Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı Meluncanlar ve Kalu Bela nedir?

11.2023 – Önce Tevhit ve Müslüman kime denir! Buna açıklık getirelim. Allahın varlığını, birliğini ve her canlı ile kainatı yaratığını kabul etmeye Tevhit inancı; ile

Allahın; Hz Muhammet ve öncesi tüm peygamberlere yayma görevini verdiği (Yahudilik ve Hristiyanlık) dinlerine ilk inanan kişilerede, Müslüman  denilmektedir.

Mesela Firavunun sihirbazları Hz Musa’nın yanında Şuara suresi 47 ve 52. ayetlerinde belirtildiği gibi kendileri için; – … inanların ilki’yiz, .. de’nil’mektedirler.

Her yerde ve her şeyde Allahın iradesine boyun eğmeye İslam ; İslamı yayma görevi kendisine verilen Hz Muhammed SAS’mi peygamber olarak kabul eden kişilerede  Müslüman denilir.

İslama inanan Müslümanlar olarak; Allahın izni olmadan hiçbir şeyin olamayacağına inanırız. Ama C. Allah;  İnsanın iradesini serbest bırakmıştır. Allahın yarattığı kul ise! Dini konuları mecbur eder. 

Allah’ın İnsanoğluna  ilk emri ‘oku’. Ama sadece papağan gibi Arapçasını değil, anlamını bilmek için, Türkçesini de okuyup öğüt almamız emredilmektedir. Öğüt, insanların anladığı dil ile olursa anlaşılır. Ben dilimi Türkçe olarak seçmedim. Cenabı Allah bana bu şekilde lütfetti. Dünyada dilleri ayıran C. Allahtır. —-

Bir anketör evimize gelmiş ve kapıdan o gün için üniversitede okuyan kızım ile yeğenime sorular soruyor, cevapları işaretliyordu. Böyle bir anı kaçırmak istemezdim ama üniversitede okuyan iki genci, bu durum ile baş başa bırakmak istedim.

Neden sonra gençlere,  soruların ne olduğunu sordum. Bir kaç soru ve verdikleri cevapları onaylamam dan sonra kızım Ayşegül:

– Baba, bize – ” Biz önce Müslüman mıyız  yoksa   Türk müyüz ?”, diye sordu. Peki ne dedin?

– Önce Müslümanız, dedim. Yeğenime dönerek; Sence diye sorduğumda, o da Müslümanız, diye cevap verince, daha önceden bilgi sahibi olduğum Meluncanlar aklıma geldi. Ve başladım bu olayı aktarmaya.

ABD’ nin Atlas Okyanusuna bakan Virginia ( Virjinya) Eyaletinin Apalaş Dağları bölgesinde yaşayan bir Amerikalı, hastalanıyor. Yapılan tetkikler sonucunda bu kişideki hastalığın Akdeniz anemisi humması teşhisi konuluyor.

Bu hastalık; Akdeniz bölgesi etrafında yaşayan tüm ülke ve insanlarında görülen bir tür kan hastalığıdır. Yaptıkları tıpbi genetik araştırmaları neticesinde Atalarının Akdeniz havzası ülkelerinden Türk! olduğu  bulgusuna erişirler. Bazı gelenek ve göreneklerinin; Türklerin gelenek ve görenekleri ile ortak olduğunu fark  ederler. Öyle ise Türkler oraya nasıl gittiler?

-tarihi gerçek, alıntı- Yaklaşık 1580 – 1620 yılları arasında Portekiz, İspanyol ve İngilizlere esir düşüp, bu ülkelere ait savaş ve ticaret gemilerinde esir – forsa olarak bulunan Arap / Osmanlı Türklerinin bir bölümü, bir vesile ile yeni kıta Amerika’nın Virginya eyalet topraklarına mecburen veya kendi istekleri ile ayak basmışlar.

Meluncanlar ismi nereden geliyor? Abd’ye ayak basan ilk Müslümanların, kılık kıyafet ve inanç şekillerinin Avrupalı göçmenlere göre olan farklılıklarından dolayı, bu kişilere kötü manasında, ‘Mel’un‘ benzetmesi yapılmış. Zamanla mel’un tabiri bir topluluk adı olarak kalmış.

Yazımızın konusu; Önce Müslüman’mıyız yoksa Türk’mü ? sorusu doğrultusunda  Kızıma ve yeğenim Şükrü’ye bu gelişmeleri aktardıktan sonra, şu noktayı vurguladım.

Sonuç olarak biz; Önce Türk ve Sonra Müslümanız, dememden sonra yeğenim Şükrü :

– Amca, anlattıkların ‘ cuk ‘ oturdu, ifadesini kullandı.

Burada ister istemez insanın aklına “KALU BELA”  görüşü gelebilir. Kalu bela’dan kasıt: Cenabı Allah; İsrafil A.S.ma,  -Kıyametin ‘an’ öncesi, Sur’a üflemesini emredeceği ana kadar yaratacağı bütün insanlara A’raf suresi 172. ayetinde;

– (Dikkatinizi çekerim! Bu ayette sadece Ademin demiyor. (Yahudi- Hristiyan dahil) Adem oğullarının diyor. Hani Rabbin; Adem oğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları kendi nefislerini, kendi benliklerine şahit tutarak şunu sormuştu.

-‘Ben Rabbiniz değilmiyim? diye soruyor.  Dikkat ediniz! Sizi Müslüman olarak yarattım, demiyor.

Ana rahmindeki canlı; ‘Evet Rabbimizsiniz‘ demişlerdi. C. Allah; Kıyamet günü ‘Biz bunlardan habersizdik!’ demeyesiniz, diye sormakta ve söylemektedir.

C. Allahın  Araf suresinin 172. ayetinde belirttiği – Adem oğullarının bellerinden aldığı zürriyetlerini; İlk insan Adem as’mın belinden ulvi bir şekilde alınmış diye yorumlamayın.  Ali imran suresi 6 ve Müminün suresi 14. ayetinde hamile kalma şeklinin anlatıldığı sperm ve  cenin’den bahsedilerek öce sulu meniyi cenin haline getirip ana rahmine yapıştırdıktan neden sonra, ana rahminde ikinci bir şekil verdiğini Cenabı Allah bizlere bildiriyor.

1..Rahimlerde sizlere dilediği şekli veren O’dur. 2.. Sonra onu, bir başka yaratılışta yeniden kurduk.. ayeti devamında C. Allah Cenini; et ve kemik şekline çevirdiği 2. safhada ANA RAHMİNDEKİ bu canlıya- Ben senin Rabbin değilmiyim? diye sormaktadır.

-Bu ayet hakkındaki açıklamaları Ahmet Hamdi Yazır hocamızın – Hak Dini Kuran Dili eserinin 5. bölüm 167. sayfasından itibaren -anladığım  şekli ile- sadeleştirip özetleyerek yazıyorum.

( C. Allah; yaşadığımız şuandan, Adem AS kadar var ettiği -anne baba olma hakkına sahip- kullarının bellerindeki zürriyetlerini alıp 1. safhada sperm/cenin hücre halimizdir.   (2.safha) Hücreye et ve kemik bürünümü yaptıktan sonra, kendi nefsinden ruh ve can verdiği ana rahmindeki bu görüntüye – Ben senin Rabbin değilmiyim? diye sormasının nedenini; Allahın birliğine ve verdiği bütün lütuflarına, yaşadığı an ve ölümünden sonrası bedeni üzerinde her türlü tasarrufun Allah katında olduğunu kabul etmesidir, şeklinde yorumlamaktadır..)

Ana rahminde; İlahi varlığın lütfu olan bizler; O an için iddia, inat, terbiyesizlik, ahlaksızlık, şeytanlık ve Allahı reddetme yetisine sahip olmayan melaike türü bir ruhani varlık olarak Allahın her istek ve emirlerini ‘Bi Hak Üzere’ kabul etmişiz. Öyle bizlere anlatıldığı şekli ile Adem AS var edildiği anda bu olay, olmamıştır.

Kaç yaşında müslüman olunur? Bir çocuk kaç yaşında akilbali olur?

1960 yıllarında eski Diyanet İşleri Bşk Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitapçıkta;
Bir çocuk 14 yaşında akilbali olur ve hangi dine geçeceğine (anne babası değil) kendisi karar verir, diyor.

  • Zerdüşt inancında bile bu dine mensup olma yaşı; 15 tir.
  • Diyanet İşleri Başkanlığımız ise!  4 yaşındaki çocuğa Cenabı Allahın yüklemediği ‘yükü’ mecbur etmektedir. Sanırsınız ki! Bu 4 yaşındaki çocuğu Mekkeye hafız diye yollayacaklar.

Yazır hocamız; Ana rahminde C. Allahın emir ve isteklerini kabul eden kemikli et parçasının doğumdan sonra akilbali/büluğ çağına girmesi ile!!, Allaha karşı vermiş olduğu Allahın varlığı ve birliğini, lütuf ve rahmet sahibi olduğu taahhüdü ile, sözünün yerine getirilmesine, Müslüman olma devresi diye adlandırmaktadır.

Dikkat ediniz; Ahmet Hamdi Yazır ve Ömer Nasuhi Bilmen; Akil bali, diyor. Ana karnını kast etmiyor. İki etkili ve yetkili din alimi ve diyanet işleri bşk. göre; Bir Çocuk akil bali olunca kendi dinini seçme hakkına sahiptir.

Bu ayet üzerinde ise bazı müfessirler; Fussilet 41/11 ayetini örnek göstererek; ana rahmindeki kemikli et parçasına o anda akıl, mizan, yetenek … verildiği için bu andan itibaren Müslüman olmuş/olduk demişliğinin sayılması gerektiğini yorumlamaktadırlar. Yazır hoca bu görüşe katılmadığını aynı kitapta, bazı dini ve ilmi terimler üzerinden açıklamaktadır.

Bu bilgi ve iddia doğrultusunda olan kişilere, ben (mecit) şunu sorarım! Sabı / Sabi kime denir? Hangi manaya gelir?

Hadid Suresi 8. ayetinde C. Allah;  – Hz Muhammet sizi -müşrikleri- Allaha iman etmeniz için çağırdığı halde iman etmediniz. Halbuki ezelde (ana rahminizde iken) sizlerden kendisine inanacağınızı belirten sözü almış ve bu sözünüzü İnkar etmeyesiniz, inkar ettiğinizde size göstermek için  katında bulunan ilahi deftere yazmıştım, demektedir.

Bu tasdik ve anlatım şeklinden dolayı doğan her insanın ruhunun, Müslüman olarak doğduğu kararı çıkmaz – çıkamaz. Cenabı Allah ben sizi Türk olarak yarattım demiyor ama; ‘Müslüman ‘ olarak yarattım’da, demiyor. Sizi ben yaratmadım mı? diye soruyor.

Istanbul, Sultan Ahmet Camisi şadırvanlığında, cami derneğinin  Türkçe ve İngilizce yazdırıp astığı peygamberler tarihi ve Kuranı Kerimden alınmış bazı ayetlerin, üstteki yazım ile alakalı olan açıklamaları, bir belge özelliğinde sergilemişler.

Dikkat ederseniz, bütün peygamberler için S.A.V. ifadesi var.  Hz İbrahim için, Tek Allaha inanan Müslüman ifadesi var. (Müslüman ve Müslümanlık sadece Hz Muhammed ve inananlarına ait ise! Hz İbrahim, Hz Muhammedi görmedenmi inanmıştı?) Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, Tek Allah emri var. Ayrıca, Hz İsa’ya inanan havarileri için ayeti kerimede, ‘Müslüman’ vurgusu var.  Ocak 2014     Mecit  ALBAYRAK

Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz

Sayfama sıkça gelen sorular karşısında (2017) toplam 919 tane olan İlçelerimiz arasından sadece rakımı 1800 mt ve üzeri olanları karşılaştırmalı olarak iki ayrı uydu üzerinden tespit ettim. 2020 yılı sonu itibari ile bundan sonra il ve ilçe girişlerinde nüfus ve rakım bilgileri yazılmayacak. Bu bakımdan, özellikle rakım konulu paylaşımların değerini, daha fazla bilmeliyiz. İlgili yazılarım için bakınız İllerin Karayolu Ve Uydu Üzerinden Rakımları   /  Türkiye nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması – rakımları

01.2022 Bir yerleşim yerinin kuzeyden güneye / doğudan batıya ve orta yerinin rakımı, farklılık arz eder.  Ben, bunları dikkate alarak, ortalamaları yazdım.  17 kasım 2016

1 – Van (1727)  /  BAŞKALE      2320 mt

2 – Erz.(1900)  / KARAYAZI     2289 mt

3 – Kars(1755) / SARIKAMIŞ   2101 mt

4 – Van  /    SARAY                        2091 mt

5 – Ardahan(1810) / DAMAL    2049 mt

6 – Van  /  ÇALDIRAN                 2046 mt

7 – Ardahan  /  GÖLE                   2020 mt

8 – Van  /   ÖZALP                         1994 mt

9 – Ağrı (1630)  /  DİYADİN       1935 mt

10 – Erzurum  /  TEKMAN          1919 mt

11 – Erzurum  /   ÇAT                      1919 mt

12 – Ardahan  /   ÇILDIR              1909 mt

13 – Erz/ PALANDÖKEN mrk  1898 mt

14 – Erzurum /  ŞENKAYA         1864 mt

15 – Hkkri 1755YÜKSEKOVA 1875 mt

16 – Kars  /  SELİM                        1856 mt

17 – Ardahan  /  HANAK             1820 mt

18 – Ağrı  /  ELEŞKİRT                 1817 mt

19 – Bingöl 1159 / KARLIOVA   1816mt         13.01.2017

Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.

Tarih ve arkeoloji, en çok ilgi duyduğum konulardan biridir. Özellikle televizyonlarda geçmiş yıllardan beri yayınlanan belgeselleri yazılı not tutarak dinler ve karşılığını ansiklopedilerden araştır’ır’dım. Burada aktaracağım açıklamalar; Antik Mısır tarihi konusunda yetkili olan kişilerin çeşitli  tv lerdeki anlatımları, araştırma sonuç yazıları ve kendi tarihe olan alakam ve araştırmalarım doğrultusunda  yaptığım, yardımcı yorumlarımdır. Okumaya devam et “Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf.”

Tarlacı arı gittiği yerde yatıya kalır mı?

Arı yatıya kalır mı? Kalır. Kendiniz Deneyin. Özellikle yazın, bir akşam vakti, sıralı olmayan kovanlarınız dan bazılarının (varsa) alt polen çekmecesini çıkarıp arı varsa silkeleyip temizleyin ve yerine takın. Hava karardıktan sonra ve tüm arının kovana girdiğinden emin olduğunuzda, bu kovanlarınızın uçuş deliklerini kapatınız.

Ertesin gün gelip bu kovan üzerinde, uçuş deliği kapağına ve alt çekmecesine bakınız. Arı var mı, yokmu? Arı, yatıya kalır mı? Kendi gözünüzle görün. Ben, denedim. Bu yöntemi değişik kovanlardada diğer günlerde deneyiniz. Bazı kovan arısı kalmayabilir!! Göreceksiniz. 09.2022

Ana arıya günlük atmasını teşvik etmek için.

2016 yılında Seydişehire konferansa gelen rahmetli Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu; Ana arıya günlük attıra bilmek için, ‘Yaz kış’ polen vermeniz gerekir, demişti. Efendim, kışın polen vermemize gerek yok, zaten soğuk yerde günlük atımı olmaz, demeyin.

Evet, soğuk bölgelerde ana günlük atmaz. Ama; Bahara enerji toplamasını, arıların bahara sağlıklı erişmesini sağlar. Yazın ise, Her ne kadar işçi arı kendine yeterli gördüğü poleni getirmiş bile olsa! Yinede polen vermek, başta ana olmak üzere tüm arıya, güç verir. Kimi arkadaş, toz pudrayı, yere dökerek, tavuk yemler gibi yapıyor. Yere dökme işi, sağlıklı değildir. Yapmayın.

Bunun için, önceden pudra şekeri ile, her kovan için bir tane örn; naylon torbadan 5*5 ebadında parçalar kesip, hazır etmelisiniz. Her kovandaki koloninin gücüne göre bir yemek kaşığı ile üç kaşık arası poleni geniş bir kaba koyun. Pudra şekerini, polene tatlılık verecek kadar, döküp karıştırın.

Daha sonra ‘cüzi‘ su döküp, iyice pudra şekeri ile karıştırın. Polen, tane ile hamur arası olsun. Ve, bu karışımı kaşık ile kovanlara, naylon parça üzerinde paylaştırıp, çita üstü veye kovan dibine koyunuz. Bitirene, tekrar veriniz. 01.2022

Türkiye’nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması ve rakımları – Türkiye’nin bölgelere göre yükseklik sıralaması

Kuzeyden / güneye ve batıdan / doğuya Türkiye’nin  ortalama rakımı: 652 mt   tekabül etmektedir. Türkiyenin iller bazında ortama rakımına en yakın il ise;  649 mt ile Kilis ilimizdir. 2020 yılı sonu itibari ile bundan sonra il ve ilçe girişlerinde, ‘tasarruf etmek için’! nüfus ve rakım bilgileri yazılmayacak. Bu bakımdan, özellikle rakım konulu paylaşımların değerini, daha fazla bilmeliyiz.

Bir ilin, rakımlarının tespitinde geçerli olan; O ilin Valilik veya var ise Tren garı binası baz alınıyor. (alıntı bilgi).

01.2024 – Yıllar içerisinde gerçek araştırmaya dayanan bu yazıma tıklayınız. -TAKLİT ve KOPYACILARIMIN olması beni sevindirir ama sizlerin taklitlerime değer vermesi ise, üzer. Benzer sayfalara dikkat ederseniz, aynı veya yakın başlıklı konu içeriklerini okurken, burada geçen yazılımın farkına varırsınız. Başka sitelerde de göreceğiniz;

Türkiye’nin YEDİ bölgelere göre rakımları; ile Türkiye’nin BÖLGELERE göre yükseklikleri; ile başlayan araştırma yazı başlıkları ESASINDA bana aittir. Çeşitli şekilde yazmamın nedeni ise! Sayfama yapılan virüs saldırısı nedeni ile, yazılarımı taşımak ve isimlerini değiştirmek mecburi olmuştu. Bu sefer benim tanındığım başlıkları başkaları, kendi sitelerine aldılar.

81 il’in  rakımlarına ait kronolojik listesini İllerin Kara yolu Ve Uydu Üzerinden Rakımları  ; Bazı bölgelerimizde olan Kara yolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları ; En yüksek rakıma sahip  ilçelerimizi ise: Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz  başlıklarında yine aynı titizlikle sizlerin takdirlerine sunmaktayım.

Yazdığım bütün yazılarımda olduğu gibi,  rakım/rakımlar konusunda en doğru bilgiyi sizlere sunma isteğim bir saplantıya dönüştü.  Bir yerleşim yerinin  il, ilçe ve köyün;  K/G , D/B ve orta yerinin rakımı, farklılık arz eder. Ben bunları dikkate alarak, ortalamasını yazdım. 24 Kasım 2015 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi.

Bu harita üzerinde Örnek: Antalya il rakımı 37; benim Antalya girişi kara yolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanayım. Yalnız, bundan 20 sene önce O ilin valilik binası bir tane iken şimdi, çeşitli isimler altında bir kaç tane var. Bende uydu üzerinden işaretli O ilin merkez valilik binasını bulup en doğru rakım ölçümünü; sizlerin bilgisine sunuyorum.

Takdir edenler! Takdire layık olanlardır.

1 – Doğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: Bu bölge sınırları içinde 15 il  bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek illerin olduğu 1. bölgemizdir. Bölge ortalama rakımı 1400 mt. Bu bölgede, rakımı en fazla olan il sıralamasına göre:  Erzurum 1900  Ardahan 1810  Kars 1755  Hakkari (Çölemerik) 1755  Van 1727  Ağrı (Karaköse) 1630   Bitlis 1535   Muş 1366   Şırnak 1356   Erzincan 1215  Bingöl 1159  Elazığ 1070  Malatya 966  Tunceli (Dersim) 919 ve Iğdır 860 mt ile rakımı en düşük il sıralamasına girmektedir.

2 – İç Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: 13 ilin toplamından oluşmaktadır. Bölge  ortalaması  1021 mt. ile 2. sırada yer almaktadır. Bölgede rakımı en yüksek olan il sıralamasına göre: Yozgat (Bozok) 1315  Sivas 1290  Nevşehir 1196  Niğde 1237  Kayseri 1060  Karaman 1056  Konya 1023  Kırşehir 993  Aksaray 975    Ankara 885 (Çankaya Köşkü 1071 Beştepe rakımı 900 mt)  Eskişehir 795  Çankırı 730  ve Kırıkkale 716 mt ile rakımı en düşük il durumundadır. (Seydişehir Belediye önü : 1135 mt. Konya B.B. önünden- Seydişehir 86 km, Seydişehir  Antalya merkez arası 213 km. Seydişehir; siyasi olarak Konya ili, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesindedir. Seydişehir – Akseki kavşağı 66 km.                             

Konya İnlice mah. yolu ∼ 1565,  Altın çıkartılan Maden ocağı ∼ 1600, Kar ve tipi cinsi soğukların olduğu Bağıran petrol tesisleri 1530 mt

NOT: Konya/Seydişehir/Antalya yolu; 1974 yılında Ecevit Erbakan  hükümeti zamanında ‘Beş Yıllık Kalkınma Proğramına’  alınmış. Lakin daha sonra gelen hükümetler, bu plana riayet etmeyip bir derecede olsa ‘keyfi’ davranıp, bu yatırım engellenmiş. 1990 sonrası Turgut Özal yolu başlattı; 1996 yılında ise Erbakan hükümeti zamanında ulaşıma açılmıştır. Seydişehir – Akseki arası Antalya bölgesi dahilinde 1825 rakımlı Alacabel tepesi, kışın kapanıyor. Bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak için Seydişehir Tınaztepe ve Zirve tesislerinin karşısında ki  dağın dibindeki 1530 mt rakımlı yerden (Alacabel zirvesinden yaklaşık  300 mt aşağıdan) Akseki /Cevizli Ceceler mevkine  1280 mt inen ≈ 550 mt uzunluğundaki Tınaztepe Tüneli yapımına, 2016 yılında başlanıldı. 2019 yılında bitmiş olacaktı. Bitimi! 2026 yılına bırakıldı!?

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları: 7 il’i kapsamaktadır. Ortalama rakım 729 mt. En yüksek il 939 mt ile Mardin olup Siirt 88 Gaziantep 838  Adıyaman 679  Diyarbakır 673  Batman 575 ve rakımı en düşük il 510 mt ile ŞanlıUrfa    

4 – Ege Bölgesi ve İlleri rakımları:  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım 512 mt En yüksek il merkezi 1025 mt ile  Afyon, Kütahya 957 Uşak 911 Muğla 658  Denizli 391  Manisa 78  Aydın 71 ve sonuncu sırada 10 mt ile İzmir gelmektedir.

 5 – Karadeniz Bölgesi ve İlleri rakımları: 18 vilayetten oluşmaktadır. Ortalama rakım 400 mt.  Rakımı en yüksek vilayeti 1555 mt  ile BayburtGümüşhane 1169 Çorum 818  Kastamonu 809  Bolu 727 Tokat 630 Artvin 529 Amasya 398 (Merzifon 740 mt) Karabük 262 Düzce 150 Trabzon 40 Sinop 25 Ordu 24 Bartın 14 Giresun 14 Samsun 10 Rize 10  Zonguldak 8 mt ile  rakımı en düşük il durumundadır.

6 – Akdeniz Bölgesi ve İlleri rakımları: 9 il‘den oluşmakta, rakım ortalaması 391 mt  En yüksek ili 1058 mt Isparta; Burdur 960 Kilis 649 Kahramanmaraş 562 Osmaniye 120 Hatay (Antakya) 89 Antalya 46 Adana 26 ve Mersin 9 mt rakım ile, sonuncudur.

7 – Marmara Bölgesi ve İlleri rakımları: 11 ilden oluşmakta. Rakım ortalaması 109 mt. En yüksek ili 520 mt ile Bilecik.  Kırklareli  210 Bursa 163 Balıkesir 145 Edirne 50 Istanbul 35  Sakarya (Adapazarı) 29 Tekirdağ 25 Çanakkale 12  Yalova 7 Kocaeli (İzmit) 4 metrelik rakımlara sahiptirler.

10 mt’lik rakıma sahip iller ise: Kocaeli YalovaZonguldak 8 Mersinİzmir; Rize; Samsun 10 mt

İlgilenen kişilere: Rakımı alınan noktanın ölçüm anındaki soğuk, sıcak, rüzgarlı, yağmurlu hava durumu ile sabah, öğlen ve akşam vakti alınan ölçümler, farklı çıkmaktadır.  (ansiklopedik bilgi)

Dünyanın en yüksek yerleşim yeri; Tibet devletine ait Himalaya dağ uçlarında yer alan Lhuka Bölgesinde bulunan 5070 rakımlı Tuiwa Köyüdür. Uydu üzerinden  yaptığım, 43 Avrupa ülkesinin başkent rakımlarına göre, Avrupa’nın en yüksek başkenti İspanya-Fransa arasında bir dağ ülkesi olan Andorra Cumhuriyeti.  Başkenti ise, 1100 mt rakımda yer alan Andorra’dır. En düşük rakıma sahip ülke  başkentleri ise: 7 mt ile Hollanda – Amsterdam ve İrlanda – Dublin şehirleridir. 43 Avrupa ülke başkentlerinin ortalama yüzeysel rakımı ise, ∼ 200 mt isabet etmektedir.

Dünya denizlerinin ortalama derinliği ise: 4 km kaynak- livescience.com 12.2010      Mecit   ALBAYRAK

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.

Bu yazımı ilk kez 2013 yılında face üzerinde paylaştığım da sitem, hacklenmiş ve iki ay süre ile, kapalı kalmıştı.

Yazıma önce geçmişi hatırlatma, akabinde iddialarımın doğruluğunu ıspatlayan bir hatıra yazısı ile başlamak istiyorum. ——-

1960 yılında S.S.C.B. (Rusya) kendi ülke toprakları üzerinde bir U2 casus uçağını düşürüp, pilotunu sağ ele geçiriyorlar. Önce; ‘Bir casus uçağı düşürdük, pilotu da öldü’ diyorlar. Kimse sahiplenmiyor. Sonrasında ise ‘pilotu elimizde sağ’ dediklerinde ABD; ‘Uçak ve pilot, benim’, diyor. Ve açıklamalar ile pazarlıklar başlıyor. U2 casus uçağı Adana İncirlik Nato / ABD üssünden ve Türkiye nin onayı ile kalkmış oluyor. Haliyle o günün şartları gereği Türkiye; S.S.C.B. bir uyarı almış olacaktır.

17 Haziran 2017 tarihli Hürriyet Gazetesi Süleyman Demirel’in hatıralarından:  (1966 yılında) S.S.C.B başbakanı Kosigin bana: – ‘Ülkenizden kalkıp bizim askeri yerlerimizin fotoğraflarını çeken uçaklar var. Sizin bu fotoğraflara ihtiyacınız varsa hemen göndereyim, değilse lütfen ülkenizi kullandırtmayın‘  dedi,   diyor. Evet; Rahmetli Demirelin hatıralarında geçen bu olay ve konuşmalar; aşağıda  yazdığım konuların, doğrulanmasıdır.

Bu durumu, O günden bu güne gelmiş – geçmiş bütün Türk Hükümetlerinin bilmemesi mümkün değil. Hal böyle iken,  ABD’nin isteklerini tekrar tekrar kabul etmek; Türk Devleti ve Milletini kan revan içinde bırakmayı  göze almaktan başka bir şey değildir.

1978 yılının başında kurulan CHP – Azınlık Hükümeti Başbakanı Bülent Ecevit’e,  ABD / Dünya Bankası bir rapor, diğer bir tabir ile  ’emir’ name  gönderiyor. Emir namenin içeriği mealen: – T.C. ve Hükümeti olarak, devletin elinde bulunan tüm fabrika ve kurumlarını özelleştirecek  ve satılması için kanun çıkartacaksınız; deniyor.. – Dürüstlüğünden kimsenin şüphe etmediği Ecevit; Türk milleti ve devletinin çıkarı için -Akp ıktidarı devrinin tabiri  ile-DİK durması, koltuk için vatanının menfaatinden vazgeçmeyip ABD ye karşı  baş kaldırması; siyasi hayatının 2. büyük hatası olacağını bildiği halde, bu emirnameyi kabul etmiyor.

Yine yıl, 1978 sonu veya 79 başları. Zamanın ABD Büyük Elçisi başbakanlığa çıkıp, gerekçesini (benzer şekilde) açıklayıp: Sayın Başbakan; Edindiğimiz bilgiler  doğrultusunda S.S.C.B. de bazı askeri hareketlilik var. Bu durumu daha net öğrenmek istiyoruz. Bunun için İncirlik Üssünden U2 casus uçağının kaldırılıp; Sovyet (Rusya) toprakları üzerinde keşif yaptırmak istiyoruz, bunun içinde izniniz gerekiyor, der.

Ecevit ise, yukarıda belirttiğim açıklamalar doğrultusunda hareket ederek, yine ABD ye karşı, TC menfaatlerinin düşünerek siyasi hayatının 3. hatasını yapıyor. (1. Haşhaş ve Kıbrıs) ABD için Türkün köleliğini kabul etmemişti. Vay! Sen’misin bu emri yerine getirmeyen!

Şimdi yazacaklarımı; Elinizi vicdanınıza koyarak okuyup, değerlendiriniz.

Sene 1979. O günün şartlarında;  Bir hafta;  Üç gün önce hatta ‘O’ gün  -o zamanın bakkallarında- market ve toptancılarında, petrol ofislerinde olan her türlü yiyecek ve petrol dahil yakacaklar bir anda yok oldu.  Nasıl yok oldu? Dışarıdan getirilen petrol gelmedi – gönderilmedi. Rafineri çalıştırılamadı. Evlerde tüp gaz bitti.  Ampul, çay, şeker vb her türlü katı ve sıvı yağın imal edildiği yerler, üretimi bıraktı veya stoka yöneldi, toptancıya erzak verilmedi. Toptancı bakkallara nakliyatı kesti. Motorlu araçlar, petrol olmadığı için çalıştırılamadı. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, bu gelişmelerin nedenini -bilmemesi mümkün değil- çok iyi bildiği halde, kendi menfaati doğrultusunda;  ‘Parsayı toplamasını’  çok iyi bildi.

Size soruyorum!  Bir ülkede bu tip bir olayın olması için;  Top yekün bir savaş, salgın bir hastalık, tüm ülkeyi etkileyen bir deprem vs, vs, olması gerekmez’mi?  Ne oldu’da  her şey bir anda yok oldu! Ve, Ne oldu da  her şey bir anda meydanları, tezgahları doldurdu? Cenabı Allah , yedi göğü aralayıp nimetlerini bize mi gönderdi? Ne oldu?

Evet  Allah huzurunda, kulunun karşısında elinizi vicdanınıza koyacağınız yer, bu sorumun cevabıdır.

Ve 1979 yılı  5 Aralık günü,  milletvekili ara seçimleri yapıldı. Adalet Partisi 5 milletvekilinin tamamını kazandı. Ecevit aynı akşam saatlerinde istifa etti. Ecevit ve CHP’ye ad konuldu: Ecevit (CHP) demek, yokluk demektir! Ve yıl 2020 hala aynı lafı yazıp, söylüyorlar. Heyhat! Dış devletlerin isteklerini, emir addedenler kahraman olarak gösteriliyor,

ABD’nin isteklerini yerine  getiren AP ile- getirmeyen CHP nin  hali, bu oluyor.

Acaba bu gerçekleri halkımızın ne kadarı biliyor. Ecevit in istifasının hemen sonrasında, Türkiye de her şey bulunmaya başladı !!!

1980 yılı Ocak ayında, dışarıdan destekli Adalet Partisi Hükümeti güven oyu aldı. Başbakan  Süleyman Demirel ile 1966 yılından beri tanışık olan ve bir ara ABD de bulunan Turgut Özal; Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT müsteşar vekilliğine getirildi. Bu ikilinin  yaptığı en büyük tasarı ve kanun ne olmuştu dersiniz! Dünya Bankası  üzerinden ABD’nın istediği, Ecevit’in kabul etmediği;  Devlet mallarının satılması emrini;

24 OCAK KARARNAMESİ ADI İLE KABUL ETTİ!! Bu kanun, hükümet olmanın ‘diyeti‘  idi diyeti.

Heyhat’ki  O Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan ” Ağır Sanayi” hamlesinin  babası sayılır, idi.

Evet tüm kamu mallarının satılma sebebi;  ABD ve Dünya Bankasınınl İSTEDİĞİ, AB ülkeleri desteklediği  İÇİNDİR. Sıra, bu satışların halka anlatılmasına, halkın kandırılmasına gelmişti. Özellikle özelleştirme gayretinde olan hükümetlerin,  halkın ağzına öyle bir sakız vermeleri gerekiyordu’ki, halkın  ağzından düşmesin. O ‘sakız‘ hemen bulundu. FABRİKALAR , ZARAR EDİYOR.!

SONUÇ:  Ecevit Hükümeti gitti, ertesi gün her şey ortaya çıkmadı mı! çıktı. Her şey bollaştı. O günler için Ecevit’i  yargılayanlar,  hala yoklukların nedenini anlamadınız mı?

Burada bir parentez açmak istiyorum: 1999 – 2002 yılları içerisinde yine Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP – ANAP –  MHP hükümeti ve üyelerinin birbirlerini yemesinin nedeni ne ola ki! Gayet basit :

Ecevit in, 1978 – 79 yıllarında Türk Milletinin  ekonomik geleceği için ABD  ye karşı çıkmasına neden olan emirlerin benzeri, 1999 – 2002 yılları arasında tekrarlandı. Bu seferki emirler ise 2003 yılında Irakı işgal etmek isteyen ABD, Türkiyenin her türlü desteğini istedi, ama Ecevit kabul etmedi. Emirlerinin Ecevit tarafından yine kabul edilmeyişi,  üstüne üstlük Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri doğrultusunda, Kuzey Irak topraklarında ABD ve Kürtlere karşı  MEŞHURKırmızı Çizgi ” ni çizmesi,  ABD ye – REST demesi, ABD nin işine gelmedi. Rest’in sonunda Hükümet içi ve dışında ki ABD nin yerli ve ‘Türk malı’ iş birlikçilerinin de katkıları ile bu 3’lü Hükümet, gitti. Yerine ABD -CIA eliyle kurulduğu söylenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) geldi. İşin garip tarafı! bu milletin,  milletini ve devletini düşünen bu gariban lidere -iş birlikçilerin ağzı ile, nahoş bir yakıştırmanın yapılması, gecikmedi.

TÜRKİYE’DEKİ  TÜM  KAMU  MALLARININ SATILMASININ –   ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN  NEDENİ;  ZARAR  ETTİKLERİ  İÇİN  DEĞİL;  ABD  ( AB ) VE  DÜNYA  BANKASI  İSTEDİĞİ  İÇİNDİR.

İddia ediyorum; Seydişehir Etibank Aluminyum Tesisleri şayet, zarar etti diye gösterildi ise, bunun nedeni hiç bir zaman için halka kabul ettirildiği şekli ile, işçi olmamıştır.

Devlet; – Bu fabrika-lar- zaten satılacak, elimdeki parayı neden harcayayım, dedi. Elzem olmayan bir ünitenin haricindeki her hangi bir makinayı yapmadı.  Fabrikaların kümülatif veya kısmen yenilenmesi için yeni yatırımlar  yapılmadığı gibi, ellerinde -elimizde- olan makinalar peyder pey satıldı. Ayrıca, fabrikaların imalatı olan üretim-ler- satılmayıp, yeni gelecek ‘patron-lar’  için bekletildi. Kamu iş yerlerinde bunlar yapıldı. Bir örnek vereyim. Bu fabrikanın satılacağı günlerde, tonlarca külce alüminyumlar satılmadı, biriktirildi. Gelene bu milletin hakkı peşkek çekildi. Bir şey daha; Seydişehir Eti Aluminyum satıldıktan sonra, alıcı firmanın yaptığı ilk işlerden biri; Alümina Döner Fırınlarının, Beş (5) milyon $’ra yenileştirmesi olmuştu. T.C., bu parayı veremez’mi idi? Fabrika-lar-, bunu veremediği için’mi satıldı!

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti. Neden?  Devlet ve milletin zararına satış yapıldığı için!   Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (AKP Hükümeti Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.  Kaynak: Meltem Tv

1980 – 1990 yılları arasında Türkiyenin her tarafındaki bir çok Kamu fabrikalarının  hemen her türlü işleri; Seydişehir Eti Aluminyum Fabrikasında yapıldı, yaptık. Kazanca kazanç katıldı. Nereden’mi  biliyorum!  O işleri yapanlardan biride, ben idim. Hal böyle iken fabrika; – zarar etti. Evet, halkın onaylayacağı ve ağzından hiç eksik etmeyeceği sakız hemen milletin ağzına verildi. Kamu zarar ediyor! Peki, gerçek anlamda zarar ettiren kim?  Bunu sormak, halkın aklına gelmiyordu.

Halkın -oluru ve desteği, sakız  sayesinde  daha önceden alınmaya başlanmıştı. İş  -penaltı noktasındaki topa vurmak kalmıştı  Başbakan Erdoğan’ın,  Fabrikanın satışı konusunda  fabrika sahasında yaptığı konuşma, bazı işçi arkadaşlarca alkışlanmıştı. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Ve peşkeş, bu “ALKIŞLAR”  arasında kabul edildi. Neden? Bana göre bunun 4 nedeni var.

Devamı; ”  Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir   ”  bölümünde.  02.11.2011     Mecit  ALBAYRAK

Arı ürünlerinin insan sağlığına faydaları.

Apiterapi, Eski Mısır, Çin, Rus, Kore ve Yunan halkı tarafından geleneksel tıp ile çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde yüzyıllardır önleme ve tedavi şekillerinde uygulana gelmiş bir yöntem olduğu bilimsel ve tarihi yazılarda belirtilmektedir.

Bal, arı sütü, propolis, polen ve arı zehri ürünlerinin kullanımı, alternatif tedavi şeklidir. Damar sertliği, Hipertansiyon, Kan akışının zayıflaması ve Kalp Krizine neden olan kalp damarlarının tıkanmasının önlenmesi ile, özellikle propolis ve polenin sağlığımızı destekleyen geleneksel tedavide kullanıldığı, vurgulanmaktadır.

Bu ve diğer çeşitli hastalıklar konusundaki tıbbi açıklamaları ingilizce olarak; Arı ürünlerinin kalbe etkisi? diye yaptırdığınız arama sonucunda çıkacak olan bu siteye tıklamanız halinde, daha çok açıklamalara erişebilirsiniz. mdpi.com/2072-6643/1… 10.2023

ARILARIN ANA SEÇİMİ

Size; Arıların bana yaşattığı iki örneği anlatacağım. Her yerde değil, hiç bir yerde böylesi bir anlatımı bulacağınızı sanmıyorum.

26.09.2023 – Yaşadıklarım 2023 Haziran başı – 30 Eylül sonrasına denk gelecek- geliyor. Bu 1. kovan Oğul arısı ana değiştirecek. 2 küçük, 4 tanede iri ana memesi yapmışlar. İri ana memesi varken küçük anayı istemem diye küçük memeleri kopardım. Eski ana ise hala sağ ve günlük atıyor. Üç gün sonra iri memenin biri açılmış ve ana çıkmış. Sonrası bu iri memelerden 2 tanesini kesmişler.

Bu üç gün içerisinde ise arılar 4 günlük olan yumurtalardan 5 tane daha, yeni meme yapmışlar. Esasında olmaması gereken bir durum. Bu güne kadar, Yeni ana çıktığında tekrar meme yaptıkları bildiğim bir uygulama değil. Bu arada eski ana öldürülmüş.
Çıkmış ana varken yeni oluşturulan memeleri de kendileri imha ederler, koparmaya gerek yok dedim.

Lakin arıcının öğreneceği çok şey var. Şimdi kendini ustaların ustası gören kimi arıcı arkadaş; – Bu adam bir şey bilmiyor diyecektir! Diyorsanız!! Yorum kutucuğuna yazın, bilmediklerimizi öğrenelim. Peki; iri ana çıkmışken neden çıkanı kabul etmeyip yeni ana memesi yaptılar??? Bence!!!

Kopardığım ilk memelerden dolayı.

Kopardığım meme, kovandaki arıların ÇOĞUNLUĞUNUN VEYA KOVAN İÇİNDE ETKİN OLAN BİR GURUP ARININ kabul ettiği memeler idi. İRİ MEMELER İSE; AZINLIĞIN YAPTIĞI MEMELER İDİ.

İşte burada insanlar gibi; Yanlışta olsa benim partim iyidir – Küçükte olsa benim anam iyidir görüşü ortaya çıkıyor.

  • Ana Küçük olsun benim olsun! Arılar bu niyette idi. Tabiri caiz ise! Azınlık, çoğunluğu baskı ile susturdu. Ve; Kuvvetli bir ana yerine cılız bir anayı tercih ettiler.
  • İri ana varken Cılız ana nasıl çıkar? Nasıl razı olurlar? Cılız ana! kovandaki arılardan destek almasa! İri ananın hakkından gelemez’Dİ!!. Arılar bu kuvvetli ana üzerine çullanarak havasız bıraktılar, C misali bükülerek soktular ve öldürdüler.

Ve bu kovanda biri eski, ikisi yeni 3 ana oldu, 2 sini öldürüldüler. Yeni yaptıkları 5 memeleri takip ederken, dışarıdan kovana çiftleşik olmayan bir ana girmiş. Hayırlısı dedim, beklemeye başladım. Bu arada yaptıkları memelerin 2- 3 tanesini imha etmişler. Derken sen kalk, bu anayı da öldür. Etti 3 ana öldürüldü. Ve kendi analarını çıkarttılar. Tekrar günlük atımı başladı.

Gelelim 2. kovana. Bu kovanın anası eski, ve ben öldürdüm. 1. kovan ana değiştirirken, kovan zayıfladı. 1. kovanın anası günlük atmaya başlamıştı. 2. kovan buna destek olsun diye, kağıt ile birleştirdim. İki gün sonrası baktım! 1. kovandaki yeni anayı, 2. kovanın arıları öldürmüş. Öldürülen ve öldürdüğüm ana sayısı toplam 5 etti. Bu süre zarfında temmuz ayı ortası geçti.

Bu birleştirdiğim iki kovanlık arı kolonisi, yeni meme yaptı. (alışkanlık) Yine küçükleri temizledim. Lakin! çıkan hiç bir anayı kabullenmediler. Ve sahte anaya gittiler. Bu arıları, orman içine silkeledim. Peteklerini aldım, 4 gün beklettim. Bu arada hazır ana aldım. Zaman geçiyor. Bu sene erkek arılar, geçmiş senelere göre daha uzun yaşadılar.

Hazır anayı temiz peteklerle verdim. 4 gün sonra baktım, ana kafesten çıkamıyor. Ben zorla çıkartıp, petek üzerine koydum ki; Anayı öldürecekler. Üstelik; Kafeste Hazır ana varken bile Sahte anaya gitmişler. Tekrar bu anayı kutu içine aldım, petekleri dağıttım, arıları uzağa silkeledim. Alışsınlar diye Hazır anayı, çitasız içlerine koydum. Velhasıl bu hazır anayıda öldürdüler. Etti 6 tane ana arıyı öldürdüler.

Bu sefer – Bunda iş yok, deyip diğer kovanlarla, uçuş tahtası önüne örtü tahtası koyup arıları dağıtarak birleştirme yoluna gittim. Sen kalk!! Girdiğin kovandaki hazır günlük atan, kapalısı olan anayı öldür… Etti 7. ana. Hala anaları yok. GECE VAKTİ GİDİP İLAÇ SIKMAMAK İÇİN KENDİMİ ZOR TUTUYORUM.

Velhasıl üç kovanlık, ± 25 çitadan fazla arım var iken şimdi, sadece üç çitalık arı kaldı. Baktım, çitanın birinin ortasına bir meme yapmışlar. Sahte anayı gördüm ama bu meme ne oluyor? Peteklerde günlük yok, biliyorum. Nasıl olur! Günlüğü başka bir yerden taşımış olabilirler mi?

25 Eylül pazartesi günü, bir umutla kovanı açtım. Tek meme yerinde yok. Kovan içindeki petekleri parçalarcasına dışarıya aldım, çarptım. Petekler parçalandı. Kovanı kapatıp, arabaya yükledim. Bu sefer dahada uzağa yol kenarı, orman içine bu arıları silkeledim ve eve geldim.

26 Eylül günü bu arıları kontrola gittim. Hepsi orada bir dala salkım olmuşiar. Arıları Yere silkeledim. takip ettim, arıların sahte anayı takip ettiklerini fark ettim ama, hangisi? Arılıktaki anasız arıları, başka kovan ile birleştirdim. İnşaallah bu kovanın anası sağ dır.

27 Eylül sahte analı arıları kontrola gittim. Yine dala konmuş arıları silkeledim. Havada dala konan arıları harici kovan içine aldım. Esas konu sahte ananın olduğu küme idi. Takip ettim. Yerde uçmayıp bir arada olan arıların içinde sahte ananın olması muhtemel olduğu için! Gözüme kestirdiğim sahte analı kümeyi ezdim. Niye ezmeyeyim?

25 çitalık arıdan, Yarım çitalık arı kaldı. Esas yerime götürdüğüm arılar , sorunsuz o kovanın anasına tabii oldular. 27.09.2023

BENİM PARTİM İYİ – BENİM ANAM İYİ

Farz ve sünnet namazları hakkında.

09.2023 – Camide mihrab üstünde yan yana

Allah ve Muhammed ile sağlı sollu dört halife isimlerini görürüz. Muhammed ismi neden? Allah’ın ismi ile yan yanadır?

Hiç düşündünüz mü?

Aile toplumumuzda bile bir sıralama var. Bu sıralamada Baba, Anne ve ilk doğan çocuktan küçüğümüze doğru bir sıralama olduğunu hepimiz biliriz. En küçük bir resmi dairenin duvarında bile! O kurumun müdüründen hizmetlisine doğru alt alta kişileri gösteren bir resim veya çizelge mevcut iken! Allah ve Muhammed adı neden aynı hizada asılıyor??

Ve neden? Özellikle ülkemizde Müslümanlık anlatılırken, Peygamberimiz bunu dedi, Peygamberimiz bunu yaptı deniliyor da! Neden! ilk önce Kuranda Allah şunu şunu emrediyor, denilmiyor?

Müslüman ülkelerinde olduğu gibi Türkiye de! Allah ve Kuran var iken; Peygamberimizi Allah sıfatına yaklaştıran, Kuranı Peygamberimizden sonraya indirgemek neye hizmet etmektir?

Cevap hazır; Sünnet!! İyide sünnetlerin özü Kuran, değil mi?

Peygamberimizin sünneti dediklerini pek bilemeyiz! Çünkü; Ayak üstü hemen uydurabiliriz! Sünnet bu, diye. Ama Kuranı! istediğimiz şekilde değiştirip, uyduramayız. Uydurmak isteyenlerin dediklerinin doğru yada yanlış olup olmadığını bilmemiz içinde; Kuranı Türkçe okumamız, Okutmaları – okumaları ŞART.

Kuranın Türkçe okunması, okutulması, ‘hacılar hocalar ve diyanet’ tarafından istenilmez! Kuran Türkçe okunur ve bu yaygın olursa; ‘hacılar ve hocalara’ fazlaca yada hiç, ihtiyacımız olmaz.

Konuyu daha iyi anlamanız babından bir örnek vereyim:

Köy Enstitüleri, Demokrat Parti zamanında kapatıldı. Neden kapattınız diye O zamanki milletvekiline sorulduğunda; — Onlarca yıldır Köylü bir sorunu olduğunda hep bize gelirdi. Bu okullardan yetişen öğretmenler köylere gelince köylü, bize bir şey danışmaz, öğretmene gider olmuşlardı. Köylü bize gelmemeye başladı. Onun için kapattık, demiş.

Peygamber efendimiz zamanında Sahabilerden İranlı Selman’ı Farisi; Peygamber efendimizden aldığı izin ile, Fatiha suresini Farscaya çevirip, İrana kendi halkına götürmüş.

Cenabı Allah tarafından; Günde beş vakit (kimi tefsircilere görede üç vakit) namaz kılmamız emredilmektedir. C. Allah, Cuma namazını kılmamızı özellikle istemektedir.

Cenabı Allah İsra suresi 78. ayetinde; … Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Demektedir. Her şeyi bilen C Allah; neden sabah namazını kılarken bizim için şahit koyuyor? Göremediği veya bizim ‘kaçmamızı’ önlemek için mi! Yoksa; Ben sizin sabah namazını kıldığınızı biliyorum ama! Bu şahitler sayesinde size daha fazla sevap yazıyorum mu demek istemektedir? Sabah namazı; Teşvik edilen namaz vaktidir.

Cuma suresi 9. ayetinde de; Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız vakit, hemen Allahı anmaya koşunuz ve alış verişi bırakınız. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır, demektedir. Diğer bir ifade ile C. Allah; Cuma ezanı okunduğu vakit aşınızı, eşinizi, işinizi orada bırakıp hemen namaz kılmaya geliniz, demektedir.

C. Allah sabah namazını, yatağımızdan kalkıp kılmamızı teşvik ederken; Cuma namazınada, her şeyimizi bırakıp, koşarak gelmemiz, mecbur edilen namaz vaktidir.

Cuma namazı suresi 9. ayetine göre bu vakit namazını kılmamız Allah tarafından emredildiği yerde! Cuma namazında DA SÜNNET NAMAZINI KILMAMIZ; CUMA NAMAZIMIZI KILDIĞIMIZ GİBİ MECBUR VE MECBURİ olması – denilmesi gerekir, değil mi? İyi düşünün!

Tv proğramında ilahiyat profesörü Bayraktar Bayraklı hocamız (BB) ; Cuma namazının farzı öncesi ve sonrası kılınan sünnet namazlarını, isteyen kılar isteyen kılmaz, demişti. Bu bilgiyi çocukluğumdan beri duyardım. Lakin bir şeyi duymak ile idrak etmek farklıdır. Bakmak ile görmek arasındaki fark ne ise! Duymak ile idrak etmek arasındaki fark odur.

Peygamberimizin sünnetlerini her vakit namazında kılmak, O – bu sebeplerden dolayı ‘mecburi’ idi ise! Allahın mecbur koştuğu Cuma namazı farzı öncesi ve sonrası BB hocamızında; – Cuma namazı anında tüm sünnet namazlarınıda kılmanız DAHADA mecburi, demesi gerekmez mi?

BB hocamızın bu açıklamasından sonra dedim ki! C. Allahın; Cuma namazına ‘koşarak’ gelin dediği yerde! Sünnet namazlarınıda kılmamızın ‘mecburi’ olduğunu; BB hocamızın üstüne basa basa söylemesi gerekirdi. Ama; isteğe bağlı dedi. Ve dedim ki!

Çocukluğumdan beri söylene geldiği şekli ile! Her vakit namazı farzı öncesi ve sonrası sünnet namazı Şart idi ise! Allahın ÖZELLİKLE mecbur ettiği Cuma namazlarında da sünnetlerin kılınması, DAHA’DA şart olması gerekir. BB hocam, Cuma namazının öncesi ve sonrası sünnetleri kılmak, isteğe bağlı dedi ise; Demek ki diğer sünnetleri kılmam da! mecburi değil. (Yorum şeklimi iyi anlamaya çalışınız)

Ve yaklaşık 2020 senesinde bu yana, hiç bir vakit namazlarında; Peygamber Efendimize atfedilen sünnet namazlarını kılmıyorum.

Ve neden?? Halife Osman; C. Allahın indirdiği Kuranın iniş sırasını bozmuştur?? 01.2023

Dünyada kaliteli yaşam sıralaması 2023

Aşağıdaki şartların varlığı, bir ülkenin gelişmişliği ve halkının rahatlığını tespit ederken, aranan şartlardır. 

  • Mülk satın alma ve sahip olma kolaylığı ve mülk yatırımlarının değeri
  • kiralama maliyeti
  • Sağlık ve eğlence gibi şeylerde avantajlar ve indirimler
  • Vize ve ikamet gereksinimleri
  • Yaşam maliyeti
  • Uyum ve arkadaş edinmenin ne kadar kolay olduğu
  • Eğlence ve olanaklar
  • Sağlıklı yaşam
  • Gelişmiş altyapı
  • İklim
  • Ülkenin siyasi istikrarı  gibi kriterler, dünyada kaliteli yaşamın ölçüleridir. 

Bu şartlara uyan ülkeler, genelde değişmezler. Aynen ülkemizin sıralamada aldı derece ve yeri gibi. Buradaki kayıtlar,, sıralamaya konan 165 ülkenin, 2020 yılı sonuçlarıdır.

2019 yılında Türkiye 39.

2020 yılı- 1. Finlandiya 2. Danimarka 3. Norveç 4. Belcika 5. İsveç 6. İsviçre 7. Hollanda 8. Fransa 9. Almanya 10. Japonya 11. İngiltere 12. Kanada 13. G. Kore 14. ABD 15. Tayvan 16. Avusturya  17 – Avustralya  18 – İrlanda  19 – Singapur  20 – İspanya  21 – İtalya  22 – Çek Cum.  23 – Portekiz  24 – Yeni Zelanda  25 – Lüksemburg 26 – İzlanda  27 – Lihtenştayn   28 – Hong Kong  29 – İsrail  30 – B.A.E  31 – Yunanistan  32 – Kıbrıs  33 – Macaristan  34 -Malta   35 – Hindistan   36 – Estonya   37 – Çin   38 -Tayland   39 – Filipinler   40 – Breziıya   41 – Malezya  42 – Katar   43 – Rusya

2021 yılında Türkiye 61. 

01.2023 yılı 84 ülke arasında;  1. Hollanda 2. Danimarka 3. İsviçre 4. Lüksemburg 5. Finlandiya 6. İzlanda  7. Avusturya 8. Umman 9. Avustralya 10. Norveç 11. Almanya 12. Yeni Zelanda 13. Japonya  14. İsveç 15. BAE 16. İspanya 17. ABD 18. Estonya 19. Slovenya 20. Katar 21. İngiltere 22.  Portekiz 23. Çekya 24. Hırvatistan 25. Kanada 26. Litvanya 27. Belçika 28. Singapur 29. İrlanda 30. Fransa 31. Letonya 32. S.Arabistan  ….Bulgaristan, Romanya, Uruguay, Meksika, Yunanistan, Bosna Hersek, Ekvator …  ve çağ atlatılan  Türkiye 51.

Kaynak: https://www.numbeo.com/

 

Sizlerden arı ve arıcılık üzerine gelen sorular.

Adem As ve Hz Muhammet arası

1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Ömer Nasuhi Bilmen‘e ait 1970 basımı bir kitapcık ile, 2014 basımı Tevrat kitabından sağladığım alıntı eşliğinde Adem A.S. doğumunun İnsanlığın  başlangıcı ve tarihi olarak sıfır (0) olduğu bilgimiz üzerinden gidersek (gerçeği CC bilir), Adem AS dan günümüze değin kaç yıl geçtiğini rahmetli Ömer hocamızın YORUMU  ile kişisel araştırmalarımla birlikte paylaşmak istedim.

04.2023 – Bilgilerinize; Burada belirttiğim yaşam tarihleri, çoğunlukla Tevrat sonrası İncil ağırlıklıdır. Adem AS yaradılış tarihini (sıfır) 0 kabul ettiğimizde Adem as (tevrata göre) 930 yıl yaşadı.

  • Adem AS sonrasından itibaren!
  • Adem As 130 yaşında iken doğan 3. oğlu. Kendinden sonra peygamber olan Şit As. -Kuranda ismi geçmez. -Tevrat ve İncilde adı peygamber olarak geçer. – kaynak; tr.wikipedia.org) Şit, toplam 912 yıl yaşadı.
  • Kuranda adı geçen peygamber İdris As. (Tevrattan > -Adı Hanok- Adem As mın, 7. göbekten torunu. 365 yıl yaşamış, Bu yaşı zamanında; Allah tarafından öldürülmeden, Allah, kendi katına canlı olarak çıkarttığı yazılıdır. ( Tevratta adları art arda sıralı ve peygamber olarak geçen kişilerin yaşadığı süreleri toplarsak!! Adem As sonrası, Nuh As zamanında olan tufanın oluş tarihi 4342 yılı oluyor! )
  • 2242 sene sonra, Nuh Tufanı oldu. Nuh as tufan öncesi sonrası toplam 950 sene yaşadı.
  • 3337 yıl sonra İbrahim AS doğdu, 175 yıl yaşadı ve 3512 yılında öldü. İbrahim As Oğulları İshak ve İsmail As. İshak As’dan sonra oğlu Yakup ve Yakup oğlu Yusuf, peygamber oldu.
  • Yıllardır izlediğimiz Hz Yusuf filminde; Yusuf as ve Firavun Akhenaton akran. Bu şekle göre Yusuf as’mın doğumu MÖ ~ 1380 ve 110 sene yaşayıp MÖ 1270 yılında ölmüş.
  • Firavunlar tarihinden bir örnek. Firavun Akhenaton ve Hazreti Yusuf başlıklı yazımda belirttiğim gibi! Mısır taş ve hiyerolif yazıtlarında Firavun Akhenaton devrine ait yazıtlar kazıtıldıgı gibi; Bu devirde kıtlık olduğuna dair hiçbir kayıt, YOK. ANCAK!
  • Mısır tarihi üç bölümde anlatılıyor. İlk kuruluş yılı olan Antik; Eski ve Geç Mısır. Seyrettiğim bir belgeselde; Akhenaton’dan ± 800 yüzyıl önce yaşamış MÖ 2200 yıllarında hüküm süren Firavun Maren Ra zamanını anlatan taş yazıtlarda;
  • Çocukların bile yenildiği Mısırda kıtlık yılları anlatılıyor. Bu şekle göre Yusuf asmın yaşadığı Mısırda ve hangi Firavun devrinde yaşadı ve kıtlık oldu? MÖ 2200 Firavun Maren Ra zamanında mı yoksa 1380 Akhenaton devrinde mi?
  • Yazıtlarda, kıtlık yılları olarak MÖ 2200 YY gerçek alırsak! Hz Yusuf AS yaşadığı zaman, bu yıllar dememiz lazım. Yada Kuranda konu edilen firavun 2. Ramses değil; Firavun Maren Ra’mı, oluyor?
  • 3748 yıl sonra; Musa AS doğdu. Musa As 80 yaşında 3828 yılında peygamber oldu. 3868 yılında öldüğünde 120 yaşında idi. Abisi Harun as, Musa As dan 3 sene öncesi öldü.
  • Benim Tevrat üzerinden yaptığım araştırmaya göre ise!
  • Musa As. sonra İsa AS kadar ≈ 1450 yıl geçti 3868 + 1450= M.Ö. 5318 +0.0+ M.S. 2022 = İnsanoğlu; 7340 yıldır fani dünyada yaşamaktadır. Bilimsel olarakta, 14,000 yıl.  (Yalnız, bu rakamlarda mantık aramayınız). 
  • İnsanlığın geçmişi, bizlere okutulan tarih ile dinler arası tarihler, kafa karıştıran durumlardır. 27.03.2018
  • Tevrat: Hz Musa peygamber olduğunda 80 yaşında idi- Livescience.com ise, Musa’ya peygamberlik M.Ö. 1313 yılında verildi, diyor. Buna göre Musa as; 1313+80= MÖ 1393 yılında doğmuş oluyor. Bu tarihi! gerçek olarak ele alırsak! Yahudiler; 400 yıllık Mısır hayatlarını 1313 yılında doldurmuş oluyorlar. 1313+400 = M.Ö. ∼ 1713 yıllarında Mısıra gelmiş oluyorlar. Yusuf as, bu YY’da 40 yaşında oluyor. İse! Yusuf As Tevrata göre MÖ 1750 – 1640 yılları arasında 110 sene yaşamış oluyor ki! Bu sefer okuduğumuz tarih kitaplarına göre Akhenaton devrine daha 400 yıl var? Bu ( MÖ 1313) rakamlarına göre ise! Akhenaton devrinde Hz Musa yaşamış oluyor?? Ramses yılına ise daha 100 yıl var??

YANARDAĞLAR VE JEOTERMAL ENERJİ.

Burada belirttiğim bilgiler genelde; livescience.com ve Nasa kaynaklıdır.

06.2023 – Dünya yüzeyinin çekirdeğinde var olan Mağma; mantosunun Devamlı azalan/ çoğalan hareketliliğe sahip. Bir taraftan sert katman erirken, çoğalan eriyik madde, yüksek basınç ile dünya yüzeyine doğru hareket ediyor ve yanardağı meydana getiriyor. (Örnek: Aynen bir balonu aşırı şişirdiğimizde ya patlar veya hatalı üretim durumu var ise! Balonun dışında ’emzik’ oluşması gibi) Veya eski dağ içinden dışarıya akıyor.

Depremlere neden olan nedir? Dünyamızın merkezinde daima var olan, azalması/ çoğalması nedeni ilede hareketli olan Mağma, depremin oluşmasına neden olmaktadır. Mağma, iki ayrı yerde çıkıyor. 1. Dünyamızı saran TÜM deniz ve okyanusların su tabanında, su altı/toprak üstüne çıkıyor. Depremlere neden olan bu çıkış şeklidir.

Deprem nasıl meydana geliyor? Kıtaların, göremediğimiz deniz dibinde var olan karaların birleşim Dünyada ve Türkiyede Deprem yazımda açıkladığım fincan altı tabağı benzetim şeklimdeki gibi) yerlerinde ‘birbirine temas ettiği çizgilerden’!! su içine çıkan mağma!! Tektonik plakaları deniz dibinde birbirinden ayrıştırırken, -ayak bastığımız, ve deniz dibi karasal toprağına göre daha ağır olan yaşadığımız karasal kıtanın altına doğru itmektedir. yrışan tektonik plakanın aynı zamanda uzaklaşan daha hafif tabakanın ileriye gitmesine neden oluyor. Böylece hafif tabakayı ağır tabakanın altına girmesine neden oluyor. ( Pasifik deniz tabanı Asya ve Amerika kıta toprağına göre hafif) Bölyece geride oluşan boşluk ve mağmanın burası doldurması – ileriye giden katmandan dolayı yaşadığımız toprak, birbirinden ayrışmakta, yeryüzünde herşeyin sallanmasına, yıkılmasına neden olmaktadır. Bu neden! MAĞMA’NIN KENDİSİDİR.

Magmanın 2. çıkış şekli ise; Yeryüzüne çıkmış hali olan Yanardağlardır. Lavın 1. Çıkış şekli, yeryüzünde direkt insan hayatına kast ederken! 2. Çıkış şeklinde ise, bazen ölümlere neden olmaktadır.

Yanardağlar bizim sıgortamızdır. Evet yanardağlar bizim sıgortamızdır. İlla O bölgede insan ölümlerinin olacağı manasına gelmez. Patlayan ve lav akıntısı olan yanardağlar! Yangına ve diğer felaketlere neden olsada, deprem nedenli ölümlere karşı bizlerin hayat sigortasıdır. Örnek: Yanardağlar; Banyo kazanlarının patlamasını önleyen otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Veya düdüklü tencere misali.

Yeryüzünde daimi etkin olan yanardağlar: Dünyada en etkin yanardağlar, Deniz dibi dağ bölgelerinde ve Pasifik denizini çevreleyen Alaska, Kamçatka, Pasifik denizi ada ülkelerinde çoğunluktadır. Daimi lav akıtan yanardağlar ise; Havai Takım adaları; İzlanda, Sicilya Adaları ile Kamçakta Yarım Adası, diğer yanardağlara nazaran daha fazlası ile daimi lav akıtan yanardaglara sahiptir. Kraterinde devamlı lav olup magmadan gelen basınç ile arada bir patlayan yanardağlar ise Kanarya, Filipinler, Endenozya ile ve hatta Antarktika Güney Kutbunda bulunan yanardağların kraterinde lav olduğu bilinmektedir. Nadiren okyanus içinden su yüzeyine çıkıp, deniz yüzeyinde bir anda kül gaz ve lav püskürtüp koni çevresinde ada oluşturan yanardağların oluştuğu biliniyor.

1963 yılında İzlandanın 35 km açıklarında oluşan lav Adası, dört yıl sonra kayboldu. 2022 yılında büyük okyanusta oluşan Tonga yanardağının ilk püskürttüğü kül katmanı 57 km yukarıya yükselirken; İlk patlama anında oluşan tsunami dalgasının, 30 katlı bir gökdelen boyutunda olduğu belirtilmiştir. Daha sonra geçen zaman içinde oluşan hem lav konisi hem adacık, yok oldu.

Uzaydan alınan geliştirilmiş radar sonuçlarına göre; Okyanusların tabanında 19.000 tane volkan dağları tespit edilmiş.

Yanardağların dünyamıza verdiği zarar ve faydaları; Akan lavlar, yeryüzü şekillerini değiştirdiği gibi, çevresinde olan her türlü yaşam ve orman alanlarını yıkmakta ve yakmaktadır. Bu tür zararlar genelde maddesel kayıplardır. Esas ölümcül olan Yanardağ ifrazı ise! Kül ve gazdır. İnsanın nefes almasını önler; Bitkileri kurutur. Diğer taraftan! Araziyi kaplayan kül tozlarının, eski toprak üzerinde, gübresel bir etki yaptığı, eskiye nazaran daha kuvvetli bitki üremesine katkı sağladığı belirtilmektedir. Denize akan lav’ın tuzlu suya teması sonrası oluşan zehirli gazlarında, yakın çevresinde olan canlıların ölümüne neden olduğu belirtiliyor.

Dünyada Jeotermal Enerji

Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır. Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunuda göstermez.

Sadece yanardağ ile lav havuzlarının olması; O bölgede sıcak suların çok çıkmasına bir etkendir. Sıcak su istenirse! Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktası dahil her yerde, Artezyen Sondajlar  sayesinde çıkartılır. 08.2020

Bütün deniz ve okyanus tabanlarında   bulunan jeotermal kaynakların,  dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır. Nasa,  2017 yılı itibarı ile, Güney kutup bölgesinde  faal/faal olmayan 91 adet yanardağın mevcut olduğunu belirtip; Bu yanardağların Konisi içinde lav, çevresinde sıcak su akıntılarının bulunduğunu; çıkan sıcak sulara gezi amaçlı gelen turistlerin, girdiğini yazmaktadır.

Mesela, Büyük Sahra çölünün 1500 mt altına inilirse 65 C’ ve üstü sıcak su çıkacağı ve vahalarda şuan olan bazı bölgelerdeki ılık /sıcak  suyun mağma/lav havuzuna yakın bölgelerden geldiği vurgulamaktadır.  (BBC)

Jeotermal ısı – Buhar enerjisi; 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile kullanılmaya başlanılmış.

Buzlar Ülkesi  İzlanda  Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. Hatta, evlerde ısıtılma amacı dışında, yollarda buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Kaynak: BBC 

2022 yılı itibari ile Dünyada en fazla jeotermal enerji kullanan – üreten ülkeler; 1. ABD 2. Endonezya, 3. Filipinler, 4.Türkiye (Avrupada 1. Ve 1.692 MW elektrik üretiyor), Yeni Zelenda, Meksika, Kenya, İtalya, İzlanda, Japonya ilk 10 ülkedir. Doğu Afrika Burnu denilen Rift vadisinde bulunan Kenya’nın, ihtiyacı olan enerji üretimini 2040 yılına kadar ihtiyacının yarısını buradan karşılayacak çalışma yaptığı belirtiliyor.

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir.

2022 yılı itibari ile Türkiyenin sahip olduğu jeotermal bölge ve santral toplam, 32 adet. 20 tanesi Aydın; 5 tanesi Denizli; 5 tanesi Manisa ve 2 tanesi Çanakkale, İzmir ve Afyonkarahisar illeri içindedir.

 İzmir – Aliağa ilçesinde deniz suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir jeotermal su kaynağını gördüm. 02.2016

Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den fazladır.  Aralık 2010  Mecit ALBAYRAK

 

12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölümlerinin Nedenleri.

01.2022–  Burada yazdıklarım; kendi tecrübelerim, 2017 İstanbul Api Mondia’ya katılan yerli yabancı akademisyenlerin sunumları ile yine özellikle yabancı sitelerden elde ettiğim bilgileri içermektedir.

Arıcı arkadaşım; kendi tecrübem- ilk önce şu yazdıklarımı iyi bil, aklında tut. Kovanını; kışa girerken tam tekmil hazırladın. Bir tane bile Varroa yok, yiyeceği bol, hastalığı yok, mevsimde normal geçmiş olsa bile; 10 çitalık arınızın 1 Mart günü 8 çitaya indiğini göreceksiniz.  12.2015

Bilimsel olarak açıklanmış ve bilinen şekli ile; Dünyanın her yerinde geçerli olan arı ölüm nedenleri:

1 – Yer küresi ve okyanuslar dahilbu yerlerde yaşayan her türlü canlı; İnsanlar tarafından hızla tüketilmekte veya, katliam neticesinde her şey meralar, ormanlar yok edilmektedir. 2 –  Arıcı tarafından bilinçsizce yapılan, arı ilaçlamaları. 3 – Her türlü sebze ve meyve çiçeklerini, böceklerden korumak için yapılan  tarım ilaçlamaları.  4 –  Dünyada  gelişen sanayilerin zehirleri, baca dumanları ile oluşan sera gazları neticesinde yıllık ısınan veya soğuyan hava, 5 – Kışlatılan arı yiyeceğinin az olması, 6 – Varroa ile yeterince mücadele etmemek, 7 – Arıların genetiği ile oynamak, 8 – Günlük, anlık ve mevsimsel değişen, hava şartları 9 – Bölgesel veya dünya genelinde oluşan çeşitli istila şekilleri (ani iklim değişikliği, çekirge istilası, yanardağ lavı ve Türkiyede 27 Tem, 7 Ağus. 2021 arası aşırı sıcaklardan dolayı yanan ormanlarda ölen arı ölümleri gibi) 10Patojenler – Tüm canlılarda oluşan hastalıklara neden olan (grip gibi) mikroplar. 11 – Arıların sindirim sisteminde oluşan hastalıklar  12 – Özellikle arazide ve kovan içinde yiyecek olmadığı zamanlarda her an olabilecek arı ölümünün nedeni olan; Yağmacılık 09.2016

A – Bunların hepsi, insanın kendine yaptığı kötülüklerdir. Bunun içine yukarıda yazdığım şıkların % 90 girmektedir.

– Kovan içerisinde yeterli bal yiyeceğinin olmayışı. Özellikle kışın, bal yeterli olmaz ise (bilimsel açıklama) önce yaşlı arılar ölür. Bilgi maiyetinde: Marangoz/arıcı arkadaşlar ile 1 Nisan 2014 salı günü Manavgat’taki arılarımıza gittik. Kovanımın birini açtığım zaman, arıların hepsinin kovan dibinde ölü şekli ile yattıklarını gördüm. Çita üzerinde ise günlük, kapalı ile bir kaç işçi arı ve ana arı geziniyordu. Petek üzerinde ise, yiyecek bitmiş. Kaldı ki, her gittiğimizde, şerbet veriyordum. Peki neden bu hale geldiler. Tarlacı arı sayısı bitti veya bitme durumunda ve yeni çıkan genç arı’da çoğaldı.

Tarlacı olmadığı için genç arılar tarlaya, çıkamıyor. Kovan dibine düşmüş arıların üzerine körükten duman bastım, hemen canlandılar.  Hemen Şerbet verip kapattım. Ikindin tekrar kontrol ettim, hepsi canlanmıştı. Ayrıca şunu çok iyi bilin. Manavgat bölgesinde (yabani çilek) 15 Mart ve sonrasında, özellikle yağmurların yağmaması neticesinde, arazide yiyecek kalmıyor. Onun için bu tarihten sonra kovanlarınızı başka bölgelere taşıyınız. Arılarımızı aynı akşam, Akseki – Cendeve bölgesine getirdik. Buradaki yabani  çilekler, yeni açıyordu.

C – Ana arı, kovan içindeki polen miktarı ile dışarıdan getirilen taze polene bakarak, günlük atar. Bu aylarda  polen almayınız. – Kovan önlerinde ölmüş arılara bakınız.  Arıların Hortum dilleri dışarıda  ise; zehirlenmeden dolayı olan ölümlerdir. (fao)  03.2018

D –  Kovan içi ıslaklık. NEM den dolayı arıların hastalanması ve telef olmasıdır. Burada kast ettiğim, buharlaşma neticesinde, kovan dibinde birikmiş bir kaç damlalık su değildir. Esas tehlike kovan içi ve örtü tahtası altında oluşmuş pamuksu küf ve mantar oluşumudur. Kovanlarınızı, öne doğru dengeli hafif meyilli koyunuz. (sahil bölgesinde iseniz – Çita sayısı 4 ve daha aşağısı olduğunda çitaları, giriş deliğini ortalayacak şekilde koyup, dış taraflara  strafor koyunuz. Kovan dış tahtasında çatlak var ise, buralara silikon çekiniz.

Daimi nemli/ıslak toprak üstüne ve kovanlarınızın üst kapak altına, naylon cinsi örtü koymayınız. Kovanın havalanmasını engeller. Ayrıca, satılan bazı örtülerin, nemli iklimlerde rutubetlendigini; Bu kumaş üzerine hapis olan nemli lekelerin, Kovanın gelişmesini engellediğini, bizatihi gördüm. Tercih, sizin.

E  – Her türlü arı hastalık ve ölümleri: kışın kovanlarda arı azalması ve yavru atımı Mart – Mayıs aylarında değişken havadaki rüzgarın etkisi ile üşüyen arı, yumak olur. Yumak dışında kalan çitalardaki günlük ve kapalı bebe arılar üşür ve ölür.

Arılarda Kireç hastalığı ve Yavru atımı , sır‘lanmamış veya sırlanması yarım kalmış larva ve pupanın rüzğardan üşüyen arıların, peteklerin üst yerlerine birikmesi ile, beyaz taş hale gelmesi şekli olan bir mantar hastalığıdır.  Yavru atımı ise, aynı durum nedeni ile ölen, etsi larva ve pupalardır. Bu hastalık, Havanın ısınması ve çitaları azaltmanız, arıları sıkıştırmanız halinde, geçer.

Ayrıca, temmuz ayından itibaren arılar, erkek arı pupalarının atılma sebebi  erkek arı pupalarınıda atmaya başlar. Sebebi, işçi arılar erkek arılar ile birlikte, erkek arı pupalarınıda atmaya başlar. Bu durumuda, Yavru atma ile karıştırmayınız.  Mayıs hastalığı üzerinde kapalı ve günlük varken bile, içi sıvı hale geçmiş bozuk çitalara denir. –

Nosema; hastalığına yakalanmış Arının dışkısı, ishal, sarı nokta halindedir. Kışın ortaya çıkar. Nedeni ise; Arının yemiş olduğu bozuk yiyecek, içeçekten kaynaklanır. Kışın soguklardan dolayı dışarıya çıkıp defi hacet yapamazlar. Bu hastalık o kovandaki tüm arılarda olur.  Arı pisliğini dışarıya  yaptığı müddetçe nosema hastalığı oluşmaz.

Tedavisi için, 5 lt şerbete yarım çay bardağı Elma Sirkesi veya 2 ml kekik yağını en az 3 kere veriniz. Malzemelerinizin ve suyun temiz olmasını sağlayınız.  Bu  hastalığın göründüğü kovan peteklerini kullanmayıp, eritin. Durgun birikinti sular ve bozuk şerbet, nosema sebebidir.

Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü; Toprakta oluşan bir mantarın kovana getirilmesi ile başlar. Kapalı yavru gözlerinde larva sıvı hale geçer.

Kapakta iğne deliği görülür. Bu yavru deliğine çöp sokulup çekildiğinde kahverengi kokan bir sıvı sünerek dışarıya çıkar. Tespit edildiğinde, çitalarının hepsi yakılmalıdır. Çita ve kovanlarda koku oluşur. Kovan tahtası veya dışında ölü larvalar var ise, kovanda hastalık var, demektir.

Arılarda Koloni çöküşü veya sönmesi, peteklerde bal açık ve kapalı yavrular olduğu halde zehirlenme sonucu arıların önce tektek sonrası bütün işci arıların ölüp, kovanda arıların kaybolmasıdır.

F– (gezginci bir arıcı arkadaşın itirafı)  Arıların yakınında  içme suyunun olmayıp, çok uzakta olması arı ölümlerine neden olmuş. Suyun olmadığını bile bile kek verilmesi, arı ölümlerinin en büyük nedenidir. Ege ve Ak deniz bölgesi  dışında  kalan  kovanlara  Aralık/Ocak/Şubat ayları içinde kek vermeyin.  Sahil bölgelerinde ise, soğukların uzun geçeceğini öğrendiniz ise, vermeyiniz.  Bu aylarda  kek verilirse kesinlikle arı ölümü olur diye, bir şart yok ama tedbir iyidir.

Varroa ile mücadele yapılması için Oksalik ve formik asitlerin verilmesinin arılar içinde zararlı olduğu bilgisine eriştim. Varroa, kanını emdiği arının vücudunda yara meydana getiriyor. Havaya yayılan ilacın etkisi anında, varroaya nasıl bir zarar veriyor ise, aynı zararın belirtisi bir kaç gün sonra,  arılarda erken ölüme neden olduğu belirtiliyor. (Kaynak FAO)

Kışın Varroadan dolayı arı ölümleri olurmu?  Nasıl yaşayacağını, her mahlukat bilir. Varroada, arı ölürse kendisininde öleceğini bilir. Kışın arı, yaşantısının en aza indirdiği gibi varroada yaşantısını yavaşlatır. Dolayısı ile arı; Açlıktan ölür.

Diğer bir deyişle; Her canlı Nasrettin Hoca gibi, oturduğu dalı kesmes.

Asitli ilaçların yerine duman  veya bitkisel ağırlıklı ilaç ve eksraktlarının (yağ) verilmesi tavsiye edilmektedir.  Varroa için Timol esanslı kekik yağı, okaliptus yağının verilmesinin % 95 varan bir etki yaptığı tespit edilmiş. Aynı zamanda kurutulmuş portakal kabuğu, pudra şekeri her zaman verilebilinir. Kekik yağını, kartona emdirilmiş şekli ile verecekseniz en az 15 C’ ve üzeri günlerde, 5*10 ebatında iki ayrı saman cinsi karton kağıtları üzerine, 2 ml kadar enjektör ile çizgi halinde sıkıp, çita boşlukları üzerine koyunuz.

Veya 5 lt şerbete, 2 ml kekik yağını dökün, arının gücüne görede 1-2 su bardağı kadarını dökünüz. Bu yöntemi 3 gün ara ile en az (7) kere veriniz. Okaliptus yağı  hakkında bir uygulamam yok. Yalnız, asit cinsi ilaçların etkisi kısa sürede olurken, yağ cinsi ilaçların etkisi bir kaç gün sonra görülür. 03.2018

H – Özellikle Mart, Nisan, Mayıs – Ekim, Kasım ayları içerisinde, peteğin boş dip tarafına, strafor koyunuz. bkn. -Arıların kovanda strafor ile sıkılaştırılması-

– Son yaptığım araştırmaya göre, cep telefonu istasyonlarının arıya zararı olmadığı yönündedir. 03.2018

İ – Arıların kovan önünde çok fazlası ile uçuştuklarını gördüğün an arılarda yağma olmasa bile – hemen uçuş deliğini kapatınız.  Başka bir şey yapmayıp, en az 30 dk. BEKLEYİN; dağılsınlar veya kovan üzerine yapışsınlar. En güvenli şekli bu. Yalnız kovan içindeki arıların hava almasını engellemeyiniz. Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok. Kovan önünde uçuşların azaldığını ve arıların  çoğunun kovan üzerine konmuş olduğunu gördüğünüzde, uçuş tahtasını açınız.

J – Bulunduğu ortama uyum sağlayamayan melez arı cinslerinde her daim arı ölümleri olabilmektedir.

K – (tecrübem) Kışlatacağınız arı ve kovanlarınızın, uçuş tahtası üzerinden ön tarafa doğru ve uçuş deliğini önden kapatan, yanları açık şekli ile teneke kesip, vida deliğine tutturmanız Son ve ilkbahar ile kışın kovana direk gelecek soğuk rüzgarlı havayı izole eder. Yazın ise, kovanlarınızı gölgelik yere koymanız salık verilmektedir.

L – Kovanlarınız yakın, karlı bölgelerde ise, üşenmeyip gidin. Kovanın önündeki karları en az yarım metre, toprak görününceye kadar temizleyiniz.  Arıların bazıları  uçuş yapamadan uçuş tahtasından yere düşmekte. Kara düşen arı kalkamaz ise, uyuşur ve ölür. Toprak, kül düşen arıların konabileceği, ölmeyeceği güvenli bölgeyi oluşturur. Kovan üzerinde, yanlarında kar var ve  kovana zararı yok ise, bunlar kalsın, faydası olur. Kimi arıcı; – yiyeceği olan arı ölmez, soğukların zararı olmaz, diyorlar. Bilimsel olarak arıların aralıksız uzun geçen soğuklarda öldüğü tespit edilmiş. w.bienenstand.at/

Diğer bir neden ise  ‘Sarıca ve eşek arıları. Havaların yağmursuz geçmesi durumunda sarıca arılar,  ARALIK ayına kadar yaşarlar. Sarıca arılar özellikle balı, eşek arılarda direk olarak arıyı yakalar ve yer. Sarı arıların öldürülmesinde en etkilisi, kovan yakınına koyacağınız bal bulaşığı petek veya bir naylon örtü üzerine dökeceğiniz şerbete gelen sarı arıları, bizzat kendinizin öldürmesidir. Veya, fare yapışkanı alın.

Geniş bir malzemenin ortasına bir parca et koyup, üzerine ve etrafına bu yapışkanı sürerek dağıtın ayrıca, DDT  tozunu yanınızda bulundurun. Yakaladığınız sarıca arısının arkasını DDT tozuna değdirip salın. Arının Doğruca uçup gittiğinden emin olun. Yuvasına gidecektir. Veya, 3-5 lt pet şişelerin  iki yerine ortadan bir arının geçeceği delik açıp içine şerbet dökünüz.  2011