Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Bu yazım ile alakalı soru –  yorum ve cevaplarımı, yorum kısmından okumak, düşüncenizi pekiştirmek, veya bilginizi tazelemek isterseniz yazı başlığına ‘tık’layınız. 2015

11.12.2013 – Mısır tarihi en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri, – yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştırdım. Burada aktaracağım açıklamalar; Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihi bilgi ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarım dır.

Hz. Yusuf dizisini yaklaşık üç yıldır zevkle seyrediyorum. Ki, ben dizi meraklısı değilim ama, bu dizi uyarlamalar üzerine de olsa, dini ve tarihi anlatımlar üzerinedir. Burada bir konuya parmak istiyorum.   Farkında’mısınız bilmiyorum ama filmin ana konusu İslam, Müslümanlık ve Akhenaton’un tek tanrıcılığı değildir. Esas konu Züleyha’nın aşkı üzerinedir. Nereden çıkartıyorsun! derseniz: a –  Hz Yusuf ve Akhenaton, Baş rahibin çok tanrılı inancından dolayı başlattıkları yargılama sırasında, Züleyha ve aşkı araya girince, yargılama işlemi ertendi!! b – Filmin sonunda; Hz Yusufun önünde secdeye gelecek olan kardeşlerden Yahuda, Şimona – O peygamber ama İsrail halkı benim adımdan olacak, diyor. Geleceği bilen yalnızca Allah’tır ve Hz Yusufa bile bu yeti verilmemişken; Yahuda, geleceği nasıl biliyordu? Ve neden Mısır  halkı İslami yönden Müslüman oldu, denilmiyor!!  25.05.2016

Bir bilgi mahiyetinde yazayım: Hz Yusu f ve Akhenaton un filminde görünen komutan Horemhob’un bir belgesel filmde, sarayla kan bağı olmayan halktan bir kişi ve babasının ‘peynirci’ (mandıra) olduğu söylenilmişti. Gine ek bir bilgi olarak;  Amenhotep / Akhenaton’un  2. karısından oğlu, 1. karısından dolayıda damadı olan kral Tutankamon un  mezarının, 1922 yılında sapa sağlam bulunmasının nedeninin;  Akhenaton, Tutankamon,  Ay  ( Firavun Ay’ın hikayesi:  Amonhotep / Akhenaton’un annesi  Ana kraliçe Tia zamanında Tia’nın, akrabası olup sarayda görevlendirilmiş. Önce devlet görevlisi sonra vezir olup bir desise ile (ölen / öldürtülen) Tutankamo’nun  dul karısı ile evlenip firavun olmuş)  Ay‘dan sonra firavun olan, tek  tanrıcılığa ‘pek’ inanmayan Horemhop, hem kendi isteği hem Amon rahiplerinin etkisi ile, kendisinden önceki firavunların, özellikle Akhenaton ve damadı Tutankamon’un geçmişlerini anlatan yazılı ve resimli taş, dikit ve tabletleri imha ettirmiştir. Böylece;

Araştırmacı ve arkeologların,  Akhenaton hakkında kesin bilgilere ulaşamayışları ile damadı  Tutankamon’un mezarının, define hırsızlarınca bulunamayıp 20. YY kadar sağlam kalmasının nedeni olarak , Horemhob gösterilmektedir. .——

Yazımın ana teması olup; Firavunlar tarihinden bir örnek  olarak sizlerle paylaşmak istediğim, bana göre ” Eski devrimcilerden ” olan  IV. AMENHOTEP  veya kendi yakıştırması ile Aton’a (Güneş‘e) tapan manasında firavun, AKHEN’ATON.

Akhenaton  (MÖ.=1380 – 1332)  XVIII. (18) hanedana mensup firavunlarun 10. idi. Tanrı  Amon,  XII (12.) hanedan (MÖ 2000-1900) tarafından; Mısır ülkesinin Hava, Rüzgar, Gemicilerin ve ülkenin BAŞ tanrısı  olarak kabul edilmiş. (Bu güne kadar belirtmediğim ve vurgulamadığım için ben hatalıyım -10.11.2015).  Amon, Mısırın baş tanrısı ama onunla birlikte çeşitli isim ve görevlerde başka tanrıları da vardı. Mısırdaki çeşitli tanrıların varlığı ve çokluğu, Hz Yusufun fikirleri ve  Akhenaton’un istekleri sayesinde Tek bir Allah’a indirgenmiştir.

Tanrı Amon’un dini merkezi olan Karnak‘taki tapınakların rahipleri, dini konularda oldukları kadar maddi açıdan da büyük bir güce sahip idiler. O günden bu tarafa tüm Firavunların savaşlarda kazandığı ganimetlerin bir bölümü, tapınaklara otomatikman ayrılıyor ve Rahipler bu sayede, maddi güç sahibi oluyorlardı. Rahiplerin elde ettikleri bu orantısız ve kolay kazanılan maddi güç sayesinde, bazı konularda halkın desteğini de alarak, Firavunlara bile karşı gelebilme durumları  söz konusu oluyordu. Akhenaton ile  babası III Amenofisin, rahipleri sevdikleri pek söylenemezdi.

Arkeologlarca; Akhenaton’un anne tarafının Yahudi olduğu görüşü hakimdir. IV. Amenhotep’in  babası III Amenofis’in karısı ve annesi Tia, saray dışından olan bu ailenin kızıdır.  Hatta  III Amenofis, geleneklerin dışında kayın pederi Yuya ve kayın validesinin cesetlerini, Krallar -firavunlar- Vadisine gömdürmüş.

Not : Bazı ansiklopedik yazılarda, M.Ö. 1500 -1450 yılları arasında İbrani -Yadudi- lerden söz edilmekte ve Suriye taraflarına sefere çıkan firavunların dönüşte Mısıra, bu halktan olan insanların getirildikleri yazılmaktadır. (Büyük Larousse, Ansiklopedik bilgi)

Her ne kadar İslami açıdan Peygamber Yusuf  A.S. ile  Akhenaton’un birlikteliği, çocukluklarından beri söz konusu ve firavun üzerinde etkisi varsa da;  Akhenaton’un tek tanrı olarak (Cenabı Allahın tek ve varlığının göstergesi olan)  Güneşi kabul etmesinde ki  ilk nedenin, üst paragrafta belirttiğim üzere, tek tanrı inanışına sahip ve Yahudi olduklarını belirttiğim dedesi, anne annesi ve annesi Tia‘nın din konusunda,  babası 3. Amenofis ile kendisi üzerinde, etkili olduklarını düşünmekteyim. ( Siz seyrettiğimiz Hz Yusuf ve firavun filmine bakıp -tamam bu böyledir, demeyin. Filimde tek tanrı düşmanı olarak gösterilen ana kraliçe; Yahudi dinine sahip bir atanın evladı olarak tek tanrıya karşı olması, ne derece doğrudur. Kaldı ki filmin ana konusu, Kuranda geçen konular ile Tevrat’ta geçen isim ve konular etrafında senaryolaştırılmış hareketlerdir.) Sanırım din konusunda baba ile oğlunun bu kadar ‘aşırı devrimci‘ olmalarının diğer bir nedeni olarak ta, yine üst paragrafta vurguladığım üzere rahiplerin, firavunlar üzerindeki gelmiş – geçmiş olumsuz etkilerine dayanmaktadır.

Yusuf  as. tek tanrı konusunda firavunu etkilemiş ve cesaretlendirmiş olsa da Firavun’un, bizim bildiğimiz  tek Allah anlayışından ziyade;  tek tanrı olarak Güneşi göstermesinin sebebi bana göre ki; -dikkatinizi çekerim, filmde bile firavun Allah isminden ziyade tanrı olarak Güneşin  adını söylemektedir- Güneş; tek olarak varlığı herkesçe bilinen ve her gün görünen, inkar edilmesi mümkün olmayan, halkın ise ikna edilmesi kolay olan bir durum ve örnek idi. Bizlerin inandığı -görünmeyen- Tek Allahı anlatsa; halkın ikna edilmesi mümkün olamazdı. Belki Akhenatonu, – Güneş konusunda ikna eden, Hz. Yusuf’tur. Kaldı ki, Hz Muhammed bile, kendi halkını, Tek olan Allaha inandıramamıştı

Firavun Akhenaton’un güzelliği ile dillere destan olan karısı Nefertiti‘nin soyu hakkında da, kesin bilgiler mevcut değildir. Yine arkeologlarca, Nefertiti’nin;  Akhenaton’un (yahudi) annesi Tia’nın  yeğeni olduğu hakkında görüş ve anlatımlar mevcuttur. Akhenaton, babasının ölümünden sonra MÖ 1352 yılında, (20 yıl) kral oldu. Krallığının 6. yılında; Karısı Nefertitinin’de desteklemesi ile (1346)  – Tanrı Amon’a tapınılmasını yasaklayıp ;  Evrensel  yaratıcı güç olarak kabul ettiği  tek tanrı Güneş’e  -Aton’a-  tapınılacağını ve adınıda değiştirerek güneşe tapan  manasında AKHEN(ATON) olduğunu açıkladı.

Akhenaton,  Amon rahipleri ve tapınaklarının dini merkezi olan Karnak  şehrinin bir benzerini, krallık yönetim merkezi olan Teb şehrinin 180 km kuzeyinde Kahire’ye doğru,  Aton’a tapanların dini ve siyasi başkenti olarak; El – Amarna’da  bir şehir kurdurmaya başladı. Mısır, coğrafi olarak  ( Nil nehrinin ilk doğduğu Tanzanya toprakları ile denize karıştığıyeri düşününüz.-akdeniz) Teb şehrini orta merkez  olarak ele alırsak, Nil nehrinin ilk çıkış tarafı olan toprakların  Sudan’a doğru olan tarafı – Yukarı Mısır /  Teb’den Ak Denize doğru olanıda – Aşağı Mısır diye iki bölgeden oluşuyordu. Kralların ellerinde ve göğüs üzerinde çapraz olarak tuttukları düz ve çengelli nesneler, iki bölgeli  Mısırı temsil etmektedir.

Amenhotep’in ilk krallık dönemi ve öncesinde tüm  Mısırı temsil eden  Yaratıcı Baş Tanrı  Amon idi. Kral Amenhotep / Akhenaton zamanında ise, Teb şehrinden, Ak denize doğru uzanan toprakları kapsayan Kahire bölgesinin baş  tanrısı; Ra -Güneş- olmuştur. Yukarı topraklarda ise, tanrı Amon etkisi devem etmiştir. Bu arada bir vurgulamada bulunmalıyım. Akhenaton’un, tek tanrı inanışından dolayı – Tamam, bu kral ve krallıkta tek tanrı inanışından dolayı bizim inancımız gibi;  Müslüman ve Müslümanlık vardı, diye yanlış düşünceye kapılmayınız. Çünkü Yahudilik, Hristiyanlık inancında da tek tanrı görüş ve emri, mevcuttur.- Bu görüşüme destek olacak  aşağıdaki linke bakınız.  Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı ve Meluncanlar –

MÖ 1342 yılında başkenti El – Amarnaya  taşıdı. Krallık süresi olarak,  17  ile 20. yıl arasında Mısır’ı yönettiği görüşleri vardır.  Krallığı  süresince önemli savaşlar olmamıştır. Yine bu yılları ifade eden bilgiler;  kil tabletler üzerinde Tel el – Amarna’da define arayanlar tarafından 1880 yılında bulunmuş. Bu tabletlerin örnekleri,  Akat dilinde yazılmış olup Ankara Medeniyetler Müzesinde  ” Amarna mektupları ”  olarak adlandırılan bölümde örnek yazıtlar, mevcuttur.

Bu tabletlerdeki yazılımlardan; O günün şartlarına göre Mısırın askeri güç olarak Anadolu da egemenlik süren HİTİT devletinden daha zayıf olduğu bilinmektedir. Öyle ki; Siyasi ve toprak olarak Mısıra bağlı olduğu halde,  Hitit  devleti ile antlaşma yapan ve  vergisini bu ülkeye ödeyen prensliklerin olduğu vurgulanmaktadır.

MÖ. 1346 – 1335 yılları, tek tanrılı dinin Mısır’da en etkin olduğu yıllardır. İzlediğim belgeselde, MÖ 1335 yıllarında Kraliçe Nefertiti‘nin bir şekilde ortadan kaybolduğu, ama ölümü hakkında hiç bir  bilgi bulunmadığı  açıklanmıştır.

Anlatımlarda;  geçen zaman içerisinde Amon Rahipleri ile saraydaki eski tanrıya inanan ve siyasi etkinliği olan kişilerin etkisinde kalan Kraliçe Nefertiti’nin,  eski ve yeni tanrı konusunda Kral Akhenaton ile ciddi bir anlaşmazlığa düştükleri vurgulanmaktadır. Bu durum karşısında kral Akhenaton, karısı Nefertiti’yi saraydan çıkarttı. –  Veya beklenilmedik bir gelişme neticesinde – güçler dengesinin yeniden kurulabilmesi için zamanımızda yapılan anlaşmalı boşanmalar gibi – kral anlaşmalı olarak, kraliçeyi saraydan attı !

Kral ve Kraliçenin hiç erkek çocukları olmadı. Bu kral ve kraliçeye ait sağlam bulunmuş bazı figürlerde sadece 6 tane kızları betimlenmiş. ( Gerçi firavunun 2. bir eşi ve bu eşinden oğlu olduğu belirtilmektedir. Ama sağlığında oğluna tahtı vermesi söz konusu değildir.) Gerçek durum bu şekilde iken, Mısır tarihçilerini de  meraka sevk eden bir gelişme ortaya konuluyor. Kraliçe Nefertiti’nin kaybolması ile birlikte (kimine göre oğlu/  damadı Tutankamon) Smenkhare isminde bir erkek, sarayda bulunmaya başlıyor. Bazı kayıt ve açıklamalarda ise kraliçe Nefertiti’nin Smenkare ismi ile ve makyajlı erkek olarak, tekrar saraya girdiği yönünde görüşler belirtiliyor. Çünkü Smenkare’nin kim olduğu  hakkında geçmişine ait kesin bir bilgi yok. Sarayda böyle bir kimsenin varlığı da  bilinmiyor. Bu gelişme bir bakıma dünyanın her yerinde bulunan ve bilinen şekli ile, iktidar içi çatışmalar ve rötuşü şekli olarak algılana bilinir.

Kral, bir kızını  Smenkare ( Nefertiti veya Tutankamon) ile evlendiriyor. Ardından tahtına ortak ve kendisinden sonrada ardılı olarak ilan ediyor.  Akenaton bir süre sonra  Smenkare’yi  eski başkent  Teb şehrine,  Amon  rahipleri ile görüşmeye gönderiyor. ( Bana göre ortada bir sorun var ki Büyük kral, ortağını  rahiplerle görüşmeye gönderiyor. Değilse neden göndersin!!.) Akhenaton –  Smenkare ortak krallığı, 3 yıl sürüyor. İşin garibi Kral Akhenaton ve Smenkare‘ – ve/veya karısı Nefertiti – ‘nin ölümleri M.Ö. 1332  yılında ve aynı zaman içerisinde peş peşe oluyor. ( Nefertiti hakkındaki son gelişme için bakınız;  Kayınvalide Kraliçe Nefertiti ile damat kral Tutankamon  Akhenaton’dan sonra damadlarından biri olan Tutankhamon, kral oluyor

Ölümleri  şüpheli olan bu ortak 2 kralın  mumya ve mezarlarının nerede olduğu (Firavunlar tarihine ait, 2007 yılı çekimli belgesellerde bile) bilinmiyor. Bu krallardan sonra iktidara gelen kişinin, Akhenaton’un oğlu / damadı olduğu belirtiliyor. Akhenaton’un ölümü ile birlikte yaptırdığı her şey mezarı, devlet kayıtları, heykelleri, figürleri  tamamen ortadan yok edilmiş. Bir bakıma diyeceğim ama gerçek, Amon Rahipleri ve Amona inananlar, Akhenaton’dan intikamlarını çok acı bir şekilde almışlar.

Akhenaton’un ölümü ile; El Amarna’da  tek tanrıya inananlar ve Güneşe tapanlar için yaptırdığı şehir yerle bir edilmiş. Bu görüşte olanlarda,  öldürülmüş. Ve böylece  “devrimi istemeyen”  ve  el yapımı “Tanrı” larından vazgeçmek istemeyen  Mısır halkı ile rahipler, eski  başkent Teb’e ve Amon dinine dönmüş.

Yine izlediğim bir belgeselden yola çıkarak, bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.  Mısır hiyeroglifleri nin anlamını çözen Fransız bilim adamının, çözmek için tesadüfen eline aldığı kil tablette, Ramses’in adı vardır. Hiyeroglif yazılarının ilk çözümüne, bir otel odasında başlanılıyor. Bir hiyeroglif  örneği olarak Ramses adını örneklemek istiyorum. Hiyeroglif yazılım şekline göre: Çember  okunuşu = Ra , çemberin ortasındaki nokta = M,   geometrideki Pi işaretinin benzeri olan    ise = S ve S , E ‘nin açıklamasını hatırlamıyorum. (O nun ortasında nokta olduğunu düşünün)  O∏E∏ – Ramses

Bu kral ama mecburiyetten, ama aklının erdiği şekil ile, ‘ Tek Tanrı ‘ kavramını benimsediği için, Mısırın hakim tanrısı  Amon’a karşı çıkmıştı. Mısır, gerçekten tanrı Amon’lar ülkesi idi. Akhenaton, bir çok örneklerinde olduğu gibi, elle beslenen  tanrı modelinden sıyrılmak istedi. Burada  ‘beslenen’  sadece put değildi. Putlar sayesinde  rahipler besleniyordu. Rahipler, çok büyük maddi imkanlara sahip olmuşlar, din sömürüsü ile kendilerine bağladıkları halkı da arkalarına alıp, istemedikleri bir gelişme durumunda, bütün krallara baş kaldırıyorlardı.

Kralın, her keze kabul ettirebileceği şekli ile Güneş Tanrısı Ra;  Tek ve yaratıcı tanrı gücü  modeline uygundu. İstisnasız  Mısır halkı ve rahiplerinin , istemeseler bile bu (149 milyon km uzaklıktaki)  güce karşı çıkma durumları  mümkün olamazdı. Kralın, Rahipler dahil herkesi ikna etmesi bu sayede çok kolaydı. Ama rahiplerinde, Güneşe güçleri yetmese bile, menfaatlerinden vazgeçmelerinin mümkünatı yok idi.

Kral Akhenaton, hayatı boyunca bu inanışı yaşamış ve yaşatmıştı. Her ne kadar ölümünün hemen akabinde, yaptırdığı her şey ve  Güneş tanrısı figürleri  yok edilmiş olsa da, zaman içerisinde Mısır halkına aşıladığı TEK TANRI  görüşü unutulmamıştı. Akhenaton’un ölümünden  ≈ 70 yıl sonra insan yapımı olan heykel tanrı  Amon ile tek ilahi tanrı (Güneş) Aton;  MÖ 1200 yıllarında karma iki tanrı ismi ile  Amon – Ra   inanış şekli,  Mısıra hakim olmaya başlamış, yaşarken yapmak istediği, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devlete has,  peygambersiz  tek tanrı inanışı,  Mısır da  hakim olmuştur.

NOT :  Her ne kadar Hz Nuh, Lut , Yakup A.S., Cenabı Allah tarafından kendilerine atfedilen görüşleri  iletmişler isede,  bu inanış ve anlatım sadece kendi halk ve kavimleri içinde kalmıştır. Zamanla unutulan veya terk edilen tek tanrı anlayışının devamı için Allah cc,  başka peygamberler göndermeye devam etti.  Yusuf a.s. dan önce kral  AKHENATON,  babasının etkisi ile  zaten tek tanrılı din  görüşüne sahip veya alakadar idi. Değilse, atalarının ve kendisinin inandığı Amon dinine karşı olan bir kişiyi sarayına neden alsın. Neden Yahudi sülalesinin Mısıra yerleştirilmesine müsaade etsin? Hadi;  Görev vermekte mecbur idi, diyelim. Ama filimde gösterildiği şekildeki Hz Yusuf’un şaşa’sına ne  demeli? Tek tanrı dinine yatkın olmayan veya C. Allahın hikmeti ile bu inanışa sahip olan bir firavun olmasa idi;  Hz Yusufun Mısırda bu derece etkili olması bana göre mümkün olamazdı. Ama bu inanış şekli, tek olan Güneş üzerinden idi.  01.2011           Mecit  ALBAYRAK

Türkiyenin bölgelere göre yükseklik sıralaması.

Geçmiş yıllar içerisinde iller ve bölgelerimizin Rakımları konusunda yaptığım çalışmalarımı, değişik başlıklar halinde sizlerin ilgisine sunmuştum. Bu sefer bağlı olduğum web hosting bünyesinde daha fazla yer kaplama durumum olduğu için, yazılarımı elden geçirilmiş son şekline göre sadece 2 başlık haline indirgedim. Yukarıdaki başlık altındaki eski bilgileri silip, yeni linke ulaşılması için link adresini yine bu başlığın içine iliştirmiştim. Fakat, bu sefer içeriği boş olan bu başlığımı bir başka site sahiplenmiş. Tekrar bu başlığı yazmak ve bulundurmak zorunda kaldım.  Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması. veya İllerin rakımları – İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım başlıklı yazıma bakınız.

İllerin rakımları – İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım sıralaması.

14.03.2016 – Son derece TİTİZ, BİRE BİR KARŞILAŞTIRMALI bir şekilde, Uydu üzerinden yaptığım araştırma sonucuna göre hazırladığım illerin YENİ rakım listesidir.

Dikkatinize: (yazdığım bütün yazılarım dahil olmak üzere) Özellikle rakımlar konusunda sizlere en doğru bilgiyi verme isteğim, bir saplantıya dönüştü. 24 Kasım 2016 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi. Bazılarını not ettim. örnek – Bu harita üzerinde Antalya il rakımı 37; benim Antalya girişi karayolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanacağım!!. Bana göre en doğru rakım ölçümü; Uydu üzerinden, valilik binalarının  bire bir görüntü veya işaretinin olduğu noktadır, düşüncesi ile sizlerin bilgisine sunuyorum.

İllerin rakımlarında göz önüne alınan ölçüm; o ilin Valilik veya var ise Tren Garı merkez alınıyor.  10.12.2013  Orta sütun kara yolları –  Sağ sütun, uydu rakım ortalama ölçümleridir.                        

1. Erzurum                         :1890 mt                      1900 mt              1     

2. Ardahan                         :1870 mt                      1810 mt               2       

 3. Kars                              :1768 mt                      1755 mt    _         3      

4. Hakkari                           :1748 mt                       1755 mt    _        3      

5. Van                                 :1727 mt                       1727 mt              5    

6. Ağrı                                 :1640 mt                      1630 mt               6      

7. Bayburt                           :1556 mt                       1555 mt              7   

8. Bitlis                                :1500 mt                       1535 mt              8     

9. Muş                                 :1404 mt                       1335 mt              9    

10. Şırnak                           :1350 mt                        1356 mt            10   

11. Yozgat                           :1301 mt                        1315 mt            11

12. Sivas                             :1285 mt                        1290 mt            12

13. Nevşehir                        :1250 mt                        1196 mt            15  

14. Niğde                             :1229 mt                        1237 mt            13

15. Erzincan                        :1214 mt                        1215 mt            14   

16. Gümüşhane                  :1153 mt                         1169 mt            16

17. Bingöl                            :1151 mt                         1159 mt            17

18. Mardin                           :1083 mt       dikkat         939 mt              29   

19. Kayseri                         :1071 mt                        1060 mt             19   

20. Elazığ                            :1067 mt                        1070 mt            18

21. Karaman                       :1038 mt                       1056 mt             21  

22. Isparta                           :1035 mt                      1058 mt              20

23. Afyon                             :1021 mt                       1025 mt             22  

24. Konya                           :1016 mt                        1023 mt             23

25. Kırşehir                         :978 mt                          993 mt               24  

26. Malatya                         :964 mt                          966 mt               26

27. Burdur      *                   :950 mt                          960 mt               27

28. Kütahya   *                    :950 mt                          957 mt              28

29. Tunceli                          :914 mt                          919 mt              30

30. Uşak                             :906 mt                            911mt              31

31. Siirt                               :902 mt                           886 mt              32

32. Aksaray                        :900 mt       dikkat          975 mt               25

33. Iğdır                              :860 mt                           860 mt               34

34. Ankara                          :850 mt                            885 mt             33

35. Gaziantep                     :843 mt                          838 mt               35

36. Çorum                          :801 mt                           818 mt              36

37. Kastamonu                  :798 mt                           809 mt              37

38. Eskişehir                      :782 mt                           795 mt              38

39. Bolu                              :725 mt                          727 mt               40

40. Çankırı                          :723 mt                          730 mt               39

41. Kırıkkale                        :700 mt                         716 mt                41

42. Diyarbakır                     :670 mt                          673 mt              43

43. Adıyaman                     :669 mt                           679 mt             42

44. Kilis     –                        :640 mt                          649 mt              45

45. Tokat  –                          :640 mt                        630 mt               46

46. Muğla                            :625 mt                        658 mt               44

47. Kahramanmaraş          :568 mt                        562 mt                48

48. Batman                         :525 mt                        575 mt               47

49. Artvin                             :520 mt                        529 mt               49

50. Şanlıurfa                        :518 mt                         510 mt              51

51. Bilecik                            :500 mt                         520 mt              50

52. Amasya                         :392 mt                           398 mt            52

53. Denizli                           :354 mt                         391 mt              53

54. Karabük                         :258 mt                          262 mt             54

55. Kırklareli                         :209 mt                         210 mt              55

56. Bursa                             :155 mt                         163 mt              56

57. Osmaniye                      :150 mt                         120 mt              59

58. Düzce                            :146 mt                         150 mt              57

59. Balıkesir                         :139 mt                         145 mt              58

60. İstanbul                          :120 mt       dikkat            35 mt             66

61. Antakya-Hatay               :85 mt                             89 mt              60

62. Manisa                           :74 mt                             78 mt              61

63. Aydın                              :64 mt                             71 mt             62

64. Edirne                            :42 mt                             50 mt             63

65. Antalya                           :39 mt                           46 mt               64

66. Sakarya-Adapazarı        :31 mt                            29 mt              67

67. Adana                            :23 mt                           26 mt                68

68. Bartın                             :19 mt                           14 mt   %         72

69. Sinop                             :17 mt                          25 mt    +           69

70. Tekirdağ     (                  :10 mt                           25 mt    +          70 

71. Trabzon     (                   :10 mt                            40 mt               65

72. Zonguldak  (                  :10 mt                              8 mt               79

73. Mersin-İçel    ^                :6 mt                             9 mt                 78

74. Rize              ^                :6 mt                           10 mt     /           75

75. Giresun       =                 :5 mt                          14 mt   %           73

76. Yalova         =                 :5 mt                            7 mt                  80

77. Samsun                         :4 mt                            10 mt    /           76

78. Çanakkale        &            :3 mt                           12 mt                74

79. Kocaeli -İzmit   &            :3 mt                              4 mt               81

80. Ordu                 &           :3 mt                            24 mt                71

81. İzmir                               :2 mt                             10 mt    /         77

02 . 2011   Mecit  ALBAYRAK

www.mecitalbayrak.com/turkiyenin-bolgelere-gore-yukseklik-siralama

Geçmiş yıllar içerisinde iller ve bölgelerimizin Rakımları konusunda yaptığım çalışmalarımı, değişik başlıklar halinde sizlerin ilgisine sunmuştum. Bu sefer bağlı olduğum web hosting bünyesinde daha fazla yer kaplama durumum olduğu için, yazılarımı elden geçirilmiş son şekline göre sadece 2 başlık haline indirgedim. Yukarıdaki başlık altındaki eski bilgileri silip, yeni linke ulaşılması için link adresini yine bu başlığın içine iliştirmiştim. Fakat, bu sefer içeriği boş olan bu başlığımı bir başka site sahiplenmiş. Tekrar bu başlığı yazmak ve bulundurmak zorunda kaldım.  Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması. veya İllerin rakımları – İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım başlıklı yazıma bakınız.

Bir (1) metreküp tomruktan ne kadar arı kovanı olur.

:-)   Dikkat ediniz! Alınan tomruğun dış yüzü düzgün  olan – olmayan, içi kof  olan – olmayan, çapı büyük – küçük, ki çapı büyük olursa, menfaatiniz daha artar. Budağı az veya çok olma şekline göre kovan sayısı değişir. Alacağınız tomruk çapları ne kadar büyük ve düzgün çaplı (kalem gibi) olursa, menfaatiniz daha çok  olur.  Bu arada, marangozun keseceği ve çakacağı lataların, çitaların kalınlığının 1 mm değişmesi bile, sayıyı etkiler. Velhasıl;  Polen tuzaklı, İlaveli, Kapaklı ve kürek tahtası 21 cm olan çitalardan 20 şer adet dahil olmak üzere, 10 – 12 arasında kovan yaptırabilirsiniz.  :-)

Ana Arının çiftleşmesi hakkında.

04.2016 – Bir müddet öncesine kadar, ana arıların çiftleşmek için binlerce metre yukarı ve uzağa gittiğini, erkek arılarında, dişi ana arının arkasından ana ile ” çiftleşme mutluluğuna erişmek ve zevkinden ölmek için”  fenomen kokusunu takip edip çiftleştiğini ve öldüğünü bilir ve yazardık. Şimdi bazı arkadaşların; – Yenimi öğrendin?, diyeceklerini düşünürken, öğrendiğim ve yazdığım şeklen; Bilen kişilerin ‘yok’ denecek kadar az olduğunu, olacağını sanıyorum. Bu ana bilgileri, İngilizce paylaşımlarda bulunan bir siteden elde ettim. Aldığım notuma sadece cümle tamamlaması ve kendi bilgilerimi ilave ettim.

Ana arı çiftleşme uçuşu genelde  öğlenden  sonra başlar. Bu durumu haliyle ‘hovarda’ erkek arılarda, ölümüne bekler ve bilirler. Bir haftalık olgunlaşma süresini tamamlayan erkek arılar, öğlen vakti kovanlarından çıkıp, kovanlara yakın mesafede uçup, ana arıyı yakalama şansına erişenlerden olmak ister ve istiyorlar.

Yerden 5 ile 40 metre yukarıda; 30 ile 200 metrelik bir çap içerisinde, yeterli erkek sperminin olması için en az 7,  en fazla 12 erkek arı ile ve her bir erkek arı ile  2 – 5 saniye arasında  süren çiftleşme anı olmaktadır.

Çiftleşme işlemi genelde 20 ile 30 dakika arasında olup biterken, en fazla 1 (bir) saat sürmektedir.

Not: Çiftleşecek ana arınız bir tane, bile olsa! Diğer kovan ve kovanlarınız da  15 taneden az erkek arınız var ise, veya ana arının çiftleşeceği  2 km çap içerisinde başka arıcının olmadığı ve olmayacağını biliyor iseniz, mümkün ise ana arı yaptırmak için acele etmeyiniz.  Önerim; Özellikle iç bölgedeki arıcılar içindir.  04.2016

Mısır kraliçesi ve kadın kralı Hatçepsut

11.2015 – Bu yazımın karalamasını, 04.08.2002  pazar günü bir televizyonda izlemiş ve arkeoloğun anlatımlarını anında not etmiştim. O zamanlar ansiklopedi arasına koyduğum bu not, tesadüfen elime geçti. İlgilenen kişilerle paylaşmak istedim. Televizyonda duyup size aktarmak istediğim bu kraliçeye ait hayat hikayesinin anlatımına, sadece cümle tamamlaması yaparak katkı sağladım. Bu tip bir anlatım ve yazılımı, hiç yada az bulunabilen bir durum diye düşünüyorum. Kraliçenin hayat hikayesi hakkında tarih verebilmek için, büyük larousse ansiklopedisinden faydalandım.  Doğumu ve ölüm : M.Ö. 1537 – 1484

Hatçepsut; Mısır kralı 1. Tutmosis (tutmes) in birinci karısından olma kızı. Kralın birinci karısından erkek oğlu olmamış. Kralın ikinci karısından diğer bir anlatımla baba bir kardeşi olan, 1. Tutmosis ten sonra kral olan oğlu 2. Tutmosis ile, 12 yaşında evlendirilmiş. Bu evlilikte de Hatçepsut’un erkek çocukları hep ölürken, sadece bir kızı sağ kalıyor. ( Mısır kralı ve kraliçesi  Akhenaton – Nefertiti’nin kızı ile  Akhenaton’un 2. karısından olan oğlu Tutankamon’un evlilikleri gibi.)

M.Ö. 1520 yılında 1. Tutmosis in  ölümü üzerine 2. Tutmosis ve Hatçepsut yönetime geldiler.  Babası ve kayın pederi 1. Tutmosis gibi 2. Tutmosis’de, 2. bir evliliğinden olan oğlu ile ilk evliliğinden olan kızlarını, kendisinden sonra kral olacak 3. Tutmosis  ile  evlendiriyorlar.

Hatçeptus’un kocası 2. Tutmosis, M.Ö. 1505 yılında ölüyor. Kralın oğlu ve kraliçenin damadı olan 3.Tutmosis’in  daha küçük olması ve iktidarın zevkinden dolayı iktidarı bırakmayan kraliçe, yeniden evlenmiyor. Kraliçenin evlenmesi, damadı ile arasının açılmasına neden olması gerekirken;   3. Tutmosis ve karısı, iktidar olma konusunda istekli değiller-miş-di.

Hatçepsut, iktidara alışmıştı. Yalnız kadın kralın olması, siyasi olarak mümkün değildi. Kadın kralın iktidar olma şansı ve devamı; ” Tanrı  Amon’un Kızı Hatçepsut” yakıştırması ile,  ‘ilahi manevi destek‘ bir şekilde sağlandı. Dış görüntü sorunu ise, erkek firavun kıyafetlerini  giyip, çene altına sakal takmakla, halledilmiş oldu.

Arkeoloğun duvar yazı ve resimlere dayanan anlatımına göre, kadın kral Hatçepsut ile damadı kral 3. Tutmosis arasında, karşılıklı güvene dayanan, ’empati’ şeklinde bir antlaşmanın olduğu yönündedir. Bu arada kadın kral Hatçepsut ile kızının çocukluğunda ve evliliğinde eğitmeni olan mimar Selmut ile arasının, ‘iyi‘ olduğu görüşü hakimdir. Hatçepsut dul kaldığında, 32 yaşında idi. Hatçepsut Mısırın bayındırlığı, iç işleri,  ve yönetimi ile ilgilenirken damadı kral 3. Tutmosis ise, askerlerin arasında askerliği ve savaşmayı öğreniyordu.

Kadın kral Hatçepsut, Mısırın bayındırlığı ile meşgul olurken aynı zaman da ‘gözde erkeği’ Mimar Selmut‘a, kendi anıt mezarını yaptırır. Selmut, kraliçeden önce ölür. Selmut ile dünyada yaşarken, resmen bir arada olamayan Hatçepsut, kendi anıt mezarının olduğu tepenin arka yüzüne, kendi mezarı ve lahit odası ile aynı seviyede, lahit odaları arasına ise sadece basit bir duvar ördürerek, mimarı’nın cesedini buraya gömdürüyor.

1903 yılında, Hatçepsut’un mezarı tespit edilip, açılıyor. Kraliçenin mezar odasındaki duvar resimlerinde, (takma) sakallı kraliçenin yanında duran erkeğin sol yanağında, yaşlanmadan dolayı oluşan bir çizik betimlenmiş. Akabinde, kraliçenin mozolesinin ilerisinde bulunan mezar içerisinden çıkartılan erkek cesedi üzerinde ve yanağında bulunan bu çizik, görüntü olarak tv de gösterildi.

Kraliçe ve kadın kral Hatçepsut‘un M.Ö. 1484 yılında ölmesi ile üvey oğlu ve damadı 3. Tutmosis, kral oluyor. 3. Tutmosis kral olduktan 15 yıl sonra açık alanlardaki taş resimlerde betimlenen sakallı kraliçe Hatçepsut un resimlerini kazıttırmış. Bu kazıtma şeklinin, 3. Tutmosis’in,  kayın validesi – kraliçeye karşı oluşan gizli düşmanlığından  değil sadece,  siyaseten  alınmış bir karar olduğu, Arkeoloğ tarafından vurgulandı. 04.2014

Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim.

10.2015 – Kızım, Okul öncesi öğretmeni olunca ilk görev yeri Afyon – Şuhut’un 7 km uzağında olan, Senir köyü idi. Bu köy, üç tarafı kapalı ve engebeli  bir arazi üzerinde. Yakın çevresinde tarım arazisi yok. Hayvancılık, bilinen geçim kaynağı. Yerleşim  bölgesinde bulunan küçük bahçeler ve içindeki yeşillikler ve ağaçlar olmasa, çevresinde yeşil alan hiç yok. Köyün beş km uzağında yaylaları varmış. Gitmek nasip olmadı. Şuhut merkezi ile civar köyleri, tarihi yerleşim bölgesi.

Tarımcılık,  bu yayla bölgesinde yapılıyor. Köyün içinden her daim akan çay, bu bölgeden geliyor. Bu köyden bir önceki yerleşim yeri olan Ortaköy’de yapım anını gördüğüm sulama barajına gelen su, bu köye ait. O zaman görüştüğüm bazı kişiler: – Olan tarım yerlerimiz, elimizden gitmesin diye, barajı kendi bölgemize yapılmasını istemedik, demişlerdi.

Okul, köye hakim bir tepe üzerinde. 2012 yılına kadar eğitim karma olup, iki sınıfta yapılıyordu. Kızımın branşı olan  Okul öncesi öğretmenliği 2007 – 2008 yılında, ilkin ana bina içindeki küçük bir odada (yanılmıyorsa) 6 öğrenci ile başlamıştı. Zaman içerisinde 14 öğrenciye kadar çıktı.

Köyde halıcılık, kızlarımızın geçim kaynağı idi. Gittiğimiz ilk yıllarda bir firma adına, doğal boyalı iplerden halı dokuması yapılıyordu. Sonradan kapandığını duydum, üzüldüm. Gençler ve yeni evliler Senir köyü ve Şuhut’ta çalışma sahası az olduğundan, bu bölgelerde oturmayıp, uzaklara gitmekteler. Haliyle yeni doğumlar azaldı. Akabinde köydeki okulda eğitime ara verilip, öğrenciler 2011 – 2012 öğretim yılında Şuhut’a taşınılmaya başlandı. Ben bu ‘kıraç’ toprakları, sevmiştim.

Kızımdan ziyade benim için – İlk göz ağrım idi. Ayrıca yeni göreve başlayan bekar ve yeni evliler için, maddi birikimin olacağı yerlerden biridir. Gönlüm razı olmasa’da 2014 yılı itibari ile kızım ve damadım tayinlerini istediler. Bundan böyle bu yerleşim yerlerindeki anılar,  yazılarda ve beyinlerde kalmaya devam edecek. Senir köyü, okulu ve şuan köylerinin delikanlıları olan;  kızımın küçük talebelerinin resimleri için bakınız: Fotoğraflarla Seydişehir, İnsanlar,  Şuhut Senir Köy ve Doğa

Aşağıdaki resimler, Şuhut’un eski tarihi camisinin resterasyonu anında ki görüntüleridir. Selam olsun ”Kocatepe” nin kıraç ve tarih kokan bu topraklarına.  Aşağıdaki resimler Şuhut Merkez camisinin 2014 restarasyon yapım zamanına aittir.  Mart 2014

31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (46)31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (47) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (50) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (52) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (53) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (57) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (63) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (69) 31.05.2014.1958-herifim, camii, çiçekler (71)

Fotoğraflarla İnsanlar, Şuhut Senir Köy ilk okulu ve talebeleri. 2010 – 2012

02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (1)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (2)Senir köyü ve mevlana02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (4)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (5)100_0114 Fotoğraf-0004 (2) Fotoğraf-0005 (5) Fotoğraf-0005 Fotoğraf-0013 (6) Fotoğraf-0019 (2) Fotoğraf-0031_1 (2) Fotoğraf-000

En üste okul girişi önündeki yavrularımız, öğretmenleri ve görevlinin bulunduğu resimler, bağlı olduğum hosting de meydana gelen arıza nedeni ile silinmişti.  Günlerce google da aradmış, bulamamıştım. 9 ay sonrası bilgisayarımın kopyası içerisinde tesadüfen buldum.  Sevincimi tarif edemem. Orta bölümdeki resimler ise;  2008 yılı okul öncesi talebeleri, öğretmenleri olan Kızım Ayşegül, Eşim Zeynep ve kızımın öğretmen arkadaşı Seher

10.2015 – Bu fotoğraflar konusunda bir düşünce ve isteği olan olursa, sayfamın altındaki YORUM kısmına görüşlerini yazabilirler. Kendilerine cevap verilecektir. Senir köy – Şuhut 7 km /  Şuhut – Afyon 28 km. 08.2011 Restorasyonu yapılmakta olan Şuhut merkez Camisinde yapılmakta olan çalışmalar ile ilgili resimler için bakınız.   08 .2014 Gelen soru üzerine: Şuhut rakım: 1140 mt,  Senir köyü okul alanı: 1230 mt

Okul bahçesindeki çocuklarımızın resimleri 2013 tarihinde, mevlevi dervişleri kiyafetindeki okul öncesi talabelerin resmi ise 2011 tarihlidir.  12.2014 – diğer bir yazım için- Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim

1 2 3 4 5 8

Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

03 . 2015-  Depremlerin oluş şekline şöyle bir açıklama yapmak istiyorum. Yaşadığımız gezegeni oluşturan ve bir birinden ayrık olan kıtalar, aynen geçimsiz ve fesat insanların birbirini çekemeyip kuyusunu kazmaya kalktıkları gibi yada, baskın olanın zayıf kişiyi ezdiği gibi kıtalarda, birbirinin kuyusunu kazar, iter, ezmeye çalışır. – (Amerika, Afrika ve Avustralya kıtaları bu ezme – itme nedeniyle, özellikle Asya sonra Avrupa’nın kuyusunu kazmakta) – farkında iseniz en fazla depremler Asya kıtası ve ülkelerinde olmaktadır.-

Büyük Okyanusa kıta sahanlığı olan Amerika kıta sahanlığı, deniz tabanından Asya kıta sahanlığının altına kayıp, bu kıtanın toprağını yukarıya ve karşıya doğru itmekte ve kaldırmaktadır. Haliyle bu  durum, Afrika kıtasından Asya ve Avrupa kıtasına doğru da, olmaktadır. Avustralya kıtası ise Endenozya ile Asya / Güney Çin bölgesini etkilemektedir.

Haliyle bu sıkıştırma ve kaydırma işlemi sadece deprem olarak yeryüzüne çıkmaz. Dünyanın her hangi bir bölgesinde patlayan volkanlardan akan lavlar ile çıkan gazlar, bu kayma ve sıkıştırmaların devamında olmaktadır. Bu örnekli açıklamalarım doğrultusunda aşağıda ki linke bakarsanız, sahip olacağınız bilgi daha kalıcı olacaktır.

    Aşağıdaki linkin; DEPREM konusunda merak ettiğiniz veya aklınıza gelen –  gelmiyen sorularınıza verilecek en güzel cevap, dünya haritası üzerinden gösterimi, benim veya başkalarının sizlere anlatımından  daha fazla bilgi verecektir. Açılan linkin orta sol kısmında bulunan harita üzerindeki daireleri tıklamanız gerekir.

Ben; jeotermal enerji, deprem ve volkanlar hakkında çeşitli gazete, dergi ve televizyonlardan edindiğim bazı teknik bilgileri yorumlayarak, sizlere sunma gayretinde olacağım. Linki, tıklamanız halinde sayfa açılacaktır. Gösterim hakkında bir sorunuz olursa, YORUM kısmına yazarsanız, sizin için yazar veya araştırırım.

http://www.msnbc.msn.com/id/47017657/ns/technology_and_science-science/#slice-2    –     Interactive: What causes earthquakes? başlıklı haritaya bakınız – boş daire içlerini tıklayınız.

 TÜRKİYE DE TEHLİKELİ DEPREM BÖLGELERİMİZ.

a Devamlı sancısı olan, oluşması halinde büyük yıkımlara neden olabilecek  Adıyaman – Malatya – Maraş üçgeni ve bunların etkisinde kalan tehlikeli dış uzantıları olan, bu illere komşu illerimizdir.

Bu bölgemiz ve Anadoluyu, kuzey / kuzey doğu yönündeki Kafkas sıra dağları ile Güney / Güney Doğu  Anadolu bölgemiz ve  İran – Himalayala  dağları üzerinden ayrıca;  Suriye üzerinden  giriş yapan Arabistan Yarım Adası kaynaklı aktif fay hatları, olumsuz etkilemektedir. Bilim adamlarınca, bu sıkışma ve sıkıştırma nın tehlikesi vurgulanmıştır.

b – Yüz yıllar içerisinde 13 – 14 kez yıkıma uğramış, her daim deprem tehlikesi olabilecek Hatay.  Bu bölgemizde, a – şıkkında yaptığım açıklamalar doğrultusunda tehlikeli bölgemizdir.

cFenike ilçemiz ile Rodos adası ve arası. Bu nokta yerler Orta Doğu kaynaklı Kıbrıs Adası etkisinde olan sancılı bölgemiz. 2013 Aralık ayı içerisinde Antalya açıklarında 4 ve 6 şiddetinde iki kere deprem oluştu.

d –  Kuzey Anadolu ( Karadeniz) Bölgemizden geçen fay hattı. Bu hat  Amasya – Merzifon‘u etkisi altına almaktadır. Bu bölge ve hat suskun ve beklemede.

—  İzmit merkezli İstanbul, Yalova ve Gemlik, her daim hatırlanan bölgemizdir. Bu bölge, Kuzey Anadolu fay hattı bölgesinde yer almaktadır. 22.10.2013 -bugün- Kanal D de yayınlanan deprem hatları ile alakalı açıklamadan gördüğüm ve anladığım kadarı ile: İzmit/ Bolu üzerinden iki kola ayrılan deprem fay hattının bir kolu İstanbul açıkları Marmara derinliğinden Gelibolu üzerinden Saroz körfezine uzanmakta iken, diğer fay hattı Yalova üzerinden Kütahya, Bursa, Ayvalık üzerinden Yunanistan ın Atina şehrine doğru yönelmektedir.

En etkin fay hattı ise; Karadeniz’e paralel giden Kuzey Anadolu fay hattı dır. Anadolu üzerinde depremin en etkisiz olduğu bölgemiz ise -özellikle-  Konya bölgemizin olduğu vurgulanmaktadır.

2011 Resmi raporları doğrultusunda ülkemizde çeşitli ölçümlerde 29,870 kere deprem olmuş. Ağırlıklı olarak Ege ve Doğu Anadolu bölgemizde oluşan bu deprem ardında 646 kişi ölmüş, 20,000 ev kullanılmaz hale gelmiş.

   JEOTERMAL ENERJİ

Jeotermal kaynaklar genelde deprem bölgesinde bulunmaktadır.   Şunu kesin olarak bilmeliyiz ve biliyoruz ki; Jeotermal Kaynak ve Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Sadece deprem bölgelerinde  jeotermal ısının çok çıkması – çıkartılmasının sebebi, sıcak su akıntı ve (göl gibi) birikintilerinin yer yüzüne daha yakın olması sebebiyle; Maddi acıdan daha ucuza çıkartılması, tercih şekli olmaktadır. Jeotermal Kaynak ve Enerji,  Artezyen Sondajlar sayesinde istenirse, dağın tepesinde, her nerede ise evin ve tarlanın içinden bile termal su ve ısı çıkar-tılır.  Ayrıca, oluşan bir deprem, termal suyu yer yüzüne çıkarttığı gibi, çıkan suyun azalmasına – yok olmasına da neden olur. (Ek bilgi:

Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası üzerinde bulunan bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçmiş zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile bu sıcak su akıntıları,  üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

   JEOTERMAL (enerji) ISI : Yer ısısı anlamındadır. Yaşadığımız yeryüzünün derinliklerindeki toprak tabakaları arasında sıkışmış ve süreklilik arz eden yağmur sularının; Yer kabuğu ve mağma nın kendi içinde yaptığı ısıtma etkisi ile genleşme ve sıkıştırması  neticesinde,  kendiliğinden sızıntı şekli ile veya tazyikle çıktığı gibi,  sondaj vurularak, yer yüzüne sıcak su ve buhar olarak gelmesi veya getirilmesidir.

Aşağıda yazmaya çalıştığım kıta ve ülkeler, her yerde olan jeotermal su kaynaklarından  en fazla faydalanan, ülke ve insanlarıdır.

Amerika kıtasının; En kuzeyinde’ki kar ve buzlar ülkesi Alaskadan itibaren; Pasifik Okyanusuna kıyısı olan Orta Amerika ülkelerinin tamamı ile,  güneydeki Şili’nin en uc noktasına kadar, boydan boya termal ısının hakim olduğu bölgelerdir.

Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusunun birleştiği bölgede yer alan;  Şili ile Arjantinin güney ucunda ve iki devlet arasında paylaşılmış, Güney Kutup bölgesine komşu Ateş Toprakları Adası bile,  jeotermal ısıya sahip bir bölgedir. Pasifik Okyanusu tabanından beslenen deprem, Asya ve Amerika kıtasının Büyük Okyanusa bakan taraflarında  etkili oluyorken, Amerika kıtasının batı tarafında bulunan Atlas Okyanusunun etkisi, Pasifik Okyanusuna göre yok denecek kadar az olmakta dır.

Ayrıca;  Dünya küresini kapsayan bütün deniz ve okyanus tabanlarında bulunan jeotermal kaynakların, dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmakta dır.

  Asya ve Amerika kıtası ile Büyük Okyanus ve Adalar : Büyük Okyanus deniz tabanı ile bağlantılı olan, özellikle Asya ve Amerika kıtası,  volkanlar ve jeotermal enerji bölgeleridir. Rusya / Kamçakta  yarımadası , Amerika kıtasının kuzey ucunda yer alan Alaska,  Endonezya, Japonya, Filipinler, Avustralya’nın kuzey ve kuzey doğusunda yer alan adacık ülkeleri ve Yeni Zelanda, volkanlar ve jeotermal ile deprem bölgeleridir.

  RTG Tv kanalından – Kamçakta yarım adasında irili ufaklı 300 dolayında volkan bulunmakta. Öyle ki bu yarım adaya ‘ Ateş ve Buz diyarı’ benzetmesi yapılmaktadır. Eski insanlar, volkanların patlama sebebi olarak, Volkan dağı içerisinde yaşayan  ”Demirci Ustasının” kızğınlığı veya çalışması olarak ad ederlermiş.  Rusya, 1966 yılından beri yer yüzüne çıkan  40 ve 250 ‘C sıcaklıktaki su ve buhar sayesinde, deniz seviyesinin 800 mt yukarısında olduğu gibi, yer altında kurdukları elektrik santrallerinden, elektrik üretmektedirler. Bu arada sıcak suyun karıştığı akarsular, en dondurucu kış aylarında bile, donmuyor. Endonezya da 1815 yılında patlayan bir volkandan çıkan kükürtlü gaz sebebi ile, 500 km mesafe içerinde  kalan ülke ve insanlarının; Üç (3) gün boyunca güneşi göremedikleri, anlatılmıştır.

   Afrika ise; Kenya devleti ve toprağı merkez olmak üzere bu ülkeyi çevreleyen Uğanda; Tanzanya, Zambiya ve Fas ülkeleri çevresel termal ve deprem bölgedir.  – Kenya, dünyada 8. büyük jeotermal elektrik santrallerine mevcut olup yıllık bazda 514 MV (megavat) elektrik üretilmektedir. – Mart 2016 / Euronews

İlk çağlardan beri, özellikle sağlık amaçlı olarak yararlanılan jeotermal sıcak su kaynakları çanak, çömlek ve  cam malzemelerinin imalatında kullanılmaya başlandı. ilk defa 1827 yılında İtalyada kimya sanayisinde; 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanmıştır.

  1905 yılında gine İtalya da, jeotermal buhardan elektrik üretimine başlanılmış. 1912 yılında bu üretim şekli ilk defa turbo jeneratör şekline dönüştürülerek, 250 KW güçünde bir üretim  elde edilmiştir.

Peki jeotermal enerji nerede ve nerelerde kullanılıyor dersek :

a- Elektrik üretiminde   b- Binaların , seraların  ısıtma uygulamalarında   c- Metallerin ısıl işlemine yönelik endüstriyel amaçlı kullanımlarda    d- Kimya sanayisinde    e- Kaplıca suları ile tedavi yönteminde    f- Maden suyu dolum ve içimlerinde .

Bu gün İtalya, ABD, Rusya, Japonya, İzlanda, Filipinler , Yeni Zelanda başta olmak üzere 18 ülkede jeotermal  elektrik enerji üretimi büyük ölçüde yapılmaktadır. Atlas Okyanusu ortası deniz tabanından geçen fay hattının kuzey ucunda,  İzlanda Adası yer almaktadır. Buzlar Ülkesi  İzlanda Adası; Üstü buz dağı, altı fırın olan, kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. Ayrıyeten   Kanarya Adaları ve Portekiz  jeotermal, kaplıca -deprem- bölgeleridir.

 – İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkedir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. -Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır-  Buna rağmen kişi başına 7,5 ton CO2 –karbondioksit– üretiyor. Bu da İngiltere ortalamasından sadece bir ton az. Çünkü aynı zamanda, kişi başına petrol tüketimi açısından Katar’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Kaynak: BBC – Aralık 2010 dip not: İzlanda’nın nüfusu 330.000; İngilterenin ise 61 milyon.

   Unutmayalım’ki: Petrolün bir gün biteceğinin hesapları yapıldı ve yapılıyor. Ama jeotermal kaynakların bitmesi mümkün değildir. Sebebi ise; Jeotermal’in yakıtı olan su; Yağmur sularına dayanıyor. Yağmur ve kar’ların yağması devam ettiği müddetçe, yer altı katmanlarına inerek, sıcak katmanlara ulaşan su nedeni ile; Jeotermal enerji her daim var olacaktır. Önemli olan saniyede çıkan su miktarı ve sıcaklık derecesidir.

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

   Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış. Elektrik üretiminde kullanılması gereken termal ısı en az 130 C’ olması gerekiyor. Ülkemizde bulunan jeotermal ısı bölgelerini batıdan – doğuya doğru sıralar isek:

   İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimiz dir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde, Ege bölgesi ağırlıklıdır. Bu bölgemizde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve masrafının az olmasındandır. 02.2016

   Jeotermal su sıcaklığının 40ºC’nin üzerinde olması halinde konutların ısıtılabildiği ve bunun dünyada bir çok örneğinin bulunduğu dikkate alınarak, Türkiye’de yaklaşık 5 milyon evin jeotermal enerjiden yararlanılarak ısıtılabileceği ileri sürülmektedir.  Bu tahmin gerçekleşirse, başta İzmir, Bursa, Aydın, Erzurum, Sakarya, Denizli ve Ağrı gibi kentlerin de yer aldığı 51 kent yerleşmesinin ısıtılmasında jeotermal enerji kullanılabilecektir.) (Tubitak-Şubat 2000)

Bu tespit doğrultusunda, 2012 yılı baz alındığında haliyle 5 milyon evin ısıtılma başarını göstermek biraz zor olmakla beraber, 70.000 civarında konutun bu il ve ilçe merkezlerinde ısıtıldığını söylemekte, bir sakınca yoktur. Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav  Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova  Ankara –  Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır.

    Seralarda termal su kullanımı, bazı il ve ilçelerimizde uygulanmaktadır.  Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır.

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Yalnız, burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Bu anlatıma göre başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olmadığı düşünülmesin. Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

   Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır. Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Bugün için  Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.

Ne yazık ki; bu tip kaynakların bolca bulunduğu ülkemizde yapılan arama ve kullanma gayretleri, jeotermal su kaynakları zenginliğimizle doğru orantıda olduğu iddia edilemez. 2010 yılı hesabı ile; Rusya – İran ve Azerbaycan’dan temin edilen doğal gaz için, basında yazıldığı kadarı ile; ‘ Ya kullan; Ya parasını ver ‘  şartnamesini  göz önüne alırsak, şuan için jeotermal enerjisi üretilen daha nice sahaların, kapatılma ayarına yakın çalıştırıldığını düşünebiliriz.    Aralık 2010  –  Mecit ALBAYRAK

Dağlardan Denize Doğru İllerin Rakımları

Aynı konu hakkında, değişik isimlerle paylaştığım yazılarımı; web hosting işletiminde fazla yer kapladığı için tek isim altında paylaşma durumunda kaldım. Aradığınız yazımın elden geçirilmiş son şeklini aşağıdaki linklerden  okuya bilirsiniz. Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması. veya  :  -İllerin Kara yolu  ve Uydu üzerinden rakım sıralaması.

Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması.

03.2016 – Bilgilerinize: Bölgelerimizi oluşturan şehir rakım’larını, iki ayrı UYDUdan (karayolu değil),  valilik binalarının olduğu yeri karşılaştırmalı olarak tespit edip yazdım.

Zaman zaman sayfama ilçelerin rakımları hakkında sorular gelmektedir. Tüm ilçelerimizin rakam ve rakımlarını araştırıp yazmak istedim fakat; 919 tane ilçemiz var. Bu sayıdaki ilçelerimizi yazmam ise, zamanım konusunu dikkate almasam bile, sayfamın bağlı olduğu işletme ile, yeni bir antlaşma yapmama neden olacaktı. Anlayışınızı umarım. En güzel günler, dileklerimle. Mecit Albayrak

Dikkatinize: (yazdığım bütün yazılarım dahil olmak üzere) Özellikle rakımlar konusunda sizlere en doğru bilgiyi verme isteğim, bir saplantıya dönüştü. 24 Kasım 2016 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi. Bazılarını not ettim. örnek – Bu harita üzerinde Antalya il rakımı 37; benim Antalya girişi karayolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanacağım!!. Bana göre en doğru rakım ölçümü; Uydu üzerinden, valilik binalarının  bire bir görüntü veya işaretinin olduğu noktadır, düşüncesi ile sizlerin bilgisine sunuyorum.

81 ilimizin en yüksek ve en düşük rakımlarına ait   kronolojik listesini; ”    İllerin rakımları –  İllerin Kara yolu ve Uydu üzerinden rakım sıralaması. adlı yazımda göre bilirsiniz.

 1Doğu Anadolu Bölgesi :  Bu bölge sınırları içerisinde 15 il  bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek  illerin olduğu  kesimdir. Bölge ortalaması 1400 mt’ye tekabül etmektedir. Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1900 mt ile Erzurum  1. sıradadır. Ardahan 1810 (Göle 2050 mt) ; Kars 1755 ( Sarıkamışın rakımı 2097 mt) Hakkari 1755;  Van 1727;  Ağrı 1630; Bitlis 1535;  Şırnak 1356; Muş 1335;  Erzincan 1215; Bingöl 1159 ; Elazığ 1070; Malatya  966; Tunceli 919 ve Iğdır 860 mt ile rakımı en düşük il, sıralamasına girmektedir.

2İç Anadolu Bölgesi : 13 ilin toplamından oluşmaktadır. Ortalama rakım yüksekliği 1021 mt’ye tekabül etmektedir. Bu bölgede rakımı en fazla olan il sıralamasına göre: 1315 mt ile  Yozgat 1. sırada’dır.  Sivas 1290;   Nevşehir 1196;  Niğde 1237;  Kayseri 1060;  Karaman 1056;  Konya 1023;  Kırşehir 993;   Aksaray 975;   Ankara 885 (Çankaya Köşkü rakım :1071 mt) ;  Eskişehir 795;  Çankırı 730 mt  ve Kırıkkale 716 mt ile rakımı en düşük il durumundadır. ( Seydişehir Belediye önü : 1135 mt. Konya B.B. önünden- Seydişehir 86 km, Seydişehir – Antalya merkez arası  213 km.  Seydişehir; siyasi olarak Konya ili, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesinde dir. Seydişehir – Akseki kavşağı 66 km.

NOT: Konya – Seydişehir- Antalya yolu; 1974 yılında Ecevit – Erbakan hükümeti zamanında  ” Beş Yıllık Kalkınma Proğramına ” alınmış. Lakin daha sonra gelen hükümetler, bu plana riayet etmeyip bir derecede olsa ‘keyfi’ davranıp, bu yatırımı engellemişlerdir. Nihayet 1996 yılında ulaşıma açılmıştır. Seydişehir – Akseki arası Antalya bölgesi dahilinde Alacabel tepesi yer almaktadır. Halkımız arasında, bu tepe rakımının esasında daha fazla olduğu konuşulmaktadır. Kara Yolu üzerinde  yer alan tepelerin belirli bir -1900- rakım-ın- dan  daha yüksek olması – gösterilmesi durumunda, buralara Kara Yolları şartnamesi gereği bazı uygulamaların ( tünel vb) yapılması gerektiği, bu gerekliliği yerine getirmemek için rakımın düşük gösterildiği görüşü hakimdir . Aldığıma duyuma göre, Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığında bu yerin rakımı 2050 mt.

Bazı kara yolu üzerindeki tepe noktaları için bakınız: Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi : 7 il’i kapsamaktadır. Ortalama rakım 729 mt’dir. En yüksek il 939 mt Mardin olup; Siirt 886; Gaziantep 838;  Adıyaman 679;  Diyarbakır 673;  Batman 575 ve rakımı en düşük il 510 mt ile  Şanlı Urfa‘dır.

 4Ege Bölgesi :  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım, 512 mt . En yüksek il merkezi 1025 mt ile  Afyon olup;  Kütahya 957;  Uşak 911; Muğla 658;  Denizli 391;  Manisa 78;  Aydın 71 ve sonuncu sırada 10 mt ile İzmir gelmektedir.

 5Karadeniz Bölgesi : 18 vilayetten oluşmaktadır. Ortalama rakım 400 mt.  Rakımı en yüksek vilayeti 1555 mt  ile BayburtGümüşhane 1169;  Çorum 818;  Kastamonu 809;  Bolu 727;  Tokat 630;  Artvin 529;  Amasya 398 (Merzifon rakım : 740 mt) ;  Karabük 262;  Düzce 150;  Trabzon 40 (Çamlıhemşin 734 mt ) ;     Sinop 25; Ordu 24; Bartın 14;  Giresun 14;  Samsun 10;  Rize 10;  Zonguldak 8  mt ile  rakımı en düşük il durumundadır.

 6Akdeniz Bölgesi : 9 il‘den oluşmakta olup, rakım ortalaması 391 mt  En yüksek ili 1058 mt Isparta olup;  Burdur 960;  Kilis 649; Kahramanmaraş 562;  Osmaniye 120;  Hatay (Antakya) 89;  Antalya 46;  Adana 26 ve Mersin 9 mt rakım ile, sonuncudur.  Siyasi olarak Konya iline, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesinde yer alan Seydişehir rakım: 1135.  Seydişehir  belediye önü Akseki kavşağı arası, 66 km. Seydişehir – Antalya

 7Marmara Bölgesi :  11 vilayetten oluşmaktadır. Rakım ortalaması 109 mt dir. En yüksek ili 520  mt ile Bilecik‘tir.  Kırklareli 210;  Bursa 163;  Balıkesir 145;  Edirne 50;  Istanbul 35; ;  Sakarya 29;  Tekirdağ 25;  Çanakkale 12; Yalova 7;  İzmit  4metrelik rakımlara sahiptirler.

Denize sınırı olan illerimizin Valilik binası durumuna göre ilk 10 mt’lik  rakıma sahip iller  ise:   İzmit  4 mt,  Yalova 7 mt,   Zonguldak  8 mt,  Mersin 9 mt,  İzmir  10 mt;  Rize 10 mt,  Samsun 10 mt.

Türkiye’nin  81 vilayetinin ortalama rakımı :  652   metreye tekabül etmektedir. Bu ortalamaya en yakın ilimiz ise;  649 mt ile Kilis vilayetimizdir.

İlgilenen kişilere:   Rakım; Ses sondajı, elektromanyetik sondaj, radar ya da  barometrik ölçüm cihazları ile yapılmaktadır. ( Yükselti ölçer: Büyük Larousse Ansiklopedisi sayfa, 12670) Yalnız aynı noktada ölçümü alınan  rakım ve rakamlar sabah, öğleyin, akşam vakitlerinde ayrıca soğuk, sıcak, rüzgarlı, yağmurlu anlarda yapılan ölçümler farklı olur. (ansiklopedik bilgi)

Uydu üzerinden  yaptığım,  ≈ 43 Avrupa ülkesinin başkent rakımlarına göre,  Avrupa’nın en yüksek başkenti  İspanya – Fransa arasında bir dağ ülkesi olan Andorra Cumhuriyetinin 1100 mt  rakımda yer alan başkenti Andorra’dır.  En düşük rakıma sahip ülke başkentleri ise:  7 mt ile  Hollanda – Amsterdam  ve İrlanda – Dublin  şehirleridir. 43 Avrupa ülkesinin ortalama yüzeysel rakımı ise, 200 mt isabet etmektedir. (Sibirya hariç) 12.2010   Mecit   ALBAYRAK

12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri.

03.2016 – 2011 – 2012 sezonunda ki arı ölümleri:  05.2014 –  Seydişehir den 2011 Eylül ayında Manavgata ≈ 1000 kovanlık arı gitti ise, 2012 Mart ayı itibari ile kovanların yarısının sönmüş vaziyette olduğunu araştırdım ve öğrendim. Her sene arı götürülmüşken, bu sene arı ölümleri neden çok fazla oldu? Üstelik, arısı ölen kovanların içerisinde -yemi tükenen olduğu gibi, -yemi hala duran ama içinde arısı olmayan kovanlar bile vardı.! Dikkatimi çeken nokta, arısı telef olan kişilerin büyük bir kısmı,  yıllanmış arıcılar dı. Ustalarımızın bile arılarının telef olmasına sebep olan, aşağıdaki sebeplerdir.

Arıcı arkadaşım, ilk önce  şu yazdıklarımı iyi bil, aklında tut ve aşağıdaki bilgileride unutma. Bir (01) Ekim günü kovanını  tam tekmil kışa hazırladın. Bir tane bile Varroa yok, yiyeceği bol, hastalığı yok, kovanın sapa sağlam ve bahara kadar kovanını hiç açmadın, arıları huzursuz etmemiş bile olsan!!; 10 çitalık arın bir (01) Mart günü, (enfazla) 8 çita olacaktır. 12.2015

Dünyanın her yerinde geçerli olan arı ölümlerinin başlıca nedenleri;

1 – Dünyadaki (Habitat = insan dahil, hayvanlar, bitkiyi kapsar-su ve karada yaşayan her türlü mikrobik – en büyük canlı türleri ve doğa katliamı) her türlü bitki çeşitleri, azalmaktadır.  2 –  Bilinçsizce  yapılan arı ilaçlamaları.  3 –  Her türlü sebze ve meyve ve çiçeklerini, böceklerden korumak için yapılan tarım ilaçlamaları 4 – Dünyada  Gelişen sanayilerin zehirleri ve ev baca dumanları ile oluşan sera gazları neticesinde ısınan hava,  5 –  Kışlatılan arı yiyeceğinin az olması,  6 –  Varroa ile yeterince mücadele etmemek,  7 – Arıların genetiği ile oynamak,  8 – Günlük ve anlık değişen hava şartları, 9 – Bölgesel veya dünya genelinde oluşan çeşitli istila şekilleri -mesela ani iklim değişikliği, çekirge istilası, yanardağ lavı..)  10Patojenler ( Tüm canlılarda oluşan hastalıklara neden olan mikroplar,grip gibi)  11 – Nosema – 03.2016

A –   Her şeyden önce insan oğlunun -daha, daha demesi veya demekte kendini mecbur hissetmesi sonucu, kendine, arıya ve tabiata yaptığı kötülüklerdir. Bunun içine yukarıda yazdığım şıkların hepsi veya en az ilk yedi (7) tanesi girmektedir.

 – Kovan içerisinde yeterli bal yiyeceğinin olmayışı. Özellikle kışın bal yeterli olmaz ise (bilimsel açıklama)- önce yaşlı arılar ölür. Diğer arılar ise, petek gözü diplerinde kalan bal bulaşığını son bir gayret ile yemek için başını ve kendini sokar, bal kalmadığı için bal gözünden çıkamaz ve orada ölürler.

Marangoz – arıcı arkadaşlar ile 1 Nisan 2014  salı günü Manavgat’taki arılarımıza gittik. Kovanımın birini açtığım zaman, arıların hepsinin kovan dibinde ölü – baygın şekli ile yattıklarını gördüm. Çitaların her iki tarafı straforlu. Arıların üşümesi söz konusu değil. Çita üzerinde ana arı, günlük ve kapalı olmasına rağmen,  petekte yiyecek bitmiş halde idi. Kaldı ki, her gittiğimizde, şerbet veriyordum. Peki neden bu hale geldiler. Bence;

Tarlacı arı sayısı bitti veya bitme durumunda ve yeni çıkan genç arı’da  çoğaldı. Tarlacı olmadığı için genç arılar tarlaya, çıkamıyor. Açlıktan ölüm derecesine gelen genç arılar,  dibe düştü. Ben bu döküntü arıların üzerine duman vermeye başladığımda, canlanıp petek üzerine çıkmaya başladılar. Örtü tahtasını kapatıp hemen şerbet verdim. İkindi vakti tekrar kontrol ettiğimde, arıların dört nala gittiklerini gördüm. Arılarımızı aynı akşam, Manavgat bölgesinde yeterli mera ve yabani çilek çiçekleri olmadığından Akseki – Cendeve bölgesine getirdik. Buradaki çilekler yeni açıyordu.

C – Ana arı, çitada polen miktarı ile dışarıdan getirilen taze polene bakarak, günlük atar. Bu aylarda  polen almayınız.

D –  Kovan içi ıslaklık. NEM den dolayı arıların hastalanması ve telef olmasıdır. Kovanlarınızı, öne doğru dengeli hafif meyilli koyunuz. (sahil bölgesinde iseniz – Çita sayısı 4 ve daha aşağısı olduğunda çitaları, uçuş tahtasına ortalayıp yerleştiriniz. Boş iki tarafa birer, strafor koyunuz. Strafor arasındaki arı ve çitalarda hava değişimi olmaz ise; o yerde ve köşelerde nem ve su birikintisi olur. İç bölgelerde iseniz 4 çitalı arınızı dib taraflara çekiniz. Kovan dış tahtasında çatlak var ise, buralara silikon çekiniz.

E  –  Nisan – Mayıs // Eylül – Ekim aylarında değişken havanın etkisi ile üşüyen arı, yumak olur. Yumak dışında bırakılan çitalardaki günlük ve kapalı larvalar, bebe arılar üşür ve ölür.  Kireç hastalığı, sır‘lanmamış larvanın üşüyüp beyaz taş hale gelmesidir. Av.Y.Ç, gözlerde ölen pupa zamanla bozulur ve kahverengi sıvı hale geçer. Kokmaz. Havanın ısınması ve çitaları azaltmanız, arıları sıkıştırmanız halinde geçer. Yalnız üzerinde kapalı ve günlük olsa bile bozuk çitaları çıkarıp yakmalısınız. Mayıs hastalığı, Kapalı göz içerisindeki  bebe arı  hastalığıdır. Arının dışkısı, sarı  nokta halinde ise, bozuk yiyecek hastalığı denilen,  Nosema hastalığıdır. Tedavisi için, 5lt  şerbete yarım çay bardağı Elma Sirkesini en az 2 kere veriniz. Diğer bir hastalık çeşidi ise  Amerikan Y.Ç. Bu hastalık tespit edildiğinde, çitalarının hepsi yakılmalıdır. Çita ve kovanlarda koku oluşur. Bu konu için: Arıcılık üzerine sizlerden gelen sorular, kısmına bakınız.

F– (gezginci bir arıcı arkadaşın itirafı)  Arıların yakınında  içme suyunun olmayıp, çok uzakta olması arı ölümlerine neden olmuş. Suyun olmadığını bile bile -özellikle- kek verilmesi ise, arı ölümlerinin en büyük nedenidir.  Ege ve Ak deniz bölgesi dışında kalan  kovanlara  Aralık – Ocak – Şubat ayları içinde kesinlikle kek vermeyiniz.  Sahil bölgelerinde ise, soğukların uzun geçeceğini öğrendiğiniz zamanlarda  vermeyiniz.  Bu aylarda  kek verilirse kesinlikle arı ölümü olur diye, bir şart yok ama tedbir iyidir. Kovan içinde toplu arı ölülerini görürseniz; a– Yağma olmuştur b– Yiyecek bitmiştir.  03.2016

Varroa ile yeterince veya hiç mücadele yapılmamış. Bunun için duman, Oksalit ve Formik asit ile  mücadele yapabilirsiniz. Oksalit asit kışın günlük yok iken, Formik asit ise günlük var iken yapıllır. bilimsel olarak –  Belirtildiği üzere, oksalit asitin di-hidrat cinsi verilmeli. bilimsel olarak –  Ayrıca varroa ile mücadele için arıya verilen büyük baş hayvanların ilacı, hem arı nesli için hem insanlara kalıcı zarar verir.

H – Özellikle Mart, Nisan, Mayıs // Ekim, Kasım ayları içerisinde, yeni çıkacak  yavru arıların, petek içerisinde ölmesini istemiyorsanız,  peteklerin tek yada iki tarafına  STRAFOR koyunuz. Arıların Kovanda Strafor ile Sıkılaştırılması.

–  Çağımızın nimeti ve külfeti elektronik cihazlar ile birlikte çoğalan ve yaygınlaşan radyasyonun arıların, yön bulmasını zorlaştırıyor.

İ –   ARILARIN, KOVAN ÖNÜNDE FAZLASI İLE UÇUŞTUKLARI, SAYISININ ARTTIĞINDAN ŞÜPHE ETTİĞİNİZ AN; –YAĞMA OLMASA BİLE- HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Başka bir şey yapmayıp, en az 30 dk. BEKLEYİN; dağılsınlar. En güvenli şekli bu. Yalnız kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekli ile kapatmayınız. Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konmuşluğunu  gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız.  10.2013 –

Dikkat : Gezginci arıcılık yapıyor veya aynı yerde arılarınızı kışlatıyor, -özellikle kışın – dibinizde veya 200 – 300 mt yakınınızda, başkasına ait arı var ise; O KİŞİLER ARILARINA KEK – ŞERBET VERMEDİ İSE, SİZDE VERMEYİNİZ. Verirseniz, şerbet ve kek kokusunu alan başkasının arıları, sizin kovanınıza hücum edip, kovanınızın bitmesine sebep olurlar ve olursunuz. 01.2015

J – Melezleştirilmiş arı çeşitlerinin, bulunduğu ortama uyum sağlayamadıklarından dolayı her daim arı ölümleri olabilmektedir.

K – Kışlatacağınız arı ve kovanlarınızın, uçuş tahtası yönünü mümkün olduğunca güney / doğu yönünde koyunuz.   03. 2012

L – Kovanlarınız yakın karlı bölgelerde ise, üşenmeyip gidin. Kovanın önündeki karları en az yarım metre, toprak görününceye kadar temizleyiniz.  Arıların bazıları  uçuş yapamadan, uçuş  tahtasından yere düşmekte. Kara düşen arı kalkamaz ise, uyuşur ve ölür. Toprak, düşen arıların konabileceği, ölmeyeceği güvenli bölgeyi oluşturur. Kovan üzerinde ve yanlarında kar var ve  kovana zararı yok ise, bunlar kalsın, faydası olur  

Diğer bir neden ise  ‘Sarıca-cimcime- veya Eşek Arıları ‘  Havaların yağmursuz geçmesi durumunda sarı arılar,  ARALIK ayına kadar yaşarlar. Bu arılarda, arılarımızın ölmesine, yiyeceklerinin azalmasına neden olur. Sarı arıların öldürülmesi için sizlere tavsiyem,  tuzaklara fazla güvenmeyiniz. En etkilisi, kovan önüne koyacağınız bal bulaşığı petek veya bir naylon örtü üzerine dökeceğiniz şerbete gelen sarı arıları, bizzat kendinizin öldürmesidir. ( Ben bu yöntem ile  1 saatte,  50 ye yakın sarıca arı öldürdüm.)   :-)      01.2011