Dünyanın ve Türkiye’nin ortalama en sıcak en soğuk bölgesi ve Sibirya.

10.2017 – NOT :  Günlük olarak televizyon veya gazetelerde yayınlanan hava raporlarını okur, duyarız. Mesela  26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonunda Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41,  Antalya nın ise  38 C’ olduğunu okudum ve söylendi. Önemli olan 12 ay – 365 günlük ve geriye dönük uzun yılların ortalamaları dır. Aşağıda belirtilen bilimsel sonuçlar, Dünyada ve Türkiye’de bulunan yetkili birimlerin geriye dönük on yıla tekabül eden gözlenimleridir. ( 2013 – 2014 Kışında bildik soğuklar olmadı ama 13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arası Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında – 27 C’ görüldü) İlaveten;

Rakım, iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağ ve platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları mesela Alanya – Manavgat ilçeleri miz Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya,  Manavgat’tan daha sıcaktır. Yapay bile olsa gölet ve barajların  az – çok olması, bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması bölgenin, yörenin iklimini etkilemektedir.

dünyanın sıcak veya soğuk olmasının nedeni? Bu konu ile alakalı yeni yayınladığım yazıma bakınız.

dünyanın EN soğuk yeri hangi bölgededir. Aşağıda belirttiğim bilimsel tespitlere göre Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden  daha soğuktur. İlaveten  GK nokta bazında merkezi, tamamen kara (toprak) bir tabakadan oluşurken KK nokta merkezi, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır.

ağustos ayında dünyanın yerleşim  olarak en soğuk yeri, Dünya haritasına göz atarsanız, Ekvatorun güneyinde bulunan güney yarı küredeki (GYK) ülke sayısı ve kıta toprak oranı, kuzey yarı küreye (KYK) göre daha az. KYK yer alan kıta oranı daha fazladır. Dolayısı ile kutup noktalarına daha yakın olan yerleşim yerleri, KYK daha fazla olduğu için, En soğuk yerleşim yerleri bu kısımda yer almaktadır. KYK yaz ayını yaşarken, ekvatorun güneyi kış mevsiminde oluyor. Kışı, soğuk biliriz. Ama öyle iken bile, Güney yarı kürede olan en ücra yerleşim bölgesi, kış mevsiminde bile, bizim kış soğuklarımızdan, daha sıcaktır.

Sibirya’ya yağan turuncu karın sebebi ise: Rusya Meteoroloji yetkilileri tarafından açıklandığı şekle göre Kazakistan, Çin veya Japonya içerisindeki kimyasal fabrıkalardan kaçan veya salınan kimyasal katkılı gazların, esen rüzğarlar tarafından Rusya içlerine getirildiği, kar ile toprağa düştüğü şeklindedir.

Sibiryanın –en soğuk değil– daimi çok soğuk olmasının nedeni?:  Sibirya topraklarını K/G – D/B yönlerinde göz önümüze alırsak, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Diğer taraftan ise Eski Sovyetler yeni Rusya devletinin merkezi yerleşim yerleri ile / Sibirya toprakları arasında K/G istikametinde Ural Dağları var. Avrupa kıtası üzerinden Sibirya bölgesine sıcak bir havanın gelmesi mümkün değil. Doğusu ise, açık deniz olmakla beraber Sibirya toprakları enlem olarak KK daha yakın olduğu için, soğuk hava etkisi daha kalıtsaldır. Sibiryanın Kuzeyi ise; Kutup deniz bölgesine açılmaktadır. Geriye Sibirya nın güneyi kalıyor. Bu sefer karşımıza batıdan doğuya doğru uzanan Pamir ve Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor. Hint Okyanusundan  yükselen sıcak rüzgarlar, yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendiside ‘buz’ oluyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), sıcak havayı göremeyen Sibirya, dondurucu soğuklardan kurtulamıyor.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise Rusya nın  Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın Ojmyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yerinde kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş. Pasifik Okyanusuna yakın  bölgede olan  Verkhoyansk rakım: 130 mt olup, 1888 yılı Ocak ayı  (90 F)  – 67,8 C’.  . Kaynak: NASA ve Rus Bilimler Akademisi meteoroloji istasyon kayıtları.

02.2017 ilave – Dünyanın en soğuk yerleri ise: ABD – Minesota Eyaleti Koochiching kasabası, yıllık sıcaklık ort. + 2C’ . /  ABD – Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ . / ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün), – 45 C’ . / Grönland KK Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ . 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. /  ABD – Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C; / Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’Kaynak:  www.uznayvse.ru

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehri 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım.

Bilgi paylaşımında üyesi olduğum NASA’ nın,  9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına göre:  Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre Dünyanın en soğuk olan bölgesi, 93.2 C’ (136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır. – 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama  en sıcak yerleşim yeriEtiyopya’nın Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması : + 34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: + 47 C’  dir.  Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın  + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.  Kaynak: BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti Vredendal kasabasında Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık + 48.4 C’ olmuş. 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş.  www.gismeteo.ru

Türkiye de 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe‘de tespit edilen  bir anlık / günlük en yüksek sıcaklık ise + 48.8C’ dir. Anlık en soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait  44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir.  Kaynak: BBC

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık ortalamaları, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru +28 C’  ile  +15 C’  arasında değişmektedir. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının bana göre iki önemli nedeni var:

AToros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını   kesmektedir. Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt

B –  744 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen; G. Doğu Anadolu bölgemiz in güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye, Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu etkenlik ise Güney Doğu bölgemizin, Akdeniz iklimi ile yarışmasına, olumlu bir etkendir.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder. Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunu’da hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. Ve Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 15 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. Özelliklede bu ilçeye gittim. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsül kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk  olan şehirlerimizin başında,   15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı. – 11 C’ ile Kars ve  – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870, Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin 3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk hallerinin ortalaması ise: + C’ ile  + 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 C’ ile + 45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir.

İlave bilgi: Sahara rüzgarları ve diğer Kuzey Afrika çölleri tarafından toplanan çöl kumları, genellikle Karayip Denizi üzerinden tüm Amerika kıtasına taşınır. Aslında toz olayları, Sahra’dan sadece Amazon Nehri Havzasına her yıl yaklaşık 40 milyon ton çöl kumu döküyor. Araştırmalar, Amazon bölgesinin çok verimli olma sebebinin,  Afrika’dan gelen rüzgarlarda taşınan zengin mineralli çöl kumları yüzünden olduğunu gösteriyor.  NASA 04.2017

Türkiye de Yaşadığımız İklim Çeşitliliği ve Etki Alanı  20.12.2010      Mecit  ALBAYRAK

45. Istanbul Apimondia Dünya Arıcılık Kongre Sunumlarından Alıntılar

Bu yazımda; katılmış olmaktan büyük haz duyduğum 45. Apimondia Dünya Arıcılık Kongresinden veya sunumların, internet ortamında tercüme ettirdiğim bilgileri sizlere özetleyerek sunma gayreti içinde olacağım.

Haliyle bu sonuca varmam epey zaman alacak. Sabırla takipleriniz için, teşekkür ederim.

Bal; en çok hangi ayda alınır neden ve nasıl?

08.2017 – En çok bal alım konusunda Sayın Muhsin Doğaroğlu hocamızın salık verdiği uygulama şekline göre (1 – 10)  Mayıs ayı başında zayıf kovan içerisindeki üzeri full derecesinde kapalı ve kapanmakta olan çitaları, bal alınacak daha kuvvetli kovan içindeki arısız ve günlüksüz çitalar ile yer değiştirip bu kovana vermeliyiz. Yerleştirdiğimiz çita  içindeki larvaların olgunlaşması için 20 gün kapalı + 20 günde genç arı = 40. gün 20 Haziran – 15 Temmuz arası 25 gün çalışacak, tarlacı arılarınız olur.  Bu arılar vasıtasıyla, daha çok bal alacağımızı vurgulamışlardır. Bu arada, bal alacağız diye kapalı çitası alınan kovanlara günlük atılmış çitalar verilmiş bile olsa; geçen zaman diliminden dolayı bu kovanlar En iyi şekle göre, yerinde sayacaklardır.

Çok bal alımları Haziran – Temmuz aylarıdır. Bu aylar, kovanların bulunduğu bölgenin iklim koşulları ile kovanın gücüne göre 10 – 15 gün öncesi veya sonrasına kadar, Bölge ve kovan kuvvetli olursa, Ağustos ortasına kadar, devam eder. Şayet bölge ve kovan zayıf ise, temmuz ayının ortasından itibaren arı, getirdiği balı yemeye başlar.

Sayın arkadaşım, Temmuz ayında çitalarını kontrol et -tin. Baktın ki, daha öncesi nektar alacağın  – çitanın şu gözünde bal vardı ama şimdi kalmamış üstelik dahada gerilemiş, ise:Kovanın gücüne göre  her 4 güne bir 2 – 4 su bardağı kadar şerbet verin. Dikkat ediniz. Şerbetliği doldurun demiyorum. Amacınız şekeri yok derecede saf bal almak istiyor iseniz; Azar azar, yeterince verin ki arı, araziden getirdiği balı yemesin, şerbetide peteklere doldurmasın. Ben son üç senedir bu işlemi uygulayarak geldim.

Biraz zahmetli olacak ama bal almak istiyorsanız şunları da yapa bilirsiniz. a – Arı silkeleme şekli ile. Önce silkeleme yapacağınız diğer kovan içine, ana arının kokusunu değiştirecek katran, soğan…cinsi maddeleri sürün veya dilimleyip koyunuz ki; O kovanın kokusu değişsin ve kıyım olmasın. Bal alacağınız kovan içerisinde bulunan tüm çita sayısının yarısı kadarının üzerinde bulunan tüm arıları bu kovan içine silkeleyin. Yavru arılar burada kalırken, tarlacı arılar eski yerine gider. b – Bal alacağınız kovan içerisindeki açık – kapalı yavrulu çitaları arısız olarak diğer kovanlara dağıtın. c – Bal almayacağınız diğer kovanı olduğu yerden kaldırın. Aynı yere bir boş kovan ve içine yeteri kadarı petek koyunuz. Kaldırdığınız kovanıda olduğu yerden 5 – 10 mt başka yere koyup; Analı çita hariç bütün arılı çitaları kovan dışına alınız. Ve tek tek bu çitaları kendi kovanı  içine silkeleyiniz. Tarlacı arılar boş kovana gidecekler. Ve akşam olmasını bekleyin. Tarladaki arılarda bu kovana gelsin. Ve kapatıp 5 km uzağa götürün. Yerinden kaldırdığınız kovanıda aynı yerine koyun. Uzağa götürdüğünüz kovanın içinde bal yoksa, şerbet verip,  3 tam gün bekletip, akşam vakti ağzını kapatıp, eski yerinize geriye getirip, bal alacağınız kovanın dibine koyun ve ağzını açmayın. Ertesi gün bal alacağınız kovana değişik bir koku verip, buradaki arıları içine yerleştirin ve boş kovanı kaldırın. İsterseniz; her 10 güne bir a şıkkını tekrar uygulaya bilirsiniz. Peki neden bu kadar eziyetli örneği yazıyorum: Geçmişte arılı çitaları kokulu – kokusuz bal alacağım kovana verdiğimde; tarlacı arıların eski yerine gittiğini fark ettiğim için, bu uygulamaları yazıyorum. Tercih sizin. 07.2017

2014 yılında, 12 kovanımın altısından aldığım 40 kğ balın kalitesini öğrenmek  yaptığım işin ne derece doğru – yanlış olduğunu bilimsel olarak kıyaslamak, bilmek ve bundan sonrası için yönümü bilinçli bir şekilde tayin edebilmek maksadı ile, bir miktar balımı alıp Konya İl Tarım Müdürlüğünün Gıda tahlil laboratuvar’ına gittim. Maddi olarak gücümün yeteceği  en az 5 çeşit analizi yaptırıp, diğer masraflarım hariç 175 TL ödedim ve sonucu aldım. Sonuç, diğerlerini yazmıyorum 1 (bir) kğ balımda ki pancar şekeri miktarı 0,59 mgr yani 1 gr bile değildi. Kaldı ki devletimiz, 1 kğ / 1000 gr bal içerisindeki 50 gr toz şekeri şerbetini normal görmektedir.

Antalya da pürem balı alacaksanız, aşağıda ki fikrimi uygulamanız halinde çok bal alma imkanınız olacaktır.

Denemek için yaptım ve semeresini gördüm. İnanın – inanmayın: 2013 yılı  Kasım ayında 1.5 peteklik arıdan ∼ % 90 nektarlı, 2 petek  ballı çita aldım. 11 kovanımdan az – çok 24 çita aldım. Akdeniz bölgesine gideceğiniz vakit, kovanın durumuna göre 1 – 2 tane FAZLADAN boş petekleri en sona koyup, sağlamlaştırınız. Aldığım nektarlı peteklerin hepsi, daha önce fazladan koyduğum, BOŞ PETEKLERDİ. Bu neye bağlı? Kovandaki tarlacı arı sayısına, hava şartlarına, bitki durumuna ve Allahın iznine.

Her türlü olumlu şartlar altında  Akdeniz  bölgesinde  4 kere bal  almak mümkündür.  a Narenciye (mart – nisan)  bMeyve, mera çiçeği, arı otu ve kara buğday balı (nisan – mayıs)  cSusam (ağustos -eylül) d  Pürem, boynuz, sünemit ve Çam balını, (ekim-kasım) aylarında  almanız, mümkündür.

1 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında ise sadece ve sadece 5 kere şerbet verdim.  Ağustos ayından sonra varroa mücadelesinin muhakkak yapılması gerekir. Bu sefer her türlü varroa ilacının da çita ve bala olan olumsuz etkisini unutmayınız. Haliyle bu yazdıklarım, aşırı yağmurlu geçmeyen aylar içindir. Sizlere faydalı olabilmek isterken – ben yazayım gerisine karışmam demem, benim ahlak anlayışıma ters düşer. Fikrimin iyi – kötü tarafını da yazayım ki, okuyan ve uygulayan yaptığını bilerek yapsın. Sahil bölgesine gidecek ve insan sağlığına önem veriyorsanız;  İlacın zehirli  etkisine bulaşmamış bal almanız için şu uygulamayı yapınız; Bal alacağınız petekleri, ilaçlamadan sonra kovana koyunuz. 07.2017

İlaveten şunu hiç unutmayın: Çoğu bölgelerimizde  temmuz ortasına kadar kovanda biriken nektar; Bu aydan sonra azalmaya başlar. Bu bir gerçek! – Bal sırlansın, nemi gitsin deyip oyalandığınız zaman; Ağustos ayının başında göreceksiniz ki; birikmiş olan balınız; petekte yarıya inecektir. Hiç oyalanmayın, petek gözlerinde balın çoğaldığını gördüğünüzde balı, süzün. 07.2017

Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular.

08.2017 – Aradığınız sorunuzun cevabı veya benzeri yok ise, en sondaki yorum kısmına sorunuzu yazınız. Cevabınızı vereceğim. İlaveten, sayfama gelen bazı sorularınızın cevabını, uygun kısma ilave ediyorum.

Bilim çevrelerince açıklanan  bilgi dahilinde, Dış hava sıcaklığı 14C’ altına indiğinde, kovandaki arıların yumak olduğu belirtilmektedir. Arının yumak olması, dış sıcaklığın 14 C’ altına düşmesi ile doğrudan alakalı değildir. Burada ölçü; RÜZĞARDIR.  Arıcı arkadaş, ben ZEMHERİDE Konya ilçesindeki arılarıma baktım – bakıyorum. Dış sıcaklık + 4 ile 10 ‘C arasında idi.  Kovandaki arılarım yumak olmadığı gibi, ben arılığıma gittiğimde, uçuşan arılar bile vardı. Ve bütün kovanlarımı, çitalarımı elden geçirip, boş çitaları aldım, balı az olanlara ilave koyu şerbet  ve varroa tütsüsü verip geldim. Aynı şartlarda, istiyorsanız sizlerde baka bilirsiniz. Bilginiz olsun. 12.2015

Arıların, zemheri girişinden itibaren çiğdemlerin açtığı ana kadar rahatsız edilmemesi ön şarttır. Rahatsız edilirlerse, arı yok olur’mu!!. Hayır yok olmaz sadece bir bölümünün erkenden ölmesine ve gereğinden fazla bal yemelerine neden olursunuz. Mecburen şerbet vermeniz gerekli ise dikkat etmeniz gereken şu: Dışarıda arı olsun olmasın Şerbet vereceğiniz kovanın Örtü tahtasını veya bezi hafifçe kaldırıp, sarsmadan arılara bakınız. Arılar ip yumağı gibi birbirine sarılmış, üzüm salkımı gibi olmuşlar ise, kesinlikle arılara dokunmayın, şerbet bile vermeyin, yiyemezler. Arılar petek üzerinde geziniyor ise; oyalanmadan hatıl veya örtü üstü şerbetliğe,  şerbeti döker, boş çitaları ala bilirsiniz. 12.2015

1960 yılı öncesinde ülkemizde gezgincilik yapılmıyordu. Kafkas, (Orta) Anadolu, Muğla, Suriye, Kıbrıs ve İran arısı ırkları, ismi yazılı bölgelerde, yaşamakta idiler. Bahsedilen yıldan sonra adı geçen arı ırklarının safları, yok oldu.  Şimdi üretilen ana arıların ana tarafı % 80 Kafkas, %20 erkek Muğla arısı melezidir. D. Anadolu ve Kara  Denizde Kafkas; İç Anadolu, Marmara, Akdeniz ve G. D. Anadolu bölgemizde, Kafkas anasının yerli arılar ile yaptığı melezlerin, başarılı olduğu belirtiliyor. Artvin, Camili bölgesinde  üretilen damızlık Kafkas arılar Kara Deniz ve Marmara bölgesine, Posof bölgesinde yetiştirilenler ise diğer bölgelere gönderiliyor. Saf Anadolu ırkı  Ana arılar ise Kızılcahamam Kırkırca Köyü üretim merkezinde üretiliyor. – Kaynak: Macahel Arıcılık.

Samsun 19 Mayıs Ün.  Prof  Dr. Ahmet Güler’in Bereket Tv açıklamasına göre ; Arı sütü üretiminde İtalyan arısı, kafkas arısından daha iyi olduğu Avrupa da verimli arı ırkı olarak Karniol’un tercih edildiğini belirtmişlerdi.

1 –   Ana arı hakkında bilinmesi gerekenler : 08.2017 – Ana arının bilinen 3 adı var: Ana arı, Kraliçe arı veya arı beyi.  Arıcı olarak bizlerin en büyük sorunlarından biri, ana arı dır. Bazen kendi kendime: Bir anlıkta olsa şu kovan içerisinde ben arı olsam ve bu hallerini öğrensem, derim.  Allah bilir; cenazemin kovanlıktan geleceğini bilsem, yine arılarımın yanına gitmek isterim.

Kovan içerisindeki Ana arı, kovanın her yerini gezer. Genelde yeni kabartılmış günlük atımına hazır taze petekler ile daha önce atılmış günlüklerin olduğu petekler üzerinde bulunur. Yeni doğan ana arının boyu  ≈ 12 mm ile 18 mm arasında değişir. Olgun hali 25 mm kadar uzar. Genç ana kısa ve şişman, eski ana zayıf uzun boylu olur. Kovanı dışından 2 – 3 kez  ‘tık’ layıp kulağınızı kovana dayayın, kovan içinde kısa bir uğultu olursa, ana var. Uğultu uzun olursa, ana yok demektir.

Kovana ham çita verdiniz. 1-2 gün sonra kontrol ettiniz. Petek üzerinde önlü arkalı bir kaç tane boş ağzı açık meme kapcıklarını görürseniz; bu kovanın anası yok veya işe yaramıyor, değiştirecekler demektir. Ana arı her hangi bir nedenle telef olur veya işçi arılar tarafından işe yaramadığı için öldürülür.  Ana arı hakkında geniş bir açıklamalar yapar isek:

A –  Çiftleşmiş ama günlük atmamış veya çiftleşmemiş  ACEMİ Ana arının olduğu kovana, başka kovandan eski arı silkelemeyin.  Arısız bile olsa, içinde günlük ve kapalı yavrusu olan çitayıda, koymayın. Arısını silkelediğin  kovanın arıları, analı idi. Bir bakacaklar ki, yavrusuz analı kovana gelmişler. Hemen – Bu ana kim, işe yaramıyor diye saldırırıp; anayı öldürürler.  Ayrıca; İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası olan  veya olmayan  kovana, dışarıdan ÇİFTLEŞMEMİŞ ana vermeyiniz. Ayrıca anası, günlüğü ve kapalısı kalmamış yaşlı tarlacı arılı kovana da, kafes içerisinde bile olsa çiftleşmiş anayı daha uzun 3-5 gün bekletiniz. Kafes içerisindeki ana ile beraber kovan içerisine, üzerinde kapalı ve günlüklü  gözleri olan bir çita ile birlikte koyunuz. Veya, günlüğü var ama kapalısı olmayan kovanada, başka kovandan arı silkelemeyin.

B – Kovanı böldünüz; petek içinde günlük var ise; dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin! bölüp, hazır ana verdiğiniz kovanın peteklerinde günlük olmasın. Hazır ana verecekseniz, 8 gün bekleyin tüm memeleri temizleyip ve kafes içerisinde ana veriniz.- Bu güne kadar kovanın anasını değiştireceğim de, eski anayı öldürüp kovan içine atar, kovanı 2 gün anasız bekletip, kafes içerisinde yeni çiftleşmiş ana veriyordum. 13.4.2014 pz günü –  3 çita olarak böldüğüm ve petek üzerinde günlük ve kapalısı olan kovana, -arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kek yenilmiş, işçi arılar çıkmış, ana ise kutu içerisinde geziniyor. Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ananın telini tekrar raptiyeleyip aynı yere koydum ki, iyice alışsınlar.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler.

C – Hazır ana vereceğiniz kovandaki, günlüklü çitaları arısız ve geçici olarak başka arılı kovana koyup, kafes içerisindeki anayı koyup 2 gün bekleyiniz. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. 

C 1 – Herhangi bir kovanın anasını, herhangi bir sebeple aldınız dışarıya veya başka bir kovana koydunuz. Tekrar eski yerine koymanız gerektiği zaman en geç 2 gün içerisinde, kutusuz vere bilirsiniz, Aynen kabul ederler.  Yalnız çita üzerinde gezinen anayı bir süre takip edin, Ana arının üzerine çullanan  olursa  O çullanan arıyı öldürün,  tekrar takip edin, saldıran olmaz ise, iş tamamdır.

D – Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaları üzerinde açık – kapalı 10 adet meme vardı. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim. Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını, ancak kendi bilir. Buda bir tezatlık.

E – Ana arınız yok, ana yaptırmanız lazım. Ya satın alacaksınız veya petek içinde günlük olan çitaları, anasız kovanda bulunduracaksınız. Günlük yok ise, ana memesi olmaz.  Ana memesi yaptırdınız. Ana veya analar çıkmış. Kovandan (ııııııııııı) diye bir ses geliyor . Bu ses Ne demek?  Bu sesin 1. amacı, Ana arı kovana kendini duyuruyor. Ben buradayım.  2. Bir şekilde arıcı veya başka bir sebeple ana arının ayak, kanat yeri bir yere sıkışmış. Ana Can derdinde.  3. Kovan içindeki iki ana arı, kovan hakimiyeti için ölümüne savaşıyorlar.  Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayın,  müdahale etmeyiniz. Sağ kalan, kovanın anası olacaktır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuz da,  bu anayıda arılar öldürüyor. -yaşadım-

F – Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde  arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Orta yerinde ana arı olabilir. -var ise – Elinizde fazla tutmadan ve sıkmadan hemen alıp veya alamıyor iseniz; kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkacaktır. Kovana koyunuz.

G – Kafes içerisinde hazır ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacak iseniz : Ana Kafeslerini, kovanın örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına teli yukarıya bakacak şekli ile koyup, şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir. Yalnız burada dikkat edeceğiniz nokta: Bazı arılar kıyıcı olur, O tip arılı kovanlara  koymayınız.

H – Kovanı açtınız, çitalara bakarken ana arının uçup gittiğini gördünüz. Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, ≈ 1 saat bekletiniz.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana yakın yere gitti ise gelecektir – gelebilir. 2011 yılında iki tane ana nın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? Ana daha tazedir çiftleşmemiş veya yeni çiftleşmiş ama günlük atmamıştır. Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden ise sakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtardığınız an arı, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider…Kalırsa, zaten ölecek. Ayrıca her kovanda olur ama, özellikle çiftleştirme kutularında yeterli sayıda arı olmaz ise, ana kovanı terk eder. Veya arısı olmayan kovana – arı çekmek için- ana koyar iseniz, ana durmaz.

I – Başka bir kovana arılı çita vereceğinizde dikkat ediniz, ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanınızda, anasız kalır. 04.2016

İ – Ana arıyı satın aldınız. Çitalarda günlük yok ise; Kafes içerisinde anasız kovana koyup, En az 2 gün kapalı şekli ile bekletin. Daha sonra kek tarafındaki teli açıp tekrar aynı yere koyunuz. Kovandaki arılar keki bitirdiklerinde ana arı ile temasa geçerler. Kafesi kontrol ettiniz, ana çita üzerinde geziniyor ise, hayırlı olsun. Veya, hala ana arı kafesten çıkmayıp bekliyor ise; ana arı için tehlikeli olan bir durum var, demektir. Kek yerini tekrar kapatıp 2-3 gün daha bekletiniz. Veya; çita gözlerinde günlük var ise; bu geçen  3 – 5 gün içerisinde ana memesi yapmaya başlarlar veya yaparlar. Bu durumu gördünüz. Hemen anayı kutusunda dışarıya alınız. Öldürürler. Yinede bu kafesteki anayı verecek iseniz, 5 gün daha bekleyin. Bu süre zarfında kafesteki anayı güneş görmeyen az sıcak bir yerde bekletiniz. Arada bir, parmak uçu ile tel üzerine su sürünüz. 5 gün sonra yapılan bütün memeleri sıyırıp anayı tekrar aynı yere telli şekli ile koyunuz. 2 gün bekletiniz. Meme olmadığını anladığınızda, telin ağzını açıp, keki kalem ucu ile hafifçe oyup aynı yere koyunuz.

İ 1 – Bir çitalık veya bir avuç kadar arınız var, ana vereceksiniz. Anayı kafessiz çita üzerine veya arıların arasına salıverip takip edin. Ana arının üzerine C biçimi çullanan arılar olursa O arıyı çekip öldürün. Ve anayı takip edin. C şeklinde saldıran kalmadı ise, iş tamamdır.

J – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayınız. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım)

K – Eylül, ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun, anası yaşlı ama sağlam olan kovanın anasını öldürüp, başka bir kovanla birleştirmeyin. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin kurtarıcınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, kovanın arılarını başka kovan ile birleştir. Ayrıca, yeni ana aldınız. Ana başlangıçta normal günlük atmış. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Olabilir. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten sonra, garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

L – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. 2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  🙂 . Öldürmeye elim varmadı.   Tamam, ana günlük atmıyor – atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  –illa bu böyledir demiyorum ama, !! –  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı.

M –  Ana arıyı normal şartlarda kendiniz yaptırırsınız. Nasıl? Bunun için fazla beklemeyiniz. -sahte anaya gitmemiş- anası olmayan kovana, İçinde günlüklü kapalısı olan arılı veya arısız 1 – 2 çitayı, koyunuz. Veya gözünüze kestirdiğiniz kuvvetli bir kovandan, arılı  günlüklü iki çitasını başka bir (ruşet) kovana koyup buradan 4 – 5 km uzağa götürünüz. Burada, ana memesi yaptıracağınız kovana 4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz. Bu süre zarfında bol arı sütlü ana memesi oluşacaktır. Böylece bu kovanın YENİ anasını yaptırmış olursunuz.

N – Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayınız. Sahte ana, ana memesi yapılmasına müsaade etmez, hazır ana bile  vermeyiniz. İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni anayı sahte ana, öldürür. Zaman ve arı kaybedersiniz. Yapacağınız en temiz, en kolay yöntem: Önce kovan içindeki tüm arılı çitaları dışarıya çıkartınız.   Çita üzerindeki tüm arıları aynı kovana silkeleyin. İçinde günlük ve/veya kapalısı olan çitaları  diğer kovanlara dağıtınız. Arı silkelediğiniz kovanda en küçük bir petek parçası kalmasın ve kesinlikle şerbet, bal vermeyiniz. Verirseniz, hemen dalak yaparlar ve sahte arı günlük atar. Bu çitasız arıları 2 gün bekletiniz. Sahte ana, ana olduğunu unutacaktır. 3. gün başka bir kovanlardan alacağınız, içinde günlük ve kapalısı olan 1 – 2 çita ile arının sayısına göre, ham temiz çitaları,  bu çitasız kovana koyunuz. Yalnız, çıkarttığınız eski çitaları koymayın.  Bu kovanı 4 gün, azar azar şerbetleyin. ki, arı sütleri bol olsun. b – Diğer bir yöntem ise,  Başka çok kuvvetli bir kovan ile birleştiriniz. Tercih sizin.

O – Çitanın alt ve yan kenarlarında açık, kapalı memeler var ise; bu oğul memesidir. – Ben oğul istemem, demekte geç kaldınız. Çitaların Orta iç kesimlerde olan meme, ana değiştirme memesidir. Bu meme şekli her kovanda ve her zaman olmaz. Siz her ne kadar bu memeleri bozarsanız bozunuz, O kovan oğula gidecektir. Bozmanız, sizin için zaman kaybıdır. Ya  arıyı 2 – 3 boş kovana bölünüz veya memeleri sıyırıp, diğer kovanlarla birleştiriniz. Yada bırakın oğula gitsin. Ayrıca, ilaveli kovanların ilave kısmındaki çitalarda meme var ise, hemen bozun.

Ö – Çıkan oğulu istiyorsanız, yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. I. ve 2. oğulda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup o yerden uzaklaştırınız veya anaları öldürün. Çıkan oğul, çıktığı kovana, dönecektir.

– Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakıp, üzerinde ana olan memesiz çitaları başka bir kovana alıp, 5 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar kendilerine yeni ana yapar ve çıkıp gitmezler.

R – Kovanlarınız sahil bölgesinde iken -portakal bahçesine yakın iseniz- nerede ise günlük petek işlenir. Bu durumda sadece haftada bir az şerbet veriniz. Çok verirseniz, iki çitalık arı bile olsa, oğul verir. İç bölgelere geldiğinizde ana arının günlük atımı azalır. Arılar fazla çalışmaz. Neden? Aynen insan gibi. Havanın soğuğundan – sıcağından   etkileniyor. Arının uçuş deliğini daraltınız. Serin hava girişi azalsın. Boş yerlere  Strafor  koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

S – Peteklere bakarken anayı gördünüz. Arılar ananın üzerine üşüşmüşler   bir yere salmıyorlar, ayaklarından asılıyorlar! Ne demek? Bu anayı istemiyorlar. Anayı değiştiriniz veya arıları başka bir analı kovan ile birleştirin.

Ş – İlk oğul ESKİ ANA ile çıkar. Kalan arı yeni çıkan anayı kabul etti ve yeni oğula gitmeyecek iseler, çita üzerindeki kalan diğer memeleri, ana veya arılar kemirir ve meme içerisindeki diğer anaları öldürürler. Veya siz yeni bir oğul daha istemiyor iseniz, diğer memeleri temizleyiniz. Çıkan oğula, ana arı günlük atıp, kapalısı oluncaya kadar şerbet, vermeyiniz. ( kimi arıcılar şerbeti verin, teşvik olur, diyorlar! denemedim)

T – Genç arının renkleri eski anaya göre  koyu parlak, boyu kısa ve şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar. Karın kısmındaki siyah halka sayısı ilk çıktığında ve kadar ise, 4 sene sonrada aynıdır.

U – Bal almak istiyor iseniz ilave dahil, 15 çitanın 12 de günlük ve kapalısı olmadan anayı aşağıya hapsetmeyin. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitalarıda ilaveye koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez. 04.2016

Ü – Ana arı, araziden gelen nektar ve polen azaldıkça, günlük atımını azaltır. Temmuz, ağustos aylarında azar azar şerbet ve elinizde olan polenden koloninin gücüne göre veriniz. Anası olmayan kovana şerbet verilmez. 05.2017

V – Anası olmayan arılar ile, kapalı havalarda veya karanlıkta açılan kovanın arıları, insana saldırır. Bal akım zamanında, mecbur kalmadıkça ana arı, değiştirilmez. 09.2014

Y – İnternet ortamında  yaptığım bir araştırma neticesine göre – Arılar, insan yüzünü tuhaf (farklı) bir çiçek şeklinde görüyor, – Dünyada bilinen ana arı türü 28 çeşit olup Türkiyede Kafkas, İtalyan, Karniyol, Muğla ve Batı Avrupa cinsi ana arıların olduğu, – Çeşitli ana arıların çiftleştirilmesi ile elde edilen melez (Hibrit) denen anaların yumurtasından yeni ana elde edilse bile, verimli olmadığı; – Ama, melez arı cinslerinden elde edilen balın, normal arı cinslerinin ∼ 2 katı olduğu; – Laboratuvar ortamında yaşatılıp, hiç bir iş yapmayan  işçi arının, 304 gün yaşadığı, belirtiliyor.

2 –  analı – anasız arıların çeşitli şekillerde birleştirilmesi 11.2016 – A –  Anası olan İki kovanın birleştirilmesi, senenin hangi ayı veya günü olursa olsun, önce kovan ilavesi, gazete kağıdı ve koku verici bir madde lazım. Analı arı kuluçkalıkta olup önce bu arılara koku değiştirici sıvıyı çita üzerlerine sürünüz. Üzerine gazete kağıdı örtünüz ve ilaveyi koyunuz. İlave ve kağıt üzerine bir kaç noktaya bu kokudan sürünüz. Öbür kovandan aldığınız anasız arılı çitaları, ilave içine koyup tekrar koku sürüp, kapakları kapatınız. En geç 2 gün içinde arılar kucaklaşacaklar. 2 gün sonunda ilave altındaki gazete kağıdını alınız. İsteğinize göre ilavedeki arıları ilavede bırakın veya aşağıya indirip ilaveyi alıp, kapatınız. B –  En az 3 gündür   Anası olmayan arıları ise, kokusuz direk başka analı kovan içine koyunuz. Yalnız dikkat ediniz, birleştireceğiniz çita üzerinde ana memesi olmasın. C – Analı iki kovanın çitalı – çitası arılarını birleştireceğinizde, daha önceden hazırlayıp fıs fıs içine koyacağınız şerbet sıvısını, esas kovandaki son  1- 2 çita üzerindeki arıların üzerine bu şerbeti püskürtünüz, aynı şerbeti birleştireceğiniz öbür çita üzerindeki arıların üzerinede püskürtüp, esas kovan içine yavaşca koyunuz. Şerbeti emmeye çalışan arıların kokusu birbirine geçecek ve alışacaklardır. 2014

3ana arı yok veya sahte ana şüphesi var, anayı veriyorum öldürüyorlar, ne yapılır? : 11.2016 – yukarıdaki C, E, N maddesini okuyunuz.

4 – soru şu: diyelim ki kovan 10 adet ana gözü yaptı. hangi gözün ana olacağını arılar, nasıl ve neye göre belirliyor. 11.2016 – Ben bu güne kadar şu görüşe sahip oldum. Arılarda, aynen insanlar gibi. Birinin tuttuğuna diğeri karşı çıka biliyor. Her ana memesini yapan işçi arılar, farklı isteklere sahip ola biliyorlar. ‘bu benim anam, bu olacak  iddiasında oluyorlar. Geçen günlerde başıma geldi. Hazır çiftleşik anayı çita üzerine salıp takip ettim. Kimi arılar hiç bir tepki vermediği halde arının bir tanesi, direk anaya saldırdı. Hemen müdahale edip bu saldırgan arıyı öldürdüm. Arada bir ana üzerine yumulan arıları uzaklaştırdım. Ve ana serbestce dolaşmaya başladı. 30 dak, kontrol ettim.  Ve Çitayı kovan içi çitaların arasına koydum. Ertesi gün baktım ana, aynı çita üzerinde geziniyor.  Çitası ile birlikte  Buradan alıp başka bir yere koydum. tekrar ertesi gün kontrol ettim, sadece iki çita arasında kalmaya devam etmiş. 2 – 3 gün sonra tekrar kontrol etim, ana öbür çitalara geçmiş. Buradan şu sonucu çıkarttım. Bir gurup arının kabul ettiği ana arıyı, başka bir gurup arı kabul etmiyor. Kabul etmesi için zamanın geçmesi, karşı çıkan gurubun -Bu anayı kabul etmekten başka bir şansının olmadığını anlaması –  alışması gerekiyor. Her memeyi yapan arılar, gurup gurup. – Diyorlar ki; ben senin ananı tanımam, benim anam bu ! İlk ana yapılan günlük, ana oluşumunu tamamladığı zaman -ki bu ana istenilen şartlarda normal olmasa bile, memeden çıkıyor ve diğer çıkma durumuna gelen KELLİ FELLİ anayı, meme içinde öldürüyor. Kovan içinde 10 tane meme var hesabı ile devam ediyoruz. ilk 3 – 5 meme içindeki ana, dışarıdaki ana tarafından öldürülürken, diğer taraftan boşta kalan ve vakti saati gelen bir ana, dışarıya çıkıyor. Bu sefer ilk çıkan ana ile serbest kalan ana; birbirine saldırıyor. – dikkatinizi çekerim, bu yazdıklarımı 40 yıllık her usta söylemez belki çoğuda görmemiştir bile. -çevremde bu anlattığımı bilmeyen yıllanmış arıcılar bile var- İki ana  birbirine öyle bir kenetleniyor ki, ayıramazsınız. Ve bir tanesi ölüyor, sağ ve sağlam kalan ana kovana sahip olurken, diğer memeler tamamen, imha ediliyor. Başka bir örnek: Şuan, kovanlarımdan birindeki ana arının hiç kanatları kalmadı. Sağ ve günlük atmaya devam ediyor. 20 gün öncesi bu kovan arıları, kanatsız anayı değiştirmek için  iki tane meme yapmışlar. Hemde uzun meme. Daha sonra baktım, yapım aşamasındaki  memelerden biri, imha edilmiş. Diğeri sağlam idi. Daha sonrası tekrar kontrol ettiğimde, çıkma durumuna gelen sağlam meme, yandan kesilmiş. Kesen, eski kanatsız ana. Şimdi, kovandaki bütün arılar; kanatsız ananın olmayacağını bilmiyorlarmı. Biliyorlar. Ama, bu ana arıya sahip olan arılar ile öldürmek isteyen arılar var. Kanatsız anayı değiştirmeye kararlı Arılar, İlk imha edilen meme üzerine tekrar bir meme daha yapmışlar. bakalım ne yapacaklar. Şimdi, size yaşadığım iki örneği açıkladım, yorumu siz’LER yapın. 01.07.2016

5 – ağaç veya kaya kovuğundan arı nasıl alınır : 06.2017 –  İlk önce belirlediğiniz yerde, kovan veya büyük bisküvi kutusu, ballı petek, işlenik ve ham peteklerinizi,  körük, maske ve ham petek bağlama teli ve spiral hortumunu hazır etmelisiniz. A – Kayayı veya ağacı, kırma – kesme, hem arısını ve hem balını alma durumunuz yok ise, kovan veya bisküvi kutusunun arka tarafını delin. İçine ballı, işlenik hazır ve ham petekleri koyun. Kıvrımlı hortumun bir ucunu kovanın bu deliğine, diğer uçunuda, arıların girdiği deliğe sokunuz. Başka yerden girip çıkmasınlar. Kovanı uygun bir yere koyup, uçuş tahtasını açık tutunuz. Zaman içerisinde önce arılar sonrada ana arı, bu kovana gelecektir. B – Kesme veya kırma durumunda iseniz; BOŞ ve ballı çitaları, teli ve kovanı hazır ediniz. Arıları önce tütsü vererek sakinleştirin. Hatta, arıların çıkış deliğini bir müddet kapatınız ki, buradan çıkan arılar saldırmasın. Sonra yavaş yavaş ağacı veya kayayı kırıp, kesip arılara ulaşınız. Arada bir tütsü vermeyi unutmayınız. Dikkat ediniz arıların üzerine ağaç, kaya parçası gelmesin. O yerdeki petekleri keserek, üzerindeki ANA ve arıları ile birlikte boş çita içine aynen ham petek tutturduğunuz gibi ballı, günlüklü ve kapalı yavrulu orijinal petekleri koyup, çitanın dışından galvanizli teli dolayarak özellikle kapalı ve günlüklü yerleri ezmeden petekleri araya tutturup, kovan içine koyun. İşiniz bitince, kovanı aynı yere bırakınız ki dışarıdaki arılar bu kovana girsin. Rast gele.   12.08.2012 pazar  – 03.2014

6 – akdeniz bölgesinde ocak – şubat (mart) ayında arıya şerbet, kek verilir mi : 11.2016 – Bu bölgede her daim şerbet verebilirsiniz. Hava şartlarının uzun bir süre uygun olması halinde,  kek verilir. Yalnız yakınında arının içme suyu, olmalı. Böldüğünüz kovanlara ise kek değil, şerbet veriniz. 03.2014

7 – ana arı ızgarası hakkında: 11.2016 –  Ana arı ızgarasının; kovan içindeki balın az veya çokluğu ile direk bağlantısı olmayıp, bir noktaya kadar dolaylı yönden etkisi olur.  Ana arı, her ne kadar ‘feriştah’ bile olsa, işçi arının gözetimindedir. Tarlacı arı; nektarı veya şerbeti ana arı ızgarası olsa da – olmasa da Ana arının günlük atmasını beklemeden, boş bulduğu göze, bunları yığmaya başlar. İşçi arı, insan yada her canlı gibi, önce kendini düşünür. Ana arı ızgarasını koymanız; balın çok olacağı manasına GELMEZ. Ama ızgaranın, olumsuz bir etkisinin olacağı muhakkaktır. Şöyle ki; Izgara sayesinde koloninin gücünün zayıflayacağı; KESİNDİR. 07.2016

8 – antalyada  kışlık arı bakımı nasıl olmalı: 11.2016 –  Kars veya Konya da arıya nasıl bakıyorsan, Antalya bölgesindeki bakımda 1 – 2 küçük ayrıntı haricinde, aynıdır. Tek  fark  Antalya daki  bazı ‘Eşek Arıları’, İç Anadolu bölgesindeki arılara göre, daha uzun. Antalya bölgesine kovanlarınızı  getirmeden önce,  O bölgedeki kişiden yağmurların yağıp – yağmadığını ve kovan koyacağınız yerde eşek arısının olup olmadığını öğreniniz. Eşek arısı var ise imha etmek için uygun ilacıda yanınızda götürünüz. -mesela fıs fıs türü tüplü sinek öldürücü ve sıvı DDT, yi bir deodorant kutusu içinde bu arıları yuvasına püskürtünüz-

9 – antalyada ilk bahar bakımı ve erkek arının oluşma zamanı  11.2016   25 Ocak 2013  günü Manavgatta,  arıları kontrol ettim. Hemen hepsinde Günlük ve kapalı gözler vardı. Erkek arı sahil bölgesinde Nisan ayında, iç bölgelerde ise Mayıs ayında olur. Açacak olan portakal çiçekleri için kovanlarımı Serik’e götürdüm. 29 Ocak 2013 günü saat 10.30 da Serik – Gebizde, kovanlarımın başında idim. Hava açık, güneşli ve sıcaklık ≈ 17′ C. Yanımda Konya Şekerin hazır şerbeti var. Ben, çitaların boş olacağını düşünürken nerede ise bazı çitaların, full nektar ile dolu olduğunu gördüm. Haliyle bu nektar durumu, bölgeye göre değişir. Kovanlarımda günlük  yoktu. Bu durum, arının tarlacı gücüne ve hava durumuna göre, değişir. Sanırım günlüğün olmayışının sebebi, Manavgata göre daha soğuk ve tarlacı arıların nektarı bolca petek gözlerine koymalarından dolayı ananın, günlük atacak yeri kalmamış. Bu açıklamayı şunun için yaptım. Günlük atımı ve sonrası zaman içerisinde, kovanlarınızın bakımı her daim yapmaya hazır olmanız içindir. Ocak – Şubat ve Mart ayında arı, bulduğu poleni kovana alsın. 03.2014

10 – Amerikan  (AYÇ) Yavru Çürüklüğü: 11.2017 –  DİKKAT:  Yabancı bilimsel sayfalarda yaptığım araştırmaya göre bu hastalığın oluşması; Dünyada en yaygın arı hastalıkların başında gelmektedir.  Açlık çeken kovan içi işçi arıların sindirim sisteminde oluşuyor. Bu hastalığa yakalanan arı ya verilen bal/şerbet üzerinden hastalık mikrobu bal ile peteklere zerk ediliyor. Ve geçen zaman içerisinde bu arı ölüyor. Bu balı petek gözlerinde olan günlükler üzerinden oluşan larvalara bal polen karışımı olarak verildiğinde mikrop, larvanın ölmesine neden oluyor.

Apimondia konferansında bu hastalıkları açıklayan bilim adamına_ Hastalık neden ve nasıl oluşuyor diye sorduğumda (Ölen arıdan bulaşıyor) demişti. yani, bu hastalığın nedenini dışarıda aramayın. Peki nasıl yayılıyor: a- Kovan içi ve dışında bu arı ile temas eden diğer arılara, b- Hastalıklı kovanın arıları ile peteklerinin başka kovanlara verilmesi ile; c- Kullandığımız arı ve arıcı malzemeleri ile; d- Kovanlar arası yapılan yağmacılık sebebi ile olmaktadır.

En bilinen temizlik şekli ise: Önce Yavrulu yavrusuz ballı tüm çitaları kovanlığınızın biraz uzağında  yakıp, gömünüz. Arılarınızı ana dahil hepsini temiz bir kovana koyup akşam vakti 5 km uzağa götürünüz. -başkasının kovanlarına yakın olmasın-  Hastalıklı ağaç kovanınızın içine  pürümüz alevini tutup gezdirin. Diğer kullandığınız ağaç olmayan kovanlarınızı, arı ve arıcı malzemelerinizide; 5 lt su + 1 kg çamaşır suyu ile yıkamanız şart. Bu su ile yıkadığınız her şeyde çamaşır suyu kokusu kalmamış olacak, Değilse bu kokudan arılarınız ölür. Ertesi gün fısfıs, 4 lt şekerli şerbete, 50 gr  Terramycine  hazırlayıp 5 km uzaktaki arılarınızı üzerine ve kovan içinde iken püskürtünüz. Bu işlemi her 3 güne bir akşam vakti ve 4 kere uygulayınız. İlk ilaçlı şerbeti vrdiğinizde 2 gün sonrası bu kovana hazır veya boş petek veriniz. Yalnız şerbet vermeyin.15 gün sonra tekrar  getiriniz. Veya yine A.mondia açıklaması: 1 lt şerbetle Kekik Yağı ekstratını  karıştırıp fısfıs ile püskürtünüz. ( Kekik yağı ne kadar ve kaç sefer verilecek, bilmiyorum ama teramisini biliyor ve uyguladım)  Arılarınız kurtulacaktır.  03.2014

10/1 – Ana arının yumurtlaması hakkında: 08.2017- Memeden yeni çıkmış bir ana arının yumurtlaması için en az 10 gün geçmesi gerekiyor. Bu süre tam sağlam bir ana ile tam olgunlaşmamış bir ananın yumurtlama süresi farklılık gösterir. İlk 5 gün ana arının kovan içini, koloniyi, petekleri ve kovan dışı çevreyi tanımak ile, 1 – 2 çiftleşme günü, 5 gün yumurtaların olgunlaşma ve günlük atılacak gözlerin temizlenmesi, ham çitanın örülmesi gibi işlerin olması ve zamanın geçmesi gerekiyor. Hazır bir ana için ise yinede 5 gün geçmesi gerekiyor. Acele etmeyin. 08.2017

11 – arı çoğalmıyor, neden? 11.2016 – Her şeyden önce (başıma geldi)  A kovanından bir miktar arıyı, çitalı – çitasız olarak B kovanına  koydun   Ana arı, yavrularının başka bir kovana verilmesine razı olmuyor. Ve A kovanı istendiği gibi üremiyor. Ayrıca, Şu yazacağım şıklardan biri yada hepsi sorunuzun cevabıdır. Ana, günlük atmıyor veya azalttı. – Ana eski, değiştiriniz. – Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlükler üşüdü, arı çoğalamadı. Petek sayısını düşürün. – Yiyeceği nasıl? Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Kapalı yavru sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve orta yerlerinde iğne delikleri var ise, bir kaçına çöp sokunuz. Kahverengi sünen sıvılar var ise;  A.Y.Ç veya Av.Y.Ç. olabilir.  Arı çoğalmaz.  06.2014

12 – arı, kaç  çıtada kışlatılır: 11.2016 – Yıllanmış yada ahkam kesen arıcılar: İki çita arı seneye çıkmaz, deyip insanı korkutuyorlar. Önce şunu iyi bilin. Buz üzerinde çıplak ayakla gezen kişi, Allahın izni ile hasta olmaz iken, evde duran kişi, hastalıktan kurtulmuyor. Bu örneğe göre anası, bir avuç genç arısı, yiyeceği olan, varroa biti olmayan bir avuç arı, Mart ayına sapa sağlam çıkar. Ha şans! diyorsanız! O şans veya şansızlık 1000 kovan içinde aynıdır, bir avuç arı içinde. Siz şunu düşünün!. Ben bir avuç arıdan verim ala bilir miyim!! bunun hesabını yapın. Üç çita ve aşağısı olan arılarınızı, verim almak istiyorsanız, başka bir kovan ile birleştiriniz. Bir kovandaki çita sayısı (en az 5 çita) ve üzerindeki arı ne kadar çok ve kuvvetli olursa, o kadar  iyi olur. 11.2015

13 – arıcı maskesi hakkında: 07.2017-  Sayfama yazdığım yazılarımın % 80, kendi yaptık ve gördüklerimdir. Maskelerimizin yüz kısmında siyah elek var. saldıran arılar, ilk önce yüzümüze saldırıyorlar. Bunun nedeni, eleğin siyah olmasındandır. Ayrıca bu tül – elek zamanla deliniyor. Değiştirmeniz gerektiği zaman ki Ben, kendi maskemdeki bu siyah eleği kesip yerine, beyaz pencere tülü geçirdim. Arılar yüzüme doğru daha az şekilde saldırıyorlar.  07.2016

14 – arıların kovanı terk etme nedenleri ne olabilir : 11.2016 – Bilim çevresinin:  Bu konuda kesin ‘sebep şu’ diyemediklerini duydum. Genelde, çevrede yapılan bitki ve varroa ilaçlaması, deniliyor. Varroa için bir yaşadığım bir örnek vereyim. 2015 yazında 11 tane ana çiftleştirme kutusu vardı. Varroa için portakal kabuğu kullanıyorum. Yaptığımın da farkındayım. Bu kutulara dumanı çok verdim. İki gün sonrası baktığımda, 4 kutudaki ana ve arıları kalmış, diğerleri kutuları terk etmiş. Kısaca; her ne yaparsanız yapın ama, ayarında yapın. 2016

15 – arı neden OĞULA gider, nasıl engelene bilir? 11.2016 – Oğula gitmenin en büyük etkeni, tüm canlılarda olduğu gibi nedeni ne olursa olsun üreme, çoğalma  iç güdüsüdür. Arazide veya kovan içinde yiyecek az ise VEYA çok ise, arı oğula gider.  2 veya 3 günde bir arılara çok şerbet verirseniz, takip ettiğiniz, devamlı çita koyduğunuz halde, arı yine oğula gider. -yaşadım-  2 çitalık arı bile, oğula gider. Kaç çita olursa olsun ana, günlük atımını bıraktı – azalttı, -sakatlandı, gerektiği zaman çita -vermediniz yeri daraldı. Vel hasıl her halükarda oğula gitme durumu vardır. Benim altı kovanımın 5 i, Nisan 2013  başında ve portakal bahçesinin dibinde meme yapmaya başladılar. Analarımın hepsi  genç OĞUL ANASI.  Çita örüldükçe azar azar şerbet veriyor ve gerektikçe çita veriyordum, yine meme yaptılar. Temizledim, yine yaptılar. 6 kovanımdan oğul alsa idim, 24 kovanım olacaktı. Çare:  Arılarınızın oğula gitmesini istemiyorsanız, üzerinde meme bile olsa, a– Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana bölüp, memeleri de koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. b –  Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane meme bırakıp, diğerlerini temizleyiniz. c – İçinde anası olmayıp, Peteklerinde günlük, larva ve  ana memesi olan bu kovanlara çiftleşmiş hazır ana veriniz. Kabul eder veya etmezler. Kabul ederlerse memeleri kendileri temizler -yaşadım- takip edin, anayı kabul etmezler ise, anayı kutuya alıp, oluşan memeleri temizleyin. d – Eski anayı  öldürüp içine atınız. 1 – 2 gün sonra, Hazır çiftleşmiş ana veriniz. Memeleri arılar temizler. Şunu da yapa bilirsiniz: e – Baktınız kovandaki bütün çitalarda  bir çok memeli petek var. Bu memeli çitaları, 2 – 3 er çitalı şekilde boş kovanlara bölünüz.  5 km uzağa götürüp bırakınız. 2 gün kalsınlar. Bu şekilde arıların çoklu olarak oğula gitme heveslerini kırmış ve oğul takip etme eziyetinden kurtulmuş olursunuz. 

Eski ana, oğul durumunu istemez. Arıların yaptığı memeleri kesmek ister. Ama oğula gitmeyi isteyen arılar, ana arıya müsaade etmez ve engelleme yaparlar. Kovanda yerinin olmadığını anlayan ana, bavulunu hazırlamaya başlar. Günlük atımını bırakır. Uçuş yapabilmek için az yer ki, hafif olup uca bilsin. Ve vakti gelince, kovanı terk eder. 2. oğul ≈ 3 gün sonra çıkar. İlk eski analı oğul, kovanın  yarısına yakın olur. Oğul çıktıkça bu oran, azalır.

Bu yazdıklarımı yapmadınız ise: Oğula gitmek isteyen kovandaki arıların yaptığı ana arı kapsül ve memelerini; Oğula gitmelerini engellemek için yolmayın. Daha fazlası ile meme yapacaklardır. Bırakınız, erkenden oğula gitsinler ki, Sizin zaman kaybınız ve zararınız az olsun.  Ayrıca ilk çıkan 1. ve  2. oğul arılarından sonra çıkan oğullarda  en az, 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koydunuz veya koymak istemiyorsunuz. Konduğu yerden aldığınız oğulu yere döküp, içinden istemediğiniz -cılız- anaları alıp kutu içinde uzak kapalı bir yere koyunuz veya öldürüp oğul arı içine atınız. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri döneceklerdir. Aynı kovandan içinden ÇOK analı olarak çıkıp,  değişik  yerlere konan 2 – 3  oğulu, aynı kovanın arısı deyip, başka bir kovan içerisine  birlikte koyamazsınız. Ana kokuları farklılaşmıştır. Aynı küme  içerisinde OLAN birden çok analı oğulu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Ana kokusu farklı arıları, kağıt veya koku ile birleştire bilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür.  03.2013

16 – arının kovanı nasıl değiştirilir ve kaç günde bir bakılmalı:  11.2016 – Her hangi bir sebepten dolayı, kovan değiştirmeye karar verdiniz. İlk önce yapılacak olan, temiz bir kovanı  hazır etmek. Boş ve temiz kovanı, değiştireceğiniz kovanın YERİNE koyunuz. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve dış kapağını kapatınız. Mecburi değil ama yinede değiştireceksiniz;  Aynı yöntemi uygulayınız. Tekrarlanan bakım günleri ise, mecburiyet harici  3 – 4 güne bir göz atılmalı, gerekiyor ise petek veriniz – alınız. Her 10 – 12 günde bir ise, genel kontrol yapınız. 25.09.2011

17 –  arıyı bölmek,çoğaltmak : 11.2016    En iyi çoğaltma  –Bölme ile olur. Bu yöntem ile bölerek çoğaltmak istiyorsanız, en erken sahil kenarında  olanlar için Nisan ayı, iç kesimlerde olanlar için ise  Mayıs ayı, en uygun aylardır.  Bunun 2 türlü yolu var. A) Hazır, kafes içerisindeki ana ile BÖLEREK çoğaltmak;  B) Ana arıyı, kovanın kendisine yaptırmak.  Her iki yöntem ile  2 – 10 adet kovana sahip olabilirsiniz. A – Hazır ana arı ile çoğaltmak. 10 çitalı bir kovandan, 10 tane analı kovan elde edebilirsiniz. En uygunu 10 çitalı kovanı 2 veya 3 e bölmektir. Önce analarınızı, temiz kovanlarınızı hazır ediniz. Yeni Kovanlarınızın uçuş deliği kapalı olacak. Önce, Eski anayı arılı bir çita ile ham bir çitayı bir kovana koyup, aynı yerine koyunuz. Diğerlerini istediğiniz kadar yeni kovanlara bölüştürüp, kapatıp, 5 km uzağa götürünüz. Devamı olan açıklamalar için yukarıdaki, ana hakkında bilinmesi gerekenler kısmını okuyunuz. B – Ana arıyı kendiniz yaptırmak istiyorsanız. Bal verimi iyi olan 1-2 yaşındaki Analı ve petek gözlerinde günlük olan çok çitalı bir kovanı ele alınız. Kapalı yavrulu bir çitayı anası ile birlikte, uçuş deliği kapalı olan başka bir kovana yanında ham veya işlenik bir çita ile birlikte koyup hemen 5 km uzağa götürünüz. Orada en az 3 gün kalmalılar. İçinde ve her çitada bolca günlük olan arılı çitaları ve kovanı ise aynı yere koyunuz. Analı kovan 3 gün orada kalsın, şerbet verin, daha sonra aynı yere, geri getiriniz.  Arılıkta kalan anasız günlüklü arıları,  4 gün boyunca azar azar şerbet veriniz ki, arılar ana arı sütlerini bol koysunlar. Böylece her çita üzerindeki günlüklerden, fazlası ile ana memesi yapılacaktır. Ana arılar en erken günlüğün çıkış gün sayısı ile orantılı olarak 12, en geç 16 gün gün içerisinde çıkar. Anasız kaldıkları günden itibaren 11. gün, daha önceden hazırlayacağınız X. sayıdaki boş kovanları, aynı sayıdaki boş ham veya hazır  peteklerinizi  ve nakliye aracınızı hazır edip, anasız kovanın yanına getiriniz.

Uçuş delikleri kapalı olan her boş kovana birer tane hazır arılı memeli petek koyup, üstlerini hemen kapatınız. Diğer boş kovanlarada aynı işlemi uygulayarak bir kovandan, X sayıda kovan elde etmiş, olursunuz. Çoğalttığınız kovanları hemen buradan alıp; 5 km uzağa götürünüz. Yeni kovanlarınız orada 2 – 3 gün kalacak. Değilse, tarlacı arılar eski kovanlarına geri  dönerler. Mecbur değilseniz Haziran – Ağustos ayı arasında arı bölmesi yapılmaz – yapmayın. Bu aylar, bal toplama zamanıdır. Bölerseniz her türlü kaybınız çok olur. 11.2016

18 – arı şerbeti neden yemez:  11.2016– Arı şerbeti beslenmek, mum örmek ve stok için yer.  1 – Kovan içerisindeki arı sayısı az, döktüğünüz şerbet de çok gelmiş. 2 – Petek gözlerinde yeterince bal stoku var, karnıda doydu, verdiğiniz şerbetide koyacak yeri yok. 3 – Arı oğula gidecektir. Bak! Meme var mı?  4 – En tehlikesi ise: Kovan içerisindeki arı sayısı ne durumda azalıyor mu? Yavru sırlarını kontrol ediniz. Sır’ların ortasına yakın yerlerde iğne deliğine benzer delikler var ise, kovanınızda en basitinden Av.Y.Ç. var demektir. (11. md bak)  09 / 2012

19 – arı kovanlarında YAĞMA  veya ŞÜPHESİ durumunda yapılacak: 05.2017 – HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Yağma olmayıp sadece Şüphe etseniz bile hemen kapatınız. Yalnız; kovan içindeki arıların hava almasını engelleyecek şekilde, kapatmayınız Uçuş tahtası delikli veya, kovanınız polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların çoğunun kovan üzerine konduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız. Yağmaya gidecek arı, hangisidir! derseniz: Kovanında yiyeceği az veya olmayan, sayısına güvenen her kovandaki arı, zayıf gördüğü kovanı yağmalar. 10.2013

20 – arılara kışın küp veya sorma şeker nasıl verilir: 11.2016 – Kışın, Küp Şekeri arılara vermeyiniz. Sorma şeker ise, içeriğinde su olduğu için, küp şeker kadar tehlikeli değildir. Yeter’ki, pancar şekerinden yapılmış olsun. Kovan üzerinde şerbetlik var ise; arıların şerbeti emdiği yere sorma şekeri naylon torba içinde koyunuz ki, eridiği zaman aşağılara akmasın. Kovan içerisinde hatıl şerbetlik var ise, içine koyunuz. Kesinlikle sorma şekeri alenen dibine dökmeyiniz. Eriyen sorma şekere ayakları değen arı kalkamaz, arıların ölümüne ve dışarıya sızar ise yağmacılığa sebep olursunuz. 11.2012

21 – Balın kalitesinin bilinmesi: 11.2016 –  Bereket Tv yayınlarının birinde açıklama yapan 19 Mayıs Üniversitesi profesörü :  Balın kalitesi, prolin ile belli olur.  Prolinin  en yüksek ölçüsü (kendilerine göre) 800, bazen 850 prolin olur. Gerçek balın tesbiti için ise 27 çeşit araştırma gerekiyor. Bu analizin değeri ise (2013 yılı için) 1400 TL, demişti. Ben; Ürettiğim balın kalitesi ne, diyerek 2014 sezonunda Konya  İl Tarım  Md.  ≈ 100 gr numune götürdüm. Prolin, fruktoz, glukoz meyve şekeri ve sakkaroz pancar şekeri için diğer masraflarım hariç, 174 TL ödedim. Sonuç : Prolin722,03   Fruktoz38,86 Glukoz34,55  Sakkaroz pancar şekeri – 0,59  27.10. 2014

22 – Bal alımı ne zaman ve kovanda ne kadar bal kalmalı: 08.2017– Bal alım zamanları bulunduğunuz bölge ve aylara göre değişir. Genel bilgi için için Bal; en çok hangi ayda alınır neden ve nasıl yazıma bakınız Normal şartlarda ise, balın sırlanmış olduğu aylar (Tm-Ağ) dır. Sırlama işlemi olmuyor ise, en geç  Ağustos ayı ortasıdır. İlave var ise buradaki çitalar ile kuluçkalık diplerinde bulunan sağlı – sollu ballı petekleride ala bilirsiniz. Haliyle sonradan şerbet vermeniz şart. 10 çitalık bir kovanda bırakılması gereken bal miktarı olarak Sahil kenarlarında  10 kğ, İç bölgelerde 15kğ, soğuk bölgelerde 20 kğ  bal olmalı.12.2012

23 – ballı bitkiler: 05.2017 – Bilimsel (anason hakkında yorum kısmına bkn) olarak açıklandığı şekli ile:  Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü -az yemek lazım-, mera çiçekleri, kekik, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek(sünemit), çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin ıhlamur, kestane, korunga. peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, kabak çiçeği, unutma beni, yabani turp, İlaveten yağmurların yağmadığı ve havaların sıcak olduğu haziran – ekim ayları içerisinde meşe ağaçlarında Basara balı olur. 01.2013

Hollandalı bilim adamlarının bir dergide İngilizce olarak yayınladıkları bal ve polenli bitki isimleri ise: Kişniş, Hodan (sütleğen cinsi), Adaçayı, Rezene, Gülhatmi, Çiğdem, Düğün Çiçeği, Kardelen, Itır, Dalya, Nergiz, Tatlı Sığınma, Haşhaş, Zinya çiçeği, Lavanta,  Kedi Otu 12.2014

24 – bal akım zamanları: 11.2016 – Balın gelişi ve bitiş zamanı  bölgelere, hava şartlarına ve kovanın gücüne göre değişiklik gösterir. Sadece şunu, kesin bilin, yeter. Peteklerin en üst çita kenarında, çizgi halinde kar beyazı renginde petek örümleri olur. Bu görüntü,  doğadan bal akımının başladığını gösterir. Bu akım başlangıcı, petek örümlerinin en hızlı olup, arı tarafından çokça ve bolca harcandığı zamandır. İç bölgelerde Nektar birikimi 15 Mayıs – 15 Temmuz arasıdır. Bölgelere göre başlama ve bitiş, bir hafta önce – bir hafta sonradır. Sahil taraflarında 15 Şubat’ta  yabani çilek ile başlayan bal alımı narenciye, yabani turp, kiriş, meyve çiçekleri ile  mayıs ayı başına kadar devam eder. Bir uyarı daha yapayım. Petek gözlerinde nektar azalmaya başlamış ise, haftada bir arının gücüne göre (bal için değil, yemesi için) 1 – 2 su bardağı kadar şerbet vermeniz, getirilen şerbeti muhafaza altına alacaktır. 11.2015

25 Çitalı arının fiatı ve alım zamanı: 11.2016 – Bir çita arının fiatı şehir ve zamanına göre değişir. 2017 yılı nisan – mayıs ayında çita başı 25 – 35 TL olarak düşüne bilirsiniz. Oğul olduğu zamanlarda çita fiatı düşer.  Ben 2014 yılı Nisan ayında arkadaşlarımdan bir çitalık arıyı 27 liraya aldım. 11.2015

26 – çitaların -peteklerin- yerleştirilme şekli: 11.2016 – Elinizde bir çitalık arı var! işlenik çitan yok. Bismillah deyip ham çitanızı kovanın içine koydunuz. Arılar işledi, ana arıda çitanın iki yüzüne tamamen günlük attı. 15 gün sonra yeni ham çitanızı koyun. Bu örme işlemi arılar tarafından yapıldığı müddetce, hemen dibine ham çitanızı  koymaya devam ediniz. Ne zaman ki arılar, her iki baştaki çitaların  dış yüzüne nektar ve şerbet koymaya, ana arıda bu çitaların iç tarafına günlük atmaya başladı ise, bu andan itibaren ham çita-ları-nızı, en dıştaki çitaların tarafına koyunuz. İşlenik çita verecekseniz, aynı yöntemi uygulayınız.  Kuluçkalık, tamamen doldu. İlaveyi koydunuz. Kuluckalık içindeki nerede ise full kapalı olan çitaları, ballı bir çita ile ilavenin dip tarafına koyunuz. nisan – mayıs Dış yüzünede en azından strafor koyunuz.  Boşalan yerlereeski çitaları kaydırıp baş ve son 2. yerlere ham veya işlenik çitalarınızı koymaya devam ediniz. İçinde günlük ve kapalısı olan çitayı en dışa koymayınız. Ham çita işletme işini Haziran ayı başına kadar arılar yapar. Bu aydan sonra ham çita işlemi biter. Onun için bolca ham çita işletmeye gayret ediniz. 11.2015

27çok bal alma usulleri : 07.2016 – Bal alacağın kovan içindeki full yada fula yakın kapalı gözlü çitaları arısız olarak, bal almayacağınız diğer kovanlara dağıtınız. Bal sağımından sonra ise, çıkan yavruları zayıf kovanlara tekrar verirsiniz. Hatta bu kovanlarda yetişen yeni tarlacı arılar, ağustos – eylül ayında alabileceğiniz nektar için, hazır asker olacaklardır. Ayrıca bakınız–  Bal; en çok hangi ayda alınır ve neden

28eylül ekim ayında erkek arı sayısı ne kadar olmalı günlük yok ise ne yapmalı: 11.2016 – Kovanda hepsi var ama günlük ve kapalısı yok ise; çita gözlerinde polenin olup olmadığına bakınız. Yok veya az ise; elinizde olan veya temin edeceğiniz bir miktar poleni, pudra şekeri ile hafif şekilde karıştırıp naylon parçası üzerinde çita üstüne koyunuz. Naylon üzerinede poleni -birkaç kez- dökünüz. 09.2016

28 / 1 – erkek arı sayısı ne kadar olmalı : Ana arı, kovanın gücüne göre ne kadar erkek arı yapacağına kendisi karar verir. Tahmini bir sayı vermek gerekir ise; en kuvvetli kovanda 450 sayısını geçmez. Yalnız sahte ana olduğunda, günlüklerin hepsi erkek arı olur, bununda hesabı olmaz. 06.2017

29 – iç anadolu da -ak deniz sahil kenarında- arılara ne zaman bakım yapılır 11.2016 – [Sizler kendi yaptığımı anlatıyorum] Hangi ayda ve nerede olursanız olun. Arı ve çitaları kontrol etmeniz veya kovanı {özellikle sonbahar ve kış aylarında} değiştirmeniz gerekiyor ise; buzlu soğuk havakar, yağmur ve rüzgarlı hava hariç ve dışarısı kaç derece olursa olsun, şunu iyi bilin ve yapın. Dışarıda arı uçsun veya uçmasın! Örtü tahtasını, bezini bir köşeden hafifce, çarpmadan, vurmadan kıynaştırıp içine bakınız. Arılar, kovan içi ve çita üzerinde geziniyor ise; Oyalanmadan arılara bakınız. Bir ucundan arılara baktınız; arılar üzüm salkımı gibiler ise hiç dokunmayın, kapatın. Bir tek arı O salkımdan düşer ise, ölmeye mahkumdur. Onun için  mecbur kalmadıkça  Ara,. Oc, Şb, ve Mart ayının ortasından önce kovanı açmayınız. 11.2016

30 – iki – üç çitalı arı kaç çita olur veya nasıl çoğaltabilirim: 11.2016 -bak.17 Örnek: 2014 Şubat ayında kovanlarım Manavgat ve Söz konusu kovanım 3 çitalıktı. Bu gün tarih 2 Haziran 2014. Bu kovanım şuan, 10 çitalık.  Varroa ilacını zamanında verin. Şerbeti eksik olmasın, peteği gerektikçe verin. Polenini almayın. Son koydunuz çita örülmeden, içine günlük atılmadan yenisini koymayın. Ana arı 1 -2 yaşında Ve Allahın izni ile sizin arılarınız neden 10 çita ve üstü olmasın? 2012

31 Kek, saf pudra ve fondan şekeri ile şerbet arasındaki fark: 11.2016 – Kek arı yemi olarak kovanda uzun süre dayanan  arı yiyeceğidir. Kışın, Sahil kenarı hariç iç kesimlerde verilmez. Kek’in ana maddesi pudra şekeri ve az miktardaki ‘hakiki’ bal ile yapılanıdır. Saf Pudralı kekin, kışın verilmediği gibi, ilkbaharın serin ve yağmurlu uzun süren günlerinde verilmesi sakıncalıdır. Fondan şekerli kek ile normal keki aynı anda arıya verdim. Arılar, normal keki bitirdikleri halde, fondan şekerli kek, hiç dokunulmamış gibi idi. Şerbet yaz kış, arıların salkım yapmadığı her daim verilir. Yalnız yazın açık verilen şerbetin, kışın daha koyu verilmesi şarttır. İlaveten, arıya vereceğiniz şerbeti kaynatmayın. 11.2016

32 – kış boyu 4 çitalı arıya ne kadar şerbet vermeliyiz: 11.2016 – Her nerede olursanız olun, kovana aklınıza geldikçe şerbet veremez, üzerini açamazsınız. Özellikle kışın açarsanız, felaket olmaz. Sadece arılarınızın tez zamanda ölmelerine imkan tanımış olursunuz. Her bir çita üzerinde tahmini 1,5 kğ dan 6 kğ kadar bal var ve varroa mücadelesini de bi hakkı ile yaptı iseniz, gerisini Allaha havale ediniz. 11.2015

33 – kışa hazırlanırken kovan bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar:  11.2016 –  Arıcı arkadaş, kendiniz ve ailenizle beraber kışa gireceğiniz de eviniz için ne yapıyorsunuz? Kovanlarınıza  bahara girerken yaptığınız bakımdan daha fazlasını, kışa girerken yapmalısınız. Daha geniş açıklamamı okumanız için : Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

34 – kışın  kovanlarda arı azalması veya yavru atma: 11.2016 –  Önce şunu iyi biliniz.  Bal süzümünden sonra varroa mücadelesini yaptınız,. İçinde 15 kğ da yiyecek balı var. Ekim ayının başında bütün işlerinizi yaptınız ve kovanınızı Allaha havale ederek kışa girdiniz. 15 Mart günü 10 çitalık fuulll arınızın, 8 çitaya indiğini göreceksiniz.

Yavru atma davası ise, arının azlığı ve soğuk havanın etkisi ile orantılıdır.   İyi günlerde ana arı günlük atar. Günlükleri ve kapalı yavruları besleyecek ve soğuklardan koruyacak, genç ve yaşlı arılardır.  Tarlacı arıların ölmesi, petek üzerinde gezinecek arıların sayısını düşürür. Sayının düşmesi akabinde oluşacak soğuklardan dolayı tüm arılar bir yerde toplanmaya başlar. Bu toplanmanın neticesinde yetişkin arının gezinmediği petek içindeki günlük, larva ve pupa ve kapalı göz içerisinde çıkmak üzere olan yavru arılar üşür ve ölür. Ölen larva ve yavrularıda kalan arılar dışarıya atar. Ayrıca aynı soruların daha geniş cevabı için,    12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri  01.01.2011

35 – kışın, ocak şubat mart aylarında arıya verilen kek faydalımı zararlımı olur: 11.2016 – Kışın Ak deniz, Eğe ve kısmen Marmara denizi sahil bölgeleri dışında iseniz, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayı ortasına kadar KEK VERMEYİNİZ. Önce şunun üstüne basa basa yazayım. Efendim, kek verilirse arılar kesinlikle ölürrr.  Hayır. O kadar değil. Sadece şu kadarını iyicene biliniz ki; Ballı keki yiyen arının,  harareti arttığı için su içmek isteyecektir. Kovan içerisinde su olmadığı için, soğuk havalarda su içmek için dışarıya çıkarlarsa, arıların erken ölümlerine sebebiyet verirsiniz. Hava, soğuk geçmez ise, ölüm olmaz. Ama bilemez siniz. İşinizi şansa bırakmayın ve vermeyin. 11.2015

36 – kovan başı ne kadar propolis alınır ve propolisli bitkiler: 11.2016  Propolis;  Arıların özellikle reçineli ağaç cinslerinden toparladığı, koruyucu özelliği olan, kovanlarda yarıkları kapadıkları, ayrıca kendilerini  tedavi etmek içinde  kullandıkları bir reçinemsi bir maddedir. Çam, söğüt, ardıç, şeftali, erik, kayısı, kestane, kavak, ayçiçeği ve kabak çiçeği bitkilerinin taze dal ve filizlerinde, fazlası ile bulunmaktadır. Kovan başı alına bilecek saf propolis miktarı ise ancak gram ile ölçülür. Bu miktar ise arıların gücüne, kovanın konulduğu yere bağlı (orman içi) olmakla beraber, propolis tuzağı ile bir sezon boyunca  en fazla 150 gr kadar propolis almak mümkün olduğu belirtilmektedir.  Propolis, toplanıldığı ülke ve getirildiği bitki çeşidine göre kahverenği, ten rengisütlü kahve,  gri / yeşil,  koyu yeşil renklerinde olmaktadır. Uçuş deliğinin iç tarafından ve çitaların her yerinden toplana bilecek propolis miktarı ise mum karışımlı olup ≈ 1 kğ olacaktır. Tavsiyem: Çita ve kovan üzerindeki Propolisi temizlediniz. Alacaksanız ne ala.  Almayacaksanız, gelişi güzel atmayınız. Sıyırdığınız propolisi temiz bir taş, kaya, ağaç vb üzerine bırakınız. Ki, arı buradaki propolisi tekrar kolayca en kısa  yoldan, yerine koysun, uzağa gitmesin. Bereketli ola.  28.09.2011

37 – Kovan içindeki NEM durumunun  tespit şekli: 11.2016 –  Kışın kovan içi yeterli derecede havalandırılmaz ise nem oluşur. Kovan içerisindeki arıların vücut ısıları balı yedikçe  36 C’ ye kadar yükselir. Dış hava ise bu dereceden düşüktür. Arılar üşümesin diye, uçuş deliğini küçültürüz, bu sefer kovan içi sıcaklığı artar. Dışarıdan giren soğuk hava ile kovan içerisindeki sıcak havanın karışımı neticesinde, soğuk hava içerisindeki nem sıcak hava nedeni ile,  su damlacığı şekline dönüşüp, kovan dibine birikir. Biriken su -arının içeceği su olur; dense de oluşan rutubet arının hasta olasına neden olur. Örtü tahtası yerine naylon konulmaz. Naylon, hava sirkilasyonu yapmaz ve kovan içi devamlı ıslak olur. 2 – 3 çitalı olanları, uçuş deliğine göre ortalayın. 11.2016

38 – Kovandan polen alım miktarı ile arının polen ve  bal arasındaki besleme farkı: 11.2016 – Kovan içerisinde 10 çita hesabı ile, 4 çitanın yarımşar bölgelerinde polen var ise, gelen poleni alınız. Bu hesaba göre kendi polenli çitanızın hesabını yapınız. Ayrıca, topladığınız poleni havadar yerde, üstünde hafif bir bez örtü ile temizleyip bekletiniz. Poleni tam kurutmadan çok hafif nemli şekilde, cam kavanoz içerisinde ve buzdolabında muhafaza ediniz. Seyrettiğim bir programda konuşan profesör; 5 gram polen = 1 kğ bal, demişti. Polen, bitkilerin ÜREME ORGANIDIR. Düşüncemi şu şekilde netleştireyim. Balık yemeyen çok az insan var. Ama kimi insan balık etinden ziyade balığın üreme tohumu olan HAVYAR’ı daha çok tercih eder. Evet havyarın besleme özelliği ne ve ne kadar fazla ise; POLEN de çiçeğin HAVYARI VE O KADAR BESLEYİCİDİR.  Ama ne yazık ki insanımız bunun bilincinde  değildir.  01.2015

39 – kovan önünde arıların toplanması salkım yapması  07.2017 – Bu temmuz ve ağustos aylarında, genelde ikindi ve sonrası oluşur. Tarlacı arıların arazideki çalışmaları bittiği için, topluca dönüş yaparlar. Haliyle Kovan içinde artan sıcaklık ve arıların çokluğu nedeni ile.  A – Aynen insanın sıcaktan balkona çıkması gibi arılarda dışarıya serinlemeye çıkıyor. Kovanın hava almasını sağlayın. Kapattığınız yer var ise, acınız. B –  Kovan içerisindeki arıların, ayak atacak yeri kalmamış. Petek örme işi bu aylarda çok nadir olur. Örme ile görevli arıların yapacak işi olmadığı için, dışarıya çıkmış – çıkartılmış. Ham veya işlenik Petek  koymanız lazım. Koydunuz. 10 çita tık nefes oldu! C – Arı hala dışarıda ise: ilave koyunuz.  31.07.2012 salı

40 – kovanı nasıl ve ne şekilde koymalıyım: 11.2017  Bazı arıcılar, ama tecrübesinden veya deneme amaçlı, kovanlarını değişik yönlere koyarlar. Ben; ilkbahar, yaz, sonbaharda arı uçuş tahtası yönünü Güney / Doğu, Kışın ise tam güney yönüne bakacak şekilde koymanızı tavsiye ediyorum. Neden G/D yönü,  Rüzğarı az olur. Kovan, Öne doğru 1 – 2 cm eğik, yerden 20 – 30 cm yükseklikğe konulmalı. Kesinlikle örtü ve üst kapak tahtası üzerine ve kovan içine çul – çuval – gazete kağıdı – karton – naylon örtmeyiniz. Nem yapar. Kış için kovan koyacağınız yerin, kuzey tarafı kapalı bir yer olursa, çok iyi olur. Kovanlarınızı yazın seyrek –  kışın birbirlerine yakın koyunuz. Rüzğarı keserler. Yazın aşırı sıcaklarda ana arının günlük atımı, azalır. Kovanlarınızı mümkün oluyorsa gölgelik yerlere koyunuz. (Apimondia) 08.08. 2012

41 – kovan önünde ve içindeki arı ölümlerinin nedenleri : 06.2017– 19.  bölüme ve  12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri bakınız.

42 – nektar gelmiyor şerbet verilirmi? 11.2016 –  Sezon sonu bitmek üzere, çitalarda yeterince nektar yok ve sırlanma olmuyor! En azından  balın olgunlaşa bilmesi, doğal balın arı tarafından yenilmesini önlemeniz babından, arının sayısına göre 3 – 4 güne bir, 1 ila 3 su bardak arası şerbeti,  doğal bal alabilmeniz  için,  veriniz. 5.2013

43 –  nisan ayında -veya hangi ay olursa olsun- arı kaç çita olmalıdır: 11.2016 – 30. md bak. Genelde sayfama – nisan ayında arı, kaç çıta olmalıdır, diye soru gelir. Bu soru ve cevabına takılıp kalmayın. Çita ve arı sayısı ne kadar çok ve kuvvetli ise, O kadar iyidir. Onun için belirttiğim md, bakınız. 12.2016

44 – oğul arısı hakkında : 06.2017 – İlk çıkan oğul anası, eski anadır. İlk oğul Saat 10 – 16 arası kovanı terk eder. İlk çıkan oğul içerisindeki tarlacı sayısı çok olur. 2. oğul 2 gün sora 5. güne doğruda diğer analar çıkar. Çıkış anında veya hemen sonrası görmeniz halinde, oğul arıyı ala bilirsiniz. Oğul’un kovanı terk etmeye başladığını gördüğünüz zaman hemen müdahale etme durumunuz olursa, oğulun uzaklara veya yüksek yerlere gitmesini – konmasını engelleme şansınız çok olur. Onun için yapacağınız: Boş bir fıs fıs kabını yakınınızda bulundurun ve içinde su dolu olsun. Oğul arının çıktığı anı gördüğünüzde arı kümesi üzerine su fışkırtmanız halinde arı, en yakın yere konacaktır. Bulutlu veya yağmurlu havalarda bile, yeni ana çıktıkca kovanda sayılı arı kalıncaya kadar, oğul çıkmaya devam eder. Yeni ana 12 gün içerisinde çiftleşir, 10 gün sonrasına kadarda günlük atar. O ve Ö md. bk. – Kafkas arısı % 13, Anadolu ırkı ise %18 oğula yatkın olduğu açıklanmıştır. 12.2016

45 petek işlenmesi: 06.2017  Arının Yeni petek işlemesi iki nedene bağlıdır. a- Arazide  ve merada çiçekli ağaç ve ot olmalı  b- Kovan içerisinde bolca genç arı olmalı. Özellikle mart, nisan ayında ve ektiğiniz nektarlı çiçek var ise petek örümü olur. Bu belirttiğim her iki etmenden biri veya her ikisi olmaz ise, siz ne kadar şerbet verirseniz verin, ham peteğinizi koyduğunuz gibi dışarıya çıkarırsınız. Özellikle dışarıda çiçek olmadığı zaman, Yarım yamalak işlenmiş petekleri kovana koymayınız. Koyar iseniz, arı örmez ve alap şalap olan yerlere de şerbet ve polen atar, günlük olmaz. Belirttiğim bu iki neden arazi ve kovanda var ise, O zaman sizin vereceğiniz şerbetin, petek örülmesine faydası olur. Kovanınızın güçlenmesini istiyor iseniz; hazır işlenik petekleri doldurmayın. Kovan içindeki çitaların en az yarısı, ham yeni işlenik petek olsun. Geçen sene başıma gelen bir olayı aktarayım. Mart nisan ayları içerisinde ağaçların çiçekleri vardı. Azda olsa mera çiçekleri. 20 Nisana kadar petek örümü ve günlük atımı oldu. Ağaçlarda çiçek kalmayınca, 15 gün boyunca şerbet vermeme rağmen petek örümü olmadı. Haziran ayında şerbet bile verseniz, dışarıda çiçek ve yeterince genç arı yoksa; örülen petek düzgün olmaz. Kovan içinde fazlası ile örülü petek olduğu halde, arı petek dışına dalak atıyor ise, genç arı ve dışarıdan gelen nektar fazla olduğu için, boşta olan genç arılar, hariçten çalışıyorlar, demektir.  Genelde 10 çitalı kovanlarda ham petekler 2 ve 9. yere konulur. 3 – 5 gün geçti, şerbet verdiğiniz halde örülen petek şişkinliği 3 – 5 mm geçmiyor ise, ham petekleri yan yana ve ve en sona koyunuz. Elinizdeki eski boş petekleri güneşe doğru tutup bakınız. Gözlerden ışık geliyor ise, kullanın, parlak değil ise, eritiniz. 05.2016

45/1 – Polen hakkında: Şunu iyi bilin. Bal arının çorbası, Polen ekmeğidir. İlk bahar aylarında arazide ve petek gözlerinde polen ne kadar çok olursa, günlükte o kadar çok olur. Sezonun başlarında iken kovan önünde erkek arı ölümleri var ise, çitalarda polenin durumuna bakınız. Polen az veya yok ise, işçi arılar erkek arıları -Olan poleni yemesinler diye, öldürürler. İşçi arılar, Ana arı olmasa bile çıkan veya çıkacak olan yavru arılar için polen getirilmeye devam eder. 04.2017

45/2 – Propolis : Özellikle ilk bahar aylarında her türlü ağaçlarda yay misali gelişen taze dal tomurcukların da oluşan ve arılar tarafından toplanan reçinemsi maddedir. Arıların özellikle çita yanlarında biriktirdiği kızıl veya kahverengi tonlarında olan tutkal benzeri bir maddedir. Bilimsel olarak insan sağlığına katkısı olduğu, her türlü yazılarda vurgulanmaktadır.

46 – ruşet kovanın gerekliliği 11.2016 – İki çitalık bir arının, 10 çitalık bir kovanda bekletilmesi gerekmez veya bırakmak istemezsiniz. 5 çitalık Ruşet kovanlar, az sayıdaki çitaların bir bakıma saklanılmasını temin eder. Veya yedek analı arıların bir süre orada bekletilmesi için gereklidir. 12.2012

47 – Seydişehir  bal üreticileri birliği telefonu : 11.2015 – Başkan Mustafa Taşdöğen tlf :  0 505 3541080   31. 07. 2012

48 –  Seydişehir İlçe Tarım Md. kayıtlı arıcı ve kovan sayısı: 11.2015 –  İlçe Tarım Merkezine kayıtlı 70 arıcı ve  6.000 kovan var. Kayıtlı 64 arıcı, 5.500 kovan için, devletten destekleme kredisi için baş vurmuş. Bu seneye ait destek kredi miktarı kovan başına 8.00 lira. Gine bu seneye ait Seydişehir ve çevresinde kovanı bulunan yabancı kayıtlı arıcı sayısı 30 kişinin ≈ 1.750 arı kovanı var. 11.2013

49 – strafor kovanlar hakkında: 11.2016 – Önce şunu düşünmek lazım! Dağdaki arı nerede yaşıyor ve bu zamana kadar nerelerde yaşadı. Doğal malzemeden şaşmayınız. Lakin, ana çiftleştirme kutuları ile 3 – 5 çitalık ruşet kovanlar için kullanımı kolay ve elzemdir.  Özellikle uzak yollarda üst üste taşımalar için uygun olmaz. 01.2016

50 – şerbet hazırlama ve verme zamanı : 08.2017 – Şerbeti kesinlikle kaynatmayınız,  kaynatılmış su ile yapmayınız. Mart / Eylül ayları içerisinde 1+1; Ekim / Şubat arası 2 ölçek şeker+1 ölçek su şerbet veriniz. Her daim olmasa bile arada bir 5 lt şerbete en az bir tane limon yıkayıp sıkın, kabuklarınıda küçük dilimler halinde aynı bidona koyunuz. Veya 5 lt şerbete yarım çay bardağı kadar sirkeyi dökünüz. Arı için Limon vitamin, sirke antibiyotik  görevini yapacaktır. Şerbeti, Mart / Temmuz arası gündüz istediğiniz zaman; Ağustos / Kasım arası ise akşam vakti dökmeniz, yağma etkisini azaltacaktır. İlaveten vereceğiniz şerbetlere 5 lt için bir çay kaşığı tuz dökünüz. Hava karardıktan sonra akşam kovan açılmaz, bakım yapılmaz, bal alınmaz, kovan içi şerbetliklere şerbet verilmez. Verirseniz, arılar üzerinize yapışırlar. 05.2014

50.1 – tarlacı arılar değişik yerlere giderler mi ve arılar kaç kilometre uzağa gider: 08.2017- Bilim adamları; 19 tane arı üzerine arı takip vericileri yerleştirilerek, gittikleri yerleri takip ve kayıt edip, arıların uçuş yollarını bilmek istemişler. Sonuçta; takip etme vericileri takılı arılardan sadece 2 tanesi, yeni besin kaynağını buluyor veya değişik bölgeye gittiği halde, diğer verici takılı arılar eski bildikleri bölgelere gitmişler. Kovandan çıkan işçi arı, kovanın olduğu noktaya göre dört bir tarafa ve en fazla 5 km uzağa gittiği açıklanmaktadır. 02. 2017

51– teşvik şurubu nedir? 11.2016 – Şubat  Mart aylarında  kovanlarınıza dışarıdan baktınız, kovan uçuş tahtasında petek kırıntıları ve önünde arı ölümleri var veya yiyeceğinin kalmadığını düşünüyorsanız, Arıları canlandırmak için,  şerbet vermeniz lazım. Arılar, kovan dışına çıkıp uçuşuyorlar ise, dış sıcaklık  kaç derece olursa olsun, ama üst şerbetliğe ama hatıla limon veya sirke karışımı (50.) şerbeti dökünüz. Bu arada en dıştaki petek üzerinde arının olmadığını görürseniz, dışarıya alınız. Fazla kurcalamayın. Bu şurup, arıların eski gücüne gelmelerini sağlayacaktır. Bu yapılan besleme şekline teşvik şurubu  denir.  11.2015

52 – temmuz ayında -uçuş tahtası- kovan önünde petek kırıntıları :  11.2016 –  A – bırakmışsınız, şerbet verin. B –  Bir nedenden ötürü arılar, verdiğiniz son  peteği beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Kışın, yiyecek yok diye -yağma durumu haric- petekleri parçalamaz lar.  Döküntülerin nedeni, sırlı balı yediklerindendir.  01.2011

53– tütsü / duman verilmesi: 11.2016- Arı saldırgan, elinizi çita üzerinde boş gezdirirken bile elinize, yüzünüze karşı saldırıyor ise; Bu kovanın  kapağını açmadan önce  körüğünüzü yakıp hazırlayın. Alt kapağı açmadan önce 3 – 5 sefer duman veriniz. Daha sonra her elinize hücüm edeceğini anladığınız zaman öncesi, çekinmeden dumanı veriniz. 05.2016

54 – varroa ile mücadele asit, duman, esans kullanımı : 11.2016 – Varroa, arının ensesi diye tarif edebileceğimiz, başının arkasındaki siyah sert yer ile karın bölgesi üzerinde duran gezinen, kestane şeklinde kahverengi renkli bombeli, bir toplu iğne başı büyüklüğünde bir böcektir. Varroa ile en iyi mücadele, hangi bölgede olursanız olun petek gözlerinde günlük ve kapalısı olmayan ay ve günlerde, yapılanıdır. En temiz ve tehlikesiz şekli, daha önceden hazırlanılmış pudra şekerinin, çitaların arasından arıların üzerine  bir şekilde tuzluk cinsi bir elek veya avuç içi ile dökülmesi ve portakal kabuğu tütsüsü dür. Her vakit yapılabilir. Yetkili kişiden öğrendiğim kadarı ile Varroa için timol esanslı kekik yağı suyunu karıştırıp 2 – 3 sefer şerbetliklere dökünüz. (Kaynatılmış kekik otunun suyu değil, marketlerde satılanı alacaksınız)  Bunun için 8 lt şerbete 1 lt kekik yağı suyunu dökünüz.

Formik asit : Bununda en kolay şekli, piyasada formik asit emdirilmiş içinde 10 +10 karton bulunan ilaçlardır. Bu ilaç, bal sezonu öncesi, günlük var iken çita üzerilerine konulur.

Oksalit asit : Çitalarda günlüğün olmadı mevsim ve aylarda özellikle salkım oldukları bir anda yapılırsa, en etkili an olur.  Efendim, kovan sıcaklığı düşer, düşsün. yeterki siz salkımı, bozmayın. Balı yesinler, tekrar sıcaklık artar. Küçük torba içlerinde ve nemli tuz görünümünde bu asitlerden satılıyor. (35 gr 1,5 tl) 200 gr şeker, 800 gr su ve 35 gr ilacı karıştınız. Enaz 5 mg  ölçekli bir adet iğne enjektörünü temin ediniz. Bu ilaç miktarı sizin, 10 kovanlık full çitalı arılarınızın varroası için yeterlidir. İlacı, 5 mg enjektöre  çekip, her iki çita arasına ve arıların göründüğü bölge içerisindeki tüm arıların üzerilerine doğru damlatarak dökünüz.  12.2016

Varroa için Tütsü -duman- : Bal birikimi zamanında yapılması uygun değildir – yapmayınız. Bal sağımından sonra, karanlık hariç özellikle akşam vakti , üçer gün ara ile üç kere verilmesi lazım. Varroset’in biyolojik olarak bala ve peteğe olacak yan etkileri konusunda bir bilgim yok. Ama, zararlı olduğu biliniyor. Sonuçta kimyasal bir imalattır.

Esansiyel -uçucu bitkisel- yağlar : Timollu kekik, Mentol, Kafurun, Okaliptüs yağları. Bu yağlar eczane veya aktarlarda bulunur. Bu yağlar tehlikesiz olmakla beraber kokusu ağır olduğu için  petek ve bala sirayet eder. Bu sonuç pek uygun görülmez. Uygulama şekli olarak; Sıcak havalarda, Çita üzerine serilen bir bez üzerine, alınan şişe içerisindeki yağın 1/4 veya yarısı eşit şekilde dökülür. Örtü tahtası hemen kapatılır. Sıcak havalarda etkilidir.

Petek altının kesilmesi şekli ile : Özellikle nisan ve mayıs aylarında her kovan içerisindeki 1 -2 çitanın en alt tel kısmına gelen ham peteğin bölümü kesilir, bu şekilde kovana yerleştirilir. Bu kısma arılar erkek gözü olacak şekli ile mum örerler. Varroa en çok erkek arı gözlerinde olur. Bu gözler sırlandığı zaman telin dibi ile kesilip atılır. 1 – 2 sefer yapılıp atılması normal. Daha sonrası, yapmayınız. Portakal kabuğu ile yapılan mücadele için, bakınız:  http://library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf     03.2016

 

Dünyada Türkiyede Arıcılık ve Bal üretimi.

Aradığınız cevap burada yok ise  Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular başlıklı  yazıma bakınız.

06.2017 – Edirne’den –  Kars’a doğru en fazla bal yapan bitkiler olan Ayçiçeği, pamuk, narenciye, pürem, yabani çilek, orman gülü, mera çiçekleri, kekik ve dilfir birbirine benzer, kiriş (pürem gibi uzun ama tek gövdeli, uzun yapraklı. poleni çok olur.), geven, dilfir, hay-ı-t, gevrek otu, sarı çiçek (sünemit) poleni çok olur, keçi boynuzu, pürem, çeşitli meyve ağaçları, akasya, çam, köknar, ladin -son 4 tanesi özellikle salgı balı için-, ıhlamur, kestane, korunga, peygamber çiçeği, misk çiçeği,  kızıl yonca, ballı baba, hardal, fiğ, üçgül, oğul otu, karagan, ada çayı, kızıl çam, kanola, tütün, unutma beni  görülür. İlaveten yağmurun yağmadığı ve havaların sıcak olduğu haziran, ekim ayları içerisinde meşe ağaçlarında Basara balı olur. Bal verimi yüksek olan bitkilerin % 80 kadarı ve 12.000 çeşidinin ülkemizde bulunduğu açıklanıyor.

Unutulmamalıdır ki, çiçekler tozlaşma  yani üreme yaptıkları zaman bol bal verimi olur. Bu durumu ise Allahın izni ile hava, toprak, yağmur  ve kovandaki arı sayısı belirler. Bu şıklar yerli yerinde ve zamanında olursa, bir günde kovana 10 kğ bal geleceği, bilimsel olarak açıklanmaktadır.

Türkiye’de 1960’lı yıllara varmadan önce, çoğunluğu oyma ağaç ve sepet  olan ≈ 1,5 milyon kadar kovan bulunmakta iken fenni kovan, yok denecek kadar az idi. 1960 / 95 ‘li yıllar arasında fenni kovana geçiş başlarken 60’lı yıllarda 6 – 7 Kg olan bal üretimi, 90’lı yıllara gelince  ≈ 15 Kg ma çıktı. Haliyle yok denecek kadar azalan sepet kovanlarla beraber, kovan sayısı da ≈ 2,5 milyon dolayına ulaştı.

2011 yıllına gelindiğinde Türkiye de kovan sayısı ≈ 6 milyon civarında ve yıllık bal üretimi de ≈ 110 bin ton. 2013 Türkiye Arıcılar Birliğinin açıkladığı kayıtlı arıcı sayısı  ise,  56 bin civarında. Arıcılık işini hobi olarak görenler ile birlikte  ≈ 70 bin kişi bulunmaktadır. Geçmiş yıllara göre kovan başı bal üretim ortalaması, 15 kg civarlarında bulunmaktadır.

Zonguldak ( Kanal 67) tv’de yayınlanan bazı arıcılık proğramlarında belirtildiği üzere; İsrail de  her 3 km mesafede sadece  40 kovanın bulunmasına müsaade edildiği vurgulanmıştı. Kovanlarımı koyduğum yerde ise,  400 mt çap içerisinde 14 arıcı ve ≈ 300 kovan vardı. ( 2012 sezonun da ise 1000 civarında kovan bulunuyordu. 2013 sezonunda 750 kovan) Haliyle kovan başı alınan organik bal miktarı azalmaktadır.

Bal üretimindeki azalmanın sebebi, sadece tabiatta olan bitki çeşitliliğinin azalması değil, eskiden göz alabildiğince uzanan sulak ve yeşillikler içerisindeki ovalarda, 1,5 milyon kovan varken şimdi ölçüsü azalmış mera, susuzluktan kurumuş ülkemiz toprakları üzerinde, 5 milyon kovan -artarak- bulunmaktadır. Yani bal paylaşımı artmış, paylaşılan arazide azalmıştır. . “ Bal çeşitlerinde kaliteDoğa ve İnsan sağlığına genel bakış ”  ve  ” İklim değişiyor, arılar kayboluyor. ”  isimli yazılarıma da  bakabilirsiniz.

Dış ülkelerde’de haliyle kovan artışı olmaktadır. Tabi ki oralarda da bitki örtüsü değişmektedir. Ama, oralarda bize göre hem daha  istekli bir devlet, hem bilinçli arıcı işbirliği ile kayıplar azaltılmaktadır. Bazı ülkelerde ‘kovan başı’ üretim, ilaveleri ile birlikte kimi yer ve zamana  göre, 50- 60 kg’ma kadar çıktığı vurgulanmaktadır.

Diğer bir etkende,  bilinçli arıcının olduğu yerde, bilinçli çiftci olmanında çok büyük avantajları var. Arıcılığı anladık ama çiftçiliğin ne alakası var, derseniz! Çiftçi arkadaşın, özellikle meyve bahçesi olan insanımızın, bu böcek sayesinde olan kazancının en az % 30  arttığı, kesinkes bilinmektedir. Bu bilince sahip ülkelerin çiftçi insanları; Arıcıları meyve ve sebze bahçesine özellikle çağırmakta, arıların getirdiği polen ve bal arıcının olmakla birlikte, ayrıca arıcıya, para ödemektedirler17. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor.

2016 yılı itibari ile dünya’da kovan sayısı bakımından 1. Çin  2. Türkiye  oluyorken dünyada bal üretiminde  1. Çin  2. Hindistan  3. Türkiye olduğu 2017 Istanbul Apimondia sunumlarında söylenmişti. 2015

İlkbaharda Arıların sağlığı ve Allahın İzni İle Emeğimizin Karşılığı.

Dünyada tarım, bal arısı ve kovanlarının sayısına bağlı olmakla beraber arı kolonilerinin de, çiçekli ağaç ve mera otlarında ki doğal besin kaynaklarına ihtiyacı, vardır.

Direk beslenme amaçlı ürünlerimiz ile endüstriyel ve tıbbi üretime yönelik birkaç yüz bin dönümlük tarımsal uygulamaların verimliliği, çeşitli ve çok sayıdaki tozlayıcılara  bağlıdır. İşçi arılar; İlkbahardan sonbahara kadar, şafak vaktinden alaca karanlığa kadar, çiçek açan bitkilerden polen ve nektarı getirebilmek için  kovandan dört bir yöne, yaklaşık 5 km mesafeye gidip – gelirler. Arı, çiçekten aldığı HAM NEKTARI kovana gelinceye kadar kısmen işler ve kovanda nektarı işleyip depolayan, diğer görevli arılara devreder.

Zamanımızda kovan ve tarımsal verimliğimizin az olması BİR TARAFA, BİLİMSEL OLARAK BİR AY içerisinde doğada nektar üretiminin ve koloni gücünün doruk noktasında olduğu bir kovanda ve  BİR GÜN içerisinde 10 ile 20 kğ arasında nektar – bal üretiminin yapılacağı; Yine aynı yılın geri kalan kısmında ise arıların, kendi beslenmesine yönelik nektar ve polen birikimini stoklayacağı, vurgulanmaktadır.

Benim ve benimle beraber her arıcının bildiği, bilmek zorunda olduğu, arıcılıkta ‘EN TEHLİKELİ ve EN İYİ’ an ve zamanımız diyeceğim mevsim, İLKBAHAR’dır. Çünkü insanları, hayvanları ve doğayı en çok kandıran da ilk bahar, mevsim günleridir. İlk bahar aylarının, Son bahar ayları gibi değişken olduğunu biliriz ama, üzerimizde bir değişkenlik coşkusu olduğu için, soğuk – sıcağı pek önemsemez ve hastalıktan da kurtulamayız.

Arılarımızın sağlığını ise, her ne kadar arı kendisini düşünüyor olsa bile, onların kendini düşündüğünden daha fazlası ile biz, arılarımızı düşünmeliyiz. Nasıl?

Ana arının günlük atması, genç arıların her türlü hizmeti görmesi, işçi arılarında dışarıdan takviye getirmesi sadece nektara bağlı olmayıp, hava şartlarınada bağlıdırlar. Ana arının vücut ısısı, ana arının günlük atması, günlüğün, larvanın ve kapalı yavruların sağlıklı olması için özellikle bu yazdığım oluşumların olduğu petekler arasındaki sıcaklığın en az, 34 C’ olması gerekmektedir. Bu ısı olmaz ise önce ana günlük atımını, hizmetli arılar bunların bakımını bırakır. Kovan dışında ise sıcaklık kaç derece olursa olsun özellikle bu aylarda Rüzgarın, olmaması gerekir. Çünkü rüzğar, kovan içerisindeki sıcaklığı değiştiren, en büyük etkendir. (bunun için -arıcılık üzerine sizlerden gelen sorular, başlıklı yazımın giriş yerine bakınız)

Peki tedbir ne ola, derseniz! Uçuş deliğini dar tutun. Hatta soğuk girecek İğne deliğini bile kapatın. Polen ızgarasını, polen almadığınız günlerde tam kapalı tutun. Tam, önlü arkalı dolu bir peteklik arı için, en fazla bir tane boş petek veriniz. Mümkün olsa, yarım petek verin, derim. Fazla koymayın. Petek olmayan yerlere ise; strafor koyunuz.

Dikkat ediniz: Arıların gelişmesini sağlayan günlük atımının, larvanın olduğu aylar ve günler içerisinde, Petekler ve arılar arasında daimi olması gereken ısı;  34 C’  DİR.  Yazın, kovan içerisindeki sıcaklık bu derecenin üzerine çıkarsa, ya arılar kovan dışına çıkar veya görevli arılar kovan içine serin havanın girmesi için, kanat çırparlar. 34 C’ olduğu müddetçe ana arı, günlük atımına devem eder. İşçi arılar bu sıcaklığı ise, bal (şerbet) yiyerek sağlar. Yedikleri bal sayesinde arıların kasları genişler ve genişleyen vücut sayesinde sıcaklıkları, artar. Artan vücut ısıları sayesinde kendilerini ve kovan içini, 34 C’ sabit tutarlarken, ana arıda peteklerin en üçra yerlerine kadar günlük atmaya devam eder ve üç hafta sonrası, yavrular çıkmaya başlar. Yavru atımı olmadığı için, Kışın bu sıcaklığın olması – olmaması, pek önemli değildir.

Rüzğarın esmesi ve soğuk havaların gelmesi ile işçi arılar önce petek uçlarından çekilmeye, petek üst taraflarında toplanmaya başlarlar. Bu ise, önce uçlardaki günlüklerin, larvaların çürümesine neden olur.  Rüzğar ve soğuk ne kadar fazla olursa, tüm arı daha yukarılara toplanır. Bu durum ise yavru çürüklüğü, kireç hastalığı ve gözlerden çıkamayan yavruların petek içinde ölmesine neden olur. 04.2017

Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası.

04.2017- Bu yazımın özü, Hotbird Uydusu üzerinden Türkçe yayın yapan Rusya RTG tv de yayınlanmıştı. Özellikle arıcılara yönelik Baş Kurd Eyaletinde yapılagelmekte olan arıcılık ve arı ürünleri ile bu ürünlerin insan sağlığına etkisi açıklanmıştır. Bal ve Arı zehrinin insan sağlığına olan olumlu etkileri Başkurd Apiterapi  Bilimsel Araştırma Merkezi patentli olarak anlatılmıştı. Amacım, bu açıklamaları sizlere yazılı aktarmak ve bir ön bilgi sahibi olmanıza katkı sağlamaktır. Herhangi bir rahatsızlığınız halinde bu bilgi ışığında, doktorunuz ile görüşünüz.———

Peygamber Tıbbı (Tıbb-ı Nebevi), Peygamber efendimizin söz (hadis)ve uygulamaları doğrultusunda  yazılmış, tıbbi uygulama yöntemlerini içeren kitaptır. Bu kitaptan yapılan bir  alıntıya göre, İnsanı rahatlatan nedenler dört tanedir.

1Suya bak;  2Yeşile (doğa) bak   3Güzel yüze bak  4  –  Ballı su iç

–  Arının en bilinen ürünü bal olup diğerleri mum, polen, arı yemi, arı sütü, propolis ve arı zehri dir.

 Bal, içerisinde 400 den fazla balı oluşturan etkenler vardır. En çok etkin olanlar karbonhidrat, fruktoz ve sakkarozdur. Bu güne kadar balın yan etkisi tespit edilememiştir. Bal, insanlar için en faydalı besinlerin başında gelmektedir. Balın 20 çeşidi bilinmektedir. Bu bilgi ise, arının getirdiği polen çeşidine göre tespit edilmiştir. İyi bir kolonideki arılar günde 3 kğ, bir sezon içerisinde ise 80 ile 150 kğ arasında nektar toplar. Balın  tedavi edici olduğu, eski Roma devrinden beri bilinmekte olup baldan, 50 çeşit ilaç yapıyorlar idi. Başkurd Apiterapi Bilimsel Araştırma Merkezinin  açıklamaları doğrultusunda, balın  sadece belirli organlara yönelik teknik (kendi) araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan sonuçları içeren şartnameleri doğrultusunda tedavi edici olduğu, belirtilmiş. Herhangi bir hastalık türüne yönelik tedavi edici özelliği ise, yok. Belirli organların tedavisi ise teknik şartname doğrultusunda, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları için AT DİKENİ balı; Bronş ve akciğerler hastalıkları için OKALİPTUSLU balın  etkinliği vurgulanmıştır.

–  Mum, arının baldan sonra en çok bilinen üretimidir. Arının alt karın halkaları arasından ürettiği ve içerisinde  300 çeşit maddenin olduğu belirtilen bir salgısıdır.

–  Polen, Polen için Çiçeğin Ruhu, deniliyor. Bitki çiçeklerinin üremesine neden olan ve arıların ağız kıskaçları yardımı ile koparıp, arka ayaklarına tükrükleri ile yapıştırıp kovan içerisine girerken tuzaklardan geçerken polen alttaki kutucuğa düşüyor. Polen, genelde sarı renkli olup kırmızı, pembe,  siyah, beyaz renkte olanları vardır. Bir tv proğramında konuşan Prof: Besleyiciliği bakımından 5 gr polen, 1 kğ bala eşittir, demişti.

–  Arı Yemi Ekmeği;  Kovana getirilen polene arı, salgı bezlerindeki özel sıvıların SIR‘rını polene karıştırıp, bal ile kıvamlı hale getiriyor ve petek üzerindeki uygun göze indirip, sıkıştırıyor. Arı yemi bu karışım ve sıkıştırma neticesinde, havanın etkisinde kalmıyor, bozulmuyor. Not: Özellikle arıcılara sesleniyorum. Bu bilgi ışığında ballı peteklerden sıyırdığınız bu  SIR ları, arıya vermeyin ve  eritmeyin. Bal bulaşığı ile birlikte ailecek yiyiniz.

–  Arı Sütü: Kral Jölesi, olarak ta adlandırılıyor. İçinde yüze (100) yakın bileşik ve madde var. Protein bakımından, inek sütünden  beş (5) kat daha besleyicidir. Yumurta iken üç (3) gün arı sütü ile beslenen işçi arı 45 gün yaşarken, dokuz (9) gün beslenen ana arı 4 yıl yaşamaktadır.  Ne kadar arı sütü, o kadar ömür.

–  Propolis: Arı tutkalı’da denir. O Bölgede bulunan bitki çeşidine göre Kahverengi, yeşil, sarı ve kırmızı renkte ola bilir. Çam, kavak, söğüt vb ağaçların filiz uçlarında oluşan yapışkan salgıların arı tarafından toplanıp kendisinden ilave ettiği enzimleri de karıştırıp kovan içindeki kırık, çatlak yerleri doldurmak, çitaları sağlamlaştırmak ile petek gözlerine konulacak günlüklerin sağlığı için mum cidarların propolis ile sıvanarak steril edilmesinde kullanılır. ( 13.04.2017 Köy Tv – KTÜ Prof: Bal kanseri azaltmaz ama propolis % 80 azaltır. Propolislerinizi biriktiriniz.

–  Arı Zehri: Arı zehri, Orta Çağdan beri uygulanan ek tedavi yöntemi olmuştur. Araştırmalar neticesinde arı zehrinin, çok belirgin bir şekilde iltihaplanmayı önleyici olarak uygulama alanı bulduğu açıklanmıştır. Arı zehri, romatizmal hastalıklarda kullanılıyor. Zehirde ki  elli (50) den fazla bileşimler tedavide etkenliği artırmaktadır. Bu bileşenler sayesinde bağışıklık, merkezi sinir ve hormon sisteminde etkinliği belirtilmektedir. Ayrıca lokomotor (iskelet ve kas) hastalıklarında, atrit (iltihaplı eklem hastalığı), periferik (damar hastalıkları), merkezi sinir hastalıklarından damla inmesi, beyin kanamasında, kalp damar ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisinden sonra rehabilitasyon döneminde kullanılmaktadır. Yalnız bu uygulamanın yapıla bilmesi için önce, doktor gözetiminde arı sokmasına karşı alerjik rahatsızlığın olup – olmadığı, tespit edilmektedir. 12.2013

– 16. YY Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika’ya getirilen bal arısının 2014 yılı itibari ile bu ülkeye olan ekonomik katkısının ≈ 14 milyar $ olduğu açıklanıyor. 2015

12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri.

03.2017 –  Seydişehir den 2011 Eylül ayında Manavgata ≈ 1000 kovanlık arı gitti ise, 2012 Mart ayı itibari ile kovanların yarıya yakınının (açlık ve zehir) sönmüş vaziyette olduğunu araştırdım ve öğrendim. 2016 Ek – 17 Şb sezonunda kış mevsiminin geçen mevsimlere göre aşırı soğuk ve karlı geçmiş olaması, Akdeniz bölgesinde Sonbahar mevsiminin kurak geçmesi, akabinde, yağmur suyuna ihtiyaç duyan bitkilerin açmaması (pürem); Bilimsel açıklama doğrultusunda, bilinen nosema hastalığı benzeri başka bir hastalığın ve arı zehirlenmelerinin olması neticesinde; en az 1/3 oranında arı ölümlerinin olduğu, kesindir. 2017 sezonunda arı kıtlığı yaşanacağını tahmin ediyorum.

Arıcı arkadaşım, ilk önce  şu yazdıklarımı iyi bil, aklında tut ve aşağıdaki bilgileride unutma. Bir (01) Ekim günü kovanını  tam tekmil kışa hazırladın. Bir tane bile Varroa yok, yiyeceği bol, hastalığı yok, kovanın sapa sağlam ve bahara kadar kovanını hiç açmadın, arıları huzursuz etmemiş bile olsan!!; 10 çitalık arın bir (01) Mart günü, (enfazla) 8 çita olacaktır. 12.2015

Bilimsel olarak açıklanmış ve bilinen şekli ile; Dünyanın her yerinde geçerli olan arı ölüm nedenleri:

1 – Yer küresi ve okyanuslar dahilbu yerlerde yaşayan her türlü canlı; İnsanlar tarafından hızla tüketilmekte veya, katliam neticesinde her şey meralar, ormanlar yok edilmektedir. 2 –  Bilinçsizce  arıcı tarafından yapılan, arı ilaçlamaları.3 – Her türlü sebze ve meyve çiçeklerini, böceklerden korumak için yapılan  tarım ilaçlamaları4 – Dünyada  gelişen sanayilerin zehirleri, ev baca dumanları ile oluşan sera gazları neticesinde ısınan hava, 5 –  Kışlatılan arı yiyeceğinin az olması, 6 –  Varroa ile yeterince mücadele etmemek, 7 – Arıların genetiği ile oynamak, 8 – Günlük, anlık ve mevsimsel değişen, hava şartları 9 – Bölgesel veya dünya genelinde oluşan çeşitli istila şekilleri (ani iklim değişikliği, çekirge istilası, yanardağ lavı) 10Patojenler – Tüm canlılarda oluşan hastalıklara neden olan (grip gibi) mikroplar. 11 – Arıların sindirim sisteminde oluşan hastalık (2016 yılı itibari ile nosema türü 2. bir mikrop ve hastalığın oluştuğu söyleniyor) 12 – Özellikle arazide ve kovan içinde yiyecek olmadığı zamanlarda her an olabilecek arı ölümünün nedeni olan; Yağmacılık 09.2016

A –   Her şeyden önce insan oğlunun kendine, yaptığı kötülüklerdir. Bunun içine yukarıda yazdığım şıkların % 90 girmektedir.

 – Kovan içerisinde yeterli bal yiyeceğinin olmayışı. Özellikle kışın, bal yeterli olmaz ise (bilimsel açıklama) önce yaşlı arılar ölür. Petek gözlerinde ölmüş arı ölümlerinin nedeni; petek diplerinde kalan son bal bulaşığını yemek için başını ve kendini sokan arı, bal kalmadığı için bal gözünden çıkamaz ve orada ölürler.

Bilgi maiyetinde: Marangoz – arıcı arkadaşlar ile 1 Nisan 2014  salı günü Manavgat’taki arılarımıza gittik. Kovanımın birini açtığım zaman, arıların hepsinin kovan dibinde ölü – baygın şekli ile yattıklarını gördüm. Çitaların her iki tarafı straforlu idi. Arıların üşümesi söz konusu değil. Çita üzerinde bir kaç işçi arı ve ana arı, günlük ve kapalısı olmasına rağmen,  petekte yiyecek bitmiş. Kaldı ki, her gittiğimizde, şerbet veriyordum. Peki neden bu hale geldiler. Bence;

Tarlacı arı sayısı bitti veya bitme durumunda ve yeni çıkan genç arı’da çoğaldı. Tarlacı olmadığı için genç arılar tarlaya, çıkamıyor. Açlıktan ölüm derecesine gelen genç arılar,  dibe düştü. Ben bu döküntü arıların üzerine duman vermeye başladığımda, canlanıp petek üzerine çıkmaya başladılar. Örtü tahtasını kapatıp hemen şerbet verdim. İkindi vakti tekrar kontrol ettiğimde, arıların dört nala gittiklerini gördüm. Arılarımızı aynı akşam, Manavgat bölgesinde yeterli mera ve yabani çilek çiçekleri olmadığından Akseki – Cendeve bölgesine getirdik. Buradaki yabani çilekler yeni açıyordu.

C – Ana arı, çitada polen miktarı ile dışarıdan getirilen taze polene bakarak, günlük atar. Bu aylarda  polen almayınız.

D –  Kovan içi ıslaklık. NEM den dolayı arıların hastalanması ve telef olmasıdır. Kovanlarınızı, öne doğru dengeli hafif meyilli koyunuz. (sahil bölgesinde iseniz – Çita sayısı 4 ve daha aşağısı olduğunda çitaları, uçuş tahtasına ortalayıp yerleştiriniz. Boş iki tarafada birer, strafor koyunuz. Çitaları soğuktan korumak için kovan diplerine koyacak olursanız; hava değişimi olmadığı için, buralarda oluşan ısınmadan dolayı, nem ve su birikintisi olur. İç bölgelerde iseniz 4 çitalı arınızı dip taraflara çekiniz. Kovan dış tahtasında çatlak var ise, buralara silikon çekiniz.

E  –  Nisan – Mayıs // Eylül – Ekim aylarında değişken havanın etkisi ile üşüyen arı, yumak olur. Yumak dışında bırakılan çitalardaki günlük ve kapalı larvalar, bebe arılar üşür ve ölür.  Kireç hastalığı, sır‘lanmamış larvanın üşüyüp beyaz taş hale gelmesidir. Av.Y.Ç, gözlerde ölen pupa, zamanla bozulur ve kahverengi sıvı hale geçer. Kokmaz. Bu hastalık, Havanın ısınması ve çitaları azaltmanız, arıları sıkıştırmanız halinde, geçer. Yalnız üzerinde kapalı ve günlük olsa bile, içi sıvı hale geçmiş bozuk çitaları, çıkarıp yakmalısınız. Mayıs hastalığı, Kapalı göz içerisindeki  bebe arı  hastalığıdır. Arının dışkısı, sarı  dağınık nokta halinde ise, bozuk yiyecek hastalığı denilen,  Nosema hastalığıdır. Tedavisi için, 5lt  şerbete yarım çay bardağı Elma Sirkesini en az 2 kere veriniz. Diğer bir hastalık çeşidi ise  Amerikan Y.Ç. Bu hastalık tespit edildiğinde, çitalarının hepsi yakılmalıdır. Çita ve kovanlarda koku oluşur. Bu konu için: Arıcılık üzerine sizlerden gelen sorular, kısmına bakınız.

F– (gezginci bir arıcı arkadaşın itirafı)  Arıların yakınında  içme suyunun olmayıp, çok uzakta olması arı ölümlerine neden olmuş. Suyun olmadığını bile bile -özellikle- kek verilmesi ise, arı ölümlerinin en büyük nedenidir. Ege ve Ak deniz bölgesi dışında kalan  kovanlara  Aralık – Ocak – Şubat ayları içinde kesinlikle kek vermeyiniz.  Sahil bölgelerinde ise, soğukların uzun geçeceğini öğrendiğiniz, vermeyiniz.  Bu aylarda  kek verilirse kesinlikle arı ölümü olur diye, bir şart yok ama tedbir iyidir.

Varroa ile yeterince veya hiç mücadele yapılmamış ise; Bunun için duman, Oksalit ve Formik asit ile  mücadele yapabilirsiniz. Oksalit asit kışın günlük yok iken, Formik asit ise günlük var iken yapılır. -bilimsel olarak –  Belirtildiği üzere, oksalit asitin di-hidrat cinsi verilmeli.  Ayrıca varroa ile mücadele için arıya verilen büyük baş hayvanların ilacı, hem arı nesli için hem insanlara kalıcı zarar verir. Ayrıca varroa için 8 lt şerbete, 1 lt Timol Esanslı kekik yağı suyunun katılıp, 3 gün ara ile 2-3 sefer arının gücüne göre verileceği açıklanmıştır.

H – Özellikle Mart, Nisan, Mayıs // Ekim, Kasım ayları içerisinde, yeni çıkacak  yavru arıların, petek içerisinde ölmesini istemiyorsanız,  peteklerin tek yada iki tarafına  STRAFOR koyunuz. Arıların Kovanda Strafor ile Sıkılaştırılması.

–  Çağımızın nimeti ve külfeti elektronik cihazlar ile birlikte çoğalan ve yaygınlaşan radyasyonun arıların, yön bulmasını zorlaştırdığı belirtiliyor.

İ – Arıların kovan önünde çok fazlası ile uçuştuklarını gördüğün an   YAĞMA olmasa bile – HEMEN UÇUŞ DELİĞİNİ KAPATINIZ. Başka bir şey yapmayıp, en az 30 dk. BEKLEYİN; dağılsınlar veya kovan üzerine yapışsınlar. En güvenli şekli bu. Yalnız kovan içindeki arıların hava almasını engellemeyiniz. Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların  çoğunun kovan üzerine konmuş olduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız.

J – Melezleştirilmiş arı çeşitlerinin, bulunduğu ortama uyum sağlayamadıklarından dolayı her daim arı ölümleri olabilmektedir.

K – Kışlatacağınız arı ve kovanlarınızın, uçuş tahtası yönünü mümkün olduğunca Sonbahar ve yazın güney/doğu; Kışın ve ilk baharın güney yönünde koymanızı tavsiye ederim.

L – Kovanlarınız yakın, karlı bölgelerde ise, üşenmeyip gidin. Kovanın önündeki karları en az yarım metre, toprak görününceye kadar temizleyiniz.  Arıların bazıları  uçuş yapamadan uçuş  tahtasından yere düşmekte. Kara düşen arı kalkamaz ise, uyuşur ve ölür. Toprak, düşen arıların konabileceği, ölmeyeceği güvenli bölgeyi oluşturur. Kovan üzerinde ve yanlarında kar var ve  kovana zararı yok ise, bunlar kalsın, faydası olur  

Diğer bir neden ise  ‘Sarıca-cimcime- veya Eşek Arıları ‘  Havaların yağmursuz geçmesi durumunda sarı arılar,  ARALIK ayına kadar yaşarlar. Bu arılarda, arılarımızın ölmesine, yiyeceklerinin azalmasına neden olur. Sarı arıların öldürülmesi için sizlere tavsiyem,  tuzaklara fazla güvenmeyiniz. En etkilisi, kovan yakınına koyacağınız bal bulaşığı petek veya bir naylon örtü üzerine dökeceğiniz şerbete gelen sarı arıları, bizzat kendinizin öldürmesidir. ( Ben bu yöntem ile  1 saatte,  50 ye yakın sarıca arı öldürdüm.)   🙂      01.2011

Ana Arının çiftleşmesi hakkında.

11.2017 – Bir müddet öncesine kadar, ana arıların çiftleşmek için binlerce metre yukarı ve uzağa gittiğini, erkek arılarında, dişi ana arının arkasından son gaz anaya yetişmek için kendini parçaladığını anlatırlar bende öyle bilirdim. Şimdi bazı arkadaşların; – Yenimi öğrendin?, diyeceklerini düşünürken, öğrendiğim ve yazdığım yeni şekil ile; Bilen kişilerinde yok denecek kadar az olduğunu, olacağını da biliyorum. Bu bilgileri, İngilizce paylaşımlarda bulunan bir siteden elde ettim.

Ana arı çiftleşme uçuşu öğlen ve sonrası 12 – 15 saatleri arasında başlar ve biter. Bu durumu erkek arılarda bilir ve tetikte bekler. En az Bir haftalık olgunlaşma süresini tamamlayan erkek arılar, öğlen vakti kovanlarından çıkıp, kovanlara yakın mesafede uçup, ana arıyı yakalama şansına erişenlerden olmak isterler.

Yerden 5 ile 40 metre yukarıda; 30 ile 200 metrelik bir çap içerisinde, yeterli erkek sperminin olması için tam olgunlaşmış en az 7, en fazla 12 erkek arı ile ve her bir erkek arı ile  2 – 5 saniye arasında süren çiftleşme anı olmaktadır.

Çiftleşme işlemi genelde 20 ile 30 dakika arasında olup biterken, en fazla 1 (bir) saat sürmektedir.

Çiftleşecek ana arınız bir tane bile olsa diğer kovanlarınız da  olgunlaşmış 15 taneden az erkek arınız var ise, veya ana arının çiftleşeceği  2 km çap içerisinde başka arıcının olmadığı biliyor iseniz, mümkün ise ana arı yaptırmak için acele etmeyiniz.   04.2016

Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu konu ile ilgili bilgileri, Bilim adamları tarafından açıklanmış teknik bilgiler ve görsel sunumları üzerinden güncellemekte yim.

02 . 2017 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı ve Deprem nedir, nasıl oluşur.  Bunu bir benzetme ile açıklamak istiyorum. Evinizdeki çok beğendiğiniz bir fincan kırıldığında atmaya kıyamaz, yapıştırırsınız. Yapıştırdığınız 2 parçanın birleştiği çizgiye fay hattı, yapıştırdığınız 2 ayrı fincan parçasına Tektonik levha /plaka denilmektedir.  Bilimsel açıklama doğrultusunda dünyamız (en büyük)  8 adet tektonik plakaların birleşmesinden meydana gelmiştir. (ayak bastığımız yerde fay hattı yok, anlaşılmasın) Diğer bir anlatım ile; Fincanlar; görüp bildiğimiz kıtalardır. Kıtaların oturduğu deniz dibindeki toprak ise; Fincan altlıkları yani tektonik plaka. İki fincan altlığının birbirine değdiği yer ise; fay hattı‘dır.  Altlık oynarsa fincan sallanır bu sallanma şekli ile yer yüzü sallanır, binalar çöker, denizlerde tsunami olur, insanlar ölür. Bu oluşuma, deprem denir.

Okyanus tabanını oluşturan yer kabuğu, devamlı hareket ve erime durumundadır. Dünyanın merkezine doğru inen ağır tektonik tabaka, kendinden hafif tabakayıda üstüne doğru yönlendirmektedir. Nüveye doğru inen toprak tabakanın uç katmanları erirken, arkasındaki toprak kütleyide nüveye doğru çekmektedir.  Bu çekmenin akabinde oluşan  sünme neticesinde deniz dibindeki tektonik plaka, ama deniz dibinde ama ayak bastığımız toprak altında, iki uçtan gerilmiş ipin en zayıf yerinden koptuğu gibi, gördüğümüz toprak iki parçaya ayrılmaktadır. Bu şekilde iki parçaya ayrılan toprak ve kayma neticesinde yeryüzünde titreme, sallanma sonucu deprem meydana gelmektedir. Akdenize kıyısı olan kıta ve ülkelerde olan deprem ise, Afrika deniz tabanından ve  her 3 okyanus üzerinden Av., Af. ve Asya kıtalarına gelen ‘ittirme’, sonucunda olur.

 Aşağıdaki link deprem konusunda aklınıza gelen –  gelmeyen sorularınıza dünya görsel, hareketli çizimleri Türkiye, kıtalar ve okyanuslar üzerinden size verilecek en güzel cevap şeklidir. (daire içlerini tıklayın)

http://www.msnbc.msn.com/id/47017657/ns/technology_and_science-science/#slice-2    

 TÜRKİYE DE TEHLİKELİ DEPREM BÖLGELERİMİZ.

a Devamlı sancısı olan, oluşması halinde büyük yıkımlara neden olabilecek  Adıyaman – Malatya – Maraş üçgeni ve bunların etkisinde kalan tehlikeli dış uzantıları olan, bu illere komşu illerimizdir.

Bu bölgemiz ve Anadoluyu, kuzey / kuzey doğu yönündeki Kafkas sıra dağları ile Güney / Güney Doğu  Anadolu bölgemiz ve  İran – Himalayala  dağları üzerinden ayrıca;  Suriye üzerinden  giriş yapan Arabistan Yarım Adası kaynaklı aktif fay hatları, olumsuz etkilemektedir. Bilim adamlarınca, bu sıkışma ve sıkıştırma nın tehlikesi vurgulanmıştır.

b – Yüz yıllar içerisinde 13 – 14 kez yıkıma uğramış, her daim deprem tehlikesi olabilecek Hatay.  Bu bölgemizde, a – şıkkında yaptığım açıklamalar doğrultusunda tehlikeli bölgemizdir.

cFenike ilçemiz ile Rodos adası ve arası. Bu nokta yerler Orta Doğu kaynaklı Kıbrıs Adası etkisinde olan sancılı bölgemiz. 2013 Aralık ayı içerisinde Antalya açıklarında 4 ve 6 şiddetinde iki kere deprem oluştu.

d –  Kuzey Anadolu ( Karadeniz) Bölgemizden geçen fay hattı. Bu hat  Amasya – Merzifon‘u etkisi altına almaktadır. Bu bölge ve hat suskun ve beklemede.

—  İzmit merkezli İstanbul, Yalova ve Gemlik, her daim hatırlanan bölgemizdir. Bu bölge, Kuzey Anadolu fay hattı bölgesinde yer almaktadır. 22.10.2013 -bugün- Kanal D de yayınlanan deprem hatları ile alakalı açıklamadan gördüğüm ve anladığım kadarı ile: İzmit/ Bolu üzerinden iki kola ayrılan deprem fay hattının bir kolu İstanbul açıkları Marmara derinliğinden Gelibolu üzerinden Saroz körfezine uzanırken diğer fay hattı Yalova üzerinden Kütahya, Bursa, Ayvalık’tan Yunanistan’a  doğru yönelmektedir.

En etkin fay hattı ise; Karadeniz’e paralel giden Kuzey Anadolu fay hattı dır. Anadolu üzerinde depremin en etkisiz olduğu bölgemiz ise -özellikle Konya bölgemizin olduğu vurgulanmaktadır.

   JEOTERMAL ENERJİ

Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır.  Genelde deprem bölgesi yerlerinde fazlası ile oluşmakta ve bulunmaktadır.  Şunu kesin olarak bilmeliyiz ve biliyoruz ki; Jeotermal Kaynak ve Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1.5 km ve sonrasına inilirse 65 C’ ve üstü, sıcak su çıkar (BBC)

Bilimsel olarak mağmanın, ayak bastığımız yüzeyden 45 km derinlikten itibaren dünya merkezine doğru indiği belirtilmektedir. Apartmanlarda olan uzun soba bacası benzeri lav kanallarının, dünyamızın bazı kesimlerinde yer yüzüne daha yakın olduğu ve baca uçlarında biriken mağma havuzları sayesinde; Gayzer, sıcak su (kaplıca), buhar ve Yanardağların oluştuğu açıklanmaktadır. Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su  istenirse, Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır.  Ayrıca, oluşan bir deprem, termal suyu yer yüzüne çıkarttığı gibi, çıkan suyun azalmasına – yok olmasına da, neden olur. 02.2017

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Jeotermal ısı = Yağmur sularının, yer küresi derinliklerindeki toprak tabakaları arasında sıkışan birikinti su, mağma nın yaptığı ısıtma etkisi ile genişlemekte ve yer yüzüne çıkmak için basınç yapmaktadır. Yer yüzünün zayıf ve eriyen bir tabakasına denk gelen sıcak su, bu katmanı eriterek sızıntı şekli ile veya tazyikle çıktığı gibi,  sondaj vurularak yer yüzüne sıcak su ve buhar olarak çıkartılmaktadır.

Jeotermal ısı, dünyanın her bir ülkesinde az çok çıkmakta çıkartılmaktadır. Ayrıca; Dünya küresini kapsayan bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır.

RusTG Tv kanalından – Kamçakta yarım adasında irili ufaklı 300 dolayında volkan bulunmakta. Öyle ki bu yarım adaya ‘ Ateş ve Buz diyarı’ benzetmesi yapılmaktadır. Eski insanlar, volkanların patlama sebebi olarak, Volkan dağı içerisinde yaşayan  ”Demirci Ustasının” kızğınlığı veya çalışması olarak ad ederlermiş.  Rusya, 1966 yılından beri yer yüzüne çıkan  40 ve 250 ‘C sıcaklıktaki su ve buhar sayesinde, deniz seviyesinin 800 mt yukarısında olduğu gibi, yer altında kurdukları elektrik santrallerinden, elektrik üretmektedirler. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ mevcuttur. Endonezya da 1815 yılında patlayan bir volkandan çıkan kükürtlü gaz sebebi ile, 500 km mesafe içerinde  kalan ülke ve insanlarının; Üç (3) gün boyunca güneşi göremedikleri, anlatılmıştır. Yüzyıllar öncesi Sönmüş bir yanardağ, bu gün patlayacağı gibi, bu gün faal olan bir yanardağ ise yüz yıllar boyunca, söne bilir. – ( Nasa – Dünyada 2017 itibari ile faal 91 adet yanar dağ vardır.)

İlk çağlardan beri, özellikle sağlık amaçlı olarak yararlanılan jeotermal sıcak su kaynakları çanak, çömlek ve  cam malzemelerinin imalatında kullanılmaya başlandı. ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmıştır.

1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış.  Peki jeotermal enerji nerede ve nerelerde kullanılıyor dersek :

a – Elektrik üretiminde   b – Binaların , seraların  ısıtma uygulamalarında  c – Metallerin ısıl işlemine yönelik endüstriyel amaçlı kullanımlarda    d – Kimya sanayisinde    e – Kaplıca suları ile tedavi yönteminde    f – Maden suyu dolum ve içimlerinde .

Bu gün İtalya, ABD, Rusya, Japonya, İzlanda, Filipinler , Yeni Zelanda , Kenya başta olmak üzere 18 ülkede jeotermal  elektrik enerji üretimi büyük ölçüde yapılmaktadır. Kenya, dünyada 8. büyük jeotermal elektrik santrallerine mevcut olup yıllık bazda 514 MV (megavat) elektrik üretilmektedir. – Mart 2016 / Euronews

bilimsel açıklama – Buzlar Ülkesi  İzlanda  (buz) Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. 1963 yılında İzlandanın 35 km güneyinde denizde yeni volkanik ada oluştu. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkedir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Buna rağmen kişi başına 7,5 ton CO2 -karbondioksit- üretiyor.  Bu da İngiltere ortalamasından sadece bir ton az. Çünkü aynı zamanda, kişi başına petrol tüketimi açısından Katar’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Kaynak: BBC – Aralık 2010 dip not: İzlanda’nın nüfusu 330.000; İngilterenin ise 61 milyon.

Unutmayalım’ki: Petrolün bir gün biteceğinin hesapları yapıldı ve yapılıyor. Ama jeotermal kaynakların bitmesi mümkün değildir. Sebebi ise; Jeotermal’in yakıtı olan su; Yağmur sularına dayanıyor. Yağmur ve kar’ların yağması devam ettiği müddetçe, yer altı katmanlarına inerek, sıcak katmanlara ulaşan su nedeni ile; Jeotermal enerji her daim var olacaktır. Önemli olan saniyede çıkan su miktarı ve sıcaklık derecesidir.

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

21 Mart 2017 tarihli Hürriyet Gazetesinden alıntıdır, kendi ifadem şekli ile: Jeotermal üretim ve kullanımını sağlayan / Yapan üreticinin açıklamalarına göre: 230 / 120 C’ arasında Elektrik üretimi; 120 / 80 C’ arasında olan -düşen ısı ile evler; 80 / 60 C’ olan – düşen sıcaklıktaki ısı ile seralar; 45 / 40 C’ olan –  düşen ısıdaki su ile termal tesislerde kullanım şekli, olmakta imiş. Ağrı / Diyadin, Nevşehir / Kozaklı, Balıkesir /  Bigadiç, Yozgat / Sorgun ilçelerinde 2 yüzbin dolayında evler, jeotermal ısı ile ısıtılmaktadır. 2017

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış. Ülkemizde bulunan jeotermal ısı bölgelerini batıdan – doğuya doğru sıralar isek:

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimiz dir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde, Ege bölgesi ağırlıklıdır. Bu bölgemizde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav  Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova  Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır. Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.

Ne yazık ki; bu tip kaynakların bolca bulunduğu ülkemizde yapılan arama ve kullanma gayretleri, jeotermal su kaynakları zenginliğimizle doğru orantıda olduğu iddia edilemez. 2010 yılı hesabı ile; Rusya – İran ve Azerbaycan’dan temin edilen doğal gaz için, basında yazıldığı kadarı ile; ‘ Ya kullan; Ya parasını ver ‘  şartnamesini  göz önüne alırsak, şuan için jeotermal enerjisi üretilen daha nice sahaların, kapatılma ayarına yakın çalıştırıldığını düşünebiliriz.    Aralık 2010  –  Mecit ALBAYRAK

Arı hastalıklarının önlenmesinde alınacak basit tedbirler.

02.2017 – Arılarınızda her hangi bir hastalık oluşur ise, bahaneyi başkalarında aramadan önce;  Nerede hata yaptım diye! biraz düşününüz! Ve gelelim arı hastalıklarına karşı yapa bileceğimiz basit uygulama ve önlemler. Aşağıda belirttiğim arı hastalıkları ve tedavisi, tecrübem ve bilimsel açıklamalar doğrultusundadır.

En basit arı hastalığı ‘Kireç Hastalığı‘ dır. Bu hastalık özellikle, petek gözlerinde olan ve sırlanmamış larvaların, beyaz taş şekline gelmesi ile olur. Nedeni ise; soğuk ve serin günlerde üşüyen olgun arılar, larvaların olduğu petek yüzeylerini terk eder.  Olgun arının sıcaklığından mahrum kalan larvalar üşür, donar ve kireç şeklini alır.  Tedavisi; Üzerinde arı gezinmeyen petekleri alıp, strafor ile sıkıştırıp, bol şerbetleyin,

Diğer bir şekil ise, petek içerisinde kapalı gözlerde olgunlaşma seviyesine gelen bebek arılar, arıların çekilmesi nedeniyle üşümüş ve kimisi başını dışarıya çıkartmış şekli ile ölürken kimisi de  kapalı gözün kapağını bile açamadan ölür. Dışarıdaki arılar hem bu tip hem kireç şeklindeki ölüleri dışarıya atarlar. Yavru atımı ve kireç hastalığı; Adi yavru çürüklüğüne gire.

Avrupa ve  Amerikan Yavru Çürüklüğü  hastalıkları için; Arı ve Arıcılık Üzerine Sizlerden Gelen Sorular. 10. maddesine bakınız. Bu satır ile yukarıda belirttiğim hastalıklar, Arılarda Bakteriyel hastalıklar gurubuna girer.

Kovanlarınızı; devamlı ıslak olan, su sızan ve akan toprak üzerine koymamaya dikkat ediniz. Çünkü bataklık durumunda olan bu yerde her türlü bakteri yaşar, arılarınıza bulaşır, eliniz ve malzemeleriniz vasıtası ile de kovana taşırsınız. Diyeceksiniz ki; arının kendisi gitmez mi? gider ama siz tedbirinizi alın.

Eldiven ve malzemeleriniz bir şekilde pislendi ise, her daim ve her seferde, çamaşır suyu karışımı dezenfektan içine sokup çıkartamazsınız. En basitinden; biraz alevleyeceğiniz körükten çıkan alev üzerinde eliniz, eldiveniniz ve malzemelerinizi gezdirir iseniz, dezenfektan yapmış olursunuz. Eldivenlerinizi çamaşır suyu ile temizlemeye kalkarsanız, kuruduğunda çeker ve dikişleri kopar.

Ekmeksiz çorba, insanı besler ama doyurmaz. Polensiz ve sadece bal veya şerbet ile beslenen arıda, pisliğini yaptığında dağınık nokta şeklinde ishal görülür. Bu hastalığa Nosema denir. Ayrıca diğer bir belirtisi ise; arı (fazla) uçamaz.  Büyük kanatların altında ki küçük kanatların, bitişik olması gerekir iken, küçük kanatlar ayrık ve aşağıya doğru düşmüş görünürler. Tedavisi ise; Nane yağı veya özellikle -aktarlar veya marketlerde- timol esanslı 1 lt kekik yağı suyunu, 8 lt şerbet içine karıştırıp kovanın gücüne göre şerbetliğine  8 – 10 gün içerisinde 3 kere dökerek veriniz.

Aynı yöntemi Varroa içinde, her daim uygulaya bilirsiniz. Varroa ve varroa nın sebep olduğu hastalıklar, kanı emilen arıların bağışıklık sistemlerinin zayıflaması ile ortaya çıkan Virüs  (viral) hastalıklar gurubuna girer.

Petek güvesi; nemli ve hava akımlarının az olduğu yerlerde gelişir. Güvenin önlenmesi için ise toz kükürt, kolonya ile ıslatılmış pamuğun, petek aralarına konulup yakılması; (yalnız pamuğu yakıp, orayı terk etmeniz lazım) Veya özellikle polenli çitaların, -18 – 24 C’ ve derin dondurucuda bir gün bekletilmesi gerekmektedir. 02.2017

Bu arada bir düşüncemi de sizlerle paylaşmak isterim. Arıları kontrol ederken çitaların ve kovanın içinde olan propolisi sıyırıp, istersek alıyoruz veya atıyoruz. Şayet propolisi ihtiyacınız için almayacaksanız, sıyırdığınız propolisi gelişi güzel atmayınız. Temiz bir taş, ağaç, dal veya başka bir yere sıyırınızki Arı, sıyırdığınız propolisi tekrar toplamak için uzaklara gitmesin. 06.2013

Arı ve Doğa hakkında.

 01.2017 – Özetini yazıp, anlatımını basitleştirdiğim bu bilgileri; Hotbird Tv uydusu üzerinden bir ara şifresiz herkese açık, Türkçe yayın yapmış olan Rusya’ya ait RTG TV kanalından elde etmiştim. Bu bilgiler, Başkurdistan eyaletinde yapılan arı ve genel arıcılık bilgilerini içeren ilk bölümdür. Devamı, Arı ürünleri ve Arı zehirinin faydası. başlıklı yazımda dır.

İspanyada ki Pauk (Paul)  Mağarasında keşfedilen taş ve kaya parçaları üzerinde bulunan kazıntı ve çizimler üzerinde yapılan araştırmalara göre arı, 80 milyon -Paleontolojik (Taş) Devri- yıldır yaşamaktadır. İnsanlar da, dokuz (9) bin yıldır yabani  arı ballarının alımı ile uğraşmakta-yız-dır. (Beslediğimiz, balını aldığımız arılar bile, yabani sınıfına girmektedir)

 Bitkiler üremek için, rüzğar ile birlikte çeşitli böcek ve arılara ihtiyaç duyar.  Çiçek açan bitkiler, böcek ve arıların ilgisini çekebilmek  için çiçek tomurcukları dibinde şekerli bir madde üretirler. Bu maddeye, nektar denilmektedir. Arılar, çiçeğin birinden nektar alır, diğer bir çiçekten de polen alarak kovana gelmekte iken aynı zamanda bitkilerin eşeysel üremelerine, katkı sağlamaktadırlar. Getirdiği nektarı kovanda hazır bekleyen genç arıya verir, poleni de gerekli yere bırakırken arı, özel salgısı ve bal ile karıştırarak, petek gözüne sıkıştırır.

Bu işleri biten arı tekrar, araziye çıkmaktadır. Nektar ve polenin koku ile tadı, getirildiği bitkiye göre değişmektedir. Çitaya konan nektar en erken,10 gün içerisinde bala dönüşmektedir. Bir bitki üzerine daha önce bir arı konmuş ise, O bitkiye kokusunu bırakıp gider. Kendisinden sonra gelen başka bir arı, bu kokuyu aldığı zaman; – Nektarın kalmadığını bilir ve oyalanmadan gider.

  Dış sıcaklık ne olursa olsun, kovan içerisindeki sıcaklık 32 ‘C dir. İç  sıcaklık 32 ‘C geçtiği zaman,  genç arılar kovanı serinletmek için,  giriş deliği önünde kanatları aracılığı ile içeriye, serin hava gönderirler. Arılar, sıcak havalarda günde, 16 saat çalışır. Arılardış sıcaklık 14 ‘C ve altına indiği zaman (dikkat ediniz yumak olmazlar sadece) görevliler haricinde dışarıya çıkmazlar. Arılar uyumazlar. Mesela sabahın erken saatlerinde dışarısı serin olduğu için arılar, şevkli olarak  uçuşa gitmezler. Havanın ısınmasını beklerler.

  Sıcak havalarda uzaklara gidip karanlığa kalan arı, geç vakit kovanına gelir, gittiği yerde ‘yatıya‘ kalmaz. Bu ise, bulutlardan yansıyan (polarizasyon) güneş ışını sayesinde olmaktadır.

  Kovan bakımı anında arılar tedirgin olmaktadır. Bizler genelde körük vasıtası ile, arıların tedirgin olmaması için duman veririz. Gerçek yabani hayatta ise dumanın manası şu: Ormanda -yangın- duman kokusunu alan arı, hayatta kalabilmek için kovuktaki yuvasını terk etmekte. Bunun için önce  yuvasındaki balı fazlası ile yeyip, çıkmaktadır. Haliyle karın bölgesi fazlası ile şişen arının uçma, saldırma ve SOKMA durumu zorlaşmaktadır. Arının soka bilmesi için karnını aşağıya doğru bükmesi gerekiyor. Karnı şişen arı ise, bu bükme işlemini  ya yapamıyor veya zorlanıp, iğnesini yeterince sokamıyor.

–  Arılar kovanda iken gün ışığından hoşlanmazlar. İncelenmek üzere dışarıya alınan çita üzerinde özellikle ana arı var ise, gün ışığını gören ana arı o an hemen yumurtlamayı bırakıp, çitanın alt ve arka tarafına diğer arılar ile birlikte geçmektedirler.

–  Ana arı, 10 – 15 erkek arı ile çiftleşmekte. Çiftleşme uçuşu anında, çiftleşecek erkek arının haricinde fazladan erkek arılarda bu uçuşa katılmaktadırlar. Fazladan uçuşa katılan erkek arıların amacı, çiftleşme uçuşu anında ana arının kuşlar tarafından yenilmesini önlemek, kendilerini ana için  feda etmek, imkan bulurlarsa çiftleşmek amaçlıdır.

–  Erkek arılar, bir kovanda 100 – 400 arasında olur. Hortumları kısa olduğu için nektar toplama becerisine sahip değillerdir. İşçi arının 3 katı bal yerler. Kovan içerisi veya dışında hiç bir iş yapmaz, kovan güvenliğine bile karışmazlar. Mevsimsel olarak ana arıların çiftleşme sezonundan sonra 3 – 4 işçi arı tarafından  kol, bacak ve başından tutulup, dışarıya atılırlar.

–  İşçi arılar, bir kovan içerisinde 120 bin tane olabilirler. Görevleri ölünceye kadar çalışmaktır.  Yeni doğan bir işçi arı 1. – 3. gün çıktığı ve diğer petek gözlerinin bakım işini, 4. – 7. güne kadar kovan etrafında kovanı tanıma ve etrafı görme İLK uçuşu ile larvaların bal ve polenle beslenilme işinini, 7. – 12. gün arası süt üretme ve -kadro askeri gibi- ana arının bakımı, yıkatılması ve besletilmesi, 12. – 18. gün arası bal mumu üretmek ve örmek, güvenliği sağlamak, getirilen nektarı tarlacıdan alıp, işleyip petek gözüne koymak ve 18. günden  ölünceye kadar (≈ 20 gün boyunca) araziden nektar ve polen getirmektir.

–  İşçi arı, 1 (bir) saniyede 440 kere kanat çırpıp, boş iken saatte 65 km, nektar ve polenli iken 45 – 50 km hızla uçmaktadır. Ayrıca bir at kendi ağırlığı kadarını, kızak köpeği dört katını götürmekte iken bir arı, kendi ağırlığının 20 katını taşımaktadır.

  Arı dansının keşfi: Arıların kovan içerisinde iken, arazide tespit ettiği nektar veya diğer ürünlerin yerini tarif etme anında yaptığı dansın anlamını ilk keşfeden kişi; Avusturyalı etoloji/zooloji uzmanı Karl von Frisch (1886 -1982) olmuş. Arı; Arazide bulduğu nektar, polen, propolisin nerede olduğunu arı arkadaşlarına tarif ederken, O an güneşin bulunduğu yere göre dik bir çizgi çizer gibi yürür. Burada ölçüt, güneşin kendisidir. Petek üzerinde Çizdiği – yürüdüğü hat üzerinde iken, bulduğu nektar, polen ve propolisin güneşe göre hangi yönünde ise O tarafa yönelir ve durur. Bu duruş yeri, aranan maddenin acısını verir. 09.2016

–  Arılar, kovan içerisinde kendi aralarında iletişim kurarlar. Önce keşif amaçlı uçuş yapılır. Keşiften gelen arı nektar, polen ve su hakkındaki bilgileri, kovanda bekleyen arılara aktarır. Bilgi aktaracağı bilinen arı ilk önce, güneşin yönüne doğru bakar şekli ile durur. Burada ölçü Güneştir. Güneşe göre 90′ sağ veya sol ile 180′ geriye dönüşler, nektar ile polenin yönünü gösterir. Ayrıca bu aktarma işlemi dairesel (O) ve sekiz (8) şeklinde dönüşler ile aşağı – yukarı karın titretme ve sağa – sola tüm vücudu sallama  şeklinde olur. O ve 8 dönüşleri ile karın titretme  nektarın, sallanmalar ise polen yer ve mesafesini gösterir. Mesela; 250 mt uzaklıktaki nektarın yerini bildirmek için = 30 saniye içerisinde karnını 5 (beş) kere titretir. 12.2013

Seydişehirde İlk Kar.

01.2017 – Karın geliş şekline göre ağaçta belirginleşen, Kuzey-Güney tarafları. Ağaç dallarındaki ilk  kar  11 Aralık 2010  Cumartesi günü yağdı. 12.12.2010 pazar saat 13.00 Arılarımı kontrol için gittiğim; Pınarbaşı mevkiide yaptığım ölçüme göre , sıkışmayı göz önüne almazsak yaklaşık 60 cm kar vardı.

2012 – 13 yılına ait ve ayaklarımızın değdiği ilk kar 6 Ocak ta idi, ama hemen eridi. Şuan 13 Ocak ve gece saat 0.43, lapa lap kar yağıyor.

Seydişehir’e 1988 yılının Ocak ayında yağan kar; 3 ay yerden kalkmamış ve o sene çok kuvvetli soğuklar nedeni ile, evlerin içindeki  tesisatlarda patlamalar olmuştu. O seneden 2017 yılı ocak ayına kadar, çok yağan ve yerde uzun süre kalmış bir karlı kış mevsimini yaşamadık.

20 Kasım 2014 – 18 Şubat 2015 arası yağan kar, eriyenlerle birlikte 150 cm çok geçti. Balkondaki dereceme göre şuan ve saat 21.00 ve – 0,9 C’ çok soğuk yok ama,  etkisiz geçen yıllara göre bu sene bayağı etkili. 02.2015

(2016 – 2017 Kışında) 1 Kasım 2016 Salı gecesi Küpe dağının tepelerine kar serpelemiş.  Aynı gece saat 24′ te dış sıcaklık 1,3 C’ idi.13 Aralık 16 – 16 Ocak 2017 arasında yağan kar ≈ 250 cm buldu. Öyle iken, şehir içinde aşırı soğuklar -15 C’ geçmedi.

04.04.2017 salı günü Konya’da idim ve bir şeye dikkat ettim:
Konya içindeki ağaçların çoğu çiçek açmış, hatta rüzğardan çiçeklerini dökme durumuna gelmişken;Konya belediye sınır çıkışından itibaren Seydişehir merkezine kadar geçen (85 km) arazide bulunan ağaçların daha çiçek açmadığını, tespit ettim.
Bu gün ise Çrş; evimin arkasında kuytu yerde olan badem ağacının uç dallarında sayılı çiçekler oluşmuş. Bu gecikme nedeni ise;
13 Aralık 2016 – 16 Ocak 2017 arasında yağan 250 cm kar ve şehir içinde -15 ‘C geçmemiş, şehir dışında ise – 30’C dayanan soğuklar, bitkilerin geç uyanmasına neden oldu. Şuan 5/4 Taraçcı üzerindeki kimi karlar 1 mt genişliğinde erimiş, bakalım ne kadar daha dayanır!

2011- 2013 Akdeniz Bölgesinde Pürem Balı Üretimi.

12181020142224 - Çiçekli pürem (5)

pürem balı nasıldır :10. 2016 – Bu konuda şu ana kadar bilimsel bir açıklamaya rast  gelmedim. Bir fikrim olmamakla beraber, adı üstünde sadece pürem  bitkisinin nektarından oluştuğu için bu ad ile anılmaktadır.  Kırmızı – kahverengi karışımı bir görüntüsü ve  kendine has hafif ekşimsi, insana ferahlık veren kokulu bir tadı var. İlk zamanlarda pürem kokusu belirgin olur. Resimdeki  bal kavanozlarından öndekiler pürem, keçi boynuzu, sünemit balı, arkadaki çiçek balıdır. Öndeki pürem balları  kristalize olmaya başlamış. Pürem balının kristalize hali, diğer bitkilerin kristalize halinden farklı oluyor. Sanki havada uçuşan bir tüy gibi. Eski arıcı arkadaşlar: Pürem balı 7 (yedi) derde deva, 7(yedi) derdi azdırır derler.

2011 Eylül ayında, Seydişehir deki  gezgin arıcılık  yapan arkadaşlar Manavgat’a yağan yağmur haberinden sonra  kovanlarını toplayıp, genelde daha önceden bildikleri noktalara akın ettiler. Yağmurların yağması  ile yapılan kovan nakli sadece pürem nektarı için değil, aynı zamanda İç Anadolu bölgesinde çoğalan ‘ Sarıca‘ arılardan kaçmak için. Yalnız, Antalya bölgesinde olduğu bilinen ve toprak altında, duvar deliklerinde yaşayan, boyları en az 3.5 cm olan Kızıl arılar, İç Anadolu bölgemizde yaşayan küçük sarı arılardan daha tehlikelidir. Çünkü:

İç Anadolu bölgesinde yaşayan sarıca arılar, genelde kendine saldırılmadığı müddetçe sadece kovan içerisindeki balı yerler. Ak Deniz bölgesindeki kızıl arılar ise, bal arılarına saldırırlar. Bal eksilirse, bir şekilde bal tedarik edilir. Ama arı giderse, kötü olur. Tavsiyem, Antalya bölgesine kovanları götüreceğiniz de, yanınıza sinek öldürücü -fısfıs tüpler ve sıvı DDT  alınız. Bu ilaçları sıkmak içinde yanınızda fıs fıs püskürtme işlemi yapan plastik tabanca kutuları bulundurunuz.

Gelelim püremin bulunduğu bölge ve pürem balı üretiminin ne olduğuna : Pürem bitkisi, bir nebze çalı şekline benzer.  Seydişehir üzerinden  Manavgat yönüne doğru gidişte, Gündoğdu ilçe yol ayırımını tahminen 5 km geçildikten sonra, yol kenarındaki tepe ve dağ üzerinde görülmeye başlanır. Yalnız bu bitki, Ak Deniz bölgesinin her noktasında görülmüyor.

Gördüğüm ve soruşturduğum üzere 2010 yılındaki pürem balı hasadı, Seydişehir deki arıcı arkadaşları oldukca memnun etmişti. 2011 yılı  Ekim ve Kasım aylarında yapılan hasattan pek memnun olanını görmedim ve duymadım. Peki geçen sene bal hasadı iyi iken,  bu sene neden olmamıştı? Bütün mesele, meteorolojik koşullara dayanıyor.

2013 Kasım itibari ile Manavgat ta yetişen pürem bitkilerinin çiçekleri tam açmadı. Yinede sünemit, pürem  ve keçi boynuzu çiçeği hasadı güzel oldu. 11 kovanımdan az- çok 24 çita aldım ve strafor ile sıkıştırıp şerbetledim.  31 Aralık 2013 Salı günü tekrar kontrola gittim. Bir kovanımın anası ölmüş. Kalan arıları dışarıya silkeledim. Bu arıların üzerinde ana kokusu olmadığı için, diğer kovanlara sorunsuz girerler. Diğer kovanlardan birer çita  çektim. Alt hava giriş ile üst çıkış yarıklarını biraz daralttım. Bazı kovanlarda hala alınacak  nektarlı çitalar vardı, Almadım. Çita aralarına ilaçlı karton  ve örtü tahtası üzerine -her ihtimale karşı- sorma şeker koyup, kapattım.

Ak Deniz bölgesine Sonbahar ve Kış mevsiminde, denize bakan taraftan bu bölgeye yağış ve sıcaklık gelse de,  yükseklere yağan karın soğukları, poyrazdan güneye doğru esen  soğuk rüzğarlar vasıtası ile,  bu    bölgeye inmektedir. Bu soğuklar, bitkinin tam açmasını veya nektarını oluşturmasını engelliyor veya oluşumu geciktiriyor.

Az yağan yağmur, bitkiyi besleyemediği gibi çok yağan yağmur da, nektarı akıtıyor ve tarlacının araziye gitmesini engelliyor. Hatırlarsanız 2011 yılı Antalya bölgesinde, bol yağış oldu. 12.2011