ARILAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

PETEK veya ÇİTALARIN YERLEŞİK SIRASI

  Temmuz 2025. Burada yazdığım Arılar Hakkında Genel Bilgiler konusunun % 80 ni yaşadım, gördüm. % 20 sini ise! Şüphe ile karşıladığım olayların karşılığını FAO Çin Rus Portekiz Brezilya menşeili kaynaklardan araştırdım.

Arılar hakkında kimi soruları etrafıma sordum. Bildiklerim ile kıyasladım. Gördüğüm her arıcıya bana sormasa bile arılar hakkındaki bilgilerimi göstere göstere hep söyledim. Onlar ise sorduğuma düzgün cevap bile vermediler.

Arıcılığa ilk başladığımın 2. yılında tanıdığım bir arıcıya – Bana yardım eder misin diye sordum. İlk söylediğiBallı bir çitanı alırım demişti. 

İlk arıcılığa başladığım yıllarda analı çitayı dışarıya alır uzun bir süre incelerdim. Bu yüzden D ve FF şıklarında belirttiğim açıklamaları araştırdığım için öğrendim. Benim bu davranışımı gören çok daha eski arıcılar bu davranışıma kızarlardı.

Öyle ki ben! Çitalarda günlüğü görmeme rağmen! Günlüğün olması illa ananın olduğu manasına gelmez derdim. Bizzat anayı görmeden kovanı kapatmazdım. Usta arıcı on kovana bakıp bitirirken ben hala tek kovan başında uğraşırdım. Bu yüzden Benim arılar üzerinden gördüğüm nice olayları usta arıcılar görmemiş bile. Kendim Şahidim.

Bugün bir şeye şahit oldum. Benim konu başlığı ve etiketim üzerinden kendi sayfama giriş yapmak istedim. Sayfam açılmadı. Bu bilgilerin bir kısmı degil! Tamamını noktasına kadar kopyalayıp yayınlayan (10.07.2024 Çrş E….arıcılık ve diğer sayfalar) karşıma çıktı. Benden çaldığı bilgiler ışığında sitesinde reklam alıp kazanç sağlıyorlardı.

Bu yazı alıntıdır demeyi bile kendine yakıştıramamış. Sadece sitemim bu değil! Rakımlar konulu yazılarım bile kopyalandı, ve yayınlanıyor.

Sadece bilmenizi ve bilinmesini istediğim için yazıyorum. Öyle ki onlar prof! ben asistan bile değilim?

ANA ARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER:

AAna arıyı öldürme nedenleri:

a- Günlük atmamış ananın olduğu kovana, başka kovandan arı silkeleme! Gelen arılar günlüklü kovandan geldiler. Hiç günlük görmezlerse bu anayı öldürürler.  b– Arısız bile olsa, içinde günlük ve kapalı yavrusu olan çitayı bu kovana koyma. Bu kovanın arıları ananın günlük atmadığını biliyorlar. c. İçinde günlük ve kapalı yavrulu çitası  olan veya olmayan kovana dışarıdan çiftleşmemiş ana verme. Yeni meme yaparlar veya sahte anaya gidecek durumda olabilirler.

d. Anası günlüğü ve kapalısı kalmamış arıya ana vermek: Bu durum daha sahte anaya gitmemiş kovan için geçerlidir. Önce bu kovanı olduğu yerden az uzak yere koyunuz. Tarlacı yaşlı arı azalsın. Aşağıda yazdıklarım BÖLME İÇİNDE GEÇERLİ. 

Yaşadığımı yazıyorum. 25 çitalık arı hem yeni anasını hem verdiğim hazır anayı öldürdüler. Neden? Geçen zaman içinde kovanda yaşlı arı çoğaldı. Çoğalmış Yaşlı arı her anayı istemiyor. Yaşlı arıların az, genç arıların fazla olması yeni ananın kabullenmesini kolaylaştırır. 

Arıcı Bölme yapacaksan önce ana arıyı hazırla. Örneğin 12 çitalı arının, 7 çitasının iki tanesini yeni kovana silkeleyin. Tarlacılar eski yerine gitsin, genç arılar yeni kovanda olsun. Boşalan bu Çitayı arısız eski yerine koy. Bu şekilde genç arılar yeni anayı çabuk kabul ederler.

e. yaşadığım bir olay. Bir kovanın anasını herhangi bir sebeple aldınız. Tekrar eski yerine koymanız gerekiyorsa! 2 gün içerisinde, kutusuz vere bilirsiniz. Çünkü feromen kokusu hala kovanda kaybolmamıştır. Aynen kabul ederler. Yalnız çita üzerinde gezinen anayı bir süre takip edin,

Her şeyi olan kovana da, başka kovandan arıyı direk silkeleme. Bunun için uçuş tahtası üzerinden yere doğru bir şerbetlik tahtasını uzatın. Üzerine arıyı silkeleyin, her iki arı anlaşarak birleşirler. Direkt silkelerseniz, kokuları farklı olduğu için bu sebeple birbirini öldürürler. Başka koku karıştırarak versen bile! Risk oluyor.

BAnası yok ama petek içinde günlük olan kovana ana vermek: Dışarıdan verdiğiniz anayı kabul etmez, öldürüp, meme yaparlar. Dikkat edin! Hazır ana verdiğiniz kovanın peteklerin de açık günlük olmasın. Tek veya böldüğün kovanlar için 5 gün bekle. 5. gün olan tüm memeleri temizle. Sonra kafes içerisinde anayı çitaların arasına koy. Kapalı anayı verdikten 3 gün sonra tekrar kontrol et meme varsa kopart. Yoksa 4. gün kafesin telini açın, hayırlı olsun.

Kafesini terk etmeyen ana arı : 13.4.2014 pz. Yaşadığım bir durum. 3 çita olarak bölüp ve petek üzerinde günlüğü olan kovana kutuda ana verdim. Arı sayısı az onun için hemen kabul ederler diye kek telini açıp hazır ana verdim. 3 tam gün sonra kontrol ettim. Kutudaki keki yemişler. İşçi arılar çıkmış. Ana ise kutu içinde geziniyor.

Ana Dışarıya çıkamamış! Petekleri kontrol ettim. 2 tane meme yapmışlar. Memeleri parçaladım. Bu meme içindeki arı sütlerini boşa atmayın. Tahta ağaç kaşığı ile alıp yiyin. Kutu içerisindeki ananın telini tekrar raptiyeleyip aynı yere koydum. Ertesi gün açtım. İki gün sonra kontrol ettim, kabul etmişler. düzenleme 2020

CEn tehlikesiz Hazır ana verme yöntemi. Günlüklü bütün çitaları arısız olarak başka günlüklü arılı kovanlara dağıtın. Boşalan yerlere hazır veya ham çita koyun. Akabinde kafes içerisindeki anayı, kovana koy 2 gün bekle. Telini açıp 2 gün daha bekleyip, ananın kafesten çıkıp çıkmadığını kontrol ediniz. En  zahmetsiz ve tehlikesiz yöntem bu. Ana günlük attıktan sonra isterseniz başka kovandaki günlüklü ve kapalı peteklerini verin

D – Verdiniz ana petek üzerinde geziniyorsa hemen kovana koyup üstünü kapatmayın. Ana arının olduğu peteği dışarıya alın ve anayı devamlı takip edin. Ana arı üzerine C biçimi kıvrılan arı olursa! O arıları iki parmağınız arasında sıkın öldürün.

Ana arının üzerine C biçimi kıvrılan arı: Kendini sahte ana olmaya hazırlamaktadır. Ve bu anayı istemezler. Bir kaça petek üzerinde ana arıyı takip ediniz. Ana üzerinde gördüğünüz C bicimi bütün arıları iki parmağınız arasında tutup sıkınız. C biçimi saldıran arı olmaz ise, iş tamamdır.

Varsa, aynı işlemi saldıran arı kalmayıncaya kadar uygulayınız. (Not: Bu yazdığımı 40 yıllık arıcılar bilmiyor. Esasında anlattığım bu bilgiler Arılar Hakkında Genel Bilgiler den. Lakin bilmeyen bilen bilmeyen var. Bilende söylemiyor. 2025

E. Tezat bir durum. İçinde günlük ve kapalısı olan anasız kovanı 2 gün bekletip kafes içinde hazır ana verdim. Kontrol ettim, hiç meme hazırlığı yoktu. Tekrar kontrol ettim, Ana çıkmış, çita üzerinde geziniyor. Ama çitaların üzerinde açık kapalı 10 adet meme oluşturmuşlar. Memenin birini ana kemirmiş. Diğerlerini de ben temizledim.  Sonuç olarak Arılar Hakkında Genel Bilgiler de bildiğim dediğin arının ne yapacağını  ancak kendi bilir. Niye anayı kabul ettin! Niye meme yaptın?

FKovanı açmadan dışarıdan ana arının tespiti. Kovandaki arının anası var yok bilmiyorsun. Kovanın dışına biraz kuvvetlice vurup, kulağınızı tahtaya dayayın. Kovan içinden uzunca ıııııııı diye bir uğultu geliyor ise ana yok. Kısa (ııı) sesi, ana var demektir.

ANA ARILARININ SAVAŞI:

FF. Kovanı açtınız ıııı sesi geliyor ise! DİKKAT!!. Bir Arıcı arkadaş petek üzerinde ıııı diye gezinen ana arının videosunu paylaşmış. Bu ana arının Oğula gidecek ana olup kendisiyle gidecek arıları çağırdığını söylüyor. YANLIŞ BİLGİ!. Bunun İki nedeni var.

1 – Yeni ana çıkmış. Ama daha meme içlerinde çıkacak analar var ise! Çıkmış bu ana tüm petekleri ve üzerindeki arıları ‘ZİYARET’ ederek kendini bunlara kabul ettirmeye, meme içindeki diğer anaların yok edilmesini isteme çabasındadır.

2Kovanda Ana Arılarının Ölümüne dövüşü neden olur? Yine tesadüfen kovan kapağını açtınız. ııııı diye ses geliyor! Petekleri tek tek kontrol ediniz. İki tane ana arının birbirine kenetlendiğini görme ŞANSIN olabilir. Bu durum var ise, sakın bu ana arılara müdahale etmeyiniz. Bu çitayı aynen aldığınız yere koyup, kovanın üstünü kapatınız. Ertesi gün kontrol ediniz.

aA. Çünkü peteklerde memeden yeni çıkacak başka bir ana daha var. Yeni çıkmış önceki ana bunu biliyor. Ama! Ne çareki Kovandaki arılar bu memeye sahip çıkıyor. Ve gezen ananın meme içindeki anayı öldürmesine müsaade etmiyorlar. Bu yüzden eski ana kovan içinde tüm petekleri gezip işçi arılara kendini kabul ettirmeye çalışıyor.

bB. Akabinde! Memedeki ana çıkmış. Bu iki ana ölümüne dövüşüyorlar. Sesin geldiği yeri buldunuz, Böyle bir anı görürseniz, anaları kovan dışına almayın, müdahale etmeyin. Sağ kalan, kovanın anası olacaktır. Burada kozlarını paylaşsınlar. İşte peteği inceleye inceleye böylece arılar hakkında genel bilgilere bu şekilde vakıf oldum. Hatta bir ara bir tv’nin proğram yapımcısı beni tekrar arayacağını söylemişti.

Gyerde arılar küme olmuşlar. Arılı çitaları dışarıya çıkarttınız. Bir şekilde arılar kazara kovan dışına döküldüler. Kovanın dış yüzeyinde veya yerde arılar küme olmuşlar ayrılmıyor iseler arıların ortasına bakın. Ana var ise iki parmağınız ile tutup kovan içine koyun. Alamıyor iseniz kovandan bir tane arılı çita alıp ananın olduğu yere yaklaştırınız. Ana çita üzerine çıkar. Çitayı Kovana koyunuz.

H – Kafes içerisinde boşta hazır ana arınız var. Nereye koyacaksınız? Lakin bir kaç gün kovana koymayacaksınız. Bu ana kafeslerini arıların şerbetliğe çıktığı yerin boş yerlerine teli yukarıya bakacak şekli ile koyun. Böylece kovanın arıları kafes içerisindeki anaya hizmet edeceklerdir.  Böylece bir sorunu halletmiş olursunuz.

Iana arı uçup gitti. Kovanı açtınız, çitalara bakarken Ana uçup gitti. O an kovan hangi durumda ise! üstü açık, çita dışarıda iken vb şekillerde bir süre bekletin.  Siz orada iken gitti ise, siz de o yerde bulununuz. 2011 yılında iki tane ananın kaçmasına neden oldum. Bir tanesi, ben aynı kovanın yanında iken, 30 dk. sonra geriye geldi.

2013 senesinde ise, başka bir ana iki kere uçup gitti geldi. Peki, ana neden uçtu? -Ana daha çiftleşmedi ama epey zaman geçmiş. Veya çiftleşmiş zaman geçmiş günlük atmamış anayı arılar istemez. Yada iyice verimden düşmüş. Arılar bu ananın hakkından gelecekler, öldürecekler.

Ana kaçar, gidecek yeri yoktur geri gelir. -Arıcı arkadaş anayı huzursuz eder, ürkek olur kaçar. Diğer bir neden isesakat ve eski anayı, arılar istemez. Üzerine çullanırlar. O an tesadüfen arıya bakarken olayı görürsünüz. Ellerinden kurtardığınız ana arı, can havli ile uçar. Gidecek yeri yoktur, geriye gelir.

Arılar tekrar bunun üzerine çullanırlar. Kaçmak zorunda kalır ve gider.…Kalırsa, zaten ölecek. Ayrıca her kovanda bu olur. Mesela çiftleştirme kutuları ile normal kovanlarda yeterli sayıda arı olmaz. Bu yüzden ana arı geleceğini burada parlak görmez ve kovanı terk eder.

İ – Başka bir kovana arılı çita verdiğinizde  dikkat ediniz ana arıyı öbür kovana götürmeyin. İki kovanda, anasız kalır. Yapılan incelemeler doğrultusunda İşçi arıların ana memesi olacak günlüğü peteğin başka bir yerine taşıdığı görülmüş. 03.2018

JAna arıyı öldürüyorlar ise:. Bu bölümdeki A B Ö şıklarına bakınız.

K – Bir avuç kadar arınız var ve ana vereceksiniz. Kafessiz verebilirsiniz. Çünkü az arı içindeki anaya müdahale etmeniz kolay ve çabuk olur. Çitayı dışarıya alıp, Anayı arıların arasına salıp takip edin. Ana arının üzerinde C biçimi kıvrılmış arılar varsa! Ana arıyı öldürecek. C biçimi olan arıyı sıkın öldürün. Ana arıyı bir süre takip edin. Üstüne çıkan yoksa, anayı kabul etmişlerdir. Çitayı yerine koyun. Böylece çabucak analı kovana sahip olacaksınız.

L – İlla ana boyalı olacak diye bir şart yok. Önemli olan sizin bilmeniz. O kovan kapağı içine yapıştıracağınız bir kağıda arı ve anası için not tutmanız yeterlidir. Kesinlikle kovan içerisindeki anayı her hangi bir boya ile boyayıp, kovan içerisine salmayın. Değişen kokudan dolayı anayı hemen öldürürler. (yaşadım) Ancak kokusuz ana boyama kalemi ile yapınız.

M Yaşlı ana. Ekim ayından itibaren kaç çitalı olursa olsun anası yaşlı ama sağlam olan kovanın anasını öldürmeyin. Başka bir kovanla birleştirmeyin. Çünkü, O beğenmediğin ana, Ocak ayında sizin kurtarıcınız olacaktır. Kendiliğinden ölürse, kovanın arılarını başka kovan ile birleştir.

Ayrıca yeni ana aldınız. Ana başlangıçta  normal günlük atmış. 8 – 10 gün sonra kontrol ettiniz, erkek yavru gözleri oluşmuş. Ana arı, eksik çiftleşmiş. Yetiştirici, ananın ilk günlük atımını görmüş. Bu yüzden garantili olduğunu düşünerek sana satar. Burada, ana arı yetiştiricisinin hatasını aramayınız. Gidin değiştirin veya başka yerden alınız.

N – Hazır aldığınız ana uzun bir süre günlük atmaya bilir. 2014 Nisanında aldığım hazır ana, tam 42 gün günlük atmadı. İlk geldiği gün çelimsiz bir ana idi. Geçen zaman içerisinde boyu uzadı, güzelleşti.  Öldürmeye elim varmadı. Tamam, ana günlük atmıyor atamıyor idi ama neden bilmiyor ve bilemem.  (illa bu böyledir demiyorum ama) bir şey dikkatimi çekti.

Bu ananın olduğu kovan içerisinde bir tane erkek arı yoktu. Diğer kovanlardan erkek arıları tutup, bu kovana koydum. İki gün sonra petekleri kontrol ettiğimde,günlük vardı. Siz beklemeden deneyin diye yazıyorum.

OAnası olmayan kovan. Petek İçinde günlüğü olan arı, kendi anasını yapar. Günlüğü ve kapalısı yok ve anasız süre 4 günü geçmemiş ise! İçinde  günlüğü kapalısı olan arısız 1 -2 çitayı, bu kovana koyunuz. Bu sayede bu arılara kendi analarını yaptırmış olacaksınız.

oO – Ana arı değişiminde ise; Feromen kokusu ve günlük atımı azalmış anayı arılar değiştirirler. Bu memeler genelde peteğin orta yerinde 1-2 tane olur. Bazen eski ve yeni ana bir müddet bir arada yaşaya bilir. Buna süpersedur ana denir. Tabiiki çıkarsa! Bazen bu supersedur meme içleri boş oluyor. Haa bu arada, supersedur memeniz olursa KİMSEYE SÖYLEMEYİN. Nazar! (FAO)

SAHTE ANA HAKKINDA:

ÖAna arıyı öldürüyorlar ise SAHTE ANA olabilir. Olabilir çünkü! Arılar, Arılar Hakkında Genel Bilgiler de belirttiğim üzere çeşitli sebeplerden dolayı öldürürler. Epeydir kovana bakmadınız. Kovan içinde veya petekte kapalı erkek arı sayısı çok fazla ise hemen ana arıya bakınız.

Ana yok. Petek gözü diplerine baktınız. Göz diplerinde 2-3 adet günlük varsa! kovanda sahte ana var demektir. Sahte anaya gitmiş kovana,  başka kovandan günlüklü çita koyup yeni ana yaptırmaya kalkışmayın. Sahte ana, ana memesi yaptırmaz. İşçi arılar ana memesi yapsa bile, çıkacak yeni ANAYI sahte ana, öldürür.

Sahte anadan kurtulmak için en kolay yöntem. Sahte analı kovanın ağzını içinde arılar varken kapat, yerinden kaldır. Aynı yere içinde boş ham veya hazır petek ile,  içinde günlük olan bir çita olan boş kovan koyun. Bu kovanı 2-3 km uzakta ağaçlı ormanlıklı uzun otlu arazisi olan,  tepeli yer olursa iyi olur, buraya gelin. Bütün petek ve arıları dışarıya çıkarın silkeleyin. Boşalan petek ve kovanı biraz uzağa koyun ağzını kapatın..

Böylece SADECE tarlacı arıların eski yerlerine gitmesini sağlamış olursunuz. Sahte ana ve YANDAŞLARI orada kalırlar. Orada bekleyin, küme olan arıları 1-2 kere karıştırın. Giden gider. Gitmeyen bir iki avuç yerde kalan küme şeklindeki arıları, ezin. Böylece sahte ana burada ve yandaşları ile birlikte ölecektir. Sakın bu arıları başka kovana vermeyin! O kovanın anasını da öldürürler. Çünkü!! Bu arılar “yıllanmış” kart arılardır.

PSahte ananın tespiti. Arkasını petekteki günlük yuvasına sokan arı sahte ana arılardan biridir. Bu yüzden bilmeniz gereken Arılar Hakkında Genel Bilgiler den bir tanesidir. Sahte ananın kendisidir. Koloninin çokluğuna göre sahte ana bir kaç tane olabilir. -Yakaladım-Gördüklerinizi ezin. Faydası olur. Sahte ananın yaptığı erkek arı, kısırdır. Çiftleşemez. Ayrıca işe yaramayan erkek arılar devamlı yiyicidir. 202

OĞUL ARISI HAKKINDA:

ROğul arısını, istiyorsanız, çıkan oğulu yeni bir kovana koyunuz. İstemiyorsanız, Oğul arıyı konduğu yerden alıp yere dökünüz. Anasını bulup öldürün. Bu Oğul arısı içine atın. Böylece ölmüş anayı gören oğul çıktığı kovana döner. Aynı kovanın I. ve 2. oğulun da 1 ana, daha sonraki oğullarda ise çok ana bulunur. Bütün anaları bulup öldürün.

Veya anaları ayrı ayrı ana kutucuklarına 4 işçi arı ve keki ile birlikte koyun. Buradan uzaklaştırın. Varsa az bir arı ile ana kutucuklarına koyunuz. Sonuç olarak bu ana burada çiftleşme imkanı bulur. Böylece eliniz altında hazır ananız olacaktır.

S – Her ihtimale karşı kovanın oğula gitme durumu var ve arının oğul vermesini istemiyor iseniz! Bu nedenle önce çitaları kontrol ediniz. Memeli olan ve olmayan çitalarıda anası ile birlikte iki ayrı kovanlara eşit şekilde dağıtın. Böldüğünüz esas kovanı, olduğu yerin yarım metre sağ veya soluna koyunuz. Yeni kovanıda, kaldırdığınız eski kovanın YERİNİN yarım metre ötesine koyunuz. Böylece tarlacı arılar bu iki kovana bölünürler. Bu sebeple kolonide ikiye bölündüğü için oğula gitmekten vazgeçer.

Ş – Kovanlarınız sahil bölgesinde portakal bahçesine yakın yere koymaya çalışınız. Bu sebepten dolayı arı devamlı günlük petek işler. Bu durumda az az şerbet veriniz. Çünkü çok verirseniz, iki çitalık arı bile oğula yönelir. İç bölgelere geldiğinizde ana arı, serin havadan etkilenir ve  günlük atımı azalır.

Arının uçuş deliğini daraltınız. Hatta uçuş deliğini önden kapatacak bir kapak (benim uygulamam), teneke takınız. Böylece bu kapak sayesinde serin  havanın önden direk içeriye girmesini engellemiş olursunuz. Boş yerlere Strafor koyunuz. Mayıs ayı değişken iklime sahiptir. 

TArılar Ana Arının Ayaklarından Asılıyorlar. Peteklerde kapalı var, günlük yok. Ana eski ve iyice çaptan düşmüş. Ama! işçi arılarda yeni ana memesi yapacak. Yaptıkları meme içine ana arının günlük atmasını istiyorlar. Bu arada anayı da istemiyorlar. Bu anayı öldürüp kovan içine atın. Ertesi gün bu kovana günlüklü bir çita verin. Diğer bir kovan ile birleştirirsen bu eski arılar O kovanın anasını öldürürler. 

BİLİMSEL BİLGİ. Türkiye’de İtalyan, Karniyol, Muğla, Kafkas ve Anadolu cinsi ana arılar var. Bu çeşitli ana arıların birbiri ile çiftleştirilmesiyle melez (Hibrit) denen analar oluyor. Melez ananın günlüğünden elde edilen ana verimli olmuyor.

Melez arı cinslerinden elde edilen balın miktarı, normal arı cinslerinin ∼ 2 katı oluyormuş. Laboratuvar ortamında yaşatılan ve hiç bir iş yapmayan işçi arının 304 gün yaşadığı belirtiliyor. Haliyle ana arı; Arılar Hakkında Genel Bilgiler başında gelir.

ÜGenç ve Yaşlı ana arının özellikleri. Genç ananın renkleri siyaha yakın doğal ve koyu parlak, boyu kısa, hareketleri hızlıdır. Yaşlı ana arı zayıf, ince ve boyu uzun olur. Bu nedenle hareketi yavaştır. Siyah halkaların arası açılır. Sarı renkleri ortaya çıkar. FAO

Ana satın aldığınızda anaya bakın. Ana arının bacak sayısı tam, kanat boyları eşit ve bitişik olmalı. Kanatlar ayrık yırtık ve yarım olmasın. Bu belirttiğim şıklar olursa ana arıyı erken öldürürler. 06.2021


Ana Izgarası Hakkında. Ana ızgarası koymadan amaç; ilavedeki peteklere ana arının günlük atmasını önleyerek Çok bal alma amaçlıdır. Bu ızgara, 10 çitalık kovan ölçülerinde, plastik veya çelik tel ile 4 mm aralıklı bir bütün olarak yapılırlar. Bu aralardan sadece işçi arılar geçebilirken, erkek ve ana arılar geçemezler. 

Ana ızgarasının fayda ve zararı: Peki bu ızgaranın faydası bu ise, zararı var mı? Bana göre koloni zamanında kuvvetlendirilecek olursa! Faydalı. Koloni zayıf ise! bu sefer bal alınsa bile! koloni zayıf düşer. Bu ise kışa giren arının bahara çıkma şansını azaltır. En az 15 çitanın onunda günlük ve kapalı olmadan anayı aşağıya hapsetmeyin.

Mümkün oldukça içinde günlük olan çitaları da ilaveye  koymayınız. Ana arı bu kısma uğramaz ise arılar buradaki günlüklerden meme yapar. Veya devamlı kontrol ediniz. Memeleri gördüğünüzde, kesin. Erkenden Izgara koyar iseniz! Bu nedenle koloninin gelişmesini engellersiniz.  04.2016

ŞERBET VERİLMESİ:

V – Toprak kurudukça araziden gelen nektarda azalır. Bu yüzden polen azaldıkça da, ana arı günlük atımını azaltır. Temmuz, ağustos aylarında azar azar şerbet ve elinizde olan polenden koloninin gücüne göre veriniz. Anası olmayan kovana az şerbet veriniz.

Çünkü! Peteklere günlük atacak ana olmadığı için arılar bu yüzden bu gözlere şerbet koyarlar. Dışarıdaki kavun karpuzdan meyve şekeri (fruktoz) alıp kovana nektar olarak bırakır. Böylece arının su ihtiyacını da görmüş olursunuz. 05.2017

YArı saldırısından korunmak için yapmanız veya yapmamanız gerekenler şunlardır. Karanlıkta yağmurlu ve kapalı havalarda açılan kovanların arıları arıcıya saldırırlar. Arabanız varsa, içine girin. Herhangi bir şekilde vücudunuzun etrafında arılar uçuşuyorsa elinizi veya başka bir maddeyi arıya karşı sallamayın. 

Bu durumda arının size karşı daha saldırgan olmasına neden olursunuz. Göz kapaklarınızı arada bir kapatınız. Arı saldırısına uğrar iseniz, kapalı bir yere girin. Vücudunuzun açık yerlerini kapatınız. Açık bir alanda özellikle başınızı ağaç, ot ve çalılık bir yere sokunuz.  Kağıt veya ot yakınız. Arı, ateş ve dumana gelmekte tereddüt eder.

SONUÇ OLARAK. Bu bilgiler için yıllarca uğraştım. Şunu iyi bilin! Kendi kardeşin bile bu bilgileri sana her zaman vermez. Yada karşılığını ister. Benim beklentim sadece Oda aklınıza gelirse. Allah razı olsun demeniz yada yorum kutucuğuna bir teşekkür mesajı yazmanız bile beni ihya eder. Unutmayın ki Allah bile bizden hoşnut olmak ister. 07.2018

BABAM LAZOĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

BABAM LAZ OĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

Temmuz 2025. <strong> Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir sayfası ‘Çakal oğlu’ Mehmet ile başlamış oldu. İlk bölüm: Babam Lazoğlu Şükrü Usta, ile Seydişehir öncesi yaşanmışları aktarmıştım.

1940 – 50 yılları, sanatkarın olmadığı, olanlarında parmakla gösterildiği zamanlardır.  Burada  herkesin işine koşar. Bileğinin hakkı ile kendini kabul ettirir. 1950 yılında Seydişehir’de çalışmaya   başlar. Akseki! O zamanlar sahil kenarları pek makbul olmadığı için, bu yüzden halkının bir bölümü Seydişehir’e gelmişler.

Aksekili ailelerden biri olan Hasan Baran’ın yanında çalışmaya başlar. Böylece 1951 -1957 yılları arası burada çalışır. Ne var ki Bu aile ile olan ahbaplığımız, bundan sonra son nesilleri olan torunları (2024) üzerinden devam edecektir.

HAPİSHANE  HATIRASI: Bu bölüm Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir yaşanmışlığının kötü bir hatırasıdır. Babam; 1953 – 54 yılları arasında, Beyşehir istikametinden traktör ile buğday  getirir. Bu yol üzerinde ve Akçalar Kasabası yakınında yer alan Çifte Köprüler üzerinde iken, bir şekilde traktörün arkasındaki römork, bağlantısının yerinden ayrılması neticesinde köprüden çaya düşer. Römork üzerinde olan kişilerden biri ölür.

Trafik kazası sonrası babam Seydişehir Hapishanesine girer. Hapishane arkadaşları Bozkır ilçesinden Ethem ve başka vilayet ten gelen, Hamdi idi.

Ethem amca, kısa boylu, zayıf biri. Ethem Amca ileriki zamanlarda evimize misafir olmuş idi. Diğeri Hamdi ise,  iri yarı ve kilolu imiş. Babamın, bu arkadaşı ile unutamadığı ve bizlere de  aktardığı bir anısı var idi. Mahkumların, aydınlatmaya çıkartıldığı bir gün de Hamdi, babama :

Şükrü; Sende para yok, bende para yok. İkimiz para kazanalım, der. O an orada bulunan mahkumlar pür dikkat kesilirler. Babam – Olur ama, nasıl kazanacağız?

– Kolay, senin burnuna halka takalım. Ben tef çalarım, sen de ayı gibi oynarsın, böylece para kazanırız, der.   Babam : İyi ama, ayı oynatmanın da  bir  şarkısı var. Sen biliyor musun?

– Hayır, der Hamdi.  Bu sefer hapishane arkadaşları babama;  – Sen biliyor musun?, diye sorarlar. Babam : – Evet, der. Ve şarkısını söyler.

Ayımın gözleri humar. – Birini açar, birini yumar

– Ağalardan bahşiş umar. – Vay ayı, vay koca dayı, diye dörtlüğü söyler.

Bu sefer bütün mahkum arkadaşları Hamdi ‘ye;

Hamdi, sen ayı olacaksın;  Şükrü’de tef çalacak ve sen oynayacaksın,  derler. Konu bu şekli ile kapanır.

  • EVLİLİĞİ VE BELEDİYEYE GİRİŞİ

Babamı, yabancı olması nedeni ile evlenecek kız bulamaz. Bulsa da vermezler. Sonunda komşuları olan Karakaş  Yusuf’un kızı annem Ayşe ile anlaşırlar ve kaçmaya karar verirler. Dedem vermek istemez. Annem karşı çıkar. Ve dedem Jandarma Karakolundan ağlayarak çıkar. Bu an, Annemin unutamadığı acılı bir anısıdır. Ve evlenirler.

Daha önceleri kızlarını babama layık görmeyen aileler belediyedeki işinden dolayı namı ve adı duyulan babam için: Böyle olacağını bilseydik, kızımızı kendi elimizle verirdik, demişler.

<strong>Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir</strong>

Babam; 1957 yılı Ocak ayında Seydişehir Belediyesine ait elektrik üretim santraline – Makinist, olarak resmen işe başlar. O zamanlar şehir içindeki ‘eski’ otobüs garajı olan yer, aynı zamanda hem elektrik santralinin, hemde haftalık perşembe Halk pazarı yerinin olduğu kesimdir.

Sene 1960. Babam, bir komşunun leblebicilik yapan oğlunu, komşularının ısrarı ile yanına yardımcı, olarak alır – aldırır. İşi öğretmeye çalışır. Her ne kadar babam -Usta olsa da, sonuçta bir yabancıdır. Dışarıda dükkanı olan ve motor tamirciliği yapan başka bir ustada,  babamın yardımcısını geliş  – gidiş, babama karşı;

– Sende usta oldun, bu işi biliyorsun, sana  yardım ederim, türü yönlendirmelerle babama karşı dolduruşa getirirmiş! Babam, zamanı geldiği için elektrik santralinin genel temizlik ve bakımını yapar. Bu nedenle Buradaki fazla malzemeleri santralin arkasında bulunan belediyeye ait Un Değirmenine taşır. Bu nedenle İki büyük İtalyan dizel motorlarına ait ilk çalıştırılma anında kullandıkları ateşleme fişeklerini de buraya getirir. Yalnız önemlerinden dolayı bunları ayrı bir yere koyar. Temizlik sonrası bu fişekleri koyduğu yerde bulamaz!.

(( Bu fişeklerin uçlarına pamuklu dokuma ile özel yapılmış kalınca  halat vari yanıcı bir ip takılıyor. Yalnız Bu fitilin dışarıda kalan ucu ateş ile tutuşturulup altı tanesinin art art seri şekilde takılması gerekiyor. Tutuşturulan uçların sönmemesi de şart. Çünkü dizel motorların kolayca çalışmasını bu ateş kıvılcımları sağlıyor.

Bunları nereden biliyorum? Küçük yaşlarımda iken santrala gelmek, geldiğim zaman malzeme odasındaki üstüpülerin üzerinde uyumak hoşuma giderdi. 12 yaşımdan sonra bazen burada babama yardım ediyordum.  Mesela bir ara küçük altı silindirli Skoda jeneratör dizeli, ucu alevli bir sopa ve basınçlı hava ile ben çalıştırıyordum. Diğer büyük dizellere de ilk hareketi veren, önceden tüplerine sıkıştırılmış basınçlı hava idi))

Bulamadığının sebebi ise; Babamın fişekleri koyduğu yere, (bilerek bilmeyerek kasıtlı veya doğal hali ile) Değirmen ustası olan kişi; değirmene ait değirmen taşını yuvarlayarak duvara dayamış. Fişekler; değirmen taşı ile duvar arasında kalıyor. Fişeklerin bulunmayışının sebebi de bu.

Babamın işe aldırttığı kişi: – Lazoğlu, bu malzemeleri falanca şahıslara ait un değirmeninde kullandı, oraya verdi, diye konuşur ve o zamanki yetkililere bu şekilde şikayet eder. Babam her ne söylerse de, kendini aklayamaz. Ve işten çıkışı verilir. Sene 1960 başları. Seydişehir ~ 2500 nüfuslu küçük bir kasaba.

Seydişehirde Leblebiciliğin Tarihi: Leblebiciliğin tarihi, 1300 yılı başlarında Seydişehirin kuruluşu ile başladı. Seydisehirin Doğu yönünde, her yedi senede bir su altında kalan Suğla arazisinde yetiştirilen nohutun lezzeti, bu mesleği geçerli yaptı.

Ta ki; Seydişehir Eti Alüminyum Fabrıkası açılana kadar. 1970 yıllarında bu meslek terk edilmeye başlandı. Ayrıca 1982 yılından sonra Suğla arazisinde yeraltı suyu kesildi. Sonrası Denizli ve Çorumda #LEBLEBİCİLİK ortaya çıktı.

Sıcak Demircilik, Kalaycılık, Nalbantcılık, hayvan koşum işi yapan Saraclar, Terziler (bu işi yapan Ermeni ustalar) ve Motorlu Un değirmenleri vardı. Ermenilerin yoğun olduğu sokağa Gavurlar Sokağı denilirdi. Bu iş yerlerinin sahipleri ve şehir halkı babamı, yabancı olarak görseler de haliyle,  hem tamirci hem elektrik santrali baş makinisti olması sebebiyle gece gündüz ve daimi, işleri düşüyordu. Bundan dolayı seveni de, sevmeyeni de vardı.

Sonuçta babam; gerekli – gereksiz herkesle ve esnaflarla, işli dışlı olmak zorunda. Kaldı ki; vermiş olsa bile, başkasına vereceği (yedek) fişeklerden 1-2 tane olur. Buna göre Büyük motorlara takılan fişek ise 6+6= 12 adet. Bunun hepsini nasıl ve neden versin? Sonuç olarak bu fişeklerin yedeği de olması gerekiyor. Çünkü dizeller çalışırken bazı fişekler silindir kapağından fırlayarak ve patlayarak çıkıyordu.

Haliyle o zamanlarda ülkemizde ve Seydişehir de ‘usta’ aramakla bulunmuyor. Babamın, Mesleğinden dolayı bir şey sorana, yardım isteyene her zaman faydası oldu. Ayrıca, kendisine ihtiyaç duyulan resmi bir işi yapıp, sorunsuz olarak elektriğin üretilmesini sağlıyor. Bir şeyi daha vurgulayayım. İşin içinde – İşten çıkışı söz konusu olacak olan kişi BABAM! başkalarının menfaati için kendini harcatır mı? İster istemez kim olsa, -Bu fişekler kasıtlı saklanıldı mı! demez mi?

(Belki – Bence! Yukarıda belirttiğim yerli- yabancı anlayışı nedeni ile değirmenci ile babamın yardımcısı işbirliği yaptılar! Değirmenci Fişekleri bilerek sakladı !!?? Veya babamın fişekleri koyduğu yerden KASITLI olarak alındı. Daha sonra alanlar babamın yaptığı işinin hakkından gelemeyeceklerini anladılar ve fişekleri yerine koydular. Ama babamın çıkıcı verilmişti. Yinede – Usta fişekleri bulduk burada imiş, dediler!!! )

Babamın suçsuz olduğu anlaşılır. Ve iş başı yapabileceği söylenir. Babam kabul etmez.  Çünkü geçen zaman içerisinde babama karşı söylenen hakaret ve suçlamalar söz konusudur. Haliyle o gün için yapılan ve konuşulanları tam olarak bilmem imkansız. Ama, hoş sözler olmayacağı da kesin!

Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir

Konusunda esasında hatırlamam gereken ama sonradan hatırlatılan bir olay daha var!  Babam, belediyedeki işinden ayrıldıktan sonra; Yazımın başlarında belirttiğim ‘Çakal Oğlu’ Mehmet benzeri bir olayı bu sefer Seydişehirli jeepci taksici Hüseyin Gülpınar ile yaşar. 1960 yıllarda arazi arabası Amerikan malı Jeep ulaşım araçları var. Sayısı belki beş adet.

1. Bölümde yazdığım gibi bu sefer Hüseyin Gülpınar, aynı teklif ile: Sermayesi benden – ustalık senden der ve tamirhane dükkanı açarlar.

Burada fazla kalmaz. Nedenini bilmiyorum. Belki Gülpınarın oğlu Mehmet Gülpınar’dan öğrene bilirim. Ankara’ya  çalışmaya gider. Sene 1960 yılı ortası. Bu kısmı çok iyi hatırlıyorum. Rahmetli Dedem ‘Karakaş Yusuf’ ile Ankara’ya babamın yanına gittik. Babamın bana aldığı uçan balon, otel odasında karyolanın altına kaçmıştı.

İZMİT/ GÖLCÜK  VE SEYDİŞEHİR

60 lı yıllarda ABD malı  çeşitli amaçlı makinalar, Türkiye nin bir çok yerini kaplamıştır. Bu sebeple Babam Ankara da sanayide çalışırken  İzmit Gölcük’te modern Abd malı binek arabaların tamirhane servisi sahibi olan Teyzesinin oğlu Osman Bekar Babamı çağırır. Burada arabaları tamiri, katalog üzerinden yapılıyordu. Böylece 1961 – 62 senelerinde, İzmit – Gölcükte ikamet etmek durumunda kaldık.

Bu arada babamın işe aldırdığı yardımcısı santral makinisti oluyor. Ayrıca, aslen Seydişehir’li olup Seydişehir dışında motor tamirciliği yapan başka bir (İbrahim) ustanın, şehre gelmesi ve santral makinistine dışarıdan yardım etmesi sağlanmış.

Ne var ki  Seydişehir de kuytu köşelerde yapılan konuşmalar ve ayarlamalar,  elektrik santralindeki 6+6=12 adet fişekle çalışan 2 adet büyük (8 – 10 mt uzunluğunda) İtalyan ve 1 adet küçük (5 m) Çekoslavak malı jeneratörlerin, randımanlı çalıştırılmasına bildikleri, kafi gelmez. Olan arızalar yapılamaz yada yeterli olmaz.

1960 ihtilalî sonrası 1962 yılında yapılan seçimler neticesinde askeriyeden emekli Binbaşı Nevzat Akbaş, belediye başkanı olur. Her ne kadar belediye başkanı Seydişehirli olsa da, devamlı dışarıda olmasından dolayı, santralin çalıştırılma durumunu ve geçmişini bilmemektedir. Fakat başta Seydişehir halkının bildiği bir şey var. Buna göre Şehir de elektrikler düzgün verilememekte, motor arızalarının sonu gelmemektedir. Halkın şikayeti artmaktadır.

Belediye Muhasibi Erol Ulutaş O zamanlar, Lazoğlu Şükrü nün geçmişte başına gelenleri  bilmekte, takdir etmektedir. Ama yapa bileceği bir şey yoktur. Vakti saati geldiği için Bu nedenle durumu Belediye Başkanına iletir. Nevzat Akbaş: Lazoğlu her ne yerde ise bulun, gelmesini sağlayın, der.

Hatta bizzat başkan, dedemin evini bu maksatla ziyaret bile etmiş. Sonuçta Belediye Başkanı ‘Karakaş‘  lakaplı Yusuf dedemi  Gölcük’e, babamı Seydişehire dönmesi için ikna etmeye gönderir.  1962 sonlarında Babam ve biz şehre dönüş yaparız. Babam bir süre belediye ile anlaşmalı olarak, gündüzleri açtığı tamirhanede, geceleri de elektrik santralinde çalışır. Çünkü Seydişehir halkının, örnekte olduğu gibi kendisine ne yapacağını bilemez!

  • TEKRAR SEYDİŞEHİR Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir

Bundan sonra Babamın Seydişehire ikinci gelişi ve sonuncu ‘çıkışı’ olur.  Bir şekilde babamın işten çıkartılmasına neden olan kişi, babamın akibetine uğrar. Haliyle, elektrik santralında tek kişi olarak çalışırken bu sefer, belediyede şoför olarak çalışan başka bir arkadaşı; Kardeşini işe almasını ister. Ve bu seferde bu kişi ile çalışmaya başlar.

Gündüzleri, bazen öğleden önce  10 – 11,  öğleden sonrada 13 – 15 saatleri arasında elektrik verilirdi. O zamanlar şehrimizde geçerli meslek olan ‘leblebicilik‘.  Tamirciler, leblebiciler için her gün ve haftada bir Çarşamba günleri gündüz film oynatan sinemacı için, elektrik elzem idi.

Akşamları verilmeye başlanan elektrik, gece 24⁰⁰ kesilmeden önce halkın bildiği ve babamın uyguladığı bir yöntem vardı. Babam, gece saat 23.³⁰ a doğru elektrikleri 2 – 3 sefer keser  verirdi. Bundan amaç, yatmamış ve gezmede olan kişilere, yatmaları veya evlerine gitmeleri konusunda, bir ikaz idi. Ancak 1960 lı yıllarda daha elektriği olmayan köy ve kasabalarımızın olduğunun bilindiği bir zamanda, dramatik bir hatırayı aktarmak istiyorum.

Günün birinde bir köylü vatandaş, şehre gelir. Babamın işten atılmasına sebep olanlardan ustaya uğrar ve bir kaynak işinin yapılmasını ister. Usta – Şu an elektrik yok, geldiği zaman yapalım, der. O güne kadar elektriğin ne olduğunu bilmeyen vatandaş ustaya; – Nerede ise bana söyleyin, ben gidip getireyim, der. Ustanın  muzipliği tutar.  O an atölye içinde bulunan ve halkımızın özellikle alış verişlerde kullandığı söğüt dalından örülmüş üsten saplı büyükçe bir sepeti gösterip:

– Peki şu sepeti al, garaja git. Orada fabrikada Laz oğlu isminde usta var, onu bul, selamımı söyle sana biraz elektrik versin, al gel, der. Vatandaş sora sora babamı bulur. Ve  SA – AS Usta, beni usta gönderdi. Şu sepete biraz elektrik veriver, benim işimi yapacak, demiş. Babam, güler misin  – ağlar mısın! adama acıdım, derdi.

Yalnız Dikkatinizi çekerim 1960’lı yıllarda Türkiye de  makine ve teknikleri konusunda tek yetkili kurum olan Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) var.  Bildiğim kadarı ile belediyeye ait olan iki adet büyük İtalyan, bir tanede küçük  Çekoslavak malı motorlar için  ‘Çalıştırılamaz‘  raporunu vermiş.

Ancak babam, elektrik santral ve motorlarını, Seydişehir’in enterkonnekte sistem ile Türkiye çapında genel elektrik  sistemine geçtiği 1969 yılında motorları, çalışır vaziyette teslim etmiş ve santrale kilit takılmıştır..

KAHIR BİTMİYOR!

Babam; 1965 yılında Alaylar mahallesine bir ev yaptırmaya başlar. 1966 yılında da Etibank Alüminyum Fabrikasının temellerinin atılması ile işçi alımları başlar. Rahmetli Nevzat Akbaş; O zamanlardaki Etibank Alüminyum Fabrikası yetkililerine şifaen-

– Belediye elemanlarından Lazoğlu Şükrü HARİÇ istediğinizi – isteyeni işe alın, demiş.

Babam evimizin yapımı anında kendisine yardımcı olan Nevzat Akbaş’ın katkıları nedeni ile hem Etibank’a geçmek için gayret etmemiş. Hemde bir ara Almanya ya gitmek istemiş. Bu sefer Konya da İşçi Bulma bürosunda çalışan Seydişehirli’nin görevlinin vazgeçirtmesi ile Almanya ya bile gitmekten vazgeçmiş. Lakin Elektrik Santrali kapatılınca İşçi statüsünde o zamanlar görevinden dolayı iyi maaş alan babamın statüsü Memurluğa çevriliyor. Ama! İlk Okul Diploması yok.

1980 Darbesi sonrası Seydişehir Kaymakamı aynı zamanda Belediye başkanı olmuş. Babam ve yardımcısı memurda olsalar mesleklerinden dolayı Tamirhaneye gönderilmişler. Yardımcısına Takım Haneci görevi verilmiş.  Bu görevde olan kişi, yanında başkası yoksa veya işgüzarlığından dolayı memur olmasına rağmen Cumartesi günleri bile çalışmış veya mecbur kalmış. Babamda Cumartesi  Pazar günleri tatil yapmış.

Bu sefer yardımcısı O zamanlar 12 Eylül sonrası belediye başkanlığı görevi yapan kaymakama: – Ben cumartesi günü memur olduğum halde çalışırken Lazoğlu çalışmıyor diye  şikayet ediyor. Ne yazık ki Kaymakam / Belediye başkanı kişide babamı, cumartesi  günüde çalışmaya mecbur ediyor. O zamanlar babam bu duruma çok üzülmüş ve işe aldırdığı kişiye de çok kızmış ve bu kişi ile de muhabbetini kesmişti.

Danıştaya açtığı mahkeme sonunda, Fazladan çalıştırıldığı 12 iş gününe ait  tatili mahkeme kararı ile aldı. Ve babam,  1982 yılında emekli oldu. Ömrü hayatı, gece gündüz hep çalışmakla geçmiştir. . Bir hatası vardı. Çok sigara içer, eksoz gazı içinde – mis, derdi.

  • GÜRCİSTAN BATUM ve SEYDİŞEHİR

1969 yılında Zonguldak lı bir kişi Gürcistan  Batum da yaşayan akrabalarını görmeye gidecektir. Yanında akrabalarına ait bir çok resimleri de götürür. Zonguldaklı kişinin, Batum da misafir olacağı aile, babaannemi tanımaktadır. Ayşe babaanneme: -Ayşe, Türkiye den bir akrabamız geldi. Sen de gel, hasretlik giderirsin, diye çağırırlar.

Babaannem gelir. Zonguldaklı kişinin getirdiği resimlere bakar. Resmin birinde gördüğü bir erkek için: – Bu, falanca değil mi?, diye sorar. Sorduğu kişi ÖZ ablasının oğlu ve yeğeni olan, Asım Özbostancı’dır.

Türkiye ye gelen Zonguldak’lı kişi, hemen Asım amca ile irtibata geçer. Asım amca, biraz zorlanarak Hürriyet Gazetesi aracılığı ile babamın adresini bulur ve mektup yazar. 1970 yılından 72 yılına kadar Azerbaycan – Bakü ve Türkiye – Seydişehir arasında yapılan yazışmalar neticesinde: Babaannem Ayşe, Halam Fadime ve kocası Abbas Abbasof, T. C. ve S. S. C. B. ne yapılan başvurular neticesinde, 42 yıl aradan sonra 1972 Mart ayında Türk topraklarına ayak basarlar.

Amcam Hamdi YUSUFZADE, birkaç kez Türkiyeye geldi. Şuan Azerbaycan Bakü de, halamın 4 kızı, torunları ile babaannemin ikinci kocasından olan torunları var. Ben 2004 yılında, Azerbaycan’a gidip, Büyükbabamın doğduğu, babaannemin yaşadığı ve kabirlerinin olduğu toprakları gördüm.

  • KIYMET BİLMEZLİK

Acı ve ıstıraplar arasında geçen bir ömür, yardımcısı  ile küs olarak; 01 . 01 . 1987 perşembe günü ve saat 08.10′ da 61 yaşında sona erdi.  12.2011

Bu yazdıklarım; Seydişehirli olmayan birileri için, bir anlam ifade ediyor mu? Ettiğine eminim.

Lakin Söğüt altında ıslık çalan kişi! Seydişehir’in tarihi geçmişi olarak anlatılırken! Ömrünü Seydişehire adamış, Mesleğinden dolayı Kaymakamdan bile iltifat ve sayğı görmüş Lazoğlu Şükrü için, yazılı ve sözlü basında iki cümle bile çok görülmektedir. 05.09.2021 Pazar

Öyle ki, facebookta Seydişehir’in geçmişleri anlatılırken Laz Oğlu Şükrü hatırlanılmadı bile. Ben Babamı ortaya attığımda bir bayan; YAŞASIN BİZİM YERLİLERİMİZ DEDİ. 08.2024

ARILARIN KOVANI TERK ETMESİ

Arıların Gittiği Yer ve Gece Yatısı

Temmuz 2025. Arıların Kovanı Terk Etmesi çeşitli nedenlere bağlı. Kimi arıcı sebep olarak varroa’yı göstermişti. Varroa var diye arı kovanı terk etmez, etse bile, üzerinde götürecek. 🙂 Bunu bilin istedim.

2017 Apimondia sunumlarında, Bilim çevresinin Bu konuda kesin ‘sebep şu’ dediklerini duymadım. Kovan içerisinde balı poleni günlüğü ve kapalısı olduğu halde kovanda arının yok olmasıdır. 

Arıların Kovanı Terk Etme Nedenleri : Örnek:. Brezilyada 2018 Ara. 2019 Mart ayları içerisinde, bitki böcek ilaçları nedeni ile 500 milyondan çok arı ölümleri olmuş. Face sayfamda Brezilyadaki arı ölümlerini yayınlamıştım. Portekizli sayfa arkadaşım Adeilson Mendes:. Portekizde çiftçiler arıları düşünmeyip soya fasulyesine bolca ilaç veriyorlar diye yazmıştı.

Api Mondia Konferansında;  A Petekteki bal ve polende olan kötü pis kokulu ilaç birikintisi. B  Peteklerde balın olmayışı ve arılarda,  açlık korkusundan dolayı oluşan stres. C Parazitler,  D  Kovanda Canlı veya ölüsü olan böcek E Islak zemin üzerine kovanın konulması F Kovanın kuvvetli rüzğarların etkisi altında olması G Yabani hayvanların saldırısı, varlığı H Kovanın aşırı sıcak altında kalması

Arıların Kovanı Terk Etme Nedenleri  İLE  Arılarda Kovan Çökme Nedenleri aynıdır. Sonuçta, her iki manada arılar yok oluyor. https://www.mecitalbayrak.com/yaz-ve-kis-mevsiminde-ari-olumlerinin-nedenleri/  konulu yazım, bu konu ile bağlantılıdır.

Ve tecrübem doğrultusunda.  E  Koloninin zayıf olması, kovanı terk etme nedenleridir. Bu nedenlerden dolayı oluşan toplu ölümler, Arıların Kovanı terk etmesi diyede yorumlanabilir.

Misal: Bir babanın -evime ekmek alamıyorum deyip, intihar etmesi gibi. Arılarda kovanda yiyecek yok, hepimiz azaldık, dışarıdan saldırsalar kendimizi koruyamayız iç güdüsü. Veya koloni zayıf ve devamlı yağmaya uğruyor.

(Biliyorum). Ne yazık ki zayıf arı canı karşılığında yiyeceğini teslim ediyor. Bu nedenle yiyeceği kalmayınca da; Arıların Kovanı Terk Etmesi elzem oluyor.

Aşırı antibiyotik, Mısır şurubu, O bölgede kalmayan bal polen miktarı. Kovanı etkileyen mum güvesi çokluğu. Bu yüzden kovan terk ediliyor. Bir zaman bir yerde gördüm. Güve kovanı sarmış içinde koloni yoktu. ve kovanı terk etme alışkanlığı olan soydan gelmeleridir.

Bir ay içerisinde peteklerde günlük kapalısı olduğu halde kovanda azar azar arı kaybı oluyor mu? İse, arı kovanı terk ediyor veya bilemediğin bir arı ölümleri var demektir.

Ne yazık ki peteklerde bal ve polen çok olduğunda bile, arıların kovanı terk ettiği biliniyor. Ek olarak Baz istasyonlarının arıya etkisi olmadığı görüşü hakim.

Koloni, kovanı terk ederken geride ana ve az sayıda genç arının kaldığına şahidim. Geride Çita üzerinde bal, polen hatta kapalı yavru bile olur. Veya hepsi gider.

Koloni zayıftır yağma olur, zayıf oldukları için kendilerini savunmak istemezler. Yağmacı arılar balı bitirirler, o kovanın arısıda yiyecek kalmadığı için kovanı terk eder. (bu yazdığımı unutmayın) 08.2014

Bu gün 01.11.2020 mutlu ve şanslı günüm. Kışa hazırlık olması için, üzerinde arı olmayan ballı petekleri, boş kovana koymuştum. Bir ara baktım, burada dışarıdaki kovanı terk etmeyen birikinti arılar var. Petekleri kontrol ettim, iki çıtada az arı ve anası olan koloni gelmiş.

Her nereden geldiler ise! İşte bu koloni, kovanını terk eden AÇ arıdır. Hemen bir ana kutusunu hazırlayıp şerbet verdim ve aynı kovan içinde bıraktım.

COLOSS; İsviçre de bal arıları hakkında araştırma ve korunmasını amaçlayan bir kuruluş. Avrupa ve Türkiyede 2017-18 yılı kış mevsiminde % 16 oranında arı ölümlerinin olduğunu tespit etmiş.

Arılarda Yaz Kış kayıpları ve nedenleri:

  • Ana arının ölümü ve ana arının erkek larvasını az veya hiç atmamış olması,
  • Kovan içinde yeterli yiyeceğin olmayışı ile beslenme bozukluğu.
  • Parazit, virüs, bakterinin varlığı arıların nektar ve polene ulaşmasına ve koloni çökmesine neden oluyor.
  • Araştırma neticesinde:. Meyve ve mısır püskülünden toplanan aşırı miktardaki yağlı polenin kolonilerde çöküşe neden olduğu tespit edilmiş.
  • Günlük hava değişimleri,
  • Yabani ot ilaçlanması. Bu durumda işçi arılar önce tektek sonra topluca ölmekte. Öyleki, petek üzerinde bal, polen, açık/kapalı günlük olduğu halde, ana yalnız kalıyor. Bu ilaçlama şekli ise, dünyada yaygın olmakta. 26.06.2019

ARILAR NEDEN SALKIM YAPARLAR.

ARININ SALKIM YAPMA NEDENLERİ

Temmuz 2025. Arının Salkım Yapma Nedenleri esas iki nedenden dolayıdır. 

arıların salkım yapmasının nedenleri; 1– Sıcaklardan, 2– Soğuklardan dolayı salkım yaparlar.

1– Havaların aşırı  sıcaklığı nedeni ile kovan içi hararetin artması. 

2– Birinci nedenden ötürü kovan içinde boş yer olmasına rağmen arılar, dışarıya çıkar. 

3– Koloninin kuvvetli olmasından dolayı ayak basacak yer kalmamıştır.

4Soğuklar nedeni ile hareketleri kısıtlanan ve uyuşan arılar, vücut sıcaklıklarını korumak için ‘top’ salkım durumuna geçerler. Isınma amaçlı petek üst çitası ile aşağıya doğru ve yana doğru birbirine yapışıp kalırlar. Tehlikeli bir durumdur.

ARININ SALKIM YAPMA ÇEŞİTLERİ;

AArıların Uçuş tahtası altına salkım yapmasının nedeni:  Kovan içinde sıcaklık hem havanın etkisi hemde arıların vücut sıcaklığı nedeni ile aşırı artar. Bu artış, kovan içinde faaliyeti azaltır. Aşırı sıcaklıktan dolayı (insanlar gibi) iş yapamayan arıların bir kısmı, kovan dışına çıkar. Dışarıya çıkan yavru arılar enerjilerini korumak ve hareketsiz durmak için uçuş tahtası altında yere doğru uzunlamasına, üzüm salkımı biçimini oluştururlar. Tehlikeli bir durum değildir. 

Diğer bir anlatım ile Kovan Önünde Arıların Salkım Yapmasının Nedenleri Arının Salkım Yapma Nedenlerinden olan bu tip salkım tabiri caiz ise ‘zevk’i sefa’ içindir. Sadece mecburen tembellik etmelerine neden olur. Bu kısma yukarıda belirttiğim ilk üç şık girer. Bu durumu önlemek için üstte ‘fazladan’ ilave olmalı ki, içerisi havadar olsun. Bazen bu bile faydalı olmaz. Veya kovan, gölgelik bir yerde olmalı. O zamanda salkım yapmayıp, uçuş tahtası üzerinde hareket ederler. Ek olarak kovanın üstünde gölge yapacak çalı, ot vb olmalı. 

BKovan içi salkım. En tehlikeli salkım yapma çeşididir. Kışın üşüyen arılar, vücut sıcaklıklarını korumak için uğur böceği şeklinde yumak olurlar. Bu durum, havalar ısınıncaya kadar devam edebilir. Bu duruma kısmen engel olmak için teneke takmanızda fayda var. Teneke taktığınızda, direk soğuk havanın içeriye girmesini engellemiş olursunuz.

Kovan içinde yapılan salkım, içinde balı çok olan petek üzerinde olur. Buna göre bu yerde bulunan arılar durdukları yerde bal yerler. Aç kalmazlar. Haliyle Karnı doyan arı sıra ile kümenin dışına doğru çıkar. Acıkan ve üşüyen arı ise balın olduğu merkeze yanaşır. Döngü bu şekilde devam eder. Aynı yerde bal var ise! Küme sağlı sollu o tarafa yanaşır. Böylece Yaşamaya devam ederler.

Ne yazık ki soğuklar devam ediyor ise tehlike bundan sonrada devam eder. Bu süre içinde petekteki bal biter, sıcaklık olmazsa, diğer UZAKTAKİ peteğe geçemeyen arılar topluca ölürler. En tehlikeli salkım şekli bu.  03.2018 cmt

VERGİNİN AZ OLDUĞU ÜLKELER.

DÜNYADA KALİTELİ YAŞAM SIRALAMASI.

Temmuz 2025. Verginin Az Olduğu Ülkeler. Dünyada hiç verilmeyen vergi yoktur. Diğer bir tabir ile hiç vergi almayan ülke olamaz. Ancak Verginin Az Olduğu Ülkeler olur. Vergi ise, zamanımızda para ile ödeniyor.

Birleşik Arap Emirliği : Dünyada kişi başı en yüksek gelire sahip ülke. Hiç bir şekilde gelir ve katma değer vergisi (KDV) yok. Sadece içkilerden % 50 vergi alınıyor. Geliri, petrole dayanıyor. Orta Doğu ülkeleri arasında güçlü bir eğitim sistemi ve İngilizce konuşan bir çoğunluğa sahip.

Bahamalar : Devletin geliri % 70 turizm, ithal mallar ve gümrük girişlerinden sağlanıyor. Vatandaşlık değil oturum izni alıp en az 90 gün bu adada kalan, almak zorunda olduğu emlağı en az 10 yıl elinde tutmak zorunda. Suç oranı yüksek. Sadece tıbbi yönden eksikliği var.

Monako Prensliği : Geliri turizme dayanıyor. Hiç bir isim altında vergi alınmıyor. Sadece prenslik topraklarında yaşayan yabancı kişiler, vergi veriyor. Yaşam şartları yönünden çok pahalı bir şehir devletidir. Öyleki bir gecelik için tutulan daire ücreti, 10.000 $ dır.

Andorra Cumhuriyeti : İspanya / Fransa arasında dağlık bir ülke. Devletin geliri % 80, turizme dayanıyor. Sadece yıllık geliri 40.000 Euro ve üstü olanlardan %10 vergi alıyor.

Kuveyt : Dünyada petrol ihracatında 6. olan bir ülke. Gelir vergisi alınmıyor. Sadece sigorta primi katkı payı alınıyor. Yalnız, bu ülkeye ait bir firma üzerinden bu ülkeye gidenlerin, zorla bu firmanın istediği yer ve koşullarda çalıştırılma durumu var. 50 yaş üzeri kişilerin çalışması yasak.

Katar : Geliri, bir nevi doğal gaz imparatorluğu ve petrole dayanıyor. Hiç bir isim altında gelir vergisi ve KDV alınmıyor. Sadece sosyal sigorta katkı payı ve ithal edilen ürünlerden sadece % 5 vergi alınıyor.

Umman Sultanlığı : Gelirinin % 90 petrole dayanıyor. Gayri menkul satışları, maaş ve sosyal sigorta primlerinden katkı payı alınıyor.

Bahreyn : Sadece, sigorta ve emlak vergisi var. Yabancılar, emlak kiralama vergisi veriyor.

Cayman Adaları : İngiltere’ye bağlı geliri turizme dayalı olup dünyada ‘vergi cenneti’ olarak bilinen yerlerden biri. Sadece ithal mallardan % 25 vergi alınıyor.

Bermuda Adaları : İngiltere’ye bağlı, Atlas Okyanusu / Karaipler Denizi tarafında, geliri turizme dayanan, adalar topluluğu. Adalarda yaşayan insanların % 20 , başka ülkelerde doğmuş kişilerden oluşuyor. Yaşam şartları bakımından pahalı bir bölgedir. Sadece sigorta ve maaş vergileri ve ilave olarak emlak ve miras vergisi var. –   03.12.2017

ARI HASTALIKLARININ BASİT TEDAVİLERİ

Arı Hastalıklarının önlenmesi bakımından uçuş deliklerine teneke koymak bile bir tedavi şeklidir.

Haziran 2025.  Arı Hastalıklarının Basit Tedavileri:. Her daim arılığınızda oluşan hastalıkların tedavisinde bilmeniz gereken basit bilgilerdir. Bu sebeple aşağıda belirttiğim arı hastalıkları ve tedavisi, tecrübem ve Api Mondia Konferansında verilen bilimsel açıklamalar doğrultusundadır.

Arılarda Kireç Hastalığı: Arı Hastalıklarının Basit Tedavileri içinde tedavisi en basit olan arı hastalığıdır. İlk bahar mevsiminde soğuk esen rüzğar zamanlarında oluşur. Kovan içine giren sert soğuk havalarda arı üşür. Arı ısınma maksadı ile peteklerin üst ortasında birikip yumak olurlar.

Yetişkin arılar petek diplerinden çekilince saydam parlak 4-6 günlüklü larvalar ısınamaz. Ve soğuktan dolayı ölürler. Akabinde bildiğimiz kireç siyahlı / beyazlı renk halini alırlar. Kireçlenmiş bu larvalar petek gözlerinde veya polen kutularında görülür.

Arılarda Adi Yavru Çürüklüğü:. Bu sefer olğunlaşmıs çıkmak üzere olan, üzeri sırlanmış arılar aynı nedenlerden dolayı üşür ölür ve dışarıya atılır. Petek gözlerinde delinmiş sır içlerinde başları dışarıda görünürler. Her iki hastalığın Tedavisi ise Üzerinde arı gezinmeyen petekleri dışarıya alın.

Her iki tarafa strafor ve benzeri cisimleri petek büyüklüğünde kesip sağlı sollu sıkıca koyunuz. VEYA; Bu hastalıkların en basit kısmi tedavisi benden. Uçuş tahtası büyüklüğü ve genişliğinde teneke kesip tam ortalayacak şekilde buraya asınız. Böylece sert rüzğarın direk etkisini ortadan kaldırmış olursunuz.

Nosema neden olur:, Bu hastalık iki nedenden dolayı oluşur. A– Özellikle kışın sert ve daimi esen rüzğarlardan dolayı yumak yapan arılarda olur. Bu yüzden dışarı çıkamayan arılar defi hacet yapamazlar. Bu durum ise, zamanla arılarda bağırsak sorunlarını ortaya çıkarır. Devamında ise dışkılarını petek ve kovan üzerine çıkartırlar. 

Arıların vücudunda ve kovan içinde oluşan bu pislik arılarda bağırsak hastalığına sebep olur. Bu hastalığa Nosema denir. Arılar dısari çıkıp defi hacet yaptıktan sonra düzelme durumuna geçerler.

B – Diğer bir neden ise! İçtikleri pis su ile yine pis sudan yapılan veya sıcak altında bozulmuş şerbet nedeni ile nosema olur. Ayrıca kovan içinde oluşan nem aynı hastalığı yapar. Yazın olan nosema, temiz yiyecekler nedeni ile kısa zamanda düzelir. Nosemanın belirtisi Kakası özellikle kovan üzerinde ve her yerde yuvarlak, ishal şeklinde görünür. Ayrıca diğer bir belirtisi ise arı fazla uçamaz.

Büyük kanatların altında ki küçük kanatların, bitişik olması gerekir. Bu hastalıktan dolayı kanatlar ayrık ve aşağıya doğru sarkık görünürler. Zamanla bu rahatsızlıktan dolayı arıların orta bağırsağında gelişen bir parazit arıiarın ölümüne neden olmaktadır. Nosema hastalığı nedenleri ancak laboratuvar ortamında tespit edilir. 

Ana arı ishal değil, kabız olur.  Koloni ve arı huzursuz, saldırgan olup, koloni düzgün gelişmez ve ölüm oranları yüksektir. Petekler, kovan içi ve dış yüzeylerinde toplu halinde ishal pislikleri görülür. Ek olarak, bu hastalığa yakalanan arı uçamaz. Kovan önlerinde sürünür, felç olup, C biçimi  kıvrılmış ve kanatları açık yayılmış olarak ölür. 

Arı Hastalıklarının Basit Tedavilerinde Varroa ve Nosema  için timol esanslı  kekik yağı verilmelidir. 5 lt Şerbet içine 0.5 mg kadar kekik yağını çekip karıştırın. Aktar ve eczanelere bakınız. En iyisi pazarlarda ‘koku’ satan gezginlerde olur. Yalnız bu şerbeti, tüm varroa ile mücadele türünde, 3 er gün ara ile, 7 sefer vermelisiniz.

Nosemanın doğal tedavisi  nane papatya fesleğen çıngırak veya civan perçemi. Bu otların birini kaynatıp suyunu şeker ile karıştırıp şerbet olarak verebilirsiniz. Bu arada nosema oluşmuş kovanları çamaşır sodası veya pürümüz ile temizlemeniz şart. Petekleri imha edin. Belirttiğim bu usuller haricinde Arılara protofil (ot çayı) veya fumidil B antibiyotik ilacı verilerek tedavi edilir. Protofil, 1 lt şurup içine 17 ml olarak veriniz.

Amerikan Yavru Çürüklüğü  hastalıkları AYÇ :. İlave Bilgi alma babından, bilimsel sayfalarda yaptığım araştırmaya göre bu hastalık, Dünyada en yaygın tehlikeli arı hastalıklarının başında geliyor. Yaz kış mevsiminde kovanda açlık çeken işçi arılarda oluyor. Nosema gibi ama nosema olmayan arının sindirim sisteminde oluşan bir bakteriden kaynaklandığı yazılıyor. 

2017 Apimondia– Bu konuda açıklama yapan kişiye hastalığın nedenini sordum. Arının topraktan aldığı bir bakteriden dolayı, demişti! İki açıklamayı birleştirdiğimizde? Aynı yere varıyoruz. Açlık çeken arı dışarı çıktığında toprakta yiyecek aramasına başlıyor ve yememesi gereken yiyeceğe gidiyor. Ne yazık ki bakteriyi kapıyor. AYÇ konusu için; AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI başlıklı yazıma bakınız.

Kovanları devamlı ıslak olan su sızan ve su akan toprak üzerine koymamaya dikkat ediniz. Çünkü bataklık durumunda olan bu yerde her türlü bakteri yaşar. Arılarınıza bulaşır, eliniz ve malzemeleriniz vasıtası ile de kovana taşırsınız. Diyeceksiniz ki; arının kendisi gitmez mi? gider ama siz tedbirinizi alın.

Eldiven ve malzemelerinizi temizlemek için:. Körükten çıkan alev üzerinde (gerekiyorsa) eliniz, eldiveniniz ve malzemelerinizi gezdirir iseniz dezenfektan yapmış olursunuz.

Bu arada bir düşüncemi de sizlerle paylaşmak isterim. Arıları kontrol ederken çitaların ve kovanın içinde olan propolisi sıyırıp, istersek alıyoruz veya atıyoruz. Şayet propolisi ihtiyacınız için almayacaksanız, sıyırdığınız propolisi gelişi güzel atmayınız. Temiz bir taş, ağaç, dal veya başka bir yere sıyırınız. Arı, sıyırdığınız propolisi tekrar toplamak için uzaklara gitmesin. 06.2013

ARILARIN YAŞAM DÖNGÜSÜ HAKKINDA

Varroa Mücadelesinde Timol Yağı.

   Temmuz 2025– Bilimsel makaleden alıntı. Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında İspanyada ki Pauk (Paul)  Mağarasında arılar hakkında çizimlere ulaşılmış. Buna göre yapılan araştırmalarda  arıların 80 milyon yıldır yaşadığı tespit edilmiş. İnsanlar ise dokuz bin yıldır yabani  arı ballarının alımı ile uğraşmaktadır. Beslediğimiz arılar, dolayısı ile yabani arı sınıfına girmektedir.

  Arıların Yaşam Döngüsü, Bitkiler ile ortak hareket etmelerine bağlı. Bitkilerin üremek için rüzğar ve arılara, Arılarında yaşamak için bitkilere ihtiyaçları var. Bu yüzden Bitkiler üreme organı olan çiçek bölge ve diplerinde polen ve şekerli nektar üretirler. Arılar, çiçekten nektar alırken, polenlerine sürtünür. Buradan sürtünerek aldığı poleni, diğer bir başka çiçeğin erkek veya dişi polenlerine bulaştırır. 

   Böylece her iki çiçeğin merkezindeki üreme organlarındaki erkek ve dişi polenleri eşleşmiş olurlar. Bu yüzden hem çiçek hem arı birbirinden faydalanmış oluyorlar. Sonuç olarak arı getirdiği nektarı kovanda hazır bekleyen genç arıya verir. Diğer arıda getirdiği poleni gerekli yere bırakır. Arı özel salgısı ve bal ile poleni karıştırarak petek gözüne sıkıştırır.

   Bu işleri biten arı tekrar, araziye çıkmaktadır. Yalnız Nektar ve polenin koku ile tadı, getirildiği bitkiye göre değişmektedir. Çitaya konan nektarın suyu en erken 10 gün içerisinde uçurulup Tam bala dönüşmektedir. Bir bitki üzerine daha önce bir arı konmuş ise, O bitkiye kokusunu bırakıp gider. Kendisinden sonra gelen başka bir arı, bu kokuyu hisseder. 

Böylece gelen arı hissettiği koku sayesinde O çiçekte polen ve nektarın kalmadığını bilir. Ve bu nedenle oyalanmadan gider.        Dış sıcaklık ne olursa olsun, çitaların arasında sıcaklık 34 C’ dir. İç  sıcaklık 34 C’ geçtiği zaman kovan içinin serinletilmesi gerekiyor. Bu nedenle genç arılar kovanı serinletmek için kovan dışına çıkarlar.

Uçuş tahtası üzerine yerleşen arılar kanatlarını çırparak  içeriye, serin hava gönderirler. Arılar, sıcak havalarda günde, 16 saat çalışır. Arılar, dış sıcaklık 14 C’ ve altına indiği zaman (Kendi tespitim) yumak olmazlar. Ancak görevliler dışarıya çıkarlar.

   Arıların Yumak Olma Nedeni:. Bilimsel olarak dış sıcaklığın 14 C’ ve altına indiği zaman arıların yumak olduğu belirtildi. Ocak ayında arıların yanına sıcaklık derecesini alarak gittim. Hava tam açık ve güneşli. Dışarı ilkin 4 C’ idi. Daha sonrası 11 C’ yükseldi. Bu süre içerisinde kovanımı bir köşeden araladım. Arılar içeride tam faal hareketli idiler. Buna göre Arılar Neden yumak değillerdi?

 Benim tespitim. Arıların yumak olma nedeni! Soğuk esen rüzğardır. Yaşadığım bir olay:. Mart ayı içinde idim. 10 C’ ve üstü güneşli bir günde yolda yürürken ellerim üşümüyordu. Sonra poyrazdan esen soğuk hava ile ellerim üşüdü. Cebime sokmak zorunda kaldım. Buna göre arının yumak olma nedeni belirttiğim gibi sert ve soğuk esen rüzğardır.

   Çaresi: Yüzde yüz olmasa bile size önerim. Kovan uçuş deliği önü ve üzerine uçuş tahtası genişliğinde teneke asın. Rüzgarın direk  kovan içine vurmasını engellemiş olursunuz. Arılar uyumazlar. Sabahın erken saatlerinde dışarısı serin olduğu için  uçuşa gitmezler. Havanın ısınmasını beklerler. Çünkü giderlerse vücut ısıları düşecek. Bu yüzden vücut katılaşmaya başlar uyuşurlar. Kovan bakımı anında arılar tedirgin olmaktadır. Bizler genelde körük vasıtası ile, arıların tedirgin olmaması için duman veririz. Gerçek yabani hayatta ise Ormanda duman kokusunu alan arı, hayatta kalabilmek için kovuktaki yuvasını terk etmekte.

   Bunun için önce  yuvasındaki balı fazlası ile yeyip, çıkmaktadır. Haliyle karın bölgesi fazlası ile şişen arının uçma, saldırma ve SOKMA durumu zorlaşmaktadır. Arının soka bilmesi için karnını aşağıya doğru bükmesi gerekiyor. Karnı şişen arı ise, bu bükme işlemini  ya yapamıyor veya zorlanıyor. Bu nedenle iğnesini yeterince sokamıyor. Arılar kovanda iken gün ışığından hoşlanmazlar. 

   Ana arı, 7 – 12 erkek arı ile çiftleşmekte. Bu çiftleşme uçuşuna çok sayıda erkek arı sıra bana gelecek diye toplu uçuşa geçerler. Lakin çiftleşme sonunda ölen arı olurken dişisi tarafından Öldürülen Peygamber Devesi erkeği oluyor.

  Erkek arı ve sayısı bir kovanda 100 – 400 arasında oluyor. Hortumları kısa olduğu için nektar toplama becerisine sahip değillerdir. İşçi arının 3 katı bal yerler. Kovan içerisi veya dışında hiç bir iş yapmaz, kovan güvenliğine bile karışmazlar. Mevsimsel olarak ana arıların çiftleşme sezonundan sonra 3 – 4 işçi arı tarafından dışarıya atılırlar.

Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında:. Arının yaşamı kovanda başlıyor. İşçi arılar, bir kovan içerisinde 120 bin tane olabiliyor. Ölünceye kadar çalışırlar.

Yeni doğan işçi arının kovan içi görevleri

1. 3. gün çıktığı ve diğer petek gözlerinin bakımını yapar.

4. – 7. güne kadar kovan etrafında kovanı tanıma ve etrafı görmek için arılarda ilk uçuşlarını topluca yaparlar. Ek olarak larvaların bal ve polenle beslenilme işini devam ederler.

8. – 12. gün arası süt üretme ve -kadro askeri gibi- ana arının bakımı, yıkatılması ve beslenilmesi yapar.

13. – 18. gün arası bal mumu üretmek ve örmek. Kovan güvenliğini sağlamak, getirilen nektarı tarlacı arıdan alıp, işleyip petek gözüne koymak.

19. günden  ölünceye kadar 25 gün boyunca araziden nektar ve polen getirmektir.

   İşçi arının özellikleri 1 (bir) saniyede 440 kere kanat çırpar. Boş iken saatte 65 km, nektar ve polenli iken 45 – 50 km hızla uçmaktadır. Ayrıca bir at kendi ağırlığı kadarını, kızak köpeği dört katını götürdüğü tespit edilmiş. Bir arı ise kendi ağırlığının 20 katını taşımaktadır. Kovandaki arının 1/3 i tarlacıdır. 35 C’ kadar olan sıcaklıklarda arı uzak uçuşlar yapar. 15 C’ altında ise bu mesafe azalır. 

   Arı dansının keşfi: Arıların kovan içerisinde dans ederler. Nedeni ise arazide tespit ettiği nektar veya diğer ürünlerin yerini tarif için dans ederler. Bunu ilk keşfeden Avusturyalı etoloji/zooloji uzmanı Karl von Frisch (1886 -1982) olmuş. Arı araziden ne ile geliyorsa  nektar, polen, propolisi nerede bulduğunu kovandaki arılara anlatıyor. Bu üç ürünün yeri tarif edilirken hep aynı kural uygulanıyor.

   Tarif ederken, O an güneşin bulunduğu yöne doğru dik bir çizgi çizer gibi yürürler. Burada ölçüt, güneşin kendisidir. Yürüdüğü hat üzerinde iken bir an durur. Kovana getirdiği her ne idi ise O tarafa yönelir ve durur. Bu duruş yeri, aranan maddenin açısını verir. 09.2016

  Güneşe göre bir kaç santim dik gider. Durur ve sağ veya sola döner. Döndüğü yön nektar polen ve propolisin yerini gösterir. Ayrıca bu bilgi aktarma işlemi dairesel (O) ve sekiz (8) şeklinde dönüşler ile yapılır.  Aşağı – yukarı karın titretme ve sağa – sola tüm vücudu sallama  şeklinde olur. O ve 8 dönüşleri ile karın titretme  nektarın yeridir. Sallanmalar ise polenin yer ve mesafesini gösterir.  Kaynak FAO 12.2013

Burada alıntı yaptığım bilgiler Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında kesin veya kesine yakın bilgilerdir.

 

ARILARDA SONBAHAR VE KIŞ BAKIMI.

BEN MECİT ALBAYRAK

 Temmuz 2025. Arılarda Sonbahar Ve Kış Bakımı bal sağım zamanı ile başlamalı. İlk yapmanız gereken Varroa mücadelesidir. Bu yöntem ile! Arılara bir kaç günlük varroa ilacı vermiş oluyorsunuz.  Varroa için timol esanslı kekik yağını enjektör ile bir ml çekiniz. 5 lt Şerbete karıştırıp şerbetliklere dökünüz.

Mart Ekim ayı sonuna kadar 1 şeker+1 ölçek su karışımı şerbet verin. Rahmetli Prof. Dr Muhsin Doğaroğlu tavsiyesi. Ana arının günlük atmasını istiyorsanız kovan içine polen verin demişti.

KIŞIN ANA ARININ GÜNLÜK ATIMINI TEŞVİK İÇİN:. Bir kaşık Pudra şekerine dört kaşık poleni bir kaç damla su ile nemlendirip, karıştırın. Bu karışımı poşet naylon üzerine bir yemek kaşığı  koyup, kovan içine yerleştiriniz. Yalnız poleni kardığınızda, polenler tane tane olursa daha iyi olur. Daha sonra bu işlemi, arı poleni yedikçe bir kaç kez yapınız. Böylece arının kışı güçlü ve sağlıklı geçirmesini sağlamış olursunuz.

Ancak şerbeti çokça vermeyin. Bir anda petek gözleri bal ile dolmasın. Yer kalmaz ise ana günlük atamaz. Genç arının yokluğundan dolayı bu yüzden koloninin, bahara çıkması zorlaşır. Arı bakımına Ek olarak kovanın dışındaki çatlak yarık yerleri silikon ile kapatınız.

1- 2 ÇİTALIK ARI BAHARA ÇIKAR MI ? Diyorlar. Çıkar. Hemde bir avuç arı bile kışı çıkarır. Yeter ki genç arısı ve yiyeceği olsun. Bununla beraber Hastalık, varroa vb çeşidi olmasın. Ve yukarıda belirttiğim gibi, Poleni verin bakalım. Çıkar mı! çıkmaz mı!  Bu iddiam, kendime ait 1 -2 çitalık bir avuç arının bahara çıkmış durumudur. Şans! diyorsan! Ne var ki 10 çitalık arı içinde aynı şans yada şanssızlık geçerlidir.

Yıllar öncesi dört kovanımın birer avuç arısı vardı. Onlar bile kışı çıkarıp, mayıs sonunda 8 -10 çitalık kovan oldu. Desteklediğim bir kovanımı da böldüm. Yalnız Kovanlarımı, İki ay içinde üç ayrı yere taşıdım. Siz şunu düşünün. Bu iki çitalık arı benim yüzümü güldürür mü? Güldürmese bile! Başka kovan ile birleştirirsiniz. Bu sebeple bir avuç arı bile kar olur.

Ekim ayından itibaren 2 şeker+1 su şekerli şerbeti  vermeye başlayınız. İçine Limon suyu sıkın, cuzi sirke verin. Limon ve sirke, vitamin ve antibiyotik görevi yapacaktır.

Kışın kovanlarınız soğuk bölgelerde ise Mart ayının ilk yarısına kadar kek vermeyiniz. Verirseniz? Felaket olmaz!. Sadece arıların yaşama şansını Şansa bırakmış, olursunuz.

9 Şubat 2016 Salı. Kovanlarımın yanına geldim. Ben, bazı geceleri – 27 C’ olan yerdeyim. Çitaların % 90 da kapalı ve günlük var idi. Neden? Bana göre Kışın arılara verdiğim polenin etkisi ortada idi.

Gördüğüm bu sonuca göre arılarım Seydişehir de, 1 Şubattan  itibaren günlük atmış oluyorlar. Yanımda derece götürdüm ki, hangi sıcaklıkta arı hangi duruma gelecek! yerinde görmek istedim. Kovanları açıp arılara bakmaya başladığımda gölgedeki sıcaklık, + 4 C’ den ye 11 C’ kadar çıktı.

Geçen zaman içerisinde şunu öğrendim. Kovana bakmanız gerekiyor ise, arının üst kapağını bir köşesinden açıp arılara bakın. Arı yumak olmuş ise hiç dokunma. Rüzgar kar ve karlı yağmurlu havalarda ise açmayın.

Arılar petek üzerinde geziniyor ise! Açın. Arılarda sonbahar kış bakımı yaparken balı boşalmış arısı azalmış kovanın boş çitasını alınız. Buna göre Kars’ta arıcılık bile yapıyor olsanız, bu yazdıklarımı dikkate almanızı öğütlerim.

Yalnız Kovanları penceresi olsa bile dört tarafı kapalı yerlere koymayın. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık gün güneş gören yer, çok iyi olur. Böyle bir yerde bile kovanları yerden 20- 30 cm yükseğe koyunuz. Kapalı yer arıların yön tayin etmelerini zorlaştırır.

Arılarda Yavru çürüklüğünün önüne geçmek için kovan uçuş delikleri önüne teneke vb takınız. Yanları açık olacak. Böylece Günlükleri rüzgardan korumuş olursunuz.

Kovanları kuytu yerlere koyunuz. Kuzeyi kapalı, tepe kaya dibi rüzgarların kovana hiç değmediği yer olsun. İmkanınız var ise üstüne saç koyun. Böylece kovanların  ıslanmasını ve içine su girmesini önlemiş olursunuz. Kovanlarınız öne doğru 1 cm kadar eğik olmalı. Bu eğiklik kovan içine akan suyun dipte birikmesini önler. Sonuç olarak kovan içinde Rutubeti de engellemiş olursunuz. Nem arı hastalıklarında en büyük etkendir.

Arılarda Sonbahar ve Kış Bakımı yaparken dağdaki arıyı düşünün. Bu yüzden Arı Kovanını çul çuval ile sarma. Islandığında kovanda aşırı nem yapar. Dış üst kapak altındaki, örtü tahtası üzerine  bile gazete kağıdı koyma. Koyarsanız kağıt nem tutar. Bu yüzden arıların hastalanmasına ve fazlası ile kovan içi rutubete neden olursunuz.

KAR ALTINDAKİ KOVAN BAKIMI :. Kovan üzeri ve dışında tahtaya temas etmeyen kar yığınları, kovanları soğuktan koruyacaktır. Yalnız Uçuş tahtası üzerinde duran kar, tahtayı bozar. Burayı temizleyin. Kovanın içine yağmur ve kar sularının girmemesi için kovanın çatlak yerlerine silikon çekmeniz hem kovan hem arı için iyi olur.

Kışın kovanda yaşlılık ve hastalıktan dolayı % 20 dolayında  arı ölümlerinin olması normaldir. Bilim adamlarınca bu durumun normal olduğu belirtiliyor. Kendimden örnek vereyim. Her şeyi full, ilaçlanması yapılmış, Ekim ayında 10 çitalık kovanımı hiç açmadım. Mart ayına 8 çita olarak çıktı.

VARROA :. Arılarda sonbahar ve kış bakımında en dikkat edilecek konu bu. Ek olarak varroa, arının kanını emer ve arının erken ölmesine sebep olan bir bit türüdür. Ayaklarda ve kanatlarda kısalık, günlük atımında  azalma ve güçsüzlük meydana getirir. Tehlikesi her daim var. Çünkü, Komşu arıcı varroa mücadelesi yapmadı ise! varroayı bitiremezsin.

VARROAYI KOVANDA YOK ETMEK İÇİN : Devamlı belirttiğim üzere 4 km yakınınızdaki arıcı varroa mücadelesi yapmadı ise! Varroa her daim kovanınız da olacaktır. Benim burada vurgulayacağım konu, her türlü varroaset ve portakal dumanı, pudra şekeri ve Varroa için timol esanslı kekik yağı ile yapacağınız mücadele içindir.

Varroaset, portakal kabuğu ve pudra şekeri ile yapacağınız mücadelede başarılı olmanız için her ÜÇ güne bir aralıksız YEDİ sefer vermeniz gerekir. Böylece ilk dumanı verdiğiniz gün, petek dışında gezen varroa ile ve günlük yanına bırakılacak varroa yumurtasından 21 gün sonra çıkacak varroayı da yok etmiş olacaksınız. Bu mevsimde vereceğiniz ilaçların bala etkisi, bahara kalmaz.

OKSALİT VE FORMİK ASİTLER : Bu bilgi 2017 Apimondia sunumudur- Bu ilaçlar Varroanın ölmesine neden olur. Ama! Ne yazık ki Geçen zaman  içerisinde varroa arı vücudunda yara meydana getiriyor. Böylece Bu asitlerin yakıcı buharı yara üzerinden arının kanına karışıyor. Kana karışan bu madde, arıların erken ölmesine neden olan ilaç, türüdür.

Bu nedenle Arılarda sonbahar kış bakımını yapacağınızda Oksalit Asitin Di -hidrat cinsi kullanılması tavsiye ediliyor. Bu önerilere dikkat edilmesi, arı ve insan sağlığı acısından çok önemlidir. Ek olarak Bu ilaçlama şekillerinde dış sıcaklık -en az-, 15 C’ olmalıdır.

PUDRA ŞEKERİ İLE VARROA MÜCADELESİ : En temiz iki, çeşit ilaçlama yöntemidir. Bolca Pudra şekerini bir kaba koyup geliniz. Daha sonra Çitaların arasına arıların üzerine gelecek şekli ile serpiniz. Böylece Varroanın, dibe döküldüğünü göreceksiniz. Bu yüzden Her zaman uygulanır. Pudra şekerini kendiniz ezerek imal edebilirsiniz.

PORTAKAL KABUĞU İLE VARROA MÜCADELESİ : Pudra şekerine  ek olarak en temiz ilaçlama yöntemlerinden biridir. Kurutulmuş Yafa Portakal dumanını birkaç sefer verin. Uçuş deliğini kapatıp 5 dk. Bekletin ve açın. Aşağıdaki linkten bu konuda bilimsel, daha geniş karşılaştırmalı  bilgilere ulaşacaksınız.  library.cu.edu.tr/tezler/7682.pdf

VARROA İÇİN TİMOL ESANSLI KEKİK YAĞI :  Varroa ile bu mücadele türünde, aynen dumanlı şekillerde olduğu gibi aynı süreler içinde şerbet vermelisiniz. 5 lt şerbete, 0,5 ml has kekik yağını karıştırıp, şerbetliklere dökünüz.

varroaset ilacının bala etkisi:. Varroa için verilen kekik yağı, pudra şekeri portakal kabuğu harici bütün ilaçlar kimyasaldır. Ne yazık ki Kimyasalların etkisi üç ay sürer. Buna göre peteklerin Bilimsel olarak her türlü kirli havayı (sigara dumanı) emdiği kanıtlanmıştır. Bundan dolayı varroa kimyasal dumanı verdiğiniz kovanın balını üç ay geçmeden yemeyin. 05.2017

SEYDİŞEHİR YAYLASI DOĞASI ve PİSLİĞİNİZ.

SEYDİŞEHİR YAYLASI DOĞASI ve PİSLİĞİNİZ.

  Temmuz 2025. Seydişehir Yaylası Doğası ve Pisliğiniz konusunun içeriği Seydişehir Susuz Yaylası üzerinedir. Ne var ki Bu nokta Antalya yolu üzerinde Seydişehir Susuz Yaylası  olarak bilinen mevki bölgesidir. Kast ettiğim yerler, yukarıda görünen bölgedir. Size, Ana yolun kenarında küçük bir girintili bölgesinde gördüklerimi anlatacağım.

Buranın rakım 1450 m. Ankara – Antalya çıkışlı kişilerce hatta kafileler halinde Mevlana ve Kapadokya turlarına katılan yabancı turistlerin bile gördüğü yerler. Bu konuda dağlarımız piknik amaçlıdır. Dağlarımız, Torosların uzantısıdır. Seydişehir’in güneyinde kalan dağlarımız kara çam, köknar, sedir ağaçları ile kaplıdır. Ama Kuzey ve doğu bölgelerimiz ise çoğunlukla meşe ağacı ile kaplıdır. Orman işletmesi tarafından bölge bölge kara çam ekilmektedir.

Seydişehir ilçesi  Konya Meram Dutlu kırı yol ayırımı üzerinden Konya belediye önü 87. Akseki yol ayırımı 66,  Manavgat içi çay köprüsü üzeri 135, Antalya  215, Beyşehir ilçesine ise 33 km mesafede yer almaktadır. Rakım olarak belediye önü ile denizden 1135 m yukarıdayız. Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinin ulaşım ve iklimi konusunda geçiş bölgesiyiz. (2023 yılı sonunda Beyşehir Antalya tüneli ve yolu açıldı Seydişehir tüneli ise! belli değil)

2010 yılı mayıs ayı içerisinde biraz kalabalık olarak buraya  gelmiştik. Ki, bahar ve yaz aylarında burasını insan ve kuş giller familyasının sesleri doldurur. Eşyalarımızı indirdikten sonra çevremdeki kişilerin biraz hayret, birazda kızgın bakışları arasında ilk işim, arabamda sürekli taşıdığım kürek, çapa ve  testereyi çıkarıp, çevremi temizlemeye başladım.

Benim huyumu bilen, öyle iken yine de bana kızmaktan da geri kalmayan akrabalarımın kızma sebebi; Sen temizle, yine batıracaklar,  söylem ve düşüncelerinden dolayı idi. Yine de dinlemeyip, temizlemiştim.

25 Eylül 2010 cumartesi günü bu sefer sadece ailemi alarak aynı yere gittim. Yine eşyalarımızı indirdikten sonra ilk işim, temizliğe başlamak oldu. Bu dediğim yer, ana yolun kenarında  yaklaşık 1200 metre² bir yer. İnanır mısınız!  buranın 3/4 nü  2.5 saatte ancak temizleye bildim.

Sayı olarak en fazla atık, ıslak peçete denen mendil. Birem birem tırnaklarım ile topraktan söküp, torbaya biriktirip, belirlediğim bir yere attım. Daha sonra içki, cola, soda, bira, cam ve  plastik şişelerini toplayıp şehir içine getirdim. Ve kullanılabilir atıklar çöp kovasına attığım şişe sayısı 25 tane idi. Toplamaya zamanım ve takatim kalmadığı için bıraktığım teneke kutular ise, bundan az değildi.

Topladığım bütün pislikleri-nizi-  ise taş oyuk arasında kontrolum altında yakarak, imha ettim. Seydişehir Yaylası Doğası ve Pisliğiniz burada kalırken! Kendi evinize aynen mi davranıyorsunuz?İnanır mısın! o yorgunluğuma ve de ailemin –Hadi artık yeter, kendi işlerini yap; demesini bile dikkate almadan yapmaya devam ederken, bu yaptığım işten, temizlikten dolayı zevk aldım. Çünkü ben, doğa dostu olan ve bu ortamda bulunmaktan coşku ile zevk alan bir anlayışa sahibim.

İlaveten arabamın içinde kürek, çapa, testere ve diğer alet edavatım devamlı bulunur. Gittiğim her yerde ve arılarımın olduğu çevrede ağaçları budar, yağmur ve diğer akarsuların bozduğu  yolları, düzeltirim.

Peki ya sizler ! Benim pisliğimi temizlemeyin, gerekte yok. Ama en azından kendi pisliğinizi temizlemekten, tedbirinizi kısmen de olsa almaktan neden imtina ediyorsunuz? Sahibi olduğunuz yeri temiz tutarken, doğayı her şeyden önce kendinizi, çocuk ve torunlarınızı  geleceğinizi neden düşünmüyorsunuz! Neden? O güzelim bakir toprakları pislik içerisinde bırakmayı, kendinizde bir hak olarak görüyorsunuz. ?!

Bu yaptıklarınızı kendinizde bir hak olarak görmeye devam ederseniz, O topraklar, günü geldiğinde siz ve bizlerden, hakkını almayı da kendinde bir hak olarak görecektir. Türkiye’de 26 temmuz – 7 Ağustos 2021 arası, 46 il dahilinde 225 bölgede orman yangınları oldu. Sebep kim veya neden? Kasıtlı veya sera gazı nedeni ile oluşan aşırı kuru sıcak hava. Sebep! yine insan.  Eylül 2010. 

KRALIN YOLUNDAKİ GÜZEL KİŞİ.

KRALIN YOLUNDAKİ GÜZEL KİŞİ.

Temmuz 2025.  Kralın Yolundaki Güzel Kişi konusu, halkı için güzellikleri teşvik eden bir ülkenin Kralı ile bu değere layık bir insanın durumudur. Kral, ülkesi ve halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir.  Yol biter. Bu yol üzerinde bir yarışma düzenlemeyi uygun bulur. Kral, isteyen her kişinin bu yarışmaya katılabileceğini söyler.

Bunu yapmasındaki amacı, İnsanları faydalı işler yapmaya teşvik etmektir. Ve;

Bu yoldan geçen en güzel kişiyide  belirleyeceğini ilan ettirir.

Yarışma günü,  insanlar akın akın gelirler. Bazıları  süslü en güzel arabası ile, bazıları en güzel elbiselerini giymiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel  biçimde  yaptırmış, kimileri en güzel yiyeceklerini yanında getirmiştir. Gençlerden bazıları sporcu kıyafetleri içerisinde, yol boyunca yarışmaya hazırlanırlar.

O gün buraya gelen herkes gün boyu bu yoldan gidip gelirler. Ama  Kralın Yolundaki Güzel Kişi olma gayreti akşama kadar kimsede görülmez. Aynı zamanda kralın yanına gelen insanların hepsinin yüzleri asık bir vaziyette, aynı şikayette bulunurlar.

Yolun bir yerinde iri taşlar ve  moloz yığınları var.  Bu birikintiler yüzünden yürüyüşümüz zor oldu, derler.

Günün sonunda bir yarışmacı kralın yanına, yorgun argın ulaşır. Üstü başı toz toprak içerisindedir. Krala büyük bir saygı ile yönelerek, elinde tuttuğu  altın kesesini uzatır.

– Yarıştığım yolda yolu tıkayan taş ve moloz yığınları vardı. Yolu temizlemek için uğraşırken geciktim. Bu altın kesesini moloz yığınları altında buldum.  Bu altın kesesi  size ait olmalı der ve keseyi krala uzatır.

Kral gülümseyerek cevap verir:

–  O altınlar sana ait.

–  Hayır, benim değil. Benim hiç bir zaman bu kadar çok param olmadı.

– ‘Evet ‘ der kral” Bu altınları sen kazandın ve yarışmanın galibi de sensin. Ayrıca, bu yoldan geçen en güzel kişi de, sensin.  En güzel kişi ise!  Ardından gelecekler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir. Der.

Alıntı:  KÜPE Dergisi .     03. 12. 2011  Cumartesi  –    Mecit  ALBAYRAK

ARIYA ŞERBET VERİLMESİ

Ana Şerbet Verilmesi

Temmuz 2025.  Arıya Şerbet Verilmesi özellikle bahar aylarında kolonin kuvvetlenmesi ve petek örülmesinde mecburi olan bir uygulamadır. Ayrıca, petek örümü dışında petek gözlerinde olan balın, arılar tarafından yenilmesini önleme amaçlıdır.

Arının şerbeti kaynatılmaz. Kaynatılan şerbet, ancak reçel olur. Ve bu yüzden arıya zararlıdır. Az Ilık su ile yapmanız, size kolaylık olur. Yalnız Şunu iyi bilin. Şeker miktarı ne kadar çok olursa! O şekerin bal olarak olgunlaşması sırlı olması o kadar çabuk olur.

Dikkat! Bal için şerbet verin demiyorum. Ayrıca, arının bal toplama sezonunda, peteklere bal olur diye kesinlikle KEK VERMEYİN. Verecek olursanız! Balınız çocukların sevdiği dolama şekerine benzeyecektir.  Arı, bahar aylarında verdiğiniz şerbeti sıcak havalar nedeni ile kolay ve çabuk işler. Petek örümü de çabuk olur. Diğer taraftan şerbetin içindeki suyu uçurup erkenden olgunlaşmış bal haline getirir.

Arıya Şerbet Verilme çeşitleri; Şubat Mart ayından, Ağustos ayına kadar 1 ölçek şeker, 1 ölçek su karışımı olarak veriniz. Yalnız şunu iyi bilin! Şeker miktarı ne kadar çok olursa, üzeri SIRLANMIŞ olgun bal çabuk olur. Bal süzümü sonrası ise 2 ölçek şeker+1 ölçek su ile şerbet yapıp veriniz. Bu aylarda hava serin ve soğuk olacağı için arı, şerbette ki fazla su oranını uçurmakta zorlanır. 

Her 5 lt şerbete ek olarak yarım çay kaşığı tuz koymanız, arının mineral ihtiyacını karşılayacaktır. Ayrıca varroa için 5 lt şerbete bir miligram kadar SAF kekik yağını sıkıp şerbetliklere veriniz. Bunun sayısı yok. Varroanın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. 

Arıya Limon Suyu veya Sirke Verilmesi: Kabuklarını küçük dilimler halinde aynı şerbete atın. Böylece etkisi daha fazla olur.  Gerçi bu şekilde şerbetlik içi çabuk pislenir. Limon vitamin, ELMA sirkesi antibiyotik değerinde olacaktır. Ayrıca şerbete karıştıracağınız limon ve sirke suyu (aynen insanlar gibi) arılarda da antibiyotik görevi görecektir.

Bu etkiyi devam ettirmek için 5 lt şerbete çay bardağının 1/5 kadar sirke  dökünüz. Limon veya sirkeyi devamlı vermeniz gerekmez. Sıcak havalarda arının yemediği, üzerinden 3 gün ve daha fazla zaman geçmiş şerbeti, kovalardan uzak bir yere dökünüz.

Bozuk şerbet, Arının nosema olma nedenidir; Ayrıca nosema sadece kışın defi hacet yapamadıkları için değil!  Bozuk şerbet yedikleri zamanda (insanın ishal olduğu gibi) mide bağırsak rahatsızlığından dolayı ishal-nosema olurlar. 

Arıya Şerbet verme zamanı: Burada şerbet verme zamanını bahar ve yaz – sonbahar mevsimleri olarak iki bölüme ayırıyorum. A -Mart / Ağustos ayları arasında,  Havanın açık, sıcak, güneşli olduğu her gün, istediğiniz saatte şerbet verebilirsiniz. Bu mevsimde tarlacı arı, arazide meşgul olacağı için yağma durumu olmaz.

B– Eylül / Şubat ayları arası Akşam ezanından, 1 -2 saat öncesi verebilirsiniz. Çünkü bu saatlerde arı kovanlarına çekilmeye başlar. Ve yağma durumu PEK olmaz. Yalnız, öğlen vaktide şerbet verebilirsiniz. Ama önce tecrübe sahibi olmanız lazım. Haliyle Ağustos ayından itibaren kovanlarda arının yiyeceği kalmıyor. Aç olan arı tarlada bulamadığı yiyeceğini, komşusundan çalacaktır. 

Şerbet vermediniz ama kovanların etrafında ve uçuş tahtası üzerinde uçan, birbirleri ile sarmaş dolaş C bicimi olmuş bolca arı görürseniz kovanların uçuş deliklerini hemen kapatınız. Bu arılar yağma yapacağı kovanı aramakta veya yağma başlamış demektir.

Kapalı yağmurlu havalarda şerbet verilmesi: Burada dört şık var. A Kapalı bulutlu havada B Karanlıkta  C Yağmurlu havada D Yağma halinde şerbet verilmez.

Şerbetlik kovan içinde ise; Bu şerbetlikler ya çitaların tam üstünde kutu veya, yan tarafında HATIL denilen şekildedir. Üstte belirttiğim hava şartlarında örtü tahtası veya bez cinsi örtüler kaldırılıp Şerbet verilmez. Açarsanız! arı vücudunuzu sarar!. Şerbetlik, örtü tahtası üstünde ise ve Yere dökme durumunuz yoksa, gürültü yapmadan gece vakti bile! istediğiniz vakit, şerbeti verin.

Yere dökülen şerbet olduğunda, bu şerbetin üzerine su dökünüz. Döktüğünüz su, şerbetin tadı ve kokusunu bozar. Arı bilemez. Ayrıca, verdiğiniz şerbetten, kovan içinden aşağıya taşma durumu olmuş ise, kovan altına yine su serpiniz.

Yağma durumu veya şüphesi halinde; Kovanın uçuş deliği önünde, dikkat ediniz! ÖNÜNDE! Kovan içine girecek şekilde ÇOKCA uçuşan  ve giren çıkan arı var ise!  O kovanların uçuş deliğini hemen kapatın. Saatlerce kapalı olsun. Yalnız hava girişini engellemeyin.

Kovan etrafında uçuşan arıların azalmasını, O kovana ait kendi arılarının, kendi kovanı üzerine konmasını bekleyin. Hatta bu kovanı 3 – 5 km uzağa götürün. 3 gün kalsınlar sonra getirip başka yere koyunuz. Ben şüphe ettiğimde bile saatlerce kovanı kapatırım.  05.2014

BEN MECİT ALBAYRAK.

BEN MECİT ALBAYRAK

Temmuz 2025.  Bazen sayfama Mecit Albayrak kim diye sorular gelirdi. Ben Mecit Albayrak. Nerede ise bedavaya verilen Seydişehir Eti Alüminyum fabrikasından  özelleştirildiği zaman emekli oldum. 1986 yıllarından beri arıcılık yapmak isterdim. O zamanlar (tek) TRT kanalında arıcılık konuların gösterildiği -Köyde Hayat programını zevkle izlerdim. Çalışma şartlarından  dolayı nasip olmadı.

Arıcılığa başlamadan öncesi şehrimizdeki Tabiaat Parkının daha üstlerine, dağın yamaçlarına elimde kazma, kürek hatta balyoz ile çıkardım. Saatlerce domuzların (seslerini duyardım) gezindiği yerlerde metrelerce akan kaynak sularının gözünden aktığı son yere kadar, sulu sepen – yağmur altında oluklar açar, taşları taşır ve yerleştirirdim. Hatta o zamanlar; Gömülen silahlar konusu olduğu için – Bu adam yukarılarda ne gömüyor, kazıyor diye uzaktan takip edildiğimi! Resmi görevli (polis) kişi ile o bölgede karşılaşınca bildim.

2008 yılında halk Eğitim kurslarına katıldım. 2010 yılından itibaren arıcılığa başladım. Sayfa başlığımda belirttiğim gibi, bildiklerimi başkaları ile paylaşmaktan zevk alan birisiyim. Yaptıklarımı değil, söylediklerimi yapın. Çünkü arada bir öğrenmek denemek için, farklı işler yaparım.

Buna göre İlk yıllarımda arılı çitayı elime alır 30 dak. incelerdim. Çünkü Amacım çita üzerinde olan arıların neler yaptığını görmek incelemek isterdim. Amacım! Yaşayarak ve görerek Bir şeyler öğrenmek. Bu durumumu gören yada duyan arıcı arkadaşlarım bana kızardı. Öyle ki ben hala aynı çitayı incelerken uzaktaki arkadaşım 3 kovanı kontrol etmiş olurdu.

Stajyer arıcı olarak Öğretmen emeklisi bir abinin yanında altı ay bulundum. Mecbur değildim ama onlara yardım ederken yaptıklarını görüyordum. Bu arıcı üstelik öğretmen. Üç kere art arta soru sorduğumda – çok soruyorsun derdi. Diğer arıcı yarı cahil idi ama öğretmenin söylemediği bazı bilgileri bu rahmetli olan Kuddisi Arıcı, abimiz söylerdi. Yada söylemesi için öğretmeni yönlendirirdi.

Bu cahil arıcı abi bir gün bana dedi ki, Arı nazarı götürmez. Göze söze gelmez. Ben bir Ayetel Kursi alıp geleceğim. Bunları kovanlara yerleştir demişti. Sonrası getirdi. İki kovanın üst kapak içlerine bunları raptiyeledim. Ama  yukarıda yazdığım gibi ben bilgimi başkaları ile paylaşmaktan zevk alırım. Bana bir arıcı sormadan ben ona bildiğim arı konusunuda ki her şeyi anlatırım, anlatmaya başlarım. 

On beş senedir arıcılık yaparım. Bu sayfalardan yüz binlerce kişiye bilgi aktardım – aktarıyorum. Bana; – Kovanı çok karıştırıyorsun diyen 30 yıllık arıcıdan daha fazlası ile arı hakkında bilgim ve gördüğüm var. Lakin bu güne kadar dolu dolu 10 kovanım olmadı.

Belki de yukarıda andığım rahmetli cahil arıcı abimizin söylediği gibimi oldu!  ARI NAZAR GÖTÜRMEZ.

Takdir sizlerden. Lütuf rahmet Allahtan.

Amacım, başkalarına faydalı olmak..  Allahın Selam ve selameti ile. 08.2024

BABAM LAZOĞLU ŞÜKRÜ USTA.

BABAM LAZ OĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

Temmuz 2025. Babam Lazoğlu Şükrü Usta aslında 1923 Gürcistan Batum doğumludur. O zamanlar Hazar Denizine kadar olan ülkeler var ama! Sınırları ‘pek’ belli değildi. Azerbaycanlı olan büyük babamın Mecit’in iş yeri de Batum da idi.

Babası ve büyük babam; Azerbaycan Devleti Şeki ili, İnce Zunut köyüne kayıtlı Yusuf oğlu, Mecit YUSUFZADE (1885 – 1926 ).  Annesi ise, Türkiye Cumhuriyeti Artvin ili Hopa ilçesi Ebuislah köyünden Ayşe …  (Türkiye 1901 Azerbaycan  Bakü 1987).

Üç yaşına kadar babası Mecit, annesi Ayşe ve ablası Fatma (1922 – 2004) ile beraber Batum’da büyümüş. Bu arada küçük kardeşi Hamdi doğar. (22 Mart 1926 – Ağustos 2013) Bu yüzden Annesi, o zamanlarda yanına gelmiş olan kız kardeşleri veya  annesine: Hamdi olunca Şükrü ile fazla ilgilenemiyorum. Siz memlekete giderken Şükrü’yü yanınızda götürün, biraz yanınızda kalsın, diyor. (1926).

Diğer taraftan dedem Mecit,  Batum ve Artvin çevresinde hatırı sayılır bir esnaf ve işverendir. O günün şartlarında Deri işleme atölyesi-Debbağ olan dedemin hatırı sayılır maddi gücü olmuş. İleri ki zamanlarda Seydişehire gelen Baba Annem, halam, amcam ve  babamın dayısı ile akrabaları tarafından anlatılmıştır.

Büyük babam Mecit Yusufzade 1926 yılı içinde maddi durumundan dolayı yanında çalıştırdığı işçileri tarafından öldürülür. Bu sürelerde Babam Şükrü Hopa’dadır. Cesedi, iş yeri yakınında ki bir kayanın altında 17 Ağustos 1927 yılında bulunur. Büyük babam öldürüldüğünde Babaannem, 3 çocuk annesi ve 25 yaşındadır. Babaannem, 1928 yılında tekrar evlenmek zorunda kalır.

Bu evliliğinden altı çocuğu olur. Ama başta kocası olmak üzere hepsi, kendisinden önce ölürler. Eşi Hamit, çocukları Kemal, Cemal, Lütfiye, Mehmet, İsmet, Semaye.  Lakin Halam Fatma ve amcam Hamdi 1932 – 1938 yılları içerisinde yetimhanede kalırlar. Sonrasında Halam 1944 yılında Savcı olmuş, Amcam ise askeri bandoya girmiştir.

1928 yılına kadar Batum ve Artvin de olan insanlar, komşuya gider gibi bu yerlere karşılıklı gidip gelirler. Bu tarihten sonra bir gece yarısı Türkiye ve S.S.C.B. arasında imzalanmış olan sınırların kabul ve kapatılması  antlaşması  gereği, karşılıklı geçme yasağı konur ve sınırlar kapatılır.

Bu sınır ise,  o zaman ki Sarp köyü ve günümüzde ki sınır kapısıdır. O anda Türkiye’de olan babam ailesinden ayrı düşer. Annesi ve iki kardeşi, Batum’da kalır.  Öyle ki bu köyün orta kısmında bulunan dere yatağı, iki ülke sınırı olup, köyü ikiye bölmüş.

Türkiye’de 3 yaşından itibaren akrabalarının,  özellikle  9 kız kardeşin tek erkek kardeşleri olan ‘Onbaşı’  lakaplı dayısı Ömer Albayrak himayesinde olan babama, dayısının soyadını vermişler. Geçmişi hakkında pek fazla konuşmayan babam, zaman zaman bazı anılarını annemize ve bizlere anlatır idi. Ayrıca babamın ana lisanı, Lazca idi.

Ne var ki çocukluğunda yemek sofrasından – Sen yemeyeceksin, diye  kaldırılıp, ıslattığı yatak ve dayak korkusundan dolayı erkenden kaçan, ağaçlardan düşüp karda delik açan portakalları buradan alıp yediğini anlatırdı.

1930′lu yılların şartlarında ilk öğretim 3 yıl imiş. Okuma ve yazmaya aşırı ilgisi olan babam, akranları okula giderken  okula gidememiş. Lakin azmi sayesinde, arkadaşlarının yanında onların kağıt ve kalemleri ile okuma  yazmayı öğrenmiş. Hatta öyle ki, bir süre sonra okulda okumadığı halde, okula  giden arkadaşları ile imtihana sokulmuş ve imtihanı kazanmış.

Gençlik çağlarında Zonguldak’ta iş yerleri olan teyzesinin oğlu Asım Özbostancı’nın yanına gider. Burada tamir bakım imalat üzerinde çalışıp, meslek sahibi olmuş. Sonrasında Askerliğine kadar Zonguldak Maden ocaklarında tamirci olarak çalışmış.

Bu iş yerlerinde zaman zaman işçi  sağlığı açısından işçilere iğne yapılırmış. Babam, iğneden korktuğu içinde hep kaçarmış. Bana 31 sene babalık yapmıştı. Babamın, son ölümcül hastalığına kadar, hastahane veya doktora gittiğini 2 – 3 sefer dışında bilmem ve duymadım.

Babam Lazoğlu Şükrü Usta’nın Askerlik Yılları:

Erkek milletinin en büyük anısı, ‘askerlik yıllarıdır’. Özellikle bizlere anlattığı anıları askerlik yıllarına ait. Buna göre Askerliğine İstanbul Selimiye Kışlasında  başlamış. Sanatkar olması nedeni ile ordunun tamir bakımına alınır. Sonrasında Becerikliliği fark edilince, komutanı yanına çağırtıyor. –   Komutanlığa ait olan kasanın anahtarı kayıp oldu. Kasayı açabilir misin? diyor. Hemen işe başlıyor ve sonuç olarak kasayı açıyor. Sene, 1945 ve sonrası. Ne yazık ki Dünyada savaş var.

Bir süre sonra, uzun süreli arazi tatbikatı için, askerin bir bölümü ile beraber Samandıra tarafına gidiyorlar. Tatbikatın bir gününde, yemekhane çavuşluğu görev sırası kendine veriliyor. Daha öncelerinde bir erat çavuş ile, ufak bir sorunları olmuş. Yemekhane çavuşluğu anında arası açık olan çavuş yemekhaneye gelip herkes den önce yemek istemiş. Ama buradaki görevliye verilen talimat ise, dış görev haricinde kim olursa osun, yemek verilmeyecek. Bu nedenle yemeği vermemiş ve bu çavuş ile münakaşa etmiş.

Ertesi gün bu çavuş, yemekhane sorumlusu oluyor. Akşam vakti babam nöbete gideceği için, erkenden yemek yemeye, yemekhaneye geliyor. Durumunu izah edip çavuştan yemek istiyor. Çavuş, yemeği vermiyor. Verirdin vermezdin kavga dövüşe dönüyor. Araya olaya tanık olan  askerler giriyor. Bu sırada ast subay komutan geliyor. Olayı bilmeyen komutan,  kavgayı çıkartan kişi olarak babamı düşündüğü için, sille tokat vurmaya  başlıyor. Ona göre çavuş haklı, babam suçlu!

Dayağı yemekte olan babam: Komutanım durum şu, dese de iyicene kızan komutan, babamı döğmeye devam eder. Dayaktan iyicene bunalan babam, bir şekilde kasatura yı eline geçiriyor ve komutanının üzerine yürüyor. Bu sefer komutan önde, babam arkasında eğitim karargah çadırlarının  çevresini dönmeye başlıyorlar. Zorla babamı yakalayıp, komutanı kurtarıyorlar. Durumu öğrenen komutanı babamdan ‘ ÖZÜR’ dilemiş, ama ne fayda! Urfa Birecik’e sürgün gidiyor.

Babam Lazoğlu Şükrü Usta’nın Sürgünü ve Seydişehir öncesi:

Urfa Birecik’te bulunduğu askeriyenin bütün teknik işlerini yapmak haliyle  babamın görevi. Birliğin işlerini imkanları nispetinde askeriye içinde  yapar. Burada olamayacak işleri de,  Birecik içerisindeki sivillere ait demirci atölyesinde yapmaya başlar. Askerliği süresi içinde, bu işleri yaparken haliyle sivillerle de  irtibat kuruyor, kurmak zorunda.

Bu bölgede adı sanı duyulan bir ‘AĞA’ nın ufak tefek işlerini de yapar. Ağa, babamdan hoşnut olduğu için kendisine bir öneri yapıyor. – Şükrü, burada kal. Benim traktöre, makinalara bakarsın, kızımıda sana veririm, demiş. Babam, teklifi kabul etmiyor. Konya Aksaray Obruk bölgesine çalışmaya geliyor. Sene 1948.

Bu bölgede yine traktör, biçerdöğer  ve diğer makinaların tamir bakımı ile meşgul olur. Konya Seydişehir Orta Karaviran‘lı namı değer Çakal oğlu Mehmet (yada asker arkadaşı) ile istişarede bulunur. Böylece Babam Lazoğlu Şükrü Usta ile Çakal oğlu Mehmet’in önerisi ile Seydişehir hayatı başlıyor. Çakal oğlu Mehmet babama: Lazoğlu, sermayesi benden, çalıştırması senden. Benimle Orta Karaviran köyüne gelir misin?, diyerek teklifte bulunur.  12.2011

İkinci bölüm :Babam Lazoğlu Şükrü Usta ve Seydişehir.   Mecit Albayrak

ARI VE ARICILIK HEVESİM

Temmuz 2025. Arı Ve Arıcılık Hevesim yıllardır vardı. 1980 yılı sonrasında TRT 3 tv kanalında arıcılık programı çıktığında zevkle izlerdim.  Yıllardır arıcılık yapmak isterdim. 1987 yılında Alüminyum fabrikasında çalışırken, arıcılık kursuna gitmek istedim. Lakin, kurs yeri ve saatleri uygun olmadığı için, gidemedim.

Emekli olduktan sonra bir ara 2 dönem apartmanımızda yöneticilik yaptım. Yaptığım araştırma sonrası Halk Eğitimde akşamları arıcılık kursu açılacakmış. Gündüzleri de bilgisayar kursu. İkisine de yazıldım. Arı Ve Arıcılık Hevesim burada canlanmaya başladı. Genel kurulda apartman için çalıştırdığım kişi haklı, ben haksız oldum. Tekrar seçtiler ama hala ve hala çalıştırdığım kişiyi savunmaya devam etmeleri üzerine, yönetimi bıraktım.

Sonrasında arıcılık sezonu bitmek üzere olduğundan, hemen arıcılığa başlayamadım. Daha sonrası 2010 yılı Nisan ayı içi idi. Kurs hocamın vasıtasıyla  öğretmenlikten emekli bir arıcı ile temas kurdum. Başlangıç olarak iki arılı kovan alma konusunda anlaştık. Yalnız arılar kışlık yerleri olan Antalya’dan geleceklerdi.

Daha sonra 22 Nisan 2010 cuma gecesi bir kamyon dolusu kovan geldi. Böylece Saat 02.00 de indirmeye başladık. Beş gün sonrası ustam olacak kişinin önerileri ile iki adet kovanı seçtik. Ustamın yanında bir ortağı var. Esas yönetim öğretmende.

Böylece onların yanında bazen sorarak, bazende yaptıklarını gözetleyerek bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Mayıs ayı içinde bir hazır ana alarak, 2 kovandan 3. kovan çıkarttık. Bu sene çiçek bakımından kısır bir dönem olduğu konuşuldu. Geçen sene oğul çok olmuş.  Bu sene ustalarımın yaklaşık 110 kovanından sanırım 10 tane oğul aldılar.

Kısaca her işin kendine göre bir zahmeti var. Haliyle ağır bir işi olmasa da, kovanların yanına gidip gelmek bile bir iş. Bu sebeple günlük 34 km yol alıyordum. Bunu şikayet yönünden yazmıyorum. Bulunduğumuz yer tepelerin ve dağların yanında olması, bana apayrı bir haz veriyordu. Sonrası buralarda sarardı kaldı. Ama bu işi zevk ala ala yapıyordum vede hoşnut idim.

İyisi kötüsüyle 5 ay 10 günlük acemilik 25 Ekim 2010 cmt akşamı bitti. Saat 16 – 17 arası rüzğar ve gök gürültüsü ile yağmur başladı. Bu yüzden hafifçe ıslanmıştık. bir güz yağmuru seronomisini yaşadık. Neden sonra yağmur dindi. Bu sefer ustalarla beraber daha önce indirdiğimiz kovanları daha kalabalık bir şekilde kamyona yükledik. Lakin yüklemenin sonuna doğru yağmur tekrar başladı.

Başkaları ile konuşurken, – Benim 2.5 kovanım var, diyordum. İlk iki kovanıma ilave koymuşken, çoğalttığımız kovan sadece damızlık olarak kalmıştı. Bu nedenle böyle konuşuyordum.

Ustalar tekrar Antalya yolunu tuttular. Daha sonra bende komşumun bağına doğru hareket ettim. Arı ve arıcılık hevesim burada yaşamaya devam edecekti. Haliyle arıcık tecrübem yoktu. Kendi başıma yol yordam bilmiyordum. Daha önceden kovanlarımı nereye koyabilirim! diye düşünmeye kalmıştım. Öyle ya sadece benim isteklerim değil, başkaları ne diyecek, buda önemli idi. Ama düşündüğüm kadar değilmiş. Sağ olsun komşum Hasan Gürcan abi- Şimdilik kardeşimin bahçesine koyalım sonrasını hallederiz deyince rahatladım.

Sonuç olarak Bağ Arası mevki, her yeri sebze bahçeleri dere tepe yeşillik olan bir yer. Şimdi nerede ise ‘bir karış’ yeşil tepeleri zor bulunan yer oldu. Her yeri beton evler kapladı. Sadece yağmur mevsiminde yeşillikler arasında bir bölgemiz. Ve dolayısı ile betona direnen  bazı vatandaşların sayesinde kısmen yeşillikli.

Haliyle kovanlarımı koyduğum yer ‘hala ben varım’ diye bilen bir yeşil bölge. Yakınında  yazın yok olma durumuna gelen devamlı akan bir su kanalı mevcut. Ertesi gün arılarımın hatırını sormaya yanlarına gittim. Hepsi canlı ve eskisine göre daha hareketli idiler.

04.10.2010 pzt günü, kovanlarımın iki tanesini açtım. Nakliye sonunda bir hasar olup olmadığını görmek istedim. Üzerinde ilave olanın birini açtım, hasar yok. Ana verdiğimiz 3. kovanı açtım. Kovanı açtım ne göreyim; ilaveli kovanda arısız boş yer görünmezken, bunda arılar üst üste binmişler. 9,5 çıta bal ve arı dolu. İkisini alıp, taze çıta koydum. Bu sebepten dolayı etraf arı kaynadı. İyi ki etrafta kimseler yoktu. Çorabımın üstünden 4 yerimi soktular bile. Şu an saat gece yarısını geçti. Hala sokulan yerlerim sızlıyor. Sızlıyor ama; Bacaklarımda sinirsel bir durum var, acaba faydası olur’mu?

Bütün arıcılık konulu yazılarımda bir örnek verirdim. Her şeyi tam ve full olan 10 çitalık arınız Mart ayında 8 çitaya düşecek. Bütün arıcılık konularında belirttiğim örnekleme noktası burası.

Şimdi kovanlarıma  istediğim zaman, tabii ki gerektiğinde istediğim şekilde bakıyorum. Sağını solunu inceliyor ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. (haklı-haksız) Şunu yap, şunu yapma diyende yok. Zevkim iki katına çıktı. Ölseler Şahlansalar sonuçta benim arım. Ayı’ya sormuşlar: Ensen neden kalın? – Kendi işimi kendim görürüm demiş.

Ustaların yanında onlar için çalışma mecburiyetim yoktu. Yine de, Hem yardım edeyim, hem bir şeyler öğreneyim, diye 110 kovan benim miş gibi çalıştım. Hal böyle iken, esas usta öğretmen arıcı, 2 sorumdan sonra- Çok soruyorsun, derdi. Bence Siyasi görüşümden dolayı Öğretmen usta arıcının  bildiklerini bana aktarma isteği az idi. Kovan bakım devamında sıra benim kovanlara gelindiğinde -lütfeder gibi- Şunlara da bir bakalım, derdi. Zoruma giderdi.

Ben ise bildiğim bir bilgiyi başkalarına vermek için ayaklarına gidiyorum. ( Belli değil mi? 2024) 2011 yılı başında, kendi adımla bu sayfayı açtım. Böylece bildiklerimi siz dahil, herkesle paylaşıyorum.

İyiki Arılar verileni inkar eden insan değil, bir  böcek. Ah Birde Nazar olmasa! İnancıma göre benim belimi büken nazar. İyi bakarsam, inkar etmeyip hepsi büyüyecek. Ama. Allah nazardan saklarsa. Nazar değerse, arı ilerlemez. Derler. Nitekim Öylede bilinir. Sene 2024. O zamanlardan bu yana gögsümü gere gere 30 kovanım var diyemedim. Sonuç olarak dolu dolu 10 kovanım bile olmadı. 2024 Mayısında gelen bir oğul ile sadece bir kovanım oldu.

Bildiğim gördüğüm hiç bir şeyi ve bilgiyi kimseden sakınmadım. Öyle ki, ben sorduğuma cevap alamazken ben başkalarına onlar sormadan söyledim, anlattım. Sonuç olarak 14 senedir yerimde sayıyorum. Neden? Siz söyleyin. Bu arada bana arıcılık dersini veren diğer rahmetli usta Kazım Arıcı:. – Göz Nazarı arıyı öldürür derdi. Bu inanç ile Nazar duası kopyasını getirmişti. İlk iki kovanımın kapak altında bu duaları raptiyeledim. 2025- hala dururlar.

Evet. Ben Mecit ALBAYRAK. Arı Ve Arıcılık Hevesim her daim var. Lakin bir türlü istenilen uygun kovan sayımı bir türlü tutturamadım. Allahın izni ile karşılıklı fikirlerimizi paylaştığımız arılı ballı nice yıllarda görüşe bilmek  niyazımla. Kalın sağlıcakla.  10.2010    Mecit   ALBAYRAK

ARILARDA PERİYODİK BAKIM ZAMANI

Serikte arı kovanlarım

Haziran 2025. Arılarda Periyodik Bakım Zamanı! Arılara kaç günde bir bakılmalı? En fazla her on günde bir yapılması lazım. Neden? Ana arı en geç 16 en erken 12 günde çıkar. Benim ölçüm bu. Böylece bu bakım şeklinde kovan içindeki bütün petekler arı ve anayı gözden geçirmiş olursunuz. Bu işlem yapılırken ana arı, günlük, kapalı, hastalık ve bozuk petek varmı yokmu? Kontrol et. Bu saydıklarımın varlığı veya yokluğu durumunda yazılarım içerisindeki konu başlıklarına göre işlemler tatbik ediniz.

Kovanın periyodik bakımından amaç ana, meme varlığı, oğul ve sahte ana durumunu engelleme amaçlıdır. Arılarda Periyodik Bakım Zamanı dışında mecburi bakımların her daim ve gerektikçe yapılması zorunlu bakımlardır. Bu nedenle Her üç güne bir varroa ile mücadelede duman verilmeli. Ham petekin tamamı işlendikçe ek olarak yenisi verilmelidir. Şerbet vermek ya gerektikçe yada niyete göre devam eder. Kovanlarda Yağma durumu halinde müdahale ediniz. Hemen uçuş deliğini kapatın. Ayrıca, yağmaya uğramış kovanın ilk çevresindeki hiçbir kovanıda açmayın.

Kovan nasıl değiştirilir? Her hangi bir sebepten dolayı, kovan değiştirmeye karar verdiniz. Önceliğiniz, temiz bir kovanı hazırlamaktır. Dolu kovanı yerinden kaldırıp, boş kovanı aynı noktaya koyun. Eski kovandaki çıtaları, çıkarttığınız şekilde yeni kovana yerleştirip, örtü ve üst kapağını kapatınız. İlavesi varsa, aynı usulde, devam ediniz. 25.09.2011

Arılarda Periyodik Bakım Zamanı; MECBURİ olmayan mesela bir kovanı değiştirmeniz gereken bakım haricinde yağmurlu, kapalı, soğuk ve rüzğarlı  havalarda kovan açılmaz. Burada ölçünüz şu olmalı. Hava kapalı bile olsa! Arıya şimdi bakarsam zararım ne olur? Önemli olan fayda ve zararı bilerek yapınız.

Benzer şekillerde kışın arıya bakmanız gerekiyorsa şart ise! Dışarıda arı uçsun veya uçmasın! Örtü tahtası veya bezini bir köşeden hafifçe, çarpmadan, vurmadan aralayıp içine bakın. Çita üzerinde arı geziyorsa kovanı açıp bakın. Küme halinde ise, hemen kapatın.

Bir ucundan arılara baktınız; kovan içinde arılar üzüm salkımı gibiler ise hiç dokunma. Kapatın. Haliyle Bir tek arı O salkımdan düşer ise, ölmeye mahkumdur. Onun için mecbur kalmadıkca Aralık , Ocak, Şubat aylarında kovanı açmayınız. Ve dolayısı ile Bu yazdıklarım, soğuk bölgeler içindir. Ek olarak Gerektikçe kek verilir. 07.2017