Dünyada yenilikte ve yenileşmede etkin olan ülkeler.

İnovasyon nedir?  Bilimsel araştırmalar yöntemi ile; Yeni ve / veya önemli ölçüde değiştirilerek üretilmiş, tüm dünya insanlarının hizmet ve ilgisine yönelik yurt içi ve yurt dışı çalışmaları kapsayan yenilikçi, girişimci çalışmalara verilen bir ad olarak yorumlaya biliriz.

Beş kıta ve 140 ülke arasında devleti, milleti ve tüm dünya ülke ve insanlarına yönelik yenilikçi uygulamaları olan ülke sıralamasında:   İsviçre, İngiltere, İsveç, Hollanda; ABD, Finlandiya, Singapur, İrlanda, Lüksemburg ve Danimarka her türlü yenilik ve yenileşmede önde giden ilk 10 ülke sıralamasına girmektedirler.  Diğer örnek ülkeler ise. Hindistan, İsrail, Şili, Kanada, Mauritius, Güney Kıbrıs, Kazakistan, Hong Kong, Güney Afrika, Kostarika, Senegal, Meksika, G. Kore, Suudi Arabistan, Romanya, Bulgaristan, Belarus, Vietnam ..

bile Türkiye’den daha üst sıralarda yer alırken Türkiye 58. sıraya denk gelmektedir. Yorum sizlere ait! Kaynak: http://www.wipo.int/  01.2016

 

Neden polen ve Arı ekmeği?

Seyrettiğim bir  tv programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal demişti.  Polenin; insan sağlığına olan katkısı bilimsel olarak açıklandı ve biliniyor. Bu bilimsel sunumları ayrıca yazmam gerekmez. Çünkü halkımız gittikçe bu bilince sahip olmanın yollarını gayet iyi biliyor. Peki profesör neden böyle demiş olabilir!

Tüm canlılarda olduğu gibi çiçeğin amacıda üremektir. Üreye bilmesi için ise hiç olmaz ise, az  bir esintiye ihtiyaç duyar. Esintinin olmadığı yerde ise çiçekler bu işi arıya yaptırmaktalar. Polen,  yavru arıların besletilmesinde etkin bir besin kaynağı olan ‘arı ekmeği’ nin, ana maddesidir.  Arı ekmeği ise marketlerde satılan, herkesin bildiği ve gördüğü polenden çok daha farklı ve daha çok besleyici özelliğe sahiptir. Arılar poleni bal ile karıştırıp, petek gözlerine sıkıştırmakla, besin değerini daha fazlası ile artırmaktadır.

 Polen, yavruların olmadığı zamanlarda ise ancak mecburiyet karşısında bir besin değeri taşımaktadır. Tarlacı arı; kovanda yavrunun azalması ve kesilmesi halinde polene rağbet etmemekte. Ama, diğer taraftan tüm canlılar gibi çiçeğin gelişimi ve soyunun devamı Allahın emri olduğu ve bu gelişim için arıya ihtiyaç duyan bitki, arıyı kendine  ‘celp etme’ gereği duymaktadır.  Bunun içinde çiçeğin merkezinde oluşturduğu, arılara tadından dolayı cazip hale getirdiği nektarını üretmektedir.

Bir bakıma nektar, bitkilerin yan ürünüdür.  Diğer taraftan polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR ı daha çok tercih eder. Hele özellikle Ruslara özgü olan Mersin Balığı hayvarı. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN; BİR BİTKİNİN HAVYARI, ARI EKMEĞİ‘DE O KADAR BESLEYİCİ bir üründür. Ama ne yazık ki sadece insanımız değil, arıcı arkadaşımız bile bunun bilincinde değildir. 01.2016

Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak en soğuk bölgesi ve Sibirya.

11.2015 – Gelen sorular üzerine : dünyanın sıcak veya soğuk olmasının nedeni? Aynen ateşe yakın olanın ısındığı, uzak olanında üşüdüğü gibi. Dünyamızın ve bizim ateşimiz, Güneştir. Dünya Güneşe yakınlaştığı zaman ısınır-ız, uzaklaştığı zaman soğur-uz. Bu ise mevsimlerin oluşmasına sebep olur. Bu, yazabileceğim en basit açıklama şeklidir. dünyanın en soğuk yeri hangi bölgededir. Aşağıda belirttiğim  bilimsel tespitlere göre Güney Kutup bölgesi, Kuzey Kutup bölgesinden  daha soğuktur. İlaveten (bilimsel açıklama doğrultusunda) Güney Kutup bölgesi ve merkezi, tamamen kara (toprak) bir tabakadan oluşurken, Kuzey Kutup bölge ve merkezi, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır.

sibirya ya yağan turuncu karın sebebi ise:  O bölgede olan veya O bölgeyi etkisi altına alan Kimyasal üretim yapan bir fabrikanın  isteyerek veya istemeyerek  dışarıya bıraktığı toz boya veya benzeri bir karışımdan dolayıdır. 2014 – Ocak ayı içerisinde, Sibirya ya yağan turuncu karın sebebini öğrenmek için epey araştırma yaptım. İlk yazdığım kişisel yorumum yerinde idi. Genel bilgi ise; Bu turuncu karın sebebi, kimyasal üretim yapan bir fabrikanın isteyerek veya istemeyerek atmosfere bıraktığı gaz artıklardan meydana gelmişti. Rusya Meteoroloji yetkilileri tarafından açıklandığı şekle göre, Rusya sınırları içerisinde, kast edilen cinste bir olay olmamış. Bu kimyasal gazın ise Kazakistan, Çin veya Japonya da oluştuğu ve Sibirya üzerine doğru esen rüzğarlar tarafından getirildiği, kar ile toprağa düştüğü şeklindedir. Sayfama gelen bir soru üzerine geniş bir araştırma yaptım. Soru ve edindiğim bilgi şu şekildedir :

12.12.2015 – Sibiryanın -en soğuk değil- daimi çok soğuk olmasının nedeni? :  Ön bilgi olarak – Güneş harici, mevsimlerin oluşmasında belirgin etkenlerden biri, güneşin önünden kaçan rüzgarlardır. Sıcak veya soğuk mevsimsel rüzgarlar her hangi bir yere tam olarak ulaşamıyor ise, orada özellikle yaz mevsimi, yetersiz oluşmaktadır. Şu işe bakın ki, Sibirya bölgesine göre daha soğuk olması ve dört mevsimleri görmemesi gereken her iki kutup bölgesi, 6 ay kışı – 6 ay yazı yaşamaktadır. Peki kutuplar, Sibirya bölgesine göre neden daha sıcak? Çünkü; Ekvator kuşağından çıkan her daim sıcak olan bir hava sirkilasyonu, etkisi azalsa bile deniz üzerinden kutup kıyılarına kadar, ulaşmaktadır. Ama…, Sibirya!! Bu şansa sahip değil. Neden ve nasıl!! Önce şunu bilelim: Güneş; 12 ay – 365 gün boyunca yaz mevsiminde bile  Ekvatorun üzerinden Kuzey yarım küre tarafına geçtiği zaman en fazla Cezayir ülkesinin alt sınırından yukarıya çıkmıyor – Dünya karasal yüzeyinin büyük bir bölümü kuzey yarı kürede bulunmakta, güney yarı kürede bulunan kıta ise, hiç yok gibidir. Kuzey yarı bölgemizin güneşe 23′ daha yaklaşmasına rağmen dünyamızın güneşe göre en fazla yaklaştığı dünya ülkesi (bize en yakın) ≈ Sudan / Mısır ülkesinin üstüne çıkmıyor. Dolayısı ile kuzey yarı kürenin tamamı güneş ışınlarını yeterince alamaz iken Ekvator altı ülkeler ve Güney Kutup -bize göre- Güneşi daha yakından ve fazlası ile görüyor.

Gelen soru üzerine geniş bir araştırma yaptım. Haliyle ben bile bu şekilde yeni bilgiler öğrenmekteyim. Kutuplarda olan kış, dünyanın her yerindeki bilinen kışlardan çok daha fazla soğuk oluyor. En azından sabit bir soğukluk derecesi, 6 ay boyunca devam ediyor. Mesela şuan ekranımda kuzey kutup noktasında ki sıcaklığı gösteren bir Rus meteoroloji sitesini inceliyorum. Kuzey kutup – 26,2 ‘C görünüyorken ( Konya’nın ilçesi evimin balkonundaki  elektronik eczahane ısı göstergesi + 2,7 ‘C ( 18,30) gösteriyor. Bu şekle göre K. Kutup bölgesi ile şehrimin sıcaklık farkı ≈ 1/10 ‘C oranına tekabül etmekte, hayret edici bir durum değil mi? Evet, hayret edici dediğim durum açıklandı ve şüpheli not düşmüş olmamda ne kadar haklı olduğum ‘belgelendi’.  Bugün 31.2015 NASA kaynaklı Euronews haberinde; K. Kutup bölgesinin mevsimine göre sıcak geçtiğini, bu durumun ise 2016 yılı içerisinde El Nino kasırgasını oluştura bileceği söylenildi.) Sibirya / Yakutistan  bölgesini gösteren haritada  Yakutistan merkez şehri sıcaklığı ise (26.1.2016 salı) — 47’C   (www.gismeteo.ru/map/559/) görünüyor. Yani Sibirya kışın, K. Kutbundan daha soğuk oluyorken, yazın daha sıcak; Olamıyor!!  Peki bunu niye yazdım. Kısaca sorunun cevabını yazar, geçerdim. İstedim ki, bilgi ve yorumu tam vere bileyim.

Sibirya’nın kuzeyi malum. Kuzey Buz Denizi ve bölgesi. Bu taraftan sıcak bir hava etkisini görmesi mümkün değil. Batısından! Ural Dağları var, olmaz. Doğusundan ise; Güneşin konumundan  ve denizin serin havasından dolayı sıcak havayı; alamıyor. Geriye Asya’nın güneyi kalıyor. Bu sefer karşımıza Himalaya ve Pamir yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor. Hint Okyanusundan yükselen sıcak rüzgarlar, yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan nemi dağ yamaçlarına bırakırken kendiside ‘buz‘ oluyor.  Rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), sıcak havayı göremeyen Sibirya, dondurucu soğuklardan kurtulamıyor.  Velhasıl Sibirya’nın; K. Kutup bölgesine göre daha soğuk olmasının sebebi,-tekrarlamış olayım-  Sibirya sınırına paralel uzanan yüksek Himalaya sıra dağları ve dünya eksenine göre güneşin bulunduğu noktadır. ——–

Dünyanın sürekli ve ortalama  en sıcak yerleşim yeriEtiyopya’nın Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması : + 34.4 ‘C dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise : + 47 ‘C  dir.  Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya,  El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın  + 57.7 ‘C olduğu kayıtlara geçirilmiştir.  Kaynak: BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti Meteoroloji kayıtlarına göre Vredendal kasabasında 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık + 48.4 ‘C olmuş. 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık + 47.3 ‘C olmuş. kaynak :  www.gismeteo.ru/news/klimat/16553 -11.2015

Dikkatinizi çekerim: Ekvator ve/veya bölgesini en sıcak yer olarak algılar ve biliriz. Lakin oralarda’da sıcaklıkla beraber ısınan akarsu ve göllerde ki suyun buharlaşması ile, çok geniş bir alanı kaplamış olan bol bitki çeşitliliğinin  sebep olduğu nemden  dolayı, sıcaklık derecesi düşmektedir  Diğer bir anlatım ile bitki çokluğu ile meydana gelen bitki örtü tabakasından dolayı güneş, toprağı ısıtamıyor. Ekvator kuşağına göre daha kuzeyde ve soğuk bölgede bulunan Libya’nın bitkisiz olan bu şehrinde tespit edilen sıcaklığın en büyük etkeni ise; Çöl ve Kum‘dur. Bu sıcaklık, sadece O güne ait anlık / günlük sıcaklıktır. Devamlı sıcak olan bir yer ve oluşum,  değildir.

Bu güne kadar (11.12.2013)  Dünyanın en soğuk yeri olarak  1983 yılında tespit edilen, — 89.2 ‘C ile Güney Kutup Antarktika kıtasında  bulunan ve Rus’lara ait araştırma üssü olarak kullanılan Vostok bölgesi diye biliyorduk. Son bilgiye göre , Vostok un ‘papucu’ dama atılmış durumda.

Bilgi paylaşımında üyesi olduğum NASA’ nın,  9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına göre:  Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre Dünyanın en soğuk olan bölgesi, yine aynı kıta ama değişik bir bölgesi . – 93.2 ‘C (136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır. – 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015  Ayrıca, güney kutup bölgesinin en yüksek dağı 4892 mt rakımına sahip Vinson dağıdır. Aralık ayında Türkiye kış mevsimi yaşarken,  burası 6 ay boyunca yaz mevsimini görmektedir. Hal böyle iken  yaz mevsiminde bile ısı  — 40 / 70 ‘C arasında olmaktadır. Kaynak : Rusyanın Sesi / Sputnik – 01.2016

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise Rusya nın  Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın ve  iç kesiminde olan Verkhoyansk rakım:130 mt olup, 1888 yılı Ocak ayı tesbiti:  – 67,9 ‘C. Pasifik Okyanusuna yakın  bölgede olan   Ojmyakon (Oimekon) Köyü rakım: 730 mt. Bu yerleşim yerinde ise; 1924 yılında – 71.2 ‘C ve 1933 yılında – 69.8 ‘C tespit edilmiş. Kaynak: Rus Bilimler Akademisi meteoroloji istasyon kayıtları.

Nasa tarafından Sibirya bölgesinde bulunan bu daimi yerleşimli Ojmyakon  köyünde tepit edilip yayınlanan bilgiye göre en soğuk derece ise; (90 F)  – 67.8 ‘C dir. Kaynak: NASA)

Dünyanın en soğuk yeri sadece kutuplar değildir. Mesela; ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait soğuk hava derecesi (günlük), – 45 ‘C olmuş.

Kendi çapımda, 24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını ≈  50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehri ve ortalaması – 32 ‘C olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, paralı  yayına geçince, takip edemedim.

Türkiye de 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe‘de tespit edilen bir anlık / günlük en yüksek sıcaklık ise + 48.8 ‘C dir. Anlık en soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait  44.4 ‘C ile Van / Çaldıran  bölgemizdir.  Kaynak: BBC

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık ortalamaları, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine  doğru +28 ‘C  ile  +15 ‘C  arasında değişmektedir. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen,  sadece yaz mevsimi sıcaklık ortalamalarında  bu iki bölgemizde 26 ‘C olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının bana göre iki önemli nedeni var:

AToros Dağları; Güney Doğu Anadolu bölgemiz ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında doğal bir sınır vazifesini görmekte ve Doğu bölgelerimizin soğuklarını kesmektedir. Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt

 B –  744 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen; G. Doğu Anadolu bölgemiz in güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye, Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile  bu bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu etkenlik ise Güney Doğu bölgemizin, Akdeniz iklimi ile yarışmasına, olumlu bir etkendir.

Doğu Anadolu bölgesinin  geriye dönük yıllarında oluşan, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 ‘C ye tekabül etmektedir. Yani bu günümüzden geriye dönük, onlarca senelik yaz mevsimlerinin sıcaklık ortalaması,- aynı senelere tekabül eden kış mevsimlerinin soğukluk ortalamasından,  + 15 ‘C daha fazladır.  Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasına etken olan, özellikle Kafkas Dağları bölgesinden ve  Kuzey /  Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan, parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder. Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunu’da hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. Ve Iğdır ın  yıllık  12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 11 ‘C ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için gittiğim, öğrendiğim ve gördüğüm İç Anadolu bölgemizin  Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesi. Buranın merkez nüfusu 1700. Rakımı, yöre insanının anlatımına göre (ki, sanırım Sakarya nehrinin aktığı zemin) 150 – 180 mt. Benim araştırmama göre Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. 300 – 400 mt yukarısında ise Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu bölgede; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç, zeytin, pamuk, nar dahil türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir. Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsül kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 13 ‘C  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk  olan şehirlerimizin başında,  – 15 ‘C ile Ardahan, – 13 ‘C ile Ağrı. – 11 ‘C ile Kars ve  – 8 ‘C ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870, Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir. Bu tespit ve ispata göre sonucu tekrarlamam da, fayda var : Soğuk hava, sadece rakım ile alakalı değildir. Sadece bir etkendir.

Ak Deniz bölgesinde olan 1.  Adana, 2. Mersin 3. Antalya‘nın geçmiş yıllarda ki Ağustos ayı ortalamasına  göre en sıcak şehirlerimiz dir. Bu üç şehrimizin Ocak ayı soğukluk ortalamaların da ve aralarında ise rakamsal  0.1- 0. 9 fark  ile üç kentimizin sıcaklıkları birbirine yakındır. Ocak ayları ortalamasına göre Mersin, diğer iki şehrimize göre biraz daha soğuktur. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk hallerinin ortalaması ise: + 5 ‘C ile  + 15 ‘C arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 ‘C ile + 45 ‘C arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise,  389 mt dir.

NOT :  Günlük olarak televizyon veya gazetelerde yayınlanan hava raporlarını okur, duyarız. Mesela ben bugün 26 Haziran 2012 perşembe günü  TRT televizyonunda Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41,  Antalya nın ise  38 ‘C olduğunu okudum ve söylendi. Önemli olan 12 ay – 365 günlük ve geriye dönük uzun yılların ortalamaları dır. Yukarıda belirtilen bilimsel sonuçlar, Dünyada ve Türkiye’de bulunan yetkili birimlerin geriye dönük on yıla tekabül eden,  gözlenimleridir.  Kaldı ki, bundan böyle dünyamızı etkileyen sera gazları varlığının artacağını göz önüne alırsak, sıcaklıkların artacağı, soğukların azalacağı unutulmamalıdır. ( 2013 – 2014 Kış mevsiminde, bildik soğuklar olmadı). Bu arada bir şeyi’de hatırlatmadan geçemiyeceğim.

Rakım, iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağ ve platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları ( mesela Alanya, Antalya ve Manavgat’tan daha sıcaktır), yapay bile olsa gölet ve barajların  az – çok olması, bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması, iklimi olumlu / olumsuz yönde etkilemektedir.

Acizane bir durumumu arz edeceğim. Bu sayfama girip şahsım için; – Bu bilgileri nereden buldu, her şeyi yada bunları bilemez, diye bilirsiniz. Doğru! Her şeyi bilmem imkansız. Geçmiş yıllara dayanan araştırma sonuçlarına, kendi anlatım ve yorumlarımı katmış bile olsam, esas bilgileri nereden aldığımı, belirtmekte yim. İddiamın olduğu yerler var. Yaşım 57. İnanır veya inanmazsınız! Araştırmayı severim. Bir cümle için (şimdi unutulan) onlarca ansiklopediyi, binlerce sayfasını karıştırırım. Bunun haricinde, bazı yerlerini unutmuş bile olsam Dünya haritasını gözü kapalı  çizerim. Tarih, Coğrafya, Kompozisyon ve Genel Kültürüm, ta Orta okuldan bu tarafa, iddiamın olduğu derslerdir. Ülkemizin iklim çeşitliliği  hakkında ki  diğer bir açıklamalarım için bakınız :  Türkiye de Yaşadığımız İklim Çeşitliliği ve Etki Alanı  20.12.2010      Mecit  ALBAYRAK

Türkiye de Yaşadığımız İklim Çeşitleri ve Etki Alanı.

10.2015 – Türkiye, toprak yüzey uzunluğu olarak batıdan – doğu  istikametine doğru kuş uçumu ≈ 1600 kilometreye; Kuzeyden güneye doğru, ≈ 1000 kilometre uzunluğa sahip bir ülkemizdir.

Uluslararası Uzay Üssü bağlantılı olarak NASA nın 23.03.2014 tarihinde yayınladığı bir bilgiye göre: Dünya atmosferinde ve her bir (1) saniyede elli (50) kez şimşek çakar. Günde 4.300.00, yılda ise 1.600.000.000 kez olmaktadır.

Aşağıdaki yazım, bu güne kadar öğrendiğimiz bilimsel açıklamaları, öğrendiğim şekle uygun yorumlama yöntemimle yazdıklarımdır. albayrak

Antalya da insanların terlemesinin nedeni:  Esasında şöyle sorulabilirdi. Sıcak yerlerde insanlar neden terler?  İnsan vücudu aynen bir buzdolabı gibidir. Buzdolabı termostatı, ayarlı derecenin seviyesine geldiğinde soğutmaya ara verir. İçerisi ısındığında ise, soğutur. İlahi kudret, insan vücut sıcaklığını 37 C’ ye ayarlamış. Her ne yerde olursanız olunuz; dış sıcaklık 37’C nin üzerine çıktığında, insan vücudu daha fazla ısınıyor. Bu ısınmanın etkisini ortadan kaldırmak için de, vücut terlemeye başlıyor. Diğer taraftan bilimsel açıklama doğrultusun da ise, 37 C’ altına düşen vücut ısısı karşısında, vücudumuzun soğuya karşı direnç kazanması için, otomatik olarak vücudumuz titreyerek tekrar 37 C’ ye çıkmaktadır. ( bilim adamları, – 45’C de ve beş dakikada insanın donacağını belirtiyorlar.)

Ak Deniz bölgesinde yer alıp Muğla –  Antalya arasından başlayıp, Hakkari bölgesinden İran toprakları üzerinden Himalayalar bağlantılı olan -yada tersi- Toros Dağları, Kara Deniz bölgesi dağlarına göre daha içeride olup, denize paralel olarak yer almaktadır. Bu bölgemizde özellikle ilk bahar ve  Son bahar mevsiminde yağmur yağışları eksik olmaz. Yazın ise sıcak ve nem, çok olur. Ak deniz havası, denize paralel ve tek parça olan Toros dağları nedeni ile,  iç kesimlere etkin biçimde  ulaşmıyor ama, ısınarak yükselen  hava, serin dağ havası ile karışmış bile olsa;  güney’den esen lodos ve  güney/doğu üzerinden esen kuru / sıcak  daim olan esinti sayesinde, kısmen bile olsa sıcaklık etkisini dağın ötesine aşırmaktadır.  örnek –  Selçuk Üniversitesi görevlilerince yapılan ve açıklanan bilimsel açıklamaya göre Seydişehir, Akdeniz üzerinden gelen iklimsel etki nedeni ile, Beyşehire göre daha sıcaktır. İlaveten; Alanya, Antalya bölgesi içerisinde en sıcak olan bölgedir.

Atlas Okyanusu üzerinden gelen serin hava ile Kuzey Batı Afrika üzerinden gelen kuru sıcak hava karışımı, ağırlıklı olarak Batı Akdeniz bölgemizi (Antalya Fenike, Kaş) Lodos rüzğarları ve yağmuru olarak etkilerken; bu sefer  kıble -güney doğu yönündeki Afrika, Orta Doğu üzerinden  gelen kuru sıcak hava akımı, özellikle Doğu Ak Deniz bölgesini etkilemektedir.

Ege Bölgesi dağları kısa ve parçalı olup, Ege denizine  dik uzanmaktadır.  Dağların bu konumundan dolayı; Ege Denizi bağlantılı sıcak – ılıman   rüzğarlar, iç kesimlere (Denizli) kadar uzanıp, etkili olmaktadır. Bu bölgemiz, özellikle G/B Afrika istikametinden gelen sıcak kuru hava ile Batı yönünde Avrupa ve Atlas Okyanusu  üzerinden gelen serin nemli havanın karışımı bu bölgelerimize yağmur olarak ulaşmaktadır. Özellikle Afrika üzerinden gelen sıcak kuru havanın etkisinden dolayı İzmir – Denizli bölgesine kadar kar yağışlarının etkisi yok gibidir. (Her ne kadar Ege bölgesinin ılık/ sıcak havası iç kesimlere giriyor; Ak deniz bölgemizin sıcak havası Toros dağlarından dolayı iç kesimlere giremiyor ise de; Ak deniz bölgemiz, Ege bölgemizden  kışın 0,5 yazın 1 ‘C daha sıcaktır.)

Kara Deniz bölgesi dağları Toros Dağları gibi tek parca, Toros dağlarına göre  ise denize daha yakındır. Kara Deniz bölgemiz,  Ak Deniz ve Ege Denizi  bölgeleri gibi denize sahip olmasına rağmen, biraz fazla soğuktur. Nedeni ise ilk başta bu bölgemizin daha kuzeyde olması, eksi averajdır. Ama esas etken, kuzey/yıldız yönünden esen yağmur/kar yağışlı soğuk hava ile kuzey doğudan esen kuru soğuk/poyraz Sibirya  rüzğarları bu bölgenin tamamını etkilese bile, bazı bölgeler dışında etkinliği yoktur. Akdeniz ve Ege bölgesi kenarlarına yağan kar toprağa değmezken, Kara deniz bölgesi deniz kenarlarına yağan kar kendini göstermektedir. Haliyle iç kesimlerde soğuk etkisi fazladır. Ayrıca bu bölgemizde yağmur, Son Bahar mevsiminde daha etkili olurken, Yazın hava nemden dolayı hafif sisli dir. Bu nemin etkisinden dolayı Kara Deniz bölgemiz, daha canlı bitki örtüsüne sahiptir.

İç Anadolu bölgemiz ise kışın soğuk, yazın kuru sıcak havanın etkisindedir.  Özellikle İlk bahar mevsimi Mayıs ayına kadar, yağmur yağışlı serin ve soğuk olur. Sonbahar da ise etkin olmayan yağışlar görülür. Etrafında orman sahası olmayıp geniş, ovalık alanlarda ve kısmen yüksek rakıma sahip  yerleşim yerlerinden olan (Afyon), Konya, Aksaray, Kayseri,Sivas gibi şehirlerimiz az yağış, çok soğuk ile uzun kış aylarını yaşamaktadır. İklimsel olarak Ak deniz bölgesine yakın olan yerlerde ise, kısmen ak deniz iklim hava etkisi görülür. (ör.:Selçuk Üniversitesi bölgesel iklim araştırması sonucuna göre Seydişehir, Ak deniz ikliminin karasal geçiş iklim etkisinde.)

Doğu Anadolu bölgemiz dağlarının özellikle; Gürcistan – Ermenistan ve İran sınırlarına doğru değişik yönlerde parçalı, dik ve ormansız yüksek dağ olmaları, Orta Asya / Sibirya çıkışlı K/D  poyraz kuru soğuk tipi rüzgarların, iç kesimlere kadar ilerlemesine mani olamıyor. Ayrıca yerleşim yerlerinin  Türkiye rakım ortalamasına göre daha yüksek olması, soğuk hava etkisinde önemli bir faktördür. (Sıcaklıkların, Bilimsel olarak her 100 mt yükseklikte  0.5 C’ düştüğü belirtilmektedir. Mesela 1800 – 1900 mt yüksekliğe sahip Erzurum’da ısı, Antalya bölgesine göre ≈ 10 / 15 C’ daha az)  D. Anadolu bölgemize yağan karın soğuk etkisi, dört aydan fazla sürmektedir. Ayrıca bölgemizin tam doğusunu etkileyen dağlar, genelde sönmüş volkanik dağlardır. 4.000 metre ve üzerindeki dağların zirvelerinde, 12 ay – 365 gün boyunca buzul kar eksik olmaz.  Bu arada bir noktaya vurgu yapmak isterim. Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek vereyim.

2014 Haziranın da, kızımın ev arkadaşı Hatice’nin düğünü için İç Anadolu bölgemizin kuzey bölgesinde yer alan Eskişehir – (köse)  Mihalgazi ilçesine gitmiştik. Buranın merkez nüfusu 1700. Rakımı ise,  yöre insanının anlatımına göre ki sanırım Sakarya nehrinin aktığı tabanı rakım olarak 150 – 180 mt.  Benim araştırmama göre, daha yukarıda yer alan Kaymakamlık binasının olduğu yer; ≈ 215 mt. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden,   Sakarya nehri akmaktadır. 300 – 400 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta. Yine ilaveten, Sakarya nehri yatağı Karadeniz bölgesine kadar bir boğaz vazifesi görüp, bu boğaz içerisinden denizin nemli havası ta buralara kadar ulaşmaktadır. -düşünün-

Bu bölgede; Akdeniz bölgesinde yetişen turuncgiller ve muz hariç her türlü meyve, bitki ve şimdi yapılmayan pamuk üretimi bile  yetiştirilmekte ve yapılmaktadır. Mersin – Anamur ilçesinde gördüğüm plastik seralar benzerleri, bu bölgeyi  kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013/2014) kış olmadığı için, beş kez yeşil sebze mahsulü  kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 13 ‘C  – 14.06.2014 Cmt

Marmara Bölgemiz, özellikle Trakya bölgemiz,  Balkanlardan  gelen K/B serin – soğuk yağmur ve karlı  karayel havasının etkisinde kalmaktadır. Trakya bölgemizde kar yağış ve soğuklarının olma sebebi, denize paralel uzanan Istranca dağlarının, Kara denize paralel olarak uzanmasından dır. Marmara bölgesini oluşturan diğer şehirlerinde ise yağmur, daha etkilidir. Sadece yüksek bölge ve dağların olduğu yerlerde kar olup, soğuk az olmaktadır. ( Egenin serin Kara denizin soğuk hava etkisindeki Bursa ve Bolu kar kayak merkezleri) Ayrıca denize kenarı olan yerleşim yerlerine yağan kar, kısa sürede erimektedir.

Güney Doğu Anadolu, bölgemiz ile sınır ötesi  Suriye tarafında coğrafik rakımın düşüklüğü ve dağ olmayışından dolayı, özellikle Doğu Anadolu bölgesinin soğuk hava şartlarına kapalı ve bu soğuk havaya siper olan Buraya dikkatinizi çekerim- Toros Dağlarının güneyinde kaldığı için; Arabistan ve Orta Doğu kaynaklı sıcak çöl havası olan G/D  samyeli  rüzğarlarının etkisinde kalmaktadır. Suriye sınırı boyunca yer alan bölgelerimiz yazın sıcak ve kurak, kışın ise yarı kurak az bir yağmurun etkisi altındadır.

Ülkemiz kışın mevsiminde güneş ve sıcaklığını  en az 1 – 2 saat, en fazla   8 – 10 saat arasında hissetmektedir (kaynak BBC )

T.C. Meteoroloji Genel Müdürlüğü bünyesinde İllerimizin yıllık, (sanırım 2014 yılı ölçümleri) yaz ve kış mevsimine ait sıcaklık kayıtlarını, Türkiye’nin yedi bölgesi üzerinden ayrıştırıp, sizlerin ilgi ve bilgisine sunmaktayım.  Açıklamam 12 ay, 4 mevsimin  üzerinden olup yüksek rakamlar yaz sıcaklığını düşük rakamlar kışın olan en düşük ortalama  yaz / kış durumudur. 11.2015.

Yaz mevsim ortalamasına göre: 1- G. Doğu Anadolu Böl: 30,4  /  3,1  2-  Akdeniz Böl: 26,9  /  6,6  3-  Ege Böl: 25,5  /  4,2  4-  Marmara Böl: 23,6  /   4,8  5-  D. Anadolu Böl: 23,4  /  — 5,4   6-  K.deniz Böl: 22,6  /  3,7   7-  İç Anadolu  Böl: 22,3  / 1,0

Bölgelerimizin Kış ortalamasına göre ise : 1 D. Anadolu Böl:   5,4  2  İç Anadolu Böl: 1,0   3  G. D. Anadolu Böl: + 3,1   4  K.deniz Böl:  3,7   5  Ege Böl:  4,2   6   Marmara Böl:  4,8    7  Akdeniz Böl:  6,6    11.2015

Ülkemizin, iklim konusunda  şansız olduğu bir tarafı var.(en azından Seydişehiri örnek vereyim: 1986 – 1987 kışında, evlerin içindeki banyo kazanları ve su saatlerinin  patladığı kuru soğuk/ tipi poyraz rüzğarlarını yaşadığımız gibi; 1987 yılı Kırk -40- ikindi Nisan yağmurları ile güneşli bir mayıs ayını yaşadığımızı unutmadık)

Çiçeklerin açtığı, kelebeklerin, arıların uçuştuğu,  koyun ve kuzuların meleştiği ilk bahar aylarında bile sıcak havaları beklerken, 2012 yılı örneğinde olduğu gibi, kurak bir Nisan ayı ile, soğuk bir Mayıs ayının varlığını da unutmadı-m-k.

20 Eylül 2013 – 20 Haziran 2014 ayları içerisindeki aylar ve  mevsimler,  bilindiği şekli ile geçmemiştir.  Eylül sonlarında Manavgat ve Seydişehire yağan yağmur, Ekim ayında görülmemiş, kasım ayında ise tekrar kısa bir süre yağmur yağmıştır. Yağmurun görüldüğü günler haricinde Sonbahar her bölgede ılık geçmişti. Kış mevsiminde kar Seydişehire iki kere yağmış olup, 2 günde erimiştir. Manavgata ise Mart ayının başlarında yağmur yağmış, Nisan başına kadar arkası gelmemiştir. Diğer bir ifade ile Ekim – Mart arası sıcak;  Nisan – 10 Haziran arası ise, serin geçmiştir.

Geçenlerde tv de izlediğim bir meteoroloji profesörü: Türkiyenin tropikal ilkim etkisine girdiğini, bundan böyle sel oluşturan sağnak yağışların görüleceğini, söylüyordu. İklimsel kolu diğer bir yazıma bakmak isterseniz: Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak ve en soğuk bölgesi  :-)   01.2013  Mecit  ALBAYRAK

Şuhut merkezinde çıkartılan antik lahit

020120141628- Şuhut lahit (1) 020120141628- Şuhut lahit (3) 020120141628- Şuhut lahit (5)yeni 020120141628- Afyon müzesi (7)03032011Şuhutta bir inşaatın temelinde çıkan antik eserler (1) 06032011Yalvac aşağıkaşıkara köy yolu üzerinde kiracılarını bekleyen evler (1)

Yukarıdaki ilk dört lahit resimleri, 2011 yılında Şuhut merkezinde, iki ev arasında  kalan bir arsa üzerine ev yapımı için binnat kazımı sırasında, aşağıda resmi görünen mermer döşemeli yerden çıkartılıp Afyon müzesine götürülmüş. Şuhut merkezinde ve Afyon müzesinde gördüğüm kadarı ile bu bölgemiz, antik bir tarihe sahip. Adet olduğu üzere bazı binalarda tarihi taşlar göründüğü gibi, Şuhut’taki 1341 tarihine sabitlenen tarihi caminin duvarlarında bu örnekleri görmek mümkün.  Uzun, konik antik malzeme ise ölü gömme işleminde kullanılıyormuş. Ve,  Yalvaç – Aşağı Kaşıkara yolu kenarında, elektrik direği üzerindeki havadar, Eğirdir gölüne nazır, leylek kardeşlerime ait yazlık bir villa. 11.2015

H.Hüseyin arkadaşımın anısına – Muhsin Doğaroğlu hocamız Seydişehirde iken

300920131435-Mngt, kahvaltı marangozlar vebenünemit otu ve manavgatta arıların yanında kahvaltı (4)300920131435-Mngt, kahvaltı marangozlar vebenünemit otu ve manavgatta arıların yanında kahvaltı (5)01042012751yeni 201042012751Manavgatarıların üşüştüğü çiçeliagaçpolen,yabani çilek (6) 050220131157yeni050220131148

050220131147  070320131255-6 Bal ve arı semineri Muhsin Doğaroğlu (6) 070320131255-13Bal ve arı semineri Muhsin Doğaroğlu (13)

10.2015 – 7 Mart 2013 tarihinde bazı arkadaşlarımız ile hocamızı dinlemeye gittiğimizde  bizlerle birlikte marangoz – arıcı arkadaşımız. Hasan Hüseyin Geven’de aramızda idi. Bu resimlerin çekildiği yıl, yanlarında misafir arkadaşları idim. Resimde, Manavgat – Karacalar mevkinde kovanların olduğu yerin üst tarafında mermer üzerine tavuk etlerini dizen arkadaşımız, 2013 şubat ayında rahmetli oldu. Arıcılık üzerine farklı düşünce ve uygulamaları olup, eşinin söylemine göre Muhsin hocamızın imzaladığı arıcılık uygulamaları kitabını aynı akşam okuyup bitirmiş. Öbür arkadaşımız ise yine marangoz – arıcı Durmuş Koç.  Muhsin hocamızın sağında zamanın ilçe tarım müdürü, solunda ise ben Mecit ALBAYRAK. Benim sol tarafımda fulu  olan kişi ise Hasan Hüseyin Geven arkadaşım.   10.2015

Fotoğraflarla Seydişehir, İnsanlar, Şuhut Senir Köy ve Doğa. – Fotoğraflarla Şuhut Senir köyü ve talebeleri

23 NİSAN 2011-Ölçekli hali02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (2)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (5)02012012- Şuhut-Senir Köy kitap (4)100_0114 Fotoğraf-0004 (2) Fotoğraf-0005 (5) Fotoğraf-0005 Fotoğraf-0013 (6) Fotoğraf-0019 (2) Fotoğraf-0031_1 (2) Fotoğraf-000

En üste okul girişi önündeki yavrularımız, öğretmenleri ve görevlinin bulunduğu resimler, bağlı olduğum hosting de meydana gelen arıza nedeni ile silinmişti.  Günlerce google da aradmış, bulamamıştım. 9 ay sonrası bilgisayarımın kopyası içerisinde tesadüfen buldum.  Sevincimi tarif edemem. Orta bölümdeki resimler ise;  2008 yılı okul öncesi talebeleri, öğretmenleri olan Kızım Ayşegül, Eşim Zeynep ve kızımın öğretmen arkadaşı Seher

10.2015 – Bu fotoğraflar konusunda bir düşünce ve isteği olan olursa, sayfamın altındaki YORUM kısmına görüşlerini yazabilirler. Kendilerine cevap verilecektir. Senir köy – Şuhut 7 km /  Şuhut – Afyon 28 km. 08.2011 Restorasyonu yapılmakta olan Şuhut merkez Camisinde yapılmakta olan çalışmalar ile ilgili resimler için bakınız.   08 .2014 Gelen soru üzerine: Şuhut rakım: 1140 mt,  Senir köyü okul alanı: 1230 mt

Okul bahçesindeki çocuklarımızın resimleri 2013 tarihinde, mevlevi dervişleri kiyafetindeki okul öncesi talabelerin resmi ise 2011 tarihlidir.  12.2014 – diğer bir yazım için- Senir Köyü ve Şuhut’ta son günlerim

1 2 3 4 5 8

Dağlardan Denize Doğru İllerin Rakımları

Bu sayfada okuduğunuz illere ait rakım ve rakamları, en doğru şekli ile yazma gayretindeyim. Öyle ki; İller arası yolculuk yapan tanıdıklarımdan, gördükleri rakımları yazmasını istemekteyim. Bazı rakımları bizzat gördüm, bazılarını ise telefon ile doğruluğunu tespit ettirdiğim gibi, bazı rakımlarıda çeşitli televizyon yayınlarında görerek yazmaktayım.

Zaman zaman sayfama ilçelerin rakımları hakkında sorular gelmektedir. Tüm ilçelerimizin rakam ve rakımlarını araştırıp yazmak istedim fakat;  919 tane ilçemiz var. Bu sayıdaki ilçelerimizi yazmam ise, zamanım konusunu dikkate almasam bile, sayfamın bağlı olduğu işletme ile, yeni bir antlaşma yapmama neden olacaktı. Anlayışınızı umarım. En güzel günler, dileklerimle. Mecit Albayrak

Bir ilin rakım ölçüm noktası (genelde)  Valilik binası ve/veya var ise (şartlara göre) Tren Garı’dır. Sol taraftaki çizelge karayolu üzerindeki, sağ taraftaki sütun ise iki ayrı uydu üzerinden aldığım illerin rakım ortalamalarıdır.

1. Erzurum                          : 1890  mt                         1900 mt      1.

2. Ardahan                           : 1870 mt                          1810 mt      2.

3. Kars                                : 1768 mt                           1755 mt     3.

4. Hakkari                            : 1748 mt                          1755 mt      3.

5. Van                                  : 1727 mt                          1727 mt      5.

6. Ağrı                                  : 1640 mt                          1630 mt      6.

7. Bayburt                            : 1556mt                          1555 mt      7.

8. Bitlis                                 : 1500 mt                         1538 mt      8.

9. Muş                                  : 1404 mt                          1366 mt     9.

10. Şırnak                            : 1350 mt                          1356 mt    10.

11. Yozgat                           : 1301 mt                          1305 mt    11.

12. Sivas                             : 1285 mt                          1291 mt    12.

13. Nevşehir                        : 1250 mt                          1196 mt    15.

14. Niğde                             : 1229 mt                          1235 mt    13

15. Erzincan                        : 1214 mt                          1215 mt    14.

16. Gümüşhane                  : 1153 mt                           1169mt    16.

17. Bingöl                            : 1151 mt                           1157 mt    17.

18. Mardin                           : 1083 mt                            946 mt     29.

19. Kayseri                          : 1071 mt                         1058 mt    21.

20. Elazığ                             : 1067 mt                        1070 mt     18.

21. Karaman                       : 1038 mt                          1059 mt    20

22. Isparta                           :  1035 mt                         1067 mt    19.

23. Afyon                             : 1021 mt                          1025 mt    22.

24. Konya                            : 1016 mt                          1023 mt    23.

25. Kırşehir                          :  978 mt                            990 mt    24.

26. Malatya                          :  964 mt                             966 mt    26.

27. Burdur                            :  950 mt                            952 mt    28.

–. Kütahya                           :  950 mt                            957 mt    27.

29. Tunceli                           :  914 mt                            925 mt  30.

30. Uşak                              : 906 mt                              911 mt    31.

31. Siirt                                 :  902 mt                           887 mt     33.

32. Aksaray                          :  900 mt                          974 mt     25.

33. Igdır                                 :  860 mt                           860 mt    34.

34. Ankara                            :  850  mt                          890 mt     32.

35.Gaziantep                        :  843 mt                           838 mt    35.

36. Çorum                            :  801 mt                           811 mt     36.

37. Kastamonu                    :  798 mt                           809 mt    37.

38. Eskişehir                       :  782 mt                             792 mt    38.

39. Bolu                               :  725 mt                             727 mt    40.

40. Çankırı                           :  723 mt                             730 mt    39.

41. Kırıkkale                         :   700 mt                            713 mt    41

42. Diyarbakır                      :  670 mt                             675 mt    43.

43. Adıyaman                       :  669 mt                             680mt   42.

44. Kilis                               :  640 mt                             649 mt     45.

–. . Tokat                             :  640 mt                            630 mt    47.

46. Muğla                             :  625 mt                            637 mt     46.

47. Kahramanmaraş           :  568 mt                             662 mt    44.

48. Batman                          :  525 mt                             583 mt    48.

49. Artvin                              :  520 mt                            529 mt   50.

50. Şanlıurfa                        :  518 mt                             535 mt    49.

51. Bilecik                            :  500 mt                            507 mt    51.

52. Amasya                         : 392 mt                             401 mt     52.

53. Denizli                            :  354 mt                            392 mt    53.

54. Karabük                         :  258 mt                            262 mt     54.

55. Kırklareli                          :  209 mt                           219 mt     56.

56. Bursa                             :  155                                  240 mt   55.

57. Osmaniye                      :  150 mt                             118 mt    60.

58. Düzce                            :  146 mt                            153 mt     57.

59. Balıkesir                         :  139 mt                            145 mt     58.

60. İstanbul                          :  120 mt                              35 mt     67.

61. Antakya-Hatay                :  85 mt                               89 mt     61. –

62. Manisa                           : 74 mt                                 78 mt    63.

63. Aydın                              : 64 mt                                 82 mt    62.

64. Edirne                            : 42 mt                                  50 mt    64

65. Antalya                           : 39 mt                                 48 mt     65.

66. Sakarya-Adapazarı        : 31 mt                                 34 mt     68.

67. Adana                            : 23 mt                                 24 mt     70.

68. Bartın                             : 19 mt                                 19 mt    74.

69. Sinop                             :17 mt                                  21 mt     72.

70. Tekirdağ                         :10 mt                                  28 mt     69

–.  Trabzon                         :10 mt                                   47mt    66.

–.  Zonguldak                       : 10 mt                               124 mt    59.

73. Mersin-İçel                     : 6 mt                                    9 mt    79.

74. Rize                               : 6 mt                                    8 mt    80.

— . Giresun                           : 5 mt                                   14 mt    75.

76.Samsun                          : 4mt                                    20 mt     73.

—. Yalova                            : 4 mt                                     9 mt      79.

78. Çanakkale                     :  3 mt                                  12 mt       76.

—.Kocaeli – İzmit                 : 3 mt                                   4 mt      81.

80. Ordu                              : 3 mt                                    22 mt     71.

81. İzmir                              : 2 mt                                     10 mt    77.

Rakım olarak yukarıdaki mavi renkler ilk 10; alttaki mavilerde son 10 sıradaki illerimize aittir. 11.2015

12 . 2011  –      14.12.2013           Mecit ALBAYRAK

İklim değişiyor, arılar kayboluyor.

Arıların kayboluşunda (ve doğanın harap olmasında) küresel ısınma ile bağlantılı iklim değişikliğinin etkili olduğu belirtiliyor.

11.2015 – Berlin, Hür Üniversitesi’nden arı uzmanı Benedikt Polaczek’e göre, son yıllarda arı topluluklarının kitlesel ölümünün asıl nedeni Varroa zararlısı ve uyuz böcekleri .

Dünya iklimindeki istikrarsızlıkVücut direnci düşen arılar, küresel ısınma sonucu erken gelen bahara yakalanınca, değişken hava karşısında yorgun düşüyor. Şubat ayında ısınan hava (ya aldanan ve)  kovandan çıkıp bal toplamaya başlayan arılar, sonra birden bire bastıran soğuktan, halsiz düşüyor. Ardından aniden gelen sıcaklar, insanları olduğu kadar arıları da etkiliyor. Arıların ritmini bozan bir başka uygulamada, arıcıların daha fazla bal almak için kovanları kamyonlara yükleyip bölge bölge gezdirmeleri dir.

Bilinçsiz ilaç kullanımı ve VarroaParazitlere karşı geliştirilen ilaçların, arıcılar tarafından bilinçsiz kullanımı da arılar açısından tehlike arz edebiliyor. Bu ilaçlara karşı varroa zararlılarının zamanla bağışıklık ve direnç kazanması sonucu arı yetiştiricileri çareyi, fazla dozda ilaç kullanmakta bulabiliyor.  Ancak ilaçların kovanlarda ve peteklerde bıraktığı kalıntının kokusundan rahatsız olan arılar, kovanlarını terk ediyor ve geri dönmüyor.  Arı larvalarında ölümlere de neden olan yüksek dozda ilaç kullanımının yanısıra, ilaç seçimi ve ilaç uygulama zamanlarında da bilinçli olmak gerekiyor. Diğer bir etken ise arı üzerinde asalak yaşayan Varroa biti, arının kanını emerek ölümüne sebep olmaktadır.

Radyasyon :  Amerikan Arizona Landau Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmanın  sonuçları ise oldukça çarpıcı. Çıkan sonuçlara göre, cep telefonlarının ve baz istasyonlarının yaydığı radyasyon, arıların yön bulma yeteneklerini tamamen çökertiyor. Araştırmayı yürüten Dr. George Carlo arıların yayılan elektromanyetik dalgalardan olumsuz etkilenerek yön bulma yeteneklerini kaybettiklerini ve kovanlarına dönemeyince kolonilerin dağıldığını söylüyor. (Radyasyon, sadece arılara zarar vermez, tüm canlılar için tehlikelidir.)

Tarım etkileniyor :  Bazı bölgelerde arıların yüzde 70’inin iz bırakmadan gizemli bir şekilde ortadan kaybolması, kuşkusuz en çok tarımı etkiliyor. – Diğer taraftan, tarımda daha çok verim almak, tohumlara zarar veren böceklerden kurtulmak için bitkinin kendine veya toprağa atılan zehir, ilaç ve gübrelerin, arılara verdiği zarar bilinmektedir.- Arılar, ayaklarına yapışan çiçek ve bitki polenlerini taşıyarak 130 bin farklı bitki türünün döllenerek çoğalmasını sağlıyor. Sadece bir kovandaki arılar 1 gün içinde, 400 kilometrekarelik bir alanı dolaşarak 1 milyon çiçeğin döllenmesini sağlıyor. Çünkü bu işlem gerçekleşmez ise bitki ve meyveler yavaş yavaş ortadan kalkar. Bu da hayvanların ve insanların yaşamının tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Arıların polenleri taşıması yoluyla çoğalan bitkiler, insanların tükettikleri besin maddelerinin üçte birini oluşturuyor.  Kaynak  DW – 12.2011   Mecit ALBAYRAK

Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular.

11.2015 – Aradığınız sorunuzun cevabı veya benzeri yok ise, en sondaki yorum kısmına sorunuzu yazınız. Cevabınızı vereceğim. İlaveten, sayfama gelen bazı sorularınızın cevabını, uygun kısma ilave ediyorum.

Bilim çevrelerince açıklanan bir bilgi var. Dış hava sıcaklığı 14’C altına indiği zaman, kovandaki arıların yumak olduğu belirtilmektedir. (sanki, bir ip yumağının birbirine bağlandığı, sökülmediği şeklinde söylenilmektedir. Sizi kimse korkutmasın. Geçikmen halinde, 10 arının öleceğini düşünüyor ve biliyor isen 3 – 5 arım ölsün, daha iyi dediğin an, hiç durma arına bak) Arıcı arkadaş, ben 27- 28.12.2015 tarihlerinde Konya ilçesindeki arılarıma baktım. Dış sıcaklık + 4 ile 10 ‘C arasında idi. ( Arı aynı ısı durumunda ve sonbahar * kış mevsiminde dışarıda rüzğar esiyor ise, arılar  yumak olur. Burada ölçü; RÜZĞARDIR.) Kovandaki arılarım yumak olmadığı gibi, ben arılığıma gittiğimde, uçuşan arılar bile vardı. Ve bütün kovanlarımı, çitalarımı elden geçirip, boş çitaları aldım, balı az olanlara ilave şerbet  ve varroa tütsüsü verip geldim. Aynı şartlarda, istiyorsanız sizlerde baka bilirsiniz. Tercih sizin. Yalnız bir uyarım var. Çita üzerine gerçekten ip yumağı gibi olmuş arı ve çitalara dokunmayın, yumak bozulmasın. O zaman arının işi biter. 12.2015

 Arıların, zemheri girişinden itibaren çiğdemlerin açtığı ana kadar rahatsız edilmemesi ön şarttır. Rahatsız edilirlerse, arı yok olur!!. Hayır yok olmaz sadece bir bölümünün erkenden ölmesine ve gereğinden fazla bal yemelerine neden olursunuz. Mecburen şerbet vermeniz gerekli ise dikkat etmeniz gereken şu: Şerbet vereceğiniz kovanın arıları dışarıda uçuşuyor ve arıya bakmanız gerekiyor ise, oyalanmadan hatıl veya örtü üstü şerbetliğe şerbetinizi dökebilir, boş çitaları ala bilirsiniz. Arılar uçuşmuyor ise, muhakkak arılar yumak olmuşlardır. Hatıl veya üsteki şerbetliğe şerbeti döküp kapatınız. Yumak olmuş arı ve çitalara kesinlikle dokunmayınız, her hangi bir şekilde arı ve çitaların ıslanmamasına dikkat ediniz.12.2015

1960 yılı öncesinde ülkemizde gezgincilik yapılmıyordu. Kafkas, (Orta) Anadolu, Muğla, Suriye, Kıbrıs ve İran arısı ırkları, ismi yazılı bölgelerde, yaşamakta idiler. Bahsedilen yıldan sonra adı geçen arı ırklarının safları, yok oldu.  Şimdi üretilen ana arıların ana tarafı % 80 Kafkas, %20 erkek Muğla arısı melezidir. D. Anadolu ve Kara  Denizde Kafkas; İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve G. D. Anadolu bölgemizde, Kafkas anasının yerli arılar ile yaptığı melezlerin, başarılı olduğu belirtiliyor.

Macahel Arıcılık – Artvin, Camili bölgesinde  üretilen damızlık Kafkas arılar Kara Deniz ve Marmara – Posof bölgesinde yetiştirilenler ise diğer bölgelere gönderiliyor. Saf Anadolu ırkı  Ana arılar ise Kızılcahamam Kırkırca Köyü üretim merkezinde üretiliyor. Kaynak: Macahel Arıcılık.

Samsun 19 Mayıs Ün.  Prof  Syn Ahmet Güler’in Bereket Tv açıklamasına göre ; Arı sütü üretiminde İtalyan arısı, kafkas arısından daha iyi ayrıca Avrupa da verimli arı ırkı olarak Karniol’un tercih edildiğini belirtmişlerdi.

Ana arı hakkında bilinmesi gerekenler : 11.2015 – Arıcı olarak bizlerin en büyük sorunlarından biri, ana arı dır. Bazen kendi kendime: Bir anlıkta olsa şu kovan içerisinde ben arı olsam ve bu hallerini öğrensem, derim.  Sanmayın ki; Ben yılların arıcısıyım. Hayır bu sene ile 5. yılım. Allah ve sağlığım nasip ederse, cenazemin kovanlıktan geleceğini bilsem, yine arılarımın yanına giderim. İlk sene arıcı bir usta öğretmenin yanında 3 kovanımla, 130 kovan arasında ırgat gibi bulundum, çalıştım. Yeri geldi bana: Çok soru soruyorsun, dendi ve siyasi görüşümden dolayı, kasıtlı olarak bilgi verilmedi. Bu site ve yazılarımı da, geçmişte yaşadıklarıma nispet olsun diye değil, bildiklerimi paylaşmaktan zevk aldığım için uğraşıyorum. Gelelim anamıza.

Ana arı, genelde yeni kabartılmış günlük atımına hazır taze petekler ile daha önce atılmış günlüklerin olduğu petekler üzerinde bulunur. Ama, kovanın her yerinde olur. Yeni doğan ana arının boyu  ≈ 12 mm ile 18 mm arasında değişir. Boyu 25 mm kadar uzar. (yaklaşık rakamlar). Genç ana kısa ve şişman, eski ana zayıf uzun boylu olur. Kovanı dışından 2 – 3 kez  ‘tık’ layıp kulağınızı kovana dayayın, kovan içinde kısa bir uğultu olursa, ana var. Uğultu uzun olursa, ana yok demektir.

Kovana ham çita verdiniz. 1-2 gün sonra kontrol ettiniz. Petek üzerinde önlü arkalı bir kaç tane meme kapçıklarını görürseniz; bu kovanın anası yok veya işe yaramıyor, değiştirecekler demektir. Ana arı senenin veya günün her hangi bir zamanında telef olur, işçi arılar tarafından işe yaramadığı için öldürülür.  Ana arı hakkında geniş bir açıklamalar yapar isek:

A –  Çiftleşmiş ama günlük atımı  daha olmamış veya çiftleşmemiş ana arının olduğu kovana, başka kovandan arı silkelemeyin.   Arısını silkelediğiniz kovanın arıları eski analı yavrulu kovanın arılarıdır. Eski anası yavrulur ken bir bakacak ki, yavrusuz kovana gelmiş. Hemen saldırır. Çünkü bu kovanın anasının geçmişini bilmiyor. İçin de günlük ve kapalı yavrusu olan çitayıda, koymayın. Bu sefer bu kovanın arıları -bunlar nereden çıktı, derler. Gelen arılar ile eski arılar, anayı öldürürler.  Ayrıca; İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası olan  veya  olmayan   kovana, dışarıdan ÇİFTLEŞMEMİŞ ana vermeyiniz. Ayrıca anası , günlüğü ve kapalısı kalmamış kovana da, kafes içerisinde bile olsa ÇİFTLEŞMİŞ ana vermeyiniz. Kafes içerisindeki ana ile beraber kovan içerisine, üzerinde kapalı ve günlüklü  gözleri olan bir çita ile birlikte koyunuz.

Kovanı böldünüz; petek içinde günlük var ise; dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin bölüp, hazır ana verdiğiniz peteklerde günlük olmasın.  – Bu güne kadar kovanın anasını değiştireceğim de, eski anayı öldürüyor veya  dışarıya alıp, bu kovanı 2 gün anasız bekletip, kafes içerisinde yeni çiftleşmiş ana veriyordum.  13.4.2014 pz günü –  3 çita olarak böldüğüm ve petek üzerinde günlük ve kapalısı olan kovana, arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kek yenilmiş, işçi arılar çıkmış, ana ise kutu içerisinde. Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ana nın telini tekrar raptiyeleyip  aynı yere koydum ki, iyicene alışsınlar.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler.

Hazır ana vereceğiniz kovandaki, günlüklü çitaları arısız ve geçici olarak başka kovana koyup, kafes içerisindeki anayı koyup 2 gün bekleyiniz. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. 

Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaları üzerinde açık – kapalı 10 adet meme var. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim. Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını, ancak kendi bilir. Buda bir tezatlık.

B – Çita üzerinde bulunan  memelerden aynı gün içerisinde 2 veya daha fazla  ana çıkıyor. Ve 2 ana birbirine saldırıp, yumak oluyorlar. Bu dövüşler anında kavga yapan anaları görmemiş olabilirsiniz. Ama kovan içinde kavga eden analar var ise, kovandan kulağınıza ince tiz bir ses gelecektir. Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayınız, müdahale etmeyiniz. Sağ kalan, kovanın anasıdır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuzda, bu anayıda arılar öldürüyor. -yaşadım-

C – Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde  arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Orta yerinde ana arı olabilir. -var ise – Elinizde fazla tutmadan ve sıkmadan hemen alıp vaya alamıyor iseniz; kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkacaktır.

ÇKafes içerisinde hazır ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacak iseniz : Ana Kafeslerini, örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile koyup, şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir.

D – Kovanı açtınız, çitalara bakarken ana arının uçup gittiğini gördünüz. Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, ≈ 1 saat bekletiniz.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana yakın yere gitti ise gelecektir – gelebilir. 2011 yılında iki tane ana nın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? Ana daha tazedir çiftleşmemiş veya yeni çiftleşmiş ama günlük atmamıştır. Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden ise sakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtarırsınız ana, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider…Kalırsa, zaten ölecek.

E – Kuvvetli kovandan bir kaç çitayı alıp, zayıf ile birleştireceğiniz de dikkat ediniz, ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanınızda, anasız kalır.

F – Ana arıyı satın aldınız. Çitalarda günlük yok ise; Kafes içerisinde anasız kovana koyup, En az 2 gün kapalı şekli ile kalmalı. Daha sonra kek tarafındaki teli açıp tekrar aynı yere koyunuz. Kovandaki arılar keki bitirdiklerinde ana arı ile temasa geçerler. Kafesi kontrol ettiniz, ana çita üzerinde geziniyor ise, hayırlı olsun. Veya, çita gözlerinde günlük var ise; bu geçen  3 – 5 gün içerisinde ana memesi yapmaya başlarlar veya yaparlar. Bu durumu gördünüz. Hemen anayı kutusunda dışarıya alınız. Öldürürler. Yinede bu kafesteki anayı verecek iseniz, 5 gün daha bekleyin. Bu süre zarfında kafesteki anayı güneş görmeyen sıcak bir yerde bekletiniz. Arada bir, parmak ucunuzla tel üzerine su sürünüz. 5 gün sonra yapılan bütün memeleri sıyırıp anayı tekrar aynı yere telli şekli ile koyunuz. 2 gün bekletiniz. Meme olmadığını anladığınızda, telin ağzını açıp, keki kalem ucu ile hafifçe oyup aynı yere koyunuz.  Ana başlangıçta normal günlük atar. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Olabilir. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten sonra, garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

G – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayınız. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım)

H – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. ( Ana, sadece kışın veya soğuklarda günlük atımını bırakmaz. Bal biriktirme sezonu olan aylarda özellikle ağustos ayından itibaren günlük atımını azaltır veya bırakır.)  2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  :-) . Öldürmeye elim varmadı.   Tamam, ana günlük atmıyor – atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  –illa bu böyledir demiyorum ama, !! –  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı.

I –  Ana arıyı normal şartlarda kendiniz yaptırırsınız. Nasıl? Bunun için fazla beklemeyiniz. -sahte anaya gitmemiş- anası olmayan kovana, İçinde  günlüklü kapalısı olan arılı veya arısız 1 – 2 çitayı, koyunuz. Veya gözünüze kestirdiğiniz kuvvetli bir kovandan, arılı  günlüklü iki çitayı başka bir (ruşet) kovana koyup buradan 4 – 5 km uzağa götürünüz. Burada, ana memesi yaptıracağınız kovana 4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz. Bu süre zarfında bol arı sütlü ana memesi oluşacaktır. Böylece bu kovanın anasını yaptırmış olursunuz.

İ – Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayınız. Sahte ana, ana memesi yapılmasına müsaade etmez, İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni anayı sahte ana, öldürür. Zaman ve arı kaybedersiniz. Yapacağınız en temiz, en kolay yöntem: Önce boş  bir kovan hazır ediniz. Sahte analı kovanı arıları ile birlikte yerinden kaldırıp, boş kovanı aynı yere koyunuz.  Çita üzerindeki tüm arıları bu boş kovana silkeleyin. İçinde günlük ve/veya kapalısı olan çitalarıda  diğer kovanlara dağıtınız. Bu çitasız arıları 2 gün  bekletiniz. Sahte ana, ana olduğunu unutacaktır. 3. gün başka bir kovanlardan alacağınız, içinde günlük ve kapalı gözler olan 1 – 2 çita ile arının sayısına göre, ham temiz çitaları,  bu çitasız kovana koyunuz. Yalnız, çıkarttığınız eski çitaları koymayın.  Bu kovanı 4 gün, azar azar şerbetleyin. ki, arı sütleri bol olsun. b – Diğer bir yöntem ise Başka,  çok   kuvvetli bir kovan ile birleştiriniz. Tercih sizin. – F  maddesine göre hazır ana vermeyiniz –

J – Anasız kalan arı, günlük var ise Antalya bölgesinde Zemheride bile hemen aynı gün ana memesi yapmaya başlar. Bir kaç kovanın olduğu arılıkta erkek arı (ihtiyaçtan dolayı) buluna biliyor. ( Manavgatta;  1 Aralık 2014 günü, Anası ölmüş ana arı -ruşet- kovana, günlüklü küçük çitayı koydum. 18 Ocak 2015 günü bu kovanı kontrol ettiğimde ana arı geziniyor ve 4 çitanın 3 de kapalı var idi.) Yeterince çiftleşmemiş olabilir ama bu yazdıklarım olur ve oluyor. Ki, her yerde bu olur, olacak demiyorum. Müstesna, kaideyi bozmaz.  Ayrıca analı – anasız bütün kovanlara, dışarıda kalan her hangi bir ana arı giriş yapa bilir. Önemli olan bu kovan arılarının bu anayı kabul edip – etmemesidir. Ana arı sadece bala bakıp günlük atmaz. Arı için bal yemek ise, polende ekmeğidir. Kışın ana arı uçuş tahtası veya bölgesinde avare avare dolaşıyor ve kovan içerisinde arı bitme durumunda ise; bu anayı öldürüp sağ kalan arıları bir kovanın önünde silkeleyıniz, Arılar o kovana girerler.

K – Çitanın alt kenar ve yan kenarlarında açık – kapalı memeler var ise; bu oğul memesidir. – Ben oğul istemem, demekte geç kaldınız. Orta iç  kesimlerde olan meme, ana değiştirme memesidir. Siz her ne kadar bu memeleri bozarsanız bozunuz, O kovan oğula gidecektir. Bozmanız, sizin için zaman kaybıdır. Ya çok çitalı çitalı arıyı 2 – 3 parçaya bölünüz veya memeleri sıyırıp, diğer kovanlarla birleştiriniz. Yada bırakın oğula gitsin. Ayrıca, ilavedeki çitalarda meme olur ise, hemen bozun. Meme yapmasının bir kaç nedeni var. Yiyeceği bol olur, meme yapar. Ana arı kuluçkalıktan  başka yere gitmez, sizde içinde günlük olan çitayı ilaveye korsunuz, meme yaparlar.

L – Çıkan oğulu istiyorsanız, yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. I. ve 2. oğulda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup o yerden uzaklaştırınız veya anaları öldürün. Çıkan oğul, çıktığı kovana dönecektir.

M – Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakıp, üzerinde ana olan memesiz çitaları başka bir kovana alıp, 5 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar kendilerine yeni ana yapar ve çıkıp gitmezler.

N – Kovanlarınız sahil bölgesinde iken -portakal bahçesine yakın iseniz- nerede ise günlük petek işlenir. Bu durumda sadece haftada bir az şerbet veriniz. Çok verirseniz, iki çitalık arı bile olsa, oğul verir. İç bölgelere geldiğinizde ana arının günlük atımı azalır veya kesilir. Arılar fazla çalışmaz. Neden? Aynen insan gibi. Havanın soğuğundan – sıcağından   etkileniyor. Arının uçuş deliğini daraltınız. Serin hava girişi azalsın. Boş yerlere Strafor koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

O – Peteklere bakarken ana yı gördünüz. Arılar ananın üzerine üşüşmüşler, bir yere salmıyorlar, ayaklarından asılıyorlar! Ne demek? Bu anayı istemiyorlar. Ananın, kendi istedikleri yerlere günlük atmasını istiyorlar. Yani, sadece anayı değiştirmek istiyorlar. Anayı değiştiriniz veya arıları başka bir analı kovan ile birleştiriniz.

Ö – İlk oğul ESKİ ANA ile çıktı. Kalan arı yeni çıkan anayı kabul etti ve yeni oğula gitmeyecek iseler, çita üzerindeki kalan diğer memeleri, ana veya arılar kemirir ve meme içerisindeki anayı öldürürler. Veya siz yeni bir oğul daha istemiyor iseniz, diğer memeleri temizleyiniz. Çıkan oğula, ana arı günlük atıp, kapalısı oluncaya kadar şerbet, vermeyiniz. ( kimi arıcılar şerbeti verin, teşvik olur, diyorlar! denemedim)

P – Genç arının renkleri eski anaya göre  koyu parlak, boyu kısa ve şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar. Karın kısmındaki siyah halka sayısı ilk çıktığında ve kadar ise, 4 sene sonrada aynıdır.

R –  İlk defa günlük atmış ama daha kapalısı olmamış kovana, başka kovandan kapalı çita ve arı koymayınız.  03.2014

S – Kuluçkalık, çita ve arı ile doldu. Dışarıdan nektar akımının bollaştığı ana kadar anayı aşağıya hapsetmeyin. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitaları ilaveye koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez. 06.2014

Ş – Her canlı gibi Ana, KIŞLIK nektarın depolanması için temmuz, ağustos aylarında günlük atımını azaltır. 06.2014

T – Anası olmayan, kapalı havalarda veya karanlıkta açılan kovanın arıları, insana saldırır. 09.2014

analı – anasız arıların çita ile birleştirilmesi :11.2015 –  İki kovanın birleştirilmesi için önce ilave, gazete kağıdı ve koku verici bir madde lazım. Analı ve anasız iki ayrı kovanınız var. Analı çitalar kaç tane ise, kuluçkalıkta olacak. Ben koku verici olarak doğal olan katran kullanıyorum. Kuluçkalıkta ki çitaların bir kaç yerine katran sürüyorum. Kovanın üzerini tamamen  gazete kağıdını kapatıp, Kağıdın üzerinede ilaveyi oturtunuz. Tekrar İlave ve kağıdın bazı yerleri ile anasız arılı çitaların bazı yerlerine katran sürüp, örtü tahtası ve kapağını kapatınız. Kuvvetli arılar aynı gün zayıf arılar 2 gün sonra gazete kağıdını delip, kaynaşırlar. Ayrıca; petek gözlerinde kapalı yavru vara ama anası yok. Ana verme imkanınız yok ise, çitaları sağlı sollu kovanalara dağıtınız. Bütün arılar bu kovanlara dağılacaktır.  2014

ana arı yok veya sahte ana şüphesi var, anayı veriyorum öldürüyorlar, ne yapılır? : 11.2015 – yukarıdaki F –  İ maddesini okuyunuz.

 ağaç veya kaya kovuğundan arı nasıl alınır : 11.2015 –  İlk önce belirlediğiniz yerde kovan veya büyük bisküvi kutusu, ballı petek, işlenik ve ham peteklerinizi,  körük, maske ve ham petek bağlama teli ve spiral hortumunu hazır etmelisiniz.

A – Kayayı veya ağacı, kırma – kesme, arısını ve  balını alma durumunuz yok ise, kovan veya bisküvi kutusunun arka tarafını delin. İçine ballı, işlenik hazır ve ham petekleri koyun. Kovanınızın arkasına kıvrımlı hortumu takıp, arıların girdiği deliğe sokunuz. Başka yerden girip çıkmasınlar. Kovanı uygun bir yere koyup, uçuş tahtasını açık tutunuz. Zaman içerisinde önce arılar sonrada ana arı, bu kovana gelecektir.  :-)

Veya imkan var ise, ağaç (kaya) üzerinde arıların girip çıktığı deliğin etrafında dairesel veya kare şeklinde bir kapak çıkartmayı deneyiniz. İçine sert madde düşmesin.

B –  Kesme veya kırma durumunda iseniz;  BOŞ ve ballı çitaları, teli ve kovanı hazır ediniz. Arıları önce tütsü vererek sakinleştirin. Hatta, arıların çıkış deliğini bir müddet kapatınız ki, buradan çıkan arılar saldırmasın. Sonra yavaş yavaş ağacı veya kayayı kırıp, kesip arılara ulaşınız. Arada bir tütsü vermeyi unutmayınız. Dikkat ediniz arıların üzerine ağaç, kaya parçası gelmesin. O yerdeki petekleri keserek, üzerindeki ANA ve arıları ile birlikte boş çita içine aynen ham petek tutturduğunuz gibi ballı, günlüklü ve kapalı yavrulu orijinal petekleri koyup, çitanın dışından galvanizli teli dolayarak özellikle kapalı ve günlüklü yerleri ezmeden petekleri bağlayınız. Alacağınız bir şey kalmadığında, kovanın üstünü kapatıp uçuş deliğini açarak, aynı yerde bekletiniz. Uçuşan ve eski yerindeki arılar bu kovana girecektir. Rast gele.   12.08.2012 pazar  – 03.2014

akdeniz bölgesinde ocak – şubat (mart) ayında arıya şerbet  ve kek verilir mi : 11.2015 –  Bu bölgede her daim şerbet verebilirsiniz. Hava şartlarının uzun bir süre uygun olması halinde,  kek verilir. Biz veriyoruz. Yalnız yakınında arının içme suyu, olmalı. Böldüğünüz kovanlara ise kek değil, şerbet veriniz. 03.2014

antalyada  kışlık arı bakımı nasıl olmalı: 11.2015 – Her bölgedeki arı bakımları aynıdır. Kars veya Konya da arıya nasıl bakıyorsan, Antalya bölgesindeki bakımda 1 – 2 küçük ayrıntı haricinde, aynıdır. Tek  fark  Antalya daki  bazı ‘Eşek Arıları’, İç Anadolu bölgesindeki arılara göre, daha iridir. Antalya bölgesine kovanlarınızı getirmeden önce,  O bölgedeki kişiden yağmurların yağıp – yağmadığını ve kovan koyacağınız yerde -baş kısmı– EŞEK ARISI’ ( boyu en az 3 cm renk, bu şekle yakın) nın olup olmadığını öğreniniz. Eşek arısı var ise imha etmek için uygun ilacıda yanınızda götürünüz. -mesela fıs fıs türü tüplü sinek öldürücü ve sıvı DDT, yi bir deodorant kutusu içinde bu arıları yuvasına püskürtünüz- Kovanlarınızı sahile indirdiniz. Yazmaya gerek yok ama yine tekrarlıyayım. Uçuş tahtası güney/doğu istikametinde bakacak ve yerden 15 – 20 cm yükseğe kovanlarınızı koydunuz. Kovanlarınız, polen tuzaklı ise, kovan içerisine polenin girmesine müsaade ediniz. Unutmayınız ki arı için bal çorba, polen ise ekmeğidir. Gündüz etrafınızı gezip -toprak ve duvarda- eşek arısı yerlerini tespit edip, ilaçlayın.

Kasım ayında, pürem balı sağımından sonra her kovan içerisinde en az bir çita, arısız kalmıştır. Ayrıca orta kısımlardaki çitalarda da açık, -15 Aralık kadar-  kapalı günlükler olu-r-şmuştur. Yeni çıkacak yavru ne kadar çok olursa olsun, -her yerde-  bir yüzü boş çitaları dışarıya alınız.  Boşalan yerlere daha önceden kesip hazırladığınız  STRAFORLARI, gerekiyor ise iki taraflı olarak sıkıca yerleştiriniz. İçerinin sıcak olmasını sağlıyacaktır. Kesinlikle çul, çuval, kağıt koymayınız. Bu arada, arıların delemiyeceği  bir strafor cinsinin olduğunu, sanmıyorum. 2+1 şerbetini verip, kapatınız. Yanınızda varroa için en azından tütsü getirip işiniz bittikten sonra veriniz.  03.2014

antalyada ilk bahar bakımının başlama zamanı: 11.2015  25 Ocak 2013  ve (14 Ocak 2014) günü Manavgatta,  arıları kontrol ettik. Hemen hepsinde Günlük ve kapalı gözler vardı.  29 Ocak 2013 günü saat 10.30 da Serik – Gebizde, kovanlarımın başında idim. Hava açık, güneşli ve sıcaklık ≈ 17′ C. Yanımda Konya Şekerin hazır şerbeti var. Ben, çitaların boş olacağını düşünürken nerede ise bazı çitaların, full nektar ile dolu olduğunu gördüm. Haliyle bu nektar durumu, bölgeye göre değişir. Kovanlarımda günlük ve kapalı yoktu.  Bu durum, arının tarlacı gücüne ve hava durumuna göre, değişir. Sanırım günlüğün olmayışının sebebi, Manavgata göre daha soğuk ve tarlacı arıların nektarı bolca petek gözlerine koymalarından dolayı ananın, günlük atacak yeri kalmamış. Bu açıklamama göre kendi yerinizi yorumlayınız. Ocak – Şubat ve Mart ayında arı, bulduğu poleni kovana alsın. 03.2014

Amerikan  (AYÇ) Yavru Çürüklüğü: 11.2015 –  DİKKAT: AYÇ hastalığı kanunen, il ve ilçe müdürlüklerine haber edilmesi gereken bir durumdur. A.Y.Ç. ve Av.Y.Ç. de olan hastalık yeri, öncelikle ve özellikle peteklerin kendisi ve gözlerdeki çürümüş larva’lardır.  Yetişkin arılar, bu hastalığı sindirim sistemlerine almış bile olsa -kaçınılmaz- bir şekilde vücutları bu mikrobu etkisiz veya azaltma yoluna gidiyormuş. ( Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü)  Bu hastalığın çoğalma durumu ise, genelde yağma sonucu oluşmakta.

Bu hastalığa yeni (1 – 3 aylık) yakalanmış olan kovanın arılarını bir şekilde kurtara bilirsiniz. Ama, hastalığın her daim tekrarlama ve başkasına ait kovanlara bulaşma durumu var. En bilinen temizlik şekli ( 5 lt su + 500 ğr çamaşır suyu) çamaşır suyu karışımı su içinde tüm malzemelerinizin  yıkanması şart. En kolay şekli ise ki, kendi uygulamamdır  – alevlendirilmiş  körüğün alazına malzemelerinin ve eldiveninizi gezdirecek olursanız  önleminizi almış olursunuz. Genel bir uygulama yapmak için ise:  Hastalıklı olan kovanı akşam vakti alıp, en az 5 km uzağa götürünüz. Ertesi gün temiz boş bir kovan, fısfıs ve daha önceden 5 lt iki ayrı pet şişeye, 4 lt su içine 1lt çamaşır suyu karışımı ile, 4 lt şekerli şerbete, 50 gr Terramycine döküp hazırlayınız. Orada arıları, anaları ile birlikte temiz kovana silkeleyin. Çitaları ise; hemen orada kuytu bir yerde yakıp, gömünüz. Eski Kovanın her yanını, örtü tahtası, şerbetliği, kapağını ve tüm malzemelerinizi çamaşırlı su ile yıkayınız. Kovanda kalan çamaşır suyu kokusu, arıların ölümüne sebep olur. Kovanı ve malzemelerinizi açık havada ve güneşte kurutunuz. İlaçlı şerbeti, temiz kovan içerisindeki -ana dahil- tüm arıların üzerine fısfıs ile püskürtünüz. Bu ilacı 3 gün ara ile akşam vakitleri 4 kere veriniz. İki gün sonra elinizde yeterli sayıda var ise hazır, yoksa ham çitayı koyup, orada şerbetleyip, bekletiniz. Arılarınız kurtulacaktır. Belirttiğim gibi: Bu sene bu kovandan bal almanız, insanlara kötülük etmenizdir. 03.2014

arı çoğalmıyor, neden? 11.2015 – Her şeyden önce (başıma geldi)  A kovanından bir miktar arıyı, çitalı – çitasız olarak B kovanına koydunuz. Ana arı, yavrularının başka bir kovana verilmesine razı olmuyor. Ve A kovanı istendiği gibi üremiyor. Ayrıca, Şu yazacağım şıklardan biri yada hepsi sorunuzun cevabıdır. Ana, günlük atmıyor veya azalttı.  Eski. değiştiriniz. Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlükler üşüdü, arı çoğalamadı. Petek sayısını düşürün. Yiyeceği nasıl? Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve orta yerlerinde iğne delikleri var ise, bir kaçına çöp sokunuz. A.Y.Ç veya Av.Y.Ç. olabilir.  Varsa, arı çoğalmaz.  06.2014

arı, kaç  çıtada kışlatılır: 11.2015 – Yıllanmış yada ahkam kesen arıcılar: İki çita arı seneye çıkmaz, deyip insanı korkutuyorlar. Önce şunu iyi bilin. Buz üzerinde çıplak ayakla gezen kişi, Allahın izni ile hasta olmaz iken, evde duran kişi, hastalıktan kurtulmuyor. Bu örneğe göre anası bir avuç genç arısı, yiyeceği olan, varroa biti olmayan koloni Mart ayına sapa sağlam çıkar. Ha şans! diyorsanız! O şans veya şansızlık 1000 kovan içinde aynıdır, bir avuc arı içinde aynıdır. Siz şunu düşünün!. Ben bir avuç arıdan verim ala bilir miyim!! bunun hesabını yapın. Bir kovandaki çita sayısı ve üzerindeki arı ne kadar çok ve kuvvetli olursa, o kadar  iyi olur. 11.2015

arıların kovanı terk etme nedenleri ne olabilir : 11.2015 – Bilim çevresinin:  bu konuda kesin ‘sebep şu’ diyemediklerini biliyorum. Genelde, çevrede yapılan bitki ilaçlaması ile varroa için yapılan hatalı ilaçlamanın etkisi, deniliyor. ( 08. 2013 günü Geçenlerde, içinde 2 çitalık arısı, yeni anası, günlüğü ve kapalı yavrusu olan kovana göz attım. Çita üzerilerinde olan bal, YOK denecek kadardı. Arı sayısı da az idi.  Başka bir kovandan genç arı silkeledim. Arılar sorunsuz kovana girdiler. Akşam üstü de şerbetliğine şerbet döktüm. Hatta şerbetin tat ve kokusunu çabucak alsınlar diye, bir kaç damla şerbeti, kovan içerisine akıttım. ( Açlık mümkün değil) 2 gün sonra kovanı kontrol ettim Şerbete hiç dokunulmamış. Kovan içerisindeki koloni tamamen yok olmuş. Çita üzerindeki az miktardaki balı  emip, gitmişler. Kovanın iç ve dışında arı ölüsü yok. Üstelik, son 2.5 aydır hiç bir şekilde ilaç, vermedim. Ama, gittiler. 03.2014

arı neden OĞULA gider, nasıl engelene bilir? 11.2015 – Oğula gitmenin en büyük etkeni, tüm canlılarda olduğu gibi nedeni ne olursa olsun üreme, çoğalma  iç güdüsüdür. Arazide veya kovan içinde yiyecek az ise VEYA çok ise, arı oğula gider.  2 veya 3 günde bir arılara şerbet verirseniz, takip ettiğiniz, devamlı çita koyduğunuz halde, arı yine oğula gidiyor. -yaşadım-  2 çitalık arı bile, oğula gider. Kaç çita olursa olsun ana, günlük atımını bıraktı – azalttı, -sakatlandı, -kovan içerisinde yiyecek azaldı, yada biraz fazlası ile şerbet verdiniz, gerektiği zaman çita -vermediniz yeri daraldı. Vel hasıl her halükarda oğula gitme durumu vardır. Benim altı kovanımın 5 i, Nisan 2013  başında ve portakal bahçesinin dibinde meme yapmaya başladılar. Analarımın hepsi  genç OĞUL ANASI.  Çita örüldükçe azar azar şerbet veriyor ve gerektikçe çita atıyorudum, yine meme yaptılar. Temizledim, yine yaptılar. 6 kovanımdan oğul alsa idim, 24 kovanım olacaktı. Çare:  Arılarınızın oğula gitmesini istemiyorsanız, üzerinde meme bile olsa, a– Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana bölüp, memeleri de koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. b –  Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane meme bırakıp, diğerlerini temizleyiniz. c – İçinde anası olmayıp, Peteklerinde günlük, larva ve  ana memesi olan bu kovanlara çiftleşmiş hazır ana veriniz. Kabul eder veya etmezler. Kabul ederlerse memeleri kendileri temizler -yaşadım-. d – Eski anayı  öldürüp içine atınız. 1 – 2 gün sonra, Hazır çiftleşmiş ana veriniz. Memeleri arılar temizler. Şunu da yapa bilirsiniz: e – Baktınız kovandaki bütün çitalarda  bir çok memeli petek var. Bu memeli çitaları, 2 – 3 er çitalı şekilde boş kovanlara bölünüz.  5 km uzağa götürüp bırakınız. 2 gün kalsınlar. Bu şekilde arıların çoklu olarak oğula gitme heveslerini kırmış ve oğul takip etme eziyetinden kurtulmuş olursunuz. 

Eski ana, oğul durumunu istemez. Arıların yaptığı memeleri kesmek ister. Ama oğula gitmeyi isteyen arılar, ana arıya müsaade etmez ve engelleme yaparlar. Kovanda yerinin olmadığını anlayan ana, bavulunu hazırlamaya başlar. Günlük atımını bırakır. Uçuş yapabilmek için az yer ki, hafif olup uca bilsin. Ve vakti gelince, kovanı terk eder. 2. oğul ≈ 7 gün sonra çıkar. İlk çıkan oğul, kovanın  yarısına yakın olur. Oğul çıktıkça bu oran, azalır.

Bu yazdıklarımı yapmadınız ise: Oğula gitmek isteyen kovandaki arıların yaptığı ana arı kapsül ve memelerini; Oğula gitmelerini engellemek için yolmayın. Daha fazlası ile meme yapacaklardır. Bırakınız, erkenden oğula gitsinler ki, Sizin zaman kaybınız ve zararınız az olsun.  Ayrıca ilk çıkan 1.-eski analı– ve  2. oğul arılarından sonra çıkan oğullarda  en az 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koydunuz veya koymak istemiyorsunuz. Konduğu yerden aldığınız oğulu yere döküp, içinden istemediğiniz -cılız- anaları alıp kutu içinde uzak kapalı bir yere koyunuz veya öldürüp oğul arı içine atınız. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri döneceklerdir. Aynı kovandan içinden ÇOK analı olarak çıkıp, değişik yerlere konan 2 – 3  oğulu, aynı kovanın arısı deyip, başka bir kovan içerisine  birlikte koyamazsınız. Ana kokuları farklılaşmıştır. Aynı küme içerisinde OLAN birden çok analı oğulu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Ana kokusu farklı arıları, kağıt veya koku ile birleştire bilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür. İlaveten, kesinlikle yeni analı oğula kapalı göz oluncaya kadar şerbet vermeyiniz.  Verildiğinde oğul, birlikte geldikleri ÇİFTLEŞMEMİŞ ana arıyı öldürür.  03.2013

arının kovanı nasıl değiştirilir ve kaç günde bir bakılmalı:   11.2015 – Her hangi bir sebepten dolayı, içerisinde arı ve petek bulunan kovanı (mesela, kovan kırıldığı için) değiştirmeye karar verdiniz. İlk önce yapılacak olan, temiz bir kovanı  hazır etmek. Boş ve temiz kovanı, değiştireceğiniz kovanın YERİNE koyunuz. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve dış kapağını kapatınız. Mecburi değil ama yinede değiştireceksiniz;  Aynı yöntemi uygulayınız. Tekrarlanan bakım günleri ise, mecburiyet harici  3 – 4 güne bir göz atılmalı, gerekiyor ise petek veriniz – alınız. Her 10 – 12 günde bir ise, genel kontrol yapınız. 25.09.2011

arıyı BÖLMEK, kovanı çoğaltmak : 11.2015    En iyi çoğaltma  –Bölme ile olur. Bu yöntem ile bölerek çoğaltmak istiyorsanız , en erken sahil kenarında  olanlar için Nisan ayı, iç kesimlerde olanlar için ise Mayıs ayı, en uygun aylardır.  Bunun 2 türlü yolu var. A) Hazır, kafes içerisindeki ana ile BÖLEREK çoğaltmak;  B) Ana arıyı, kovanın kendisine yaptırmak.  Her iki yöntem ile  4 ile 10 adet kovana sahip olabilirsiniz.

A – Hazır ana arı ile çoğaltmak. Bu yöntem ile isitiyorsanız 10 çitalı bir kovandan, 10 tane analı kovan elde edebilirsiniz. En uygunu 10çitalı kovanı 2 veya 3 e bölmektir. Önce analarınızı, temiz kovanlarınızı hazır ediniz. Kovanlarınızın uçuş deliği kapalı olacak. Eski analı bir çita ile ham bir çitayı bir kovana koyup, aynı yerine koyunuz. Diğerlerini istediğiniz kadar yeni kovanlar bölüştürüp, kapatıp, 5 km uzağa götürünüz. Devamı olan açıklamalar için yukarıdaki, ana hakkında bilinmesi gerekenler kısmını okuyunuz.

B – Ana arıyı kendiniz yaptırmak istiyorsanız. Bal verimi iyi olan 1-2 yaşındaki Analı ve petek gözlerinde günlük olan çok çitalı bir kovanı ele alınız. Kapalı yavrulu bir çitayı anası ile birlikte, uçuş deliği kapalı olan başka bir kovana yanında ham veya işlenik bir çita ile birlikte koyup hemen 5 km uzağa götürünüz. İçinde bolca günlük olan arılı çitaları ve kovanı ise aynı yere koyunuz. Analı kovan 3 gün orada kalsın, şerbet verin, daha sonra aynı yere, geri getiriniz.  Arılıkta kalan anasız günlüklü arıları,  4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz ki, arılar ana arı sütlerini bol koysunlar. Böylece her çita üzerindeki günlüklerden, fazlası ile ana memesi yapılacaktır. Ana arılar en erken 12  gün içerisinde çıkar. Anasız kaldıkları günden itibaren 11. gün, daha önceden hazırlayacağınız X. sayıdaki boş kovanları, aynı sayıdaki boş ham veya hazır  peteklerinizi  ve nakliye aracınızı hazır edip, anasız kovanın yanına getiriniz.

Uçuş delikleri kapalı olan her boş kovana birer tane hazır petek koyup, anasız kovanın yanına sırası ile getiriniz. Memeli kovandan alacağınız bir çitayı, üzerindeki arıları dökmeden, yeni kovana koyup, Örtü tahtasını hemen kapatınız. Diğer kovanlarada aynı işlemi uygulayarak bir kovandan, X sayıda kovan elde etmiş, olursunuz. Çoğalttığınız kovanları hemen buradan alıp; 5 km uzağa götürünüz. Yeni kovanlarınız orada 2 – 3 gün kalacak. Değilse, tarlacı arılar eski kovanlarına geri  dönerler.

arı şerbeti neden yemez ?:  11.2015 – İlk akla gelebilecek maddeler. Arı şerbeti beslenmek ve mum örmek için yer. 1 – Her şeyden önce şerbeti, çok döktünüz. Kalanını sonra yiyecektir.  2 – Kovan içerisindeki arı sayısı az veya azalmış, döktüğünüz şerbet de çok gelmiştir. 3 – Petek gözlerinde yeterince bal stoku var, karnıda doydu, verdiğiniz şerbetide koyacak yeri yok. 4 – Arı oğula gidecektir. Bak! Meme varmı?  5 – En tehlikesi ise: Kovan içerisindeki arı sayısı ne durumda azalıyor mu? Yavru sırlarını kontrol ediniz. Sır’ların ortasına yakın yerlerde iğne deliğine benzer delikler var ise, kovanınızda en basitinden Av.Y.Ç. var demektir. (Arı neden çoğalmıyor, kısmına bakınız.  09 / 2012

arı kovanlarında YAĞMA  OLMA yağma olma durumu anında yapılacak : 11.2015 HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ.  Yağma olmayıp sadece Şüphe etseniz bile.hemen kapatınız. Yalnız; kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekilde kapatmayınız.  Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız. 10.2013

Dikkat : Gezginci arıcılık yapıyor veya aynı yerde arılarınız kışlatıyor, dibinizde veya bir km uzağınızda bile olsa başkasına ait arı var ise; özellikle Aralık’tan – Mart ayı arasında O KİŞİLER ARILARINA KEK – ŞERBET VERMEDİ İSE, SİZDE VERMEYİNİZ. Verirseniz, şerbet ve kek kokusunu alan başkasının arıları, sizin kovana hücum edip, arınızın  bitmesine sebep olurlar ve olursunuz. Neden: Çünkü bu aylar içerisinde arı, zerre nektar bulamaz. Aç ise, senin kovana saldırır.  -yaşadığım bir olay-  01.2015

arılara kışın küp veya sorma şeker nasıl verilir : 11.2015 – Küp Şekerin, kekten bir farkı yok. İç bölgelerde iseniz, vermeyiniz. Sorma şeker ise, içeriğinde su olduğu için, küp şeker kadar tehlikeli değildir. Yeter’ki, pancar şekerinden yapılmış olsun. Kovan üzerinde şerbetlik var ise; arıların şerbeti emdiği yere sorma şekeri naylon torba içinde koyunuz ki, eridiği zaman aşağılara akmasın. Kovan içerisinde hatıl şerbetlik var ise, içine koyunuz. Kesinlikle sorma şekeri alenen dibine dökmeyiniz. Eriyen sorma şekere ayakları değen arı kalkamaz -başıma geldi-, arıların ölümüne ve dışarıya sızar ise yağmacılığa sebep olursunuz. 11.2012

 Balın kalitesinin bilinmesi : 11.2015 –  Bereket Tv yayınlarının birinde açıklama yapan 19 Mayıs Üniversitesi profesörü :  Balın kalitesi, prolin ile belli olur.  Prolinin  en yüksek ölçüsü (kendilerine göre) 800, bazen 850 prolin olur. Gerçek balın tesbiti için ise 27 çeşit araştırma gerekiyor. Bu analizin değeri ise (2013 yılı için) 1400 TL, demişti.  Bu istek kişisel meraktır. Ürettiğim balın kalitesi ne? 2014 sezonunda 17 kovanımın 6 (altısından) ballık ve kuluçkalıktan toplam 32 kğ bal hasat edebildim. Şerbeti sadece, 15  temmuz ve ağustos aylarında arının getirdiği nektarı yemeyip, şerbeti tüketmesi için azar azar verdim. Konya  İl Tarım  Md.  ≈ 100 gr numune götürdüm. Prolin, fruktoz, glukoz meyve şekeri ve sakkaroz pancar şekeri için diğer masraflarım hariç, 174 TL ödedim. Sonuç : Prolin722,03   Fruktoz38,86 Glukoz34,55  Sakkaroz pancar şekeri – 0,59   27.10. 2014

Bal sağımından sonra kovanda ne kadar bal kalmalı: 11.2015 –  10 çitalık bir kovanda bırakılması gereken bal miktarı olarak ≈  Sahil kenarlarında 10 kğ, İç bölgelerde 15kğ, soğuk bölgelerde 20 kğ  bal olmalı. Bal sağımında, kuluçkalıkta bulunan  özellikle polensiz ballı çitaların sağımınıda yapa bilirsiniz. Akabinde Eylül ayı sonuna kadar  1+1  Ekim ayında 2 +1 şerbet veriniz. 12.2012

ballı bitkiler : 11.2015 –  Önce şunu vurgulamam lazım. Ege bölgesinde bulunan bir çiçeğin adı ile, başka bölgemizde bulunan aynı çiçeğin adı, yöresel olarak farklı olabilir. Bilimsel olarak açıklandığı şekli ile:  Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü -az yemek lazım-, mera çiçekleri, kekik, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek(sünemit), çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin -son 4 tanesi özellikle salgı balı için-, ıhlamur, kestane, korunga., peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, kabak çiçeği, unutma beni, yabani turp, 01.2013

Hollandalı bilim adamlarının bir dergide İngilizce olarak yayınladıkları bal ve polenli bitki isimleri ise: Lavanta, Kekik, Kişniş, Hodan (sütleğen cinsi), Adaçayı, Rezene, Gülhatmi, Çiğdem, Düğün Çiçeği, Kardelen, Itır, Dalya, Nergiz, Tatlı Sığınma, Haşhaş, Zinya çiçeği, Ay Çiçeği, Kedi Otu 12.2014

bal akım zamanları : 11.2015 – Balın gelişi ve bitiş zamanı  bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik gösterir. Sadece şunu, kesin bilin, yeter.  Peteklerin en üst kenarında, çizgi halinde kar beyazı renginde petek örümleri olur. Bu görüntü,  doğadan bal akımının başladığını gösterir. Bu akım başlangıcı, petek örümlerinin en hızlı olup, arı tarafından çokça ve bolca harcandığı zamandır. İç bölgelerde Nektar birikimi 15 Mayıs – 15 Temmuz arasıdır. Bölgelere göre başlama ve bitiş, bir hafta önce – bir hafta sonradır. Arılarınız ilavede ve full sahil -akdeniz-taraflarında iseniz 15 Şubat’ta  yabani çilek ile başlayan bal alımı   narenciye, yabani turp, kiriş, meyve çiçekleri ile  mayıs ayı başına kadar devam eder. Bir uyarı daha yapayım. Petek gözlerinde nektar azalmaya başlamış ise, haftada bir arının gücüne göre (bal için değil, yemesi için) 1 – 2 su bardağı kadar şerbet vermeniz, getirilen şerbeti muhafaza altına alacaktır. 11.2015

Çitalı arının fiatı ve alım zamanı : 11.2015 – Bir çita arının fiatı yer ve zamanına göre değişir. Misal. Serik 2013 te şubat ayında eski kovanı ile birlikte 4 çita analı bir arının fiatı, 200 – 250 lira.-idi- Neden? Bu arıları karpuz tarlasında tohumlama için kullanacaklar. Çiftçi, daha çok kazanacağını bildiği için, bu parayı veriyor. Şubat – Mart aylarında alınacak 1 çitanın fiatı fazla olur. Alacaksanız (nisan) Mayıs ayını bekleyiniz. Bu aylarda Oğul olur, fiatlar düşer. Mart ayı, Konya bölgesinde 1 çita arı, 25 liraya kadar çıkar. Ben 2014 yılı Nisan ayında arkadaşlarımdan bir çitalık arıyı 27 liraya aldım. 11.2015

çitaların -peteklerin- yerleştirilme şekli : 11.2015 – Niyetiniz veya imkanınız her ne ise.   İşlenik veya ham çitaları koyacaksınız. ilk çitanızı kovanın dibine koydunuz. arılar işledi, ana çitanın iki yüzüne tamamen günlük attı.  Bu işlem arılar tarafından yapıldığı müddetce, hemen dibine ham, işlenik çitanızı koymaya devam ediniz. Ne zaman ki arılar  bu çitanın dış yüzüne nektar ve şerbet koymaya, ana iç tarafına günlük atıyor ise, bu çitadan itibaren ham veya  işlenik çitanızı, en dıştaki çitanın iç tarafına koyacaksınız. hemde her iki uçtaki çitaların iç tarafına devam edeceksiniz. Kuluçkalık, tamamen çita ile doldu. İlaveyi koydunuz. Kuluckalık içindeki nerede ise full kapalı olan  çitaları, ballı bir çita ile ilavenin dip tarafına koyunuz. Dış yüzünede en azından strafor koyunuz.  Boşalan yerlerede ham veya hazır çitanızı koymaya, bu usulü uygulamaya devam ediniz. İçinde günlük ve kapalısı olan çitayı en dışa koymayınız. Elinizde yarım yamalak az işlenik çita var ise, bunları koymayınız. Ham çita işletme işini Haziran ayı başına kadar arılar yapar. Bu aydan sonra ham çita işlemi biter. Onun için bolca ham çita işletmeye gayret ediniz. 11.2015

çok bal alma usülleri için bakınız:  11.2015 –  Bal; en çok hangi ayda alınır ve neden

iç anadolu da -ak deniz sahil kenarında- arılara ne zaman bakım yapılır   11.2015 – Derler’ki; dış hava sıcaklığı 14 ‘C den aşağıya düştüğünde arılar salkım yapar. Salkımı bozmamak için arılara bakmayınız.  Bende diyorum ki; zemheri ayında siz müdahale etmeden arılar, kovan dışına uçuş yapıyorlar ve bakmaya mecbur iseniz,  bakınız. Yalnız şunu iyi biliniz. Uçanlar yetişkin arılardır. Genç arılar bu aylarda uçmazlar. Kovanı rahatsız ederseniz,( bir nebze bile olsa) genç arıların erken ölmesine  sebep olursunuz. Onun için  mecbur kalmadıkça  Ara,. Oc, Şb, ve Mart ayının ortasından önce kovanı açmayınız.  Peki, sahil kenarında açılmaz mı? Bakılır. Sahil kenarının sıcaklığı,Konya’ya göre 10’C daha fazladır. Yalnız; İç Anadolu veya daha iç bölgelerde iseniz bu aylarda kesin  ve kesin KEK vermeyiniz. Verirseniz, o zaman arılarınızın ölümüne sebep olursunuz. 11.2015

iki – üç çitalı arı kaç çita olur veya nasıl çoğaltabilirim : 11.2015Örnek: 2014 Şubat ayında kovanlarım Manavgat ta idi. Söz konusu kovanım 3 çitalıktı. Bu gün tarih 2 Haziran 2014 ve Bu kovanım şuan, 10 çitalık.  Varroa ilacını zamanında verin. Şerbeti eksik olmasın, peteği gerektikçe verin. Polenini almayın. Son koydunuz çita örülmeden, içine günlük atılmadan yenisini koymayın. Ve herşey Allahın izninde olursa, sizin arılarınız neden 10 çitalık olmasın? 2012

Kek, pudra şekeri ve şerbet arasındaki fark : 11.2015 – Kışın (Aralık, Ocak, Şubat) Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, KEK VERMEYİNİZ.  KEK; yukarıda belirttiğim aylar içerisinde ve bu yerlerin dışında iken, verilmez. Mecbur kalırsanız bu aylarda 2+1 şerbeti verebilirsin.  KEK i  yiyen arı, bir müddet sonra su içmek ister. Arı, soğuk havada su içmek için dışarıya çıkar ise, kovanına dönmesi zor olur.  İçinde sıvı – su karışımı olmayan sade pudra şekerinin Kışın hangi maksat ile olursa olsun, arıya ve kovana verilmesi, kekten daha tehlikelidir. Şerbeti yiyen arının ise, su ihtiyacı ve ölme riski olmaz. Bilimsel açıklamadır : Kaynatılıp soğutulmuş şerbeti, arıya vermeyiniz Kanser etkisi yapıyor. 10.2013

kış boyu 4 çitalı arıya ne kadar şerbet vermeliyiz : 11.2015 – Her nerede olursanız olun, kovana aklınıza geldikçe şerbet veremez, üzerini açamazsınız. Açarsanız, felaket olmaz. Sadece arılarınızın tez zamanda ölmelerine imkan tanımış olursunuz. Her bir çita üzerinde tahmini 1,5 kğ dan 6 kğ kadar bal var ve varroa mücadelesini de bi hakkı ile yaptı iseniz, gerisini Allaha havale ediniz. 11.2015

kışa hazırlanırken kovan  bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar:  11.2015 –  Arıcı arkadaş siz, kendiniz ve ailenizle beraber kışa gireceğiniz de eviniz için ne yapıyorsunuz? Kovanlarınıza bahara girerken yaptığınız bakımdan daha fazlasını, kışa girerken yapmalısınız. Daha geniş açıklamamı okumanız için : Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

 kışın  kovanlarda arı azalması veya yavru atma : 11.2015 –  Önce şunu iyi biliniz.  Bal süzümünden sonra varroa mücadelesini yaptınız,. İçinde 20 kğ da yiyecek balı var. Ekim ayının başında bütün işleriniz yaptınız ve kovanınızı Allaha havale ederek kışa girdiniz. 15 Mart günü 10 çitalık fuulll arınızın, 8 çitaya indiğini göreceksiniz. -kendimden biliyorum-  11.2015

Yavru atma davası ise, arının azlığı ve soğuk havanın etkisi ile orantılıdır.   İyi günlerde ana arı günlük atar. Günlükleri ve kapalı yavruları besleyecek ve soğuklardan koruyacak, genç ve yaşlı arılardır.  Tarlacı arıların ölmesi, petek üzerinde gezinecek arıların sayısını düşürür. Sayının düşmesi akabinde oluşacak soğuklardan dolayı tüm arılar bir yerde toplanmaya başlar. Bu toplanmanın neticesinde yetişkin arının gezinmediği petek içindeki günlük, larva ve pupa ve kapalı göz içerisinde çıkmak üzere olan yavru arılar üşür ve ölür. Ölen larva ve yavrularıda kalan arılar dışarıya atar. Ayrıca aynı soruların daha geniş cevabı için,    12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  01.01.2011

kışın, ocak şubat mart aylarında arıya verilen kek faydalımı  zararlımı olur : 11.2015 – Kışın Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayı ortasına kadar KEK VERMEYİNİZ. Önce şunu üstüne basa basa yazayım. Efendim, kek verilirse arılar kesinlikle ölürrr.  Hayır. O kadar değil. Sadece şu kadarını iyicene biliniz ki; Ballı keki yiyen arının,  harareti arttığı için su içmek isteyecektir. Kovan içerisinde su olmadığı için, soğuk havalarda su içmek için dışarıya çıkarlarsa, arıların erken ölümlerine sebebiyet verirsiniz. Hava, soğuk geçmez ise, ölüm olmaz. Ama bilemez siniz. İşinizi şansa bırakmayın. 11.2015

kovan başı ne kadar propolis alınır ve propolisli bitkiler:  11.2015Propolis;  Arıların özellikle reçineli ağaç cinslerinden toparladığı, koruyucu özelliği olan, kovanlarda yarıkları kapadıkları, ayrıca kendilerini  tedavi etmek içinde  kullandıkları bir reçinemsi bir maddedir. Çam, söğüt, ardıç, şeftali, erik, kayısı, kestane, kavak, ayçiçeği ve kabak çiçeği bitkilerinin taze dal ve filizlerinde, fazlası ile bulunmaktadır. Arı sağlığı açısından gerekli olan gerçek propolisin, orman menşei, asfalt yollardan çok uzak bir arı ürünü  olması gerekir.  Kovan başı alına bilecek saf propolis miktarı ise ancak gram ile ölçülür. Bu miktar ise arıların gücüne (≈60.000)  kovanın konulduğu yere bağlı olmakla beraber, propolis tuzağı ile bir sezon boyunca  en fazla 150 gr kadar propolis almak mümkün olduğu belirtilmektedir.  Propolis, toplanıldığı ülke ve getirildiği bitki çeşidine göre kahverenği, ten rengisütlü kahvegri yeşilkoyu yeşil renklerinde olmaktadır. Uçuş deliğinin iç tarafından ve çitaların her yerinden toplana bilecek propolis miktarı ise yine ≈ 1 kğ olacaktır. Tavsiyem:

Çita ve kovan üzerindeki Propolisi temizlediniz. Alacaksanız ne ala.  Almayacaksanız, gelişi güzel atmayınız. Sıyırdığınız propolisi temiz bir taş, kaya, ağaç vb üzerine bırakınız. Ki, arı buradaki propolisi tekrar kolayca en kısa  yoldan, yerine koysun, uzağa gitmesin. Bereketli ola.  28.09.2011

Kovan içindeki NEM durumunun  tespit şekli : 05.2015  Nem’in  nedeni; Kışın kovan içinin yeterli derecede havalandırılmaması nedeni ile oluşur. Koloni kuvvetlendikçe, nem oranı artar. Kovan içerisindeki arıların vücut ısıları balı yedikçe  36 ‘C ye kadar yükseliyor.   Dış hava ise bu dereceden düşük. Arılar üşümesin diye, uçuş deliğini küçültürüz, bu sefer kovan içi sıcaklığı artar. Dışarıdan giren soğuk hava ile kovan içerisindeki sıcak havanın karışımı neticesinde, soğuk hava içerisindeki sıcak hava nedeni ile,  su damlacığı şekline dönüşüp, kovan dibinde birikir. Bu durum Koloninin çökmesine neden olan bir etmendir. Bu durum özellikle 4 ve daha aşağıdaki çitalı kovanlarda olur.  4 çitalık arıyı, kovanın orta yerine doğru koyun.   03. 2014

Kovandan polen alım miktarı ile polen ve  bal arasındaki besleme farkı : 11.2015 – Kovan içerisinde 10 çita hesabı ile, 4 çitanın yarımşar bölgelerinde polen var ise, gelen poleni alınız. Bu hesaba göre kendi polenli çitanızın hesabını yapınız. Ayrıca, topladığınız poleni havadar yerde, üstünde hafif bir bez örtü ve gölgede kurutunuz. Poleni tam kurutmadan çok hafif nemli şekilde, cam kavanoz içerisinde ve buzdolabında muhafaza ediniz. Seyrettiğim bir programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal, demişti.

Bilim çevrelerince polende bulunduğu söylenen vitamin ve diğer faydalı moleküller ile birlikte  polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR ı daha çok tercih eder. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN de çiçeğin HAVYARI VE O KADAR BESLEYİCİDİR.  Ama ne yazık ki insanımız bunun bilincinde d değildir.  01.2015

kovan önünde -üzerinde- arıların salkım yapması : 11.2015 – Nedeni:  Kovan içinde artan sıcaklık ve arıların çokluğu.  A – Aynen insanın sıcaktan balkona çıkması gibi arılarda dışarıya serinlemeye çıkıyor. B –  Kovan içerisindeki arıların, ayak atacak yeri kalmamış. Petek örme ile görevli arıların yapacak işi olmadığı için, dışarıya çıkmış – çıkartılmış.  Petek koymanız lazım. Koydunuz. 10 çita tık nefes oldu! C – Arı hala dışarıda ise: İlave koymalısınız.   31.07.2012 salı

kovanı nasıl ve ne şekilde koymalıyım : 11.2015  Bazı arıcılar, ama tecrübesinden ama bulunduğu yerin mecburiyetinden, kovanlarını değişik yönlere koymaktadır. Ben sizlere; arı uçuş tahtası yönünü  G. Güney / Doğu  yönüne bakacak şekilde koymanızı tavsiye ediyorum. Neden? G/D yönü kıble yönü, bütün yönlerden daha sıcak ve Rüzğarı az alır. Öne doğru 1 – 2 cm eğik, yerden 20 – 30 cm yükseklikğe konulmalı. Kesinlikle örtü ve üst kapak tahtası üzerine ve kovan içine çul – çuval – gazete kağıdı – karton – naylon örtmeyiniz. Nem yapar. Kış için kovan koyacağınız yerin, kuzey tarafı kapalı bir yer olursa, çok iyi olur. Kovanlarınızı yazın seyrek –  kışın birbirlerine yakın koyunuz. Rüzğarı keserler. :-)  08.08. 2012  Çarşamba

kovan önünde -yerdeki- ve içindeki arı ölümlerinin nedenleri : 11.2015 – tıklayınız:  12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri

nektar gelmiyor şerbet verilirmi? 11.2015 –  Sezon sonu bitmek üzere, çitalarda yeterince nektar yok ve sırlanma olmuyor! En azından  balın olgunlaşa bilmesi, doğal balın arı tarafından yenilmesini önlemeniz babından, arının sayısına göre 3 – 4 güne bir, 1 ila 3 su bardak arası şerbeti,  doğal bal alabilmeniz  için,  veriniz. 5.2013

nisan ayında -veya hangi ay olursa olsun- arı kaç çita olmalıdır: 11.2015 – Hangi ay olursa olsun; kovanda olması gereken  (önlü-arkalı) arılı çita sayısı, sizin arıya karşı görevinizle – bakımınızla eş değerdir.  Yukarıda 2 – 3 çitalık arı ne kadar olur, konulu yazıma bakınız. 11.2015

petek işlenmesi: 11.2015  Yeni petek işletmeniz bulunduğunuz bölge ve tarladan gelen nektara ve vereceğiniz şerbete  bağlı olmakla birlikte ancak mart, nisan ve mayıs ayında kolayca işlenmesi mümkün olur. Haziran ayında şerbet bile verseniz, örülen petek düzgün olmaz. 06.2014

ruşet kovanın gerekliliği 11.2015 – İki çitalık bir arının, 10 çitalık bir kovanda bekletilmesi gerekmez veya bırakmak istemezsiniz. Ruşet kovanlar, az sayıdaki çitaların bir bakıma saklanılmasını temin eder. Veya yedek analı arıların bir süre orada bekletilmesi için gereklidir. 12.2012

Seydişehir  bal üreticileri birliği telefonu : 11.2015 – Başkan Mustafa Taşdöğen tlf :  0 505 3541080   31. 07. 2012

Seydişehir İlçe Tarım Md. kayıtlı arıcı ve kovan sayısı: 11.2015 –  İlçe Tarım Merkezine kayıtlı 70 arıcı ve  6.000 kovan var. Kayıtlı 64 arıcı, 5.500 kovan için, devletten destekleme kredisi için baş vurmuş. Bu seneye ait destek kredi miktarı kovan başına 8.00 lira. Gine bu seneye ait Seydişehir ve çevresinde kovanı bulunan yabancı kayıtlı arıcı sayısı 30 kişinin ≈ 1.750 arı kovanı var. 11.2013

strafor kovanlar hakkında : Önce şunu düşünmek lazım! Dağdaki arı nerede yaşıyor ve bu zamana kadar nerelerde yaşadı. Doğal malzemeden şaşmayınız. Lakin, ana çiftleştirme kutuları ile 3 – 5 çitalık ruşet kovanlar için kullanımı kolay ve hafiftir. Özellikle uzak yollarda üst üste taşımalar için uygun olmaz. 01.2016

şerbet hazırlama ve verme zamanı : 11.2015 – Şerbeti kesinlikle kaynatmayınız, kaynatılmış su ile yapmayınız. ( bilimsel olarak karşı çıkılıyor) Mart / Eylül ayları içerisinde 1+1; Ekim / Şubat arası 2+1 ölçeklerinde şerbet veriniz. Her daim olmasa bile arada bir 5 lt şerbete en az bir tane limon yıkayıp sıkın, kabuklarınıda küçük dilimler halinde aynı bidona koyunuz.  Veya 5 lt şerbete yarım çay bardağı kadar sirkeyi döküp, çalkalıyınız.  Limon ve sirke doğal vitamin ve antibiyotik görevini yapacaktır. Şerbeti, Mart / Temmuz başı arası istediğiniz zaman; Temmuz/ Ekim arası ise akşam vakti dökmeniz, yağma etkisini azaltacaktır. Anası Günlük atmamış kovana ballı çita verin ama şerbet vermeyiniz. 05.2014

teşvik şurubu nedir? 11.2015 –   Şubat – Mart aylarında  kovanlarınıza baktınız, kovan uçuş tahtasında petek kırıntıları ve önünde arı ölümleri var veya yiyeceğinin kalmadığını düşünüyorsanız, Arıları canlandırmak için,  şerbet vermeniz lazım. Arılar, kovan dışına çıkıp uçuşuyorlar ise, dış sıcaklık  kaç derece olursa olsun, ama üst şerbetliğe ama hatıla limon veya sirke karışımı (üste bakınız) şerbeti dökünüz. Fazla kurcalamayın, yeter. Bu şurup, arıların eski gücüne gelmelerini sağlayacaktır. Bu yapılan besleme şekline teşvik şurubu  denir.  11.2015

temmuz ayında -uçuş tahtası- kovan önünde petek kırıntıları :  11.2015 –  A – bırakmışsınız, şerbet verin. B –  Bir nedenden ötürü arılar, verdiğiniz son  peteği beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Kışın, yiyecek yok diye -yağma durumu haric- petekleri parçalamaz lar.  Döküntülerin nedeni, sırlı balı yediklerindendir. Üstelik yiyecek kalmadığı için, petek gözlerine girip, orada yiyecek ararken, içinde ölürler.  ballı çita veya şerbet veriniz. 01.2011 pzt

 varroa ile mücadele yolları : 11.2015 – En temiz ve tehlikesiz şekli, daha önceden hazırlanılmış pudra şekerinin, çitaların arasından arıların üzerine  bir şekilde tuzluk cinsi bir elek veya avuç içi ile dökülmesidir. Her vakit yapılabilir. Varroalar aşağıya düşer.

Formik asit : Bununda en kolay şekli, piyasada formik asit emdirilmiş içinde 10 +10 karton bulunan ilaçlardır. Bu ilaç, bal sezonu öncesi, günlük var iken çita üzerilerine konulur.

Varroa için Tütsü -duman- : Bal birikimi zamanında yapılması uygun değildir – yapmayınız. Bal sağımından sonra, karanlık hariç özellikle akşam vakti sıcak – soğuk her an üçer gün ara ile üç kere verilmesi lazım. Varroset’in biyolojik olarak bala ve peteğe olacak yan etkileri konusunda bir bilgim yok. Sonuçta kimyasal bir imalattır.

Esansiyel -uçucu bitkisel- yağlar : Kekik, Timol, Mentol, Kafurun, Okaliptüs yağları. Bu yağlar eczane veya aktarlarda bulunur. Bu yağlar tehlikesiz olmakla beraber kokusu ağır olduğu için  petek ve bala sirayet eder. Bu sonuç pek uygun görülmez. Uygulama şekli olarak; Sıcak havalarda, Çita üzerine serilen bir bez üzerine, alınan şişe içerisindeki yağın 1/4 veya yarısı eşit şekilde dökülür. Örtü tahtası hemen kapatılır. Sıcak havalarda etkilidir.

Petek alt kesimin kesilmesi şekli ile : Özellikle nisan ve mayıs aylarında her kovan içerisindeki 1 -2 çitanın en alt tel kısmına gelen ham peteğin bölümü kesilir, bu şekilde kovana yerleştirilir. Bu kısma arılar erkek gözü olacak şekli ile mum örerler. Varroa en çok erkek arı gözlerinde olur. Bu gözler sırlandığı zaman telin dibi ile kesilip atılır. 1 – 2 sefer yapılıp atılması normal. Daha sonrası, yapmayınız.

 

Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları.

Sayın arkadaşlarım; şehirler arası yolculuk yaptığınız yerlerde ve yazımın içeriği doğrultusunda olan yerleri adı – hangi şehirler arası olduğu ve rakımı gördüğünüzde sayfama iletmenizi rica etsem çok şey mi istemiş olurum.

11.2015 – Doğu Anadolu Bölgesi :  Erzurum veya Erzincan üzerinden Bayburt istikametinde Kop Dağı Geçidi rakım : 2409 mt.

İç Anadolu Bölgesi : Hüyük – Doğanhisar arası Kaya Beli geçidi rakım: 1620 mt. /    Seydişehir / Taraşcı Kasabası – Durak Kasabası / Beyşehir arası  Reze Beli  rakım : 1825 mt. ( Dikkat, bu yol asfaltlı olup, kışın ulaşım olmaya bilir.)  Kadı Beli : Bozkır – Seydişehir – Antalya makasında rakım 1390 mt.

Ege Bölgesi : Afyon / Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli rakım : 1440 mt.

Karadeniz Bölgesi : Bayburt tan, Erzurum – Erzincan istikametinde Kop Dağı geçidi rakım : 2409 mt. Meçhul Asker Geçidi / Tepesi: Çorum – Samsun istikametinde rakım 1215 mt. Karadağ Geçidi / Tepesi : Çorum – Samsun istikametinde olup rakım 910 mt. Hacılı Geçidi / Tepesi : Çorumdan, Samsuna inen son veya il çıkışındaki ilk tepe olup rakım 730 mt. Ayrıca bu yol üzerinde uzunlukları 581 – 280 – 920 mt arasında değişen, üç adet tünel bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi : Antalya – Korkuteli arası Tahtalı Beli rakım : 970 mt.  Mersin / Mut – Karaman arası Sartavul Geçidi rakım : 1650 mt. Seydişehir – Akseki arası  Antalya il sınırları içerisinde, Alaca Bel tepesi rakım : 1825 mt. (Bu noktanın daha fazla olduğu; Lakin kara yolları kuralları gereğince rakımın daha fazla gösterilmesi halinde, tünel vb  uygulamaların yapılması gerektiği,  bu uygulamaların yapılmaması için, düşük gösterildiği halkımız arasında söylenilmektedir.  –  Duyumum dahilinde: Seydişehir İlçe Jandarma Komutanlığı kayıtlarında buranın rakımı 2050 mt. Gülek Boğazı – Adana – Pozantı – Ankara kara yolu üzerinde olup rakım: 1292 mt.  2013

 

Seydişehir Susuz Yaylası ve Doğanın değerini bilmek.

11.2015 – Gözümüzün alabildiği uzaklıklarda ki dağlar, ovalar, ağaçlar, çalı-çırpı  her ne varsa hepsi insanoğlunun emrinde. İtiraz yapma hakları yok. Ta ki, vakti saati gelinceye kadar.

Bu saydığım yerlerin, itiraz etme saati geldiğinde, insanoğlunun bunun önünde durması’da mümkün değil. Bunu da hepimiz, bir şekilde biliyoruz.

Aklımıza estiğinde, heybemizi  doldurup, istediğimiz topraklara piknik adı altında gezmeye; diğer bir tabir ile o güzelim bakir toprakları pislemeye koşarak gidiyoruz. Kendi evimiz, bahçemiz vb diğer yerlere bir şeyler atmayı beceremediğimiz gibi birileri de atacak olursa, çocuğumuz bile olsa kıyameti koparmayı görev biliriz.

O güzelim sarı çamlar, köknarlar, meşeler altında ve bu ağaçlara değen rüzğarın getirdiği ağaç kokularını ciğerlerimize çekerken, aynı zamanda pikniğin olmazsa olmazı  mangallar içinde, bazende  ağacın tam altında  ateşimizi yakıp, getirilen et ve et cinsi gıdaları pişirip yemeği mecburiyet  olarak görürüz. O güzelim bakir toprak ve ağaç altları pisliklerimiz  ile dolmaya başlarken,  heybelerimiz boşalır, karnımız şişer.

Seydişehir ilçesi  Konya / Meram Dutlu kırı yol ayırımı üzerinden Konya belediye önü 87,  Akseki yol ayırımı 66km,  Manavgat içi çay köprüsü üzeri 135 ,  Antalya 215, Beyşehir ilçesine ise 33 km mesafede yer almaktadır. Rakım olarak denizden 1135 mt yukarıdayız. Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinin ulaşım ve iklimi konusunda geçiş bölgesiyiz. Dağlarımız, Toros’ların uzantısı olup, yakınlardan uzaklara kadar meşe, kara çam, köknar ağaçlarımız mevcuttur.

Antalya yolu üzerinde bulunan ve  memleketimde Susuz yaylası  olarak bilinen mevki, Ankara çıkışlı kişiler başta olmak üzere, hatta kafileler halinde Mevlana ve Kapadokya   turlarına katılan yabancı turistler bile, bu yolu kullanan ve  Antalya bölgesine  gidip – gelen herkesce bilinen, görülen yerimizdir. Bu konuda dağlarımız piknik amaçlı, namlı yerlerdir.

2010 yılı mayıs ayı içerisinde biraz kalabalık olarak buraya  gelmiştik. Ki, bahar ve yaz aylarındaki insan sesleri, kuş giller familyasının seslerini bastırır. Eşyalarımızı indirdikten sonra çevremdeki kişilerin biraz hayret, birazda kızgın bakışları arasında ilk işim, arabamda sürekli taşıdığım kürek, çapa ve  testeremi çıkarıp,  çevremi temizlemeye başladım.

Benim huyumu bilen, öyle iken ginede bana kızmaktan’da geri kalmayan akrabalarımın kızma sebebi; – Sen temizle, gine batıracaklar,  söylem ve düşüncelerinden dolayı idi. Ginede dinlemeyip, temizlemiştim.

25 Eylül 2010 cumartesi günü bu sefer sadece ailemi alarak aynı yere piknige gittim. Gine eşyalarımızı indirdikten sonra ilk işim, temizliğe başlamak oldu. Bu dediğim yer, yolun kenarında  yaklaşık  3 – 400 metre kare bir yer. İnanır’mısınız!  buranın 4/3 nü  2.5 saatte ancak temizleye bildim.

Sayı olarak en fazla atık, ıslak peçete denen mendillerdi. Birem birem tırnaklarım ile topraktan söküp, torbaya biriktirip, belirlediğim bir yere attım. Daha sonra cola, soda, bira cam ve  plastik şişelerini toplayıp şehir içine getirip, – kullanılabilir atıklar çöp kovalarına,  attığım şişe sayısı 25 tane iken, toplamaya zamanım ve takatim kalmadığı için bıraktığım teneke kutular ise, bundan az değildi. Topladığım bütün pislikleri-nizi-  ise taş oyuk arasında kontrolum altında yakarak, imha ettim.

İnanırmısınız, o yorgunluğuma ve de ailemin –Hadi artık yeter, kendi işlerini yap; demesini bile dikkate almadan yapmaya devam ederken, bu yaptığım işten, temizlediğim pisliklerinizden dolayı zevk aldım. Çünkü ben, doğa dostu olan ve bu ortamda bulunmaktan coşku ile  zevk alan bir anlayışa sahibim.

Peki ya sizler ! Benim pisliğimi temizlemeyin, gerekte yok. Ama en azından kendi pisliğinizi temizlemekten, tedbirinizi kısmende olsa almaktan neden imtina ediyorsunuz? Sahibi olduğunuz yeri temiz tutarken, doğayı her şeyden önce kendinizi, çocuk ve torunlarınızı  geleceğinizi neden düşünmüyorsunuz! Neden? O güzelim bakir toprakları pislik içerisinde bırakmayı, kendinizde bir hak olarak görüyorsunuz. ?!

Bu yaptıklarınızı kendinizde bir hak olarak görmeye devam ederseniz, O topraklar, günü geldiğinde siz ve bizlerden, hakkını almayı da kendinde bir hak olarak görecektir.              Eylül 2010. 

Allaha Yalvarmak

11.2015 – Daha çocuk iken, Yüksek Makamı ile müjdelenen; kardeşlerinin garezinden dolayı köle edilen, Rabbimin koruması ile saraylarda yetişen, Edebinden dolayı hapse atılan,  acze düştüğü bir anlık gafletinde, hapisten kurtulmak için Allahına yalvarmayı unutup,  insandan medet uman Yusuf Aleyhisselama, hatasından dolayı fazladan hapishane cezası veren,  cezasından sonra  Yusuf  kuluna  tekrar  lütuf,  rahmet,  merhamet  gösteren, esirgeyen  makamını yücelten  Yüce Rabbim:  Rahmetini , merhametini,  lütfunu,  dileyen – dilemeyen – dilemek isteyibte aklı ermeyen,  dili dönmeyen, hak etmediği halde her türlü  kötülüklere maruz kalan aciz ben ve BİZ kullarından,  bu vasıflarını mahrum etme. AMİN    (bu dua her hangi bir yerden aşırma değil, tamamen içimden gelendir.)

 Rabbim,  gönlümden geçeni, hakkımda hayırlı eyle.  Hakkımda hayırlı olanı da, gönlüme razı eyle, Amin. Hz Ali   12/ 2011  :-)    Mecit Albayrak

 

Kralın yolunda yürüyen en güzel kişi.

11.2015 – Kral,  halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir.  Zaman içerisinde yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce,  bu yol üzerinde bir yarışma düzenlemeyi daha uygun bulur. Kral, isteyen her kişinin bu yarışmaya katılabileceğini ayrıca,  – Bu yoldan geçecek en güzel kişiyi’de  belirleyeceğini, ilan ettirir.

Yarışma günü,  insanlar akın akın gelirler. Bazıları  süslü en güzel arabası ile, bazılarıda en güzel elbiselerini giymiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel  biçimde  yaptırmış, kimileri de  en güzel yiyeceklerini yanında getirmiştir. Gençlerden bazılarıda sporcu kıyafetleri içerisinde, yol boyunca yarışmaya hazırlanırlar. Nihayet, gün boyu bütün insanlar bu yoldan gidip – gelirler.

Fakat kralın yanına gelen insanların hepsinin yüzleri asık bir vaziyette, aynı şikayette bulunurlar.  – Yolun bir yerinde iri taşlar  ve  moloz yığınları var. Bu birikintiler yüzünden yürüyüşümüz zor oldu, derler.

Günün sonunda bir yarışmacı kralın yanına, yorgun argın ulaşır. Üstü başı toz toprak içerisindedir. Krala büyük bir saygı ile yönelerek, elinde tuttuğu  altın kesesini uzatır.

 Yarışma yaptığım yol üzerinde yolu tıkayan taş ve moloz yığınlarından yolu temizlemek için uğraşırken, geciktim.   Bu altın kesesini de  moloz yığınları altında buldum.  Bu altın kesesi de size ait olmalı, der ve keseyi krala uzatır.  Kral gülümseyerek cevap verir:

–  O altınlar sana ait.

–  Hayır, benim değil. Benim hiç bir zaman bu kadar çok param olmadı.

– ‘ Evet ‘ der kral  ” Bu altınları sen kazandın ve yarışmanın galibi de  sensin Yoldan, En güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan  geçen en güzel kişi,   ” Ardından gelecekler için, yoldaki engelleri kaldıran kişidir.”

Alıntı:  KÜPE Dergisi .     03. 12. 2011  Cumartesi  –    Mecit  ALBAYRAK