BAL SÜZME ZAMANI

Bal Süzme Zamanı

Temmuz 2025. Bal Süzme Zamanı; Veya bal alım zamanları bölge ve aylara yada kişiye göre az değişiklik gösterir. Tam Olgunlaşan bal gözleri sırlanmış kapalı balın olması için ise, Kuvvetli koloni nektar veya (hayatın gerçeği) pancar şekerli şerbetli bal olması lazım. Hakiki pancar şekerli bal, mısır şurubu veya benzerlerden daha sağlıklıdır. Yeter ki şeker hastalığınız olmasın.

Bunlar olmaz ise! Tam sırlanmış petek ve bal olmaz. Kovan içerisinde çalışan arılarda petek içerisindeki balın su miktarını azaltıyor. O miktara erişildiğinde -Böylece bu iş bitmiştir diyerek üzerine sır denen kapağı yerleştiriyor. Peteğin önlü arkalı tamamının yada 3/2 si sırlanmış petekler olgunlaşmış Bal kaliteli bal türüdür. Yalnız tamamı sırlanmış ise en makbulü budur. Buna göre Bal Süzme Zamanı başlamıştır. Bu petekleri Dışarıya alınız.

Temmuz geldi hala petek gözleri boş ve sırlama olmadı ise, bu durum koloninin zayıf olmasındandır. Ne var ki Balım olsun gerisi önemli değil derseniz, her gün bolca şerbet veriniz. İlavede ki ballı çitalar ile kuluçkalık diplerinde bulunan sağlı sollu ballı petekleri ala bilirsiniz. 

Tavsiyem;. Süzme gününden bir kaç gün önceden ballı petekleri ayırın. Süzülecek veya yavrulu petekleri kovan içinde alt üst, yan yana ayır. Böylece süzme günü peteklerin dışarıya alınması anında arılarda daha fazla  huzursuzluk ve kaynaşma olmasın.

Yine bir tavsiyem:. Arıcılığa kaldığınız yerden devam edecekseniz! Kovandaki arılar ilaveye çıkmadı ise! En azından bu kovanların ballı çitalarına dokunmayın. Kışa Aynen kalsın. Dayanıklı olurlar. Mesela 10 çita arınız var. Bu kovanın ballarını alırsanız arı strese girer. Zaten önümüz kış. Önümüz bahara kadarda bu arılar 6 – 8 çitaya kadar düşer. Bu sefer bu arıların canlanması çok zor olur. 07.2020

Bu sene bal almayın yada yemeyin . Veya gidin satın alın. Ben bu sene size verdiğim tavsiyeme uyacağım. Şuan yinede şükür iki kovanım var. Ve hiç petek çıkartmayacağım. Balı kavanozda arkadaşımdan alacağım. İnşallah bu arılarımın niyetim doğrultusunda bahara uçarak gireceklerini umarım.

Resimde görünen öndeki iki kavanozdaki ballar pürem, keçi boynuzu vd karışımlı Ak Deniz bölgesi nektar ballarıdır. Arkadaki koyu bal ise, Kekik ağırlıklı İç Anadolu mera çiçeklerinin nektar karışımlarıdır. 07 2025

ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZELLEŞTİRME İPTALLERİ.

ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZELLEŞTİRME İPTALLERİ.
   Temmuz 2025.  Anayasa Mahkemesinin Özelleştirme İptalleri gerçek kanunların uygulandığı bir ülkede yerine getirilirdi. Ama – Ben Anayasa Mahkemesini tanımıyorum verdiği kararı da kabul etmiyorum diyen başbakan RTE zamanında uygulanması zor. Türk topraklarının bölünmesi yolunda sayılan her türlü faaliyet, Hükümet tarafından fazlası ile destek görmektedir.
Böylece Bu tip uygulamaları örneği her zaman vardır. Diğer taraftan AB nin, Türkiye’deki azınlıklar için isteyeceği her türlü kolaylık, yerine getiriliyor. Ne yazık ki Seydişehir Eti Alüminyumun satışının iptal edilmesini isteyen  Anayasa Mahkemesi kararı yok sayılıyor.
Eti Alüminyum Fabrikasının Satışının İptal Kararı -17 Haziran 2005 yılında yapılan kurum satışını Danıştay, 13. Dairesi  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti.
Fakat RTE, Anayasa Mahkemesinin Özelleştirme İptalleri kararına uymadı. Sonrasında ise aynı RTE 26 Nisan 2012 tarihinde mecliste çıkartılan 6300 sayılı kanun çıkartıyor. Bu Anayasa Mahkemesinin aldığı kararların uygulanmaması için Bakanlar kuruluna yetki veren bir kanun.

Danıştay 13. Dairesi’nin, bazı özelleştirme uygulamalarını durduran kararlarının, iptali ve uygulanmaması için Bakanlar Kurulu kararı almıştı. Lakin Bu kararıda Anayasa Mahkemesi iptal etti.

 

Danıştayın Satışlarını İptal Ettiği Kurumlar:  AKP Hükümetinin mahkeme kararlarını uygulamak istemediği fabrikalar satış listesi. Buna göre Anayasa Mahkemesince satışı iptal edilen kurum ve işyerleri şunlar:

1. Seydişehir Eti Alüminyum (Rizeli hemşehrisi; Cengiz -Kardeşler İnşaata verilmişti)

2. Kuşadası Limanı (Limaş AŞ daha sonra İsrail’li Sami -Sammy- Ofer’in oğlu Eyal Ofer’e satılmıştı)

3. TÜPRAŞ (Yüzde 14.76 oranındaki hissesi İsrail’li Sami Ofer’e verilmişti)

4. SEKA Balıkesir (SÖZCÜ’de daha önce yazdığımız gibi, şehrin ortasında 2.000 dönümü yakın arsası, 230 lojmanı, 30.000 m2 fabrikanın kapalı alanı olan bu tesis, sadece 1.1 milyon dolara adeta bedava Başbakan’ın dünürü Albayrak Grubu’na satılmıştı)

5. Çeşme Limanı (Ulusoy Ortak Girişim Grubu’na satılmıştı). satılması işlemlerini iptal eden yargı kararlarını ortadan kaldıran Bakanlar Kurulu kararı, Anayasa Mahkemesi kararı ile, boşa çıkmış oldu.

Lakin hemen sevinmeyiniz; Anayasa Mahkemesinin  bu kararının devamında :

Şayet özelleştirilen yeri alanların aldıkları kurum dahilinde yaptıkları yatırım neticesinde, devlet malının geri dönüşümü imkansız. Ve Hale gelmiş ise, özelleştirilmenin iptalini isteyen mahkemenin kararları YOK SAYILACAK!!

10.2013 Avukatımız Sayın Ali Altay bey ile yaptığım görüşme neticesi. Anayasa Mahkemesinin açıklaması gereken gerekçeli kararın beklenilmesi lazım. Bu gerekçeli kararda Özelleştirilme mağduru işçilerin ÖZLÜK HAKLARI VERİLME-li-Sİ gerekir. Görüşü olmalı. ( bu konuda https://aksan.av.tr/tr/blog/detail/18  bakınız) veya türünde bir karar verilmesi halinde bazı haklarımız olacak. Haklarımızınyok sayılması halinde bir şey kalmıyor. Ali Bey, açıklanan karara göre hareket edileceğini belirtti. 08.11.2013

Evet; beklediğimiz karar açıklandı. Bazı arkadaşlar ile ben, bir takım gelişmeleri takip ediyor idik. Netleşmeden paylaşmak istemedim. Gelişme şu şekilde:.  11 Haziran 2012 tarihinde Hükümet, Özelleştirilip, geçen zaman içerisinde alıcı kişiler tarafından yapılan bazı yenileştirme veya değiştirmeler neticesinde, geriye dönüşü müsait olmayan kamu mallarının geriye alınmayacağı konusunda bir kanun çıkartmış idi.

Nilgün Üğüşlü isimli bir bayan avukat Bu kanunun yayınlanmasından sonra  Hükümet aleyhinde dava açtı. Ve hükümet aleyhinde karar çıktı. Böylece Tüpraş; Eti Alüminyum, Seka ve Kuşadası Liman satışı iptal oldu.  (Not: Yukarıda anlatılan konu çerçevesinde benzer bir davayı Anayasa Mahkemesinde açmak için avukatımız ile yaptığım görüşmelerde Ali bey – Şimdilik beklemem gerektiğini  belirtmişti.)

Yapılan açıklamaya göre Tüpraş’ın % 14 lük hissesinin borsa değerinin altında satılması;  – 52 milyon $ değerindeki Seka’nın 1,1 milyon $ satılması – Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden  dolayı(Enerji Bakanlığının açıklaması) devlet 268 milyon $ zarara uğratıldı.  Kaynak: Meltem Tv

Bu nedenle Özelleştirme Dairesi bu satılan fabrikaları geriye almak MECBURİYETİNDE.  Teslim aldığı günden itibaren 2 -iki- iş günü içerisinde İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİ ARKADAŞLARIMIZI GERİYE ÇAĞIRMAK ZORUNDA olduğu, çağrılmadığımız takdirde işçi arkadaşlarımızın Özelleştirme Dairesine karşı dava açılması gerektiği konusunda malumatım bulunmakta.  27.12.2013

Hükümet, Danıştay kararının iptali için Anayasa Mahkemesine baş vurmuş. Anayasa Mahkemesinin vereceği karar, neticeyi belirleyecek. 28.12.2013

Kısaca;

Anayasa Mahkemesi (AYM) başkanı Zühtü Arslan: AYM’nin bu güne kadar verdiği hak ihlal kararlarında;  %52,1 oranında, adil yargılanma hakkının (siyaseten) ihlal edildiğini belirtiyor.  Haziran 2020

İlaveten;  Bırakalım özelleştirmelerde yapılan haksızlıkları. Şunu okuyun ki; Adaletsizlik ve adalete uymamanın derecesini ne kadar çok olduğunu bilelim ve düşünelim.

14.02.2022 pazartesi günü Anayasa Mah. başk. Zühtü Arslan; 2012 yılında yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesine bireysel baş vuru konusunda çok büyük başvurular yapılmaktadır, demiştir. Bu ne demek; Normal bir mahkemede hakkını alamayan vatandaş, bu makama baş vurmak zorunda kalıyor, değil! Mecbur ediliyor.

  1. Bu ise; her yerde olan haksızlık ve adaletsizliğin ayyuka çıktığının bir göstergesidir.

ÖĞRENİLMESİ ZOR DİLLERİN SIRALANIŞI.

ÖĞRENİLMESİ ZOR DİLLERİN SIRALANIŞI.

  Temmuz 2025.  Öğrenilmesi Zor Dillerin Sıralanışı konusunda ABD  Dil Enstitüsü bilim adamlarınca yayınlanan bilimsel açıklamayı örnek aldım. Ana dili İngilizce olan insanın yeni bir dil öğrenmesi halinde harcayacağı süre sıralandı. Buna göre Sıralama şekli en kolaydan en zor dil guruplarına göre listelenmiş.

Böylece Dünyada Öğrenilmesi En Zor Olan Diller gurubu ortaya çıkmış.

1.  Afrikaans (Güney Afrikaya göç etmiş Hollandalı göçmenlerin konuştuğu dil),  Danca (Danimarka), Flemenkce (Hollanda, Belçika, G. Afrikalı),  Fransızca, Haiti dili,  Norveçce,  İtalyanca,  Portekizce,  Romence,  İspanyolca, Swahili (Kenya, Uganda, Tanzanya), ve İsveçce. Bu diller en kolay öğrenilen diller gurubu oluyor.

2.  Bulgarca,  Dari/Farsca (İran, Afganistan, Tacikistan), Almanca. Yunanca,  Urdu (Hindistan, Pakistan)  Endenozya/Malayca (Tayland, Filipinler, Endonezya)

3.  Amharic (Etopya),  Bengalce,   Burma,  Çekce,  Fince,  İbranice.  Macarca, Khmer (Kambocya),  Lao (Laos  Tayland), Nepalce,  Filipince,  Lehçe, Rusca,  Sırpca,  Sinhala (Sri Lanka, Kolombiya adası), Tai (Tayland, Malezya), Tamilce (Hindistan/Sri Lanka), Türkçe ve Vietnamca.

4.  Arapça,  Çince,  Japonca,  Korece öğrenilmesi en zor olan dil gurupları olduğu belirtilmiştir.

Öğrenilmesi Zor Dillerin Sıralanışı; Buna göre Japonca Dünyada öğrenilmesi en zor dillerden biridir. Bir Japon çocuğunun 12 yıl boyunca sadece matematik ve Japon dili öğrenimini yapması gerekiyormuş. Dikkatinizi çekerim. Yine de Dünyada en nazik insanlar Japonlardır.

Lakin Kanada ile ABD arasında yaşayan Chippewa Kızılderili kabilesi dili en zor dil imiş. Bunda, Yaygınlaşmamış bir dil olmasının etkisi ola bilir mi? Devamında ise Rusya özerk Dağıstan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyılarında bir gurubun konuştuğu Tabasaran dili. Yalnız Bu dili öğrenmek Çince kadar zor olmaktadır.  Kaynak : 27.03.2012  www. pravda. ru

Diller, kainattaki hayvanlar ve insanlar arasında bazen antlaşma bazen de kötülüklerin devamında etkin olmaktadır. Sonrasında İnsanlarla güzel şekilde konuşmak her zaman olması gereken bir erdemdir. Lakin bu meziyete her kişi sahip olamaz.

Ancak Kötü sözden sakınmak lazım. Yalnız Bunun içinde asabi olup olmamak çok önemli. Bu yüzden İnsanın bunu başarması şart. Lakin öyle bir an gelir ki kötü sözü söylememek çok büyük beceri ister!

YER KÜRESİ HAKKINDA BİLGİLER.

YER KÜRESİ HAKKINDA BİLGİLER.

Temmuz 2025. Yer Küresi Hakkında Bilgiler. Değişik Yabancı bilimsel yayınlanmış makalelerden alıntıdır. Biride livescience.com sitesidir.

Dünyada en sert sondaj matkaplarının sadece % 12 si, yer kabuğunun 12,000 mt derinliğine kadar inebiliyor. Daha aşağıya inemediğinin sebebi! Gezegenimizin derinliklerine inildikçe aşırı basınçla  birlikte artan sıcaklıktır. 

– Jeologlarca yapılan bir hesaplamaya göre;. Dünyanın merkezinde altın, 1 katrilyon 600 trilyon  ton ağırlığında altın olduğu yönündedir. Bu miktarın ise dünya  yüzeyini, 1,5 mt kalınlığında kaplayacağı belirtilmiştir. Dünya çekirdeği, demir ve nikel ağırlıklı eriyik metallerden oluşmaktadır. Okyanus tabanındaki altının ise, 20 milyon ton altın olduğu tv de yazılmıştır.

– Dünya çekirdeği, güneşin yüzeyi kadar 5500 C’ sıcaklığa sahip olmaktadır. Dünya merkezinden yüzeye doğru olan basınc, Atmosferin dünya yüzeyine yaptığı basınçtan üç milyon kez daha fazladır.

– Dünyanın dış kabuğunun 1216 km derinliğinden itibaren, demir ve nikel madenleri erimeye başlıyor. Manto bölümünün ise, yüzeyden 3500 km derinlikten itibaren başladığı yazılıdır. 

– Yer Küresi Hakkında Bilgiler konusunda gelecekte, tektonik plakalar nedeniyle bilinen kıtaların durumunda değişiklik olacağı belirtilmektedir. Afrika kıtası ile Avrupa birleşecek. Kuzey ve Güney Amerika kıtaları ise, birbirinden ayrılacak denilmektedir. Bunların hepsi Jeolojik Konularda Genel Bilgiler dağarcığına ancak bir damla olacaktır.

UZAY YÖRÜNGESİ:

  • Güneşin çapı içine 1,300.000 adet Dünyamızın sığdığı belirtiliyor.
  • Dünyanın merkezindeki iç çekirdek ile dış çekirdek farklı yönlerde dönmektedir. Bu ters dönüşler ise Dünyamızın manyetik alanını oluşturmaktadır.
  • Not: Dış uzayda bulunan uyduların, düşmemesi için dünyanın tersi yönde uçması gerekiyor!
  • İç Çekirdek; ayak bastığımız yerden 4.800 km aşağıdadır. İç çekirdeğin ise, Dünyanın uydusu Ay’ın çapı kadar olduğu düşünülmektedir.
  • 5 Eylül 1977 yılında fırlatılan Voyager 1 Uzay sondası. 31.05.2024 tarihi itibari ile Dünyamızdan 24,5 milyar km uzakta imiş. Bu sonda 2035 yılına erişirse Dünya’dan 30 mlr km uzakta olacağı belirtiliyor. Bu sonda ile Dünya arasındaki sinyal 22,5 saatte tek yönde hedefe ulaşıyormuş.
  • Uluslar Arası Uzay Üssü (ISS) Dünyadan 370-460 km uzaklıkta ve bu aralarda uçuyor. Uzay Üssüne enerji sağlayan güneş panelleri toplam 2.247 m2 yer kaplıyor. 08.2024

ARI NEDEN ÇOĞALMAZ

ARI HAKKINDA OKUMANIZI DİLERİM

Temmuz 2025. Arı Neden Çoğalmaz!  Aşağıda yazdığım şıklardan biri ya da hepsi, sorunuzun cevabıdır. Ana yenimi, eskimi? 1,5 sene ve fazlası ise, anayı değiştirmeniz lazım. Balı + poleni var mı? Ana arı, günlük atmak için, petekteki bal ve polenin miktarına bakar. Bütün canlılar, besleyemeyeceği yavrusunu istemez veya ölmeye bırakır. Evet;

ARININ ÇOĞALMAYIŞI’NIN NEDENLERİ NELERDİR.

A Kovandaki arı sayısı az ama siz fazlası ile petek verdiniz. Ve Geçen soğuk günlerde arı yumak oluşturdu, atılan günlük, larva, pupa ve kapalı yavrular öldü. Petek sayısını düşürün. Bütün yazılarımda belirtiyorum. Havalar soğumaya başladığında uçuş tahtası önüne teneke takınız. Teneke soğuk havanın direk içeriye girmesini engeller. Haliyle günlük ve kapalıları korumuş olursunuz.

B Petek üzerindeki yavru sırlarına bakınız. Kapalı yavru sır kapaklarında içeriye doğru çökme ve orta yerlerinde iğne  delikleri var ise, bir kaçına çöp sokunuz. Kahverengi, kokan sünen sıvılar var mı! Bu yazdıklarımın hepsi var ise kovanda Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ) veya Avrupa Yavru Çürüklüğü (AvYÇ) var.

Koloni kayıplarının en büyük etkeni ve zararlısı bu hastalıktır. Her ikisinden de kurtulma durumu var. Lakin en tehlikelisi AYÇ hastalığıdır. Bunun için AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ ve VARROA yazıma bakınız.

C Varroa ile mücadele ettiniz mi?  06.2014

D Ana değişim yada yeni ana verdiğiniz zamanlarda yavru atımı olmaz. Haliyle Arı Çoğalmaz. Ana arı yürürken arka (sol!) ayağını ve arka ayaklarını sürüklüyor mu? Bakın. Sürüklüyorsa değiştirmeniz lazım.

E Polenin olması lazım. Polen yok veya az ise, dışarıdan polen veriniz. Bu konu için; ANA ARIYA GÜNLÜK ATTIRMAK kısmına bakınız.

F Kovanların olduğu toprak ıslak ve nemli ise hastalık çok olur

G Kovan aşırı sıcak altında ise

H Kovan uçuş tahtası üzerine konan arıların yabani hayvanlarca yenilmesi,

I kendimden biliyorum!  Kem göz ve nazar! Arının üremesine engel oluşturur

 

 

POLEN ve KULLANIMI HAKKINDA

Polen ve Kullanımı Hakkında

Temmuz 2025. Polen ve Kullanımı Hakkında. Polen nedir? Polen, Bitkinin çiçekteki Havyarı’dır. Arı için ise Bal, çorbası. Polen ekmeğidir. Polen, insana tokluk hissi verir.

Özellikle B cinsi vitaminler ağırlıklıdır. İlk bahar aylarında arazide ve petek gözlerinde polen çok olmalı. Polen kadar çok olursa, günlükte o kadar çok olur.

Nektar, peteğin örümü ve petekte bal dolumu için gereklidir.

Polen; Günlük atımını ve koloninin çoğalmasını sağlar. Polen arının ekmeğidir.

Su; Polenin bal ile karıştırılması hemde sıcak havalarda kovanların serinletilmesi için gereklidir.

Rahmetli Muhsin Doğaroğlu hocamız; Arıya günlük attırmak için (Yaz, Kış) polen verin, demişti. Bakıcı arılar, 4. günlükten itibaren larvalara bal polen ve su karışımlı yiyecek verirler. 

Polen, faydalı bir gıdadır. Seyrettiğim bir programda konuşan profesör:. Polenin besin değerini vurgulamak için; 5 gram polen 1 kğ bala eşittir demişti.

Temmuz ayından önce Kovan önünde erkek arı ölümleri var ise çitalarda polenin durumuna bakınız. Polen az veya yok ise, işçi arılar erkek arıları Olan poleni yemesinler diye, öldürürler.

Arılar, Ana arı olmasa bile çıkan veya çıkacak olan yavruları besler. Yavrular için polen getirmeye devam ederler. Yalnız, ana arı günlüğü, ne kadar polen var ise, O kadar günlük atar. Onun için; Yazın polen gelimi azaldığında, kışın arazide olmadığı ve arının dirençli olması için, elinizde olan poleni yaz kış veriniz.

Polen ve Kullanımı Hakkında, Haşhaş bitkisinin polen verimi çok kuvvetlidir. Buna göre Dışarıdan nektar gelmese bile vereceğiniz şerbet ile haşhaş etkili olur. Haşhaş poleni sayesinde eski peteklere  yavru atımı hem de  petek örümü  fazlası ile olur. Ticari amaçlı gezgin arıcılık yapan arkadaşlarımız, Çam balına gitmeden önce, haşhaş tarlalarında arılarını besiye çekerler. Bölgelere göre değişmekle beraber haşhaş çiçeği 20 Nisan – 15 Haziran arasında acar ve biter.

Dışarıdan polen vermeniz halinde:. Örn: 3 yemek kaşığı polene yarım yemek kaşığı pudra şekerini karıştırın. Sonrasında Nemli poleni bir parça naylon üzerinde ve çita üstüne koyunuz. Çünkü Bu gayretiniz size günlük olarak geri dönecektir.

kovandan polen alımı: Kimi arılar bolca polene çalışır. Öyle ki, bir ara, kendi arılarımdan biri, kuluçkalığı nerede ise polen ile doldurmuştu. Bu ise, peteklere, günlük atımını engeller. Arılarınızın çoğalması için, nisan ayı sonuna kadar poleni arada bir alınız. Polen ile dolan 3 çita’dan fazlasını, dışarıya alıp saklayınız. Yalnız güvelenmesin.  01.2015

BÖLGELERİN İKLİMDEN ETKİLENME ÖRNEKLERİ

BÖLGELERİN İKLİMDEN ETKİLENME ÖRNEKLERİ.

   Temmuz 2025. Bölgelerin İklimden Etkilenme Örnekleri konusunda bazı bölgelerin özelliklerini konumuna göre ele aldım. Bu konu doğrultusunda Seydişehir, Beyşehir, Akseki ve Mihalgazi ilçelerimizde gözlemlediğim özelliklerini topluca dile getirdim. 2019

SEYDİŞEHİR VE BEYŞEHİR ARASINDAKİ İKLİMSEL FARK: 

Bu konuda Konya Selçuk Üniversitesi görevlileri Seydişehir ile Beyşehir’in iklimsel etkilenme ve sonuçlarını yayınlamışlardı. Buna göre iki ilçemizden Seydişehir ağırlıklı olarak Ak Deniz iklimi etkisi altındadır. Oysa Beyşehir ise 1/3 oranında Ak Deniz 2/3 oranında karasal iklimin etkisi altındadır.

Bu sebeple yağmur ve Kar yağışları Seydişehir de daha fazladır. Sıcaklık Beyşehire göre 1 C’ daha fazla iken soğuk Beyşehir de 1 C’ daha fazladır. Seydişehir’in konum olarak Ak Denize yakın olmasının avantajı kısmende olsa burada belli olmaktadır. 

SEYDİŞEHİR’DE İKLİMSEL DEĞİŞİM ve SONUÇLARI:

1987 yılı kışı Ocak ayında yağan kar üç ay yerde kalmıştı. Kalması bir tarafa kuru tipi ayazları etkili oldu. Oluşan kuru ayazlar sonrasında evlerin içindeki su boruları musluk ve su saatleri dondu ve patladı. Hatta kimi evlerin kanalizasyon hatları bile dondu. Daha sonra geçen bu yıllar içerisinde skorlara girecek günü birlik soğuklar görünse de etkisi uzun olmadı.

Daha sonra 1987 yılı Kırk ikindi Nisan yağmurları ile ardından güneşli bir mayıs ayını yaşadık. 2013-14 Kış mevsiminde kar, Seydişehire iki kere yağmış olup, 2 günde erimiştir. Aralık 2016 – Ocak 2017 kışında aralıklı 260 cm kar yağdı. Uzun süre kalmadı. Aşırı soğuklar, daimi olmamıştı. Bir ara – 27 C’ görülmüştü. 2017 Ağustos ayının 3, 4, 5, 19, 20. günlerinde ise hafif bile olsa yağan yağmurları gördük.

Serik’te 2020 Mayıs ayı 14 ve 15. günlerinde gölgede, 49 C’ ile ‘cehennem sıcaklığı’ yaşanmıştır. 

2021 yılı eylül ayında Bursa’da görevli akademisyen; Bu sene leylekler erken gitti, kışın soğuklar çok olacak, diye fikir yürütmüştü. 29.01.2022 dışarıda kar aralıklı yağdı. ∼ 150 cm kar eridi/yağdı ve şuan dışarıda şehir içinde sıkışık 30 cm kar var ve zaman zaman soğuklar – 28 C’ zorluyor. 

RAKIM VE DAĞLARIN İKLİME ETKİLERİ:

Bölgelerin İklimden Etkilenme Örnekleri konusunda bir örnek. 2014 Haziranında düğün için  İç Anadolu bölgesinde yer alan  Eskişehir – (köse)Mihalgazi ilçesine gittik. Buranın merkez nüfusu 1700. Dört tarafı dağlık ve tam orta çukur yerden Sakarya nehri akmaktadır.

Rakım olarak, Sakarya nehrinin aktığı bölge  ≈ 165 mt, ilçe Kaymakamlık binasının olduğu yer ise ≈ 215 mt. 300-400 mt yukarısında ise, Sakarı kaplıcaları yer almakta. Sakarya nehri yatağı, Karadenize kadar bir boğaz vazifesi görüp, denizin nemli havasını buralara kadar ulaştırıyor.

Mihalgazi İlçesinde Yetişen Meyve ve Bitkiler; Turunçgiller ve muz hariç her türlü meyve, Çam Fıstığı ve şimdi yapılmayan pamuk üretimi bile yetiştirilmekte ve yapılmakta imiş. Plastik seralar, Mersin-Anamur ilçesinde gördüğüm gibi, bu bölgeyi  kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile; bu sene (2013/2014) kış olmadığı için, beş kez yeşil sebze mahsulü  kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise:  +13 C’

Aynı şekilde Antalya /Akseki ilçesine bağlı dağ ve yüksek tepeler ile çevrili, 850 m rakımlı Cendeve yerleşim bölgesi. Ak Denize inen Manavgat çayı yatağı bulunan bölge ve boğaz bu noktada. Bu boğaz denizin sıcak ve nemli havasını buralara getiriyor.  Bu nedenle burada narenciye muz hariç  zeytin ağaçları incir ve çam fıstıklarının yetişmesine neden olmaktadır. 01.2013

ANA ARININ GÜNLÜK ATMASINI TEŞVİK ETMEK

ANA ARIYA GÜNLÜK ATTIRMAK.

Temmuz 2025. Petekte Günlük Yoksa Ne Yapmalı. Kovanda hepsi var gibi ama, günlük ve kapalısı yok. Ne yapmak lazım. Polen, Polen. Ana Arının Günlük Atmasını teşvik için elinizde olan veya temin edeceğiniz poleni, pudra şekeri ile karıştırın. Hafif şekilde ıslatıp yoğurun. Yalnız tane tane katı olsun.

Rahmetli Profesör Doktor Muhsin DOĞAROĞLU hocamız: Ana arıya günlük attırmak için pudra şekeri karışımı polen verin demişti.

Keseceğiniz 10*10 poşet naylonu üzerinde çita üstüne koyunuz. Daha sonra polen bittikçe aynı yere poleni -birkaç kez- koyunuz. Bu işlemi özellikle havaların ılık geçtiği kış mevsimi gününde bile muhakkak uygulayınız. Yaz mevsiminde iken, Polen var ama günlük yinede yok ise, anayı değiştiriniz. 

Ana Arının Günlük Atmasını Teşvik için, bunun faydasını göreceksiniz. Kışın poleni verdiğiniz halde günlük olmasa bile bu işten kazançlı yine arımız olacak. Bu yüzden koloni bu kışı daha güçlü geçirecek. Daha sonra arımız Bahar mevsimine daha kuvvetli girecek. Bu yazdıklarımı uyguladım ve sonucunu gördüm. Yani, poleni kışın bile veriniz.

Kimi arıcı arkadaş videolu çekim ile toz pudrayı, poleni vd yere dökerek, tavuk yemler gibi yapıyor muş. Yere dökme işi, sağlıklı değildir. Arı poleni temiz yerden alıyor. Yapmayın. Bu arkadaşın yaptığına Ana Arının Günlük Atmasını teşvik denilemez -Buna iş güzarlık denir.

Kovanları daimi ıslak kalabilecek yerlere koymayınız. Bu yerlerde arı hastalıklı olur. Siz ne kadar imtina gösterseniz bile başarılı olamazsınız. Kovanların dışında olan çatlakları silikon ile kapatın. Üst kapak altlarına çul çuval kağıt koymayınız.

Havaların sıcak olduğu arını dışarıda uçuş yaptığı günlerde şerbet vermeniz gerekiyorsa verin. Burada dikkat edeceğiniz nokta şu. Arılar petek üzerinde üzüm salkımı gibi toplanmış olmasınlar. Bütün bunları yaptığınız halde yine de arılarda ilerleme yok ise arılarda hastalık ola bilir.  09.2016

MISIRIN HEM KRALİÇESİ HEM KRALI HATŞEPSUT

MISIR KRALİÇESİ VE KRALI HATÇEPSUT

    Temmuz 2025. Mısır Kraliçesi ve Kralı Hatşepsut. Bu yazımın aslını 04.08.2002  pazar tv yayınında günü izlemiştim. Ve arkeoloğun anlatımlarını anında not ettim.

Hatşepsut hakkındaki aşağıdaki yazılımın hiç yada az bulunabilen bir durum diye düşünüyorum. Yalnız Kraliçenin hayat hikayesi hakkında tarih rakam bilgilerini büyük larousse ansiklopedisinden aldım. Doğum ve ölüm: MÖ 1537 – 1484

Mısır’ın Kraliçesi ve İlk Kadın Firavunu: MÖ 1789 yılına kadar kraliçe olup kocasının ölümü sonrası 1789 – 1786 yılları arasında kadın İlk Firavun Olan Kraliçe Sobek Neferu idi. Kaynak-History.com – 2022

Hatşepsut’un manası:. Soylu kadınların en önde geleni –  livescience.com  Ne var ki Hatşepsut ile kocasının kardeşliği ve evlilikleri gibi kendilerinden sonraki bazı evlilikler ile aynı  sorunlar yaşanmış.

Mısır kralı 1. Tutmosis (tutmes) in birinci karısından olan büyük kızı Hatşepsut ile ikinci karısından olan oğlu 2. Tutmosis ile Hatşepsut 12 yaşında evlendirilmiş. Daha sonra Kralın ilk  evlilikten doğan erkek çocukları hep ölürken, sadece bir kızı sağ kalıyor.

Örneğin Mısır kralı Akhenaton ve ilk karısı Nefertiti‘den olan ve doğan çocukları gibi. Akhenaton’un 2. karısından olan oğlu Tutankamon ile  Nefertitiden doğan kızının evlilikleri aynı. Gerçi Antik Mısır tarihinde aynı anne ve babadan olan çocukların evlendirilmesi normal imiş.

MÖ 1520 yılında 1. Tutmosis in  ölümü üzerine oğlu 2. Tutmosis ve kızı Hatşepsut yönetime geliyorlar. Hatşepsut o zaman 17 yaşında oluyor. Sonrasında 2. Tutmosis, Hatşepsut‘tan olan kızını, 2. evliliğinden olan oğlu ve kendisinden sonra kral olacak 3. Tutmosis  ile  evlendiriyorlar.

Sonrasında Hatşepsut’un kocası 2. Tutmosis, M.Ö. 1505 yılında ölüyor. Kralın oğlu ve kraliçeninde üvey oğlu ve damadı olan 3. Tutmosis’in daha küçük. Lakin iktidarın zevkinden dolayı Hatşepsut tahtı bırakmıyor ve yeniden evlenmiyor. Kraliçe dul kaldığında 32 yaşında imiş. Sonuç olarak çocuk yaşta olan 3. Tutmosis ile karısı da, kral olma konusunda istekli değillermiş.

Hatşepsut kadın kral olarak iktidara alışmıştı. Yalnız kadının kralın olması mümkün değildir. Ama Baş rahib bu sorunu ortadan kaldırmış. Kraliçeye Tanrı Amonun Kızı Hatşepsut lakabı verilmiş. Ayrıca Kraliçe erkek firavun kıyafetleri giymiş ve çene altına sakal takmış.

Arkeoloğun duvar yazı ve resimlere dayanan anlatımında ise:.  Kadın kral Hatşepsut ile damadı kral 3. Tutmosis arasında karşılıklı güvene dayanan bir antlaşmanın olduğu yönündedir.  Kraliçe Hatşepsut’un kızının eğitmeni Mimar Selmut.

Yalnız Kraliçe ile Selmut’un arasının iyi olduğu görüşü hakimdir.  Hatşepsut Mısırın bayındırlığı iç işleri ve yönetim işini hallediyor. Damadı 3. Tutmosis ise askerlerin arasında  savaşmayı öğreniyor.

Bu arada aynı zamanda ‘gözde erkeği’ Mimar Selmut‘a, kendi anıt mezarını yaptırır. Selmut, kraliçeden önce ölür. Selmut ile dünyada yaşarken resmen bir arada olamayan Hatşepsut! Mezarlık inşaatı anında, mimari bir hile yaptırıyor.

Mimar Selmut’un mezarını daha önceden hazır olan kendi anıt mezarının yan tarafına yaptırıyor. Kendi anıt mezarı ile Selmut’un mezarı aynı seviyede. Kraliçe anıt mezarı odası ile Selmut’un mezar odası arasına sadece basit bir duvar ördürüyor. Böylece sağlığında bir araya gelemeyen Kraliçe ile Selmut, öbür dünyada bir araya geliyor.

1903 yılında, Hatşepsut’un mezarı tespit edilip açılıyor. Kraliçenin mezar odasındaki duvar resimlerinde kraliçenin yanında duran bir erkek resmi, var. Bu erkeğin sol yanağında, yaşlanmadan dolayı oluşan bir çizik görülmüş. Sonrasında, kraliçenin mozolesinin ilerisinde bulunan mezar odasıda açılmış.

Ne var ki Bu mezar odasından çıkartılan erkek cesedinin suratında aynı çizgi görülmüş. O gün için bu erkeğin yüzü tv’de gösterildi. Sonuç olarak Kraliçenin mezar odasındaki  erkek resminin, Mimar Selmut’a ait olduğu görülmüş.

Mısır’ın Kraliçesi ve Kadın Kralı Hatşepsut M.Ö. 1484 yılında ölüyor. Üvey ve oğlu damadı 3. Tutmosis kral oluyor. 3. Tutmosis kral olduktan 15 yıl sonra, açık alanlardaki kraliçe Hatşepsut un resimlerini kazıttırmış.

Bu kazıtma şeklinin 3. Tutmosis’in  kayın validesi kraliçeye karşı oluşan gizli düşmanlığından değil. Arkeoloğ bu yapılan kazıma olayının Yalnız siyaseten alınmış bir karar olduğunu, söylemişti. 04.2014

SEYDİŞEHİR KUĞULU PARK 2007

SEYDİŞEHİR KUĞULU PARK 2007.

     Temmuz 2025. Seydişehir Kuğulu Park 2007 Günümüzde mesire alanı olarak kullanılıyor. Elli yıl öncesinde buralara ancak görevliler gelirdi. O zamanlar su içindeki çamurdan  dolayı toprak bile görünmezdi. Ayrıca mevsimine göre yabani göçmen kuşların uğradığı bir bölge idi. Ne zaman ki Eti Alüminyum Fabrikası ve Lojmanları için su basılmaya başlandı! Görünürdeki Su bitti.

Lakin buraya eskiden gelen göçmen kuşlardan biri ve başta geleni ise adı üzere Kuğu Kuşları idi. Ki o zamanları ben görmedim veya hatırlamıyorum. Bundan başka kaz, ördek en bilinen yabani kuşlardı.

Günümüzde ise ana havuzda  sembolik olarak Kuğu Kuşları var. Ayrıca ‘hatırlı ziyaretçiler için’ beslenilen çeşitli ördek ve kazlar.

Seydişehir Kuğulu Park 2007 resimleri o zamana ait bir belgesel durumundadır. Özellikle Havuz içindeki adacık ortasında yeşeren Söğüt Ağacı unutulmaz bir görüntü veriyor. Havuzun orta yerlerinde yer altı su kaynağı var. Havuzu besleyen de bu kaynak suyudur.

1, 2, 6 ve 13. resimler Kuğulu merkez alanı içindeki ana havuzu gösteriyor. Bu havuzun ortasındaki adacıkta, gölette barınan kaz ve ördekler için yapılmış kulübeler mevcuttur. 3. resim ise mesire alanına gidilen köprülü üst geçit üzerinde olan ben. 4 ve 5. resimler ise Ana havuzu yukarıdan besleyen su kanalıdır. Bu kanal ancak, bol yağmurlar sonrası etkin olur.

Alttaki şelaleler ise, görüntü maksatlı olup hoş bir anı olmaktan öte bir işlevi yoktur.

 DSC01273 DSC01274 DSC01275 DSC01278 DSC01279 DSC01281 DSC01282 DSC01285 DSC01286 DSC01288 DSC01291 DSC01294 DSC01296 DSC01297           

Özellikle ana havuzun alt tabakasında bulunan yer altı suyu, yaz kış kesilmeden akar. Veya akmasa bile! – Ben buradayım diye kendini, gösterir. 2012

Yolda yürüyen en güzel kişi Yoldaki engelleri kaldıran kişidir.

SEYDİŞEHİR KUĞULU PARK MESİRELİĞİ

SEYDİŞEHİR KUĞULU MESİRELİĞİ.

    Temmuz 2025.  Seydişehir Kuğulu Park Mesireliği azda olsa her şeyin doğal ve doğallığını devam ettirdiği nadir yerlerden biridir. Bu yerin ‘tam’ doğal olduğu zamanlarda ise buraya adını veren Kuğu kuşları geliyormuş.

Ben 50 yıl öncesinden, özellikle avcıların ve revlilerin ayak bastığı, bataklık bir bölge olduğunu duyardım. Bu kişilerin kolayca  gidemediği yerlerde kırık – dökük kayıklar içinde gezindikleri sazlık, bataklık olan, mevsimine göre de, göçmen kuşların gelip konakladığı, yumurtalarını bıraktığı, giderken de yavrularını yanlarında alıp götürdükleri bir Kuğulu‘muzu duyar ve hatırlarım.

Yabani Kazlar ve ördeklerin sadece adları kaldı. Bıldırcın ve Keklikler, -vurmak için- ‘mikroskopla’ aranıyor. Buraya adını veren  KUĞU ları ise Seydişehir Belediyemiz, Kuğulu’nun adına layık olması babından, 2012 yılında 3 tane kuğu temin edip, havuza bıraktı.

Kuğulu’muz; Şehrimizin güneyinde, Antalya yolu sınırında Toros Dağlarının uzantısı -Giden Gelmez  dağ gurubuna dahil olan, Kalafat dağının yarım daire şeklinde kucakladığı; Yazın yeşillikler içerisinde kısmen sulak ve sulanan;  Kışın ise Allah vergisi, su deryası bir mesirelik. Şehir merkezine 8 km mesafededir. 40.400’e varan merkez nüfusumuz (2012)  için tüm içme sularımız burada bulunan ≈ 5 mt derinlikteki kuyudan (halen 2025), pompalar vasıtasıyla depoya basılıp şehre dağıtılıyordu. Fakat 2000 yılından sonra buna artezyen kuyularının da ilave edilmesi mecburi olmuştur.

2008  yılında  Şehrimize bağlı Akçalar kasabası yakınındaki 1210 rakımlı Çal tepesi üzerinde başlayan  artezyenden su çıkartma çalışmaları, 2012 yılında neticelenmiş ve yeni su hattı, bağlanmıştır. Yalnız bu suyumuzdaki kireç oranı biraz fazla gelmekte olduğundan Belediyemiz, bu suyu fizyolojik arıtma yoluna gideceğini bildirmişti. Büyük şehre dahil olduk 2025 hala yapılmadı.

Bu güne kadar açılan tüm artezyen kuyu ve sularının, şehrimize iki yönlü faydası olacağı beklenilmektedir. Çal mevki ve diğer artezyenlerden basılan su sayesinde; Kuğulu yer altı su miktarı artmasa bile! Yerinde saymasına katkı sağlayacaktır.

Yağmur mevsimin kısmen başladığı Ekim ayından itibaren (2021 mevsime ait ilk yağmur, 14 Eylülde yağdı) yer altı nehir ve göletlerimizin dolması ile önce, zemin yüzeyinde sular çıkmaya başlar. Kasım – Aralık ayları içerisinde, ∼ 3 gün yağan yağmur sularının etkisi ile, Kuğulu gezinti zemininden 90′ dikliğine ≈ 40 mt yükseklikte ve 100 m dağın böğründe, Kalafat Dağının üzerinde  olan, halk arasında ‘Gürlevik‘ denen noktadan önce uğultular, sonrası havaya tazyikle fışkıran yer altı sularımız; Yer altındaki su bolluğunun bir nişanesi olarak, beyinlerimize kazınır.

Gürlevik, kasım 2009 ve  2010 yılı Aralık ayının son haftasına doğru patlamıştı.  Gürlevik in suyu fışkırdığı zaman önünde, dikilmek mümkün değildir. Öyle’ki, suyun ilk çıkış anındaki uğultu sesinin, kuş uçumu ≈ 1 km mesafeden duyulduğu söyleniyor. 2000 yılı öncesi yer altından çıkan su ile, şehrimizde yağ balığı olarak bilinen balık türüde çoğalırdı.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: İnsanoğlu gibi aç ve bencil bir mahlukat yoktur. Bu balık, geçmiş yıllarda haddinden fazlası ile bölgemizde bulunurdu. Bu balığı yemek için yakalamaya çalışanlar,  azı ile yetinmediği gibi, okur yazar dediğimiz kişiler dahil, değişik bölgelerde daha büyük balıkları yakalaya bilmek için, 3-5 tane  değil, honaz denilen balık yavrularını, bidonlara doldurup götürüyorlardı.

Hazıra ne dayanır? Haliyle yeryüzüne çıkan yağ balıkları da, suların çekilmesi ve bilinçsizce yakalanmaları neticesinde, yok oldu. Evet; Her nimetin bir külfetinin olduğu, aşikardır. Diğer bir etken ise; Suğla bölgemizde; çok yağan kar ve yağmurun etkisi ile dolan yer altı sularımız, her yedi (7) senede bir yer yüzüne patlar ve bu bölgemizdeki yüzlerce dönüm arazi sular altında kalır, yer altında üreyen yağ balıkları da göz önüne çıkardı. Ne yazık ki; Bu yeraltı suyumuz, son kez 1980 sonunda yeryüzüne çıkıp, 1982 yılından itibaren gelmemek üzere gitti.

Benim Seydişehir Kuğulu Mesireliği ile olan bağlantım sadece yazın piknik amaçlı değildi.

2007 – 2009 yılları arasında, Özellikle insanların olmayıp, yabani domuzların yattıkları çalı diplerinden, sanki bana; ‘Hala ne duruyorsun akşam oldu, ezanlar okunuyor, git‘, der gibi homurdanmalarına kadar yağmurun, sulu sepenin altında, Ekim ortalarında başlar, su akıntısının kesildiği Mayıs ayına kadar elimde çapa, kürek ile buralarda su kanalları açma çalışmalarım devam ederdi.

Kimine göre ben; defineci, (Ergenekon, silah gömülerinin sıkça söylendiği zamanlarda) silah saklayan, kimine göre de Allah rızası için  oralarda oyalanan, düzenleyen doğayı seven birisi idim. Burada yaptıklarım ise;

Bu bölgenin, Ferzine Çeşmesi ve mağarasına çıkan taş yolu, AKP’li belediye başkanımız İbrahim Halıcı yaptırmıştı. Bu taş yolun üst tarafı ve yukarılardan gelen yer altı suları, bu taşların üzerinden geçerek, öbür tarafından araziye yayılıyordu. Suyun yayılması bir tarafa, taşların üzerine çamuru yaydığı gibi akan su,  taşın altındaki toprağı yumuşatıp akıtmakta ve yolun bozulmasına neden olmakta idi.

Peki, bu durumu, belediye çalışanlarının görmemesi veya duymaması mümkün mü? Değil! Bu yol yapıldıktan 1,5 – 2 sene sonrası, tabiri caiz ise bu görevi ben devraldım. Orada bulunmam ve gayretlerim, aynı zamanda benim ruhumu gençleştiriyordu. Öyle ki, yağış altında gocuğumdan damlayan suyu bile dikkate almıyor idim.

Ben, Seydişehir Kuğulu Mesireliği bölgesinin üst taraflarında her yöne yayılan yeraltı sularını, bir ark açarak, taşlar döşeyerek, ayak altından uzaklaştırmıştım. Bu heves ile, Ferzine Çeşmesinin 15 mt yukarısından çıkan yer altı suları için aşağıya doğru ≈ 250 mt su yolunu bazen balyoz ile, bazen kazma – kürek, bazen çapa ile buralara kanal açtım.

2011 yılından bu tarafa, medarı iftiharım olan bu yer ve su yollarını görmek, bozulan yerleri yeniden yapmak için zamanım olmadı. 01.02.2014 Cumartesi günü tekrar aynı yere gidip, bozulan kanal  yerlerini  onardım, düzenledim. Şimdi oralara bu işleri yapmak için gidecek olsam; Girişte para vermem lazım.   10 . 2010    Mecit  ALBAYRAK

BABAM LAZOĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

BABAM LAZ OĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

Temmuz 2025. <strong> Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir sayfası ‘Çakal oğlu’ Mehmet ile başlamış oldu. İlk bölüm: Babam Lazoğlu Şükrü Usta, ile Seydişehir öncesi yaşanmışları aktarmıştım.

1940 – 50 yılları, sanatkarın olmadığı, olanlarında parmakla gösterildiği zamanlardır.  Burada  herkesin işine koşar. Bileğinin hakkı ile kendini kabul ettirir. 1950 yılında Seydişehir’de çalışmaya   başlar. Akseki! O zamanlar sahil kenarları pek makbul olmadığı için, bu yüzden halkının bir bölümü Seydişehir’e gelmişler.

Aksekili ailelerden biri olan Hasan Baran’ın yanında çalışmaya başlar. Böylece 1951 -1957 yılları arası burada çalışır. Ne var ki Bu aile ile olan ahbaplığımız, bundan sonra son nesilleri olan torunları (2024) üzerinden devam edecektir.

HAPİSHANE  HATIRASI: Bu bölüm Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir yaşanmışlığının kötü bir hatırasıdır. Babam; 1953 – 54 yılları arasında, Beyşehir istikametinden traktör ile buğday  getirir. Bu yol üzerinde ve Akçalar Kasabası yakınında yer alan Çifte Köprüler üzerinde iken, bir şekilde traktörün arkasındaki römork, bağlantısının yerinden ayrılması neticesinde köprüden çaya düşer. Römork üzerinde olan kişilerden biri ölür.

Trafik kazası sonrası babam Seydişehir Hapishanesine girer. Hapishane arkadaşları Bozkır ilçesinden Ethem ve başka vilayet ten gelen, Hamdi idi.

Ethem amca, kısa boylu, zayıf biri. Ethem Amca ileriki zamanlarda evimize misafir olmuş idi. Diğeri Hamdi ise,  iri yarı ve kilolu imiş. Babamın, bu arkadaşı ile unutamadığı ve bizlere de  aktardığı bir anısı var idi. Mahkumların, aydınlatmaya çıkartıldığı bir gün de Hamdi, babama :

Şükrü; Sende para yok, bende para yok. İkimiz para kazanalım, der. O an orada bulunan mahkumlar pür dikkat kesilirler. Babam – Olur ama, nasıl kazanacağız?

– Kolay, senin burnuna halka takalım. Ben tef çalarım, sen de ayı gibi oynarsın, böylece para kazanırız, der.   Babam : İyi ama, ayı oynatmanın da  bir  şarkısı var. Sen biliyor musun?

– Hayır, der Hamdi.  Bu sefer hapishane arkadaşları babama;  – Sen biliyor musun?, diye sorarlar. Babam : – Evet, der. Ve şarkısını söyler.

Ayımın gözleri humar. – Birini açar, birini yumar

– Ağalardan bahşiş umar. – Vay ayı, vay koca dayı, diye dörtlüğü söyler.

Bu sefer bütün mahkum arkadaşları Hamdi ‘ye;

Hamdi, sen ayı olacaksın;  Şükrü’de tef çalacak ve sen oynayacaksın,  derler. Konu bu şekli ile kapanır.

  • EVLİLİĞİ VE BELEDİYEYE GİRİŞİ

Babamı, yabancı olması nedeni ile evlenecek kız bulamaz. Bulsa da vermezler. Sonunda komşuları olan Karakaş  Yusuf’un kızı annem Ayşe ile anlaşırlar ve kaçmaya karar verirler. Dedem vermek istemez. Annem karşı çıkar. Ve dedem Jandarma Karakolundan ağlayarak çıkar. Bu an, Annemin unutamadığı acılı bir anısıdır. Ve evlenirler.

Daha önceleri kızlarını babama layık görmeyen aileler belediyedeki işinden dolayı namı ve adı duyulan babam için: Böyle olacağını bilseydik, kızımızı kendi elimizle verirdik, demişler.

<strong>Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir</strong>

Babam; 1957 yılı Ocak ayında Seydişehir Belediyesine ait elektrik üretim santraline – Makinist, olarak resmen işe başlar. O zamanlar şehir içindeki ‘eski’ otobüs garajı olan yer, aynı zamanda hem elektrik santralinin, hemde haftalık perşembe Halk pazarı yerinin olduğu kesimdir.

Sene 1960. Babam, bir komşunun leblebicilik yapan oğlunu, komşularının ısrarı ile yanına yardımcı, olarak alır – aldırır. İşi öğretmeye çalışır. Her ne kadar babam -Usta olsa da, sonuçta bir yabancıdır. Dışarıda dükkanı olan ve motor tamirciliği yapan başka bir ustada,  babamın yardımcısını geliş  – gidiş, babama karşı;

– Sende usta oldun, bu işi biliyorsun, sana  yardım ederim, türü yönlendirmelerle babama karşı dolduruşa getirirmiş! Babam, zamanı geldiği için elektrik santralinin genel temizlik ve bakımını yapar. Bu nedenle Buradaki fazla malzemeleri santralin arkasında bulunan belediyeye ait Un Değirmenine taşır. Bu nedenle İki büyük İtalyan dizel motorlarına ait ilk çalıştırılma anında kullandıkları ateşleme fişeklerini de buraya getirir. Yalnız önemlerinden dolayı bunları ayrı bir yere koyar. Temizlik sonrası bu fişekleri koyduğu yerde bulamaz!.

(( Bu fişeklerin uçlarına pamuklu dokuma ile özel yapılmış kalınca  halat vari yanıcı bir ip takılıyor. Yalnız Bu fitilin dışarıda kalan ucu ateş ile tutuşturulup altı tanesinin art art seri şekilde takılması gerekiyor. Tutuşturulan uçların sönmemesi de şart. Çünkü dizel motorların kolayca çalışmasını bu ateş kıvılcımları sağlıyor.

Bunları nereden biliyorum? Küçük yaşlarımda iken santrala gelmek, geldiğim zaman malzeme odasındaki üstüpülerin üzerinde uyumak hoşuma giderdi. 12 yaşımdan sonra bazen burada babama yardım ediyordum.  Mesela bir ara küçük altı silindirli Skoda jeneratör dizeli, ucu alevli bir sopa ve basınçlı hava ile ben çalıştırıyordum. Diğer büyük dizellere de ilk hareketi veren, önceden tüplerine sıkıştırılmış basınçlı hava idi))

Bulamadığının sebebi ise; Babamın fişekleri koyduğu yere, (bilerek bilmeyerek kasıtlı veya doğal hali ile) Değirmen ustası olan kişi; değirmene ait değirmen taşını yuvarlayarak duvara dayamış. Fişekler; değirmen taşı ile duvar arasında kalıyor. Fişeklerin bulunmayışının sebebi de bu.

Babamın işe aldırttığı kişi: – Lazoğlu, bu malzemeleri falanca şahıslara ait un değirmeninde kullandı, oraya verdi, diye konuşur ve o zamanki yetkililere bu şekilde şikayet eder. Babam her ne söylerse de, kendini aklayamaz. Ve işten çıkışı verilir. Sene 1960 başları. Seydişehir ~ 2500 nüfuslu küçük bir kasaba.

Seydişehirde Leblebiciliğin Tarihi: Leblebiciliğin tarihi, 1300 yılı başlarında Seydişehirin kuruluşu ile başladı. Seydisehirin Doğu yönünde, her yedi senede bir su altında kalan Suğla arazisinde yetiştirilen nohutun lezzeti, bu mesleği geçerli yaptı.

Ta ki; Seydişehir Eti Alüminyum Fabrıkası açılana kadar. 1970 yıllarında bu meslek terk edilmeye başlandı. Ayrıca 1982 yılından sonra Suğla arazisinde yeraltı suyu kesildi. Sonrası Denizli ve Çorumda #LEBLEBİCİLİK ortaya çıktı.

Sıcak Demircilik, Kalaycılık, Nalbantcılık, hayvan koşum işi yapan Saraclar, Terziler (bu işi yapan Ermeni ustalar) ve Motorlu Un değirmenleri vardı. Ermenilerin yoğun olduğu sokağa Gavurlar Sokağı denilirdi. Bu iş yerlerinin sahipleri ve şehir halkı babamı, yabancı olarak görseler de haliyle,  hem tamirci hem elektrik santrali baş makinisti olması sebebiyle gece gündüz ve daimi, işleri düşüyordu. Bundan dolayı seveni de, sevmeyeni de vardı.

Sonuçta babam; gerekli – gereksiz herkesle ve esnaflarla, işli dışlı olmak zorunda. Kaldı ki; vermiş olsa bile, başkasına vereceği (yedek) fişeklerden 1-2 tane olur. Buna göre Büyük motorlara takılan fişek ise 6+6= 12 adet. Bunun hepsini nasıl ve neden versin? Sonuç olarak bu fişeklerin yedeği de olması gerekiyor. Çünkü dizeller çalışırken bazı fişekler silindir kapağından fırlayarak ve patlayarak çıkıyordu.

Haliyle o zamanlarda ülkemizde ve Seydişehir de ‘usta’ aramakla bulunmuyor. Babamın, Mesleğinden dolayı bir şey sorana, yardım isteyene her zaman faydası oldu. Ayrıca, kendisine ihtiyaç duyulan resmi bir işi yapıp, sorunsuz olarak elektriğin üretilmesini sağlıyor. Bir şeyi daha vurgulayayım. İşin içinde – İşten çıkışı söz konusu olacak olan kişi BABAM! başkalarının menfaati için kendini harcatır mı? İster istemez kim olsa, -Bu fişekler kasıtlı saklanıldı mı! demez mi?

(Belki – Bence! Yukarıda belirttiğim yerli- yabancı anlayışı nedeni ile değirmenci ile babamın yardımcısı işbirliği yaptılar! Değirmenci Fişekleri bilerek sakladı !!?? Veya babamın fişekleri koyduğu yerden KASITLI olarak alındı. Daha sonra alanlar babamın yaptığı işinin hakkından gelemeyeceklerini anladılar ve fişekleri yerine koydular. Ama babamın çıkıcı verilmişti. Yinede – Usta fişekleri bulduk burada imiş, dediler!!! )

Babamın suçsuz olduğu anlaşılır. Ve iş başı yapabileceği söylenir. Babam kabul etmez.  Çünkü geçen zaman içerisinde babama karşı söylenen hakaret ve suçlamalar söz konusudur. Haliyle o gün için yapılan ve konuşulanları tam olarak bilmem imkansız. Ama, hoş sözler olmayacağı da kesin!

Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir

Konusunda esasında hatırlamam gereken ama sonradan hatırlatılan bir olay daha var!  Babam, belediyedeki işinden ayrıldıktan sonra; Yazımın başlarında belirttiğim ‘Çakal Oğlu’ Mehmet benzeri bir olayı bu sefer Seydişehirli jeepci taksici Hüseyin Gülpınar ile yaşar. 1960 yıllarda arazi arabası Amerikan malı Jeep ulaşım araçları var. Sayısı belki beş adet.

1. Bölümde yazdığım gibi bu sefer Hüseyin Gülpınar, aynı teklif ile: Sermayesi benden – ustalık senden der ve tamirhane dükkanı açarlar.

Burada fazla kalmaz. Nedenini bilmiyorum. Belki Gülpınarın oğlu Mehmet Gülpınar’dan öğrene bilirim. Ankara’ya  çalışmaya gider. Sene 1960 yılı ortası. Bu kısmı çok iyi hatırlıyorum. Rahmetli Dedem ‘Karakaş Yusuf’ ile Ankara’ya babamın yanına gittik. Babamın bana aldığı uçan balon, otel odasında karyolanın altına kaçmıştı.

İZMİT/ GÖLCÜK  VE SEYDİŞEHİR

60 lı yıllarda ABD malı  çeşitli amaçlı makinalar, Türkiye nin bir çok yerini kaplamıştır. Bu sebeple Babam Ankara da sanayide çalışırken  İzmit Gölcük’te modern Abd malı binek arabaların tamirhane servisi sahibi olan Teyzesinin oğlu Osman Bekar Babamı çağırır. Burada arabaları tamiri, katalog üzerinden yapılıyordu. Böylece 1961 – 62 senelerinde, İzmit – Gölcükte ikamet etmek durumunda kaldık.

Bu arada babamın işe aldırdığı yardımcısı santral makinisti oluyor. Ayrıca, aslen Seydişehir’li olup Seydişehir dışında motor tamirciliği yapan başka bir (İbrahim) ustanın, şehre gelmesi ve santral makinistine dışarıdan yardım etmesi sağlanmış.

Ne var ki  Seydişehir de kuytu köşelerde yapılan konuşmalar ve ayarlamalar,  elektrik santralindeki 6+6=12 adet fişekle çalışan 2 adet büyük (8 – 10 mt uzunluğunda) İtalyan ve 1 adet küçük (5 m) Çekoslavak malı jeneratörlerin, randımanlı çalıştırılmasına bildikleri, kafi gelmez. Olan arızalar yapılamaz yada yeterli olmaz.

1960 ihtilalî sonrası 1962 yılında yapılan seçimler neticesinde askeriyeden emekli Binbaşı Nevzat Akbaş, belediye başkanı olur. Her ne kadar belediye başkanı Seydişehirli olsa da, devamlı dışarıda olmasından dolayı, santralin çalıştırılma durumunu ve geçmişini bilmemektedir. Fakat başta Seydişehir halkının bildiği bir şey var. Buna göre Şehir de elektrikler düzgün verilememekte, motor arızalarının sonu gelmemektedir. Halkın şikayeti artmaktadır.

Belediye Muhasibi Erol Ulutaş O zamanlar, Lazoğlu Şükrü nün geçmişte başına gelenleri  bilmekte, takdir etmektedir. Ama yapa bileceği bir şey yoktur. Vakti saati geldiği için Bu nedenle durumu Belediye Başkanına iletir. Nevzat Akbaş: Lazoğlu her ne yerde ise bulun, gelmesini sağlayın, der.

Hatta bizzat başkan, dedemin evini bu maksatla ziyaret bile etmiş. Sonuçta Belediye Başkanı ‘Karakaş‘  lakaplı Yusuf dedemi  Gölcük’e, babamı Seydişehire dönmesi için ikna etmeye gönderir.  1962 sonlarında Babam ve biz şehre dönüş yaparız. Babam bir süre belediye ile anlaşmalı olarak, gündüzleri açtığı tamirhanede, geceleri de elektrik santralinde çalışır. Çünkü Seydişehir halkının, örnekte olduğu gibi kendisine ne yapacağını bilemez!

  • TEKRAR SEYDİŞEHİR Babam Lazoğlu Şükrü ve Seydişehir

Bundan sonra Babamın Seydişehire ikinci gelişi ve sonuncu ‘çıkışı’ olur.  Bir şekilde babamın işten çıkartılmasına neden olan kişi, babamın akibetine uğrar. Haliyle, elektrik santralında tek kişi olarak çalışırken bu sefer, belediyede şoför olarak çalışan başka bir arkadaşı; Kardeşini işe almasını ister. Ve bu seferde bu kişi ile çalışmaya başlar.

Gündüzleri, bazen öğleden önce  10 – 11,  öğleden sonrada 13 – 15 saatleri arasında elektrik verilirdi. O zamanlar şehrimizde geçerli meslek olan ‘leblebicilik‘.  Tamirciler, leblebiciler için her gün ve haftada bir Çarşamba günleri gündüz film oynatan sinemacı için, elektrik elzem idi.

Akşamları verilmeye başlanan elektrik, gece 24⁰⁰ kesilmeden önce halkın bildiği ve babamın uyguladığı bir yöntem vardı. Babam, gece saat 23.³⁰ a doğru elektrikleri 2 – 3 sefer keser  verirdi. Bundan amaç, yatmamış ve gezmede olan kişilere, yatmaları veya evlerine gitmeleri konusunda, bir ikaz idi. Ancak 1960 lı yıllarda daha elektriği olmayan köy ve kasabalarımızın olduğunun bilindiği bir zamanda, dramatik bir hatırayı aktarmak istiyorum.

Günün birinde bir köylü vatandaş, şehre gelir. Babamın işten atılmasına sebep olanlardan ustaya uğrar ve bir kaynak işinin yapılmasını ister. Usta – Şu an elektrik yok, geldiği zaman yapalım, der. O güne kadar elektriğin ne olduğunu bilmeyen vatandaş ustaya; – Nerede ise bana söyleyin, ben gidip getireyim, der. Ustanın  muzipliği tutar.  O an atölye içinde bulunan ve halkımızın özellikle alış verişlerde kullandığı söğüt dalından örülmüş üsten saplı büyükçe bir sepeti gösterip:

– Peki şu sepeti al, garaja git. Orada fabrikada Laz oğlu isminde usta var, onu bul, selamımı söyle sana biraz elektrik versin, al gel, der. Vatandaş sora sora babamı bulur. Ve  SA – AS Usta, beni usta gönderdi. Şu sepete biraz elektrik veriver, benim işimi yapacak, demiş. Babam, güler misin  – ağlar mısın! adama acıdım, derdi.

Yalnız Dikkatinizi çekerim 1960’lı yıllarda Türkiye de  makine ve teknikleri konusunda tek yetkili kurum olan Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) var.  Bildiğim kadarı ile belediyeye ait olan iki adet büyük İtalyan, bir tanede küçük  Çekoslavak malı motorlar için  ‘Çalıştırılamaz‘  raporunu vermiş.

Ancak babam, elektrik santral ve motorlarını, Seydişehir’in enterkonnekte sistem ile Türkiye çapında genel elektrik  sistemine geçtiği 1969 yılında motorları, çalışır vaziyette teslim etmiş ve santrale kilit takılmıştır..

KAHIR BİTMİYOR!

Babam; 1965 yılında Alaylar mahallesine bir ev yaptırmaya başlar. 1966 yılında da Etibank Alüminyum Fabrikasının temellerinin atılması ile işçi alımları başlar. Rahmetli Nevzat Akbaş; O zamanlardaki Etibank Alüminyum Fabrikası yetkililerine şifaen-

– Belediye elemanlarından Lazoğlu Şükrü HARİÇ istediğinizi – isteyeni işe alın, demiş.

Babam evimizin yapımı anında kendisine yardımcı olan Nevzat Akbaş’ın katkıları nedeni ile hem Etibank’a geçmek için gayret etmemiş. Hemde bir ara Almanya ya gitmek istemiş. Bu sefer Konya da İşçi Bulma bürosunda çalışan Seydişehirli’nin görevlinin vazgeçirtmesi ile Almanya ya bile gitmekten vazgeçmiş. Lakin Elektrik Santrali kapatılınca İşçi statüsünde o zamanlar görevinden dolayı iyi maaş alan babamın statüsü Memurluğa çevriliyor. Ama! İlk Okul Diploması yok.

1980 Darbesi sonrası Seydişehir Kaymakamı aynı zamanda Belediye başkanı olmuş. Babam ve yardımcısı memurda olsalar mesleklerinden dolayı Tamirhaneye gönderilmişler. Yardımcısına Takım Haneci görevi verilmiş.  Bu görevde olan kişi, yanında başkası yoksa veya işgüzarlığından dolayı memur olmasına rağmen Cumartesi günleri bile çalışmış veya mecbur kalmış. Babamda Cumartesi  Pazar günleri tatil yapmış.

Bu sefer yardımcısı O zamanlar 12 Eylül sonrası belediye başkanlığı görevi yapan kaymakama: – Ben cumartesi günü memur olduğum halde çalışırken Lazoğlu çalışmıyor diye  şikayet ediyor. Ne yazık ki Kaymakam / Belediye başkanı kişide babamı, cumartesi  günüde çalışmaya mecbur ediyor. O zamanlar babam bu duruma çok üzülmüş ve işe aldırdığı kişiye de çok kızmış ve bu kişi ile de muhabbetini kesmişti.

Danıştaya açtığı mahkeme sonunda, Fazladan çalıştırıldığı 12 iş gününe ait  tatili mahkeme kararı ile aldı. Ve babam,  1982 yılında emekli oldu. Ömrü hayatı, gece gündüz hep çalışmakla geçmiştir. . Bir hatası vardı. Çok sigara içer, eksoz gazı içinde – mis, derdi.

  • GÜRCİSTAN BATUM ve SEYDİŞEHİR

1969 yılında Zonguldak lı bir kişi Gürcistan  Batum da yaşayan akrabalarını görmeye gidecektir. Yanında akrabalarına ait bir çok resimleri de götürür. Zonguldaklı kişinin, Batum da misafir olacağı aile, babaannemi tanımaktadır. Ayşe babaanneme: -Ayşe, Türkiye den bir akrabamız geldi. Sen de gel, hasretlik giderirsin, diye çağırırlar.

Babaannem gelir. Zonguldaklı kişinin getirdiği resimlere bakar. Resmin birinde gördüğü bir erkek için: – Bu, falanca değil mi?, diye sorar. Sorduğu kişi ÖZ ablasının oğlu ve yeğeni olan, Asım Özbostancı’dır.

Türkiye ye gelen Zonguldak’lı kişi, hemen Asım amca ile irtibata geçer. Asım amca, biraz zorlanarak Hürriyet Gazetesi aracılığı ile babamın adresini bulur ve mektup yazar. 1970 yılından 72 yılına kadar Azerbaycan – Bakü ve Türkiye – Seydişehir arasında yapılan yazışmalar neticesinde: Babaannem Ayşe, Halam Fadime ve kocası Abbas Abbasof, T. C. ve S. S. C. B. ne yapılan başvurular neticesinde, 42 yıl aradan sonra 1972 Mart ayında Türk topraklarına ayak basarlar.

Amcam Hamdi YUSUFZADE, birkaç kez Türkiyeye geldi. Şuan Azerbaycan Bakü de, halamın 4 kızı, torunları ile babaannemin ikinci kocasından olan torunları var. Ben 2004 yılında, Azerbaycan’a gidip, Büyükbabamın doğduğu, babaannemin yaşadığı ve kabirlerinin olduğu toprakları gördüm.

  • KIYMET BİLMEZLİK

Acı ve ıstıraplar arasında geçen bir ömür, yardımcısı  ile küs olarak; 01 . 01 . 1987 perşembe günü ve saat 08.10′ da 61 yaşında sona erdi.  12.2011

Bu yazdıklarım; Seydişehirli olmayan birileri için, bir anlam ifade ediyor mu? Ettiğine eminim.

Lakin Söğüt altında ıslık çalan kişi! Seydişehir’in tarihi geçmişi olarak anlatılırken! Ömrünü Seydişehire adamış, Mesleğinden dolayı Kaymakamdan bile iltifat ve sayğı görmüş Lazoğlu Şükrü için, yazılı ve sözlü basında iki cümle bile çok görülmektedir. 05.09.2021 Pazar

Öyle ki, facebookta Seydişehir’in geçmişleri anlatılırken Laz Oğlu Şükrü hatırlanılmadı bile. Ben Babamı ortaya attığımda bir bayan; YAŞASIN BİZİM YERLİLERİMİZ DEDİ. 08.2024

ARILARIN KOVANI TERK ETMESİ

Arıların Gittiği Yer ve Gece Yatısı

Temmuz 2025. Arıların Kovanı Terk Etmesi çeşitli nedenlere bağlı. Kimi arıcı sebep olarak varroa’yı göstermişti. Varroa var diye arı kovanı terk etmez, etse bile, üzerinde götürecek. 🙂 Bunu bilin istedim.

2017 Apimondia sunumlarında, Bilim çevresinin Bu konuda kesin ‘sebep şu’ dediklerini duymadım. Kovan içerisinde balı poleni günlüğü ve kapalısı olduğu halde kovanda arının yok olmasıdır. 

Arıların Kovanı Terk Etme Nedenleri : Örnek:. Brezilyada 2018 Ara. 2019 Mart ayları içerisinde, bitki böcek ilaçları nedeni ile 500 milyondan çok arı ölümleri olmuş. Face sayfamda Brezilyadaki arı ölümlerini yayınlamıştım. Portekizli sayfa arkadaşım Adeilson Mendes:. Portekizde çiftçiler arıları düşünmeyip soya fasulyesine bolca ilaç veriyorlar diye yazmıştı.

Api Mondia Konferansında;  A Petekteki bal ve polende olan kötü pis kokulu ilaç birikintisi. B  Peteklerde balın olmayışı ve arılarda,  açlık korkusundan dolayı oluşan stres. C Parazitler,  D  Kovanda Canlı veya ölüsü olan böcek E Islak zemin üzerine kovanın konulması F Kovanın kuvvetli rüzğarların etkisi altında olması G Yabani hayvanların saldırısı, varlığı H Kovanın aşırı sıcak altında kalması

Arıların Kovanı Terk Etme Nedenleri  İLE  Arılarda Kovan Çökme Nedenleri aynıdır. Sonuçta, her iki manada arılar yok oluyor. https://www.mecitalbayrak.com/yaz-ve-kis-mevsiminde-ari-olumlerinin-nedenleri/  konulu yazım, bu konu ile bağlantılıdır.

Ve tecrübem doğrultusunda.  E  Koloninin zayıf olması, kovanı terk etme nedenleridir. Bu nedenlerden dolayı oluşan toplu ölümler, Arıların Kovanı terk etmesi diyede yorumlanabilir.

Misal: Bir babanın -evime ekmek alamıyorum deyip, intihar etmesi gibi. Arılarda kovanda yiyecek yok, hepimiz azaldık, dışarıdan saldırsalar kendimizi koruyamayız iç güdüsü. Veya koloni zayıf ve devamlı yağmaya uğruyor.

(Biliyorum). Ne yazık ki zayıf arı canı karşılığında yiyeceğini teslim ediyor. Bu nedenle yiyeceği kalmayınca da; Arıların Kovanı Terk Etmesi elzem oluyor.

Aşırı antibiyotik, Mısır şurubu, O bölgede kalmayan bal polen miktarı. Kovanı etkileyen mum güvesi çokluğu. Bu yüzden kovan terk ediliyor. Bir zaman bir yerde gördüm. Güve kovanı sarmış içinde koloni yoktu. ve kovanı terk etme alışkanlığı olan soydan gelmeleridir.

Bir ay içerisinde peteklerde günlük kapalısı olduğu halde kovanda azar azar arı kaybı oluyor mu? İse, arı kovanı terk ediyor veya bilemediğin bir arı ölümleri var demektir.

Ne yazık ki peteklerde bal ve polen çok olduğunda bile, arıların kovanı terk ettiği biliniyor. Ek olarak Baz istasyonlarının arıya etkisi olmadığı görüşü hakim.

Koloni, kovanı terk ederken geride ana ve az sayıda genç arının kaldığına şahidim. Geride Çita üzerinde bal, polen hatta kapalı yavru bile olur. Veya hepsi gider.

Koloni zayıftır yağma olur, zayıf oldukları için kendilerini savunmak istemezler. Yağmacı arılar balı bitirirler, o kovanın arısıda yiyecek kalmadığı için kovanı terk eder. (bu yazdığımı unutmayın) 08.2014

Bu gün 01.11.2020 mutlu ve şanslı günüm. Kışa hazırlık olması için, üzerinde arı olmayan ballı petekleri, boş kovana koymuştum. Bir ara baktım, burada dışarıdaki kovanı terk etmeyen birikinti arılar var. Petekleri kontrol ettim, iki çıtada az arı ve anası olan koloni gelmiş.

Her nereden geldiler ise! İşte bu koloni, kovanını terk eden AÇ arıdır. Hemen bir ana kutusunu hazırlayıp şerbet verdim ve aynı kovan içinde bıraktım.

COLOSS; İsviçre de bal arıları hakkında araştırma ve korunmasını amaçlayan bir kuruluş. Avrupa ve Türkiyede 2017-18 yılı kış mevsiminde % 16 oranında arı ölümlerinin olduğunu tespit etmiş.

Arılarda Yaz Kış kayıpları ve nedenleri:

  • Ana arının ölümü ve ana arının erkek larvasını az veya hiç atmamış olması,
  • Kovan içinde yeterli yiyeceğin olmayışı ile beslenme bozukluğu.
  • Parazit, virüs, bakterinin varlığı arıların nektar ve polene ulaşmasına ve koloni çökmesine neden oluyor.
  • Araştırma neticesinde:. Meyve ve mısır püskülünden toplanan aşırı miktardaki yağlı polenin kolonilerde çöküşe neden olduğu tespit edilmiş.
  • Günlük hava değişimleri,
  • Yabani ot ilaçlanması. Bu durumda işçi arılar önce tektek sonra topluca ölmekte. Öyleki, petek üzerinde bal, polen, açık/kapalı günlük olduğu halde, ana yalnız kalıyor. Bu ilaçlama şekli ise, dünyada yaygın olmakta. 26.06.2019

VERGİNİN AZ OLDUĞU ÜLKELER.

DÜNYADA KALİTELİ YAŞAM SIRALAMASI.

Temmuz 2025. Verginin Az Olduğu Ülkeler. Dünyada hiç verilmeyen vergi yoktur. Diğer bir tabir ile hiç vergi almayan ülke olamaz. Ancak Verginin Az Olduğu Ülkeler olur. Vergi ise, zamanımızda para ile ödeniyor.

Birleşik Arap Emirliği : Dünyada kişi başı en yüksek gelire sahip ülke. Hiç bir şekilde gelir ve katma değer vergisi (KDV) yok. Sadece içkilerden % 50 vergi alınıyor. Geliri, petrole dayanıyor. Orta Doğu ülkeleri arasında güçlü bir eğitim sistemi ve İngilizce konuşan bir çoğunluğa sahip.

Bahamalar : Devletin geliri % 70 turizm, ithal mallar ve gümrük girişlerinden sağlanıyor. Vatandaşlık değil oturum izni alıp en az 90 gün bu adada kalan, almak zorunda olduğu emlağı en az 10 yıl elinde tutmak zorunda. Suç oranı yüksek. Sadece tıbbi yönden eksikliği var.

Monako Prensliği : Geliri turizme dayanıyor. Hiç bir isim altında vergi alınmıyor. Sadece prenslik topraklarında yaşayan yabancı kişiler, vergi veriyor. Yaşam şartları yönünden çok pahalı bir şehir devletidir. Öyleki bir gecelik için tutulan daire ücreti, 10.000 $ dır.

Andorra Cumhuriyeti : İspanya / Fransa arasında dağlık bir ülke. Devletin geliri % 80, turizme dayanıyor. Sadece yıllık geliri 40.000 Euro ve üstü olanlardan %10 vergi alıyor.

Kuveyt : Dünyada petrol ihracatında 6. olan bir ülke. Gelir vergisi alınmıyor. Sadece sigorta primi katkı payı alınıyor. Yalnız, bu ülkeye ait bir firma üzerinden bu ülkeye gidenlerin, zorla bu firmanın istediği yer ve koşullarda çalıştırılma durumu var. 50 yaş üzeri kişilerin çalışması yasak.

Katar : Geliri, bir nevi doğal gaz imparatorluğu ve petrole dayanıyor. Hiç bir isim altında gelir vergisi ve KDV alınmıyor. Sadece sosyal sigorta katkı payı ve ithal edilen ürünlerden sadece % 5 vergi alınıyor.

Umman Sultanlığı : Gelirinin % 90 petrole dayanıyor. Gayri menkul satışları, maaş ve sosyal sigorta primlerinden katkı payı alınıyor.

Bahreyn : Sadece, sigorta ve emlak vergisi var. Yabancılar, emlak kiralama vergisi veriyor.

Cayman Adaları : İngiltere’ye bağlı geliri turizme dayalı olup dünyada ‘vergi cenneti’ olarak bilinen yerlerden biri. Sadece ithal mallardan % 25 vergi alınıyor.

Bermuda Adaları : İngiltere’ye bağlı, Atlas Okyanusu / Karaipler Denizi tarafında, geliri turizme dayanan, adalar topluluğu. Adalarda yaşayan insanların % 20 , başka ülkelerde doğmuş kişilerden oluşuyor. Yaşam şartları bakımından pahalı bir bölgedir. Sadece sigorta ve maaş vergileri ve ilave olarak emlak ve miras vergisi var. –   03.12.2017

ARILARIN YAŞAM DÖNGÜSÜ HAKKINDA

Varroa Mücadelesinde Timol Yağı.

   Temmuz 2025– Bilimsel makaleden alıntı. Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında İspanyada ki Pauk (Paul)  Mağarasında arılar hakkında çizimlere ulaşılmış. Buna göre yapılan araştırmalarda  arıların 80 milyon yıldır yaşadığı tespit edilmiş. İnsanlar ise dokuz bin yıldır yabani  arı ballarının alımı ile uğraşmaktadır. Beslediğimiz arılar, dolayısı ile yabani arı sınıfına girmektedir.

  Arıların Yaşam Döngüsü, Bitkiler ile ortak hareket etmelerine bağlı. Bitkilerin üremek için rüzğar ve arılara, Arılarında yaşamak için bitkilere ihtiyaçları var. Bu yüzden Bitkiler üreme organı olan çiçek bölge ve diplerinde polen ve şekerli nektar üretirler. Arılar, çiçekten nektar alırken, polenlerine sürtünür. Buradan sürtünerek aldığı poleni, diğer bir başka çiçeğin erkek veya dişi polenlerine bulaştırır. 

   Böylece her iki çiçeğin merkezindeki üreme organlarındaki erkek ve dişi polenleri eşleşmiş olurlar. Bu yüzden hem çiçek hem arı birbirinden faydalanmış oluyorlar. Sonuç olarak arı getirdiği nektarı kovanda hazır bekleyen genç arıya verir. Diğer arıda getirdiği poleni gerekli yere bırakır. Arı özel salgısı ve bal ile poleni karıştırarak petek gözüne sıkıştırır.

   Bu işleri biten arı tekrar, araziye çıkmaktadır. Yalnız Nektar ve polenin koku ile tadı, getirildiği bitkiye göre değişmektedir. Çitaya konan nektarın suyu en erken 10 gün içerisinde uçurulup Tam bala dönüşmektedir. Bir bitki üzerine daha önce bir arı konmuş ise, O bitkiye kokusunu bırakıp gider. Kendisinden sonra gelen başka bir arı, bu kokuyu hisseder. 

Böylece gelen arı hissettiği koku sayesinde O çiçekte polen ve nektarın kalmadığını bilir. Ve bu nedenle oyalanmadan gider.        Dış sıcaklık ne olursa olsun, çitaların arasında sıcaklık 34 C’ dir. İç  sıcaklık 34 C’ geçtiği zaman kovan içinin serinletilmesi gerekiyor. Bu nedenle genç arılar kovanı serinletmek için kovan dışına çıkarlar.

Uçuş tahtası üzerine yerleşen arılar kanatlarını çırparak  içeriye, serin hava gönderirler. Arılar, sıcak havalarda günde, 16 saat çalışır. Arılar, dış sıcaklık 14 C’ ve altına indiği zaman (Kendi tespitim) yumak olmazlar. Ancak görevliler dışarıya çıkarlar.

   Arıların Yumak Olma Nedeni:. Bilimsel olarak dış sıcaklığın 14 C’ ve altına indiği zaman arıların yumak olduğu belirtildi. Ocak ayında arıların yanına sıcaklık derecesini alarak gittim. Hava tam açık ve güneşli. Dışarı ilkin 4 C’ idi. Daha sonrası 11 C’ yükseldi. Bu süre içerisinde kovanımı bir köşeden araladım. Arılar içeride tam faal hareketli idiler. Buna göre Arılar Neden yumak değillerdi?

 Benim tespitim. Arıların yumak olma nedeni! Soğuk esen rüzğardır. Yaşadığım bir olay:. Mart ayı içinde idim. 10 C’ ve üstü güneşli bir günde yolda yürürken ellerim üşümüyordu. Sonra poyrazdan esen soğuk hava ile ellerim üşüdü. Cebime sokmak zorunda kaldım. Buna göre arının yumak olma nedeni belirttiğim gibi sert ve soğuk esen rüzğardır.

   Çaresi: Yüzde yüz olmasa bile size önerim. Kovan uçuş deliği önü ve üzerine uçuş tahtası genişliğinde teneke asın. Rüzgarın direk  kovan içine vurmasını engellemiş olursunuz. Arılar uyumazlar. Sabahın erken saatlerinde dışarısı serin olduğu için  uçuşa gitmezler. Havanın ısınmasını beklerler. Çünkü giderlerse vücut ısıları düşecek. Bu yüzden vücut katılaşmaya başlar uyuşurlar. Kovan bakımı anında arılar tedirgin olmaktadır. Bizler genelde körük vasıtası ile, arıların tedirgin olmaması için duman veririz. Gerçek yabani hayatta ise Ormanda duman kokusunu alan arı, hayatta kalabilmek için kovuktaki yuvasını terk etmekte.

   Bunun için önce  yuvasındaki balı fazlası ile yeyip, çıkmaktadır. Haliyle karın bölgesi fazlası ile şişen arının uçma, saldırma ve SOKMA durumu zorlaşmaktadır. Arının soka bilmesi için karnını aşağıya doğru bükmesi gerekiyor. Karnı şişen arı ise, bu bükme işlemini  ya yapamıyor veya zorlanıyor. Bu nedenle iğnesini yeterince sokamıyor. Arılar kovanda iken gün ışığından hoşlanmazlar. 

   Ana arı, 7 – 12 erkek arı ile çiftleşmekte. Bu çiftleşme uçuşuna çok sayıda erkek arı sıra bana gelecek diye toplu uçuşa geçerler. Lakin çiftleşme sonunda ölen arı olurken dişisi tarafından Öldürülen Peygamber Devesi erkeği oluyor.

  Erkek arı ve sayısı bir kovanda 100 – 400 arasında oluyor. Hortumları kısa olduğu için nektar toplama becerisine sahip değillerdir. İşçi arının 3 katı bal yerler. Kovan içerisi veya dışında hiç bir iş yapmaz, kovan güvenliğine bile karışmazlar. Mevsimsel olarak ana arıların çiftleşme sezonundan sonra 3 – 4 işçi arı tarafından dışarıya atılırlar.

Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında:. Arının yaşamı kovanda başlıyor. İşçi arılar, bir kovan içerisinde 120 bin tane olabiliyor. Ölünceye kadar çalışırlar.

Yeni doğan işçi arının kovan içi görevleri

1. 3. gün çıktığı ve diğer petek gözlerinin bakımını yapar.

4. – 7. güne kadar kovan etrafında kovanı tanıma ve etrafı görmek için arılarda ilk uçuşlarını topluca yaparlar. Ek olarak larvaların bal ve polenle beslenilme işini devam ederler.

8. – 12. gün arası süt üretme ve -kadro askeri gibi- ana arının bakımı, yıkatılması ve beslenilmesi yapar.

13. – 18. gün arası bal mumu üretmek ve örmek. Kovan güvenliğini sağlamak, getirilen nektarı tarlacı arıdan alıp, işleyip petek gözüne koymak.

19. günden  ölünceye kadar 25 gün boyunca araziden nektar ve polen getirmektir.

   İşçi arının özellikleri 1 (bir) saniyede 440 kere kanat çırpar. Boş iken saatte 65 km, nektar ve polenli iken 45 – 50 km hızla uçmaktadır. Ayrıca bir at kendi ağırlığı kadarını, kızak köpeği dört katını götürdüğü tespit edilmiş. Bir arı ise kendi ağırlığının 20 katını taşımaktadır. Kovandaki arının 1/3 i tarlacıdır. 35 C’ kadar olan sıcaklıklarda arı uzak uçuşlar yapar. 15 C’ altında ise bu mesafe azalır. 

   Arı dansının keşfi: Arıların kovan içerisinde dans ederler. Nedeni ise arazide tespit ettiği nektar veya diğer ürünlerin yerini tarif için dans ederler. Bunu ilk keşfeden Avusturyalı etoloji/zooloji uzmanı Karl von Frisch (1886 -1982) olmuş. Arı araziden ne ile geliyorsa  nektar, polen, propolisi nerede bulduğunu kovandaki arılara anlatıyor. Bu üç ürünün yeri tarif edilirken hep aynı kural uygulanıyor.

   Tarif ederken, O an güneşin bulunduğu yöne doğru dik bir çizgi çizer gibi yürürler. Burada ölçüt, güneşin kendisidir. Yürüdüğü hat üzerinde iken bir an durur. Kovana getirdiği her ne idi ise O tarafa yönelir ve durur. Bu duruş yeri, aranan maddenin açısını verir. 09.2016

  Güneşe göre bir kaç santim dik gider. Durur ve sağ veya sola döner. Döndüğü yön nektar polen ve propolisin yerini gösterir. Ayrıca bu bilgi aktarma işlemi dairesel (O) ve sekiz (8) şeklinde dönüşler ile yapılır.  Aşağı – yukarı karın titretme ve sağa – sola tüm vücudu sallama  şeklinde olur. O ve 8 dönüşleri ile karın titretme  nektarın yeridir. Sallanmalar ise polenin yer ve mesafesini gösterir.  Kaynak FAO 12.2013

Burada alıntı yaptığım bilgiler Arıların Yaşam Döngüsü Hakkında kesin veya kesine yakın bilgilerdir.