Kovanlarda yağma olayı var ise!

YAĞMA olayı ve şüphesi var ise: 01.2022 – Şüphe bile etseniz! hemen uçuş deliğini KAPATINIZ. En az 30 dakika kapalı tutunuz. Kovan önünde uçuşların yok veya azaldığını ve arıların  çoğunun  kovan üzerine konduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız. Uçuş tahtası, kovan üstü veya yerde birbirine sarılan ve saldıran arıların varlığını ve çokluğunu görüyorsanız bilin ki, O kovanda  yağma durumu var demektir. Yalnız, kovan içindeki  arıların hava almasını engelleyecek şekilde kapatmayın. Uçuş tahtası delikli veya, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Yağmaya gelen ilk arılar, yanlardan kovana girmeye çalışırlar. Bunlar, öncü yağmacı arılardır.

Esas yağma ise, sürü halinde önden olur. Yağmanın oluşması ile, her yönden saldırıya geçerler. Yağmaya gidecek arı, hangisidir! derseniz: Kovanlıkta sayısına güvenen her kovandaki arı, zayıf gördüğü kovanı yağmalar. Mesela, 3 çitalık bir arı kolonisi bile!, kendini savunmaktan çekiniyor ise! Bir çitalık arı varken, 3 çitalık kovan, yağmaya uğrar. Kovandan çıkan arıların üzerine un, pudra şekeri serper iseniz, yağmaya gelen arıların hangi kovana girdiğini görürsünüz. İlaveten, Uçuş deliğini kapattığınızda, etrafta uçuşan arıların üzerine fısfıs ile su püskürtmek, yağmacı ve diğer arıların sakinleşmesini, sağlıyacaktır. 

Genelde yağma olayı Temmuz ayından itibaren başlar. Bu aydan itibaren kovana vereceğiniz şerbeti, akşam vakti verin ki; Yağma olayı olmasın. Acizane bir öneri yapayım. 8 – 10 kovanlık arınız var. Ve arılara bakacaksınız. Bütün kovanlara, tütsü verin ve ağızlarını kapatın. Kapattığınız bu kovanların arıları, nektar yüklü geldikleri için, direk kendi kovanlarının dışına yapışırlar. Başka kovanlara saldırma olayı pek olmaz. Baktığınız kovanında ağzı , bütün bakım işi bitinceye kadar kapalı olsun. Böylece daha rahat çalışırsınız. Lakin yinede yağma olmaz diye bir kural yok, Kovanın üsütünüde kapattığınızda, arı dışarıya çıkamadığı için, içeride bu arılar, öldürülür. Gerekirse, kovanlarınızı 1 – 2 saat kapalı tutun. 50 – 100 arının ölmesi, bir kovanın yok olmasından iyidir. 07.2019

Bölgesel İklimlerde Etkilenme şekli,

01.2022 – Bölgesel iklim durumlarını belirten yazım; özellikle meteoroloji genel müdürlüğünün yayınladığı istatistiksel renkli meteoroloji haritasını yorumlama, çeşitli araştırma ve tespitlerime dayanmaktadır. 2019

Seydişehir ve Beyşehir arasındaki iklimsel fark, cografi olarak akdeniz bölgesi ve iklimi altındadır. Dolayısı ile yapılan araştırma, akdeniz iklimine dayanmaktadır. Konya Selçuk Üniversitesi Seydişehir / Beyşehir arasındaki iklimsel farklılıklar araştırması yapmış.  Belirtildigi üzere, yağmurunu toros dağlarının güneyine bırakıp hafifleyen bulutlar, ısınarak yükselmekte ve Toros dağlarını aşmaktadır. Bilimsel açıklamaya göre iç kesimlerin soğuk havası ile tekrar karışıp nemle dolan sıcak hava, Seydişehiri hem yağmur, hem ısı olarak Beysehirden daha fazlası ile etkilemektedir.

Seydişehirde iklimsel değişim tespitleri; 2016/17 kışında 260 cm kar yağmıştı. Uzun süre kalmadı. Aşırı soğuklar, daimi olmamıştı. Bir ara – 27 C’ görülmüştü. 2017 Ağustos ayının 3.4,5,19,20. günlerinde ise hafif bile olsa yağan yağmurları da gördük. 2021 yılı eylül ayında Bursa’da görevli akademisyen: – Bu sene leylekler erken gitti, kışın soğuklar çok olacak, diye fikir yürütmüştü. 15 .12. 2021 şuan 29.01.2022 dışarıda kar aralıklı yağmışken ∼ 150 cm kar eridi/yağdı ve şuan dışarıda şehir içinde sıkışık 30 cm kar var ve zaman zaman soğuklar – 28 C’ zorluyor. 10 Ocaktan bu yana 0C’ /- 27 C’ arasında

Akdeniz bölgesi; Alanya, Antalya bölgesi içerisinde en sıcak olan bölgedir. yağmurlu gecen yıllara örnek 2018 Mayıs haziran arası Türkiyenin tamamında olduğu gibi Seydişehirde aralıklı olarak 50 günün yarısında dakikalık bile olsa yağmurlar yağmıştır. 2018-19 yılı, açıklandığı üzere tüm sahil bölgelerimiz, Antalya  / Serik Gebiz bölgesi örneğinde olduğu gibi, kapalı ve yağmurlu; 2019/20 yılı yağmur az, soğuk ve serinlik, haziran ortasına kadar devam etmiştir. 2020 Mayıs ayı 14 ve 15. günleri ise gölgede, 49 C’ ile ‘cehennem sıcaklığını’ yaşanmıştır. 

İklimsel etkilerde Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek vereyim.

2014 Haziranında düğün için  İç Anadolu bölgesinde yer alan  Eskişehir – (köse)Mihalgazi ilçesine gitmiştik. Buranın merkez nüfusu 1700. Dört tarafı dağlık ve tam orta çukur bölgesinden,  Sakarya nehri akmaktadır. Rakım olarak, Sakarya nehrinin aktığı bölge  ≈ 165 mt, ilçe Kaymakamlık binasının olduğu yer ise ≈ 215 mt.  300 – 400 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta. Sakarya nehri yatağı, Karadenize kadar bir boğaz vazifesi görüp, denizin nemli havasını buralara kadar ulaştırıyor.

Mihalgazi ilçesinde turuncgiller ve muz hariç her türlü meyve, bitki ve şimdi yapılmayan pamuk üretimi bile yetiştirilmekte ve yapılmakta imiş. Plastik seralar, Mersin – Anamur ilçesinde gördüğüm gibi, bu bölgeyi  kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013/2014) kış olmadığı için, beş kez yeşil sebze mahsulü  kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise:  13 C’

Aynı şekilde Antalya /Akseki ilçesine bağlı dag ve yüksek tepeler ile çevrili, 850 mt rakımlı Cendeve bölgesinden, Akdenize inen Manavgat çayının bulunduğu boğaz, Akdenizin sıcak havasını buralara getirip, turunc hariç zeytin ağaçları ve çam fıstıklarının yetişmesine neden olmaktadır.

Ülkemiz; kış mevsiminde güneş ve sıcaklığını,  bölgelerimize göre en az 1 – 2 saat, en fazla ise  8 – 10 saat arasında görmekte ve hissetmektedir kaynak Nasa – BBC )

Uluslararası Uzay Üssü bağlantılı olarak NASA nın 23.03.2014 tarihinde yayınladığı bir bilgiye göre: Dünya atmosferinde ve her bir (1) saniyede elli (50) kez şimşek çakar. Günde 86.400 yılda 31.536.000 kez olmaktadır.

Ülkemizin, iklim konusunda  şansız olduğu bir tarafı var.(en azından Seydişehiri örnek vereyim: 1986 – 1987 kışında, evlerin içindeki banyo kazanları ve su saatlerinin  patladığı kuru soğuk/ tipi poyraz rüzğarlarını yaşadığımız gibi; 1987 yılı Kırk -40- ikindi Nisan yağmurları ile ardından güneşli bir mayıs ayını yaşadık. 2012 yılında, kurak bir Nisan ayı ile, soğuk bir Mayıs ayını yaşadık.

20 Eylül 2013 – 20 Haziran 2014 ayları içerisindeki aylar ve  mevsimler, bilindiği şekli ile geçmemiştir.  Eylül sonlarında Manavgat ve Seydişehire yağan yağmur, Ekim ayında görülmemiş, kasım ayında ise tekrar kısa bir süre yağmur yağmıştır. Yağmurun görüldüğü günler haricinde Sonbahar her bölgede ılık geçmişti. Kış mevsiminde kar, Seydişehire iki kere yağmış olup, 2 günde erimiştir.

Manavgata ise Mart ayının başlarında yağmur yağmış, Nisan başına kadar arkası gelmemiştir. (arılarım olduğu için biliyorum) Diğer bir ifade ile Ekim – Mart arası sıcak;  Nisan – 10 Haziran arası ise, serin geçmiştir!    01.2013

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

Dikkatinizi çekme babından belirteyim. %/% temiz bir devlet yok. Ama, en çok temiz olan devletler var. Araştırma sitesinin bildirdiğine  göre en temiz ülkeler, hep aynı. Peki, allah kitap diyen bütün müslüman ülkeler ve Türkiyede yolsuzluk oranı nedir! Üstelik – Yaratılanı, yaratandan ötürü severiz diyen AKP hükümeti! Ve hükümetin Sayıştayın açıkladığı belgelenmiş her türlü yolsuzluklarına ne demeli!

Burada adı geçen ülke ve kısaltılmış hali: Finlandiya Fn, Danimarka Dn, Yeni Zelanda YZ, Izlanda Iz, İsvec Is, Singapur Sng, Türkiye TR, Isviçre I, Norveç N, Hollanda NL, Lüksemburg L, Almanya D

En sondaki ülkeler genelde aynı: Somali, K. Kore,  Suriye, Sudan, Afganistan, Myanmar,  Haiti, Çat, Nijerya, Bangladeş.

2021 yılı 180 ülke Dn, Fn, YZ,/ Tr 96.
2020 yılı 180 ülke YZ, Dn, Fn,/ Tr 86

2019 yılı 180 ülke Dn, YZ, Fn/ Tr 91.

2018 yılı 180 ülke Dn, YZ, Fn,/ Tr 83.

2017 yılı 180 ülke YZ, Dn, Fn./ TR 81.

2016 yılı 176 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 75. 

2015 yılı 167 ülke Dn, Fn, Is /  TR  66.

2014 yılı 175 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 64.

2013 yılı 177 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 53.

2012 yılı 178 ülke Fn, YZ, Dn/ TR 54.

2011 yılı 183 ülke YZ, Dn, Fn / TR 61.

2010 yılı 178 ülke Dn,YZ,Sng/ TR 56.

2009 yılı 180 ülkeYZ,Dn,Sng/TR 61.

2008 yılı 180 ülke Dn, YZ, Is /TR 58.

2007 yılı 179 ülke Dn, Fn, YZ /TR 64.

2006 yılı 163 ülke Fn, Iz, YZ / TR 60.

2005 yılı 158 ülke Iz, Fn, YZ / TR 69.

2004 yılı 145 ülke Fn, YZ, Dn /TR 81.

2003 yılı 133 ülke Fn, Dn, YZ/ TR 77.

2002 yılı 102 ülke Fn, Dn,Yz/ TR  65.

2001 yılı 91 ülke Fn, Dn, YZ / TR 56.

Kaynak : Transparency Internatıonal

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına‘ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları Allah, Bismillah deyip – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız.

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.

Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Veya, bu tip bilgileri O devlet, kast edilen sene için paylaşmaz.    12 . 2010  Albayrak

Kralın yolunda yürüyen en güzel kişi.

01.2022 – Kral,  halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir.  Zaman içerisinde yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce,  bu yol üzerinde bir yarışma düzenlemeyi daha uygun bulur. Kral, isteyen her kişinin bu yarışmaya katılabileceğini ayrıca,

Bu yoldan geçecek en güzel kişi’yide  belirleyeceğini, ilan ettirir.

Yarışma günü,  insanlar akın akın gelirler. Bazıları  süslü en güzel arabası ile, bazılarıda en güzel elbiselerini giymiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel  biçimde  yaptırmış, kimileri de  en güzel yiyeceklerini yanında getirmiştir. Gençlerden bazılarıda sporcu kıyafetleri içerisinde, yol boyunca yarışmaya hazırlanırlar. Nihayet, gün boyu bütün insanlar bu yoldan gidip – gelirler.

Fakat kralın yanına gelen insanların hepsinin yüzleri asık bir vaziyette, aynı şikayette bulunurlar.  – Yolun bir yerinde iri taşlar  ve  moloz yığınları var. Bu birikintiler yüzünden yürüyüşümüz zor oldu, derler.

Günün sonunda bir yarışmacı kralın yanına, yorgun argın ulaşır. Üstü başı toz toprak içerisindedir. Krala büyük bir saygı ile yönelerek, elinde tuttuğu  altın kesesini uzatır.

 Yarışma yaptığım yol üzerinde yolu tıkayan taş ve moloz yığınlarından yolu temizlemek için uğraşırken, geciktim.   Bu altın kesesini de  moloz yığınları altında buldum.  Bu altın kesesi de size ait olmalı, der ve keseyi krala uzatır.  Kral gülümseyerek cevap verir:

–  O altınlar sana ait.

–  Hayır, benim değil. Benim hiç bir zaman bu kadar çok param olmadı.

– ‘ Evet ‘ der kral  ” Bu altınları sen kazandın ve yarışmanın galibi de  sensin. Yoldan, En güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan  geçen en güzel kişi,   ” Ardından gelecekler için, yoldaki engelleri kaldıran kişidir.”

Alıntı:  KÜPE Dergisi .     03. 12. 2011  Cumartesi  –    Mecit  ALBAYRAK

Anayasa Mahkemesince; Özelleştirmeler ile ilgili bakanlar kurulu kararının iptali hakkında.

 01.2022 – Türk topraklarının bölünmesi yolunda sayılan her türlü faaliyet, Hükümet tarafından aynen ve fazlası ile destek görmektedir.  Kendisine ters bir görüşteki kişinin mahkemeden aldığı haklı bir karara hemen itiraz edip, bir üst mahkemeye taşımaktadır. Bu tip uygulamaları örneği her zaman vardır.
Diğer taraftan, AB nin, Türkiye’deki azınlıklar için ‘bastırarak’ isteyeceği her türlü kolaylık, en kısa zamanda yerine getirilirken, Ne yazık ki vatanın ve milletin menfaati için, Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin satışının iptal edilmesini  isteyen  T.C. mahkemeleri ve kararı yok sayılıp, milletin malının talan edilmesine imkan sağlanmaktadır. Geçte olsa yanlış hesap Bağdat tan döndü. Bakalım nereye kadar!  ——

” Danıştay 13. Dairesi’nin, bazı özelleştirme uygulamalarını durduran kararlarının, uygulanmaması için Bakanlar Kurulu aldığı kararı, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi.

Danıştayın satışlarını iptal ettiği ama AKP hükümetinin mahkeme kararlarını uygulamak istemediği fabrikalar satış listesi ve Anayasa Mahkemesininde, kabul etmediği hükümet uygulamalarına takılan işyerleri; 

1. Seydişehir Eti Alüminyum (Rizeli hemşehrisi; Cengiz -Kardeşler- İnşaata verilmişti)
2. Kuşadası Limanı (Limaş AŞ daha sonra İsrail’li Sami -Sammy- Ofer’in oğlu Eyal Ofer’e satılmıştı)
3. TÜPRAŞ (Yüzde 14.76 oranındaki hissesi İsrail’li Sami Ofer’e verilmişti)
4. SEKA Balıkesir (SÖZCÜ’de daha önce yazdığımız gibi, şehrin ortasında 2.000 dönümü yakın arsası, 230 lojmanı, 30.000 m2 fabrikanın kapalı alanı olan bu tesis, sadece 1.1 milyon dolara adeta bedava Başbakan’ın dünürü Albayrak Grubu’na satılmıştı)
5. Çeşme Limanı (Ulusoy Ortak Girişim Grubu’na satılmıştı). satılması işlemlerini iptal eden yargı kararlarını ortadan kaldıran Bakanlar Kurulu kararı, Anayasa Mahkemesi kararı ile, boşa çıkmış oldu.

Danıştay 13.Dairesi, hukuka aykırı olan ve adeta bedavaya giden yukarıdaki özelleştirmeleri ( Seydişehir Eti Alüminyum 2006 yılında) iptal etmişti. AKP bu iptaller üzerine, inanılmaz bir yol izlemiş ve 26 Nisan 2012 tarihinde mecliste çıkartılan 6300 sayılı yasaya bir düzenleme ekleyerek, “Danıştay kararının uygulanMAMASI konusunda”, Bakanlar Kurulu’na yetki vermişti!

Bakanlar Kurulu da 12 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete’de; fiili imkansızlık nedeniyle Kİ, bu imkansızlığı da Hükümetin kendisi yaratmaktadır.  CHP’nin olayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi üzerine, Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulu kararının dayanağı olan yasal düzenlemeyi iptal etti. Lakin hemen sevinmeyiniz; Anayasa Mahkemesinin  kararının devamında :

Şayet özelleştirilen yeri alanların aldıkları kurum dahilinde yaptıkları yatırım ve modernize neticesinde, devlet malının geri dönüşümü imkansız hale gelmiş ise, özelleştirilmenin iptalini isteyen mahkemenin kararları YOK SAYILACAK.  Bu şekle göre elimde 2015 yılına ait yeni Meram Gazetesinin ekine göre 2005 yılında Cengiz Kardeşlerin 305 milyon $ aldıkları Eti Alüminyum fabrıkasına bu güne kadar 550 milyon $ yatırım yapmışlar! 2005 yılında özelleştirildiğinde –  5000 işçi çalışacak – çalıştırılacak denilen fabrikada yine bu ekte yazıldığına göre 1200 kadrolu 500 taşeron işçisi olmak üzere toplam 1700 işçi çalıştırılmakta imiş.

Fabrikanın satışına karar verildiğinde fabrikada 1400 kadrolu + 400 memur + 700 taşeron olmak üzere toplam 2500 kişi çalışıyor idi

10.2013 Avukatımız Sayın Ali Altay bey ile yaptığım görüşme neticesi:  Anayasa Mahkemesinin açıklaması gereken gerekçeli kararın beklenilmesi lazım. Bu gerekçeli kararda; Özelleştirilme mağduru işçilerin ÖZLÜK HAKLARI VERİLME-li-Sİ  gerekir ( bu konuda https://aksan.av.tr/tr/blog/detail/18  bakınız) veya türünde bir karar verilmesi halinde bazı haklarımız olacak. Özlük hakkımızın yok sayılması halinde ise, yapılacak bir şey kalmıyor. Ali Bey, açıklanacak karara göre hareket edileceği ve bizlerin bilgilendirileceğini belirttiler. 08.11.2013

Evet; beklediğimiz karar açıklandı. Bazı arkadaşlar ile ben, bir takım gelişmeleri takip ediyor idik. Netleşmeden paylaşmak istemedim. Gelişme şu şekilde:  11 Haziran 2012 tarihinde Hükümet, – Özelleştirilip, geçen zaman içerisinde alıcı kişiler tarafından yapılan bazı yenileştirme veya değiştirmeler neticesinde, geriye dönüşü müsait olmayan kamu mallarının geriye alınmayacağı konusunda bir kanun çıkartmış idi.

Bu kanunun yayınlanmasından sonra; Nilgün Üğüşlü isimli bir bayan avukat;   – Danıştayın, özelleştirilmelerin iptaline ilişkin almış olduğu kararları geçersiz sayan  Hükümet uygulamalarının  İPTALİ için açmış olduğu dava, sonuçlandı. Ve hükümet aleyhinde karar çıktı. Bu şekle göre Tüpraş; Eti Alüminyum, Seka ve Kuşadası Limanının satışının iptali kararının uygulanmaya konulması yolu açıldı.  (Not: Yukarıda anlatılan konu çerçevesinde benzer bir davayı Anayasa Mahkemesinde açmak için avukatımız ile yaptığım görüşmelerde Ali bey – Şimdilik beklemem gerektiğini  belirtmişti.)

Yapılan açıklamaya göre Tüpraş’ın % 14 lük hissesinin borsa değerinin altında satılması;  52 milyon $ değerindeki Seka’nın 1,1 milyon $ satılması ve Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.  Kaynak: Meltem Tv

Bu kararlar doğrultusunda, Özelleştirme Dairesi bu satılan fabrıkaları geriye almak MECBURİYETİNDE.  Teslim aldığı günden itibaren 2 -iki- iş günü içerisinde İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİ ARKADAŞLARIMIZI GERİYE ÇAĞIRMAK ZORUNDA olduğu, çağrılmadığımız takdirde işçi arkadaşlarımızın Özelleştirme Dairesine karşı dava açılması gerektiği konusunda malumatım bulunmakta.  27.12.2013

Hükümet, Danıştay kararının iptali için Anayasa Mahkemesine baş vurmuş. Anayasa Mahkemesinin vereceği karar, neticeyi belirleyecek. 28.12.2013

Kısaca;

Anayasa Mahkemesi (AYM) başkanı Zühtü Arslan: AYM’nin bu güne kadar verdiği hak ihlal kararlarında;  %52,1 oranında, adil yargılanma hakkının (siyaseten) ihlal edildiğini belirtiyor.  Haziran 2020

İlaveten;  Bırakalım özelleştirmelerde yapılan haksızlıkları. Şunu okuyun ki; Adaletsizlik ve adalete uymamanın derecesini ne kadar çok olduğunu bilelim ve düşünelim.

14.02.2022 pazartesi günü Anayasa Mah. başk. Zühtü Arslan; 2012 yılında yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesine bireysel baş vuru konusunda çok büyük başvurular yapılmaktadır, demiştir. Bu ne demek; Normal bir mahkemede hakkını alamayan vatandaş, bu makama baş vurmak zorunda kalıyor, değil! Mecbur ediliyor.

Bu ise; her yerde olan haksızlık ve adaletsizliğin ayyuka çıktığının bir göstergesidir.

Öğrenilmesinde zorluk olan yabancı dillerin sıralanışı.

01.2022– ABD  Dil Enstitüsü bilim adamlarınca yayınlanan bir bilimsel açıklamaya göre, ana dili İngilizce olan bir insanın, yeni bir dil öğrenmek için harcayacağı zamanı, en kolay dil guruplarından, en zor dil guruplarına göre şu şekilde sıralamışlar:

1.  Afrikaans ( Güney Afrikaya göç etmiş, Hollandalı göçmenlerin konuştuğu dil); Danca (Danimarka); Flemenkce ( Hollanda – Belçika – G. Afrika lı); Fransızca; Haiti;  Norveçce; İtalyanca; Portekizce; Romence; İspanyolca; Swahili (Kenya – Uganda – Tanzanya) ve İsveçce.

2.  Bulgarca; Dari / Farsca ( İran, Afganistan, Tacikistan); Almanca; Yunanca; Urdu (Hindistan – Pakistan); Endenozya ve Malayca ( Tayland – Filipinler ve Endonezya).

3.  Amharic (Etopya); Bengalce; Burma; Çekce; Fince; İbranice; Macarca; Khmer (Kambocya); Lao (Laos  – Tayland); Nepalce; Filipince; Lehçe; Rusca; Sırpca; Sinhala (Sri Lanka / Kolombiya adası); Tai ( Tayland – Malezya); Tamilce ( Hindistan – Sri Lanka); Türkçe ve Vietnamca.

4.  Arapca; Çince; Japonca ve Korece öğrenilmesi en zor olan dil gurupları olduğu belirtilmiştir.

Dünyanın en zor dillerinden olduğu kabul edilen Japonca nın yazılımının öğrenilmesi için bir Japon çocuğunun; 12 -oniki- yıl boyunca sadece matematik ve Japon dili öğrenimini yapması gerekiyormuş.

Kanada ile ABD arasında yaşayan Chippewa Kızılderili kabilesi ile, Rusya özerk bölgesi Dağıstan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyılarında yaşayan bir etnik gurubun konuştuğu Tabasaran dilinin öğrenilmesi; Çince kadar zor olmaktadır.  Kaynak : 27.03.2012 pravda.ru

Kovan için tomruk alımı,

01.2022 – Bu konuda devletin arıcılara özel olarak tanıdığı fazla bir ayrıcalık ve imtiyaz yok. Bulunduğunuz bölgedeki Orman İşletme Müdürlüğü / Şefliği‘ne yazacağınız dilekçeye,  “Arı Kovanı İçin” aldığınızı  belirtmeniz şartı ile, istediğiniz miktardaki tomruğu seçmenize sadece, ”göz yumuyorlar”.

Tomruk seçerken; Alınan tomruğun dış yüzü düzgün  olan içi kof  olmayan ile, budağı  yok, az veya çok olma şekline göre kovan sayısı değişir. Alacağınız tomruk çapları ne  kadar  büyük,  ve kalem gibi olursa, menfaatiniz daha çok  olur.

Bu arada, marangozun keseceği ve çakacağı lataların, çitaların  kalınlığının 1 mm değişmesi bile, sayıyı etkiler. Velhasıl; 1 m3 tomtuktan  Polen tuzaklı,  İlaveli, Kapaklı ve kürek tahtası 21 cm olan çitalardan 20 şer adet dahil olmak üzere yaklaşık, 18 kovan ve 13 ilave yaptırabilirsiniz. 2 m3 tomruktan ise, aynı şartlarla, 36 kovan ve 28 ilave 10.03.2013 Pazar)


 

2021 yılında, Dünyada kaliteli yaşam sıralaması.

Aşağıdaki şartların varlığı, bir ülkenin gelişmişliği ve halkının rahatlığını tespit ederken aranan şartlardır.

  • Mülk satın alma ve sahip olma kolaylığı ve mülk yatırımlarının değeri
  • kiralama maliyeti
  • Sağlık ve eğlence gibi şeylerde avantajlar ve indirimler
  • Vize ve ikamet gereksinimleri
  • Yaşam maliyeti
  • Uyum ve arkadaş edinmenin ne kadar kolay olduğu
  • Eğlence ve olanaklar
  • Sağlıklı yaşam
  • Geliştirme ve altyapı
  • İklim
  • Ülkenin siyasi durumunun istikrarı  gibi kriterler, dünyada kaliteli yaşamın ölçüleridir. w.investopedia.com/

Bu şartlara uyan ülkeler, genelde değişmezler. Aynen ülkemizin sıralamada aldı derece ve yeri gibi. Buradaki kayıtlar,, sıralamaya konan 165 ülkenin, 2020 yılı sonuçlarıdır.

1 – Finlandiya  2 – Danimarka  3 – Norveç  4 – Belcika  5 – İsveç  6 – İşviçre  7 – Hollanda  8 – Fransa  9 – Almanya  10 –  Japonya  11 – İngiltere  12 – Kanada  13 – G. Kore  14 – ABD  15 – Tayvan   16 – Avusturya  17 – Avustralya  18 – İrlanda  19 – Singapur  20 – İspanya  21 – İtalya  22 – Çek Cum.  23 – Portekiz  24 – Yeni Zelanda  25 – Lüksemburg 26 – İzlanda  27 – Lihtenştayn   28 – Hong Kong  29 – İsrail  30 – B.A.E  31 – Yunanistan  32 – Kıbrıs  33 – Macaristan  34 -Malta   35 – Hindistan   36 – Estonya   37 – Çin   38 -Tayland   39 – Filipinler   40 – Breziıya   41 – Malezya  42 – Katar   43 – Rusya

2019 yılında 39. olan Türkiye, 2021 yılında 61. inmiş. 

Kaynak; https://ceoworld.biz/2021/06/20

ARI VE ARICILIK HEVESİM !

01.2022 –  Arıcılığı  yıllardır yapmak isterdim. 1987 yılında Alüminyum fabrikasında çalışırken, arıcılık kursuna gitmek istedim. Lakin, kurs yeri ve saatleri uygun olmadığı için, gidemedim.

Emekli olduktan sonra bir ara 2 dönem apartmanımızda yöneticilik yaptım. Bu zaman içerisinde, ilçemizde açılmış olan arıcılık kursuna başladım. Genel kurulda apartman için çalıştırdığım kişi haklı, ben haksız oldum. Tekrar seçtiler ama,  hala ve hala çalıştırdığım kişiyi savunmaya devam etmeleri üzerine, yönetimi bıraktım. Bunu niye yazdım! Toprak ve Arının, verilenleri inkar etmediğine inandığım için.

Kurs sonunda arıcılık sezonu bitmek üzere olduğundan, hemen arıcılığa başlayamadım. 2010 yılı Nisan ayında, kurs hocamın vasıtasıyla  öğretmenlikten emekli bir arıcı ile temas kurup, başlangıç olarak iki arılı kovan  alma konusunda anlaştık. Yalnız arılar kışlık  yerleri olan Antalya’dan geleceklerdi.

22 Nisan 2010 cuma gecesi bir kamyon dolusu kovan geldi. Saat 02.00 de indirmeye başladık. Beş gün sonrası ustam olacak kişinin önerileri ile iki adet kovanı seçtik. Ustamın yanında bir ortağı var. Esas yönetim hoca’da.

Onların yanında bazen sorarak, bazende yaptıklarını gözetleyerek bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Mayıs ayı içinde bir hazır ana alarak, 2 kovandan  3. kovan çıkarttık. Bu sene çiçek bakımından kısır bir dönem olduğu konuşuldu. Geçen sene ‘oğul’ çok vermişken, bu sene ustalarımın yaklaşık 110 kovanından sanırım, 10 tane oğul aldılar.

Her işin kendine göre bir zahmeti var. Haliyle ağır bir işi olmasa da, kovanların yanına gidip gelmek bile bir iş. Bunu şikayet yönünden yazmıyorum. Kovanların olduğu mevkinin, tepelerin ve dağların yanında olması, bana apayrı bir haz veriyordu. Bu işi zevk ala ala yapıyordum vede hoşnut’tum.

İyisi – kötüsü ile 5 ay 10 günlük acemilik ve yaz dönemi, 25 Ekim 2010 cmt akşamı,  Allaha  şükür selamet üzere bitti. Saat 16 – 17 arası rüzğar ve gök gürültüsü ile başlayan bir güz yağmuru serenomisini yaşadık. Neden sonra yağmur dindi. Bu sefer ustalarla beraber, daha önce indirdiğimiz kovanları bu sefer daha kalabalık bir şekilde kamyona yükledik. Yüklemenin sonuna doğru yağmur tekrar çileşmeye başladı.

Başkaları ile konuşurken, – Benim 2.5 kovanım var, diyordum. İlk iki kovanıma ilave koymuşken, çoğalttığımız kovan sadece damızlık olarak kalmıştı.

Ustalar tekrar Antalya yolunu tutarken ben, komşumun bağına doğru hareket ettim. Daha önceden kovanlarımı nereye koyabilirim! diye düşünceye kalmıştım. Öyle ya sadece benim isteklerim değil, başkaları ne diyecek, buda önemli idi. Ama düşündüğüm kadar değilmiş. Sağ olsun komşum Hasan Gürcan abi, – Şuan deyil ama, şimdilik kardeşimin bahçesine koyalım, sonrasını hallederiz, deyince rahatladım.

Kovanlarımı koyduğum Bağarası mevki her yeri sebze bahçeleri dere tepe yeşillik olan bir yer. Şimdi nerede ise ‘bir karış’ yeşil tepeleri zor bulunan, her yeri beton evlerin kapladığı, sadece yağmur mevsiminde su gözleri açılan, bazı vatandaşların betonlaşmaya direndiği,  yeşillikler arasında bir bölgemiz.

Kovanlarımı koyduğum yer, ‘hala ben varım’ diye bilen bir yeşil bölge. Yakınında  yazın yok olma durumuna gelsede devamlı akan bir çay mevcut. Ertesi gün arılarımın hatırını sormaya yanlarına gittiğimde arılar sanki bana – Abi, bizi o kurak tozlu yerde öldürmüşsün; derecesine canlı ve eskisine göre daha hareketli idiler.

04.10.2010 pzt günü, kovanlarımın iki tanesini açtım. Nakliye sonunda bir hasar olup olmadığını görmek istedim. Üzerinde ilave olanın birini açtım, hasar yok. Mayıs ayında ana verdiğimiz kovanı açtım. Bu kovanda daha öncesi bal çıtası almıştık ama, geleceğimize yakın usta, aç-tır-madı.

Kovanı açtım ne göreyim; ilaveli kovanda arısız boş yer görünmezken, bunda arılar üst ,üste binmişler. 9,5 çıta bal ve arı dolu. İkisini alıp, taze çıta koydum. Etraf arı kaynıyordu. Çorabımın üstünden ve 4 yerimi soktular bile. Şu an saat gece yarısın geçti ve  0,30 , sokulan yerlerim hala sızlıyor. Sızlıyor ama; Bacaklarımda sinirsel bir durum var, acaba faydası olur’mu?

Şimdi kovanlarıma  istediğim zaman, tabii ki gerektiğinde istediğim şekilde bakıyor, sağını solunu inceliyor  ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. (haklı-haksız) Şunu yap, şunu yapma diyende yok. Zevkim iki katına çıktı. Ölürlersede –  Şahlanırlarsa’da sonuçta benim arım. Ayı’ya sormuşlar:

Ensen neden kalın ?  Kendi işimi, kendim görürüm, demiş.

Ustaların yanında onlar için çalışma mecburiyetim olmamasına rağmen, – Hem yardım edeyim, hem bir şeyler öğreneyim, diye 110 kovan benim miş gibi, çalıştım. Hal böyle iken, esas usta öğretmen arıcı, 2 sorumdan sonra  – Çok soruyorsun,  dedi. Siyasi görüşümden dolayı, aralarında istekle dolaşmama rağmen beni yetiştirme isteği öğretmen olmasına rağmen, az idi.  Kovan bakım sırası benim kovanlara gelindiğinde -lütfeder gibi-: Şunlara da bir bakalım, derdi.

Ben ise, bildiğim bir bilgiyi başkalarına vermek için, ayaklarına gider, gitmek için bahaneler arayan biriyim. (2015) Belli değil mi? Yaşadıklarıma atıfta bulunmak için değil. 2011 yılı başında, kendi adımla bu sayfayı açtım ve bildiklerimi siz dahil, herkesle paylaşıyorum.

Arılar; verileni inkar eden insan değil, bir  böcek.  İyi bakarsam, inkar etmeyip hepsi büyüyecek. Ama. Allah nazardan saklasın. Nazar değerse, arı ilerlemez.

Arıcılık konusunda b,ldiğim, gördüğüm hiç şey, ve bilgiyi kimseden sakınmadım. Öyleki, ben sorduğuma cevap alamazken, ben başkalarına , onlar sormadan söyledim, anlattım. 12 senedir de; Yerimde sayıyorum. Neden? Siz söyleyin.

İnşaallah, karşılıklı fikirlerimizi paylaştığımız arılı – ballı nice  yıllarda görüşe bilmek  niyazımla. Kalın sağlıcakla.  10.2010    Mecit   ALBAYRAK

Dünyanın ve Türkiye’nin en sıcak ve en soğuk bölgeleri ile Sibirya ve Antarktika.

  • Dünyada  her hangi bir ülke veya yerleşim yerine ait GERÇEK İKLİM VERİ kayıtlarını açıklayan Meteorolojik bilimsel merkezler;                                                                                                 ♦ BU SONUÇLARA: Bir ülke veya şehre ait; meteorolojik kayıtların gerçeği göstermesi için,  o bölgenin 12 ay – 365 gün süresi ile, en az geriye dönük son 10 yılın sıcak, soğuk, yağmur vb kayıtlarının ortalama sonuçlarının mukayeseli tespiti gerektiğini, belirtmektedirler. 

Türkiyede en soğuk ve sıcak olan şehirleri : Türkiye de tespit edilmiş en sıcak şehrimiz, 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe + 48.8 C’ dir.  ♣En soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait – 44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir. Kaynak: BBC

Hava durumlarını,  günlük olarak televizyon gazete ve cep telefonlarında  takip eder,  okur, duyarız. 26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonu Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41, Antalya nın ise  38 C’ olduğunu söyledi ve okudum. Yazımın başında belirttiğim gibi günlük hava durumu, o bölgenin gerçek iklim, hava durumunu göstermez. 

♠ 13 Aralık 2016-16 Ocak 2017 arası, aralıklı olarak Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında ise, sadece günü birlik sayılabilecek soğuklar neticesinde; – 27 C’ görüldü. 2021 Aralık / 2022 Mart arası nerede ise daimi olacak şekli  ile  eksi dereceler görüldü.

2022 yılı Ocak ayı ortasında ise, Türkiye çapında  yine 2017 yılında olduğu gibi  2022 Ocak ayında Türkiyenin,   – 27 C’  ile en soğuk ikinci soğuk şehri oldu. Mart ayı içinde ise, tüm Türkiye sathında  olduğu gibi, etkisi olmasa da 40 cm varan kar yağışları oldu.  

♠ Bundan böyle,  (Konusunda uzman kişilerin belirttiği ve ülkemizdede beliren ani, derin hava değişikliği ile, aşırı yağışların görülmeye başlandığı bir gerçektir. İlaveten, bir Türk iklim uzmanının; Bundan böyle Türkiye de, tropikal iklim değişiklikleri olacak, demişliğini vurgulamış olayım.) Dünya yüzeyinde oluştuğu belirtilen iklim değişikliği nedeni ile! Bu zamana kadar en sıcak / soğuk bilinen bölgelerde,  günlük veya daimi aşırı hava değişimlerinin olacağı, unutulmasın. Seydişehir, yaşadığım yer olarak sadece bir örnektir. 

01.2022 – ♠ Rakım; iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağlar arasında kalmış platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları ile; Yapay bile olsa gölet ve barajların  az/çok olması, O bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması yörenin iklimini etkilemektedir.

♠ Örneğin; Alanya ve Manavgat ilçelerimizin ikisi, Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya, Manavgat’tan daha sıcaktır.

♠ Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden daha soğuktur. Bu bilgi bilimsel bir tespittir. İlaveten GK merkezi tamamen toprak bir tabakadan oluşurken KK, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. Ayrıca GK kıtasında, kraterinde lav kaynayan bir yanardağ, mevcuttur.

2020 yılı, 10/11 mayıs günlerinde sıcaklık (Tr, geniş bir bölgesi dahil olmak üzere) Serik Gebizde gölgede + 49 C’ olup; Tam güneş altına koyduğum elektronik derece, 50 C’, bozulmuştur. Bu günlere ait, bilimsel çevrelerce yapılan yoruma göre, bu sıcaklığa ‘cehennem sıcaklığı’ adı verilmiş.

  • Hal böyle iken; 2020 yılı kışı ve şuan 14 Haziran gününde, haziran ayını yarılamış olmamıza rağmen, havalar serin esen rüzğarların etkisindedir. Şuan saat 01.00 ve sıcaklık: evin içi 22, sokak 12 C’ dir. 15 haz.2020

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık kayıt ortalamalarında, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru + 28 C’ ile + 15 C’  arası farklılık olmaktadır. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları + 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının, iki önemli nedeni var:

A – Toros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında (Himalaya/Ural dağları gibi) doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını  kesmektedir.  Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt. 

B –  G. Doğu Anadolu Bölgemiz 729 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye,  Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu coğrafik yapı nedeni ile Güney Doğu bölgemiz sıcaklık konusunda Akdeniz iklimi ile, 0,1 /0,9 C’ farkları arası, yarışmaktadır.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya  (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder.

Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunuda hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. V e Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 12 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. (Özellikle bu ilçeye gittim.) Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsul kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk olan şehirlerimizin başında, – 15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı, – 11 C’ ile Kars ve – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870,   Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki  Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin  3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk  hallerinin ortalaması ise: + 5 / 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 /45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir.  

Sibiryanın – en soğuk değil– daimi soğuk olmasının nedeni: Sibirya toprakları, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Sibirya; D/B istikametinde Avrupa-Asya/Sibirya arası Ural dağları olması nedeni ile bu taraftan, Sibirya bölgesine sıcak/serin bir havanın gelmesi mümkün değilken; Sibirya nın güneyinde ise, doğu/batı yönünde uzanan Pamir ve  Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor.

Hint Okyanusundan yükselen sıcak nemli rüzgarlar, bu yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan sıcaklığı ve nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendiside soğuyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), Sibirya toprakları, enlem olarak KK hem içinde hem sınırına daha yakın olduğu için bu bölge, kuzey buz denizi üzerinden gelen, soğuk havanın etkisi, altındadır.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise; Rusyanın Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın ve kutup bölgesinde olan Verkhoyansk rakım: 130 mt. 1888 yılı Ocak ayı – 67.8 C’. Bu yerleşim yerinde en yüksek sıcaklık; 20 Haz. 2020 38 C’ olmuş.

Diğer yerleşim yeri ise Oymyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yeri, kutup sınırı dışında olup, Pasifik Okyanusuna daha yakındır. Kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C’  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş.  22 Aralık 1991 günü Grönland adası – 69,6 C’ ile Mars gezegeninden bile en soğuk gününü yaşamış. Kaynak: NASA / Rus Bilimler Akademisi  meteoroloji istasyon kayıtları ve livescience

Dünyanın anlık ve ortalama tespit edilen en soğuk yerleri: ABD / Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ ● ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün için) – 45 C’ ●  Kuzey Kutup (KK) Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. ● ABD/Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C’ ● Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’. 07.2017 Kaynak: www.uznayvse.ru

– Dünyanın 60′ enlemi üzerinden itibaren başlayan Kuzey kutup bölgesinde, kar yağmaya devam edecek ama, buz katmanlarının 2050 yılına kadar yok olacağı açıklanıyor.

Himalaya dağ bölgesi zirvelerinden üç ayrı bölgede, 1960 yılına kadar oluşmuş buz ve kar katmanlarının, 2018 yılına kadar 80 metre kalınlığında eridigi, yok olduğu CIA/NASA kayıtlarınca tespit edilmiş. 

Bu erime nedeninin ise! Dünyanın,  Güneşe göre 23⁰ olan acı uzaklığında, Güneşe doğru bir yakınlaşma acısında küçülme olduğu  belirtilmiştir. www.livescience.com                         Edindiğim son bilgi doğrultusunda; Küresel ısınma nedeni ilen, Afrika sıcaklıklarının her 10 senede bir, 40 km kuzeye doğru ilerlediğidir. 

 

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehrinin 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım. 

NASA, 9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına  göre: Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre, Dünyanın en soğuk olan bölgesi, – 93.2 C’ (- 136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır.

– 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama en sıcak yerleşim yeri, Etiyopya/ Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması: +34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: +47 C’ dir. Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.(3.2018)

1915 yılı Arizona Tuskon Çölü yüzeyinde 71,5 C’, aynı anda ve aynı noktanın 4 mt üstünde ise, 42,5 C’ ölçülmüş. Dünya meteoroloji standartlarına göre En doğru Sıcaklık/soğukluk ölçümü; yerden 1,2 ile 2 mt arası  yukarıda,  duvar dibi, ağaç yanı olmayan gölgeli bir alan içinde, ölçüm yapılmalıdır. Kaynak: NASA-BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti  Vredendal  kasabasında, Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık +48.4 C’ olmuş (bu ülke için yukarıda vurguladığım yazımı hatırlayınız). 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş. Kaynak: www.gismeteo.ru  20.12.2010 mecit albayrak 

Bal nektar akım zamanları.

bal akım zamanı göstergesi: 01.2022 Balın gelişi ve bitiş zamanı bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik  gösterir. Sadece şunu kesin bilin, yeter. Bal akımının başladığının göstergesi; Peteklerin en üst çita  kenarında, çizgi halinde kabarık kar beyazı petek örümler olur. Bu görüntü, doğadan bal akımının başladığını gösterir.

Bu akım başlangıcı, petek örümlerinin  en hızlı oluduğu zamandır. Ham petek ördürmek için, her 2 güne bir 1 – 2 su bardağı şerbet verin. İç bölgelerde Nektar akımı Nisan – Temmuz arasıdır. Temmuz başından itibaren hem arı günlük atımını azaltır, hem nektar akımı azalır. Gelen nektar, mart nisan hatta temmuz ayında bile kesilebilir.

Nektarın gelmemesinin sebebi; Bu aylarda gece gündüz oluşan soğuk, don ve yağan yağmurdan dolayı olur. İşin garibi, yağan yağmur hem nektarı yok ederken, hemde yeni ve eski çiçeklerin tekrar açmasına neden olur. Bu günlerde arının, getirdiği nektarı yememesi için, biraz bolca şerbet vermeniz gerekir. Her 3 güne bir arının gücüne göre, şerbet verin. Kovanda ve arazide bal ile nektar azaldığı zaman, kovan uçuş tahtasında bekçi arı sayısı artırılır.

Sahil taraflarında yağmurların yeterince yağması halinde, mera cinsi çiçekler açmaya başlar. Ekim ortası itibari ilede pürem, keçi boynuzu, yeni dünya acar. Ocak, şubat ayları kesat aylardır. Şubat ayından itibaren badem, kiriş, narenciye, yabani turp, meyve çiçekleri ile dağlık bölgelerde yabani çilek vd mayıs ayı başına kadar açmaya devam eder.  11.2015

Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Mısır tarihi ve arkeoloji, en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştır’ır’dım. Burada aktaracağım açıklamalar; Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihe olan alakam ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarımdır.

01.2022 – Bu yazıma ait bilgilere destek olması ve okuyucunun yorum yapa bilinmesine katkı sağlamak için ilave bilgi:

1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitap ile, 2014 basımı Tevrat kitabından sağladığım alıntı eşliğinde Adem A.S. doğumunun,  İnsanlığın  başlangıcı ve tarihi olarak sıfır (0) olduğu bilgimiz üzerinden gidersek (gerçeği CC bilir), Adem AS dan günümüze değin kaç yıl geçtiğini rahmetli Ömer hocamızın YORUMU  ile kişisel araştırmalarımla birlikte paylaşmak istedim.

  • Adem AS yaradılış tarihini (sıfır) 0 kabul ettiğimizde Adem as (tevrata göre) 930 yıl yaşadı.
  • Sıfır -0- tarihinden itibaren ilave ederek devam ettiğimizde ise;  ….
  • 2242 sene sonra, Nuh Tufanı oldu.
  • 3337 yıl sonra; İbrahim AS doğdu, 3512 yılında öldü. İbrahim As Oğulları (İshak ile İsmail), İshak oğlu Yakup ve oğlu Yusuf as
  • 3748 yıl sonra; Musa AS doğdu, 3868 yılında öldü. -bundan sonrası
  • Benim araştırmama göre Tevrat üzerinden gidersek:
  • Musa As. sonra İsa AS kadar ≈ 1450 yıl geçti 3868 + 1450= M.Ö. 5318 +0.0+ M.S. 2021 = İnsanoğlu; 7339 yıldır fani dünyada yaşamaktadır. Bilimsel olarakta, 14,000 yıl.  (Yalnız, bu rakamlarda mantık aramayınız). 
  • livescience.com sitesinden aldığım bilgiye göre ( Hz Yusuf ve Musa as yaşadığı tarihler);  Hz Musa’ya peygamberlik görevi M.Ö. 1313 yılında verildi diyor. ( Bu tarihi! gerçek olarak ele alırsak! Yahudiler bu tarihten 400 yıl önce Mısıra Yusuf zamanında geldiler ise! (MÖ ∼ 1700 yılı ediyor) Bu şekle göre Yusuf as, MÖ 1750 – 1620 yılları arasında yaşamış oluyor.) Tevrat: Hz Musa peygamber olduğunda 80 yaşında idi diyor.  Buna göre Musa as. doğumu: 1313 +80 = MÖ 1393 oluyor.
  • İnsanların geçmişi ile dinler arası tarihler, kafa karıştıran durumlardır. Okullarda okuduğumuz Akhenaton tarihi ile Hz Yusuf birlikteliğini ölçü aldığımızda ise, bu sefer Hz Musa’nın doğum tarihi yanlış oluyor. Veya tersini düşünün!!- 27.03.2018

Hz. Yusuf – Yusarsif  Yuzarsif dizisi, dini ve tarihi olduğu için, zevkle seyrediyorum. Burada bir konuya parmak basmak istiyorum. Hz Yusuf filminin etkisinde kalıp; Tamam bu, bu şekildedir, demeyin. Hz Yusuf hakkında gerçek olanlar Kuranda yazılı olanlardır. Misal:  Hz Yusufun sağ kalmasına sebep olan kişi, Tevrat ve filimde Levi;  Kuran yorumcuları tarafında ise, Yahuda veya en büyük abileri Ruben gösterilmektedir.

Farkında’mısınız bilmiyorum ama filmin ana konusu İslam ve Müslümanlık değildir.  Esas konu, Hz Yusuf ve Züleyha’nın aşkı üzerinedir. Nereden çıkartıyorsun derseniz:  Çok tanrılı inançlarından dolayı Baş rahip ve yardımcıları, 39. bölümde  Hz Yusuf ve Akhenaton tarafından yargılanırken Yusuf’un karısı Asenat; Züleyha’nın aşkını savunmak için yargılama anında araya giriyor ve -bahaneye bakan- Akhenaton’da hemen yargılama işlemini  erteliyor!! 

Diğer bir en büyük çelişki ise! Allah; Kuranda her türlü zinayı yasaklamış ken! Yaptığı ahlaksızlığı, doğru göstermeye çalışan! ∼ 65 yaşındaki kör Züleyha; Filmin sonlarında Allahın istemesi ile! 30 yaşına indirgeniyor. Yanlış degil mi ?

Dizinin son bölümünde ise; Hz Yusufun önünde secdeye gelecek olan kardeşlerden Yahuda, Şimon’a – O peygamber ama, İsrail halkı benim adımla anılacak diyor. Geleceği bilen yalnızca Allah’tır. Hz Yusuf ve Hz Muhammed’e bile bu yetki verilmezken; Yahuda yaşadığı tarihten ≈ 600 yıl sonrasını nasıl biliyor?

Ve neden!! Filmde ve Kuranda Mısır halkı!! Hz Yusuf yaşarken ve sonrasında İslami yönden günümüzde inandığımız tek Allaha inandıkları veya, Müslümanlığı kabul  ettiler açıklaması ve ayeti YOK!  25.05.2016

Yusuf as neden Mısırda idi : C.Allah Yusuf as’mı, Mısırda Müslümanlığı yayması için değil! Kardeşleri öldürmesin diye gönderdi.

Mısır ne   zaman Müslüman oldu:  C. Allah Musa as, Mısıra Müslümanlığı yayması için gönderdi. Firavun ise, kabul etmedi. Mısır,  Hz Ömer zamanında Müslüman oldu.

Bazı ansiklopedik yazılarda Mısır tarihi anlatılırken; M.Ö. 1500 -1450 yılları arasında İbrani/Yahudilerden söz edilmekte ve Suriye taraflarına sefere çıkan firavunların dönüşte Mısıra, bu halktan olan insanları getirdikleri, yazılmaktadır. (Büyük Larousse) 

Nasyonel Coğrafya kanalına göre ise, eski mısır hiyeroglif yazıtlarında İsrail oğulları;  Hz Yakup veya Hz Yusuf’un Mısıra etki ve faydaları veya burada yaşadıklarına dair hiç bir resmi veya taş kayıtlarında isimleri geçmez. Bunun nedenini, bir bilgi ve tarihi gerçek olarak aşağıda belirttim. Sadece; Yahudi inanışında Allahın adı olan, Yahova yazısına rastlanılmış. 10.2020

İlaveten; yoruma gerçeklik kazandırmak için şunu yazayım. Mısır kayıtlarında Hz Yusuf ve İsrail oğulları neden yok diye düşünürsek!!;  Koskoca Mısır firavunu 4. Amenhotep adı ve yaptıkları, taş kayıtlarından siliniyorsa! Hz Yusuf ve İsrailoğulları neden yazılı olarak bırakılsın!!

Seyrettiğim belgesel tv proğramında  Arkeoloğ;   4. Amenhotep /Akhenaton’un tek tanrı inanışına sahip olmasının nedeni olarak;

Akhenatonun Yahudi kökenli olan dedesi ile anne annesi   ve   annesi Tia,  babası      Firavun 3. Amenhotep / 3. Amenofis‘in (aynı kişi) etkisi olduğunu belirtmektedir. Bence filimde, din konusunda baba ile oğlunun bu kadar ‘aşırı devrimci‘ olmalarının diğer bir nedeni olarak Rahiplerin, firavunlar üzerindeki gelmiş – geçmiş olumsuz etkilerinide, sayabiliriz.

Not: Hz. Yusuf dizisinde ana Kraliçe Tia’nın, tek tanrıya karşı olduğu gösterilmektedir.  Arkeologlarca ve çeşitli ansiklopedik bilgilerde ise Kraliçe Tia / Tie’nin kökenin tek tanrıya inanan Yahudi veya Anadoluda hüküm sürmüş, yine Tek tanrıya inanan Luvi Krallığı ve kral kızı olduğu yazılıp, söylenilmektedir.

Yusuf  as. tek tanrı konusunda firavunu etkilemiş ve cesaretlendirmiş olabilir. Dolayısı ile Firavun’un, bizim inandığımız  tek Allah  anlayışından ziyade;  tek tanrı olarak Güneş‘i  göstermesinin sebebi bana göre; –  GüneşTek olarak varlığı herkesçe bilinen ve her gün görünen, inkar edilmesi mümkün olmayan, halkın kolayca ikna edilmesini sağlayan bir örnektir. 

Yazımın ana teması, tanrı Amonun memnun olduğu kişi; Amenhotep  veya Aton’a (güneşe) tapan manasında eski devrimcilerden Firavun Akhenaton dur. Burada kendi düşüncemin teyidi doğrultusunda  bir alıntı yapıyorum.  Anadolu İnançları konulu bir kitapta Akhenaton’un – Tek tanrıcılık konusunda öncü, olduğu vurgulanmaktadır.  02.2019

Akhenaton,  MÖ 1380 – 1332 yılları arasında yaşamış olup, 18. hanedana mensup firavunların 10. idi. Tanrı Amon,  MÖ 2000-1900 yıllarında; 12. hanedan tarafından; Mısır ülkesinin Hava, Rüzgar, Gemicilerin ve ülkenin TEK tanrısı olarak kabul edilmiş.

Amon, Mısır halkının baş tanrısı olmakla birlikte, başka amaçlar için yapılmış, görev verilmiş çeşitli isimlerde tanrıları da vardı. Mısırdaki çeşitli tanrıların varlığı ve çokluğu, Hz Yusuf’un fikirleri ve  Akhenaton’un istekleri sayesinde, Tek bir Tanrı/Allah’a indirgenmiştir.

Eski Tanrı Amon’un dini merkezi olan Karnak‘taki tapınakların rahipleri, dini konularda oldukları kadar maddi açıdan da büyük bir güce sahip idiler. O günden bu tarafa tüm Firavunların savaşlarda kazandığı ganimetlerin bir bölümü, tapınaklara otomatikman ayrılıyor ve Rahipler bu sayede, maddi güç sahibi oluyorlardı.

Rahiplerin elde ettikleri bu orantısız ve kolay kazanılan maddi güç sayesinde, bazı konularda halkın desteğini de alarak, Firavunlara bile karşı gelebilme durumları  söz konusu oluyordu. Akhenaton ile  babası III Amenofisin (dizide) rahipleri sevdikleri  pek söylenemezdi.

Firavun Akhenaton’un güzelliği ile dillere destan olan karısı Nefertiti‘nin soyu hakkında da, kesin bilgiler mevcut değildir.  Yine arkeologlarca Nefertiti’nin;  Akhenaton’un (yahudi/luvi’li) annesi Tia’nın  yeğeni olduğu hakkında görüş ve anlatımlar mevcuttur. Akhenaton, babasının ölümünden sonra M.Ö. 1352/1332 yılları arasında firavun/kral oldu. 

1346 yılında Tanrı Amon’a tapınmayı yasaklayıp; Evrensel  yaratıcı güç olarak kabul ettiği  tek tanrı Güneş’e  -Aton’a-  tapınılacağını ve adınıda değiştirerek güneşe tapan  manasında AKHEN(ATON) olduğunu açıklamış.

Akhenaton,  Amon rahipleri ve tapınaklarının dini merkezi olan Karnak  şehrinin bir benzerini, krallık yönetim merkezi olan Teb şehrinin 180 km kuzeyinde Kahire’ye doğru,  Aton’a tapanların dini ve siyasi başkenti olarak; El – Amarna’da  bir şehir kurdurmaya başladı. Akhenaton’un Kurdurduğu şehir Teb, Mısır ülkesinin ortası sayılır.

Coğrafi olarak Nil nehrinin ilk doğduğu yer olan Tanzanya toprakları ile, Sudan ülkesinden Teb şehrine doğru  olan bölüme Yukarı Mısır, Teb’den Ak Denize doğru olan bölümede Aşağı Mısır deniliyor. Kralların ellerinde, göğüs üzerinde çapraz olarak tuttukları düz ve çengelli nesneler, iki bölgeli  Mısırı temsil etmektedir.

Akhenaton, MÖ 1342 yılında başkenti El – Amarnaya  taşıdı. Krallığı  süresince önemli savaşlar olmamıştır. Yine bu yılları ifade eden bilgiler;  kil tabletler üzerinde Tel el – Amarna’da define arayanlar tarafından 1880 yılında bulunmuş. Bu tabletlerin örnekleri,  Akat dilinde yazılmış olup Ankara Medeniyetler Müzesinde (gördüm) ‘Amarna mektupları’  olarak adlandırılan bölümde, mevcut idi.

MÖ. 1346 – 1335 yılları, tek tanrılı dinin Mısır’da en etkin olduğu yıllardır. İzlediğim arkeolojik belgeselde, MÖ 1335 yıllarında Kraliçe Nefertiti‘nin bir şekilde ortadan kaybolduğu, ama ölümü hakkında hiç bir  bilgi bulunmadığı, anlatılmıştır.

Arkeolojik Anlatımlardan; Amon Rahipleri ile saraydaki eski tanrıya inanan ve siyasi etkinliği olan kişilerin etkisinde kalan Kraliçe Nefertiti’nin, eski ve yeni tanrı konusunda Kral Akhenaton ile ciddi bir anlaşmazlığa düştüğü vurgulanmaktadır. Bu durum karşısında kral Akhenaton, karısı Nefertiti’yi saraydan çıkarttı. Veya beklenmedik bir gelişme neticesinde,  zamanımızda yapılan anlaşmalı boşanmalar gibi kral, kraliçeyi saraydan attı!! 

Kral ve Kraliçenin hiç erkek çocukları olmadı. Sağlam bulunmuş bazı figürlerde sadece 6 tane kızları betimlenmiş. Gerçi firavunun 2. bir eşi ve bu eşinden oğlu olduğu belirtiliyor ama, siyasi yetki Nefertiti ve kızlarında. Gerçek durum bu şekilde iken, Mısır tarihçilerini de  meraka sevk eden bir gelişme ortaya konuluyor.

Kraliçe Nefertiti’nin kaybolması ile kimine göre, hem üvey oğlu hem damadı Tutankamon ve/veya Smenkhare isminde bir erkek, sarayda bulunmaya başlıyor. ( Smenkhare ismi, benim talebelik zamanlarımda tarih kitaplarında geçerdi)

Bazı kayıt ve açıklamalarda ise kraliçe Nefertiti’nin, Smenkare ismi ile ve makyajlı erkek olarak, tekrar saraya girdiği yönünde görüşler belirtiliyor. Çünkü Smenkare’nin kim olduğu  hakkında geçmişine ait kesin bir bilgi yok. Sarayda bu isimde bir kimsenin varlığı da  bilinmiyor. Bu gelişme bir bakıma dünyanın her yerinde bulunan ve bilinen şekli ile, iktidar içi çatışmalar ve rötuşü şekli olarak algılana bilinir.

Kral, bir kızını  Smenkhare ( Nefertiti? veya Tutankamon?) ile evlendiriyor. Ardından tahtına ortak ve kendisinden sonrada ardılı olarak ilan ediyor. (Tarihi yazıtları baz aldığımızda, evlendirilen kişi Tutankhamon oluyor)  Akenaton bir süre sonra Smenkare’yi  eski başkent Teb şehrine,  Amon  rahipleri ile görüşmeye gönderiyor. ( Bana göre ortada bir sorun var ki Büyük kral, ortağını  rahiplerle görüşmeye gönderiyor. Değilse neden göndersin!!.)

Akhenaton – Smenkare ortak krallığı, 3 yıl sürüyor. İşin garibi Kral Akhenaton ve Smenkhare‘ – ve/veya karısı Nefertiti – ‘nin ölümleri M.Ö. 1332  yılında ve birbirine yakın bir zaman içerisinde, peş peşe oluyor. Ve Akhenatondan sonra öz oğlu ve damadı Tutankhamon, resmen kral oluyor.

Akhenaton’un ölümü ile; El Amarna Karnak’ta (günümüzde Luksor kenti) tek tanrıya inananlar ve Güneşe tapanlar için yaptırdığı şehir, yerle bir edilmiş. Bu görüşte olan kişiler,  öldürülmüş. Ve böylece  “devrimi istemeyen”  el yapımı “Tanrı” larından vazgeçmek istemeyen  Mısır halkı ile rahipler, eski  başkent Teb’e ve Amon dinine dönmüşler.

Akhenaton’dan sonra firavun olan Tutankhamon, Ay ve Horemhop’tur. Firavun Ay’ın hikayesi ise: Ay-  Amonhotep / Akhenaton’un annesi  Ana kraliçe Tia zamanında, Tia’nın, akrabası olup sarayda görevlendirilmiş. Önce devlet görevlisi sonra vezir veya danışman olup bir desise ile ölen/öldürtülen Tutankamon’un  hem kız kardeşi hem karısı olan dul kraliçe ile evlenip, firavun olmuş.

Arkeoloğ anlatımlarında;  Ay’dan sonra firavun olan Horemhop, (bir belgesel filmde, sarayla kan bağı olmayan halktan bir kişi ve babasının ‘peynirci’ -mandıra sahibi- olduğu söylenmişti)  Hem kendi isteği hem Amon rahiplerinin etkisi ile, Antik Mısır kayıtlarında Akhenaton ve Tutankhamon‘un  geçmişlerini anlatan yazılı ve resimli taş, dikit ve tabletleri imha ettirmiş.

Böylece arkeologların,  Akhenaton hakkında kesin bilgilere ulaşamaması Ayrıca,  4. Amenhotep / Akhenaton’un  2. karısından öz oğlu, 1. karısı kraliçe Nefertiti’nin ise hem üvey oğlu hem damadı olan kral Tutankhamon’un mezarının, 1922 yılına kadar sapa sağlam kalmasının nedeni olarak, firavun Horemhob gösterilmektedir. 

Akhenaton/Smenkare/Nefertiti’nin mumya ve mezarlarının nerede olduğu Firavunlar tarihine ait, 2007 yılı çekimli belgesellerde bile bilinmiyordu.  Amon Rahipleri ve Amona inananlar,  Akhenaton ve Tutankhamon’un ölümü ile birlikte yaptırdığı her şeyi ve mezarlarını imha ederek, Bir bakıma Akhenaton’dan intikamlarını çok acı bir şekilde almışlar.

 Akhenatonun, yok edilen şehri, ortaya çıkartılmış.  Yapılan açıklamaya göre, 2000-2020 arası yapılan çalışma sonrası, Akhenatonun tahrip edilen şehri, söylenildiğinden daha temiz şekli ile bulunmuş.  https://www.youtube.com/watch?v=2GERZ6NqIBc  09.2021

Yine izlediğim bir belgeselden yola çıkarak, bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.  Mısır hiyerogliflerinin anlamını çözen Fransız bilim adamının, çözmek için tesadüfen eline aldığı kil tablette, Ramses’in adı vardır. Hiyeroglif yazılarının ilk çözümüne, bir otel odasında başlanılıyor.

Bir hiyeroglif  örneği olarak Ramses adını örneklemek istiyorum. Hiyeroglif yazılım şekline göre: Çember‘in  okunuşu = Ra , çemberin ortasındaki nokta = M,   geometrideki Pi işaretinin benzeri olan    ise = S ve S , E ‘nin açıklamasını hatırlamıyorum. (O nun ortasında nokta olduğunu düşünün)  O∏E∏ Ramses

Kral Akhenaton, hayatı boyunca bu inanışı yaşamış ve yaşatmıştı. Her ne kadar (Hz Yusuf) Kral Akhenaton ölümünün hemen akabinde, yaptırdığı her şey ve  Güneş tanrısı figürleri  yok edilmiş olsa da, zaman içerisinde Mısır halkına aşıladığı TEK TANRI görüşü unutulmamış.

Akhenaton’un ölümünden  ≈ 70 yıl sonra insan yapımı olan heykel tanrı  Amon ile tek ilahi tanrı (Güneş) Aton;  MÖ 1200 yıllarında karma iki tanrı ismi ile  Amon – Ra   inanış şekli ile,  Mısıra hakim olmaya başlamış. Yaşarken yapmak istediği devrim, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devlette tek tanrı inanışı,  Mısır da  hakim oldu.  01.2011 Mecit  ALBAYRAK

Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

01.2022 – Bal sağım zamanı  yazın bitimi, sonbaharın başlamasıdır. İlk yapmanız gereken Varroa mücadelesidir. Kesinlikle ihmal etmeyiniz. Bilim insanından öğrendiğim bir uygulama: Varroa için 5 lt şerbete enjektor ıle çekeceğiniz 2 ml timol esanslı kekik yağını karıştırıp en az 3 er Gün ara ile 7 sefer veriniz. Varroa mücadelesi, sizin arıya  şerbet vermenizden bile, daha önemlidir.  Varroa’dan sonra ise arının yiyeceği gelir.

Esasında arının kışlık yiyeceğini, sırlanmış hali ile kovanda bırakılması  lazım. Bırakmamış iseniz;  Eylül ayı sonuna kadar,  1,5 şeker+2 ölçek su karışımı şerbet verin. (Arıcılık konularında olduğu gibi özellikle bu konuda, Profesör Dr. Muhsin Doğaroğlu hocamızı rahmetle anıyorum. 06.21  ANA ARIYA günlük ATTIRA BİLMEK İÇİN dışarıdan kovan içerisine MUTLAKA POLEN VERMENİZ ŞART, demişti.

Burada dikkat edeceğiniz nokta, şerbeti  bolca vermeyiniz. Arılar  bu şerbeti hem yer, hemde havaların yumuşak olması durumunda dışarıdan nektar getirir.  Petek gözlerinde polen yok ise, ana günlük atmaz veya yok denecek kadar atar. Kışın koloninin kuvvetli olmasını istiyor iseniz; pudra şekeri ile bir miktar poleni fıs fıs su ile nemlendirip, bir parça naylon vs üzerine koyup, kovan içine veya çita üzerine yerleştiriniz. Bu işlemi bir kaç kez yapınız. Şerbeti çokça verirseniz, bir anda petek gözleri bal ile dolar, yer kalmadığı için ana günlük atamaz ve genç arının yokluğundan dolayı koloninin,  bahara çıkması zorlaşır. Veya arının almadığı şerbet, bozulur.

Arı hastalıkları ile uğraşmaktansa, bakımları ile uğraşmak en kolayı. İLK BAHARA girerken kovan bakımı için yaptığınız her şeyi,  KIŞA  girerken daha itinalı yapmalısınız. Kovanın içine yağmur ve kar sularının girmemesi için dışındaki çatlak, yarık yerler var ise, silikon ile kapatınız.

1-2 çitalı arı bahara çıkarmı! diyorlar. Anası sağlıklı ise hiç bir sorun olmaz. Hatta bir avuç arı bile kışı çıkarır. Yeter ki ana arı günlük atımını bırakmadan önce genç arısı ve yiyeceği olsun, hastalık, varroa vb çeşidi olmasın. Ve yukarıda belirttiğim gibi, Polen gelimi kesildikten sonra pudra şekeri karışımı poleni bir kaç damla su karışımı ile verin bakalım. Çıkar mı! çıkmaz mı!  Bu anlattığım 1 -2 çitatalık arının bahara çıkmış durumu. Şans! diyorsan, hepsinde şans geçerlidir.

2017-18 sezonu şubat ayında 4 ayrı kovanımda saysan, sayılacak  kadar arılarım vardı. Onlar bile kışı çıkarıp, mayıs sonunda 8 -10 nar çıtalık kovan oldu. Birinide böldüm. Bu arada kovanlarımı, İki ay içinde iki ayrı yere taşıdım.

Ekim ayından itibaren 2 şeker+1 su şekerli şerbeti  vermeye başlayınız. Arada bir şerbetin miktarına göre 1-2  tane limonu sıkıp suyunu veya 5 litrelik şerbete yarım çay bardağı kadar Elma sirkesi dökmeniz, antibiyotik  görevi yapacaktır.

Kovanlarınız iç kesimlerde ise; Aralık- Mart ayının ilk yarısına kadar kek vermenizi tavsiye etmem! Verirseniz ne olur? Felaket olmaz. Sadece arıların yaşama şansını, – Şansa bırakmış, olursunuz. Kek verdiğinizde arıların su içme şanslarının ne olacağını iyi tahmin etmeniz gerekir. Bu tahmini sağlıklı bir şekilde yapamıyorsanız, arıları ölmeye mahkum bırakırsınız. Sahil kenarında iseniz, şansınız iç kesimlere göre daha fazladır. Antalya; kışın Konya bölgesine göre en az 10 C’ daha sıcaktır. Tehlikesi azdır. Buralarda kekin fazla bir zararı olmaz.

9 Şubat 2016 Salı – Az önce arı kovanlarımın yanından geldim. Sonucu arkadaşlar ile paylaşmak isteyip face açınca bir arkadaşımızın kapalı çita resimlerini gördüm. Gerçi arkadaş kovanlarının nerede olduğunu yazmamış ama ben, bazı geceleri – 27 C’ olan Seydişehir deyim. Öyle iken az bile olsa çitaların % 90 da kapalı ve günlük var idi. Ben bunu neden yazma gereği duydum! Bu seneye kadar her kış kovanlarımı Akdeniz bölgesine götürüyordum. Bu sene burada bıraktım. Ak deniz bölgesinde olsa idim, arılarım en geç 25 Ocak ‘ta, günlük atmış olacaklar idi.

Gördüğüm sonuca göre ise arılarım Seydişehirde, 1 Şubattan  itibaren günlük atmış oluyorlar. Yanımda derece götürdüm ki, hangi sıcaklıkta arı hangi duruma gelecek! yerinde görmek istedim.  Kovanları açıp arılara bakmaya başladığımda gölgedeki sıcaklık, + 4 ye 11 C’ kadar çıktı. Bu yazıma ilaveten arıcılığa yeni başlamış arkadaşlarımız başta olmak üzere sizlerle şunu paylaşayım. Arı ve arıcılık konusunda bir anlatım olduğunda dikkatlice dinlemeye çalışırım. Şu bilgi verilirdi: Dış sıcaklık + 14 C’ olduğunda arı kovan içinde ‘yumak’ olur. Arıya dokunulmaz.

Bende bu bilgiye istinaden kovanı açmak istemez, korkardım. Ama geçen zaman içerisinde şunu öğrendim. Kovana bakmanız gerekiyor ise, arının üst kapağını açıp arılara bakın. Arı yumak olmuş ise hiç dokunma Bırakın, kaderi ne ise o olsun.  Ama dış sıcaklık ne olursa olsun, rüzgar, kar ve karlı – yağmurlu hava hariç, örtü tahtasını kaldırdınız! arılar çita üzerinde geziniyorlar’sa alacağınızı alın, vereceğinizi verin. Balı boşalmış, arısı azalmış kovanın boş çitasını alınız. Bana göre ölçünüz şu olmalı. Şimdi bakarsam kaç arım ölür, bakmazsam, ne olur!! Kars’ta arıcılık bile yapıyor olsanız, bu yazdıklarımı dikkate almanızı öğütlerim.

Kovanlarınızı, kapı penceresi olsa bile kesinlikle dört tarafı kapalı yerlere koymayın. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık gün güneş gören yer, çok iyi olur. Böyle bir yere koyduğunuzda bile, kovanlarınızı yerden 20 – 30 cm yükseğe ve uçuş deliği Güney veya Güney doğu istikametine koyunuz. Kapalı yer, arıların yön tayin etmelerini zorlaştırır. Arılarda Yavru çürüklüğünün önüne geçebilmek için kovan uçuş delikleri önüne teneke  vb kesip yanları açık  olacak şekilde takarsanız, günlükleri rüzgardan korumuş olursunuz.

Kovanlarınızı, ilk önce kuzeyi kapalı tepe -kaya dibi rüzgarların kovana hiç veya az değdiği kuytu yerleri tercih ediniz. İmkanınız var ise, üstüne saç koymanız kovanların  ıslanmasını ve içine su girmesini önleyecektir. Kovanlarınızın öne doğru 1 cm kadar eğik olması, içine sıza bilecek suların dip tarafta birikmesini ve rutubet yapmasını engeller. Nem arı hastalıklarında  en büyük etkendir.

Dağdaki arıyı düşünün, Arıyı Kovanı çul çuval ile  sarma. Kapak altında, bir şekilde Islanırsa! kovanda aşırı nem yapar, ayrıca kovanın sıcak olmasını etkilemez. Dış üst kapak altındaki, örtü tahtası üzerine  gazete kağıdı bile koyma. Kağıt hem nemlenir, hem hava sirkülasyonunu keser. Koyarsanız arıların hastalanmasına ve fazlası ile kovan içi rutubete neden olursunuz.

Kovan üzeri ve dışında tahtaya temas etmeyen kar yığınları, kovanları soğuktan koruyacaktır. Yalnız, uçuş tahtası önündeki karı, en az 50 cm kadar kürümeniz ve uçuş tahtasını temizlemeniz iyi olur. Uçuş deliği karla kapalı olsa bile, kovan altında hava deliği benzeri olduğu müddetçe arılara zararı olmaz. Sadece uzun süre uçuş tahtası üzerinde duran kar, tahtayı bozar. Yapma imkanınız varsa, kovan önündeki karın üzerine soba külü serpmeniz, veya toprak görününceye kadar kürümeniz, düşen arıyı koruyacaktır.

Kışın, kovanda yaşlılık ve hastalıktan dolayı % 25 dolayında  arı ölümlerinin olması, bilim adamlarınca normal görülmektedir. Kendimden örnek vereyim. Her şeyi full, ilaçlanması yapılmış 10 çitalık kovanımı  hiç açmadığım halde Mart ayına 8 çita olarak çıktı.  Bazen tüm ölümler görüle bilinir. Sebebi ise, açlık, yağma, zehir ve varroa dır.

Varroa : Sakat doğumlara sebep olan, arı doğduktan sonrada  kanını emerek  erken ölmesine sebep olan Arılara has bir bit  türüdür. Ayaklarda ve kanatlarda kısalık; günlük atımında  azalma, haliyle parazitin musallat olduğu  arılarda, güçsüzlük meydana gelir. Tehlikesi her daim var. Bu arı hastalığı ve varroadan kurtulmak,  gezginci arıcılık ile komşu arıcılar, varroa mücadelesi yapmamışlar ise, mümkün değildir! Ancak etkisi, azaltıla bilinir.

Bilgi- 2017 Apimondia sunumu:  Varroa veya diğer bit türü böceklere verilen Oksalit ve Formik asitlerin, varroanın ölmesine neden olduğu gibi, geçen zaman  içerisinde bu bitlerin, arı vücudunda meydana getirdiği yaralar nedeni ile, arıların erken ölmesine neden olduğu, belirtilmiştir.

Kışın, günlük yok veya az iken, varroa ilaçlaması için, Arı için Oksalit Asitin Di -hidrat olanının alınması, yetkili kişilerce vurgulanmaktadır. Formik asitin atımı isebal hasatından 3 ay öncesi veya hemen sonrası yapılmalıdır. Bu sürelere dikkat edilmesi, arı ve insan sağlığı acısından çok önemlidir. Piyasada formik asit türünün kartona emdirilmiş şekli mevcuttur. Bu ilaçlama şekillerinde dış sıcaklık -en az-, 15 C’ olmalıdır. Bu uygulama kolay, yalnız kokusunu teneffüs etmeyiniz.

Varroa için pudra şekeri: Pudra şekerini, tuz dökme şişesi veya elek cinsi bir kap içine koyup, her iki çita arasından serperek dökünüz.  Varroanın, dibe döküldüğünü göreceksiniz. Bu, En temiz yöntem ve her zaman uygulanabilir.

Portakal kabuğu ile varroa mücadelesi : Varroa ile yapılacak bu tür mücadele, aynen yakılan kartonlu ilaç uygulaması ile aynıdır. Sadece bu yöntemde etkili olabilmek için,  portakal dumanını 5 – 10 sefer verdikten sonra, uçuş deliği hemen kapatılıp, en az 5 dk. bekletilmelidir. Aşağıdaki linkten bu konuda bilimsel, daha geniş karşılaştırmalı  bilgilere ulaşacaksınız.  library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf

varroaset ilacının bala etkisi :  Her ne kadar  bu tip ilaç, dumanlama şeklinde yapılıyor olsada sonuçta, mukavvaya   emdirilmiş kimyasal ilaçtır. Bu tür ilaçlama, bulunduğunuz bölgedeki bal sağımından 3 ay öncesi ve veya sonrası yapılmalıdır. Belirttiğim zaman haricinde varroa ilacını verirseniz, bal ve peteklerde zehirli kimyasal ilaç kalıntıları olur. Bilimsel olarak peteklerin, her türlü temiz ve kirli havayı (sigara dumanı) emdiği kanıtlanmıştır.  05.2017

Arılara Teşvik şurubu hakkında?

teşvik şurubu nedir : 01.2022- Bahar mevsiminin geldiğini, yabani hayvanlar, bitkiler bizden daha iyi ve net şekilde hissederler bilirler ama, biz ise göremeden bilemeyiz. Kışın, özellikle soğuk bölgelerde, uzun bir aradan sonra, kovanı açıp, peteklere baktığınızda, peteklerde günlük varsa, bahar ayı gelmiş demektir.

O an arılar, kovan dışına çıkıp uçuşuyorlar ise, dış sıcaklık  kaç derece olursa olsun, 2 ölçek şeker, 1 ölçek su ve içinde cüzi tuz ve limon suyunu sıkıp, ama üst şerbetliğe ama hatıla dökünüz. Bu arada en dıştaki petekler üzerinde, arının olmadığını görürseniz, dışarıya alınız. Fazla kurcalamayın. Bu şurup, arıların canlanmasını sağlayacaktır. Bu yapılan ilk besleme şekline, teşvik şurubu  denir. 11.2015

Tarlacı arılar hakkında ve arı yatıya kalır mı?.

tarlacı arılar nerelere gider ? 01.2022- Arı üzerine araştırma yapan bir gurup bilim adamı; Arıların nerelere gittiğini öğrenmek için;  19 tane arının ensesine arı takip sinyal vericisi  yerleştirip, salmışlar. Arıların gittikleri bölgeleri, elde ettikleri sinyaller sayesinde, harita üzerinde işaretlemişler. Sinyal verici cip sayesinde, sadece 2 tanesi, diğer 17 arının gittiği eski bölgenin dışında, başka bölgeye gittiğini tespit ediyorlar. Değişik bölgeye giden iki arıdan ne çıkar? Arının çoğunluğu, eski bilinene yerlere giderken, içlerinden bir kaç tanesi, koloni için, yeni nektar bölgelerini keşfetmeye gidiyor. Yani arılar bir yere tesadüfen değil bilerek gidiyorlar. Ve kovanlarına gelip yeni yerleri, haber ediyor. 02. 2017

Arı yatıya kalır mı? Kalır. Deneyin. Bir akşam vakti, bir merkez etrafında olan kovanların uçuş deliğini, kapatınıp, ertesin gün erkenden gelip bu kovan üzerine, alt çekmecesine bakınız. Arı var mı, yokmu? Arı, yatıya kalır mı? Kendi gözünüzle görün. Ben, denedim. 01.2022