Arı ve Kovanlarda Sonbahar Kış bakımı Arılarda Varroa ile mücadele.

Haziran 08.2024 – Bal sağım zamanı  yazın bitimi, sonbaharın başlamasıdır. İlk yapmanız gereken Varroa mücadelesidir. Arıda Varroa için timol esanslı kekik yağını 5 lt şerbete enjektör ile çekeceğiniz 2 ml karıştırıp sezon sonuna kadar arada bir veriniz.

Mart Ekim ayı sonuna kadar,  1 şeker+1 ölçek su karışımı şerbet verin. Rahmetli Prof. Dr Muhsin Doğaroğlu tavsiyesi – Ana arıya günlük attıra bilmek içinde, kovan içene çita üzerine veya dibine polen vermeniz şart demişti. 2021

Kışın koloninin kuvvetli olmasını istiyor iseniz; pudra şekeri ile bir miktar poleni bir kaç damla su ile nemlendirip, karıştırın ve çita üzerine veya. Bir parça naylon vs üzerine bir yemek kaşığı kadar bu karşımdan koyup, kovan içine veya çita üzerine yerleştiriniz. Bu işlemi, poleni arı yedikçe bir kaç kez yapınız.

Şerbeti çokça verirseniz, bir anda petek gözleri bal ile dolar, yer kalmadığı için ana günlük atamaz ve genç arının yokluğundan dolayı koloninin,  bahara çıkması zorlaşır. Veya arının almadığı şerbet, bozulur. KIŞA girerken kovanın içine yağmur ve kar sularının girmemesi için dışındaki çatlak, yarık yerler var ise, silikon ile kapatınız.

1-2 çitalı arı bahara çıkarmı! diyorlar. Anası sağlıklı ise hiç bir sorun olmaz. Hatta bir avuç arı bile kışı çıkarır. Yeter genç arısı ve yiyeceği olsun, hastalık, varroa vb çeşidi olmasın. Ve yukarıda belirttiğim gibi, Poleni verin bakalım. Çıkar mı! çıkmaz mı!  Bu anlattığım, kendime ait 1 -2 çitatalık arının bahara çıkmış durumudur. Şans! diyorsan, 10 çitalık arı içinde şans geçerlidir.

2017-18 sezonu şubat ayında 4 ayrı kovanım da saysan, sayılacak  kadar arılarım vardı. Onlar bile kışı çıkarıp, mayıs sonunda 8 -10 nar çitalık kovan oldu. Birini de böldüm. Ama! Bu arada kovanlarımı, İki ay içinde üç ayrı yere taşıdım.

Ekim ayından itibaren 2 şeker+1 su şekerli şerbeti  vermeye başlayınız. Arada bir şerbetin miktarına göre 1-2  tane limonu sıkıp suyunu veya 5 litrelik şerbete yarım çay bardağı kadar Elma sirkesi dökmeniz, antibiyotik  görevi yapacaktır.

Kışın kovanlarınız iç kesimlerde ise; Aralık- Mart ayının ilk yarısına kadar arılara kek verilmesini tavsiye etmem! Verirseniz ne olur? Felaket olmaz. Sadece arıların yaşama şansını, – Şansa bırakmış, olursunuz. Kek verdiğinizde kovanların yakınında suyun olduğunu iyi biliniz. Bu tahmini sağlıklı bir şekilde yapamıyorsanız, arıları ölmeye mahkum bırakırsınız. Sahil kenarında iseniz, şansınız iç kesimlere göre daha fazladır. Antalya; kışın Konya bölgesine göre en az 10 C’ daha sıcaktır. Tehlikesi azdır. Buralarda kekin fazla bir zararı olmaz.

9 Şubat 2016 Salı – Az önce arı kovanlarımın yanından geldim. Sonucu arkadaşlar ile paylaşmak isteyip face açınca bir arkadaşımızın kapalı çita resimlerini gördüm. Gerçi arkadaş kovanlarının nerede olduğunu yazmamış ama ben, bazı geceleri – 27 C’ olan Seydişehir deyim. Öyle iken az bile olsa çitaların % 90 da kapalı ve günlük var idi.

Gördüğüm bu sonuca göre arılarım Seydişehir de, 1 Şubattan  itibaren günlük atmış oluyorlar. Yanımda derece götürdüm ki, hangi sıcaklıkta arı hangi duruma gelecek! yerinde görmek istedim.  Kovanları açıp arılara bakmaya başladığımda gölgedeki sıcaklık, + 4 C’ den ye 11 C’ kadar çıktı. Bu yazıma ilaveten arıcılığa yeni başlamış arkadaşlarımız başta olmak üzere sizlerle şunu paylaşayım. Arı ve arıcılık konusunda bir anlatım olduğunda dikkatlice dinlemeye çalışırım. Şu bilgi verilirdi: Dış sıcaklık + 14 C’ olduğunda arı ne olur? Arı kovan içinde ‘yumak’ olur(mu?).

Bende bu bilgiye istinaden ilk zamanlarımda kovanı açmak istemezdim. Ama geçen zaman içerisinde şunu öğrendim. Kovana bakmanız gerekiyor ise, arının üst kapağını açıp arılara bakın. Arı yumak olmuş ise hiç dokunma Bırakın, kaderi ne ise o olsun.  Ama dış sıcaklık ne olursa olsun, rüzgar, kar ve karlı – yağmurlu hava hariç, örtü tahtasını kaldırdınız! arılar çita üzerinde geziniyorlar’sa alacağınızı alın, vereceğinizi verin.

Balı boşalmış, arısı azalmış kovanın boş çitasını alınız. Bana göre arıya bakmanız gerekiyorsa! ölçünüz şu olmalı. Şimdi bakarsam kaç arım ölür, bakmazsam, ne olur!! Kars’ta arıcılık bile yapıyor olsanız, bu yazdıklarımı dikkate almanızı öğütlerim.

Kovanlarınızı, kapı penceresi olsa bile kesinlikle dört tarafı kapalı yerlere koymayın. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık gün güneş gören yer, çok iyi olur. Böyle bir yere koyduğunuzda bile, kovanlarınızı yerden 20 – 30 cm yükseğe ve uçuş deliği Güney veya Güney doğu istikametine koyunuz. Kapalı yer, arıların yön tayin etmelerini zorlaştırır. Arılarda Yavru çürüklüğünün önüne geçebilmek için kovan uçuş delikleri önüne teneke  vb kesip yanları açık  olacak şekilde takarsanız, günlükleri rüzgardan korumuş olursunuz. -Tedbiren-

Kovanlarınızı, ilk önce kuzeyi kapalı tepe -kaya dibi rüzgarların kovana hiç veya az değdiği kuytu yerleri tercih ediniz. İmkanınız var ise, üstüne saç koymanız kovanların  ıslanmasını ve içine su girmesini önleyecektir. Kovanlarınızın öne doğru 1 cm kadar eğik olması, içine sıza bilecek suların dip tarafta birikmesini ve rutubet yapmasını engeller. Nem arı hastalıklarında en büyük etkendir.

Dağdaki arıyı düşünün, Arıyı Kovanı çul çuval ile  sarma. Kapak altında, bir şekilde Islanırsa! kovanda aşırı nem yapar, Dış üst kapak altındaki, örtü tahtası üzerine  gazete kağıdı bile koyma. Koyarsanız arıların hastalanmasına ve fazlası ile kovan içi rutubete neden olursunuz.

Kar altındaki kovan; Kovan üzeri ve dışında tahtaya temas etmeyen kar yığınları, kovanları soğuktan koruyacaktır. Yalnız, uçuş tahtası ve önündeki karı, en az 50 cm kadar kürümeniz  iyi olur.  Uçuş tahtası üzerinde duran kar, tahtayı bozar.

Kışın, kovanda yaşlılık ve hastalıktan dolayı % 25 dolayında  arı ölümlerinin olması, bilim adamlarınca normal görülmektedir. Kendimden örnek vereyim. Her şeyi full, ilaçlanması yapılmış 10 çitalık kovanımı  hiç açmadığım halde Mart ayına 8 çita olarak çıktı.  Bazen tüm ölümler görüle bilinir. Sebebi ise, açlık, yağma, zehir ve varroa dır.

Varroa : Sakat doğumlara ve arı doğduktan sonrada  kanını emerek  erken ölmesine sebep olan bir bit  türüdür. Ayaklarda ve kanatlarda kısalık; günlük atımında  azalma, haliyle parazitin musallat olduğu  arılarda, güçsüzlük meydana getirir. Tehlikesi her daim var. Komşu arıcılar, varroa mücadelesi yapmamışlar ise, varroadan kurtulmak mümkün değildir!

Oksalit ve Formik asitler; 2017 Apimondia sunumu: Bu ilaçlar; Varroa’nın ölmesine neden olduğu gibi, geçen zaman  içerisinde bu bitlerin, arı vücudunda meydana getirdiği yaralar üzerinden, arıların erken ölme nedeni olduğu, belirtilmiştir.

Kışın, varroa ilaçlaması için, Oksalit Asitin Di -hidrat cinsi olanını kullanılması yetkili kişilerce vurgulanmaktadır. Formik asitin atımı isebal hasatından 3 ay öncesi veya hemen sonrası yapılmalıdır. Bu sürelere dikkat edilmesi, arı ve insan sağlığı acısından çok önemlidir. Piyasada formik asit türünün kartona emdirilmiş şekli mevcuttur. Bu ilaçlama şekillerinde dış sıcaklık -en az-, 15 C’ olmalıdır.

Varroa için pudra şekeri: Pudra şekerini, bir kaba koyup geliniz. Çitaların arasına , arıların üzerine gelecek şekli ile, serpiniz. Varroanın, dibe döküldüğünü göreceksiniz. Bu, En temiz yöntem ve her zaman uygulanabilir.

Portakal kabuğu ile varroa mücadelesi : Portakal dumanını birkaç sefer verdikten sonra, uçuş deliği hemen kapatılıp, en az 5 dk. bekletilmelidir. Aşağıdaki linkten bu konuda bilimsel, daha geniş karşılaştırmalı  bilgilere ulaşacaksınız.  library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf

varroaset ilacının bala etkisi : Varroa için verilen kekik yağı, pudra şekeri harici bütün ilaçlar kimyasaldır. Kimyasalların etkisi üç ay sürer. Bilimsel olarak peteklerin, her türlü temiz ve kirli havayı (sigara dumanı) emdiği kanıtlanmıştır.  05.2017

Ana arı hakkında genel bilgiler.

Haziran 07.2024 AAna arıyı öldürüyorlar :Çiftleşmiş ama günlük atmamış veya çiftleşmemiş Ana arının olduğu kovana, başka kovandan arı silkeleme. Arısız bile olsa, içinde günlük ve kapalı yavrusu olan çitayı dakoymayın. Arısını silkelediğin kovanın arıları günlüklü idi. Bir bakacaklar ki, yavrusuz analı kovana gelmişler. Hemen; Bu ana kim, işe yaramıyor diye saldırıp;  anayı öldürürler. b- İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası  olan veya olmayan  kovana, dışarıdan çiftleşmemiş ana vermeyiniz. c- Anası, günlüğü ve kapalısı kalmamış kovana, kafes içerisinde çiftleşmiş ana ile birlikte  üzerinde kapalı ve günlüklü gözleri olan bir çita ile birlikte  koyup, 3 – 5 gün kovanda bekletiniz. 

Günlüğü var ama kapalısı olmayan kovana da, başka kovandan arıyı direk silkelemeyin. Bunun için, uçuş tahtası üzeri ve yere doğru bir şerbetlik tahtası uzatıp, üzerine yavru arı silkeleyin, her iki ar anlaşarak birleşirler. Direkt silkelerseniz, birbirini öldürürler.

BAnası yok ama petek içinde günlük var ise; Dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez, öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin! bölüp, hazır ana verdiğiniz kovanın peteklerin de açık günlük olmasın. Hazır ana vereceksen böldükten sonra 5 gün  bekle, 5. gün tüm memeleri temizle ve kafes içerisinde anayı ver. 3.  gün tekrar kontrol edin, meme varsa kopartın, yoksa 4. gün kafesin telini açın, hayırlı olsun.

ana arı kafesi terk etmemiş ; 13.4.2014 pz günü 3 çita olarak bölüp ve petek üzerinde günlüğü olan kovana, -arı sayısı az onun için hemen kabul ederler, diye  kek teli açılmış hazır ana verdim ki, hemen anayı alsınlar. 3 tam gün sonra kontrol ettim; Kutu içerisindeki kek yenilmiş, işçi arılar çıkmış, ana ise kutu içerisinde geziniyor. Dışarıya çıkamamış! Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Kutu içerisindeki ananın telini tekrar raptiyeleyip aynı yere koydum.  İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler. Yani; ana arı kafesi terk etmemiş ise, bir sorun var demektir. Kontrol edin.2020

CEn tehlikesiz Hazır ana verme yöntemi; Kovandaki, günlüklü çitaları  arısız olarak başka günlüklü arılı kovanlara dağıtın. Buraya hazır veya ham çita koyun. Sonra kafes içerisindeki anayı kovana koy 2 gün bekle. Sonra telini açıp, 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp – çıkmadığını kontrol ediniz. En  zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. Ana günlük attı ve kapalı oluştuktan sonra isterseniz başka kovandaki günlüklü kapalı petek verin.

DAna arının üzerine C biçimi kıvrılan arılar: Bir kovanın anasını, herhangi bir sebeple aldınız. Tekrar eski yerine koymanız gerektiği zaman en geç 2 gün içerisinde, kutusuz vere bilirsiniz, Kokusu hala olacağı için Aynen kabul ederler. yaşadım- Yalnız çita üzerinde gezinen anayı bir süre takip edin, Ana arı üzerine C biçimi kıvrılan arı olursa! O arıları iki parmağınız arasında sıkın öldürün. Saldıran arı, kendini sahte analığına  hazırlamaktadır. Tekrar ana arıyı, bitişikteki petek üzerine geçirtin. Tekrar takip edin. C biçimi saldıran olmaz ise, iş tamamdır. Varsa, aynı işlemi uygulayınız. (Not: Bu yazdığımı 40 yıllık arıcılardan (biliyorum) bilmeyen bile var. Bilende söylemez.)

E – Diğer taraftan içinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı, 1,5 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. 5 gün sonra kontrol ettim, ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaların üzerinde açık – kapalı 10 adet meme vardı. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim.  Velhasıl, bildiğim dediğin arının ne yapacağını,  ancak kendi bilir. Buda bir tezatlık.

FKovan dışından ana arının tebiti: Kovandaki Arının anası var/ yok bilmiyorsun. Kovanın dışına biraz kuvvetlice vurup, kulağınızı tahtaya dayayın. Kovandan  (ıııııııı) diye uzun bir ses uğultu geliyor ise; ana yok.  Kısa (ııı) ise, ana var demektir. Kovanı açtınız (ıııı) sesi geliyor ise; ana arı başka bir ananın olup olmadığını kontrol ediyor veya saldırıya uğramış acısından bağırıyordur. Başka bir ana var ise; Kovan içindeki iki ana arı, kovan hakimiyeti için ölümüne savaşırlar. Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayın, müdahale etmeyin. Sağ kalan, kovanın anası olacaktır. Aynı yerde kozlarını paylaşsınlar. Dışarıya alırsanız, ananın biri haliyle ölüyor. Sağ kalan anayı kovana koyduğunuz da,  bu anayı da arılar öldürüyor.

Ana satın aldığınızda anaya bakın: Ana arının  boyu uzun, bacak sayısı tam, kanat boyları eşit ve bitişik olacak, kanatlar ayrık yırtık ve yarım olmasın. 06.2020

Gyerde arılar küme olmuşlar; Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya toprak üzerinde yerde arılar küme olmuşlar, ayrılmıyor iseler, buraya dikkatli yaklaşıp bakınız. Arıların ortasına bakın . Ana var ise iki parmağınız ile tutup kovan içine koyun. Alamıyor iseniz; kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkar. Çitayı Kovana koyunuz.

H – Kafes içerisinde hazır ana arınız var. Lakin bir kaç gün yeni kovanına koyamayacaksanız Ana Kafeslerini, kovanın örtü tahtası üzerinde şerbetlik var ise, arıları şerbet içmek için çıkış yaptıkları açıklığın bir kenarına  teli yukarıya bakacak şekli ile koyup,  şerbetlik kapağını kapatınız. Ve/veya (sıcak günlerde)  Elinizde daha çok  kafes var ve hepsini bir arada tutmak istiyor iseniz; kuvvetli bir kovanın örtü tahtasını  -sıcak havalarda- çekip alınız. Analı kafeslerin hepsinin tel kısmı yukarıya bakacak şekli ile çitaların üzerine diziniz. İşçi arılar, kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir.  Yalnız burada dikkat edeceğiniz nokta: Saldırganlığını bildiğiniz arılı kovanlara koymayınız. 

Iana arı uçup gitti.; Kovanı açtınız, çitalara bakarken Ana uçup giderken, kovan hangi durumda ise, üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde, 1 saat bekletin.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. Ana arı gelebilir. 2011 yılında iki tane ananın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, ≈ 30 dk. sonra geriye geldi. 2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti – geldi. Peki, ana neden uçtu? -Ana daha tazedir çiftleşmemiş veya yeni çiftleşmiş ama günlük atmamış anayı arılar istemez.

Ana kaçar, gidecek yeri yoktur geri gelir. -Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden isesakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ana arıyı arıların ellerinden kurtardığınız an arı, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir, tekrar kaçmak zorunda kalır ve gider.…Kalırsa, zaten ölecek. Ayrıca her kovanda olur ama,  çiftleştirme kutuları ile normal kovanlarda, yeterli sayıda arı olmaz ise, ana arı kovanı terk eder.

İ – Başka bir kovana arılı çita verdiğinizde  dikkat ediniz,ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanda,  anasız kalır. Yapılan incelemeler doğrultusunda İşçi arıların, ana memesi olacak günlüğü, peteğin başka bir yerine taşıdığı görülmüş.     03.2018

JAna arıyı öldürüyorlar ise nedenleri; A, B, Ö şıklarına bakınız

K – bir avuç kadar arınız var veya Bir çitalık arıya , ana vereceksiniz. Kafese gerek yok. Çitayı dışarıya alıp, Anayı arıların arasına salıp takip edin. Ana arının üzerinde C biçimi kıvrılmış arılar varsa! Ana arıyı öldürecek. C biçimi olan arıyı sıkın öldürün. Ana ve arıları takip edin. Üstüne çıkan yoksa, anayı kabul etmişlerdir. Çitayı yerine koyun.

L – İlla anaboyalı olacak diye birşart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. Onun için en azından, O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda arı ve anası için not tutmanız yeterlidir.  Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayın. Değişen kokudan dolayı  anayı hemen öldürürler. (yaşadım) Ancak kokusuz ana boyama kalemi ile yapınız.

M – Eylül, ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun, anası yaşlı ama sağlam olan kovanın anasını öldürüp, başka bir kovanla birleştirmeyin. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin kurtarıcınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, kovanın arılarını başka kovan ile birleştir. Ayrıca, yeni ana aldınız. Ana başlangıçta  normal günlük atmış. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını gördükten sonra, garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

N – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. 2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana iken geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti  Öldürmeye elim varmadı. Tamam, ana günlük atmıyor atamıyor idi ama neden, bilmiyor ve bilemem.  (illa bu böyledir demiyorum ama)  bir şey dikkatimi çekti. Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde, günlük vardı. Siz beklemeden  deneyin diye yazıyorum.

OAnası olmayan kovan; Petek İçinde günlüğü olan arı, kendi anasını yapar. Yoksa ve anasız süre 4 günü geçmemiş ise! İçinde  günlüğü- kapalısı olan arısız 1 – 2 çitayı, bu kovana nakil ediniz. Kendi analarını yaparlar. Ana arı değişiminde ise; Feromen kokusu ve günlük atımı azalmış ana durumunda ise, işçi arılar, hemen işçi arı gözlerini ana memesi kapcığı haline getirir. Ana oraya günlük atar. Bazen eski ve yeni ana bir müddet bir arada yaşaya bilir. (FAO)

ÖAna arıyı öldürüyorlarSAHTE ANA; Kovan içinde veya petekte kapalı erkek arı sayısı çok fazla ise; Petek gözü diplerine baktınız. Göz diplerinde 2-3 adet günlük varsa! kovanda sahte ana var demektir. Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayın. Sahte ana ana memesi yaptırmaz. İşçi arılar ana memesi yapsalar bile, çıkacak yeni ANAYI sahte ana,  öldürür.

  • Sahte ana ve Oğul arısı hakkında

Sahte anadan kurtulmak için en kolay yöntem: Sahte analı kovanın ağzını içinde arılar varken kapat, yerinden kaldır, aynı yere içinde boş petek olan kovan koyun. Bu kovanı olduğunuz yerden 3 – 5 km uzakta ağaçlı, ormanlıklı yere götürün. Bütün petek ve arıları dışarıya çıkarıp silkeleyin. Boşalan petek ve kovanı uzaklaştırın. Tarlacı arılar eski yerlerine giderler. Sahte ana ve yandaşları orada kalırlar. Orada bekleyin, küme olan arıları 1-2 karıştırın. Yerde kalan küme şeklindeki arıları ezin. Sahte ana burada ve yandaşları ile birlikte ölecektir.

PPetek üzerindeki Sahte ananın tespiti; Arkasını günlük yuvasına sokan arı, Sahte anadır, gördüklerinizi ezin. Faydası olur. Sahte ananın yaptığı erkek arı, kısırdır. Çiftleşemez. 2024

RÇıkan oğul arısını, istiyorsanız yeni bir kovana koyunuz. Şayet çıkan oğulu istemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere  dökünüz. Aynı kovanın I. ve 2. oğulunda 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup öldürün veya ana kutucuklarına ayrı ayrı koyun. Çıkan oğul, çıktığı kovana, döner. 

S –  oğul arı istemiyor iseniz; Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve oğul arı istemiyor iseniz: Çitaları kontrol ediniz. Memeli olan çitaları aynı kovanda bırakın. Üzerinde kendi anası olan memesiz çitalarıda  başka bir kovana alıp, 4 km uzağa götürünüz.  Anasız memeli çita ile kalan arılar kendilerine yeni ana yapar ve çıkıp gitmezler.

Ş – Kovanlar sahil bölgesinde portakal bahçesine  yakın ve basara var ise,  günlük petek işlenir. Bu durumda az az şerbet veriniz. Çok verirseniz, iki çitalık arı bile olsa, oğula yönlenir. İç bölgelere geldiğinizde ana arı, serin havadan etkilenir ve  günlük atımı azalır. Arının uçuş deliğini daraltınız (hatta uçuş deliğini önden kapatacak bir kapak, teneke takmanız, direk serin  havanın içeriye girmesini engeller). Boş yerlere  Strafor  koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir.

TArılar ana arının  ayaklarından asılıyorlar;Petek üzerinde Arılar ana arının  ayaklarından asılıyorlar! ise! Yeni ana memesi yapacaklar veya kovan içinde anayı istemiyorlar. Bu durumda arılı petekleri iki ayrı kovana bölünüz. 5 km uzağa ikisinide götürün. Ertesi gün bunlara ayrı ayrı birer günlüklü çita verin. SAKIN BAŞKA KOVAN İLE BİRLEŞTİRMEYİN, O KOVANIN ANASINIDA ÖLDÜRÜRLER.

UDünyada bilinen ana arı türü  28 tane olup Türkiye de Kafkas, İtalyan, Karniyol, Muğla ve Batı Avrupa cinsi ana arıların olduğu, – Çeşitli ana arıların çiftleştirilmesi ile elde edilen melez (Hibrit) denen anaların yumurtasından yeni ana elde edilse bile, verimli olmadığı; – Ama, melez arı cinslerinden elde edilen balın, normal arı cinslerinin ∼ 2 katı olduğu; – Laboratuvar ortamında yaşatılıp, hiç bir iş yapmayan  işçi arının, 304 gün yaşadığı, belirtiliyor.

Ü – Genç ana arının renkleri eski anaya göre  koyu parlak, boyu kısa, şişman, hareketleri hızlıdır. Ana  arı yaşlandıkca karın kısmı incelir ve boyu uzar, siyah halkalar arası açılır, sarı renkleri ortaya çıkar, hareketi yavaşlar.

X – Bal almak istiyor iseniz ilave dahil, 15 çitanın 12 sinde günlük ve kapalısı olmadan anayı aşağıya hapsetmeyin. Mümkün oldukça içinde günlük olan çitalarıda ilaveye  koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar burada meme yaparlar. Memeleri gördüğünüzde, kesiniz. Bal sezonunda  oğul istenmez.  04.2016

Şerbet verilmesi

V – Ana arı, araziden gelen nektar ve polen azaldıkça, günlük atımını azaltır. Temmuz, ağustos aylarında azar azar şerbet ve elinizde olan polenden koloninin gücüne göre veriniz. Anası olmayan kovana şerbet verilmez. Dışarıya koyduğunuz kavun karpuz tatlı ise, meyve şekeri (fruktoz) alıp kovana nektar olarak bırakır. Ayrıca su ihtiyacını görür. 05.2017

Ysaldırgan arılardan korunmak için; Anası olmayan kovanın arıları ile Yağmurlu, kapalı havalarda veya karanlıkta açılan kovanların arıları arıcıya saldırır.  Diğer taraftan  saldırgan arılardan korunmak için yapmanız ve yapmamanız gerekenler şunlardır. Herhangi bir şekilde vücudunuzun etrafında 1 – 10 arı uçuşuyor ise, elinizi veya başka bir maddeyi arıya karşı sallamayın.

Bu durumda arının size karşı daha saldırgan olmasına neden olursunuz. Göz kapaklarınızı arada bir kapatınız. Arı saldırısına uğrar iseniz, kapalı bir yer girip, vücudunuzun açık yerlerini kapatınız. Açık bir alanda iseniz özellikle başınızı ağaç, ot ve çalılık bir yere sokunuz.  Kağıt veya ot yakınız. Arı, ateş ve dumana gelmekte tereddüt eder. 07.2018

12 Ay Boyunca Yaz ve Kış Mevsiminde Arı Ölüm Nedenleri.

Haziran 06.2024 – 2017 yılında katıldığım İstanbul Api Mondia’yada sunum yapan yetkili kişilerin bilgileri ışığında yayınlıyorum. Başta “FAO” olmak üzere kendi tecrübelerimide ilave ettim.

Arkadaşım! Kovanını kışa girerken tam tekmil hazırladın. Unutma! 10 çitalık arın gelecek sene mart ayında 8 çita olur.  12.2015

Dünyanın her yerinde geçerli olan arı ölüm nedenleri:

1 – Yeryüzü ve okyanuslar dahil bu yerlerde yaşayan her türlü canlı İnsanlar tarafından hızla tüketilmektedir. Katliam neticesinde her şey meralar, ormanlar yok edilmektedir. 2 –  Arıcı tarafından bilinçsizce yapılan, arı ilaçlamaları. 3 – Her türlü sebze ve meyve çiçeklerini, böceklerden korumak için yapılan  tarım ilaçlamaları.  4 – Dünyada gelişen sanayilerin zehirleri baca dumanları ile oluşan sera gazları neticesinde anlık değişen hava. 5 – Kışlatılan arı yiyeceğinin az olması. 6 – Varroa ile yeterince mücadele etmemek. 7 – Arıların genetiği ile oynamak. 8 – Dünya genelinde oluşan ani iklim değişikliği. Bunun beraber çekirge istilası, yanardağ lavı. Türkiyede 27 Tem 7 Ağus 2021 aşırı sıcaklardan dolayı yanan ormanlarda ölen arı ölümleri gibi. 9Patojenler – Tüm canlılarda oluşan hastalıklara neden olan (grip gibi) mikroplar. 10 – Arıların sindirim sisteminde oluşan hastalıklar.  11 -Arı ölümlerinin en belirgin şekli, kovanlar arası olan yağmacılıkdır. 09.2016

  • GENEL AÇIKLAMALAR

A – Bunların hepsi, insanın kendine yaptığı kötülüklerdir. Bunun içine yukarıda yazdığım şıkların % 90 girmektedir.

– Kovan içerisinde yeterli bal yiyeceğinin olmayışı. Bilgi maiyetinde: Marangoz/arıcı arkadaşlar ile 1 Nisan 2014 salı günü Manavgat’taki arılarımıza gittik. Kovanımın birini açtığım zaman arıların hepsinin kovan dibinde ölü şekli ile yattıklarını gördüm. Petek üzerinde ise, yiyecek bitmiş. Kaldı ki, her gittiğimizde, şerbet veriyordum. Peki neden bu hale geldiler. Tarlacı arı sayısı bitti yeni çıkan genç arı’da çoğaldı.

Tarlacı olmadığı için genç arılar tarlaya, çıkamıyor. Kovan dibine düşmüş arıların üzerine körükten duman bastım, hemen canlandılar.  Hemen Şerbet verip kapattım. Hepsi canlandımıştı. Arılarımızı aynı akşam, Akseki – Cendeve bölgesine getirdik. Buradaki yabani  çilekler yeni açıyordu. Yabani çilek balı; hafif acımsı olur.

C – Ana arı, kovan içindeki polen miktarı ile dışarıdan getirilen taze polene bakarak, günlük atar. Bu aylarda  polen almayınız. – Kovan önlerinde ölmüş arılara bakınız. Arıların Hortum dilleri dışarıda  ise; zehirlenmeden dolayı olan ölümlerdir. (fao)  03.2018

D –  Kovan içi ıslaklık. NEM den dolayı arıların hastalanması ve telef olmasıdır. Burada kast ettiğim, buharlaşma neticesinde, kovan dibinde birikmiş bir kaç damlalık su değildir. Esas tehlike kovan içi ve örtü tahtası altında oluşmuş pamuksu küf ve mantar oluşumudur. Kovanlarınızı, öne doğru dengeli hafif meyilli koyunuz. Sahil bölgesinde çita sayısı 4 ve daha aşağısı olduğunda çitaları, giriş deliğine ortalayın. Dış taraflara strafor koyunuz. Kovan dış tahtasında çatlak var ise, buralara silikon çekiniz.

Daimi nemli/ıslak toprak üstüne ve kovanlarınızın üst kapak altına, naylon cinsi örtü koymayınız. Kovanın havalanmasını engeller. Satılan bazı örtülerin nemli iklimlerde rutubetlendiğini gördüm. Tercih, sizin.

ARI ÖLÜM NEDENLERİ

EHer türlü hastalık ve ölümleri arı azalması yavru atımı rüzgarın etkisi ile olur.  Üşüyen arı çita üstüne yumak olur. Bu sefer arının gezinmediği ve içinde günlük ile kapalısı olan yavrular soğuktan ölür.

Arılarda Kireç hastalığı ve Yavru atımı: Rüzğardan üşüyen arıların çita üstüne çekilmesi sonunda olur. Arıların petek üstlerine  birikmesi ile günlük ve larvaların beyaz taş hale gelmesi bir mantar hastalığından. Yavru atımı ise, aynı durum nedeni ile ölen etsi larva ve pupalardır. Bu hastalık, Havanın ısınması geçer.

Erkek arı pupalarının atılma sebebi Temmuz ayından itibaren arılar bu pupaları atmaya başlar. Bu durumu Yavru atma ile karıştırmayınız.

Mayıs hastalığı; üzerinde kapalı ve günlük varken bile içi sıvı hale geçmiş bozuk çitalara denir.

Nosema. Arının dışkısı ishal ve sarı nokta halindedir. Kışın ortaya çıkar. Nedeni ise; Arının yemiş olduğu bozuk yiyecek içeçekten kaynaklanır. Kışın soğuklardan dolayı dışarıya çıkıp defi hacet yapamazlar. Bu hastalık o kovandaki tüm arılarda olur. Arı pisliğini dışarıya  yaptığı müddetçe nosema hastalığı oluşmaz.

Nosema Tedavisi. 5 lt şerbet hazırlayın. İçine yarım bardak Elma Sirkesi veya 1 ml kekik yağını aralıklı 3 kere veriniz. Malzemelerinizin ve suyun temiz olmasını sağlayınız.  Bu  hastalığın göründüğü kovan peteklerini kullanmayıp, eritin. Durgun birikinti sular ve bozuk şerbet, nosema sebebidir.

Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü ve belirtileri; Toprakta oluşan bir mantarın kovana getirilmesi ile başlar. Kapalı yavru gözlerinde larva sıvı hale geçer.

Hastalığın olduğu yavru gözlerinin kapaklarında delik olur.  Bu yavru deliğine çöp sokulup çekildiğinde kahverengi kokan bir sıvı süner. Tespit edildiğinde, çitalarının hepsi yakılmalıdır.

Arılarda Koloni çöküşü veya sönmesi.  Peteklerde balı açık ve kapalı yavruları olduğu halde kovan boşalır. Zehirlenme sonucu ve yiyeceği kalmadığında arılar ölür. Varroa için dumanı çok verdiğinizde bile bütün arı kovanı terk eder.

F– (gezginci bir arıcı arkadaşın itirafı)  Arılara kek verilmesi. Yakınında  içme suyunun olmayıp, çok uzakta olması arı ölümlerine neden olmuş. Suyun olmadığını bile bile kek verilmesi, arı ölümlerinin en büyük nedenidir. Ege ve Ak deniz bölgesi  dışında  kalan  kovanlara Aralık/Ocak/Şubat ayları içinde kek vermeyin. Sahil bölgelerinde ise, soğukların uzun geçeceğini öğrendiniz ise, vermeyiniz.

VARROA İLE MÜCADELE ETMEK İÇİN.

Varroa ile mücadelede Oksalik ve formik asitlerin verilmesinin arılar içinde zararlı olduğu bilgisine eriştim. Varroa, kanını emdiği arının vücudunda yara meydana getiriyor. Havaya yayılan bu ilaçların etkisi varroayı öldürüyor. Bir kaç gün sonrada arılar varroanın açtığı yara nedeni ile erken ölüme neden oluyor. (Kaynak FAO ve ApiMondia) 03.2018

Kışın Varroadan dolayı arı ölümleri olurmu?  Nasıl yaşayacağını, her mahlukat bilir. Varroada, arı ölürse kendisininde öleceğini bilir. Kışın arı, yaşantısının en aza indirdiği gibi varroada yaşantısını yavaşlatır.

Üniversite Denemelerinde Timol esanslı kekik ve okaliptus yağının % 95 etkili olduğu tespit edilmiştir.

Çukurova Üniversitesi Varroa için Portakal kabuğunu test etmiş. Dumanlı ilaçın verildiği gibi verip, ağzını 15 dak. kapatınız. Varroa için pudra şekeri ise! Çay şekerini toz haline getirin. Bu tozu kovan içinde arı üstlerine  serpiniz. Bunları her daim verebilirsiniz.

HSoğuk günlerde peteğin boş dip tarafına, strafor koyunuz. bkn. – Arıların Kovanda Strafor ile Sıkılaştırılması

– Son yaptığım araştırmaya göre, cep telefonu istasyonlarının arıya zararı olmadığı yönündedir. 03.2018

KOVANLAR ARASI ARILARDA YAĞMACILIK.

İ – Arıların kovan önünde fazlası ile uçuştuklarını gördüğünde yağma olmasa bile hemen uçuş deliğini kapatınız. En az 30 dk  bekleyin dağılsınlar ve kovan üzerine yapışsınlar. En güvenli şekli bu. Arıların hava almasını engellemeyiniz. Uçuş tahtası delikli, kovanınız alttan polen tuzaklı ise, sorun yok.

J – Bulunduğu ortama uyum sağlayamayan melez arı cinslerinde her daim arı ölümleri olabilmektedir.

K – (tecrübem) Kışın kovanlarınıza arı uçuş tahtası genişliğinde teneke kesip asınız. Bu teneke kovana direk gelecek soğuk rüzgarlı havayı izole eder. Yazın ise, kovanlarınızı gölgelik yere koymanız salık verilmektedir.

LKovanlarınız karlı bölgelerde ise üşenmeyip gidin. Kovanın önündeki karları en az yarım metre, toprak görününceye kadar temizleyiniz. Arıların bazıları  uçuş yapamadan uçuş tahtasından yere düşmekte. Kara düşen arı kalkamaz ise, uyuşur ve ölür. Toprak, kül düşen arıların konabileceği, ölmeyeceği güvenli bölgeyi oluşturur. Kovan üzerinde, yanlarında kar var ve  kovana zararı yok ise, bunlar kalsın, faydası olur. Kimi arıcı; – Yiyeceği olan arı ölmez, soğukların zararı olmaz, diyorlar. Yanlış. Soğuklarda arıların açlıktan öldüğü tespit edilmiştir.  w.bienenstand.at/

Arı ölümlerinin diğer bir neden ise  ‘Sarıca ve eşek (borazan) arıları. Yağmur etkili yağmadığı müddetçe ARALIK ayına kadar yaşarlar. Sarıca arıların öldürülmesinde en etkilisi yöntem. Kovan yakınına sereceğiniz bal bulaşığı naylon örtü üzerine sarıca arılar gelir. Bala konan arıları öldürün.

Borazan arının imha edilmesi. Geniş bir malzemenin ortasına bir parça et koyup üzerine ve etrafına bu yapışkanı sürerek dağıtın. DDT tozunu yanınızda bulundurun. Yakaladığınız sarıca arısının arkasını DDT tozuna değdirip salın. Arının gittiğinden emin olun. Yuvasına gidecektir. DDT, uygulanması yasak olan bir ilaçtır. Borazan arılarda arılarımızı yok ediyor!  2011

Türkiye’nin yedi bölgeye göre yükseklik sıralaması ve rakımları – Türkiye’nin bölgelere göre yükseklik sıralaması

05 Haziran 2024- Türkiye’nin  ortalama rakımının 652 m’ye tekabül ettiğini tespit ettim. Türkiye’nin ortalama rakımına en yakın il ise 649 m ile Kilis ilimizdir.

 ‘Tasarruf  etmek‘ için il girişlerindeki levhalarda nüfus ve rakım bilgileri yazılmayacak. (2020)

Rakımlar konusunda tüm yazdıklarım, kopya değil gerçek araştırmama dayanmaktadır.  

Türkiye’nin YEDİ bölgeye göre rakımları. // Türkiye’nin BÖLGELERE göre yükseklikleri başlıkları esasında bana AİTTİR. Çeşitli şekilde yazmamın nedeni ise! Sayfama yapılan virüs saldırısı nedeni ile yazılarımı taşımak ve isimlerini değiştirmek mecburi olmuştu. Bu sefer geçen zaman içinde benim tanındığım başlıklarımı başkaları, kendi sitelerine aldılar. 

81 ilin rakımlarına ait kronolojik liste: İllerin Kara yolu Ve Uydu Üzerinden Rakımları

Bazı bölgelerimizde olan tepe noktaları – Kara yolları üzerindeki bazı tepe nokta rakımları 

En yüksek rakıma sahip ilçelerimiz. Rakımı en yüksek olan ilçelerimiz  başlıklarında yine aynı titizlikle sizlerin takdirlerine sunmaktayım.

Yazdığım bütün yazılarımda olduğu gibi rakımlar konusunda en doğru bilgiyi sizlere sunma isteğim oluştu.  Bir yerleşim yerinin K G D B ve orta yerinin rakımı farklılık arz eder. Ben bunları dikkate alarak ortalamasını yazdım. 24 Kasım 2015 günü Anıt Kabiri ziyaret ettim. Duvarda asılı Türkiye haritası ve illeri üzerinde O ilin rakımları yazılı idi.

Bu harita üzerinde Antalya il rakımı 37 m. Benim Antalya girişi kara yolu üzerinde devamlı gördüğüm rakım 39. Siz bir tarafa, ben hangisine inanayım. Bu sefer ben kara yolu ve uydu üzerinden kıyaslamalı rakım tespitine başladım. O ilin “Google” üzerindeki işaretli merkez valilik binasını buldum. En doğru rakım ölçümünü sizlerin bilgisine sunuyorum. Takdir sizin.

1 – Doğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları:

Bu bölge sınırları içinde 15 il  bulunmaktadır. 7 bölge içerisinde  rakımı  en yüksek illerin olduğu 1. bölgemizdir. Ortalama rakımı 1400 m dir.  Bu bölgede rakımı en fazla olan il sıralamasına göre Erzurum 1900 m.  Ardahan 1810 m.  Kars 1755 m.  Hakkari (Çölemerik) 1755 m.  Van 1727 m.  Ağrı (Karaköse) 1630 m.   Bitlis 1535m.   Muş 1366 m.   Şırnak 1356 m.   Erzincan 1215 m.  Bingöl 1159 m.  Elazığ 1070 m.  Malatya 966 m.  Tunceli (Dersim) 919 m. ve Iğdır 860 m. ile rakımı en düşük il sıralamasına girmektedir.

2 – İç Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları:

13 ilin toplamından oluşmaktadır. Bölge  ortalaması  1021 mt. ile 2. sırada yer almaktadır. Bölgede rakımı en yüksek olan il sıralamasına göre Yozgat (Bozok) 1315 m.  Sivas 1290 m.  Nevşehir 1196 m.  Niğde 1237 m.  Kayseri 1060 m.  Karaman 1056 m.   Konya 1023 m.  Kırşehir 993 m.  Aksaray 975 m.  Ankara 885 m. (Anıt Kabir 908 m. Çankaya Köşkü 1071 m. Beştepe rakımı 900 m.)  Eskişehir 795 m.  Çankırı 730 m.  ve Kırıkkale 716 m. ile rakımı en düşük il durumundadır. (Seydişehir Belediye önü : 1135 m. Konya B.B. önünden- Seydişehir 86 km, Seydişehir  Antalya merkez arası 213 km. Seydişehir; siyasi olarak Konya ili, iklimsel olarak Ak Deniz Bölgesindedir. Seydişehir – Akseki kavşağı 66 km.                             

Konya İnlice mah. yolu ∼ 1565,  Altın çıkartılan Maden ocağı ∼ 1600 m. Kar ve tipi cinsi soğukların olduğu Bağıran petrol tesisleri 1530 m.

Konya Seydişehir Antalya yolu Ecevit Erbakan Hükümeti zamanında  programa alınmış. 15 yıl sonrası Turgut Özal yolu başlattı; 1996 yılında ise Erbakan hükümeti zamanında ulaşıma açılmıştır.

Tınaztepe Tüneli: Seydişehir – Akseki arası Antalya bölgesi dahilinde 1825 rakımlı Alacabel tepesi, kışın kapanıyor. 2016 yılında  Seydişehir Tınaztepe tüneli Bu engeli kaldırmak için  tesislerinin oradan tünel yapımına başlanıldı. Alacabel zirvesinden yaklaşık 300 m aşağıdaki Dağın dibindeki 1530 m rakımlı yerden tünele başlanıldı. Akseki Cevizli Ceceler mevki 1280 m inen ≈ 550 m uzunluğunda.  2019 yılında bitmiş olacaktı 2026 yılına bırakıldı!? 

3 – Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve İlleri rakımları:

7 il’i kapsamaktadır. Ortalama rakım 729 m. En yüksek il 939 m ile Mardin.  Siirt 889 m. Gaziantep 838 m.  Adıyaman 679 m.  Diyarbakır 673 m.  Batman 575 m. ve rakımı en düşük il 510 m ile ŞanlıUrfa    

4 – Ege Bölgesi ve İlleri rakımları:

  8 il‘den oluşmaktadır. Ortalama rakım 512 m. En yüksek il merkezi 1025 m ile  Afyon. Kütahya 957 m. Uşak 911 m. Muğla 658 m.  Denizli 391 m.  Manisa 78 m.  Aydın 71 m. ve sonuncu sırada 10 m ile İzmir gelmektedir.

 5 – Karadeniz Bölgesi ve İlleri rakımları:

18 vilayetten oluşmaktadır. Ortalama rakım 400 m.  Rakımı en yüksek vilayeti 1555 m  ile Bayburt.  Gümüşhane 1169 m. Çorum 818 m.  Kastamonu 809 m.  Bolu 727 m. Tokat 630 m. Artvin 529 m. Amasya 398 m. (Merzifon 740 m) Karabük 262 m. Düzce 150 m. Trabzon 40 m. Sinop 25 m. Ordu 24 m. Bartın 14 m. Giresun 14 m. Samsun 10 m. Rize 10 m.  Zonguldak 8 m. ile  rakımı en düşük il durumundadır.

6 – Akdeniz Bölgesi ve İlleri rakımları:

9 il‘den oluşmakta, rakım ortalaması 391 m.  En yüksek ili 1058 m. ile Isparta. Burdur 960 m. Kilis 649 m. Kahramanmaraş 562 m. Osmaniye 120 m. Hatay (Antakya) 89 m. Antalya 46 m. Adana 26 m. ve Mersin 9 m rakım ile sonuncudur.

7 – Marmara Bölgesi ve İlleri rakımları:

11 ilden oluşmakta. Rakım ortalaması 109 m. En yüksek ili 520 m ile Bilecik.  Kırklareli  210 m. Bursa 163 m. Balıkesir 145 m. Edirne 50 m. Istanbul 35 m.  Sakarya (Adapazarı) 29 m. Tekirdağ 25 m. Çanakkale 12 m.  Yalova 7 m. Kocaeli (İzmit) 4 metrelik rakımlara sahiptirler.

10 mt’lik En düşük rakıma sahip iller. Kocaeli YalovaZonguldak 8 Mersinİzmir – Rize – Samsun 10 m

Rakım ölçümü anındaki soğuk sıcak rüzgarlı yağmurlu hava durumu etkiler. Ayrıca sabah öğlen ve akşam vakti alınan ölçümler, farklı çıkmaktadır.  (ansiklopedik bilgi)

Dünyanın en yüksek yerleşim yeri; Himalaya dağ bölgesindedir. Tibet devletine ait Lhuka Bölgesinde bulunan 5070 rakımlı Tuiwa Köyüdür.

Uydu üzerinden  yaptığım 43 Avrupa ülkesinin bazı başkent rakımları ise. Avrupa’nın en yüksek başkenti İspanya-Fransa arasında bir dağ ülkesi olan Andorra Cumhuriyeti.  Başkenti ise, 1100 mt rakımda yer alan Andorra’dır. En düşük rakıma sahip Avrupa ülke başkentleri. 7’şer m ile Hollanda – Amsterdam ve İrlanda – Dublin şehirleridir. 43 Avrupa ülke başkentlerinin ortalama yüzeysel rakımı ise, ∼ 200 m isabet etmektedir.

Dünya denizlerinin ortalama derinliği ise: 4 km kaynak- livescience.com 12.2010      Mecit   ALBAYRAK

Önce Türk müyüz Yoksa Müslüman mı Meluncanlar ve Kalu Bela nedir?

Haziran 04.2024 – Allaha inanış şekli ile. Tevhit İnancı ve İslam neye; Müslüman kime denir.

Allahın yaratıcı olduğuna, varlığına ve birliğine inanmaya Tevhit İnancı; (ile Kalu  Bela’yı birlikte kabul etmek doğru olacaktır)

– Her yerde ve her şeyde Allahın iradesine boyun eğmeye İslam;

Bütün peygamberlerin söylediği; Allahın emir ve yasaklarına doğrudan uyan, tabi olan  kişilere; Müslüman denir.

– Bu konuda eski Diyanet başkanı Ahmet Hamdi Yazır; Ana rahminde C. Allahın emir ve isteklerini kabul eden kemikli et parçasının doğumdan sonra akilbali/büluğ çağına (14 yaşına) girmesi ile!!, Allaha karşı vermiş olduğu, kendisini yaratanın Allah olduğu taahhüdü ile, sözünün yerine getirilmesine, Müslüman olma devresi diye adlandırmaktadır.

Firavunun ve Hz Musa’nın önünde sihirbazlar; Şuara suresi 47 ve 51. ayetleri arası belirtildiği gibi kendileri için; – Musa ve Harunun rabbine iman eden ilk kişileriz, demektedirler.

Allah’ın İnsanoğluna  ilk emri ‘oku’. Ama sadece papağan gibi Arapçasını değil, anlamını bilmek için, Türkçesini de okuyup öğüt almamız emredilmektedir. Öğüt, insanların anladığı dil ile olursa anlaşılır. Ben dilimi Türkçe olarak seçmedim. Cenabı Allah bana bu şekilde lütfetti. Dünyada dilleri ayıran C. Allahtır. —-

Bir anketör evimize gelmiş ve kapıdan o gün için üniversitede okuyan kızım ile yeğenime sorular soruyor, cevapları işaretliyordu. Böyle bir anı kaçırmak istemezdim ama üniversitede okuyan iki genci, bu durum ile baş başa bırakmak istedim.

Neden sonra gençlere,  soruların ne olduğunu sordum. Bir kaç soru ve verdikleri cevapları onaylamam dan sonra kızım Ayşegül:

– Baba, bize – ” Biz önce Müslüman mıyız  yoksa   Türk müyüz ?”, diye sordu. Peki ne dedin?

– Önce Müslümanız, dedim. Yeğenime dönerek; Sence diye sorduğumda, o da Müslümanız, diye cevap verince, daha önceden bilgi sahibi olduğum Meluncanlar aklıma geldi. Ve başladım bu olayı aktarmaya.

ABD’ nin Atlas Okyanusuna bakan Virginia ( Virjinya) Eyaletinin Apalaş Dağları bölgesinde yaşayan bir Amerikalı, hastalanıyor. Yapılan tetkikler sonucunda bu kişideki hastalığın Akdeniz anemisi humması teşhisi konuluyor.

Bu hastalık; Akdeniz bölgesi etrafında yaşayan tüm ülke ve insanlarında görülen bir tür kan hastalığıdır. Yaptıkları tıpbi genetik araştırmaları neticesinde Atalarının Akdeniz havzası ülkelerinden Türk! olduğu  bulgusuna erişirler. Bazı gelenek ve göreneklerinin; Türklerin gelenek ve görenekleri ile ortak olduğunu fark  ederler. Öyle ise Türkler oraya nasıl gittiler?

-tarihi gerçek, alıntı- Yaklaşık 1580 – 1620 yılları arasında Portekiz, İspanyol ve İngilizlere esir düşüp, bu ülkelere ait savaş ve ticaret gemilerinde esir – forsa olarak bulunan Arap / Osmanlı Türklerinin bir bölümü, bir vesile ile yeni kıta Amerika’nın Virginya eyalet topraklarına mecburen veya kendi istekleri ile ayak basmışlar.

Meluncanlar ismi nereden geliyor? Abd’ye ayak basan ilk Müslümanların, kılık kıyafet ve inanç şekillerinin Avrupalı göçmenlere göre olan farklılıklarından dolayı, bu kişilere kötü manasında, ‘Mel’un‘ benzetmesi yapılmış. Zamanla mel’un tabiri bir topluluk adı olarak kalmış.

Yazımızın konusu; Önce Müslüman’mıyız yoksa Türk’mü ? sorusu doğrultusunda  Kızıma ve yeğenim Şükrü’ye bu gelişmeleri aktardıktan sonra, şu noktayı vurguladım.

Sonuç olarak biz; Önce Türk ve Sonra Müslümanız, dememden sonra yeğenim Şükrü :

– Amca, anlattıkların ‘ cuk ‘ oturdu, ifadesini kullandı.

Burada ister istemez insanın aklına “KALU BELA”  görüşü gelebilir. Kalu bela’dan kasıt: Cenabı Allah; İsrafil A.S.ma,  -Kıyametin ‘an’ öncesi, Sur’a üflemesini emredeceği ana kadar yaratacağı bütün insanlara A’raf suresi 172. ayetinde;

– (Dikkatinizi çekerim! Bu ayette sadece Ademin demiyor. (Yahudi- Hristiyan dahil) Adem oğullarının diyor. Hani Rabbin; Adem oğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları kendi nefislerini, kendi benliklerine şahit tutarak şunu sormuştu.

-‘Ben Rabbiniz değilmiyim? diye soruyor.  Dikkat ediniz! Sizi Müslüman olarak yarattım, demiyor.

Ana rahmindeki canlı; ‘Evet Rabbimizsiniz‘ demişlerdi. C. Allah; Kıyamet günü ‘Biz bunlardan habersizdik!’ demeyesiniz, diye sormakta ve söylemektedir.

Araf suresi 172. ayetinde Allah- Adem oğullarının  zürriyetlerini aldığını belirtir. Bu ayet üzerinden İlk Adem’i kast ettiğini yorumlamayın. Oğullarından, diyor. Kuranın Ali imran 6 ve Müminün suresi 14. ayetinde hamile kalma şekli anlatılmaktadır. Sırası ile önce sulu meni/cenin ana rahmine yerleşiyor. İkinci aşamada bu cenini ana rahmine yapıştırıyor. Üçüncü bir müddet sonra ana rahminde bu sıvıya et ve kemik bürümü verdiğini Cenabı Allah bizlere bildiriyor.

1..Rahimlerde sizlere dilediği şekli veren O’dur. 2.. Sonra onu, bir başka yaratılışta yeniden kurduk.. ayeti devamında C. Allah Cenini; et ve kemik şekline çevirdiği 2. safhada ANA RAHMİNDEKİ bu canlıya- Ben senin Rabbin değilmiyim? diye sormaktadır.

Hak Dini Kuran Dili eserinin 5. bölüm 167. sayfasında Ahmet Hamdi Yazır yukarıdaki sureler hakkında;

Anne rahminden önce tüm insanlar, 1. evrede erkek bünyesinde sperm/cenin halindedir. 2. evre Anne rahmidir. Sıvı halden, et ve kemik bürünümü ile insani şekle döndürülen varlığa C. Allah kendi nefsinden ruh ve can veriyor. Sonra ana rahmindeki bu görüntüyeBen senin Rabbin değil miyim? Diye sormasının nedeni olarak!

Allahın varlığına  birliğine; Ölünceye kadar verdiği bütün lütufların kendisinden olduğuna; Yaşadığı an ve ölümünden sonrası bedeni üzerinde her türlü tasarrufun Allah katında olduğunu; kabullenmesidir. Şeklinde yorumlamaktadır.

Bizler, bu dünyada İlahi varlığın bir lütfuyuz. Ana rahminde iddia, inat, terbiyesizlik, ahlaksızlık, şeytanlık ve Allahı reddetme yetisine sahip olmayan melaike idik. Allahın her istek ve emirlerini ‘Bi Hak Üzere’ kabul etmişiz. Öyle bizlere anlatıldığı şekli ile Adem AS var edildiği anda bu olay, olmamıştır.

Çocuk kaç yaşında akıl baliğ  ve Müslüman olur?

1970 basımı bir kitapçıkta Eski Diyanet İşleri Bşk Ömer Nasuhi Bilmen Çocuk 14 yaşında akilbali olur, diyor. Hangi dine geçeceğine (anne babası değil) kendisi karar verir, diyor.

  • Zerdüşt inancında bile bu dine mensup olma yaşı; 15 tir.
  • Diyanet İşleri Başkanlığımız ise!  4 yaşındaki çocuğa Cenabı Allahın yüklemediği ‘yükü’ mecbur etmektedir. Sanırsınız ki! Bu 4 yaşındaki çocuğu Mekkeye hafız diye yollayacaklar.

Dikkat ediniz; Ahmet Hamdi Yazır ve Ömer Nasuhi Bilmen; Bazı müfessirlerin Fussilet 11. Ayetini öne çıkarmasını kabul etmiyor. Bir Çocuk akil bali olunca kendi dinini seçme hakkına sahiptir, diyor.

Bu bilgi ve iddia doğrultusunda olan kişilere, ben (mecit) şunu sorarım! Sabı / Sabi kime denir? Hangi manaya gelir?

S. Ahmet Camisi şadırvanlığında, Türkçe ve İngilizce yazdırıp asılmış peygamberler tarihi, bir belge özelliğinde sergilenmektedir

Dikkat ederseniz, bütün peygamberler için S.A.V. ifadesi var.  Hz İbrahim için, Tek Allaha inanan Müslüman ifadesi var. Müslüman ve Müslümanlık sadece Hz Muhammed ve inananlaramı ait?  Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, Tevhit – Tek Allah emri var. Ocak 2014     Mecit  ALBAYRAK

Akdeniz Bölgesinde Pürem ve Keçi Boynuzu Balı Üretimi.

İ12181020142224 - Çiçekli pürem (5)

Haziran 03 2024 – Pürem balı,  Kırmızı – kahverengi karışımı bir görüntüsü ve  kendine has hafif ekşimsi, insana ferahlık veren kokulu bir tadı var.lk zamanlarda pürem kokusu belirgin olur. Resimdeki  bal kavanozlarından öndekiler karışık hali ile pürem, keçi boynuzu, sünemit balı, arkadaki çiçek balıdır. Öndeki pürem balları  kristalize olmaya başlamış.

Pürem balının kristalize hali, diğer bitkilerin kristalize halinden, farklı oluyor. Sanki havada uçuşan bir tüy gibi. Eski arıcı arkadaşlar: Pürem balı 7 (yedi) derde deva, 7(yedi) derdi azdırır derler.

2011 Eylül ayında, Seydişehir deki  gezgin arıcılık  yapan arkadaşlar Manavgat’a yağan yağmur haberinden sonra  kovanlarını toplayıp, genelde daha önceden bildikleri noktalara akın ettiler. Yağmurların yağması  ile yapılan kovan nakli pürem nektarı içindir. Yalnız, Antalya bölgesinde olduğu bilinen ve toprak altında, duvar deliklerinde yaşayan, boyları en az 3.5 cm olan Kızıl arılar, İç Anadolu bölgemizde yaşayan küçük sarı arılardan daha tehlikelidir. Çünkü:

İç Anadolu bölgesinde yaşayan sarıca arılar, genelde kendine saldırılmadığı müddetçe sadece kovan içerisindeki balı yerler. Ak Deniz bölgesindeki kızıl arılar ise, bal arılarına saldırırlar. Bal eksilirse, bir şekilde bal tedarik edilir. Ama arı giderse, kötü olur. Tavsiyem, Antalya bölgesine kovanları götüreceğiniz de, yanınıza sinek öldürücü -fısfıs tüpler ile toz veya sıvı DDT  alınız. Bu ilaçları sıkmak içinde yanınızda fıs fıs püskürtme işlemi yapan plastik tabanca kutuları bulundurunuz.

Gelelim püremin bulunduğu bölge ve pürem balı üretiminin ne olduğuna : Pürem bitkisi, bir nebze çalı şekline benzer.  Seydişehir üzerinden  Manavgat yönüne doğru gidişte, Gündoğdu ilçe yol ayırımını tahminen 5 km geçildikten sonra, yol kenarındaki tepe ve dağ üzerinde görülmeye başlanır. Yalnız bu bitki, Ak Deniz bölgesinin her noktasında görülmüyor.

Gördüğüm ve soruşturduğum üzere 2010 yılındaki pürem balı hasadı, Seydişehir deki arıcı arkadaşları oldukca memnun etmişti. 2011 yılı  Ekim ve Kasım aylarında yapılan hasattan pek memnun olanını görmedim ve duymadım. Peki geçen sene bal hasadı iyi iken,  bu sene neden olmamıştı? Bütün mesele, meteorolojik koşullara dayanıyor.

2013 Kasım itibari ile Manavgat ta yetişen pürem bitkilerinin çiçekleri tam açmadı. Yinede ekim aralık arası polen için sünemit,- bal hasadı için pürem  ve keçi boynuzu Ekim/Kasım arası güzel oldu. 11 kovanımdan az- çok 24 çita aldım ve strafor ile sıkıştırıp şerbetledim.  31 Aralık 2013 Salı günü tekrar kontrola gittim. Bir kovanımın anası ölmüş. Kalan arıları dışarıya silkeledim. Bu arıların üzerinde ana kokusu olmadığı için, diğer kovanlara sorunsuz girerler. Diğer kovanlardan birer çita  çektim. Alt hava giriş ile üst çıkış yarıklarını biraz daralttım. Bazı kovanlarda hala alınacak  nektarlı çitalar vardı, Almadım. Çita aralarına ilaçlı karton  ve örtü tahtası üzerine -her ihtimale karşı- sorma şeker koyup, kapattım.

Ak Deniz bölgesine Sonbahar ve Kış mevsiminde, denize bakan taraftan bu bölgeye yağış ve sıcaklık gelse de, yükseklere yağan karın soğukları,  poyrazdan güneye doğru esen  soğuk rüzğarlar vasıtası ile,  bu    bölgeye inmektedir. Bu soğuklar, bitkinin tam açmasını veya nektarını oluşturmasını engelliyor veya oluşumu geciktiriyor.

Az yağan yağmur, bitkiyi besleyemediği gibi çok yağan yağmur da, nektarı akıtıyor ve tarlacının araziye gitmesini engelliyor. Hatırlarsanız 2011 yılı Antalya bölgesinde, bol yağış oldu. 12.2011

Pürem bitkisi, her nedense aynı iklim bölgesinde olmasına rağmen,  Serik bölgesinin sadece dağlık bölgelerinde yetişmekte. Serike bir gidişimde, Manavgat yolu üzerinde olan pürem bitkisinden köklü söküp, evimin olduğu bölgeye Allahın izni ile, ekeceğim. 14.02.2022

Petek veya çitaların kovanda yerleşik sırası.

Haziran 02.2024 –Sıfırdan Çitaların yerleştirilme şekli: Siftah dediniz arıcılığa başladınız.-Siz kovanın arkasındasınız- Arıların üzerini yeterince kapladığı sayı kadar hazır veya ham çitanızı koyun. Şerbetliği kovan üstüne koyup şerbetini döküp kapatınız.

Şerbet, hem yemesi ve hemde petek örmesi içindir. Arılar bütün ham çitaları kabartılar ve ana arıda çitanın iki yüzüne tamamen günlük attı. 30 gün sonra yeni petek veriniz. Bu konuda Çita veya petek örümü. Başlıklı yazıma bakınız.

Ne zaman ki arılar, son koyduğunuz peteğin ön ve arka yüzlerine bal ve polen koymaya başladı ise, artık bu andan itibaren ham çitalarınızı, baştan ve sondan ikinci yere koymaya başlayınız.

Tabi ki bütün bu yazdıklarımın hepsi; Ana arıya, her türlü hava şartlarına, araziden gelecek nektar ve polene, kovandaki genç ve tarlacı arı sayısına, kovanda olabilecek her türlü hastalıklara ve sizin vereceğiniz şerbete bağlı.

Eski Kovan ve eski petek yerleştirilme şekli ise; 10 çitalık bir kovan için (siz kovanın arkasında ve sağ tarafınız 1. hesabı ile)! En dıştan sağlı – sollu 1. ve 10. çitalar hep ballı – polenli çitalar olmalı. Ham çitalar 2 ve 9 Diğer ballı polenli çitaları 3 ve 8 e, Açık/kapalı yavrulu çitalar 4 ve 7, tam yavru kapalı çitalar 5 ve 6 ya konulur. (Rahmetli Prof Dr Muhsin Doğaroğlu uygulaması.) Kuluçkalık, tamamen doldu.

İlave koyacaksanız. Kuluckalık içindeki kapalı günlüklü 5. veya 6. çita ile, ballı polenli 1. veya 10. çita, ilaveye konulur. Ballı çita ilavenin sağ dip tarafına, diğer çitada hemen dibine konulacak. Soğuk havalarda, İlavedeki Çitanın Bitişiği boş yere strafor veya şeker çuvalını koyunuz. Sıcak havalarda çuval koymayınız. Arı çoğaldıkça 1 – 10. çita kuralını uygulamaya devem ediniz.

Aşağı kuluçkalığa ise; Çektiğiniz çitalar hangi taraftan ise! Çektiğiniz İLKYERE 3. Veya 8. çitayı koyunuz. Diğer çitaları ise! Sağlı sollu orta yere doğru kaydırınız. Yine 2. ve 9. yere ham çitay koyup kapatınız. 06.2020

Arının dalak atması nedeni hakkında.

Haziran 02.2024Arının dalak atmasının nedeni ve şekli İki nedenden dolayı olur.

Arının çoğalabilmesi için petek olması lazım. Bunun içinde yabani hayatında olduğu gibi ya kendisi oluşturur yada bizlerin ham petek vermemiz lazım. Arıcı, arı sayısal olarak çoğaldığı zaman petek vermezse! O zaman arı, arıcıya -Ben petek istiyorum der.

ABeyaz renkli, içinde günlük olan dalak ile koloni şunu demek istemektedir. Ben petek istiyorum. Ayrıca beyaz peteğin oluşması; Araziden nektarın geldiğinin göstergesidir.

B – İçinde günlük olmayan kahverengi dalağın manası ise; Kovandaki genç arı, ben varım demek istemektedir. Kovanda Genç Arı varsa; kahverengi peteği kışın dahi yapar.

Arı dalak atmış ama koloni zayıf. Üstelik son verilen ham petek daha boş ve önlü arkalı tam örülmemiş ise! Özellikle! -buraya dikkat- arı zayıf ise!! Bu petek tam örülmeden, ana arı peteğin önlü arkalı içine günlük atmadan başka petek vermeyin. 2021

Arının salkım yapması ve çeşitleri.

Haziran 01.2024 – Arı iki ayrı yerde salkım yapar.

Arının Üzüm salkımı yapmasının nedeni ve çeşitleri

1– havaların aşırı  ısınması, 

2– Kovan içinde boş yer olmasına rağmen işi olmayan arılar dışarıya çıkar. 

3– Koloninin kuvvetli olmasından dolayı ayak basacak yer kalmamıştır.

A- Uçuş tahtası altına yaptıkları salkım. Kovan içinde sıcaklık; hem havanın etkisi hemde, arıların vücut sıcaklığı nedeni ile aşırı artış olur. Bu artış, kovan içinde faaliyeti azaltır. Sıcaklıktan dolayı iş yapamayan arıların bir kısmı, kovan dışına çıkar. Dışarıya çıkan yavru arılar enerjilerini korumak için uçuş tahtası altında uzunlamasına, üzüm salkımı biçimi yaparlar. 

B- Kovan içi salkım; Kışın üşüyen arılar, vücut sıcaklıklarını korumak için uğur böceği şeklinde yumak olurlar. Bu durum, havalar ısınıncaya kadar devam eder. Aynı yerde bal var ise! Yaşamaya devam ederler. Bu süre içinde bal biter, sıcaklık olmazsa, topluca ölürler. 03.2018 cmt

Kovanda Petek kırıntıları.

Haziran 01.2024  uçuş tahtası veya alt çekmecede petek kırıntıları: A – Petek Üzerinde sır’sız yiyeceği kalmadığı için, sırlı balları açıp, yemeye başlamışlar. Kırıntı, bu kapak artıklarıdır. Şerbet verin. B – Verdiğiniz son peteği  beğenmemişler. Bakınız, gerekiyorsa peteği değiştiriniz. Veya peteği zamanından önce erken verdiniz.  C – Bu Kovan, yağmaya uğramış. Dışarıdan gelen arılar, ballı petekleri parçalamışlar. Kışın yağma durumu hariç, petekleri parçalamazlar. 01.2011

Bir İki veya Üç çitalık arıyı çoğalta bilmek.

Arıyı çoğaltmak için polen takviyesi verilmeli .

1. Örnek : 06.2024 – 2017 yılı Ekim ayı. Üç kovanım ve her kovanda birer çita ve her çita üzerinde sadece bir avuç arı vardı. Bütün kovanlara elimde olan poleni, pudra şekeri ile, hafif nemlendirip, avuç içi büyüklüğünde bir naylon parçası üzerinde, çitaların üzerine koyup, devamlı takip ettim.

Arılar poleni yedikçe yenisini verdim. Bu süre içerisinde günlük atımı olmasa bile, arılar sağlıklı beslendiler. Bu noktada, Muhsin Doğaroğlu hocamızı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Poleni ve şerbeti biten kovanlara devamlı takviye yaparak, 25 Ocak 2018 tarihine geldim ki; Günlükler elle tutulur şekli ile atılmaya başlanmıştı.

Mart ayı ortasında, kovanlarımı buradan alıp badem, kiraz ve meyve çiçeklerinin yeni açtığı başka bir bölgeye götürdüm.

Bu 3 Kovanım burada iken 5+5+6 çitalık olmuşlardı. Mayıs ayı ortasında ise, anaya bolca günlük attırmak için haşhaş/Afyon tarlalarının olduğu bölgeye götürdüm.

Haziran ayında bu üç arının biri ilaveye çıktı, diğeri ise ana değiştirmeye kalktı. Diğeri pek varlık gösteremedi. Örnek verdiğim 3 kovanım ile birlikte 19 kovanım vardı.

Buradan, kabak tarlalarının olduğu bölgeye gittim. Allaha şükür bu bölgede iken kiraz meyvesi tadı ile karışık iyi balım oldu.

Lakin, bir işimden dolayı arılara bakamadım. 2019 Mayısında ise, Akdeniz bölgesinde olmama rağmen o kadar arıdan, tek bir çitalık arım kaldı. 06.2019 —-

2. örnek. 2022 yılı Ocak ayında Antalyada 1,5-2 çitalık arısı olan iki kovanımdan biri Seydişehirde 19. çitada iken ana değiştirdi. Diğer kovanım jse; Allaha şükür 21Tem. İtibarı ile, yarısı bol polenli olmak üzere 30 çitalık oldu.

21 Temmuz 2022 ayı serin ve ilk günlerinde az-çok yagmur yağdı. Arazi çabucak kurumadı. Hala çiçek, nektar POLEN ve basara, aralıklı da olsa devam etti. Arılar hem petek ördü hemde dalak attı. Ayrıca ham petek ile şerbeti gerektikce verdim. 2022—

Bu neye bağlı? İlk önce Ana arı ve iklim şartlarına bağlı. Arıcının kendi kabiliyeti ise! Sonradan geliyor. Geçmişte Nisan ayında gün aşırı şerbet verdiğim halde, petek örmemişlerdi.

Şunu unutmayın! Ana arı günlüğü; Ham peteğe daha bol ve iştahla atar. Arı; Haziran sonrası petek örümü ve günlük atımını yavaşlatıp, bal stoklamaya yönelir. 07.2022

Babam Lazoğlu Şükrü Usta ve Seydişehir.

İlk bölüm: Babam Lazoğlu Şükrü Usta,  

Nis 23, 2024 – 1940 – 50 yılları, sanatkarın olmadığı, olanlarında parmakla gösterildiği zamanlardır.  Burada  herkesin işine koşar. Bileğinin hakkı ile kendini kabul ettirir. 1950 yılında Seydişehirde çalışmaya   başlar.

Akseki! O zamanlar sahil kenarları pek makbul olmadığı için, bura halkının bir bölümü Seydişehir’e gelmişler.

Aksekili ailelerden biri olan Hasan Baran’ın yanında çalışmaya başlar. 1951 -1957 yılları arası burada çalışır. Bu aile ile olan ahbaplığımız, son nesilleri olan torunları (2024) üzerinden devam etmektedir.

  • HAPİSHANE  HATIRASI

Babam; 1953 – 54 yılları arasında, Beyşehir istikametinden traktör ile buğday  getirirken; Bu yol üzerinde ve Akçalar Kasabası yakınında yer alan Çifte Köprüler üzerinde iken, bir şekilde traktörün arkasındaki römork; bağlantısının yerinden ayrılması neticesinde köprüden çaya düşer. Römork üzerinde olan kişilerden biri ölür.

Trafik kazası sonrası hapse girer. Hapishane arkadaşları Bozkır ilçesinden Ethem  ve başka vilayet ten gelen, Hamdi idi.

Ethem amca, kısa boylu, zayıf biri. Digeri Hamdi ise,  iri yarı ve kilolu imiş. Babamın, bu arkadaşı ile unutamadığı ve bizlere de  aktardığı bir anısı var idi. Mahkumların, aydınlatmaya çıkartıldığı bir gün de Hamdi, babama :

– Şükrü: Sende para yok, bende para yok. İkimiz para kazanalım, der. O an orada bulunan mahkumlar pür dikkat kesilirler. Babam – Olur ama, nasıl kazanacağız?  –

Kolay, senin burnuna halka takalım, ben tef çalarım, sen de ayı gibi oynarsın, böylece para kazanırız, der.                                          Babam : İyi ama, ayı oynatmanın da  bir  şarkısı var. Sen biliyormusun?

– Hayır, der Hamdi.  Bu sefer hapishane arkadaşları babama;  – Sen biliyormusun?, diye sorarlar. Babam :

– Evet, der. Ve şarkısını söyler.

Ayımın gözleri humar. – Birini açar, birini yumar

– Ağalardan bahşiş umar. – Vay ayı, vay koca dayı, diye dörtlüğü söyler.

Bu sefer bütün mahkum arkadaşları Hamdi ‘ye;

Hamdi, sen ayı olacaksın;  Şükrü’de tef çalacak ve sen oynayacaksın,  derler. Konu bu şekli ile kapanır.

  • EVLİLİĞİ VE BELEDİYEYE GİRİŞİ

Babamı, yabancı olmasıHasanKaçmaya karar verirler. Ve evlenirler.

( Daha önceleri kızlarını babama layık görmeyen aileler; 1960 lı yıllarda belediyedeki işinden dolayı namı ve adı duyulan babam için: – Böyle olacağını bilseydik, kızımızı kendi elimizle verirdik, demişler.)

Babam; 1957 yıl Ocak ayında Seydişehir Belediyesine ait elektrik üretim santraline – Makinist, olarak resmen işe başlar. O zamanlar şehir içindeki ‘eski’ otobüs garajı olan yer, aynı zamanda hem elektrik santralinin, hemde haftalık perşembe Halk pazarı yerinin olduğu kesimdir.

Sene 1960. Babam, bir komşunun leblebicilik yapan oğlunu, komşularının ısrarı ile yanına – yardımcı, olarak alır – aldırır. İşi öğretmeye çalışır. Her ne kadar babam –Usta olsa da, sonuçta bir yabancıdır. Dışarıda dükkanı olan ve motor tamirciliği yapan başka bir ustada,  babamın yardımcısını geliş  – gidiş, babama karşı – Sende usta oldun, bu işi biliyorsun, sana  yardım ederim, türü yönlendirmelerle babama karşı dolduruşa getirirmiş!

Babam, zamanı geldiği için elektrik santralinin genel remizlik ve bakımını yapar. İki büyük İtalyan dizel motorlarına ait ilk çalıştırılma anında uçlarına fitil takılıp – yakılan ve silindir kapaklarına sıkıştırılan ateşleme fişeklerini, öneminden dolayı ayrı bir yere koymuş. Temizlik sonrası bu fişekleri koyduğu yerde bulamaz.

Bulamadığının sebebi ise: Babamın fişekleri koyduğu yere, Değirmen ustası olan kişi; değirmene ait değirmen taşını yuvarlayarak duvara dayamış. Fişekler; değirmen taşı ile duvar arasında kalmış. Fişeklerin bulunmayışının sebebide bu.

Babamın işe aldırttığı kişi: – Lazoğlu, bu malzemeleri falanca şahıslara ait un değirmeninde kullandı, oraya verdi, diye konuşur ve o zamanki yetkililere bu şekilde şikayet eder. Babam her ne söylerse de, kendini aklayamaz. Sene 1960 başları. Seydişehir ~ 2500 nüfuslu küçük bir kasaba.

Seydişehirde 1960’lı yıllarda geçerli bir meslek olan #LEBLEBİCİLİK ( Ki! Seydişehirde Leblebiciligin tarihi 1300 yıllarına dayanır.  Bakmayin siz! Şimdilerde Çorum un adının çıktığına. Seydişehire Alüminyum Fabrikasının kurulması ve gelişen teknoloji sonrası bu meslek erbabapları işlerini terk ettiler. ) Sıcak Demircilik, Kalaycılık, Nalbantcılık, hayvan koşum işi yapan Saraclar, Terziler (bu işi yapan Ermeni ustalar) ve motorlu un değirmenleri vardı.

Bu yerlerin sahipleri ve şehir halkı babamı, –  yabancı olarak görseler de haliyle,  hem tamirci hem elektrik santrali baş makinisti olması sebebiyle gece gündüz ve daimi, işleri düşüyor. Bundan dolayı seveni de, sevmeyeni de var.

Sonuçta babam; gerekli – gereksiz herkesle ve esnaflarla, işli dışlı olmak zorunda. Kaldı ki; vermiş olsa bile, başkasına vereceği (yedek) fişeklerden 1 – 2 tanesi olur. Büyük motorlara takılan fişek ise 6+6= 12 adet. Haliyle bu fişeklerin yedeğide olması gerekiyor.

Haliyle o zamanlarda ülkemizde ve Seydişehir de ‘usta’ aramakla bulunmuyor. Babamın, Mesleğinden dolayı bir şey sorana, yardım isteyene her zaman faydası oldu. Ayrıca, kendisine ihtiyaç duyulan resmi bir işi yapıp, sorunsuz olarak elektriğin üretilmesini sağlıyor. Bir şeyi daha vurgulayayım. İşin içinde – İşten çıkışı söz konusu olacak olan – kişi, başkalarının menfaati için kendini harcatır mı? İster istemez kim olsa, – bu fişekler kasıtlı saklanıldı’mı! demezmi?

(Belki – Bence! Yukarıda belirttiğim yerli- yabancı anlayışı nedeni ile değirmenci ile babamın yardımcısı işbirliği yaptılar! Değirmenci; Fişekleri lsteyerek sakladı….)

Babamın suçsuz olduğu anlaşılır. Ve iş başı yapabileceği söylenir. Babam kabul etmez.  Çünkü geçen zaman içerisinde babama karşı söylenen hakaret ve suçlamalar söz konusudur. Haliyle o gün için yapılan ve konuşulanları tam olarak bilmem imkansız. Ama, hoş sözler olmayacağı da kesin!

Esasında hatırlamam gereken ama sonradan öğrendiğim bir olay daha! Babam, belediyedeki işinden ayrıldıktan sonra; Yazımın başlarında belirttiğim bir olayın aynısı, bu sefer Seydişehirli jeep taksici Hüseyin Gülpınar ile yaşar.

1. Bölümde yazdığım gibi bu sefer Hüseyin Gülpınar, aynı teklif ile: Sermayesi benden – ustalık senden der ve tamirhane dükkanı açarlar.

Burada fazla kalmaz ve ayrılarak Ankara’ya  çalışmaya gider. Sene 1960 yılı ortası. Bu kısmı çok iyi hatırlıyorum. Rahmetli Dedem ‘karakaş Yusuf’ ile Ankara’ya babamın yanına gittik. Babamın bana aldığı uçan balon, otel odasında karyolanın altına kaçmıştı.

  • İZMİT/ GÖLCÜK  VE SEYDİŞEHİR

1950 – 60 lı yıllarda ABD malı  çeşitli amaçlı makinalar, Türkiye nin bir çok  yerini kaplamıştır. 1961 – 62 senelerinde, İzmit – Gölçük te ikamet etmek durumunda kaldık.

Bu arada babamın işe aldırdığı yardımcısı kişi, santral makinisti oluyor. Ayrıca, aslen Seydişehir’li olup Seydişehir dışında motor tamirciliği yapan başka bir (İbrahim) ustanın, şehre gelmesi ve santral makinistine dışarıdan yardım etmesi sağlanır.

Gel gör ki, kuytu köşelerde yapılan konuşmalar ve ayarlamalar,  elektrik santralindeki 6+6=12 adet fişekle çalışan 2 adet büyük (8 – 10 mt uzunluğunda) İtalyan ve 1 adet küçük (5 mt) Çekoslavak malı jeneratörlerin, randımanlı çalıştırılmasına bildikleri, kafi gelmez. Olan arızalar yapılamaz yada yeterli olmaz.

1960 ihtilalî sonrası 1962 yılında yapılan seçimler neticesinde askeriyeden emekli Binbaşı Nevzat Akbaş, belediye başkanı olur. Her ne kadar belediye başkanı Seydişehirli olsa da, devamlı dışarıda olmasından dolayı, santralin çalıştırılma durumunu ve geçmişini bilmemektedir. Fakat başta Seydişehir halkının bildiği bir şey var. Şehir de elektrikler düzgün verilememekte, motor arızalarının sonu gelmemektedir. Halkın şikayeti artmaktadır.

Belediye Muhasibi Erol Ulutaş O zamanlar, Lazoğlu Şükrü nün geçmişte başına gelenleri  bilmekte, takdir etmektedir. Ama yapa bileceği bir şey yoktur. Vakti saati geldiği için durumu Belediye Başkanına iletir. Nevzat Akbaş: Lazoğlu her ne yerde ise bulun, gelmesini sağlayın, der.

Hatta bizzat başkan, dedemin evini bu maksatla ziyaret bile etmiş. Sonuçta görevlendirilen kişiler, ‘Karakaş‘  lakaplı Yusuf dedemi  Gölcük’e, babamı Seydişehire dönmesi için ikna etmeye gönderirler. Babam ve biz şehre dönüş yaparız. Babam bir süre belediye ile antlaşmalı olarak, gündüzleri açtığı tamirhanede, geceleride elektrik santralinde çalışır. Çünkü Seydişehir halkının, örnekte olduğu gibi kendisine ne yapacağını bilemez!

  • SEYDİŞEHİR

Babamın bir şekilde işten çıkartılmasına neden olan kişi, babamın akibetine uğrar. Haliyle, elektrik santralında tek kişi olarak çalışırken bu sefer, belediyede şoför olarak çalışan başka bir arkadaşı; kardeşini işe almasını ister. Ve bu seferde bu kişi ile çalışmaya ve bildiklerini öğretmeye başlar.

Gündüzleri, bazen öğleden önce  10 – 11,  öğleden sonrada 13 – 15 saatleri arasında elektrik verilirdi. O zamanlar şehrimizde geçerli meslek olan ‘leblebicilik‘.  Tamirciler, leblebiciler için ger ve haftada bir Çarşamba günleri gündüz film oynatan sinemacı için, elektrik elzem idi.

Akşamları verilmeye başlanan elektrik, gece 24⁰⁰ kesilmeden önce halkın bildiği ve babamın uyguladığı bir yöntem vardı. Babam, gece saat 23.30′ a doğru elektrikleri 2 – 3 sefer keser / verirdi. Bundan amaç, yatmamış ve gezmede olan kişilere, yatmaları veya evlerine gitmeleri konusunda, bir ikaz idi.

1960 lı yıllarda daha elektriği olmayan köy ve kasabalarımızın olduğunun bilindiği bir zamanda,  dramatik bir hatırayı aktarmak istiyorum.

Günün birinde bir köylü vatandaş, şehre gelip bir ustaya uğrar ve bir kaynak işinin yapılmasını ister. Usta – Şu an elektrik yok, geldiği zaman yapalım, der. O güne kadar elektriğin ne olduğunu bilmeyen vatandaş ustaya; – Nerede ise bana söyleyin, ben gidip getireyim, der. Ustanın  muzipliği tutar.  O an atölye içinde bulunan ve halkımızın özellikle alış verişlerde kullandığı söğüt dalından örülmüş üsten saplı büyükçe bir sepeti gösterip:

Peki şu sepeti al, garaja git. Orada fabrikada Laz oğlu isminde usta var, onu bul, selamımı söyle sana biraz elektrik versin, al gel, der.  Vatandaş sora sora babamı bulur. Ve  SA – AS Usta, beni usta gönderdi. Şu sepete biraz elektrik veriver, benim işimi yapacak, demiş. Babam, gülermisin  – ağlarmısın! adama acıdım, derdi.

Dikkatinizi çekerim: 1960’lı yıllarda; Türkiye de  makine ve teknikleri konusunda tek yetkili kurum olan Makina Kimya Endüstrisi (MKE),  – bildiğim kadarı ile – belediyeye ait olan iki adet büyük İtalyan, bir tanede küçük  Çekoslavak malı motorlar için  Çalıştırılamaz‘  raporu vermiş.

Hal böyle iken babam, elektrik santral ve motorlarını, Seydişehir’in enterkonnekte sistem ile Türkiye çapında genel elektrik  sistemine geçtiği 1969 yılında motorları, çalışır vaziyette teslim etmiş ve santrale kilit takılmıştır..

Babam; 1966 yılında ise; Alaylar mahallesine bir ev yaptırmaya başlar. BelediyeBu aralarda Etibank Aluminyum fabrikası temellerinin atılması ve işçi alımları başlar.


Rahmetli Nevzat Akbaş; O zamanlardaki Etibank Alüminyum Fabrıkası yetkililerine şifaen- Belediye elemanlarından Lazoğlu Şükrü HARİÇ, istediğinizi – isteyeni işe alın, demiş

Bu sefer yardımcısı; O zamanlar 12 Eylül sonrası belediye başkanlığı görevi yapan kaymakama: – Ben cumartesi günü memur olduğum halde çalışırken Lazoğlu çalışmıyor diye  şikayet ediyor. Kaymakam / Belediye başkanı kişide babamı, cmrt günüde çalışmaya mecbur ediyor. O zamanlar babam bu duruma çok üzülmüş ve işe aldırdığı kişiyede çok kızmış ve bu kişi ilede muhabbetini kesmişti.

Danıştaya açtığı mahkeme sonunda, Fazladan çalıştırıldığı 12 iş gününe ait  tatili mahkeme kararı ile aldı. Ve babam,  1982 yılında emekli oldu. Ömrü hayatı, gece gündüz hep çalışmakla geçmiştir. . Bir hatası vardı. Çok sigara içer, eksoz gazı içinde – mis, derdi.

  • GÜRCİSTAN BATUM ve SEYDİŞEHİR

1969 yılında Zonguldak lı bir kişi; Gürcistan  Batum da yaşayan akrabalarını görmeye gidecektir. Yanında akrabalarına ait bir çok resimleri de götürür. Zonguldaklı kişinin, Batum da misafir olacağı aile, babaannemi tanımaktadır. Ayşe babaanneme: Ayşe, Türkiye den bir akrabamız geldi. Sen de gel, hasretlik giderirsin, diye çağırırlar.

Babaannem gelir. Getirilen resimlere bakar. Resmin birinde gördüğü bir erkek için: Bu, falanca değil mi?, diye sorar. Sorduğu kişi ÖZ ablasının oğlu ve yeğeni olan, Asım Özbostancı’dır.

Türkiye ye gelen Zonguldak’lı kişi, hemen Asım amca ile irtibata geçer. Asım amca, biraz zorlanarak Hürriyet Gazetesi aracılığı ile babamın adresini bulur ve mektup yazar. 1970 yılından 72 yılına kadar Azerbaycan – Bakü ve Türkiye – Seydişehir arasında yapılan yazışmalar neticesinde: Babaannem Ayşe, Halam Fadime ve kocası Abbas Abbasof, T. C. ve S. S. C. B. ne yapılan başvurular neticesinde, 42 yıl aradan sonra 1972 Mart ayında Türk topraklarına ayak basarlar. 

Amcam Hamdi YUSUFZADE, birkaç kez Türkiyeye geldi. Şuan Azerbaycan Bakü de, halamın 4 kızı, torunları ile babaannemin ikinci kocasından olan torunları var. Ben 2004 yılında, Azerbaycan’a gidip, Büyükbabamın doğduğu, babaannemin yaşadığı ve kabirlerinin olduğu toprakları gördüm.

  • KIYMET BİLMEZLİK

Acı ve ıstıraplar arasında geçen bir ömür, yardımcısı  ile küs olarak ; 01 . 01 . 1987, perşembe günü ve saat 08.10′ da 61 yaşında sona erdi.  12.2011

Bu yazdıklarım; Seydişehirli olmayan birileri için, bir anlam ifade ediyor mu? Ettiğine eminim. Söğüt altında ıslık çalan kişi! Seydişehirin tarihi geçmişi olarak anlatılırken! Ömrünü Seydişehire adamış, Yetkililerden iltifat görmüş Lazoğlu Şükrü için, yazılı ve sözlü basında iki cümle bile çok görülmektedir.  05.09.2021 pazar

Tarlacı arı gittiği yerde yatıya kalır mı?

Arı yatıya kalır mı? Kalır. Kendiniz Deneyin. Özellikle yazın, bir akşam vakti, sıralı olmayan kovanlarınız dan bazılarının (varsa) alt polen çekmecesini çıkarıp arı varsa silkeleyip temizleyin ve yerine takın. Hava karardıktan sonra ve tüm arının kovana girdiğinden emin olduğunuzda, bu kovanlarınızın uçuş deliklerini kapatınız.

Ertesin gün gelip bu kovan üzerinde, uçuş deliği kapağına ve alt çekmecesine bakınız. Arı var mı, yokmu? Arı, yatıya kalır mı? Kendi gözünüzle görün. Ben, denedim. Bu yöntemi değişik kovanlardada diğer günlerde deneyiniz. Bazı kovan arısı kalmayabilir!! Göreceksiniz. 09.2022

Ana arıya günlük atmasını teşvik etmek için.

2016 yılında Seydişehire konferansa gelen rahmetli Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu; Ana arıya günlük attıra bilmek için, ‘Yaz kış’ polen vermeniz gerekir, demişti. Efendim, kışın polen vermemize gerek yok, zaten soğuk yerde günlük atımı olmaz, demeyin.

Evet, soğuk bölgelerde ana günlük atmaz. Ama; Bahara enerji toplamasını, arıların bahara sağlıklı erişmesini sağlar. Yazın ise, Her ne kadar işçi arı kendine yeterli gördüğü poleni getirmiş bile olsa! Yinede polen vermek, başta ana olmak üzere tüm arıya, güç verir. Kimi arkadaş, toz pudrayı, yere dökerek, tavuk yemler gibi yapıyor. Yere dökme işi, sağlıklı değildir. Yapmayın.

Bunun için, önceden pudra şekeri ile, her kovan için bir tane örn; naylon torbadan 5*5 ebadında parçalar kesip, hazır etmelisiniz. Her kovandaki koloninin gücüne göre bir yemek kaşığı ile üç kaşık arası poleni geniş bir kaba koyun. Pudra şekerini, polene tatlılık verecek kadar, döküp karıştırın.

Daha sonra ‘cüzi‘ su döküp, iyice pudra şekeri ile karıştırın. Polen, tane ile hamur arası olsun. Ve, bu karışımı kaşık ile kovanlara, naylon parça üzerinde paylaştırıp, çita üstü veye kovan dibine koyunuz. Bitirene, tekrar veriniz. 01.2022

Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni.

Bu yazımı ilk kez 2013 yılında face üzerinde paylaştığım da sitem, hacklenmiş ve iki ay süre ile, kapalı kalmıştı.

Yazıma önce geçmişi hatırlatma, akabinde iddialarımın doğruluğunu ıspatlayan bir hatıra yazısı ile başlamak istiyorum. ——-

1960 yılında S.S.C.B. (Rusya) kendi ülke toprakları üzerinde bir U2 casus uçağını düşürüp, pilotunu sağ ele geçiriyorlar. Önce; ‘Bir casus uçağı düşürdük, pilotu da öldü’ diyorlar. Kimse sahiplenmiyor. Sonrasında ise ‘pilotu elimizde sağ’ dediklerinde ABD; ‘Uçak ve pilot, benim’, diyor. Ve açıklamalar ile pazarlıklar başlıyor. U2 casus uçağı Adana İncirlik Nato / ABD üssünden ve Türkiye nin onayı ile kalkmış oluyor. Haliyle o günün şartları gereği Türkiye; S.S.C.B. bir uyarı almış olacaktır.

17 Haziran 2017 tarihli Hürriyet Gazetesi Süleyman Demirel’in hatıralarından:  (1966 yılında) S.S.C.B başbakanı Kosigin bana: – ‘Ülkenizden kalkıp bizim askeri yerlerimizin fotoğraflarını çeken uçaklar var. Sizin bu fotoğraflara ihtiyacınız varsa hemen göndereyim, değilse lütfen ülkenizi kullandırtmayın‘  dedi,   diyor. Evet; Rahmetli Demirelin hatıralarında geçen bu olay ve konuşmalar; aşağıda  yazdığım konuların, doğrulanmasıdır.

Bu durumu, O günden bu güne gelmiş – geçmiş bütün Türk Hükümetlerinin bilmemesi mümkün değil. Hal böyle iken,  ABD’nin isteklerini tekrar tekrar kabul etmek; Türk Devleti ve Milletini kan revan içinde bırakmayı  göze almaktan başka bir şey değildir.

1978 yılının başında kurulan CHP – Azınlık Hükümeti Başbakanı Bülent Ecevit’e,  ABD / Dünya Bankası bir rapor, diğer bir tabir ile  ’emir’ name  gönderiyor. Emir namenin içeriği mealen: – T.C. ve Hükümeti olarak, devletin elinde bulunan tüm fabrika ve kurumlarını özelleştirecek  ve satılması için kanun çıkartacaksınız; deniyor.. – Dürüstlüğünden kimsenin şüphe etmediği Ecevit; Türk milleti ve devletinin çıkarı için -Akp ıktidarı devrinin tabiri  ile-DİK durması, koltuk için vatanının menfaatinden vazgeçmeyip ABD ye karşı  baş kaldırması; siyasi hayatının 2. büyük hatası olacağını bildiği halde, bu emirnameyi kabul etmiyor.

Yine yıl, 1978 sonu veya 79 başları. Zamanın ABD Büyük Elçisi başbakanlığa çıkıp, gerekçesini (benzer şekilde) açıklayıp: Sayın Başbakan; Edindiğimiz bilgiler  doğrultusunda S.S.C.B. de bazı askeri hareketlilik var. Bu durumu daha net öğrenmek istiyoruz. Bunun için İncirlik Üssünden U2 casus uçağının kaldırılıp; Sovyet (Rusya) toprakları üzerinde keşif yaptırmak istiyoruz, bunun içinde izniniz gerekiyor, der.

Ecevit ise, yukarıda belirttiğim açıklamalar doğrultusunda hareket ederek, yine ABD ye karşı, TC menfaatlerinin düşünerek siyasi hayatının 3. hatasını yapıyor. (1. Haşhaş ve Kıbrıs) ABD için Türkün köleliğini kabul etmemişti. Vay! Sen’misin bu emri yerine getirmeyen!

Şimdi yazacaklarımı; Elinizi vicdanınıza koyarak okuyup, değerlendiriniz.

Sene 1979. O günün şartlarında;  Bir hafta;  Üç gün önce hatta ‘O’ gün  -o zamanın bakkallarında- market ve toptancılarında, petrol ofislerinde olan her türlü yiyecek ve petrol dahil yakacaklar bir anda yok oldu.  Nasıl yok oldu? Dışarıdan getirilen petrol gelmedi – gönderilmedi. Rafineri çalıştırılamadı. Evlerde tüp gaz bitti.  Ampul, çay, şeker vb her türlü katı ve sıvı yağın imal edildiği yerler, üretimi bıraktı veya stoka yöneldi, toptancıya erzak verilmedi. Toptancı bakkallara nakliyatı kesti. Motorlu araçlar, petrol olmadığı için çalıştırılamadı. Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, bu gelişmelerin nedenini -bilmemesi mümkün değil- çok iyi bildiği halde, kendi menfaati doğrultusunda;  ‘Parsayı toplamasını’  çok iyi bildi.

Size soruyorum!  Bir ülkede bu tip bir olayın olması için;  Top yekün bir savaş, salgın bir hastalık, tüm ülkeyi etkileyen bir deprem vs, vs, olması gerekmez’mi?  Ne oldu’da  her şey bir anda yok oldu! Ve, Ne oldu da  her şey bir anda meydanları, tezgahları doldurdu? Cenabı Allah , yedi göğü aralayıp nimetlerini bize mi gönderdi? Ne oldu?

Evet  Allah huzurunda, kulunun karşısında elinizi vicdanınıza koyacağınız yer, bu sorumun cevabıdır.

Ve 1979 yılı  5 Aralık günü,  milletvekili ara seçimleri yapıldı. Adalet Partisi 5 milletvekilinin tamamını kazandı. Ecevit aynı akşam saatlerinde istifa etti. Ecevit ve CHP’ye ad konuldu: Ecevit (CHP) demek, yokluk demektir! Ve yıl 2020 hala aynı lafı yazıp, söylüyorlar. Heyhat! Dış devletlerin isteklerini, emir addedenler kahraman olarak gösteriliyor,

ABD’nin isteklerini yerine  getiren AP ile- getirmeyen CHP nin  hali, bu oluyor.

Acaba bu gerçekleri halkımızın ne kadarı biliyor. Ecevit in istifasının hemen sonrasında, Türkiye de her şey bulunmaya başladı !!!

1980 yılı Ocak ayında, dışarıdan destekli Adalet Partisi Hükümeti güven oyu aldı. Başbakan  Süleyman Demirel ile 1966 yılından beri tanışık olan ve bir ara ABD de bulunan Turgut Özal; Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT müsteşar vekilliğine getirildi. Bu ikilinin  yaptığı en büyük tasarı ve kanun ne olmuştu dersiniz! Dünya Bankası  üzerinden ABD’nın istediği, Ecevit’in kabul etmediği;  Devlet mallarının satılması emrini;

24 OCAK KARARNAMESİ ADI İLE KABUL ETTİ!! Bu kanun, hükümet olmanın ‘diyeti‘  idi diyeti.

Heyhat’ki  O Süleyman Demirel, Türkiye’de yapılan ” Ağır Sanayi” hamlesinin  babası sayılır, idi.

Evet tüm kamu mallarının satılma sebebi;  ABD ve Dünya Bankasınınl İSTEDİĞİ, AB ülkeleri desteklediği  İÇİNDİR. Sıra, bu satışların halka anlatılmasına, halkın kandırılmasına gelmişti. Özellikle özelleştirme gayretinde olan hükümetlerin,  halkın ağzına öyle bir sakız vermeleri gerekiyordu’ki, halkın  ağzından düşmesin. O ‘sakız‘ hemen bulundu. FABRİKALAR , ZARAR EDİYOR.!

SONUÇ:  Ecevit Hükümeti gitti, ertesi gün her şey ortaya çıkmadı mı! çıktı. Her şey bollaştı. O günler için Ecevit’i  yargılayanlar,  hala yoklukların nedenini anlamadınız mı?

Burada bir parentez açmak istiyorum: 1999 – 2002 yılları içerisinde yine Ecevit’in başbakanlığını yaptığı DSP – ANAP –  MHP hükümeti ve üyelerinin birbirlerini yemesinin nedeni ne ola ki! Gayet basit :

Ecevit in, 1978 – 79 yıllarında Türk Milletinin  ekonomik geleceği için ABD  ye karşı çıkmasına neden olan emirlerin benzeri, 1999 – 2002 yılları arasında tekrarlandı. Bu seferki emirler ise 2003 yılında Irakı işgal etmek isteyen ABD, Türkiyenin her türlü desteğini istedi, ama Ecevit kabul etmedi. Emirlerinin Ecevit tarafından yine kabul edilmeyişi,  üstüne üstlük Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri doğrultusunda, Kuzey Irak topraklarında ABD ve Kürtlere karşı  MEŞHURKırmızı Çizgi ” ni çizmesi,  ABD ye – REST demesi, ABD nin işine gelmedi. Rest’in sonunda Hükümet içi ve dışında ki ABD nin yerli ve ‘Türk malı’ iş birlikçilerinin de katkıları ile bu 3’lü Hükümet, gitti. Yerine ABD -CIA eliyle kurulduğu söylenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) geldi. İşin garip tarafı! bu milletin,  milletini ve devletini düşünen bu gariban lidere -iş birlikçilerin ağzı ile, nahoş bir yakıştırmanın yapılması, gecikmedi.

TÜRKİYE’DEKİ  TÜM  KAMU  MALLARININ SATILMASININ –   ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN  NEDENİ;  ZARAR  ETTİKLERİ  İÇİN  DEĞİL;  ABD  ( AB ) VE  DÜNYA  BANKASI  İSTEDİĞİ  İÇİNDİR.

İddia ediyorum; Seydişehir Etibank Aluminyum Tesisleri şayet, zarar etti diye gösterildi ise, bunun nedeni hiç bir zaman için halka kabul ettirildiği şekli ile, işçi olmamıştır.

Devlet; – Bu fabrika-lar- zaten satılacak, elimdeki parayı neden harcayayım, dedi. Elzem olmayan bir ünitenin haricindeki her hangi bir makinayı yapmadı.  Fabrikaların kümülatif veya kısmen yenilenmesi için yeni yatırımlar  yapılmadığı gibi, ellerinde -elimizde- olan makinalar peyder pey satıldı. Ayrıca, fabrikaların imalatı olan üretim-ler- satılmayıp, yeni gelecek ‘patron-lar’  için bekletildi. Kamu iş yerlerinde bunlar yapıldı. Bir örnek vereyim. Bu fabrikanın satılacağı günlerde, tonlarca külce alüminyumlar satılmadı, biriktirildi. Gelene bu milletin hakkı peşkek çekildi. Bir şey daha; Seydişehir Eti Aluminyum satıldıktan sonra, alıcı firmanın yaptığı ilk işlerden biri; Alümina Döner Fırınlarının, Beş (5) milyon $’ra yenileştirmesi olmuştu. T.C., bu parayı veremez’mi idi? Fabrika-lar-, bunu veremediği için’mi satıldı!

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti. Neden?  Devlet ve milletin zararına satış yapıldığı için!   Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (AKP Hükümeti Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.  Kaynak: Meltem Tv

1980 – 1990 yılları arasında Türkiyenin her tarafındaki bir çok Kamu fabrikalarının  hemen her türlü işleri; Seydişehir Eti Aluminyum Fabrikasında yapıldı, yaptık. Kazanca kazanç katıldı. Nereden’mi  biliyorum!  O işleri yapanlardan biride, ben idim. Hal böyle iken fabrika; – zarar etti. Evet, halkın onaylayacağı ve ağzından hiç eksik etmeyeceği sakız hemen milletin ağzına verildi. Kamu zarar ediyor! Peki, gerçek anlamda zarar ettiren kim?  Bunu sormak, halkın aklına gelmiyordu.

Halkın -oluru ve desteği, sakız  sayesinde  daha önceden alınmaya başlanmıştı. İş  -penaltı noktasındaki topa vurmak kalmıştı  Başbakan Erdoğan’ın,  Fabrikanın satışı konusunda  fabrika sahasında yaptığı konuşma, bazı işçi arkadaşlarca alkışlanmıştı. Ki bu işçi arkadaşlar, taşeron firmada çalışıp, – Fabrika satıldığı zaman  kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Ve peşkeş, bu “ALKIŞLAR”  arasında kabul edildi. Neden? Bana göre bunun 4 nedeni var.

Devamı; ”  Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni ve Seydişehir   ”  bölümünde.  02.11.2011     Mecit  ALBAYRAK