerde olanlar için ise Mayıs ayı, en uygun aylardır.  Bunun 2 türlü yolu var. A) Hazır, kafes içerisindeki ana ile BÖLEREK çoğaltmak;  B) Ana arıyı, kovanın kendisine yaptırmak.  Her iki yöntem ile  4 ile 10 adet kovana sahip olabilirsiniz.

A - Hazır ana arı ile çoğaltmak  istediğiniz takdirde, daha önceden kaç tane bölme yapacaksanız O kadar hazır ana arılarınızı kovanlarınız ile hazır veya ham yedek peteklerinizi ve nakliye aracınızı hazırlamanız lazım. Önce her kovana birer tane yedek arısız petek koyunuz. Daha sonra ilk işiniz, analı bir çita ile yedek peteği, temiz kovana koyup, kapatınız. Kovanların uçuş delikleri, kapalı olacak. İçinde günlük olan veya olmayan her bir çitalarıda, arıları ile birlikte diğer boş kovanlara dağıtınız. Bu kovanları aracınıza yükleyip 5 km uzağa götürünüz. Kovanları indirdiğiniz yerde, kafes içerisindeki anaları iki çita arasına ve tel kısmı ile ana çıkış deliği aşağıya ve yana bakacak şekli ile sıkıştırınız. Yalnız;

Burada dikkat edeceğiniz bir nokta var. İçinde günlük olan petekli kovanlara ana kafesini verirken, ana çıkış teli kapalı olmalı. Bu haliyle kafes 2 gün kapalı tutulup, 3. gün ana çıkış telini açmalısınız. İsterseniz, günlüklü olan çita üzerindeki arıları aynı kovana silkeleyin. Bu çitayı başka bir kovana koyup, bu kovandan, içerisinde günlük olmayan bir çita ile yer değiştiriniz. İçinde günlük olmayan kovanlara vereceğiniz kafesin ana çıkış telinin açınız ki, arılara keki çabuk yesinler. Böylece bir kovan etti, 10 kovan.  1-2 gün sonra kovanı tekrar açıp, anayı kontrol  ediniz. Ana arı petek üzerinde serbestce dolaşıyorsa, yeni kovanınız  hayırlı olsun. Yeni kovanlarınızı tekrar eski yerine veya istediğiniz yere götürünüz. Önceden masraflı gibi gözükse de, bu en karlı yöntemdir.

B – Oğul ve bal verimi iyi olan 1 – 2 yaşındaki Analı bir kovanı ele alınız. Kovan içerisindeki 7-8 tane  mumlu petek gözenekleri içerisinde muhakkak, GÜNLÜK olacak. O kovanın anasını ise, içinde günlük olmayan arılı bir çita ile alıp, başka bir kovana koyunuz. Analı kovanı da  5 km uzağa götürünüz. 3 gün orada kalsın, şerbet verin, daha sonra aynı yere, geri getiriniz. Gerekiyor ise, başka kovanlardan bu kovana içinde günlük olan ve arıları silkelenmiş petekler ile destek yapınız. Arılıkta kalan anasız günlüklü arıları,  4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz ki, arılar ana arı sütlerini bol koysunlar. Böylece her çita üzerindeki günlüklerden, fazlası ile ana memesi yapılacaktır. Ana arı, 12 – 16 gün içerisinde çıkar. En geç 11. gün, daha önceden hazırlayacağınız X. sayıdaki boş kovanları, aynı sayıdaki boş ham veya hazır  peteklerinizi  ve nakliye aracınız hazır edip, anasız kovanın yanına getiriniz.

Her boş kovana birer tane hazır petek koyup, anasız kovanın yanına sırası ile getiriniz. Yeni kovanların uçuş delikleri kapalı olacak. Bu kovandan alacağınız ana memeli bir çitayı, üzerindeki arıları dökmeden, yeni kovana koyup, Örtü tahtasını hemen kapatınız. Diğer kovanlarada aynı işlemi uygulayarak bir kovandan, 10 kovan elde etmiş, olursunuz. Çoğalttığınız kovanları hemen buradan alıp; 5 km uzağa götürünüz. Yeni kovanlarınız orada 2 – 3 gün kalacak. Değilse, tarlacı arılar eski kovanlarına geri  dönerler.  Kabul edilen en uygun bölme işlemi ise, güçlü bir kovanı en fazla 2′ ye bölmektir. Kabul edilen şekli ile Tavsiyem : Her iki türlü bölme işleminde; On -10- çitalı bir kovanı en fazla, 3 -üç- e bölünüz. Petek üzerinde çok meme var ise, siz temizlemeyin, arların kendisi istediklerini yapsınlar. Oğula gitme durumu olmaz. Ayrıca, Böldüğünüz kovanlara kek değil, şerbet vermeniz gerekir. 

iki – üç çitalı arı kaç çita olur veya nasıl çoğaltabilirim : 05.2014 – Örnek: 2014 Şubat ayında kovanlarım Manavgat ta idi. Söz konusu kovanım 3 çitalıktı. Bu notu yazdığım gün tarih 2 Haziran 2014. Bu kovanım şuan, 10 çitalık. İlk önce ana arının 2 yaşını geçmemiş olması önemli. Ayrıca, iki çitanın her yeri arı ile dolu hesabı ile düşünür isek: Bahar ayı geldi. Hemen varroa mücadelesini yapmalısınız. Çitaları, aldığınız şekilde temiz kovana  yerleştiriniz. Kovanı yerden, 20 cm kadar yukarıya yerleştiriniz. Kovan içerisinde nem olmasın. Boş yerlere önlü arkalı ve tatlı sıkı geçecek şekli ile daha önce kesip hazırlayacağınız ince dişli STRAFOR yerleştiriniz ki günlük, kapalı ve diğer arılar üşümesin. Bu arada arılar straforu oyar veya dele bilir. Önemli değil. Polenin girmesine engel olmayınız.

Mart ayından itibaren  düzenli olarak 3-4 güne bir, bir – iki su bardağını geçmeyecek şekli ile şerbet  verin. Petek gözleri bal ile dolarsa, ana günlük atamaz. Arı sayısı arttıkca, şerbet miktarını artırın. 2 çita arı ile dolduğu zaman, hemen ham çitayı, (elinizde işlenik eski petek var ise bu petekleri 2. çitanın yanına koyunuz. Straforu, havalar ısınıncaya kadar çıkartmayınız. Soğuk havalarda uçuş deliğini küçülüp -gündüz açıp, akşam daraltınız- sıcak havalarda açınız. Dış sıcaklık düştüğü zaman, ana günlük atımını bırakır. Çünkü nisan, mayıs ayları değişken sıcaklıkta olacaktır. Geçecek zaman içerisinde, eski arılarında öleceğini unutmayınız. Elinizde hazır çita var ise, 7 – 8 çitalık oluncaya kadar bu çitaları veriniz. 3. çita örülmeden,  4. çitayı koymayınız. Yeni yavruların çıkışını takip ediniz. Yeni yavrular çıktıkça, yeni ham (hazır) çitayı koyunuz. Böyle yapmaya devam ettiğinizde, haziran – temmuz ayında 2 çitanız, kovanı kaplıyacaktır.  Velhasıl, özellikle koyu renkli açıklamalarımı yerinde ve zamanında takip ettiğiniz sürece Ya Allah deyip, devam ediniz. Dikkat: çok verdiğiniz şerbet, arının oğula gitmesine neden olacaktır. -yaşadım-  Bereket ola.  08.2012    

Kek, pudra şekeri ve şerbet arasındaki fark : 05.2014 – Kışın (Aralık, Ocak, Şubat) Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, KEK VERMEYİNİZ. - KEK; yukarıda belirttiğim aylar içerisinde ve bu yerlerin dışında iken, verilmez. Mecbur kalırsanız bu aylarda 2+1 şerbeti verebilirsin. - KEK i  yiyen arı, bir müddet sonra su içmek ister. Arı, soğuk havada su içmek için dışarıya çıkar ise, kovanına dönmesi zor olur. Ölebilir. Kek, arının o an karnını doyurması  içindir. Nektar veya şerbet gibi peteğe stok edemez. İçinde sıvı – su karışımı olmayan sade pudra şekerinin Kışın hangi maksat ile olursa olsun, arıya ve kovana verilmesi, kekten daha tehlikelidir. Şerbeti yiyen arının ise, su ihtiyacı ve ölme riski olmaz. Bilimsel açıklamadır : Kaynatılıp soğutulmuş şerbeti, arıya vermeyiniz Kanser etkisi yapıyor. 10.2013

kış boyu 4 çitalı arıya ne kadar şerbet vermeliyiz : 05.2014 – Sahil kenarında değil  iseniz; arının kışlık yiyeceğini Eylül – Ekim aylarında çita içerisinde bırakmanız şart. Kovanın içinde bile olsa hatıl denilen şerbetliklere, özellikle soğuk ve çok soğuk bölgelerde örtü tahtası açılarak şerbet konulmaz. 14 ‘C  ve aşağısı sıcaklıklarda yumak olan arı, hatılda veya üst örtü tahtası üzerinde ki  şerbeti yemek için  bile olsa o yerlere gidemez. Giderse dönmesi, çok zor veya mümkün değil, ölürler. Efendim – Kovan içerisinde yiyecek kalmadığını, ben adım gibi biliyorum, deseniz bile geç kalmışsınız. Hatıl içerisine şerbet koymak için örtü tahtasını açarsanız, zaten aç olan arıların erkenden ölmesine ve kovan içerisinin soğumasına neden olursunuz. Örtü tahtası üzerindeki şerbetliğe, şerbet dökmenizin zararı olmaz. Arıların yiyeceği yok ise – uçuş deliği önünde petek kırıntıları olur-  yapacağınız : Kışın bazı günlerde hava sıcak olur. Mesela 16 ‘C ve üstü sıcaklıklarda ve öğle vakti şerbetliğe şerbeti dökünüz. Arı şerbeti alıp petek gözlerine indirecektir. Bu şekildeki bir uygulama, arılara rahat nefes aldırır. Sahil kenarında kışın şerbet vermenin, iç kesimlere göre zararı olmaz. 10.2013

kışa hazırlanırken kovan  bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar:  05.2014 –   Arıcı arkadaş, siz kendiniz ve ailenizle beraber kışa gireceğinizde ne yapıyorsunuz? Evinizin akarını, kokarını, yiyeceğinizi ve yakacağınızı hazırlıyorsunuz, değilmi! Öyle ise kışa girerken arı ve kovanlarınızada, bahara girerken yaptığınız bakımdan daha fazlası ile kışa girerken yapmalısınız.  Çünkü arı ve kovanlarınıza bahar ve yaz mevsiminde hiç bakmasanız bile arı, bir şekilde kendi bakımını yapar, yapmak zorunda. Ama kışa girerken, sizin bakımınıza ihtiyacı var. Kovanı değiştirmeden ÖNCE; Varroa ilaçlamasını asit veya tütsü ile bir kaç kez yapınız. Varroa, eski kovanda kalsın.  Varroa mücadelesini, kurutulmuş portakal kabukları ile yapabilirsiniz.

Bahar mevsiminde yaptığınız gibi kovanlarınızı yakarak veya çamaşır suyu ile temizleyiniz. Kovanlarınızın iç – dış taraflarını elden geçiriniz. Yarık, çatlak olan yerleri ağaç tutkalı veya silikon ile kapatınız ki kovan içerisine su girmesin. Ballı – polenli çitaları dış taraflara gelecek şekli ile çitalarınızı yerleştiriniz. Arıların seyrek şekilde petek üzerinde dolaşmasına müsaade etmeyiniz.  Arıların petek sayısını azaltınız. EN ÖNEMLİSİ:

Bir kovandaki arı sayısı  10 dan az ise  şunu kesinlikle  yapınız. Kovanın içine tatlı  girecek ve çitanın üst hizası ile sıfır sıfıra gelecek şekli ile ince gözlü (1.5 – 2 cm kalınlığında) STRAFOR u kesiniz veya marangoza  kestiriniz. Arılar, straforu oyar veya deler. Önemli değil. Çitalarınız 8 ve daha az ise, straforları sağlı – sollu ilk başlara  koyunuz, arıların üşümesine engel olacaktır. Faydasını baharda göreceksiniz. :-)

Aldığınız balın yerine mutlaka ve mutlaka, bal sağımından sonra Eylül ayında 1+1, Ekim ayında  2+1  şerbeti veriniz.  Verdiğiniz şerbet ve koruma maksatlı STRAFOR un verdiği ısı sayesinde, güz mevsimi bile olsa, yağmurların bereketi ile, ana arının günlük atımı başlayacaktır. Konya bölgesinde, 15 kasıma kadar kapalı göz olur. -yaşadım-

Son bir nokta daha. Kovanlarınız sahil kenarında bile olsa, kuzey yönü kapalı  bir yere  ve 20 – 30 cm yukarıda bir sehpa üzerine koyunuz. Örtü tahtası ve dış kapak arasına ve kovanın dışına  kesinlikle ÇUL – ÇUVAL- KAĞIT – NAYLON koymayınız – sarmayınız. . Ayrıca kovan içine koyacağınız bölme tahtası tarafındaki boş yere bile kağıt – talaş koymayınız. Su ve buharı emer. Ve rutubet yapıp, içeriyi soğutur.   Kovanlarınızı öne doğru biraz eğimli koymanız iyi olur. Bereketiniz bol ola.  10/ 2012 Cuma

kışın  kovanlarda arı azalması veya yavru atma : 05.2014 –  Genelde arı azalmasının nedeni: Açlık, ihtiyarlık, kovan içinde oluşan ıslaklık sonucu NEM, ve arıları gereksiz yere rahatsız edilmeleri, diğer tabir ile zamanımızın hastalık adı stres. En önemli nedeni:  Genç arı sayısının az olmasıdır. Yani ana arı Ekim, Kasım aylarında günlük atımını azaltmış veya bırakmış. Zürriyetin devamı denir ya , onun gibi bir şey. Genç arı olmadığı için, yaşlı arıların ömrü dahada azalıyor ve ölümlerde artış oluyor. İnsanlar arasında bilinen bir durum var. Ölüm; yaşlıya daha yakın , denir. O hesap. Arılarda ölüm, yaşlılardan başlar. Azalmanın sebebi bu ve bunlar.

Yavru atma davası ise, arının azlığı ve soğuk havanın etkisi ile orantılıdır. Tarlacı arıların ölmesi, petek üzerinde gezinecek arıların sayısını düşürür.  İyi günlerde ana arı günlük atar. Günlükleri ve kapalı yavruları besleyecek ve soğuklardan koruyacak, genç ve yaşlı arılardır. Sayının düşmesi akabinde oluşacak soğuklardan dolayı tüm arılar bir yerde toplanmaya başlar. Bu toplanmanın neticesinde yetişkin arının gezinmediği petek içindeki günlük, larva ve pupa ve kapalı göz içerisinde çıkmak üzere olan yavru arılar üşür ve ölür. Yorganın, bacağımızın üzerinden sıyrıldığında bacağımızın üşümesi gibi. Haliyle kovandaki arılar, gözlerdeki ölü arı larva ve çıkmakta olan arıları dışarıya atar.  Ayrıca aynı soruların daha geniş cevabı için,    12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  01.01.2011 :-)

kışın, ocak şubat mart aylarında arıya verilen kek faydalımı zararlımı olur : 05.2014 – Kışın Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayı ortasına kadar KEK VERMEYİNİZ. Önce şunu üstüne basa basa yazayım. Efendim, kek verilirse arılar kesinlikle ölürrr.  Hayır. O kadar değil. Sadece şu kadarını iyicene biliniz ki; Ballı keki yiyen arının,  harareti arttığı için su içmek isteyecektir. Kovan içerisinde su olmadığı için, soğuk havalarda su içmek için dışarıya çıkarlarsa, arıların erken ölümlerine sebebiyet verirsiniz. O kadar. Bu durum ise, koloninin gelişmesini olumsuz etkiler. Ama felaket olmaz. Küçük bir örnekli açıklama :

Kek, ister bal ile ister su ile yapılsın. Sonuçta, arı tarafından işlenmemiş veya su içerisinde fiziksel özelliğini kaybetmemiş -pudra- şekeri veriliyor. Bal tatlıdır ama, daha önceden arı tarafından işlenmiş  ve kendine yarar şekli ile peteğe koyduğu için, kışın yediği bal yüzünden arı, suya gitmez. Ama kek içerisindeki susuz ve ballı saf pudra şekerini yiyen arının harareti artar. Çünkü, ağzına aldığı şekeri kendine yararlı şekle sokması için midesinde işlemesi, emek harcaması lazım. Şöyle düşünün: Sıcak yemeği yerken mi su içersiniz – ılık yemeğimi yerken mi? Siz ne hissederseniz, arıda onu hissedecek. Ve (sıcak) susuz ballı keki yiyen arı, su içecek. Manası bu kadar basit.  Bu sürede vücudunda ısı artacak – su kaybolacak. Arı, yılan gibi soğuk kanlı can’lıdır.  Soğuk havada artan ısısını üzerinden atması için, kovanı terk etmesi gerekir. Bu sefer araziye su için çıkacak ve soğuk havada kasları uyuşacak  ve ölecek. İç bölgelerde kekin verilebilecekği en uygun aylar nisan ve Mayıs aylarıdır. Çünkü bu aylarda oluşan soguk havalar, uzun sürmez.

kışlatılan arılara su vermek lazım mı: 05.2014 – Kışlatılan arı, kapalı bir mekanda ise yakınına su koymak gerekir ( bu arada kovanlar 4 tarafı kapalı bir mekana konulmaz, devamlı açık  kapı veya penceresi olmalı). Dikkat edin; Kovan içerisine su konulmaz. Arı, kışın kek verilmediği müddetçe su içme ihtiyacı hissetmez. Baldaki su oranı, arının su ihtiyacını karşılamaya kafidir. Özellikle kışın arının  su içtiği yer çok uzakta ise, kovanın dış yanına su kabı koymanız iyi olur. Ayrıca, uçuş tahtasına  yağan yağmur damlalarını arı, içer.    28.09.2011

kovan başı ne kadar propolis alınır ve propolisli bitkiler:  05.2014 –  Arıların özellikle reçineli ağaç cinslerinden toparladığı, koruyucu özelliği olan, kovanlarda yarıkları kapadıkları, ayrıca kendilerini  tedavi etmek içinde  kullandıkları bir maddedir.  Propolis ülkemizde çam, söğüt, ardıç, şeftali, erik, kayısı, kestane, kavak ağaçı, ayçiçeği ve kabak çiçeğinin taze dal ve filizlerinde, fazlası ile bulunmaktadır. Arı sağlığı açısından gerekli olan gerçek propolisin, orman menşeli, asfalt yollardan çok uzak bir arı ürünü  olması gerekir.  Kovan başı alına bilecek saf propolis miktarı ise ancak gram ile ölçülür. Bu miktar ise arıların gücüne (≈60.000)  kovanın konulduğu yere bağlı olmakla beraber, propolis tuzağı ile bir sezon boyunca  en fazla 150 gr kadar propolis almak mümkün olabilmektedir. Propolis, toplanıldığı ülke ve getirildiği bitki çeşidine göre kahverenği, ten rengisütlü kahvegri yeşilkoyu yeşil renklerinde olmaktadır. Uçuş deliğinin iç tarafından ve çitaların her yerinden toplana bilecek propolis miktarı ise yine ≈ 1 kğ olacaktır. Tavsiyem:

Çita ve kovan üzerindeki Propolisi temizlediniz. Alacaksanız ne ala. Almayacaksanız, gelişi güzel atmayınız. Sıyırdığınız propolisi temiz bir taş, kaya, ağaç vb üzerine bırakınız. Ki, arı buradaki propolisi tekrar kolayca en kısa  yoldan, yerine koysun, uzağa gitmesin. Bereketli ola.  28.09.2011

Kovan içindeki NEM durumunun  tespit şekli : 05.2014 –  Nemin nedeni; kovan içinin yeterli derecede havalandırılmaması nedeni ile oluşur. Koloni kuvvetlendikçe, nem oranı artar. Kovan içerisindeki arıların vücut ısıları 36 ‘C ye kadar yükseliyor.   Dış hava ise bu dereceden düşük. Arılar üşümesin diye, uçuş deliğini küçültürüz, bu sefer kovan içi sıcaklığı artar. Dışarıdan giren soğuk hava ile kovan içerisindeki sıcak havanın karışımı neticesinde, soğuk hava içerisindeki NEM, buhar durumundan su damlacığı şekline dönüşüp, kovan dibinde birikmekte dir. Bu durum Koloninin çökmesine neden olan bir etmendir. Onun için uçuş deliği, en azından yeterli derecede açık olması lazım.  03. 2014

Kovandan polen alım miktarı ile polen ve  bal arasındaki besleme farkı : 05.2014Kovan içerisinde 10 çita hesabı ile, 4 çitanın yarımşar bölgelerinde polen var ise, gelen poleni alınız. Bu hesaba göre kendi polenli çitanızın hesabını yapınız. Ayrıca, topladığınız poleni havadar yerde, üstünde hafif bir bez örtü ve gölgede kurutunuz. Poleni çok hafif nemli şekilde, cam kavanoz içerisinde ve buzdolabında muhafaza ediniz. 04.2014

Seyrettiğim bir programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal demişti. Bana göre neden profesör böyle demişti! Çiçeğin amacı, tüm canlılarda olan üreme isteği. Üreye bilmesi için ise az çok bir esintinin olması ki, soyunu devam ettirebilsin. Esintinin olmadığı yerde ise çiçekler bu işi arıya yaptırmaktalar. Bunun içinde arıyı poleni için çektiği yerde çiçeğin merkezinde oluşturduğu, arılara tadından dolayı cazip hale getirdiği nektarını üretmektedir. Bir bakıma nektar, bitkilerin yan ürünüdür. Diğer taraftan polende bulunduğu söylenen vitamin ve diğer faydalı moleküller ile birlikte ve fazlası ile polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR ı daha çok tercih eder. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN de çiçeğin HAVYARI VE O KADAR BESLEYİCİDİR. Ama ne yazık ki insanımız bunun bilincinde d değildir.  01.2015

kovan önünde -üzerinde- arıların salkım yapması : 05.2014 – Kovan içi artan sıcaklık, petek azlığından dolayı aşırı sıkışma. A – Aynen insanın sıcaktan balkona çıkması gibi arılarda dışarıya serinlemeye çıkıyor. B –  Kovan içerisindeki arıların, ayak atacak yeri kalmamış. Petek örme ile görevli arıların yapacak işi olmadığı için, dışarıya çıkmış – çıkartılmış.  Petek koymanız lazım. Koydunuz. 10 çita tık nefes oldu! C – Arı hala dışarıda ise: İlave koymalısınız.   31.07.2012 salı

kovanı nasıl ve ne şekilde koymalıyım : 05.2014 - Bazı arıcılar, ama tecrübesinden ama bulunduğu yerin mecburiyetinden, kovanlarını değişik yönlere koymaktadır. Lakin genel uygulamada, yaz – kış arı uçuş tahta yönü güneye bakacak şekilde konulmalı. Öne doğru 1 – 2 cm eğik, yerden 20 – 30 cm yükseklikğe konulmalı. Kesinlikle örtü ve üst kapak tahtası üzerine ve kovan içine çul – çuval – gazete kağıdı – karton – naylon örtmeyiniz. Nem yapar. Kış için kovan koyacağınız yerin, kuzey tarafı kapalı bir yer olursa, çok iyi olur. Kovanlarınızı yazın seyrek –  kışın birbirlerine yakın koyunuz. Rüzğarı keserler. :-)  08.08. 2012  Çarşamba

kovan önünde -yerdeki- ve içindeki arı ölümlerinin nedenleri : 05.2014 –  Bu sorunuzun cevabı için 12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  bu başlığa tıklayınız

Neden üç-dört yıl üst üste bal verimi alamayız : 05.2014 – Her sene aynı miktarda bal, alamayız.  Neden? 1- Arıcının tecrübesi,  2 – O sene içerisindeki mevsim şartları. Yağmur, soğuk, mevki ve kovan sayısı  3 – Kovan içerisindeki koloni güçü, üst üste bal verimini etkileyen etmenlerdir.   11.2012

nektar gelmiyor şerbet verilirmi?. Sezon sonu bitmek üzere, çitalarda yeterince nektar yok ve sırlanma olmuyor! En azından  balın olgunlaşa bilmesi, doğal balın arı tarafından yenilmesini önlemeniz babından, arının sayısına göre 3 – 4 güne bir, 1 ila 3 su bardak arası şerbeti,  doğal bal alabilmeniz  için,  veriniz. 5.2013

nisan ayında -veya hangi ay olursa olsun- arı kaç çita olmalıdır : 05.2014 Hangi ay olursa olsun; kovanda olması gereken  (önlü-arkalı) arılı çita sayısı, sizin arıya karşı görevinizle – bakımınızla eş değerdir.  Benim Seydişehir’de,  16 Mart 2011  itibari ile 3 tane kovanım var. Dışarıdaki hava sıcaklığı 21′C idi. Daha öncesinden hava durumu hakkında bilgi sahibi olduğum için ve geçen bir kaç gün içerisinde arı ölümleri fazla olduğundan, kovanları açmaya karar vermiştim. Yalnız geçen sonbahar da kovanların her birine, en az 7şer çitalık  bal bırakmıştım. Ben, az arı göreceğimi beklerken, her bir kovanımda 6-7-8′er çıtalık önlü-arkalı arıların olduğunu gördüm.  Çitaların üzerinde açık ve kapalı yavru gözleri vardı. Daha hiç yenmemiş veya kısmende olsa bal ile doldurulmuş fazla ballı çitaları çıkartıp, kısmen veya boş çıtaları koydum. Ayrıca bir gün öncesinden hazırladığım  2+1 oranında şurubu, Limon suyu ile karıştırıp verdim ve kapattım. Bu arada bir örnek vereyim:

2010 sezonunda, 75 kovanı olan bir arıcı arkadaştan, arılarını Ustalarım almak istedi. Arıları kuvvetli sayılmazdı.  Fiatı az buldu ve satmadı. 2011 yılı Mart ayında bu kovanlara bakmaya gittim. Arıcı arkadaş, arılarına şerbet vermediği gibi, kış için gerekli önlemlerini almamış. O 75 kovanın hali 2011 Mart ayında, içler acısı idi. Arılıktaki 75 adet kovan içerisinde, arıların girip çıktığı sadece 20 kovan vardı. Bunlarında sadece 3 tanesi biraz canlı idi. Ayrıca içinde arı olan 20 kovandaki arı sayısı, benim 1 kovanımdaki arı kadar etmezdi. O resme bakmak isterseniz. Fotoğraflarla Seydişehir, Arıcılık ve Tabiat. Tıklayınız ve Nisan ayında kovan içerisinde arının kaç çita olması gerektiğine  siz karar veriniz. 16.03.2011

petek işlenmesiYeni petek işletmeniz bulunduğunuz bölge ve tarladan gelen nektara bağlı olmakla birlikte ancak mart, nisan ve mayıs ayında kolayca mümkün olur. Haziran ayında şerbet bile verseniz, örülen petek düzgün olmaz. 06.2014

ruşet kovanın gerekliliği : 05.2014 – İki çitalık bir arının, 10 çitalık bir kovanda bekletilmesi gerekmez veya bırakmak istemezsiniz. Ruşet kovanlar, az sayıdaki çitaların bir bakıma saklanılmasını temin eder. Veya yedek analı arıların bir süre orada bekletilmesi için gereklidir. 12.2012

Seydişehir  bal üreticileri birliği telefonu : 05.2014 – Başkan Mustafa Taşdöğen tlf :  0 505 3541080   31. 07. 2012

Seydişehir İlçe Tarım Md. kayıtlı arıcı ve kovan sayısı: 05.2014 –  İlçe Tarım Merkezine kayıtlı 70 arıcı ve  6.000 kovan var. Kayıtlı 64 arıcı, 5.500 kovan için, devletten destekleme kredisi için baş vurmuş. Bu seneye ait destek kredi miktarı kovan başına 8.00 lira. Gine bu seneye ait Seydişehir ve çevresinde kovanı bulunan yabancı kayıtlı arıcı sayısı 30 kişinin ≈ 1.750 arı kovanı var. 11.2013

 şerbet verme şekilleri ve zamanı : 05.2014 – Nisan – Eylül ayları içerisinde şerbet veriyor veya vermeye devam ediyorsanız 1+1 ölçeklerinde şerbet veriniz. Doğal nektar balı alacak iseniz; – orta Anadolu bölgesi için belirtiyorum –  15 Haziran / 15 Ağustos arası şerbeti, mecbur kaldığınız zaman veriniz, vermelisiniz. Ekim – Mart ayı arasında ise 2+1 oranında şerbet vermelisiniz. Çiftleşmemiş (veya daha günlük atmamış, kapalısı olmamış hazır) ananın olduğu oğul arısına, ilk seferde vereceğiniz ballı çita haricinde, kapalı yavrusu oluncaya kadar şerbet vermeyiniz. Eski analı oğula, şerbet veriniz. Şerbeti, soğuk mevsim ve 14 C’ altındaki havalarda, kovan içerisindeki hatıl bile olsa vede  örtü tahtası üzerindeki şerbetliğe şerbet dökmeyiniz. Yumak olmuş arı, şerbet yemeye gelemez. Ancak ve ancak, arıların uçuştuğunu görürseniz o zaman verebilirsiniz. Sıcak  zamanlarda ise, yağmaya sebep vermemek şartı ile, her zaman vere bilirsiniz. En doğrusu, ikindi – akşam arası vermenizdir. Veya öğle vakti bile olsa, açıkta şerbet bulundurmamak, başka arıların  üşüşmesine meydan vermemek şartı ile de, verebilirsiniz. Haliyle bu usul, risklidir.  05.2014

şubatta  arıcılıkta teşvik şurubu ve hazırlanışı : 05.2014 –  Önce şerbetin hazırlanışını yazayım. Kişiye göre değişir. Kimileri suyu kaynatır, soğutur ve şekeri döküp karıştırır. Bende yıllardır soğuk suya şekeri döker, çalkalar, arıya veririm. Genelde 1 – 2 limon sıkarım. Bazende içine 5 lt şerbete bir çay kaşığı kadar iri tuz -yemek tuzu değil- dökerim. Şubat – Mart aylarında  kovanlarınıza baktınız, kovan uçuş tahtasında petek kırıntıları ve önünde arı ölümleri var veya yiyeceğin kalmadığını düşünüyorsanız, Arıları canlandırmak için,  şerbet vermeniz lazım. Bunun içinde içerisine  bir  limon sıkıp 1 ölçek su + 2 ölçek şeker şerbeti  vermelisiniz. (Limon, şerbetin şekerlenmesini önlediği gibi, unutmayalım’ki doğal antibiyotik ve C vitaminidir.). Bu şekildeki şerbeti bir kere veriniz. Bu şurup, arıların eski gücüne gelmelerini sağlayacaktır. Bu yapılan besleme şekline teşvik şurubu  denir. Bilimsel açıklamadır: Şerbeti kesinlikle kaynatarak vermeyiniz. Kansere neden oluyor. 

temmuz ayında -uçuş tahtası- kovan önünde petek kırıntıları : 05.2014 – Arkadaşım bu ayda bu kırıntılar oluşuyor ise kusura bakmayın siz arıyı A – bırakmışsınız, şerbet verin. B – Arı nüfusu çoğaldı. Genç arılar petek içlerinde ve üzeri sır lı olan balları yemek için sırlarını parçaladılar, kırıntılar bunlar olabilir. C – Bir nedenden ötürü arılar, peteği beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Yiyeceği yok ise, ballı çita veya şerbet veriniz. 01.2011 pzt

 varroa ile mücadele yolları : 05.2014 – En temiz ve tehlikesiz şekli, daha önceden hazırlanılmış pudra şekerinin, çitaların arasından arıların üzerine  bir şekilde -elek, avuç içi- dökülmesidir. Her vakit yapılabilir. Varroalar aşağıya düşer. Bu arada aynı zamanda şerbet verecekseniz, önce şerbeti verip sonra varroa ile mücadele ediniz.

Formik asit : Bununda en kolay şekli, piyasada formik asit emdirilmiş içinde 10 +10 karton bulunan ilaçlardır. Bu ilaç, çita gözlerinde günlük var iken çita üzerilerine konulur. Alınacak bal var iken, yapılmaz.

Varroa için Tütsü -duman- : Bal birikimi zamanında yapılması uygun değildiryapmayınız. Bal sağımından sonra, karanlık hariç özellikle akşam vakti sıcak – soğuk her an üçer gün ara ile üç kere verilmesi lazım.

Esansiyel -uçucu bitkisel- yağlar : Kekik, Timol, Mentol, Kafurun, Okaliptol yağlar. Bu yağlar eczane veya aktarlarda bulunur. Bu yağlar tehlikesiz olmakla beraber kokusu ağır olduğu için  petek ve bala sirayet eder. Bu sonuç pek uygun görülmez. Uygulama şekli olarak; Sıcak havalarda, Çita üzerine serilen bir bez üzerine, alınan şişe içerisindeki yağın 1/4 veya yarısı eşit şekilde dökülür. Örtü tahtası hemen kapatılır. Sıcak havalarda etkilidir.

Petek alt kesimin kesilmesi şekli ile : Özellikle nisan ve mayıs aylarında her kovan içerisindeki 1 -2 çitanın en alt tel kısmına gelen ham peteğin bölümü kesilir, bu şekilde kovana yerleştirilir. Bu kısma arılar erkek gözü olacak şekli ile mum örerler. Varroa en çok erkek arı gözlerinde olur. Bu gözler sırlandığı zaman telin dibi ile kesilip atılır. 1 – 2 sefer yapılıp atılması normal. Daha sonrası, yapmayınız.

EK BİLGİ : Varroa ile mücadele için kurutulmuş portakal kabuğu hakkında, (acılmaz ise yorum kısmına sorununuz ne ise yazınız, ben cevaplamaya çalışacağım) aşağıdaki linki tıklar veya kopyalar iseniz, açılan sayfanın orta sonlarına doğru buralarda, benim anlatımımdan daha fazla bilgi  bulacaksınız..  http://library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf     Mecit   ALBAYRAK

 

Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı ve Meluncanlar.

11.12.2013 - Bir anketör evimize gelmiş ve kapıdan o gün için üniversitede okuyan kızım ile yeğenime sorular soruyor, cevapları işaretliyordu. Böyle bir anı kaçırmak istemezdim ama üniversitede okuyan iki genci, bu durum ile baş başa bırakmak istedim.

Neden sonra gençlere,  soruların ne olduğunu sordum. Bir kaç soru ve verdikleri cevapları onaylamam dan sonra kızım Ayşegül:

– Baba, bize – ” Biz önce Müslüman mıyız  yoksa; Türk’müyüz ?”, diye sordu. Peki ne dedin?

– Önce Müslümanız, dedim. Yeğenime dönerek  –  Sence diye sorduğumda, o da Müslümanız, diye cevap verince, daha önceden bilgi sahibi olduğum  Meluncanlar aklıma geldi. Ve başladım bu olayı aktarmaya.

ABD’ nin Atlas Okyanusuna bakan Virginia ( Virjinya) Eyaletinin Apalaş Dağları bölgesinde yaşayan bir Amerikalı, hastalanıyor. Nereye gitti ise hastalığına teşhis konulamıyor.

Kendisine verilen bir bilgi doğrultusunda, başka bir üniversite hastahanesine başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda bu kişideki hastalığın AKDENİZ  -anemisi-  HUMMASI teşhisi konuluyor.  Bu andan itibaren doktor ve hastada şüpheler uyanmaya başlıyor.

Çünkü bu hastalık; Akdeniz bölgesi etrafında yaşayan tüm ülke ve insanlarında görülen, bir tür kan hastalığı. ABD ‘ de olması imkansız ve olmaması gereken bir hastalık türü.  Hasta kişi bu gelişme ve şüphe durumunda, geçmişini sorgulama ihtiyacı ve hevesi duyar.

Yaşadığı bölgede bulunan en yakınından uzağına kadar akrabaları ile istişareye geçerek kendi aralarında bir araştırma  gurubu kurarlar. Önce bulundukları bölge ve eyalet içerisindeki bu tip hastalar bulunarak, bu kişilerin bilinen –  bilinmeyen soyları hakkında araştırma yapılır.

Elde edilen bulgular doğrultusunda bölge kütüphane ve devlet daireleri kayıtlarında bulunan soy kütükleri incelenmeye alınır. Araştırmaları neticesinde; Atalarının Türk olduğu  bulgusuna erişirler. Bu karara varmalarına yardımcı olan  unsurları desteklemesi babından, bazı gelenek ve göreneklerinin;  Türklerin gelenek ve görenekleri ile ortak olduğunu fark  ederler. Ayrıca bu iddialarının gerçekliğini, bilimsel olarak   kanıtlama yoluna giderler.

Bu noktada  Y ve DNA denen mikro biyolojik araştırma safhasına geçerler. Yapılan araştırma neticesinde kendi genlerine  en yakın Türklerin geni olduğunu öğrenirler. Böylece asıllarının Türk olduğu  bulgusu, kesinlik kazanır.

Yazımızın konusu; Önce Müslüman’mıyız yoksa Türk’mü ? sorusuna gelecek olursak:

Kızıma ve yeğenim Şükrü’ye bu gelişmeleri aktardıktan sonra, şu noktayı vurguladım.

Bu kişiler şuan Hristiyan olmuş kişilerdir. Ama ataları Türk ve Müslüman idiler. Dinleri değiştiği halde, kanları değişmedi. Kaldı’ki  bizim atalarımız Orta Asya’dan ta   ( Atilla – Batı Hun İmp. M.S. 370 – 470 Y.Y. arası ) Meluncanların ABD ye ayak basmalarından 1000 (bin) yıl önce, Avrupa’nın göbeğine geldiler. Üstelik, Müslüman değillerdi. Bu arada İslam ve Müslümanlık  Hz. Muhammed’in 611 yılında peygamber olarak görevlendirilmesinden sonra İnsanlık öğrendi. Hal böyle iken  Türkler,  M.S. 750 – 800 yıllarından itibaren Müslüman olmaya başlamışlardır.

Sonuç olarak biz;  ” ÖNCE TÜRK ve SONRA MÜSLÜMANIZ “, dememden sonra yeğenim; Şükrü :

– Amca, anlattıkların ‘ cuk ‘ oturdu, ifadesini kullandı.

NOT : Burada ister istemez insanın aklına ” KALU BELA ”  görüşü gelebilir. Kalu bela’dan kasıt: Cenabı Allah; İsrafil A.S.ma,  -Sur’a üflemesini emrettiği – emredeceği ana kadar  yaratılacak bütün insanların bedenini var etmeden önce, tüm İnsanların ruhlarını yarattı. Yarattığı ruhları ilahi huzuruna toplayan  Rabbim, var ettiği, yarattığı  ruhlara :

 Ben sizin Rabbiniz -Sizi yaratan, değil miyim ? , diye sorması üzerine bütün ruhlar  hep bir ağızdan:

Evet Siz; Bizi var eden – yaratan  Rabbimiz siniz, diyerek İlahi Tek Kudretin, yaratıcı olduğunu kabul etmişlerdir. Rabbim; Ben sizi MÜSLÜMAN OLARAK YARATMADIM MI  diye sormuyor veya YARATTIM diye söylemiyor. Vurgulama babından açıklamamı tekrarlıyorum. Kalu Bela’dan kasıt :  Tüm insanların Adem A. S. dan, yok edilecekleri kıyamet gününe kadar yaratılacak kişilerin tek yaratıcısının ALLAH c.c. olduğunun kabul edilmesidir. (A’raf suresi 172. ayeti.) Diğer taraftan Hadid suresinin 8. ayetinde ise, Kalu Bela kast edilerek, ruhlar aleminde alınan söz vurgulanırken, aynı zamanda insanın  iman etmesi istenmektedir.  Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

İlkin ”Ruh” olarak yaratılan kulun Allahı tasdik etmesinin ardından, cisim olarak dünyaya indirilmesinden sonra,  Allahın varlığını kabul etmemesi üzerine, Hadid suresinde kulun, Allah CC nin yaratıcılığını ve yarattığının kabul edildiği Kalu Bela kast edilerek, = Seni Yarattığımı kabul ettiğin ve bana söz verdiğin gibi benim tek ve varlığımı kabul etmelisin, vurgusu yapılmaktadır.

Bu tasdik şeklinden dolayı doğan her insanın ruhunun, İslam dinine mensup olduğu kararı çıkmaz – çıkamaz. Cenabı Allah ben sizi ‘Müslüman ‘ olarak yarattım, demiyor.  Sizi ben yaratmadım mı? diye soruyor. Önce Müslümanız derseniz! o zaman diğer din mensupları da -İslam ve Kuran’a göre her ne kadar bozulmuş kitapları olsa bile tevhid üzere, Tek Allaha inanıyorlar . Kitabımız Kuran: Tek Allaha -bana- inanın , demiyor mu? Haliyle Hristiyan ve Yahudiler – tek Allah’a inandıkları için derler ki : Tüm  ruhların Kalu Belada toplanıldığı zaman, bende orada idim. Benim dinimde Allahın dini. Ve benimde ilk atam, Adem as, der.Tevhit’in Arapcası:

La ilahe illallah; – Türkçesi : Allah var ve bir’dir. (Allahın peygabberlerine ve getirdiği kitaplara inanan her din mensubu Müslüman‘dır. Dikkatinizi çekerim: Bunu yazarken bu günlerde çok konuşulan – Dinler arası diyaloğu kast etmiyorum. Hiç bir din, Benim dinimden üstün olamaz, değildir’de. Ama gerçeği saklamakta, şeytanlıktır. ) – Sadece   Muhammedun Resulullah.  diyenler Hz. Muhammet’e inananlar;  İslam dininin mensubudur.

Allah katında, kendilerine kitap indirilen Adem, İbrahim, Davud, Musa, İsa ve Muhammed as mın, insanlara ilettiği dinlerin ortak amacı,  Allahın varlığını ve birliğini kabul etmek ve edilmesidir. Bu din anlayışına ise kısaca,  TEVHİT dini denir. Müslüman ve Müslümanlık nedir? Allahın varlığına, birliğine inanmak ve Hz Muhammedin peygamberi olduğunu kabul etmek, değil mi?.  Peki, kitapları aslı olmasa bile, Yahudi ve  Hristiyanlar da tek Allaha inanmıyor mu?.  İlaveten;

≈2010 yılına varıncaya kadar, Cuma hutbelerinde imamın söylediği, şimdi ise nerede ise söylenilmesi yasaklanan Allah cc bir ayeti var. Kuranı Kerimin Al-i İmran suresinin 19. ayetinde;  ALLAH NEZDİNDE HAK DİN; İSLAMDIR, deni-r-liyordu.  Burada bir vurgu daha yapayım. İslamlık, Hristiyanlık, Yahudilik ayrı bir din’dir. Ve bu dinlere inanan kişilere ise İslam, Hristiyan ve Yahudi dini mensubu denir. (basında yazdığı kadarı ile) Cuma hutbelerinde okunan – Allah nezdinde hak din, İslam’dır ayetinin okunmasını ABD -AKP hükümeti zamanında, men etmiş- neden? Bu ayetin manası ve İslami acıdan diğer din mensuplarının İslama geçmelerinde etkin bir ayet ve örnek gösterilmesinin önüne, geçmek içindir.    01.2011    Mecit  ALBAYRAK

Istanbul, Sultan Ahmet Camisi şadırvanlığında, cami derneğinin  Türkçe ve İngilizce yazdırıp astığı peygamberler tarihi ve Kuranı Kerimden alınmış bazı ayetlerin, üstteki yazım ile alakalı olan  açıklamaları, bir belge özelliğinde sergilenmiştir.  Dikkat ederseniz, bütün peygamberler için S.A.V. ifadesi var.  Hz İbrahim için, Tek Allaha inanan Müslüman ifadesi var. Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, Tek Allah emri var. Ayrıca, Hz İsa’ya inanan havarileri için ayeti kerimede ‘Müslüman’ vurgusu var.  Ocak 2014

 

 

İllerin Rakımları (Yükseklik) Ve Sıralanması – İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım sıralaması.

11.12.2013 – Bu sayfada okuduğunuz illere ait rakım ve rakamları, mümkün olduğunca doğruluğu kabul edilmiş şekline göre yazmaya çalıştım ve çalışmaktayım. İllerin rakımlarında göz önüne alınan ölçüm; o ilin Valilik veya var ise Tren Garı merkez alınıyor.

Bazı rakımları bizzat gördüm, bazılarını ise telefon ile doğruluğunu tesbit ettirdiğim gibi, bazı rakımlarıda çeşitli televizyon yayınları anında tespit ederek yazdım. Ayrıca; Tanıdığım ve iller arası yolculuk yapan – yapacak olan kişilerden’de özellikle rica ederek, en doğru bilgileri yazmaya çalışmaktayım.

Zaman zaman  sayfama ilçelerin rakımları hakkında sorular gelmektedir. Tüm ilçelerimizin rakam ve rakımlarını araştırıp yazmak istedim fakat; 919 tane ilçemiz var. Bu sayıdaki ilçelerimizi yazmam ise, zamanım konusunu dikkate almasam bile, sayfamın bağlı olduğu işletme ile, yeni bir antlaşma yapmama neden olacaktı. Anlayışınızı umarım. En güzel günler, dileklerimle. Mecit Albayrak

Yedi bölge şehir adları ve rakımları ile birlikte ele aldığım araştırmalarım; ”  Türkiyenin Yedi Bölge Rakımları. ”  veya  ”  Türkiye’nin bölgelere göre yükseklik sıralaması. ” adlı  bölümlerde mevcuttur.

Karayolları rakım ölçümlerine ilaveten; İki ayrı uydunun ilettiği rakımların ortalamasını yazdım. Esasında her iki tarafta doğrudur. Değişen ise, Kişinin ölçüm yaptığı yer ve hava şartlarıdır.   Uzay ölçümlerinde hata oranı, sıfıra  (0)  daha yakındır.10.12.2013 Orta sütun kara yolları -  Sağ sütun, uydu rakım ölçümleridir.

1. Erzurum                          : 1890 mt                      1938 mt            1.   

2. Ardahan                           : 1870  mt                     1809 mt            2.

3. Kars                                : 1768 mt                       1793 mt            3.

4. Hakkari                            : 1748 mt                       1746 mt            4.

5. Van                                  : 1727 mt                      1746 mt             4.

6. Ağrı                                  : 1640 mt                       1634 mt            6.

7. Bayburt                            :1556mt                        1570 mt             7.

8. Bitlis                                 : 1500 mt                      1538 mt             8.

9. Muş                                  : 1404 mt                      1333 mt          11.

10. Şırnak                            : 1350 mt                       1428 mt            9.

11. Yozgat                           : 1301 mt                       1340 mt          10.

12. Sivas                             : 1285 mt                       1296 mt          12.

13. Nevşehir                        : 1250 mt                       1222 mt          13.

14. Niğde                             : 1229 mt                       1221 mt          14--.

15. Erzincan                        : 1214 mt                      1206 mt           15. 

16. Gümüşhane                  : 1153 mt                       1221 mt           14–.

17. Bingöl                            : 1151 mt                       1157 mt          16.

18. Mardin                            : 1083 mt                        946 mt           28.

19.Kayseri                            : 1071 mt                      1087 mt          18.

20. Elazığ                              : 1067 mt                     1106 mt           17.

21. Karaman                        : 1038 mt                      1050 mt          20.

22. Isparta                            :  1035 mt                     1059 mt          19.

23. Afyon                             : 1021 mt                      1038 mt           21.

24. Konya                            : 1016 mt                      1026 mt           22.

25. Kırşehir                          :  978 mt                       1021 mt           23.

26. Malatya                          :  964 mt                         953 mt           27.

27. Burdur                            :  950 mt                        945 mt          29.                  

–. Kütahya                           :  950 mt                         999 mt          25.

29. Tunceli                           :  914 mt                         926 mt          30.. 

30. Uşak                              : 906 mt                           894 mt          32.

31. Siirt                                :  902 mt                         959 mt           26.

32. Aksaray                          :   900 mt                      1015 mt           24.

33. Iğdır                                :  860 mt                         855 mt           33.

34. Ankara                            :  850 mt                        880  mt          31.

35. Gaziantep                       :  843 mt                        847 mt           34.

36. Çorum                           :  801 mt                         811 mt           35.

37. Kastamonu                    :  798 mt                         775 mt           37.

38. Eskişehir                       :  782 mt                         794 mt           36.

39. Bolu                               :  725 mt                         740 mt           39.

40. Çankırı                           :  723 mt                         735 mt           40.

41. Kırıkkale                         :   700 mt                        742 mt           38.

42. Diyarbakır                      :  670 mt                         666 mt           43.

43. Adıyaman                       :  669 mt                         678 mt           41.

44. Kilis                                :  640 mt                         676 mt           42.

–. . Tokat                             :  640 mt                         640 mt            45.

46. Muğla                             :  625 mt                         660 mt           44.

47. Kahramanmaraş           :  568 mt                         630 mt           46.

48. Batman                          :  525 mt                         577 mt           48.

49. Artvin                             :  520 mt                          607 mt          47.

50. Şanlıurfa                        :  518 mt                         513 mt           49.

51. Bilecik                            :  500 mt                         484 mt           50.

52. Amasya                         : 392 mt                          459 mt           51.

53. Denizli                            :  354 mt                         398 mt          52.

54. Karabük                         :  258 mt                         314 mt           53.

55. Kırklareli                         :  209 mt                         210 mt           54.

56. Bursa                             :  155 mt                           90 mt           60.

57. Osmaniye                      :  150 mt                        133 mt            58.

58. Düzce                            :  146 mt                        149 mt            56.

59. Balıkesir                         :  139 mt                         148 mt           57.

60. İstanbul                          :  120 mt                          22 mt            73.

61. Antakya-Hatay               :   85 mt                            89 mt           61.

62. Manisa                           :   74 mt                           71 mt            63.

63. Aydın                             :   64 mt                          152 mt            55.

64. Edirne                            :   42 mt                           66 mt            64.

65. Antalya                           :    39 mt                          43 mt            69.

66. Sakarya-Adapazarı         :  31 mt                           31 mt            71.

67. Adana                             :   23 mt                          33 mt            70.

68. Bartın                              :   19 mt                           27 mt           72–.

69. Sinop                              :    17 mt                           9 mt            77–.

70. Tekirdağ                         :   10 mt                           53 mt            66.

..  .  Trabzon                        :   10 mt                           49 mt             67.

–  . Zonguldak                      :  10 mt                          124 mt            59.

73. Mersin-İçel                     :     6 mt                           11 mt            76.

74. Rize                               :     6 mt                           44 mt            68.

75. Giresun                          :     5 mt                           81 mt            62.

—. Yalova                            :     5 mt                             9 mt            77

77. Samsun                         :     4 mt                           27 mt            72..

78. Çanakkale                     :     3 mt                           15 mt             75.

—. Kocaeli -İzmit                 :    3 mt                            59 mt             65.

80. Ordu                              :    3 mt                             20 mt            74.

81. İzmir                               :    2 mt                             5 mt              78.

02 . 2011   Mecit  ALBAYRAK

Balın kalitesinde ENAZ olması gereken şık ve oranları.

Arıcılık üzerine seyrettiğim bir programda konuşan profesör: Balın kalitesi, balın içinde bulunan ve prolin denen bir enzim miktarı ile bilinir. Bu miktar ise kilo gramda, 800 mğ olarak tespit edilmiştir. Bazı hallerde ise 850 mğ kadar çıkar. Gerçek balın TAM kalitesinin tespiti için, 27 çeşit analiz yapılmalıdır. Bunun içinde (2013 fiatları ile) 1,300 TL ödenmesi  gerekiyor,  demişti. (yaklaşık anlatımım)

Altı yıldır ‘bi hakkı’ ile arıcılık yapmaya çalışıyorum.  Ne yaptığımı ve nasıl yaptığımı biliyorum. Bu yaptığım çalışmalarımın karşılığını az çok aldım – alıyorum. Lakin, yaptıklarımın bilimsel değerlerini bilmiyor-d-um. Durduğum yerde bilmemde mümkün değildi. Bu senede, cuzi miktarda bal ürete bildim. Yaptığım masraf, emek ve gecen zamanım acısından bakılırsa, aldığım bal maddi olarak hiç bir şey. Öyle iken, Eylül ayı içerisinde üşenmedim ve ürettiğim baldan bir miktarı yanıma alıp, T. CKonya İl Tarım Müdürlüğünün Laboratuvar bölümüne gittim. Prolin, Fruktoz, Glikoz ve Sakkaroz (çay şekeri) miktarı için; diğer masraflarım hariç, 175 TL ödedim. Ve sonucumu aldım.

Prolin : 1 Kğ / 722,03 mg  –  Fruktoz / Glukoz Oranı (m / m) : 1,12 –  Fruktoz + Glukoz : 100 gr / 73,42 gr  –  Sakkaroz (çay şekeri) : 100 gr / 0,59 gr  –  Fruktoz : 100 gr / 38,86 gr  –  Glukoz : 100gr / 34,55 gr.

Devlet, 2012 yılında  yayınladığı Bal Tebliği kararnamesinde, hakiki doğal balda olması gereken 13 kriteri ve oranlarını belirtmişti. Bir tv programın’ da seyretttiğim profesör ise, gerçek balda olması gereken 27 çeşit kriter olduğunu söylemişti.  Anlaşılan devletin gerekli gördüğü şartnameler ile üniversite-ler-in gerekli gördüğü kriterler farklı.

Devletin yayınladığı tebliğde :

Fruktoz + Glikoz (enaz) : 100gr / 60 gr. (benim balımda 73,42) – Fruktoz – Glukoz : 0,9 / 1,4 (benim balımda 1,12) – Prolin (enaz) : 1 Kg / 300 mg (benim balımda 722,03) – Sakkaroz (en fazla) : 100 gr / 5 gr (benim balımda 0,59 gr)

İlaveten, balımın tahlilini resmi kurumda yaptırdığımı belirttim. Devlet, 13 kriter arıyorken neden (2) 6 kriter? Demek ki, elzem olan bu kriterler. 14.12.2014

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.

11.12.2013 – Bu yazımı -daha önce- face üzerinde paylaştığım da sitem hacklenmişti.

1978 yılının başında kurulan CHP – Azınlıklar hükümeti zamanında;  Başbakan Bülent Ecevit’e  Dünya Bankası bir rapor, diğer bir tabir ile  ” emirname ”  gönderiyor. Emir namenin içeriği özetle şu : T. C. ve Hükümeti olarak, elinde bulunan tüm devlet malı fabrika ve kurumları özelleştirecek ve satacaksın.  Ecevit  bu emrivakiye karşı çıkıyor.

Yine yıl, 1978 sonu veya 79 başları. Zamanın ABD büyük elçisi başbakanlığa çıkıp, gerekçesini açıklayıp (benzer şekilde): Sayın ( Ecevit) Başbakan; Edindiğimiz bilgiler  doğrultusunda S.S.C.B. de bazı askeri hareketlilik var. Bu durumu daha net öğrenmek istiyoruz. Bunun için İncirlik Üssünden U2 casus uçağının kaldırılıp; Sovyet toprakları üzerinde keşif yaptırmak istiyoruz, bunun içinde izniniz gerekiyor, der.

1960’lı yılların başlarında aynı niyet doğrultusunda, İncirlikten kaldırılan U2 casus uçağını fark eden S. S. C. B. uçağı havada iken imha edip  Türkiye’ye  “Ultimatom” veriyorlar. Uçak, kime hizmet ederse etsin sonuçta Türkiye’den kaldırılmış. Rusların hedefi de  haliyle; Türkiye oluyor.

Bu durumu, O günden bu güne gelmiş – geçmiş bütün hükümetler biliyor. Hal böyle iken,  ABD’nin isteklerini kabul edip;  Türk Devleti ve Milletini kan revan içinde bırakmayı  göze almanın en kibar yolu;  ‘Uşaklık’ tır. Ecevit ise hiç bir zaman, makamının devamlılığı ve şahsi çıkarları için -geçmiş örneklerinde de  olduğu gibi- kabul etmemişti. Vay! Sen’misin bu emri yerine getirmeyen!

Şimdi yazacaklarımı; Elinizi vicdanınıza koyarak okuyun ve değerlendiriniz.

Sene 1979. O günün şartlarında;  Bir hafta;  Üç gün önce hatta ‘O’ gün  -o zamanın bakkallarında- market ve toptancılarında, petrol ofislerinde olan her türlü yiyecek ve petrol dahil yakacaklar bir anda yok oldu – olmaya başladı. Nasıl yok oldu? Dışarıdan getirilen petrol gelmedi – gönderilmedi. Rafineri çalıştırılamadı. Evlerde tüp gaz bitti.  Ampul, çay, şeker vb her türlü katı ve sıvı yağın imal edildiği yerler, üretimi bıraktı veya stoka yöneldi, toptancıya erzak verilmedi. Toptancı bakkallara nakliyatı kesti. Motorlu araçlar, petrol olmadığı için çalıştırılamadı. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, bu gelişmelerin nedenini -bilmemesi mümkün değil- çok iyi bildiği halde, kendi menfaati doğrultusunda;  ‘Parsayı toplamasını’  çok iyi bildi.

Size soruyorum!  Bir ülkede bu tip bir olayın olması için;  Top yekün bir savaş, salgın bir hastalık, tüm ülkeyi etkileyen bir deprem vs, vs, olması gerekmez’mi??  Ne oldu’da  her şey bir anda yok oldu! Ve, Ne oldu da  her şey bir anda meydanları, tezgahları doldurdu? Cenabı Allah , yedi göğü aralayıp nimetlerini bizemi gönderdi? Ne oldu?

Evet  Allah huzurunda, kulunun karşısında elinizi vicdanınıza koyacağınız yer, bu sorumun cevabıdır.

Ve 1979 yılı  5 Aralık günü,  milletvekili ara seçimleri yapıldı. Adalet Partisi 5 milletvekilinin tamamını kazandı. Ecevit aynı akşam saatlerinde istifa etti. Ecevit ve CHP’ye ad konuldu: Ecevit (CHP) demek, yokluk demektir!  Ne yazık’ki; (dış devletlerin isteklerini emir addedenler ‘yardımcı kuvvetlerin’ desteği ile kahraman olarak gösteriliyorken)  ABD’nin isteklerini yerine getirmeyenlerin hali, bu oluyor. Acaba bu gerçekleri halkımızın ne kadarı biliyor. Ecevit in istifasının hemen sonrasında, Türkiye de her şey bulunmaya başladı !!!

1980 yılı Ocak ayında, dışarıdan destekli Adalet Partisi Hükümeti güven oyu aldı. Başbakan  Süleyman Demirel ile 1966 yılından beri tanışık olan ve bir ara ABD de bulunan Turgut Özal; Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT müsteşar vekilliğine getirildi. Bu ikilinin  yaptığı en büyük tasarı ve kanun ne olmuştu dersiniz!  ABD ( Dünya Bankası)’nın istediği, Ecevit’in kabul etmediği;  Devlet mallarının satılması emri;

24 OCAK KARARNAMESİ ADI İLE KABUL EDİLDİ!! Bu kanun, hükümet olmanın ‘diyeti’  idi.

Heyhat’ki  O Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan ” Ağır Sanayi” devriminin, (Seydişehir, Etibank Alüminyum Tesislerinde olduğu gibi) – babası sayılır, idi.

Evet tüm kamu mallarının satılma sebebi; ABD ve Dünya Bankası  İSTEDİĞİ (AB ülkeleri desteklediği) İÇİNDİR. Sıra, bu satışların halka anlatılmasına – kandırılmasına – gelmişti. Özellikle özelleştirme gayretinde olan hükümetlerin, halkın ağzına öyle bir sakız vermeleri gerekiyordu’ki, halkın  ağzından düşmesin. O  ‘sakız‘ da   hemen bulundu. FABRİKALAR , ZARAR EDİYOR.!

SONUÇ : Ecevit Hükümeti gitti, ertesi gün her şey ortaya çıkmadı mı! çıktı. Her şey bollaştı. O günler için Ecevit’i  yargılayanlar, hala yoklukların nedenini anlamadınız mı?

Burada bir parentez açmak istiyorum: 1999 – 2002 yılları içerisinde yine Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP – ANAP –  MHP  hükümeti ve üyelerinin birbirlerini yemesinin nedeni ne ola ki! Gayet basit :

Ecevit in, 1978 – 79 yıllarında Türk Milletinin  ekonomik geleceği için ABD  ye karşı çıkmasına neden olan emirlerin benzeri, 1999 – 2002 yılları arasında tekrarlandı. Bu seferki emirler ise Türkiye nin güvenliğini ve bütünlüğünü tehlikeye sokacak türdeki  emirlerdi. Emirlerinin Ecevit tarafından yine kabul edilmeyişi,  üstüne üstlük Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri doğrultusunda, Kuzey Irak topraklarında ABD ve Kürtlere karşı MEŞHURKırmızı Çizgi ” ni çizmesi,  ABD ye – REST demesi, ABD nin işine gelmedi. Rest’in sonunda Hükümet içi ve dışında ki ABD nin yerli ve ‘Türk malı’ iş birlikçilerinin de katkıları ile bu 3’lü Hükümet, gitti. İşin garip tarafı! bu milletin,  milletini ve devletini düşünen bu gariban lidere -iş birlikçilerin ağzı ile, nahoş bir yakıştırmanın yapılması geçikmedi.

TÜRKİYE’DEKİ  TÜM  KAMU  MALLARININ SATILMASININ –   ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN  NEDENİ;  ZARAR  ETTİKLERİ  İÇİN  DEĞİL;  ABD  ( AB ) VE  DÜNYA  BANKASI  İSTEDİĞİ  İÇİNDİR.

İddia ediyorum; Seydişehir Etibank Aluminyum Tesisleri şayet, zarar etti  diye gösterildi ise, bunun nedeni hiç bir zaman için halka kabul ettirildiği şekli ile, işçi olmamıştır.

Devlet; – Bu fabrika-lar- zaten satılacak, elimdeki parayı neden harcayayım, dedi. Elzem olmayan bir ünitenin haricindeki her hangi bir makinayı yapmadı. Fabrikaların kümülatif veya kısmen yenilenmesi için yeni yatırımlar  yapılmadığı gibi, ellerinde -elimizde- olan makinalar peyder pey satıldı. Ayrıca, fabrikaların imalatı olan üretim-ler- satılmayıp, yeni gelecek ‘patron-lar’  için bekletildi. Kamu iş yerlerinde bunlar yapıldı. Bir örnek vereyim. Bu fabrikanın satılacağı günlerde, tonlarca külce alüminyumlar satılmadı, biriktirildi. Gelene bu milletin hakkı peşkek çekildi. Bir şey daha; Seydişehir Eti Aluminyum satıldıktan sonra, alıcı firmanın yaptığı ilk işlerden biri; Alümina Döner Fırınlarının, Beş (5) milyon $’ra yenileştirmesi olmuştu. T.C., bu parayı veremez’mi idi? Fabrika-lar-, bunu veremediği için’mi satıldı!

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti. Neden?  Devlet ve milletin zararına satış yapıldığı için! 

1980 – 1990 yılları arasında Türkiyenin her tarafındaki bir çok Kamu fabrikalarının  hemen her türlü işleri; Seydişehir Eti Aluminyum Fabrikasında yapıldı, yaptık. Kazanca kazanc katıldı. Nereden’mi  biliyorum!  O işleri yapanlardan biride, ben idim. Hal böyle iken fabrika; – zarar etti. Evet, halkın onaylayacağı ve ağzından hiç eksik etmeyeceği sakız hemen milletin ağzına verildi. Kamu zarar ediyor! Peki, gerçek anlamda zarar ettiren kim?  Bunu sormak, halkın aklına gelmiyordu.

Halkın -oluru ve desteği, sakız  sayesinde  daha önceden alınmaya başlanmıştı. İş  -penaltı noktasındaki topa vurmak kalmıştı. Başbakan Erdoğan’ın,  Fabrikanın satışı konusunda  fabrika sahasında yaptığı konuşma, bazı işçi arkadaşlarca alkışlanmıştı. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, - Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Ve peşkeş, bu “ALKIŞLAR”  arasında kabul edildi. Neden? Bana göre bunun 4 nedeni var.

Devamı; ”  Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir   ”  bölümünde.  02.11.2011     Mecit  ALBAYRAK

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir.

Bir önceki yazımda, ” Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.” hakkında açıklamalarda bulunmuştum. Bu yazımda ise Etibank  Alüminyum Tesislerinin özelleştirilme aşamasında, Seydişehir ( Türk ) halkı ve Eti Alüminyum işçisinin özelleştirilmeye bakış açılarını yorumlamaya ve bazı gerçekleri paylaşmaya çalışacağım.

Bir önceki yazımda, Adalet Partisinin 24 Ocak kararları ile özelleştirilmelerin önünü açtığını, halkın ağzına verilen ” zarar ediyor” sakızı sayesinde özelleştirilmelerin, TÜRK HALKINA kabul ettirildiğini belirtmiş ve Seydişehir halkının neden özelleştirilmeyi desteklediğini,  bu yazımda açıklayacağımı vurgulayarak, bitirmiştim.

Evet; Seydişehir halkı neden özelleştirilmeye alkış tutmuştu. Bana göre bunun,  dört  sebebi var.

1 .  İşçi; Fabrika temellerinin atıldığı 1967 yılından 1990 yılına kadar kazandığı tüm parasını, Seydişehir esnafına veriyordu. Seydişehir esnafı da parasına para, malına mal katıyordu. Fabrika işçisi, çarşı esnafının gözünde, -teşbihte hata olmasın- ”Sağmal İnek” idi.

Görünmeyen  şekli ile  belirli bir esnaf kesiminin gözünde  işçinin ev, araba alma, zevki için para harcama hakkı yok idi. Onlara göre işçiye bisiklet bile çok, yürüsün! Kirada oturacağı ev, ona yeter çok bile! Para biriktirmek, ihtiyacı ve zevki için parasını harcamak gibi bir hakkı,  olamazdı!  Ama çarşı esnafının ise,  ‘Allahın emri‘  imiş gibi her şeye hakkı vardı. Her 2 – 3 senede bir arabasını değiştirecek, Seydişehir de bir evi olacağı gibi Antalya da veya başka yerlerde 1 – 2 tane yazlığı olmalı! Bunları nereden mi biliyorum? Bende  Seydişehir de yaşıyor ve toplum içinde konuşulanları duyduğum gibi, esnafı savunup, işçiyi kötüleyenlere de, gerekli cevabı verenlerdenim.

1990 yılı ve sonrasında, çalışıp üretmediği haldeÇağ atlatılan” Türkiye ve Türk halkına olduğu gibi; Seydişehir işçisine de ‘Çağ Atlatıldı‘. İnsan olmanın gereğini ve gerekenlerin hepsine sahip olmaya başladı. Ev – araba – seyahat ile ailesel ve kişisel ihtiyaçlarını şehir içinden ve dışarıdan, gidermeye başladı.

Maddi imkanları oranında çeşitli vesileler ile şehir dışına çıkmaya başlayan  işçi arkadaşlarım, şehir dışındaki yaşamı ve çeşitliliği görmeye, geçmiş yıllarda  çarşı esnafına yiyecek, giyecek vb gibi konularda ve fiyatları yönünden nasıl kazıklandığını, anlamaya başladı. Haliyle 1985 yıl ve sonrasında yapılan her türlü alış veriş durumları, döviz üzerinden halledilmeye başlanılmıştı. Türkiye’de olduğu gibi  Seydişehir’de, özellikle esnafın yaptığı yada herkesin yapmak istediği türde işçi arkadaşlarımda, cebindeki ihtiyaç fazlası olarak artırdığı lirasını, dövize çevirmeye başladı. Böylece bazı esnaflara akan ‘süt’ miktarı, dahada azalmaya yada bitmeye başladı.

Bazı ihtiyaçlarını daha ucuza, şehir dışından karşılamaya başlayan işçi, esnafın gözünde, düşman olarak görünmeye başlandı. Haliyle çarşı esnafının Sağmal İnegi’nin sütü , akmamaya başladı. Seydişehir halkı ve esnafı, işçiye diş biledi. İşçi tamamen haklı mıydı? Haksız olduğu yerlerde vardı.   Mesela:

Seydişehir de olduğu gibi; Dünyanın her yerinde kimi insanların maddi gücü, gördüğü her şeyi almayı bırak, zorunlu ihtiyacını bile karşılayamayan kişilerle dolu. 1990 yılından sonra, özellikle 92 ve 98 yıllarında işe girmiş 3 – 5 yıllık yeni işçi, kıdem olarak kendisinden 15 yıl daha eski olan, işçi arkadaşın maaşına yakın maaşı, almaya başladı.

Özellikle bu grup içerisinde bulunan genç arkadaşlarımız, ummadıkları bir refaha kavuştular. Nasıl mı?  Toplu Sözleşmeler yapılırken sayı bakımından ağırlıkta olan eski işçi arkadaşlarımıza, (mesela) % 15 -20 zam verilirken, azınlıkta olan ve yeni işe giren arkadaşlarımıza, % 50 ye yakın zam verildi. Böylece tüm işçiye verilen zam ortalaması, %30 – 40 gibi yüksek gösterilirken, Türk ve Seydişehir Halkı kandırıldı. Ve çoğunlukta olan eski işçi, az zam aldı.

Ummadıkları bir refaha erişen ‘bazı’ gençlerin, aşırıya kaçan nahoş hareketleri, zengin – yoksul Seydişehir halkının tepkisini çekti. Buna neden olan maddi güçlerinin yanında, zaman içerisinde gelişen ekonomik ve ticari kolaylıkların, büyük bir etki olduğu unutulmamalı.

Ayrıca, özellikle geçmişteki Hükümetlerin, sendikal sözleşmeler sırasında dile getirdiği, halkın kulağına soktuğu ve halkında sahiplendiği bir anlatım şekli var:  Emeklilik yaşı geldiği halde emekli olmayıp, hala çalışan, iş yerinde uyuyan işçiler var! Bu ifade şekli tüm yurt sathında geçerli olmakla beraber Seydişehir halkı, geçmişin verdiği bir hırsla bu açıklamalara sahip çıktı. Ve : Emekliliği gelen işçi, emekli olsun. Bizim çocuklarımız çalışsın, demeye başladılar.

Ey bu konuşmalara sahip çıkan  Seydişehir ( Türk ) halkı: Emekliliği geldiği halde hala ve hala çalışmaya devam eden, iş yerinde uyuyan sadece işçi ve işçiler mi? Emekliliği geldiği halde hala ve hala çalışmaya devam eden, iş yerinde uyuyan her türlü birim ve meslekte çalışan  MEMUR YOK MU?  Neden aynı teraneyi memur için söylemiyorsunuz? Diliniz mi dönmüyor? Memurun tecrübelisi gerekli de, işçinin tecrübelisi gerekmiyor mu? Yoksa hep sakızlara mı dolanıyorsunuz?

2 .)  İşçinin fabrikanın satışında, Seydişehir halkının desteğini kaybetmesinin, diğer bir sebebi de,  kısmen işçinin kendi hatası idi.. Dikkatinizi çekerim ‘kısmen‘.

Seydişehir ve civar köylerinde yerleşik, özellikle çiftçilikle uğraşan bazı işçiler, halkın arasında iken utanmadan ve ilerisini düşünmeden, haddini aşan bir şekilde konuşmuşlar: – Ben gündüz, iş saatine kadar kendi bahçemde, tarlamda çalışır, -vardiyalı-  işe gittiğimde’de  uyurum!  diyen olmuş.  Kendini bilmez, kazancını hak etmeyen, yeri geldiğinde de   Allah ve  kitaptan dem vuran, ahlaksız arkadaşlarımızda mevcut idi.

Gerçek anlamda uyumaya gelenler var idi! Ama nasıl? Dışarıdaki kişi, fabrikaya   yatmaya gelenin ne iş yaptığını bilmez. O arkadaşın söylediğini bilir. Haklılar da. Kamu iş yerlerinde  çalışan kişiler, yapacağı işe ve çalışacağı  tezgahın kadrosuna göre işe alınır. Her işçi, kadrosunda çalıştırılır ve kendi işinden sorumludur. Her hangi bir şahsın işinde olduğu gibi, kamu işçisine  – “Gel buraya çalış –  Git oraya çalış.” diyemezsiniz. Diyecek olan teknisyen ya da Mühendis, o işçi arkadaşın isteği karşısında, yazılı kağıt verip her türlü sorumluluğu üstlenmek durumundadır. Yazılı kağıdı veremediği an, git başka yerde çalış deme selahayetinde değildir. Şayet işçi  ALLAH; KİTAP, VATAN diye gider ve başına bir iş gelirse, O zaman TEK SUÇLU İŞÇİDİR. Adı üstünde devlet ve devlet dairesi, kamu iş yeridir.  Memur içinde böyledir, işçi içinde.  Ne yazık ki Türk halkının gözünde, işçinin adı var.!! Bir zamanlar başbakanlık yapmış Tansu Çiller: “İşçiye verilen para, PKK’ya gider.” dememiş miydi?

Kamu fabrikalarında çalışan işçilerin kimi 7,5 saat veya bu zamana yakın sürede  işinin , tezgahının başından ayrılamazken; kimileri de 7,5 saat eline iş almaz. Bu kişilerin ilki seri üretimde çalışırken diğeri, getir – götür bir başkası ise Elektrik ve Makina Bakım işinde çalışmaktadır. Üretimin durduğu – tezgahların sustuğu – yerde, 7,5 saat eline iş almayan, çalışmaya başlar. Düzen bu şekildedir. Efendim “Niye yatacak, vatan, millet adına gitsin yardım etsin! Başka yerde çalışsın! ” demekle iş olmuyor.

Şayet işçi kendi isteği veya başındaki yetkilinin  sözlü  talimatı ile, kadrosu dışında bir iş yapar ve başına bir iş gelirse;  ‘O’  işçiyi sözlü olarak gönderen yetkili  ” Ben gönderdim, DEMEZ – DİYEMEZ.” Yanan, işçi olur. Yine iddia ederseniz, O zaman ben size en az 10 şahitli bir iş kazasının hikayesini anlatırım.  Hal böyle iken yine suçlu; İŞÇİ OLUR. Vesselam. İşçi arkadaşlar arasında iş yerine gerçekten yatmaya gelen kişiler olmuştur. Ama bu kişiler bir elin 10 parmağını geçmez, geçemez ama bir çürük elma, tüm kasayı çürük eder. Ve etti de.

3 –  Diğer önemli bir etken; AKP Konya Milletvekili ve Seydişehirli hemşehrimizin radyoda ve çeşitli mahalli yerlerde söylediği tekrarlanan; Eski işçi işten çıka-rıla-cak, onların yerine 5.000 -beşbin- genç işçi alınacak açıklaması, halkın aklını başından almaya yetti, arttı bile. Böylece çalışan eski Eti Alüminyum işçisi, halkın desteğinden mahrum kaldığı gibi, garezine bile uğradı.

Not:  2013 yılı itibari ile CE-KA Eti Alüminyum’da çalışan işçi sayısı  ≈ 1.300 – 1.400,  fabrika  özelleştirildiğinde Eti Alüminyumda çalışanlar ise 1400 kadrolu işçi + ≈ 700 taşeron işçisi + 400 memur = 2500 kişi ekmek yiyiyordu. Ya şimdi?  Gelelim en önemli 4.  şık.

4 .)  İşçinin temsilcisi, savunucusu  olması gereken! Hak İş’e bağlı Öz Çelik  İş sendika-mız-, (Karabük Demir Çelik  fabrikalarında olan örneğinde olduğu gibi) kendi menfaatleri yönünde  bir pay çıkartma telaşına düştü. Fabrikanın satışında hesaplanmış olan hisselerin, % 14’nü alabilmek için gayret göstermeye başladı.

Bu gayretleri sırasında sendikal çıkarları, işçi çıkarlarının üstünde sayıldı. % 14‘lük hissenin adı  ‘ Altın Hisse ‘  olarak addediliyordu. Hükümet ve/veya fabrikayı satın alan şirket ile yaptıkları pazarlıklar fayda vermeyince, o ana kadar akıllarından bile geçirmedikleri gerçek görevlerini hatırladılar.

Pazarlıkları olumlu gelişse idi  Sendika işçiye dönüp -Oturun oturduğunuz yere, kıpırdayanı mahvederim, diyebilecek durumda olacaktı. Ama sendikadaki hesap, Özelleştirme İdaresinde onay görmeyince;  Seydişehir’e gelip,  ‘ sendika-cılık-‘ oynamaya  başladılar.

Ayrıca, bir önceki yazımın sonunda belirttiğim konuyu burada da  vurgulamamda fayda var. Seydişehire bir akşam vakti gelen ve fabrika sahası içerisinde konuşan Başbakanı alkışlayan kadrolu Seydişehir işçisi değildi. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Buda böyle biline.

Velhasıl;

Kamu iş yerleri, herhangi bir iş yeri değildir. Devlet, çıkarttığı kanunlara bazen ters düşse de,  sonuçta istese’de – istemese’de çıkarttığı kanun ve yasalara uymak zorundadır. Dünyanın her yerinde de böyledir. Devlet Başbakanı, Bakanı, Müsteşarı, Müdürü , Şefi, Makina Mühendisi , Teknisyeni aracılığı ile bu sorumluluğu alamıyorsa, işçiyi suçlamanın alemi ve gereği yoktur. ( Bu yazdıklarıma bir itirazınız olursa, lütfen YORUM kısmına yazınız. Ben cevabı-nızı-  vereceğim.)          9 Kasım 2011   ALBAYRAK

Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

05.2014 – Bal sağım zamanı  yazın bitimi, sonbaharın başlamasıdır. İlk yapmanız gereken Varroa mücadelesidir. Kesinlikle ihmal etmeyiniz. Bu mücadele, sizin şerbet vermenizden bile daha önemlidir. Varroa’dan sonra arının yiyeceği. Esasında arının kışlık yiyeceğini, sırlanmış hali ile kovanda bırakmamız lazım. Bırakmamış iseniz;  Eylül ayı sonuna kadar, 1+1 ölçek şeker su karışımı şerbeti vermeye başlayınız. Neden? Arı bu vakitlerde, şerbet içindeki suyu uçurtur ve petek gözlerine biriktirirken hala varlığını devam edegelen sıcakların etkisi ile, petekteki balı sır lamaya başlar.

Burada dikkat edeceğiniz nokta, şerbeti  bolca vermeyiniz. Mesela 10 çitalı bir kovana Ekim ayına kadar  2 – 3 günde bir,  2- 4 su bardağı kadar şerbet veriniz. Arılar  bu şerbeti hem yer, hemde petek gözlerine atacak, hem bal gözlerini sırlayacak  tır. Ayrıca petek gözleri tamamen dolmadığı için ana arı POLEN GELİRSE, günlük atmaya devam edecektir. Şerbeti çokça verirseniz, bir anda petek gözleri bal ile dolar, yer kalmadığı için ana günlük atamaz ve koloninin  bahara çıkması zorlaşır. Bu arada kesinlikle polen almayınız.  Çünkü ana arı  günlükleri sadece, bala bakarak atmaz. Akabinde :

Kendi evinizin çatısını onardığınız, yakacağınız kömürünü kışa girmeden tedarik ettiğiniz gibi, arı ve kovanını da düşününüz. Arı hastalıkları ile uğraşmaktansa, bakımları ile uğraşmak en kolay ve zevklidir. İLK BAHARA girerken kovan bakımı için yaptığınız her şeyi, KIŞA girerken daha itinalı yapmalısınız. En azından pürümüz ile yaktığınız kovanın içi ve dışında çatlak, yarık yerleri var ise, en azından silikon ile kapatınız. En önemli nokta, Ana arının varlığıdır. Ana genç ve sağlıklımı? Ayrıca; ilk bahar ve yaz aylarında hangi kovan ve içindeki arı neye daha fazla çalışıyor ise, bunu O kovanlar üzerinde belirtiniz. Mesela:

Bu kovanın arı ve anası ;  – Bala iyi çalışıyor, -Bu kovanın anası bol yavru atıyor, – Bu kovanın arıları saldırgan, – Bu arı propolise iyi  çalışıyor, diye  not ediniz. Neden? Seneye O kovanların anasından yeni meme yaptırıp ana almanız için. Ben bu sene yazdıklarımı takip ettim. Nasip olursa  bal yapan ve oğulu çok atan, hatta diğer kovan arılarına göre propolisi çok getiren arıların  analarından, yeni ana yaptıracağım.

Kovanlığınızda, hele hele bu ayda 2 çitalı arılı kovanınız var ise, diğer kuvvetli Genç analı arılı kovan ile birleştiriniz. 3 çitalı bir kovanda genç arı kolonisi var ise; yaşama şansı var.  Anaları genç olanı bırakıp, eski anayı öldürünüz. Kovan içerisinde kalan 9 -dokuz çita dan itibaren boş yerlere STRAFOR koymanız, kovan içinin sıcak olmasını, ana arının günlük atmasını, sağlıyacaktır.

Ekim ayından itibaren 2+1 şekerli şerbeti  vermeye başlayınız. Bu aydan sonra soğuklar etkili olacağından şerbet içindeki su kaybı azalır. Özellikle bu orandaki şerbetin verilmesi, arının şerbetteki suyu uçurması, kışa hazırlaması ve üzerini sırlamasını kolaylaştıracaktır. Arada bir şerbetin miktarına göre 1 – 2  tane limonu sıkıp suyunu şerbete karıştırmanız, doğal C vitamini olarak, antibiyotik  görevi yapacaktır.

Kovanlarınız iç kesimlerde ise; Aralık, Ocak – Şubat ve Mart ayının ilk yarısına kadar kesinlikle kek vermeyiniz.  Verirseniz ne olur? Felaket olmaz. Sadece arıların yaşama şansını, – Şansa bırakmış, olursunuz. Kek verdiğinizde arıların su içme şanslarının ne olacağını iyi tahmin etmeniz gerekir. Bu tahmini sağlıklı bir şekilde yapamıyorsanız, arıları ölmeye mahkum bırakırsınız. Sahil kenarında iseniz, şansınız iç kesimlere göre daha fazladır. Antalya; Konya bölgesine göre en az10 C’ daha sıcaktır. Tehlikesi azdır. Buralarda kekin fazla bir zararı olmaz. Ama yinede tedbirli olunuz. En azından keki az veriniz.

Kasım, Aralık, Ocak aylarında uçuş tahtası üzerinde petek kırıntıları görüyor iseniz arılara, AKUT yardımı yapmanız, ölüme terk etmenizden evladır. Yalnız şart, havanın rüzğarsız ve dış sıcaklığın 16 C’ olduğu bir günde, 2+1 şerbet veriniz.  Veya Konya Şekerin -veya benzerinin- hazırladığı sıvı arı yiyeceği satılıyor. Bu şerbet, sizin hazırladığınız şerbetten daha fazla besleyici içeriğe sahip. Yiyecek içerisinde normal şeker, meyve ve tahıl şekeri ilavesi ile su  var. Yalnız şehrimize seminer için gelen Sayın Muhsin Doğaroğlu hocamız, bu ve bu tip hazır şerbetlere, vereceğiniz şerbetin ağırlığı kadar (10=10)  2+1 normal şekerli şerbetin karıştırılarak verilmesini, önerdi.

Kovanları, kapı penceresi olsa bile kesinlikle dört tarafı kapalı yerlere koymayınız.  Üç tarafı kapalı, gün güneş gören yer, olur.  Böyle bir yere koyduğunuzda bile, kovanlarınızı yerden yükseğe koyunuz. Tam kapalı yerdeki arıların nefesi ile ortaya çıkan karbon dioksit, arıların temiz hava almasını,  kapalı yer ise, arıların yön tayin etmelerini zorlaştırır.

Kovanlarınızı, ilk önce kuzeyi kapalı ( tepe -kaya dibi)  rüzgarların kovana hiç veya az değdiği kuytu yerler tercih edilmelidir. Kovanlar yerden 20 – 30 cm yukarıda ve her türlü imkanınız var ise üstüne saç koymanız kovanların  ıslanmasını ve içine su girmesini önleyecektir. Kovanlarınızın öne doğru  2  cm kadar eğik olması, içine sıza bilecek suların dip tarafta birikmesini ve  rutubet yapmasını engeller. Nem arı hastalıklarında, en büyük etkendir. Kovanınızı  çul çuval ile sarmayınız. Dış kapak altındaki, örtü tahtası üzerine  gazete kağıdı bile koymayınız. Kağıt hem nemlenir, hem hava sirkülasyonunu keser. Yaparsanız arıların hastalanmasına ve  fazlası ile kovan içi rutubete neden olursunuz.

Kovan üzerini ve dış taraflarını kapatan kar yığınları, kovanları soğuktan koruyacaktır. Yalnız, kovan önündeki karı, en az 50 cm kürümeniz ve uçuş tahtasını temizlemeniz iyi olur. Yapma imkanınız varsa, kovan önündeki karın üzerine soba külü serpmeniz, karın üzerine düşen arıyı koruyacaktır.

Kışın, kovanda yaşlılık ve hastalıktan dolayı % 25 dolayında  arı ölümleri olması, bilim adamlarınca normal görülmektedir.  Bazen tüm ölümler görüle bilinir. Sebebi ise, yağma ve varroa dır.
VarroaSakat doğumlara sebep olan, arı doğduktan sonrada kanını emerek erken ölmesine sebep olan; Arılara has bir bit türü. Ayaklarda ve kanatlarda kısalık; Ana arının yavrulamasında azalma, haliyle parazitin musallat olduğu  arılarda, güçsüzlük meydana gelir. Tehlikesi her daim var. Bu arı hastalığından kurtulmak, gezginci arıcılık yapıldığı müddetçe, mümkün değildir! Ancak  etkisi, azaltıla bilinir.

Kışın varroa ilaçlaması için, oksalik ve formik asitin  kullanılması uygun olur.  Oksalit Asitin Di – hidrat özellikte olanının alınması yetkili kişilerce vurgulanmaktadır. Yalnız dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, Oksalik asitin atımı sırasında, günlük atımlarının olmadığı ay ve günlerde yapılması gerekir. Formik asitin atımı isebal hasatından 3 ay öncesi ve hemen sonrası yapılmalı. Bu sürelere dikkat edilmesi, arı ve insan sağlığı acısından çok önemlidir. Piyasada formik asit türünün kartona emdirilmiş şekli mevcuttur. Bu ilaçlama şekillerinde dış sıcaklık -en az-, 15C’ olmalıdır. Bu uygulama kolay yalnız kokusunu teneffüs etmeyiniz.

Daha önce arıcı bir arkadaşım, varroa mücadelesi için kurutulmuş  portakal kabuğu ile tütsü kokusu verildiğini söylemişti. Bilahire internet ortamındaki araştırmam neticesinde; Varroa ile yapılacak her türlü mücadele ve neticelerini içeren, aşağıdaki linke ulaştım. Bu sayfadan daha bilimsel olarak faydalanacağınızı eminim. 2015 itibari ile bu bilgiler mevcut.  http://library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf

varroaset ilacının bala etkisi :  Her ne kadar  bu tip ilaç, dumanlama şeklide olsa sonuçta, mukavvaya  emdirilmiş kimyasal ilaçtır. Bu tür ilaçlama ancak ilk ve son bahar mevsiminde yani bal akımı başlamadan ve  bal sağımından sonra yapılması gerekir. Bu hallerde ilacın etkisi balda olmaz. Duman harici ‘takoz’ olarak addedilen ilaçlar kullanılıyor. Burada dikkat edeceğiniz nokta, bu takoz addedilen kartonu, iki çita arasına değil, çitaların üzerine ve boşluk boyunca koyunuz.  09.2011

Arı ve Doğa hakkında.

 11.12.2013 - Özetini yazıp, anlatımını basitleştirdiğim bu bilgileri; Hotbird Tv uydusu üzerinden bir ara şifresiz herkese açık, Türkçe yayın yapmış olan Rusya’ya ait RTG TV kanalından elde ettim. Bu bilgiler, Başkurdistan eyaletinde yapılan arı ve genel arıcılık bilgilerini içeren ilk bölümdür. Devamı, Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası. başlıklı yazımda dır.

- İspanyada ki Pauk (Paul)  Mağarasında keşfedilen taş ve kaya parçaları üzerinde bulunan kazıntı ve çizimler üzerinde yapılan araştırmalara göre arı, 80 milyon -Paleontolojik (Taş) Devri- yıldır yaşamaktadır. İnsanlar da, dokuz (9) bin yıldır yabani  arı ballarının alımı ile uğraşmakta-yız-dır. (Beslediğimiz, balını aldığımız arılar bile, yabani sınıfına girmektedir)

-  Bitkiler üremek için, rüzğar ile birlikte çeşitli böcek ve arılara ihtiyaç duyar.  Çiçek açan bitkiler, böcek ve arıların ilgisini çekebilmek  için çiçek tomurcukları dibinde şekerli bir madde üretirler. Bu maddeye, nektar denilmektedir. Arılar, çiçeğin birinden nektar alır, diğer bir çiçekten de polen alarak kovana gelmekte iken aynı zamanda bitkilerin eşeysel üremelerine, katkı sağlamaktadırlar. Getirdiği nektarı kovanda hazır bekleyen genç arıya verir, poleni de gerekli yere bırakırken arı, özel salgısı ve bal ile karıştırarak, petek gözüne sıkıştırır.

- Bu işleri biten arı tekrar, araziye çıkmaktadır. Nektar ve polenin koku ile tadı, getirildiği bitkiye göre değişmektedir. Çitaya konan nektar en erken,10 gün içerisinde bala dönüşmektedir. Bir bitki üzerine daha önce bir arı konmuş ise, O bitkiye kokusunu bırakıp gider. Kendisinden sonra gelen başka bir arı, bu kokuyu aldığı zaman; – Nektarın kalmadığını bilir ve oyalanmadan gider.  :-)

-  Dış sıcaklık ne olursa olsun, kovan içerisindeki sıcaklık 32 ‘C dir. İç  sıcaklık 32 ‘C geçtiği zaman,  genç arılar kovanı serinletmek için,  giriş deliği önünde kanatları aracılığı ile içeriye, serin hava gönderirler. Arılar, sıcak havalarda günde, 16 saat çalışır. Arılardış sıcaklık 14 ‘C ve altına indiği zaman dışarıya çıkmazlar. Mesela sabahın erken saatlerinde dışarısı serin olduğu için arılar, şevkli olarak  uçuşa gitmezler. Havanın ısınmasını beklerler.

-  Sıcak havalarda uzaklara gidip karanlığa kalan arı, geç vakit kovanına gelir, gittiği yerde ‘yatıya‘ kalmaz. Bu ise, bulutlardan yansıyan  (polarizasyon) güneş ışını sayesinde olmaktadır.

-  Kovan bakımı anında arılar tedirgin olmaktadır. Bizler genelde körük vasıtası ile, arıların tedirgin olmaması için duman veririz. Gerçek yabani hayatta ise dumanın manası şu: Ormanda -yangın- duman kokusunu alan arı, hayatta kalabilmek için kovuktaki yuvasını -insanlar gibi alabildikleri ile- terk etmekte. Bunun için hemen yuvasındaki balı fazlası ile yeyip, çıkmaktadır. Haliyle karın bölgesi fazlası ile şişen arının uçma, saldırma ve SOKMA durumu zorlaşmaktadır. Arının soka bilmesi için karnını aşağıya doğru bükmesi gerekiyor. Karnı şişen arı ise, bu bükme işlemini  ya yapamıyor veya zorlanıp, iğnesini yeterince sokamıyor.

-  Arılar kovanda iken gün ışığından hoşlanmazlar. İncelenmek üzere dışarıya alınan çita üzerinde özellikle ana arı var ise, gün ışığını gören ana arı o an hemen yumurtlamayı bırakıp, çitanın alt ve arka tarafına diğer arılar ile birlikte geçmektedirler.

-  Ana arı, 10 – 15 erkek arı ile çiftleşmekte. Çiftleşme uçuşu anında, çiftleşecek erkek arının haricinde fazladan erkek arılarda bu uçuşa katılmaktadırlar. Fazladan uçuşa katılan erkek arıların amacı, çiftleşme uçuşu anında ana arının kuşlar tarafından yenilmesini önlemek, kendilerini ana için  feda etmek amaçlıdır.

-  Erkek arılar, bir kovanda 100 – 400 arasında olur. Hortumları kısa olduğu için nektar toplama becerisine sahip değillerdir. İşçi arının 3 katı bal yerler. Kovan içerisi veya dışında hiç bir iş yapmaz, kovan güvenliğine bile karışmazlar.  Onlar için her gün pazar. Mevsimsel olarak ana arıların çiftleşme sezonundan sonra 3 – 4 işçi arı tarafından  kol, bacak ve başından tutulup, dışarıya atılırlar.

-  İşçi arılar, bir kovan içerisinde 120 bin tane olabilirler. Görevleri ölünceye kadar çalışmaktır.  Yeni doğan bir işçi arı 1. – 3. gün çıktığı ve diğer petek gözlerinin bakım işini, 4. – 7. güne kadar kovan etrafında kovanı tanıma ve etrafı görme İLK uçuşu ile larvaların bal ve polenle beslenilme işinini, 7. – 12. gün arası süt üretme ve -kadro askeri gibi- ana arının bakımı, yıkatılması ve besletilmesi, 12. – 18. gün arası bal mumu üretmek ve örmek, güvenliği sağlamak, getirilen nektarı tarlacıdan alıp, işleyip petek gözüne koymak ve 18. günden  ölünceye kadar (≈ 20 gün boyunca) araziden nektar ve polen getirmektir.

-  İşçi arı, 1 (bir) saniyede 440 kere kanat çırpıp, boş iken saatte 65 km, nektar ve polenli iken 45 – 50 km hızla uçmaktadır. Ayrıca bir at kendi ağırlığı kadarını, (kızak köpeği dört katını) götürmekte iken bir arı, kendi ağırlığının 20 katını taşımaktadır.

-  Arılar, kovan içerisinde kendi aralarında iletişim kurarlar. Önce keşif amaçlı uçuş yapılır. Keşiften gelen arı nektar, polen ve su hakkındaki bilgileri, kovanda bekleyen arılara aktarır. Bu aktarma işlemi dairesel (O) ve sekiz (8) şeklinde dönüşler ile aşağı – yukarı karın titreme ve sağa – sola tüm vücudu sallanma  şeklinde olur. O ve 8 dönüşleri ile karın titretme  nektarın, sallanmalar ise polen yer ve mesafesini gösterir. Mesela; 250 mt uzaklıktaki nektarın yerini bildirmek için = 30 saniye içerisinde karnını 5 (beş) kere titretir. 12.2013