Arı ve Kovanlarda Sonbahar – Kış bakımı.

04.2021– Bal sağım zamanı  yazın bitimi, sonbaharın başlamasıdır. İlk yapmanız gereken Varroa mücadelesidir. Kesinlikle ihmal etmeyiniz. Bilim insanından öğrendiğim bir uygulama: Varroa için 5 lt şerbete enjektor ıle çekeceğiniz 2 ml timol esanslı kekik yağını karıştırıp en az 3 er Gün ara ile 7 sefer veriniz. Varroa mücadelesi, sizin arıya  şerbet vermenizden bile, daha önemlidir.  Varroa’dan sonra ise arının yiyeceği gelir. Esasında arının kışlık yiyeceğini, sırlanmış hali ile kovanda bırakılması  lazım. Bırakmamış iseniz;  Eylül ayı sonuna kadar,  1,5 şeker+2 ölçek su karışımı şerbet ve petek gözlerinde olsa bile, ANA ARIYA günlük ATTIRA BİLMEK İÇİN dışarıdan kovan içerisine MUTLAKA POLEN VERMENİZ ŞART. 

Burada dikkat edeceğiniz nokta, şerbeti  bolca vermeyiniz.  Mesela 10 çitalı bir kovana Ekim ayına kadar  2 – 3 günde bir,  en fazla 1 lt şerbet veriniz. Arılar  bu şerbeti hem yer, hemde havaların yumuşak olması durumunda dışarıdan nektar getireceklerdir.  Petek gözlerinde polen yok ise, ana günlük atmaz veya yok denecek kadar atar. Kışın Koloninizin kuvvetli olmasını istiyor iseniz; bir parça naylon üzerine, pudra şekeri ile karıştırılmış 200 gr polen koyup, kovan içine veya çita üzerine yerleştiriniz. Bu işlemi bir kaç kez yapınız. Şerbeti çokça verirseniz, bir anda petek gözleri bal ile dolar, yer kalmadığı için ana günlük atamaz ve genç arının yokluğundan dolayı koloninin,  bahara çıkması zorlaşır.

Arı hastalıkları ile uğraşmaktansa, bakımları ile uğraşmak en kolayı. İLK BAHARA girerken kovan bakımı için yaptığınız her şeyi,  KIŞA  girerken daha itinalı yapmalısınız. Kovanın içine yağmur ve kar sularının girmemesi için dışındaki çatlak, yarık yerler var ise, silikon ile kapatınız.

Kovanlığınızda  2 çitalı ve eski (3 yıllık) analı kovanınız var ise, diğer kuvvetli Genç analı arılı kovan ile  birleştiriniz. Şunu da belirteyim. 1-2 çitalı arı bahara çıkmaz! diyorlar. Yanlış. Anası sağlıklı ise hiç bir sorun olmaz. Hatta bir avuç arı bile kışı çıkarır, yeter ki ana arı günlük atımını bırakmadan önce genç arısı ve yiyeceği olsun, hastalık, varroa vb çeşidi olmasın. Şans! Diyorsan, hepsinde şans geçerlidir.

2017-18 sezonu mart ayında,  4 kovanımda saysan, sayılacak  kadar arılarım vardı. onlar bile kışı çıkarıp, mayıs sonunda 10 nar  çitalik kovan oldu birinide böldüm. Ama, iki ay içinde ayrıca başka yere kovanlarımı taşıdım. Ayrıca kışın, pudralı polen takviyesi yaptım.

Ekim ayından itibaren 1,5 şeker+1 su şekerli şerbeti  vermeye başlayınız. Arada bir şerbetin miktarına göre 1-2  tane limonu sıkıp suyunu veya 5 litrelik şerbete yarım çay bardağı kadar Elma sirkesi dökmeniz, antibiyotik  görevi yapacaktır.

Kovanlarınız iç kesimlerde ise; Aralık- Mart ayının ilk yarısına kadar kek vermenizii tavsiye etmem! Verirseniz ne olur? Felaket olmaz. Sadece arıların yaşama şansını, – Şansa bırakmış, olursunuz. Kek verdiğinizde arıların su içme şanslarının ne olacağını iyi tahmin etmeniz gerekir. Bu tahmini sağlıklı bir şekilde yapamıyorsanız, arıları ölmeye mahkum bırakırsınız. Sahil kenarında iseniz, şansınız iç kesimlere göre daha fazladır. Antalya; kışın Konya bölgesine göre en az 10 C’ daha sıcaktır. Tehlikesi azdır. Buralarda kekin fazla bir zararı olmaz.

9 Şubat 2016 Salı – Az önce arı kovanlarımın yanından geldim. Sonucu arkadaşlar ile paylaşmak isteyip face açınca bir arkadaşımızın kapalı çita resimlerini gördüm. Gerçi arkadaş kovanlarının nerede olduğunu yazmamış ama ben, bazı geceleri – 14 C’ olan Seydişehir deyim. Öyle iken az bile olsa çitaların % 90 da kapalı ve günlük var idi. Ben bunu neden yazma gereği duydum! Bu seneye kadar her kış kovanlarımı Akdeniz bölgesine götürüyordum. Bu sene burada bıraktım. Ak deniz bölgesinde olsa idim, arılarım en geç 25 Ocak ‘ta, günlük atmış olacaklar idi. Gördüğüm sonuca göre ise arılarım Seydişehirde, 1 Şubattan  itibaren günlük atmış oluyorlar. Yanımda derece götürdüm ki, hangi sıcaklıkta arı hangi duruma gelecek yerinde görmek istedim.  Kovanları açıp arılara bakmaya başladığımda gölgedeki sıcaklık, + 4 / 11 ‘C arasında idi.

Bu yazıma ilaveten arıcılığa yeni başlamış arkadaşlarımız başta olmak üzere sizlerle şunu paylaşayım. Arı ve arıcılık konusunda bir anlatım olduğunda dikkatlice dinlemeye çalışırım. Şu bilgi verilirdi: Dış sıcaklık + 14 C’ olduğunda arı kovan içinde ‘yumak’ olur. Arıya dokunulmaz. Bende bu bilgiye istinaden kovanı açmak istemez, korkardım. Ama geçen zaman içerisinde şunu öğrendim. Kovana bakmanız gerekiyor ise, arının üst kapağını açıp arılara bakın. Arı gerçekten ‘YUMAK‘ olmuş ise hiç dokunma Bırakın, kaderi ne ise o olsun.  Ama dış sıcaklık ne olursa olsun, kar ve karlı  – yağmurlu hava hariç, örtü tahtasını kaldırdınız arılar çita üzerinde geziniyorlar’sa alacağınız alın, vereceğinizi verin. Balı boşalmış, arısı azalmış kovanın boş çitasını alınız. Bana göre ölçünüz şu olmalı. Şimdi bakarsam kaç arım ölür, bakmazsam, ne olur!! Kars’ta arıcılık bile yapıyor olsanız, bu yazdıklarımı dikkate almanızı öğütlerim.

Kovanları kapı penceresi olsa bile kesinlikle dört tarafı kapalı yerlere koymayın. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık gün güneş gören yer, çok iyi olur. Böyle bir yere koyduğunuzda bile, kovanlarınızı yerden 20 – 30 cm yükseğe ve uçuş deliği Güney istikametinde koyunuz. Kapalı yer, arıların yön tayin etmelerini zorlaştırır. Ayrıca uçuş delikleri önüne teneke kesip yanları açık  olacak şekilde takarsanız, arıları rüzgarlardan korumuş olacaksınız.

Kovanlarınızı, ilk önce kuzeyi kapalı ( tepe -kaya dibi)  rüzgarların kovana hiç veya az değdiği kuytu yerleri tercih ediniz. İmkanınız var ise, üstüne saç koymanız kovanların  ıslanmasını ve içine su girmesini önleyecektir. Kovanlarınızın öne doğru  2  cm kadar eğik olması, içine sıza bilecek suların dip tarafta birikmesini ve rutubet yapmasını engeller. Nem arı hastalıklarında, en büyük etkendir. Dağdaki arıyı düşünün, Kovanınızı  çul çuval ile  sarma. Dış üst kapak altındaki, örtü tahtası üzerine  gazete kağıdı bile  koyma. Kağıt hem nemlenir, hem hava sirkülasyonunu keser. Koyarsanız arıların hastalanmasına ve  fazlası ile kovan içi rutubete neden olursunuz.

Kovan üzerini ve dış taraflarını tahtaya temas etmeden saran kar yığınları, kovanları soğuktan koruyacaktır. Yalnız, uçuş tahtası önündeki karı, en az 50 cm kadar kürümeniz ve uçuş tahtasını temizlemeniz iyi olur. Uçuş deliği karla kapalı olsa bile, kovan altında hava deliği benzeri olduğu müddetçe arılara zararı olmaz. Sadece uzun süre uçuş tahtası üzerinde duran kar, tahtayı bozar. Yapma imkanınız varsa, kovan önündeki karın üzerine soba külü serpmeniz, karın üzerine düşen arıyı koruyacaktır.

Kışın, kovanda yaşlılık ve hastalıktan dolayı % 25 dolayında  arı ölümlerinin olması, bilim adamlarınca normal görülmektedir. Kendimden örnek vereyim. Her şeyi full, ilaçlanması yapılmış 10 çitalık kovanımı  hiç açmadığım halde Mart ayına 8 çita olarak çıktı.  Bazen tüm ölümler görüle bilinir. Sebebi ise, açlık, yağma, zehir ve varroa dır.

Varroa : Sakat doğumlara sebep olan, arı doğduktan sonrada  kanını emerek  erken ölmesine sebep olan; Arılara has bir bit  türüdür. Ayaklarda ve kanatlarda kısalık; günlük atımında  azalma, haliyle parazitin musallat olduğu  arılarda, güçsüzlük meydana gelir. Tehlikesi her daim var. Bu arı hastalığından kurtulmak,  gezginci arıcılık yapıldığı müddetçe, mümkün değildir! Ancak etkisi, azaltıla bilinir.

Bilginize: 2017 Apimondia sunumu:  Varroa veya diğer bit türü böceklere verilen Oksalit ve Formik asitlerin, varroanın ölmesine neden olduğu gibi, daha uzun süre içerisinde, bu bitlerin arı vücudunda meydana getirdiği yaralar nedeni ile, arıların erken ölmesine neden olduğu, belirtilmiştir.

Kışın, günlük yok veya az iken, varroa ilaçlaması için, Oksalit Asitin Di -hidrat olanının alınması, yetkili kişilerce vurgulanmaktadır. Formik asitin atımı isebal hasatından 3 ay öncesi ve hemen sonrası  yapılmalıdır. Bu sürelere dikkat edilmesi, arı ve insan sağlığı acısından çok önemlidir. Piyasada formik asit türünün kartona emdirilmiş şekli mevcuttur. Bu ilaçlama şekillerinde dış sıcaklık -en az-, 15C’ olmalıdır. Bu uygulama kolay yalnız kokusunu teneffüs etmeyiniz.

Varroa için pudra şekeri:  3-5 kğ toz şekerini, her türlü şeker imalatı yapan yerlere götürüp, makinada ezdiriniz. Böylece ezdirdiğiniz toz şekeri, Varroa için pudra şekeri haline getirmiş olursunuz.  Pudra şekerini, tuz dökme şişesi veya elek cinsi bir kap içine koyup, her iki çita arasından serperek dökünüz.  Varroanın, dibe döküldüğünü göreceksiniz. Bu, En temiz yöntem ve her zaman uygulanabilir.

Portakal kabuğu ile tütsü : Varroa ile yapılacak bu tür mücadele, aynen yakılan kartonlu ilaç uygulaması ile aynıdır. Sadece bu yöntemde etkili olabilmek için,  portakal dumanını 5 sefer verdikten sonra, uçuş deliği hemen kapatılıp, en az 5 dk. bekletilmelidir. Aşağıdaki linkten bu konuda bilimsel, daha geniş karşılaştırmalı  bilgilere ulaşacaksınız.  library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf

varroaset ilacının bala etkisi :  Her ne kadar  bu tip ilaç, dumanlama şeklinde yapılıyor olsada sonuçta, mukavvaya   emdirilmiş kimyasal ilaçtır. Bu tür ilaçlama, bulunduğunuz bölgedeki bal sağımından 3 ay öncesi ve hemen sonrası yapılmalıdır. Belirttiğim zaman haricinde varroa ilacını verirseniz, bal ve peteklerde zehirli kimyasal ilaç kalıntıları olur. Bilimsel olarak peteklerin, her türlü temiz ve kirli havayı (sigara dumanı) emdiği kanıtlanmıştır.  05.2017

İlkbaharda Arıların sağlığı.

Dünyada tarım, bal arısı ve kovanlarının sayısına bağlı olmakla beraber arı kolonilerinin de, çiçekli ağaç ve mera otlarında ki doğal besin kaynaklarına ihtiyacı, vardır.

Direk beslenme amaçlı ürünlerimiz ile endüstriyel ve tıbbi üretime yönelik birkaç yüz bin dönümlük tarımsal uygulamaların verimliliği, çeşitli ve çok sayıdaki tozlayıcılara  bağlıdır. İşçi arılar; İlkbahardan sonbahara kadar, şafak vaktinden alaca karanlığa kadar, çiçek açan bitkilerden polen ve nektarı getirebilmek için  kovandan dört bir yöne, arı yaklaşık 5 km mesafeye gidip – gelirler. Ancak, oğul çıkışı öncesi kılavuz arının boş olarak, 9 kmye kadar gittiği belirtilmektedir. Arı, çiçekten aldığı HAM NEKTARI kovana gelinceye kadar kısmen işler ve kovanda nektarı işleyip depolayan, diğer görevli arılara devreder.

Zamanımızda kovan ve tarımsal verimliğimizin az olması BİR TARAFA, BİLİMSEL OLARAK BİR AY içerisinde doğada nektar üretiminin ve koloni gücünün doruk noktasında olduğu bir kovanda ve  BİR GÜN içerisinde 10 ile 20 kğ arasında nektar – bal üretiminin yapılacağı; Yine aynı yılın geri kalan kısmında ise arıların, kendi beslenmesine yönelik nektar ve polen birikimini stoklayacağı, vurgulanmaktadır.

Benim ve benimle beraber her arıcının bildiği, bilmek zorunda olduğu, arıcılıkta ‘en tehlikeli’ an, İLKBAHAR’dır. Çünkü insanları, hayvanları ve doğayı en çok kandıran da ilk bahar, mevsim günleridir. İlk bahar aylarının, Son bahar ayları gibi değişken olduğunu biliriz ama, üzerimizde bir değişkenlik coşkusu olduğu için, soğuk – sıcağı pek önemsemez ve hastalıktan da kurtulamayız.

Arılarımızın sağlığını ise, her ne kadar arı kendisini düşünüyor olsa bile, onların kendini düşündüğünden daha fazlası ile biz, arılarımızı düşünmeliyiz. Nasıl?

Ana arının günlük atması, genç arıların her türlü hizmeti görmesi, işçi arılarında dışarıdan takviye getirmesi sadece nektara bağlı olmayıp, hava şartlarınada bağlıdırlar. Ana arının vücut ısısı, ana arının günlük atması, günlüğün, larvanın ve kapalı yavruların sağlıklı olması için özellikle bu yazdığım oluşumların olduğu petekler arasındaki sıcaklığın en az, 34 C’ olması gerekmektedir.

Bu ısı olmaz ise önce ana günlük atımını, hizmetli arılar bunların bakımını bırakır. Kovan dışında ise sıcaklık kaç derece olursa olsun özellikle bu aylarda Rüzgarın, olmaması gerekir. Çünkü rüzğar, kovan içerisindeki sıcaklığı değiştiren, en büyük etkendir. (bunun için -Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular, başlıklı yazıma bakınız)

Peki tedbir ne ola, derseniz! Uçuş deliğini dar tutun. Hatta soğuk girecek İğne deliğini bile kapatın. Polen ızgarasını, polen almadığınız günlerde tam kapalı tutun. Tam, önlü arkalı dolu bir peteklik arı için, en fazla bir tane boş petek veriniz. Mümkün olsa, yarım petek verin, derim. Fazla koymayın. Petek olmayan yerlere ise; strafor koyunuz.

Dikkat ediniz: Arıların gelişmesini sağlayan günlük atımının, larvanın olduğu aylar ve günler içerisinde, Petekler ve arılar arasında kovan içinde daimi olması gereken ısı; 34 C’ dir.  Yazın, kovan içerisindeki sıcaklık bu derecenin üzerine çıkarsa, ya arılar kovan dışına çıkar veya görevli arılar kovan içine serin havanın girmesi için, kanat çırparlar. 34 C’ olduğu müddetçe ana arı, günlük atımına devem eder.

İşçi arılar bu sıcaklığı ise, bal (şerbet) yiyerek sağlar. Yedikleri bal sayesinde arıların kasları genişler ve genişleyen vücut sayesinde sıcaklıkları, artar. Artan vücut ısıları sayesinde kendilerini ve kovan içini, 34 C’ sabit tutarlarken, ana arıda peteklerin en üçra yerlerine kadar günlük atmaya devam eder ve üç hafta sonrası, yavrular çıkmaya başlar. Yavru atımı olmadığı için, Kışın bu sıcaklığın olması – olmaması, pek önemli değildir.

Rüzğarın esmesi ve soğuk havaların gelmesi ile işçi arılar önce petek uçlarından çekilmeye, petek üst taraflarında toplanmaya başlarlar. Bu ise, uçlardaki günlük ve larvaların çürümesine neden olur.  Rüzğar ve soğuk ne kadar fazla olursa, tüm arı daha yukarılara toplanır. Bu durum ise yavru çürüklüğü, kireç hastalığı ve gözlerden çıkamayan yavruların petek içinde ölmesine neden olur. 04.2017

Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Mısır tarihi en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştır’ır’dım. Burada aktaracağım açıklamalar; Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihe olan alakam ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarımdır.

03.2021 – Bu yazıma ait bilgilere destek olması ve okuyucunun yorum yapa bilinmesine katkı sağlamak için ilave bilgi: 1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 ve; 2014 basımı Tevrat kitabından sağladığım alıntı eşliğinde Adem A.S. doğumunun,  İnsanlığın  başlangıcı ve tarih olarak sıfır (0) olduğu bilgimiz üzerinden gidersek (gerçeği CC bilir), Adem AS dan günümüze değin kaç yıl geçtiğini rahmetli hocamızın YORUMU  üzerinden (kişisel araştırmalarım ile) birlikte paylaşmak istedim.

  • Adem AS yaradılış tarihini (sıfır) 0 kabul ettiğimizde Adem AS 930 yıl yaşadı. Sıfır -0- tarihinden ….
  • 2242 sene sonra, Nuh Tufanı oldu.
  • 3337 yıl sonra; İbrahim AS doğdu, 3512 yılında öldü. …… İshak Yakup Yusuf as
  • 3748 yıl sonra; Musa AS doğdu, 3868 yılında öldü. -bundan sonrası
  • Benim araştırmama göre Tevrat üzerinden giderek, İsa AS kadar ≈ 1450 yıl geçti M.Ö 3868 + M.Ö.1450 + M.S. 2017 = İnsanoğlu; 7335 yıldır fani dünyada yaşamaktadır. Bilimsel olarakta, 14,000 yıldır  (Yalnız, bu rakamlarda mantık aramayınız). Mart 2017
  • livescience.com sitesinden aldığım bilgiye göre Hz Musa’ya peygamberlik görevi M.Ö. 1313 yılında verildi diyor. Tevrat: Hz Musa peygamber olduğunda 80 yaşında idi diyor.  Buna göre Musa as. doğumu: 1313 +80 = MÖ 1393 oluyor. İnsanın geçmişi ile dinler arası tarihler, kafa karıştıran durumlardır. Okullarda okuduğumuz Akhenaton tarihi ile Hz Yusuf birlikteliğini ölçü aldığımızda ise, bu sefer Hz Musa’nın doğum tarihi yanlış oluyor. Veya tersini düşünün!!- 27.03.2018

Hz. Yusuf – Yusarsif dizisi, dini ve tarihi olduğu için, zevkle seyrediyorum. Burada bir konuya parmak basmak istiyorum. Hz Yusuf filminin etkisinde kalıp; Tamam bu, bu şekildedir, demeyin. Hz Yusuf hakkında gerçek olanlar Kuranda yazılı olanlardır. Misal:  Hz Yusufun sağ kalmasına sebep olan kişi, Tevrat ve filimde Levi;  Kuran yorumcuları tarafında ise, Yahuda veya en büyük abileri Ruben gösterilmektedir. Nasyonel Coğrafya kanalında açıklandığına göre, eski mısır hiyeroglif yazıtlarında,  İsrail oğulları adı kayıtları yerine, (Yahudi inanışında Allah adı) Yahova adına rastlanılmış . 10.2020

Farkında’mısınız bilmiyorum ama filmin ana konusu İslam ve Müslümanlık değildir.  Dikkat ederseniz, Tapınağın firavunun askerlerince ele geçirilmesinden sonra Firavun emir veriyor: Bundan böyle tanrı olarak (tek olduğu için) Güneş – ATON‘a  tapınılacak diyor ama; Esas konu, Züleyha’nın aşkı üzerinedir. Nereden çıkartıyorsun derseniz:  Çok tanrılı inançlarından dolayı Baş rahip ve yardımcıları, 39. bölümde  Hz Yusuf ve Akhenaton tarafından yargılanırken Yusuf’un karısı Asenat; Züleyha’nın aşkını savunmak için yargılama anında araya giriyor ve -bahaneye bakan- Akhenaton’da hemen yargılama işlemini  erteliyor!!  Dizinin son bölümünde ise; Hz Yusufun önünde secdeye gelecek olan kardeşlerden Yahuda, Şimon’a – O peygamber ama İsrail halkı benim adımla anılacak diyor. Geleceği bilen yalnızca Allah’tır. Hz Yusuf ve Hz Muhammed’e bile bu yetki verilmezken; Yahuda yaşadığı tarihten ≈ 600 yıl sonrasını nasıl biliyor? Ve neden!! Filmde ve Kuranda; Mısır halkı; Hz Yusuf yaşarken ve sonrasında İslami yönden Müslümanlığı kabul  etti, iddia ve ayeti YOK!  25.05.2016

bilgi mahiyetinde yazayım: Hz Yusuf ve Akhenaton un filminde görünen komutan Horemhob’un bir belgesel filmde, sarayla kan bağı olmayan halktan bir kişi ve babasının ‘peynirci’ (mandıra sahibi) olduğu söylenilmişti. Gine ek bir bilgi olarak;  Amenhotep / Akhenaton’un  2. karısından öz oğlu, 1. karısı kraliçe Nefertiti’nin ise hem üvey oğlu hem damadı olan kral Tutankamon’un mezarının, 1922 yılında sapa sağlam bulunmasının nedeninin;  Akhenaton – Tutankamon – Ay  ( Firavun Ay’ın hikayesi: Ay;  Amonhotep / Akhenaton’un annesi  Ana kraliçe Tia zamanında Tia’nın, akrabası olup sarayda görevlendirilmiş. Önce devlet görevlisi sonra vezir veya danışman olup bir desise ile ölen/öldürtülen Tutankamon’un  hem kız kardeşi hem karısı olan dul kraliçe ile evlenen Ay, firavun olmuş.)

Ay‘dan sonra firavun olup tek  tanrıcılığa ‘pek’ inanmayan Horemhop, hem kendi isteği hem Amon rahiplerinin etkisi ile Akhenaton ve Tutankamon’un geçmişlerini anlatan yazılı ve resimli taş, dikit ve tabletleri imha ettirmiş. Böylece arkeologların  Akhenaton hakkında kesin bilgilere ulaşılmaması Tutankamon’un mezarının 20. YY kadar sağlam kalmasının nedeni olarak, Horemhop gösterilmektedir…..

Yazımın ana teması; Eski devrimcilerden  IV. Amenhotep  veya  Aton’a (güneşe) tapan manasında firavun, AKHEN’ATON dur.  Amenhotep ise tanrı Amonun memnun olduğu kişi manasındadır. -Vikipedia

  • Burada kendi düşüncemin teyiti doğrultusunda  bir alıntı yapıyorum.  Türkiyede tarikatlar araştırması konulu bir kitapta Akhenatonun – tek tanrıcılık konusunda öncü olduğu vurgulanmaktadır.  02.2019

Akhenaton,  MÖ 1380 – 1332 yılları arasında yaşamış olup, 18. hanedana mensup firavunlarun 10. idi. Tanrı Amon,  MÖ 2000-1900 zamanında; 12. hanedan tarafından; Mısır ülkesinin Hava, Rüzgar, Gemicilerin ve ülkenin TEK BAŞ tanrısı olarak kabul edilmiş. Amon, Mısır halkının baş tanrısı olmakla birlikte, başka amaçlar için yapılmış, görev verilmiş çeşitli isimlerde tanrıları da vardı. Mısırdaki çeşitli tanrıların varlığı ve çokluğu, Hz Yusufun fikirleri ve  Akhenaton’un istekleri sayesinde, Tek bir Tanrı/Allah’a indirgenmiştir.

Eski Tanrı Amon’un dini merkezi olan Karnak‘taki tapınakların rahipleri, dini konularda oldukları kadar maddi açıdan da büyük bir güce sahip idiler. O günden bu tarafa tüm Firavunların savaşlarda kazandığı ganimetlerin bir bölümü, tapınaklara otomatikman ayrılıyor ve Rahipler bu sayede, maddi güç sahibi oluyorlardı. Rahiplerin elde ettikleri bu orantısız ve kolay kazanılan maddi güç sayesinde, bazı konularda halkın desteğini de alarak, Firavunlara bile karşı gelebilme durumları  söz konusu oluyordu. Akhenaton ile  babası III Amenofisin rahipleri sevdikleri (dizide) pek söylenemezdi.

Arkeologlarda; Akhenaton’un anne tarafının Yahudi olduğu görüşü hakimdir. IV. Amenhotep’in  babası III Amenofis’in karısı Tia, saray dışından olan bu ailenin kızıdır. Hatta  III Amenofis’in, geleneklerin dışında kayın pederi Yuya ve kayın validesinin cesetlerini, Krallar  Vadisine gömdürdüğünü söylemişlerdi.

Not : Bazı ansiklopedik yazılarda Mısır tarihi anlatılırken; M.Ö. 1500 -1450 yılları arasında İbrani/Yahudilerden söz edilmekte ve Suriye taraflarına sefere çıkan firavunların dönüşte Mısıra, bu halktan olan insanları getirildikleri yazılmaktadır. (Büyük Larousse)

Siz, seyrettiğimiz Hz Yusuf ve firavun filmine bakıp -tamam bu böyledir, demeyin. Filimde tek tanrı düşmanı olarak gösterilen ana kraliçenin; Yahudi dinine sahip bir atanın evladı olarak tek tanrıya karşı olması, ne derece doğrudur. Kaldı ki filmin ana konusu, Kuranda geçen konular ile Tevrat’ta geçen isim ve konular etrafında senaryolaştırılmış, hareketlerdir.

Her ne kadar Yusuf  A.S. mın Akhenaton  üzerinde etkisi varsa da  Akhenaton’un, tek tanrının göstergesi  olarak Güneşi kabul etmesindeki  ilk nedenin, üst paragrafta belirttiğim üzere, tek tanrı inanışına sahip ve Yahudi olduklarını belirttiğim dedesi, anne annesi ve annesi Tia ile  babası 3. Amenofis’in kendisi üzerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Sanırım din konusunda baba ile oğlunun bu kadar ‘aşırı devrimci‘ olmalarının diğer bir nedeni olarak ta, yine üst paragrafta vurguladığım üzere rahiplerin, firavunlar üzerindeki gelmiş – geçmiş olumsuz etkilerini’de, sayabiliriz.

Yusuf  as. tek tanrı konusunda firavunu etkilemiş ve cesaretlendirmiş olsa da Firavun’un, bizim bildiğimiz  tek Allah  anlayışından ziyade;  tek tanrı olarak Güneş‘i  göstermesinin sebebi bana göre ki; -dikkatinizi çekerim, filmde bile firavun Allah/Tanrı/Rab  isminden ziyade tanrı olarak Güneşin  adını söylemektedir- Güneş; tek olarak varlığı herkesçe bilinen ve her gün görünen, inkar edilmesi mümkün olmayan, halkın kolayca ikna edilmesini sağlayan bir örnektir. Bizlerin inandığı -görünmeyen- Tek Allahı anlatsa; halkın ikna edilmesi mümkün olamazdı. Belki Akhenatonu, – Güneş konusunda ikna eden, Hz. Yusuf’tur. Kaldı ki, hiç bir peygamberin kendi halkını bile bir seferde inandıramadığı yada inanmadıkları Kuranda yazılmaktadır, değil mi?

Firavun Akhenaton’un güzelliği ile dillere destan olan karısı Nefertiti‘nin soyu hakkında da, kesin bilgiler mevcut değildir.  Yine arkeologlarca Nefertiti’nin;  Akhenaton’un (yahudi) annesi Tia’nın  yeğeni olduğu hakkında görüş ve anlatımlar mevcuttur. Akhenaton, babasının ölümünden sonra MÖ 1352 yılında, (20 yıl) kral oldu. 1346 yılında Tanrı Amon’a tapınmayı yasaklayıp; Evrensel  yaratıcı güç olarak kabul ettiği  tek tanrı Güneş’e  -Aton’a-  tapınılacağını ve adınıda değiştirerek güneşe tapan  manasında AKHEN(ATON) olduğunu açıklamış.

Akhenaton,  Amon rahipleri ve tapınaklarının dini merkezi olan Karnak  şehrinin bir benzerini, krallık yönetim merkezi olan Teb şehrinin 180 km kuzeyinde Kahire’ye doğru,  Aton’a tapanların dini ve siyasi başkenti olarak; El – Amarna’da  bir şehir kurdurmaya başladı. Teb, eski başkent ve Mısır ülkesinin ortası sayılır. Coğrafi olarak Nil nehrinin ilk doğduğu yer olan Tanzanya toprakları ile Sudan ülkesinden Teb şehrine doğru  olan bölüme Yukarı Mısır, Teb’den Ak Denize doğru olan bölümede Aşağı Mısır deniliyor. Kralların ellerinde, göğüs üzerinde çapraz olarak tuttukları düz ve çengelli nesneler, iki bölgeli  Mısırı temsil etmektedir.

Amenhotep’in ilk krallık dönemi ve öncesinde tüm  Mısırın Baş Tanrısı  Amon idi. Kral Amenhotep / Akhenaton zamanında ise (sadece) Aşağı Mısırın baş  tanrısı Ra -Güneş- olmuştur. Yukarı topraklarda ise, tanrı Amon etkisi devam etmiştir. Bu arada bir vurgulamada bulunmalıyım. Akhenaton’un, tek tanrı inanışından dolayı – Tamam, bu kral ve krallıkta tek tanrı inanışından dolayı bizim inancımız gibi;  Müslüman ve Müslümanlık vardı, diye yanlış düşünceye kapılmayınız. Çünkü Yahudilik, Hristiyanlık inancında da tek tanrı görüş ve emri, mevcuttur. Filimde Hz Yusuf, Akhenatonu akan su içerisinde ve Hristiyanlık geleneğine göre takdis ediyordu.

Akhenaton, MÖ 1342 yılında başkenti El – Amarnaya  taşıdı. Krallığı  süresince önemli savaşlar olmamıştır. Yine bu yılları ifade eden bilgiler;  kil tabletler üzerinde Tel el – Amarna’da define arayanlar tarafından 1880 yılında bulunmuş. Bu tabletlerin örnekleri,  Akat dilinde yazılmış olup Ankara Medeniyetler Müzesinde (gördüm) ‘Amarna mektupları’  olarak adlandırılan bölümde, mevcuttur.

Bu tabletlerdeki yazılımlardan; O günün şartlarına göre Mısırın askeri güç olarak Anadolu da egemenlik süren HİTİT devletinden daha zayıf olduğu bilinmektedir. Öyle ki; Orta doğu topraklarında Siyasi ve toprak olarak Mısıra bağlı olduğu halde,  Hitit  devleti ile antlaşma yapan ve  vergisini bu ülkeye ödeyen prensliklerin olduğu, ansiklopedik bilgidir.

MÖ. 1346 – 1335 yılları, tek tanrılı dinin Mısır’da en etkin olduğu yıllardır. İzlediğim arkeolojik belgeselde, MÖ 1335 yıllarında Kraliçe Nefertiti‘nin bir şekilde ortadan kaybolduğu, ama ölümü hakkında hiç bir  bilgi bulunmadığı, anlatılmıştır.

Arkeolojik Anlatımlardan; Amon Rahipleri ile saraydaki eski tanrıya inanan ve siyasi etkinliği olan kişilerin etkisinde kalan Kraliçe Nefertiti’nin, eski ve yeni tanrı konusunda Kral Akhenaton ile ciddi bir anlaşmazlığa düştüğü vurgulanmaktadır. Bu durum karşısında kral Akhenaton, karısı Nefertiti’yi saraydan çıkarttı. Veya beklenmedik bir gelişme neticesinde, zamanımızda yapılan anlaşmalı boşanmalar gibi kral, kraliçeyi saraydan attı !

Kral ve Kraliçenin hiç erkek çocukları olmadı. Sağlam bulunmuş bazı figürlerde sadece 6 tane kızları betimlenmiş. Gerçi firavunun 2. bir eşi ve bu eşinden oğlu olduğu belirtiliyor ama, siyasi yetki Nefertiti ve kızlarında olduğu için, oğlu yok sayılıyor. Gerçek durum bu şekilde iken, Mısır tarihçilerini de  meraka sevk eden bir gelişme ortaya konuluyor. Kraliçe Nefertiti’nin kaybolması ile birlikte kimine göre hem üvey oğlu hem damadı Tutankamon ve/veya Smenkhare isminde bir erkek, sarayda bulunmaya başlıyor. Bazı kayıt ve açıklamalarda ise kraliçe Nefertiti’nin, Smenkare ismi ile ve makyajlı erkek olarak, tekrar saraya girdiği yönünde görüşler belirtiliyor. Çünkü Smenkare’nin kim olduğu  hakkında geçmişine ait kesin bir bilgi yok. Sarayda bu isimde bir kimsenin varlığı da  bilinmiyor. Bu gelişme bir bakıma dünyanın her yerinde bulunan ve bilinen şekli ile, iktidar içi çatışmalar ve rötuşü şekli olarak algılana bilinir.

Kral, bir kızını  Smenkare ( Nefertiti veya Tutankamon) ile evlendiriyor. Ardından tahtına ortak ve kendisinden sonrada ardılı olarak ilan ediyor.  Akenaton bir süre sonra Smenkare’yi  eski başkent Teb şehrine,  Amon  rahipleri ile görüşmeye gönderiyor. ( Bana göre ortada bir sorun var ki Büyük kral, ortağını  rahiplerle görüşmeye gönderiyor. Değilse neden göndersin!!.) Akhenaton – Smenkare ortak krallığı, 3 yıl sürüyor. İşin garibi Kral Akhenaton ve Smenkare‘ – ve/veya karısı Nefertiti – ‘nin ölümleri M.Ö. 1332  yılında ve birbirine yakın bir zaman içerisinde peş peşe oluyor. Ve Akhenatondan sonra öz oğlu ve damadı Tutankhamon, resmen kral oluyor.

Akhenaton/Smenkare/Nefertiti’nin mumya ve mezarlarının nerede olduğu Firavunlar tarihine ait, 2007 yılı çekimli belgesellerde bile bilinmiyor. Nefertiti hakkındaki ise; Kayınvalide Kraliçe Nefertiti ile damat kral Tutankamon ortaklığı başlıklı yazıma bakınız. Amon Rahipleri ve Amona inananlar,  Akhenaton ve Tutankhamon’un ölümü ile birlikte yaptırdığı her şeyi ve mezarlarını imha ederek, Bir bakıma diyeceğim ama gerçek,  Akhenaton’dan intikamlarını çok acı bir şekilde almışlar.

Akhenaton’un ölümü ile; El Amarna’da  tek tanrıya inananlar ve Güneşe tapanlar için yaptırdığı şehir, yerle bir edilmiş. Bu görüşte olanlarda,  öldürülmüş. Ve böylece  “devrimi istemeyen”  ve  el yapımı “Tanrı” larından vazgeçmek istemeyen  Mısır halkı ile rahipler, eski  başkent Teb’e ve Amon dinine dönmüşler.

Yine izlediğim bir belgeselden yola çıkarak, bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.  Mısır hiyerogliflerinin anlamını çözen Fransız bilim adamının, çözmek için tesadüfen eline aldığı kil tablette, Ramses’in adı vardır. Hiyeroglif yazılarının ilk çözümüne, bir otel odasında başlanılıyor. Bir hiyeroglif  örneği olarak Ramses adını örneklemek istiyorum. Hiyeroglif yazılım şekline göre: Çember‘in  okunuşu = Ra , çemberin ortasındaki nokta = M,   geometrideki Pi işaretinin benzeri olan    ise = S ve S , E ‘nin açıklamasını hatırlamıyorum. (O nun ortasında nokta olduğunu düşünün)  O∏E∏ Ramses

Bu kral ama mecburiyetten, ama aklının erdiği şekil ile, ‘ Tek Tanrı ‘ kavramını benimsediği için, Mısırın hakim tanrısı  Amon’a karşı çıkmıştı. Mısır, gerçekten tanrı Amon’lar ülkesi idi. Akhenaton, bir çok örneklerinde olduğu gibi, elle beslenen  tanrı modelinden sıyrılmak istedi. Burada  ‘beslenen’  sadece put değildi. Putlar sayesinde  rahipler besleniyordu. Rahipler, çok büyük maddi imkanlara sahip olmuşlar, günümüzde örneği olduğu gibi, din sömürüsü ile kendilerine bağladıkları halkı da arkalarına alıp, istemedikleri bir gelişme durumunda, bütün krallara baş kaldırıyorlardı

Kral Akhenaton, hayatı boyunca bu inanışı yaşamış ve yaşatmıştı. Her ne kadar (Hz Yusuf) Kral Akhenaton ölümünün hemen akabinde, yaptırdığı her şey ve  Güneş tanrısı figürleri  yok edilmiş olsa da, zaman içerisinde Mısır halkına aşıladığı TEK TANRI görüşü unutulmamış. Akhenaton’un ölümünden  ≈ 70 yıl sonra insan yapımı olan heykel tanrı  Amon ile tek ilahi tanrı (Güneş) Aton;  MÖ 1200 yıllarında karma iki tanrı ismi ile  Amon – Ra   inanış şekli ile,  Mısıra hakim olmaya başlamış, yaşarken yapmak istediği devrim, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Böylece dünyada ilk defa bir devlete has,  peygambersiz  tek tanrı inanışı,  Mısır da  hakim oldu.   01.2011 Mecit  ALBAYRAK

Dünyada ve Türkiye’de yolsuzluk oranları nedir.

Dikkatinizi çekme babından belirteyim. %/% temiz bir devlet yok. Ama, en çok temiz olan devletler var. Araştırma sitesinin bildirdiğine  göre en temiz ülkeler, hep aynı. Peki, allah kitap diyen bütün müslüman ülkeler  ve Türkiye! Üstelik – Yaratılanı, yaratandan ötürü severiz diyen AKP hükümeti! Ve hükümetin Sayıştayın açıkladığı belgelenmiş her türlü yolsuzluklarına ne demeli!.

Burada adı geçen ülke ve kısaltılmış hali: Finlandiya Fn, Danimarka Dn, Yeni Zelanda YZ, Izlanda Iz, İsvec Is, Singapur Sng, Türkiye TR, Isviçre I, Norveç N, Hollanda NL, Lüksemburg L, Almanya D

En sondaki ülkeler genelde aynı: Somali, K. Kore,  Suriye, Sudan, Afganistan, Myanmar,  Haiti, Çat, Nijerya, Bangladeş.,

2020 yılı 180 ülke YZ, Dn, Fn,/ Tr 86.

2019 yılı 180 ülke Dn, YZ, Fn/ Tr 91.

2018 yılı 180 ülke Dn, YZ, Fn,/ Tr 83.

2017 yılı 180 ülke YZ, Dn, Fn./ TR 81.

2016 yılı 176 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 75. 

2015 yılı 167 ülke Dn, Fn, Is /  TR  66.

2014 yılı 175 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 64.

2013 yılı 177 ülke Dn, YZ, Fn/ TR 53.

2012 yılı 178 ülke Fn, YZ, Dn/ TR 54.

2011 yılı 183 ülke YZ, Dn, Fn / TR 61.

2010 yılı 178 ülke Dn,YZ,Sng/ TR 56.

2009 yılı 180 ülkeYZ,Dn,Sng/TR 61.

2008 yılı 180 ülke Dn, YZ, Is /TR 58.

2007 yılı 179 ülke Dn, Fn, YZ /TR 64.

2006 yılı 163 ülke Fn, Iz, YZ / TR 60.

2005 yılı 158 ülke Iz, Fn, YZ / TR 69.

2004 yılı 145 ülke Fn, YZ, Dn /TR 81.

2003 yılı 133 ülke Fn, Dn, YZ/ TR 77.

2002 yılı 102 ülke Fn, Dn,Yz/ TR  65.

2001 yılı 91 ülke Fn, Dn, YZ / TR 56.

Kaynak : Transparency Internatıonal

Dikkat ederseniz doğruluk, dürüstlük bazı ülkelerin ‘kanına‘ işlemiş. Her ne yazık ki; Allahın emrettiği ve Peygamberimizin övdüğü bir dinin mensupları olan biz Türkiye ve diğer Müslüman devletler, doğruluk ve dürüstlükte hep vasat yerlerde bulunmaktayız. Üstelik, her türlü yanlışlıkları Allah, Bismillah deyip – Alkışlar içerisinde kabul etmekte ve desteklemekteyiz. Ne kadar acınacak bir durumdayız.

Dünyada var olduğu kabul edilen ülke sayısı hakkında her devletin, çeşitli kıstasları vardır. Birleşmiş Milletler; ABD, Rusya, Dünya Postalar Birliği hatta Türk telekom bile kendi kıstasına göre ülke / devlet sayısını ele almaktadır.

Çünkü her ülkenin ve kurumun aradığı veya mecburiyete soktuğu ve istediği kriterler, birbirini tutmamaktadır. Yani, çıkar meselesi. Veya, bu tip bilgileri O devlet, kast edilen sene için paylaşmaz.    12 . 2010  Albayrak

Dünyanın ve Türkiye’nin en sıcak ve en soğuk bölgeleri ile Sibirya ve Antarktika.

Günlük olarak televizyon veya gazetelerde yayınlanan hava raporlarını okur, duyarız. 26 Haziran 2012 perşembe günü TRT televizyonu  Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41,  Antalya nın ise  38 C’ olduğunu söyledi ve okudum. Herhangi bir yerleşim yerine, ülkeye ait yıllık iklimsel gerçeklik, 12 ay – 365 gün ve en az geriye dönük 10  yılın bilimsel kayıtlarının ortalama sonuçlarına göre belirtilmekte imiş. Aşağıda  belirtilen bilimsel sonuçlar, Dünyada ve Türkiyede bulunan yetkili birimlerin geriye dönük kayıtlarını göstermektedir. ( 2013 – 2014 Kışında bildik soğuklar olmadı ama 13 Aralık 2016-16 Ocak 2017 arası Seydişehir merkezine 2,5 mt kar yağdı, şehir dışında – 27 C’ görüldü) İlaveten;

Rakım, iklimi etkileyen bir unsur ise de, O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, dört bir yanını kuşatan dağlar arasında kalmış platolar ile, bu dağ ve platoların parçalı veya bir bütün olarak uzayıp gitmesi, dağların  yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları ile (Alanya – Manavgat ilçelerimiz Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen, sırtını hemen dağa yaslayan Alanya, Manavgat’tan daha sıcaktır) Yapay bile olsa gölet ve barajların  az/çok olması, bölgenin  Sibirya soğukları – Arabistan sıcakları gibi  rüzgarların etkisinde kalıp – kalmaması bölgenin, yörenin iklimini etkilemektedir.

Dünyanın en soğuk yeri: Güney Kutup (GK) bölgesi, Kuzey Kutup (KK) bölgesinden daha soğuktur. Bu bilgi bilimsel bir tespittir. İlaveten GK merkezi tamamen toprak bir tabakadan oluşurken KK, tamamen deniz ve üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. Ayrıca GK kıtasında, kraterinde lav kaynayan bir yanardağ, mevcuttur.

Dünyanın YERLEŞİM olarak soğuk ülkeleri: Dünya haritasına göz atarsanız, Ekvator çizgisinin güneyinde bulunan ülke sayısı ve kıta toprak oranı, Ekvatorun kuzeyinde yer alan kıta oranından, daha azdır. Dolayısı ile ekvatorun kuzeyinde yer alan ülkeler, kutup noktalarına daha yakın olduğu için, en soğuk yerleşim yerleridir. Kış, soğuktur. Ama öyle iken bile, Güney yarı kürenin en uç insani yerleşim bölgesi olan G. Afrika Cum. (bize göre mevsim olarak aralık ayına giren) Cape Town şehri, kış mevsimini yaşarken, Antalya ve  Adana şehirlerimizle yarışacak bir sıcaklığa sahiptir. Örn: Cape town 27 Haz’da 16C’ Antalya 36C’ kaynak: Gısmeteor

Sibiryanın – en soğuk değil– daimi soğuk olmasının nedeni: Sibirya toprakları, dikdörtgen vari genelde yükseltisi fazla olmayıp, sulak ve tundra türü toprak bütünlüğüne sahiptir. Sibirya; K/G istikametinde Avrupa-Asya/Sibirya arası Ural dağları olması nedeni ile bu taraftan, Sibirya bölgesine sıcak/soğuk bir havanın gelmesi mümkün değil. Sibiryanın doğusu, pasifik okyanusuna açılmaktadır. Geriye Sibirya nın güneyi kalıyor. Bu sefer karşımıza doğu/batı yönünde uzanan Pamir ve Himalaya yüksek sıra dağları ortaya çıkıyor. Hint Okyanusundan yükselen sıcak nemli rüzgarlar, yüksek dağları aşıncaya kadar içinde olan sıcaklığı ve nemi, dağların güney  yamaçlarına bırakırken kendisi de ‘buz’ oluyor. Sibirya ve şehirlerinin rakımları yüksek olmasa bile (aşağıda belirttim), Sibirya toprakları, enlem olarak KK daha yakın olduğu için, bu bölge ve kuzey buz denizi üzerinden gelen, soğuk havanın etkisi, altındadır.

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı ve dünyanın en soğuk olduğu ülke ve şehri ise; Rusya nın  Sibirya  bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın Ojmyakon (Oimekon) Köyüdür. rakım: 730 mt. Bu yerleşim yerinde kış mevsim etkisi, 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise – 40 C’  1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ tespit edilmiş. Pasifik Okyanusuna yakın bölgede olan Verkhoyansk rakım: 130 mt olup, 1888 yılı Ocak ayı  (90 F) – 67.8 C’.(Bu yerleşim yerinde, 25 Tem. 1988 tarihinde en yüksek sıcaklık 37,3C’/ 20Haz. 2020 38C’ olmuş) 22 Aralık 1991 günü  Grönland adası 69,6 C’ ile Mars gezegeninden bile en soğuk gününü yaşamış  . Kaynak: NASA / Rus Bilimler Akademisi meteoroloji istasyon kayıtları ve livescience

Dünyanın en soğuk yerleri: ABD / Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ ● ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri ki, Meksika bölgesine yakındır ve 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi ( O gün için) – 45 C’ ●  Kuzey Kutup (KK) Kuzey İstasyonu yıllık ort. – 47 C’ 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. ● ABD/Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C’ ● Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’. 07.2017 Kaynak:  www.uznayvse.ru

Dünyanın 60′ enlemi üzerinden itibaren başlayan Kuzey kutup bölgesinde, kar yağmaya devam edecek ama, buz katmanlarının 2050 yılına kadar yok olacağı açıklanıyor.  www.livescience.com

24 Kasım 2013 ile 23 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden özellikle, Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehrinin 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur. 23 Ocak tarihinden sonra ise RTG kanalı, uydu değişikliği yaptığı için, takip edemedim. Kaynak: Kendi çalışmalarım. 

NASA, 9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına göre:   Yüksek çözünürlükte, termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusu ile uzaydan, ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da, 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçlarına göre, Dünyanın en soğuk olan bölgesi, – 93.2 C’ (- 136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır. – 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde: Dünya yüzeyinde salınan sera gazları nedeni ile 2014 yılı, 1880 yılından bu tarafa en sıcak yıl olmuş. Kaynak: NASA  01.2015

Dünyanın sürekli ve ortalama en sıcak yerleşim yeri, Etiyopya/ Dallol bölgesidir. Bu yerin 12 ay / 365 güne (kış mevsimi dahil) tekabül eden sıcaklık ortalaması: +34.4 C’ dir. Bu yerleşim yerinde 3 ay / 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise: +47 C’ dir. Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak derecesi ve yeri ise Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir. (3.2018) 1915 yılı Arizona Tuskon Çölü yüzeyinde 71,5 C’, aynı anda ve aynı yerin 4 mt üstünde ise, 42,5 C’ ölçülmüş. Dünya meteoroloji standartlarına göre En doğru Sıcaklık/soğukluk ölçümü; yerden 1,2 ile 2 mt arası  yukarıda,  duvar dibi, ağaç yanı olmayan gölgeli bir alan içinde, ölçüm yapılmalıdır. Kaynak: NASA-BBC

Güney Afrika Cumhuriyeti  Vredendal  kasabasında, Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık +48.4 C’ olmuş (bu ülke için yukarıda vurguladığım yazımı hatırlayınız). 16 Ekim 1936 tarih ve gününe ait Arjantin – Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık ise, + 47.3 C’ olmuş. www.gismeteo.ru

Türkiye de 1993 yılı Ağustos ayında Mardin / Kocatepe‘ de tespit edilen  bir anlık / günlük en yüksek sıcaklık ise + 48.8 C’ dir. Anlık en soğuk yer ise; 1990 yılı Ocak ayına ait – 44.4 C’ ile Van / Çaldıran  bölgemizdir.  Kaynak: BBC

  • 2020 yılı, 10/11 mayıs günlerinde sıcaklık (Tr, geniş bir bölgesi dahil olmak üzere) Serik Gebiz’de gölgede + 49 C’ olmuş olup; Tam güneş altına koyduğum elektronik derece, 50 C’ gelmeden, bozulmuştur. Bu günlere ait, bilimsel çevrelerce yapılan yoruma göre, bu sıcaklığa ‘cehennem sıcaklığı’ adı verilmiş, söylenmiştir.
  • Hal böyle iken; 2020 yılı kışı ve şuan 14 Haziran gününde, haziran ayını yarılamış olmamıza rağmen, havalar serin esen rüzğarların etkisindedir. Şuan saat 01.00 ve sıcaklık: evin içi 22, sokak 12 C’ dir. 15 haz.2020

Türkiye de yaz mevsimlerinin GENELİNDE geriye dönük bir kaç yıla tekabül eden  sıcaklık ortalamalarında, Batı’dan – Doğu Anadolu Bölgesine doğru + 28 C’ ile + 15 C’  arası farklılık olmaktadır. Ayrıca;

Akdeniz Bölgesi batıda, Güneydoğu Anadolu  bölgesi doğuda olmasına rağmen bu iki bölgemizin yaz mevsimi sıcaklık ortalamaları + 26 C’ olup, birbirine yakındır. Bu iki bölgemizin, yaz ve kış mevsiminde oluşan sıcaklıkların birbirine yakın olmasının hatta ve hatta, Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden, Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının, iki önemli nedeni var:

A – Toros Dağları; Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında (Himalaya/Ural dağları gibi) doğal bir sınır vazifesini görmekte, Doğu bölgemizin soğuklarını  kesmektedir.  Akdeniz bölgesi rakım ortalaması 389 mt

B –  744 mt yükseklik ortalamasına sahip ve karasal iç bölgede olmasına rağmen;   G. Doğu Anadolu bölgemizin güneyinde, özellikle Suriye ile arasında dağ, yok. Dolayısı ile Suriye, Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen (Libya gibi)  sıcak kum ve çöl rüzğarlarının etkisi ile bölgemizin sıcaklıkları, yüksektir. Bu coğrafik yapı nedeni ile Güney Doğu bölgemiz, sıcaklık konusunda, Akdeniz iklimi ile yarışmaktadır.

Doğu Anadolu bölgemizde geriye dönük yıllarda, 365 şer günlük 4 mevsimden oluşan  en soğuk ile en  sıcak aylarının  toplamlarının ortalaması, + 15 C’ ye tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 mt’ dir.

Rakımdan başka, Doğu Anadolu bölgemizin daha soğuk olmasının sebebi, özellikle Kafkas Dağları bölgesi Kuzey / Kuzeydoğu yönünden esen  kuru – ayaz  Sibirya  (poyraz) rüzgarlarıdır. Bu bölgemiz dağları, Toroslar veya Karadeniz dağları gibi  bir bütün olmayıp, her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur. Haliyle rakımın fazla ve parçalı dağların çok olduğu yerlerde ki arazi şeklide, engebeli bir durum arz eder. Bu nedenlerden ötürü bu bölgemiz, daha soğuktur. Bu arada şunuda hatırlatmamda fayda var. Bu yüksek rakım içerisinde bulunup,  860 mt lik rakıma sahip Iğdır ilimizde; hem kar yağmakta hemde Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. V e Iğdır ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması ise, + 12 C’ ye yakındır.

Rakım ve dağların önemini vurgulamak babından bir örnek daha vereyim.

Bir düğün için Eskişehir – (köse) Mihalgazi ilçesine gittik. (Özellikle bu ilçeye gittim.) Dört tarafı dağ ve tam orta çukur bölgesinden, Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı ise; 170 mt. Kaymakamlık bina çevresi ise ≈ 215 mt.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta.

Bu İç Anadolu bölgesinde; Akdeniz bölgesinde yetişen portakal, mandalina, limon ve muz hariç zeytin, pamuk, nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir.  Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar, araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013-4) kışı sert olmadığı için, beş kez mahsul kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 Cmrt

Türkiye de  en soğuk (ZEMHERİ) Aralık/Ocak ayı, en sıcak ise Ağustos ayıdır. Bu bilimsel tespite göre, geçmiş seneler dahil olmak üzere, Ocak ayı içerisinde en soğuk olan şehirlerimizin başında, – 15 C’ ile Ardahan, – 13 C’ ile Ağrı, – 11 C’ ile Kars ve – 8 C’ ile Erzurum yer almaktadır. Ardahan‘ın  rakımı  1870,   Ağrı 1640,  Kars 1768  ve  Erzurum 1890 mt’dir.

Ak Deniz bölgesinde ise, geçmiş yıllarda ki Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz 1. Adana, 2. Mersin  3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları ise:  0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk  hallerinin ortalaması ise: + 5 / 15 C’ arasındadır.  Bu üç ilin geçmiş yıllardan beri  Ağustos ayı sıcaklık  ortalamaları ise, + 22 /45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 6 mt,  Adana  23 mt;  Antalya ise 39 mt.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 mt dir. 20.12.2010 Mecit ALBAYRAK

Sayfama Gelen Değişik Sorular.

gözleri kaynak alması : Yatmadan önce gözlerinizin içine; ” LİMON SUYU ” damlatınız.

adile naşit’in mezarı nerede : İstanbul – Karacaahmet mezarlığında medfun olduğu bilinmektedir. Her ne kadar “rahmetli”;  Ermeni kökenli bir aileden geliyorsa da, Müslüman kocası ve kendinden önce ölen oğlu ile aynı mezarlıkta medfundur.

arabistanın en soğuk zamanı : Arabistan, bizim gibi kuzey yarı kürede olup, yaz ve kış mevsimlerinin ayları, bizimle aynı aylarda olur. Bizden bir farkı şu. Arabistan, Ekvator çizgisine daha yakın olduğu için mevsimsel sıcaklıkları, kışın bile bizden daha fazladır.  Mekke veya Medine nin yaz mevsiminde sıcaklığı,  O güne ait Antalya nın sıcaklığı ne ise, üzerine  ≈ + 10 C’, kış mevsiminde ise 15 C’ ilave ediniz. İlaveten, Türkiye de saat kaç ise, Arabistan da saat aynıdır.

avrupa hun imparatoru atilla müslüman mı :  Orta Asya steplerinde  yaşayan Hunlar ile Avrupa/ Macar Batı Hun İmparatorluğunu kuran Atilla zamanında Müslüman, Müslümanlık ve Peygamberimiz, dünyada yok idi. Atillanın ölümünden ≈ 150 yıl sonra Müslümanlık dini ve emri Dünya’ya indirilmiştir. Dolayısı ile Atilla ve Hunlar Şamanist dine inanan insanlardı.

dünya üzerinde her daim yaz mevsimi yaşanan ülkeler : Dünya Coğrafyasında sanal olarak varlığı kabul edilen  Ekvator çizgisi, yer küremizi tam ortadan iki parçaya bölmektedir. O’ -sıfır derece- olarak adlandırılan  Ekvator çizgisinin tam ortadan geçtiği kabul edilen ülkeler şunlardır. G. AMERİKA – Galapagos  Adaları, Ekvator, Kolombiya, Brezilya /  AFRİKA – Gabon, Kongo, Zaire, Uganda, Kenya, Somali, ve ASYA kıtasına bağlı  Okyanus  gurubunda yer alan, Endenozya takım adalarından  Sumatra ve Borneo adasıdır. Bu yazdığım ülke ve topraklarının tamamında veya büyük bir kısmında meydana gelebilecek yaz – kış  Güneş sıcaklık farkı, 0 C’ veya 5 C’  kadar (ör: 45 C’ ise,40 C’)  düşmektedir. Bu ülke topraklarında ”full” YAZ mevsimi yaşanmaktadır. Kış mevsiminin adı bile bilinmez.

Ekvator çizgisinin, tam üzerinden geçtiği ülkeler dışında kalıp Ekvatorun 10′ yukarısında, Kuzey yarı kürede yer alan Panama, Venezuela, Guayana, Gine, Fildişi, Gana, Nijerya, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan Etiyopya, Maldiv Adaları, Hindistan’ın (uç kısmı), Sri Lanka Adası, Malezya ile Ekvatorun 10′ aşağısı  Güney yarı kürede yer alan Peru, Bolivya, Angola, Tanzanya, Şeysel Adaları ile Yeni Gine ada ve  ülkelerinde yaz ve kış mevsimine göre,  + 5 C’ ile +10 C’  arasında Güneş  sıcaklık düşüşleri görülmektedir.  Diğer bir ifade ile. Ekvator bölgesi ülkelerinde ortalama sıcaklık 45 C’ ise, 35 C’ ye iner. Ve bu ülkeler her daim ve her mevsim, 12 ay 365 gün Yaz mevsimini yaşayan ülkeler gurubuna girmektedirler.

Borneo adasında  kar görünür mü :  Ekvator çizgisinin TAM üzerinden geçtiği kabul edilen 3 ülkeden biri olan Borneo Adasına kar, ayak basılan yerlere değil,  Kenya’daki  5895 mt lik zirve yüksekliğine sahip Klimanjora Dağının zirvesine kar yağdığı gibi, bu bölgeninde -varsa- en yüksek zirvelerine yağar. Diğer bir anlatım şekli ile karın yağması, RAKIM ile alakalıdır.

 her daim 12 ay / 365 gün kış mevsiminin yaşandığı ülke var mı? :  YOK.  İnsanımızın aklında kutupların, daima kış olduğu düşüncesi hakimdir.  Bu kıtaların, kıta sahanlığını oluşturan ve denizle teması olan toprakları üzerinde bile, kar ve buzulların eridiği görülür. Bu görünüm, o yerlere yaz mevsiminin geldiğinin göstergesidir. Oralardaki yaz ve kış mevsimi, bizim buralarda yaşadığımız ve bildiğimiz şekilde olmaz. Ama sonuçta o yerlerin şartlarına göre, mevsimlerin değişimini, yabani kazlar bile bilmekteler.  Kuzey Kutup dairesi ARKTİKA, Kanada’nın kuzey bölgeleri, Grönland Adası, Norveç, Finlandiya, Sibirya bölgesinin Kuzey Buz Denizine değen toprak bölgeleri ile Güney Kutup bölgesi ANTARTİKA, Yeni Zelanda ve Arjantin ile  Şili’nin  Güney Kutbuna uzanan toprakları,  en soğuk kış ülke ve bölgelerdir. Kısaca dünya üzerinde her daim Yaz mevsimini yaşayan ülke var ama, her daim KIŞ olan ülke yoktur. Sadece, EN SOĞUK ülkeler vardır.  🙂   10 . 2011

Ek bilgi: Bilim adamlarınca: Kuzey kutup merkezinde bildiğimiz şekilde toprak parçasının olmayıp, Kuzey kutup noktasının, derinlemesine( ..) metre kalınlığında donmuş buz tabakası olduğu; Güney kutup ise, karasal olup yüzeysel genişliğe sahip buz tabakası ile kaplı olduğu belirtilmektedir.

damadın kayın validesinin mezarını yaptırması haram mı: Niye haram olsun ki! Hiç tanımadığımız birilerine bir şeyler vermek, sevap olurken bir damadın, kayın validesine ait mezarı yaptırması neden haram olsun. Üstelik  kayın valide – öz ana yarısı. Hele maddi imkanın var ise. 06.2013

 Türkiye de ilk uçak yapan hükümet : Atatürk ün sağlığında ve CHP Hükümeti zamanında İlk Türk Uçağı yapılmış ve deneme uçuşları 1934 yılında Uçak Fabrikasının bulunduğu Kayseri de yapılmıştır. 05.2013     ALBAYRAK

Tektonik plakaların depreme olan etkisi

Dünyada öyle konular varki, bir konu hakkında daha iyi bilgi sahibi olabilmek için bazen okumak, bazen bu konu ile alakalı olan video gibi, izlemek  gerekir. 08.2020

https://www.facebook.com/165174814436/posts/10157926892919437/

Bilimsel olarak yapılan açıklamalara göre;  Dünyada depremlerin oluşmasına, yedi parçadan oluşan tektonik plakaların neden olduğu teorisine dayanmaktadır. 

Ayak bastığımız dünya toprağı, depremlere neden Levha tektonikleri üzerinde yer almaktadır. Dünya, çap ve katman olarak, beş bölümden oluşmaktadır. Dünyanın merkezinden dışına doğru iç çekirdek; 2440 km çapında olup, demir ve nikel alaşımından oluşmaktadır. 

Dış çekirdek 2180 km çapında, hemen üstünde ise, 5800 km çapında manto yer almaktadır. Ayak bastığımız katmanında, çap olarak  75×2= 150 km kalınlığında olduğu belirtilmiştir. 

(Dünyayı küre olarak addedip ölçülmüş şekli ile, 12,742 km çapında olduğu belirtilmektedir. Kaynak: google)

Bu bilgiler doğrultusunda ise, dış kabuk ile manto arasındaki tabakanın çap olarak, 2172 km kalınlığında olduğu anlaşılmaktadır. 

Depremlere neden olan parçalı tektonik levhaların ise, manto katmanın da oluştuğu/var olduğu teorisi hakimdir. Kaynak: nasa/livescience  01.2021

Karayolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları.

Sayın arkadaşlarım; şehirler arası yolculuk yaptığınız yol üzeri ve yazımın içeriği doğrultusunda olan yer adlarını, rakımlarını ve hangi şehirler arası olduğunu; sayfama iletmenizi rica ederim. Burada adı gecen tepe noktalarını, %/% gördüm.

12.2020 Doğu Anadolu Bölgesi :  Erzurum veya Erzincan üzerinden Bayburt istikametinde Kop Dağı Geçidi rakım : 2409 mt.

İç Anadolu Bölgesi : Hüyük – Doğanhisar arası Kaya Beli geçidi rakım: 1620 mt.♠    Seydişehir / Taraşcı Kasabası – Beyşehir / Durak Kasabası arası  Reze Beli  rakım 1825 mt. ( Dikkat, bu yol asfaltlı olup, kışın ulaşım olmaya bilir.) ♠ Bozkır / Seydişehir / Antalya makasında Kadı Beli rakım 1390 mt.

Ege Bölgesi : Afyon  Şuhut – Isparta yol ayırımı arasında, Bozdurmuş Beli rakım : 1440 mt. ♠ Denizli Acıpayam / Söğüt arası Çomaklı Beli rakım 1460 mt ♠ Denizli Serinhisar / Tavas arası Kayık Beli rakım 1195 mt. ♤ Aydın Kuyucak/ Karacasu arası Yahşiler Geçidi 1088 mt.♤ Denizli Tavas / Serinhisar arası Kazıkbeli Geçidi 1195 mt

Karadeniz Bölgesi : Bayburt tan, Erzurum – Erzincan istikametinde Kop Dağı geçidi rakım : 2409 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Meçhul Asker Tepesi: rakım 1215 mt. ♠ Çorum – Samsun istikametinde Karadağ Tepesi rakım 910 mt. ♠  Çorumdan, Samsuna inen son veya il çıkışındaki ilk tepe Hacılı Geçidi / Tepesi rakım 730 mt. Ayrıca bu yol üzerinde uzunlukları 581 – 280 – 920 mt arasında değişen, üç adet tünel bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi : dikkat – Kışın, Antalya Korkueli üzerinden Denizliye gidecek sürücüler, Korkuteli çıkışı / Söğüt arası kar yağışları oluyor.-  Antalya – Korkuteli arası Tahtalı Beli rakım : 970 mt. ♤ Antalya Korkuteli  Söğüt arası Çomaklı Beli 1460 mt ♠  Mersin / Mut / Karaman arası Sartavul Geçidi rakım : 1650 mt. ♠ Seydişehir/ Akseki arası  Antalya il sınırları içerisinde, Alaca Bel tepesi rakım 1825 mt. ♠ Adana – Pozantı – Ankara kara yolu arasında Gülek Boğazı rakım: 1292 mt. ♤ Adana- Tufanbeyli  arası Gebzel Geçidi  rakım: 1990 mt♠ Antalya Korkuteli / Elmalı arası Karaman tepesi 1290 mt.  Isparta/Ağlasun Köroğlu tepesi: 950 mt – 2013

Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz

Sayfama sıkça gelen sorular karşısında (2017) toplam 919 tane olan İlçelerimiz arasından sadece rakımı 1800 mt ve üzeri olanları karşılaştırmalı olarak iki ayrı uydu üzerinden tespit ettim. 2020 yılı sonu itibari ile bundan sonra il ve ilçe girişlerinde nüfus ve rakım bilgileri yazılmayacak. Bu bakımdan, özellikle rakım konulu paylaşımların değerini, daha fazla bilmeliyiz. İlgiliyazılarım için bakınız İllerin Karayolu Ve Uydu Üzerinden Rakımları   /  Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması – rakımları

07.2020- Bir yerleşim yerinin kuzeyden güneye / doğudan batıya ve orta yerinin rakımı, farklılık arz eder.  Ben, bunları dikkate alarak, ortalamaları yazdım.  17 kasım 2016

1 – Van (1727) / BAŞKALE     2320 mt

2 – Erz.(1900) / KARAYAZI   2289 mt

3 – Kars(1755) / SARIKAMIŞ2101 mt

4 – Van / SARAY                         2091 mt

5 – Ardahan(1810) / DAMA  2049 mt

6 – Van / ÇALDIRAN               2046 mt

7 – Ardahan / GÖLE                 2020 mt

8 – Van / ÖZALP                         1994 mt

9 – Ağrı (1630)  / DİYADİN    1935 mt

10 – Erzurum / TEKMAN        1919 mt

11 – Erzurum / ÇAT                     1919 mt

12 – Ardahan / ÇILDIR             1909 mt

13 – Erz/PALANDÖKENmrk1898 mt

14 – Erzurum/ ŞENKAYA        1864 mt

15 – Hkkri 1755YÜKSEKOVA  1875 mt

16 – Kars / SELİM                      1856 mt

17 – Ardahan / HANAK           1820 mt

18 – Ağrı / ELEŞKİRT               1817 mt

19 – Bingöl 1159 KARLIOVA 1816mt         13.01.2017

Dünyada ve Türkiye’de Arı ürünleri Miktarı ve Değerleri.

  • Burada yazmaya çalıştığım bilgiler, 45. Istanbul Apimondia 2017 bünyesi içerisinde, konu ile alakadar yetkililerin (karma) sunum ve tercümeleri ile, sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgiler doğrultusundadır. —-

02.2019 – 2016 yılına ait Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre Türkiye’de 7,900.364 kovan ve bu kovanlardan 105,727 ton bal ile 4,440 ton mum üretilmiş. (Uganda yıllık 30,000 ton mum satıyormuş). Türkiye ürettiği bal sayesinde dünyada Çin’den sonra 2. Kovan sayısı bakımından ise, Hindistan’dan sonra 3. sırada imiş. İl İlçe Tarım Müdürlüklerinde ise kayıtlı; 84,047 arıcı varmış. (Bana göre kayıtsızlar ile birlikte 100,000 arıcı ve 110,000 ton bal üretimi vardır.)

Ve yine 2016 kayıtlarına ait dünyada 83 milyon adet kovan vardır. Bitki tozlaşması ile alınan üretimin 3/2 si arılar sayesinde oluyor. AB’ de arılar sayesinde meyve ve sebzelerin fazladan üretimi ile kazancı; 6 milyar $ oluyormuş. Ayrıca çiftlik sahipleri, sebze ve meyvelerinin arılar tarafından tozlaştırılması için, arıcıya kovan başı ∼ 200 $ ödeniyormuş (bizim çiftçimizde nerede ise arıcıyı sopa ile kovalar)

Dünyada 28 çeşit arı yaşıyor. Bu arı cinslerinden 4 tanesi Türkiye’de bulunuyor/ yaşıyor. Bunlar; Anadolu; Kafkas; Suriye ve İran arısı (Ki, bunlardan sadece Anadolu ırkı, bize aittir. Diğerleri komşu olduğumuz için gelmiş – getirilmişlerdir. Mesela Kafkas arısının Avrupada ki adı; Rus arısıdır.)

Türkiye’de ortalama kovan başı üretim; 14 kğ dır. Dünyada üretilen çam balının % 92 Türkiyede üretilmektedir. Çam balının büyük bir miktarı gıda sanayinde ve dondurma imalatında tatlandırıcı olarak tüketilmektedir.

2006 yılından bu tarafa arı ölümleri çok olmaktadır. Bilimsel olarak arı ölümlerini nedeni olarak başta yanlış uygulanan tarımsal metotlar, bitki böcek ilaçları ile günlük ve yıllık olarak değişkenliğe uğratılan iklimsel nedenlerdir. 2015 yılı Uluslar arası test sonuçlarında Bingöl bölge balı, En güzel bal seçilmiştir. Arılar beslenmek için nektar ve polene ihtiyaç duyarlar. Çok sulak ve sulanan arazilerde, bitki çeşidi az, yetiştirilen bitki gelişken olurken nektar, polen ve propolis ürün ve oranları, çok olur.

Ülkemizde yıllık ve ortalama olarak 4 milyon adet ana arıya ihtiyaç duyulurken sadece bu sayının % 10 karşılanabilmektedir. Ülkemizde 10.000 ana arı üreticisi olması gerekirken; Ana arı üreten arıcı sayısı, 200 ün altındadır.  Ana üreten arıcılarımızın % 28 İlk okul; % 14 Orta Okul; % 39 Lise % 5 Üniversite mezunudur. Ege bölgesindeki 3 il içerisinde arıcılar ile yapılan araştırma sonucuna göre, 1 kğ balın maliyeti 7,00 TL dir.

2016 yılında 228 kğ arı sütü üretilmiş. Arı sütünün 1 gr maliyeti; Arıcı emeği hariç; 0,35 $. Arı sütünün toptan –  perakende satıcı ort. 1 $ İlavesi ve 20 çitası dahil bir kovanın maliyeti 100 $; 10 çitalık arının fiatıda 100 $.  Şubat 2018 ı $= 3.83 tl

Örnek: Makedonya’da kovan başı üretim 14 kg. Perakende bal satışı 1 kg 6 Euro, toptan satışı ise 4 euro. Arı sütünün 1 gr / 4 euro; Polen 1 kg/ 26 euro; Propolisin 1 kg/ 37 euro; Yeni ham mum 1 kg/ 10 euro, eski mumun 6 kg ise/7 euro.  11.02.2018  Mecit Albayrak

Dünyada Emeklilerin Yaşam Sıralaması

Önce, bu sıralamayı yapan kuruluşların her şeyden önce bir insanın sonrada emekli kişinin yaşam sıralamasını yaparken neleri hesap ettiğine bir bakalım. Ona göre Ülkemizi ve kendinizi tartınız.

A – Yaşam Şartları: Bunun içine insanın kendine, tanıdığına, tanımadığına, hayvanlara. doğaya olan saygınlığı, gelenek. göreneklerine bağlılığı. devletinin kendisine sağladığı imkanlar, adalet, sağlık, ulaşım, elektrik, su, gaz, yiyecek, giyecek…temini, kolaylığı, zorluğu, fiat artışları girer.

B – Emekli maaşı ; 2017 Temmuz itibari ile en az en yüksek işçi maaşı: 1,349 – 2,584 TL en az en yüksek memur maaşı: 1,683 – 6,682 TL Bağkur, tarım ve esnaf maaşları daha düşüktür. (yuvarlatılmış rakamlar) Çalışan en düşük memur 2,418 –  Müsteşar 9,437 TL

C – Kaliteli Hayat: 2019 Mart ayına ait Türk – İş Sendikasının 4 kişilik bir aile için açıkladığı Yoksulluk Sınırı kazancına bakmak lazım. 4 kişi için mecburi -dikkat ediniz mecburi diyorum giyim, (kira), elektrik, su, yakıt, ulaşım (dolmuş), eğitim, sağlık dahil 6,560.00 lira aylık kazancı olmalı. Bunun içinde cafede harcayacağı vede eşine dostuna eli titremeden ısmarlayacağı çay – simit parası ile, falan şehirde bulunan akrabasına giderken harcayacağı para yok. Hele hele, yurt dışı seyahat parası HİÇ YOK. Peki ‘elin gavuru öylemi’!

Emekli olmadan ve olduktan sonrası sahip olduğunuz mal varlığınız. Yazdığım bu 4 şartın ortalamasını ülkesindeki vatandaşlarına sağlayan  43 ülke sıralaması ise;

1 – Norveç  2 – İsviçre  3 – İzlanda  4 – İsveç  5 – Yeni Zelanda  6 – Avustralya  7 – Almanya  8 – Danimarka  9 – Hollanda  10 –  Lüksenburg  11 – Kanada  12 – Finlandiya  13 – Avusturya  14 – İrlanda  15 – Belçika  16 – Çek Cum.  17 – ABD  18 – İngiltere  19 – Eransa  20 – İsrail  21 – Malta  22 – Japonya  23 – G. Kore  24 – Slovenya  25 – Slovakya Cum.  26 – Estonya  27 – Singapur  28 – Polanya  29 – İtalya  30 – Macaristan  31 – Litvanya  32 – Portekiz  33 – İspanya  34 – Latvia  35 – Şili  36 – Kıbrıs  37 – Meksika  38 – Çin  39 – TÜRKİYE  40 – Rusya  41 – Brezilya  42 – Yunanistan  43 – Hindistan   

https://ngam.natixis.com/us/resources/2017-global-retirement-index

Arı hastalıklarının önlenmesinde alınacak basit tedbirler.

 Arılarınızda her hangi bir hastalık oluşur ise, bahaneyi başkalarında aramadan önce; Nerede hata yaptım! diye biraz düşününüz! Ve gelelim arı hastalıklarına karşı yapa bileceğimiz basit uygulama ve önlemler. Aşağıda belirttiğim arı hastalıkları ve tedavisi, tecrübem ve bilimsel açıklamalar doğrultusundadır.

En basit arı hastalığı ‘Kireç Hastalığı‘ dır. Bu hastalık özellikle, petek gözlerinde olan ve sırlanmamış larvaların, beyaz taş şekline gelmesi ile olur. Nedeni ise; soğuk ve serin günlerde üşüyen olgun arılar, larvaların olduğu petek yüzeylerini terk eder.  Olgun arının sıcaklığından mahrum kalan larvalar üşür, donar ve kireç şeklini alır. Tedavisi: Üzerinde arı gezinmeyen petekleri alıp, strafor ile sıkıştırıp, bol şerbetleyin,

Diğer bir şekil ise, petek içerisinde kapalı gözlerde olgunlaşma seviyesine gelen bebek arılar, arıların çekilmesi nedeniyle üşümüş ve kimisi başını dışarıya çıkartmış şekli ile ölürken kimisi de  kapalı gözün kapağını bile açamadan ölür. Dışarıdaki arılar hem bu tip hem kireç şeklindeki ölüleri dışarıya atarlar. Yavru atımı ve kireç hastalığı; Adi yavru çürüklüğüne girer.

Avrupa ve  Amerikan Yavru Çürüklüğü  hastalıkları için:  Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular ; 10. maddesine bakınız. Bu satır ile yukarıda belirttiğim hastalıklar, Arılarda  Bakteriyel hastalıklar gurubuna girdigi belirtilmektedir.

Kovanlarınızı; devamlı ıslak olan, su sızan ve akan toprak üzerine koymamaya dikkat ediniz. Çünkü bataklık durumunda olan bu yerde her türlü bakteri yaşar, arılarınıza bulaşır, eliniz ve malzemeleriniz vasıtası ile de kovana taşırsınız. Diyeceksiniz ki; arının kendisi gitmez mi? gider ama siz tedbirinizi alın.

Eldiven ve malzemeleriniz bir şekilde pislendi ise, her daim ve her seferde, çamaşır suyu karışımı dezenfektan içine sokup çıkartamazsınız. En basitinden; biraz alevleyeceğiniz körükten çıkan alev üzerinde eliniz, eldiveniniz ve malzemelerinizi gezdirir iseniz, dezenfektan yapmış olursunuz. Eldivenlerinizi çamaşır suyu ile temizlemeye kalkarsanız, kuruduğunda çeker ve dikişleri kopar. 

Nosema, soguklardan dolayı dışarı çıkıp def-i hacet yapamayan arılarda görünen bir hastalıktır. Kakası özellikle kovan üzerinde, yuvarlak ve ishal şeklinde görünür. Ayrıca diğer bir belirtisi ise; arı (fazla) uçamaz.  Büyük kanatların altında ki küçük kanatların, bitişik olması gerekir iken, küçük kanatlar ayrık ve aşağıya doğru düşmüş görünürler.

Nosema ve varroa için; timol esanslı 1 lt kekik suyunu, (marketlerde satılır) 8 lt şerbet içine karıştırıp kovanın gücüne göre şerbetliğine  8 – 10 gün içerisinde 3 kere dökerek veriniz. Veya  aktar ve eczanelerden alacağınız 20 ml timol esanslı kekik yağı eksratından igne enjektörü ile çekeceğiniz 2 ml kekik yağıni  5 lt şerbete karıştırıp arının gücüne göre 1 – 2 su bardağını paylaştırın. Bu işlemi, 3 gün ara ile 7 kez tekrarlamaniz iyi olur.

Bu arada bir düşüncemi de sizlerle paylaşmak isterim. Arıları kontrol ederken çitaların ve kovanın içinde olan propolisi sıyırıp, istersek alıyoruz veya atıyoruz. Şayet propolisi ihtiyacınız için almayacaksanız, sıyırdığınız propolisi gelişi güzel atmayınız. Temiz bir taş, ağaç, dal veya başka bir yere sıyırınızki Arı, sıyırdığınız propolisi tekrar toplamak için uzaklara gitmesin. 06.2013

Osmanlılar zamanında Seydişehir de arı kovan sayısı ve vergisi.

09.2020- Devlet isterse aklına gelen her şeyin vergisini, vatandaşından alır. Seydişehir’in  bilinen kuruluş tarihini inceleyen  bir araştırma yazısı  kitabını okumaya başladım. Bence her bir yeri, inceden inceye okunacak bir yazı olmuş. Arıcılık söz konusu olduğu için  bu bölümü özellikle herkes ile paylaşmak istedim. Bu güzel araştırma  yazısı için kendilerine, teşekkür ederim.  SEYDİŞEHİR, Fiziki ve Sosyoekonomik Yapı  (1305 – 1920)  Dr. Ayşe DEĞERLİ –

Seydişehir ve bağlı köylerinde arı kovanları ve kovan başı alınan vergilerin, kayıt edilmiş yıllara göre dağılımı:

1502 yılı – 8696 kovan; 1522 yılı – 7256 kovan; 1584 – 10437 adet kovan. Osmanlı Devleti, kovan başı iki (2) akçe vergi alıyormuş.

1845 yılı Osmanlı Devleti Konya – Seydişehir merkez bölgesine ait  Vergi Kayıt Defterlerinde bulunan bilgilere göre ise, kovan başı on (10) kuruş vergi alınmış. Kayıtlı kovan sayısı ve bulunduğu mahalleye göre:

Sofhane Mahallesi (Mh) 14,  Camii Cedid Mh. 57;  Ulu Kapı Mh. 1,  H. Seyit Ali Mh. 17,  Alaylar Mh. 30,  Debbağhane Mh. 23,  Kiçi Kapı Mh.12,  Değirmenci Mh. 56,  Kızılcalar Mh. 60,  Camii Kebir Mh. 9 adet olmak üzere toplam 279 tane kovan varmış.  05.2014

Dünyada verginin olmadığı veya az olduğu ülkeler.

09.2020 – Birleşik Arap Emirliği : Dünyada kişi başı en yüksek gelire sahip ülke. Hiç bir şekilde gelir ve katma değer vergisi (KDV) yok. Sadece içkilerden % 50 vergi alınıyor. Geliri, petrole dayanıyor.

Kuveyt : Dünyada, 6. sırada petrol ihraçatcısı ülke. Sadece sigorta primi katkı payı alınıyor.

Katar : Geliri, bir nevi doğal gaz imparatorluğu ve petrole dayanıyor. Hiç bir isim altında gelir vergisi ve KDV alınmıyor. Sadece sosyal sigorta katkı payı ve ithal edilen ürünlerden sadece % 5 vergi alınıyor.

Umman Sultanlığı : Gelirinin % 90 petrole dayanıyor. Gayri menkul satışları, maaş ve sosyal sigorta primlerinden katkı payı alınıyor.

Bahreyn : Sadece, sigorta ve emlak vergisi var. Yabancılar, emlak kiralama vergisi veriyor.

Cayman Adaları : İngiltere’ye bağlı geliri turizme dayalı olup dünyada ‘vergi cenneti’ olarak bilinen yerlerden biri. Sadece ithal mallardan % 25 vergi alınıyor.

Monako Prensliği : Geliri turizme dayanıyor. Hiç bir isim altında vergi alınmıyor. Sadece prenslik topraklarında yaşayan yabancı kişiler, vergi veriyor.

Andorra Cumhuriyeti : İspanya / Fransa arasında dağlık bir ülke. Devletin geliri % 80, turizme dayanıyor.

Bermuda Adaları : İngiltere’ye bağlı, Atlas Okyanusu / Karayipler Denizi tarafında, geliri turizme dayanan, adalar topluluğu. Adalarda yaşayan insanların % 20 , başka ülkelerde doğmuş kişilerden oluşuyor. Sadece sigorta ve maaş vergileri ve ilave olarak emlak ve miras vergisi var.

Bahamalar : Devletin geliri % 70 turizm, ithal mallar ve gümrük girişlerinden sağlanıyor. Sadece sigorta primleri ve emlak vergisi alınıyor. Kaynak-  ww.okaybro.ru   03.12.2017

Allaha Yalvarmak

Daha çocuk iken, Yüksek Makamı ile müjdelenen; Rabbimin koruması ile saraylarda yetişen Yusuf Aleyhselama lütuf,  rahmet,  merhamet  gösteren, esirgeyen  makamını yücelten  Yüce Rabbim:  Rahmetini , merhametini,  lütfunu,  dileyen – dilemeyen – dilemek isteyipte aklı ermeyen,  dili dönmeyen, hak etmediği halde her türlü  kötülüklere maruz kalan aciz kulların ile ben ve BİZE bu vasıflarını mahrum etme.      Amin.

 Rabbim,  gönlümden geçeni, hakkımda hayırlı eyle. Hakkımda hayırlı olanı da, gönlüme razı eyle, Amin. Hz Ali   12/ 2011  🙂    Mecit Albayrak