Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.

Bu bilgiler, Bilim adamları ve bilimsel sayfalar tarafından açıklanmış teknik bilgiler olup, yorum şekli ile yazmaktayım. 

01.2020 – Önce Tektonik levha/plaka – Fay hattı ve Deprem nedir, nasıl oluşur. Çok beğendiğiniz kahve fincanı 15, tabakta 5-6 parçaya ayrıldı. Yapıştırdınız. Tabak, tektonik plakayı, küçük parçalı fincan ise, fay kırıklarına sahip yeryüzünü temsil ediyor.

Dünyada 8 büyük ANA tektonik plakanın olduğu açıklanmaktadır.  Dünya Atlasına göre bunlar; K. Amerika, G. Amerika, Avrasya, Afrika, Avustralya, GK Antartika, Pasifik Okyanus tabanı, Hintavustralya / Hindistan yarım  adasıdır.  

Dünyanın merkezi olan çekirdek ve magma, devamlı hareket ve erime durumundadır. Mağma bölgesindeki lavın, dünya yüzeyine doğru yaptığı hareket ve basınç neticesinde oluşan lav havuzlarının, ayak bastığımız kimi yere 5, kimi yerinde 70 km altında olduğu belirtilmektedir. Magma/lav, dünya merkezindeki yüksek ısı nedeni ile sürekli eriyip çoğalma, dışarıya çıkıp azalma yönlü devam etmektedir. Lav hareketlerinin oluşturduğu yüksek itici basınç, tektonik plakaların birleşim noktalarında, özellikle okyanus plakası, Asya veya Amerika kıta tabanının altına kaymaktadır. Kıta plakalarıda, bitişiğindeki plakanın üstüne çıkmaktadır .

En büyük 1. faal tektonik plaka ve deprem bölgesi; Asya/ Amerika/Avusyralya kıta arası Büyük Okyanusun tabanını oluşturan tektonik bölgedir.  Özellikle bu  tektonik plakanın etkisi nedeni ile, üzerindeki toprak ve ülkelerin, kuzeybatı yönünde 7 cm hareket ettigi belirtilmiştir.

2. faal tektonik plaka ve deprem bölgesi ise; Asya, Avustralya, Afrika kıtası arasında kalan hint okyanusu ve uzerinde bulunan ülkeler. 

3. deprem bölgesi ise  Hindistan yarımadasının Asya kıta içlerine doğru  ittirdiği Himalaya dağları ve uzantısı üzerinde olan ülke topraklarıdır. ( Tibet, Nepal, Çin, Pakistan, Iran, Türkiye ve AB) Bu itme neticesinde Himalaya dağlarının yılda 2,5 cm yükseldiği belirtilmektedir.

4. tektonik ve deprem bölgesi ise; güneyden kuzeye doğru İzlanda adasının ortasından geçip kuzey kutbuna ulaşan Atlantik tabanı plakasıdır. Bu hat üzerinde daimi tehdit altında olan İzlanda’nın, magmadan çıkan lav nedeni ile, her sene 2,5 cm doğu /batı yönünde genişlediği tespit edilmiştir.

Yukarıda belirttiğim, tektonik plaka ve ülkelerin 7,5 cm kayması ile (kaynak, w.livescience), Himalaya dağları zirvelerindeki 3 ayrı bölgedeki buz katmanlarının 1960/2018 yılları arasında 80 mt kalınlığında eridiği, CIA/NASA tarafından açıklanıp, bu sonuçların, dünyanın güneşe göre ekseninde sapma olmasına neden olduğu belirtilmiştir.

TÜRKİYE DE DEPREM ;

27 Ekim 2019 tarihli bir gazete sayfasında Türkiyede deprem konulu bir konferansa katılan Japon deprem uzmanı ve inşaat mühendisi; 

Türkiyede, birbirinden ayrı hareket eden 6 tane (tektonik plaka değil) deprem fay plakası olduğunu, bu plakaların ilk hareketininde Nepal, Himalayalardan başlayıp Gürcistan üzerinden etkilendiğini ve bu etkinin Kuzey Anadolu Fay hattı ile devam edip  Yunanistan üzerinden Avrupa kıtasına, Italya ve Ispanyaya kadar uzandığını; Türkiyede deprem olası sıralamasında dünyada 6., ölüm sonuç ve sıralamasında ise 3. derecede en fazla ölümlerin olduğunu belirten Uzman kişi,  deprem şiddetinin 1 artmasının, önceki deprem  şiddetine göre 32 kat fazla olduğunu söylemiş.

 JEOTERMAL ENERJİ

 Jeotermal ısı; Yer Isısı anlamındadır. Jeotermal Enerjiyi elde etmek için, illa deprem bölgesinin olması gerekmez. Bir bölgede sıcak suyun çıkıyor olması; İlla o bölgenin deprem bölgesi olduğunu göstermez.  Mesela, Büyük Sahra çölünün 1500 mt altına inilirse 65 C’ ve üstü sıcak su çıkacağı ve vahalarda şuan olan bazi bölgelerdeki ılık /sıcak  suyun mağmaya yakın bölgelerden geldiği vurgulanmaktadır.  (BBC)

Yanardağın varlığı ve patlaması, O bölgede depremin olacağı manasına gelmez. Bir bakıma yanardağlar dünyamızın; Çok ısınan banyo kazanlarının üzerinde olan otomatik basınç tahliye fiskiyesi gibi, güvenliğimizi sağlar. Fakat depremin olması, yanardağın oluşmasına, sıcak suların çıkmasına bir etkendir. Sıcak su, istenirse Himalaya dağının tepesinden; Güney Kutup noktasına kadar olan  her yerde*n* Artezyen Sondajlar sayesinde çıkar-tılır. 

Diğer taraftan patlayan yanardağlar, sadece lav akıtsa çok tehlikeli durum olmuyor. Esas tehlike, bu bölgeden çıkan lavların deniz suyu ile karışması anında değişime uğrayan lav, zehirli gaz haline dönüşürken çıkan kül ise, bir anda nefes alınmasını imkansız  hale getirmektedir. Işin garibi, insanlar yanardağların zararını bildikleri halde, yanardağ etrafında oluşan sıcak sudan faydalanmayı, tehlikesinden daha fazla benimsiyor ve tehlikeyi görmezden geliyor. 08.2020

ek bilgi – Bir ara Türkçe yayın yapan Rus RTV kanalında izlemiştim. Kamçakta Adası hem deprem hem fazlası ile sıcak su akarlarının çok olduğu bir bölgedir. Bir yanardağın çevresinde var olan sıcak su kaynakları, geçen zaman içerisinde oluşan bir deprem nedeni ile üzerine kayan 4.5 milyon tonluk toprak ve kayaların altında kalarak, kaybolmuş.  En basitinden şöyle düşünün. Çevremizde olan ve yer altından gelen bir kaynak suyun yönünü, kazılan bir inşaat çukuru, doğal gaz, elektrik yer hattının su akış yönünü değiştirdiği, unutulmamalıdır.

Dünya küresini kapsayan bütün deniz ve okyanus tabanlarında  bulunan jeotermal kaynakların,  dünyada bilinenlerden çok daha fazla olduğu, bilim adamlarınca vurgulanmaktadır. GK Antartika da bile, konisi içerisinde lav bulunan bir yanardağ ile, aktif olmayan iki yanardağ mevcuttur. Öyleki burada aktif olamayan yanardağın çevresinde çıkan sıcak sulara, gezi amaçlı gelen turistler, girmektedirler. Nasa,  2017 yılı itibarı ile, faal 91 adet yanardağın bulunduğunu belirtmektedir. 

ilk defa 1827 yılında İtalyada 1850 li yıllardan itibarende Avrupada başlayan sanayi devrimi ile, bu alanda kullanılmaya başlanılmış, 1905 yılında gine İtalya da, jeotermal elektrik üretimine başlanılmış. 

Bu gün İtalya, ABD, Rusya, Japonya, İzlanda, Filipinler , Yeni Zelanda , Kenya başta olmak üzere 18 ülkede jeotermal  elektrik enerji üretimi büyük ölçüde yapılmaktadır. Kenya, dünyada 8. büyük jeotermal elektrik santrallerine mevcut olup yıllık bazda 514 MV (megavat) elektrik üretilmektedir. – Mart 2016 / Euronews

bilimsel açıklama – Buzlar Ülkesi  İzlanda  (buz) Adası; aynı zamanda lavlardan oluşmuş etkin volkanların olduğu bir adadır. İzlanda adasını K/G istikametinde kesen tektonik plaka yüzünden ada, D/B yönünde her sene 2,5 cm büyümektedir. Üstü buz dağı, altı fırın olan kendine has yanardağları ve ısısı ile apayrı  jeotermal bir bölgedir. 1963 yılında İzlandanın 35 km güneyinde denizde yeni volkanik ada oluştu. İzlanda, Dünyada en fazla jeotermal enerjiyi kullanan ülkesidir. Elektrik Enerjisinin yüzde 81’ini, jeotermal gibi yenilenebilir enerji ( 2019- 575 MW) kaynaklarından sağlıyor. Halkının yarısının evleride, bu sıcak su ile ısıtılmaktadır. Hatta, buzlanmanın önüne geçilmesi için bazı kara yolları, yol altından sıcak su ile ısıtılmaktadır. Kaynak: BBC 

TÜRKİYE DE  JEOTERMAL ENERJİ VE TERMAL BÖLGELERİMİZ :

Türkiye de ilk jeotermal sondaja 1960 yılında Ege  bölgesinde başlanılmış. 1968 yılında Denizli – Kızıldere ile İzmir – Balçova ve Seferihisar da uygun derecede sıcak suya rastlanılmış.

 İzmir – ( Aliağa ilçesinde, denizin suyu ile devamlı karışan ve kendiliğinden çıkan bir termal su kaynağını gördüm) – Manisa – Aydın – Denizli – Balıkesir – Bursa – Yalova – Kütahya – Bolu – Adapazarı – Afyon – Ankara – Kırşehir – Nevşehir – Yozgat – Adıyaman – Van ve Ağrı etkin termal sıcak kaynaklarına sahip illerimizdir. Ülkemizdeki termal kaynaklar genelde,  Ege bölgesi ağırlıklıdır. Bu bölgemizde sıcak su ve elektrik üretiminin  daha fazla olmasının sebebi, sıcak su katmanlarının yüzeye daha yakın ve maliyet masrafının, az olmasındandır. 02.2016

Balıkesir – Gönen  Kütahya – Simav Afyon merkez ve Sandıklı  Kırşehir  merkez ve Kaman  İzmir –  Narlıdere , Balçova Ankara – Kızılcahamam Manisa – Salihli  Ağrı – Diyadin’de bir çok evlerin ve seraların ısıtılması termal sıcak su ile yapılmaktadır. Özellikle bu uygulamalar,  Ege Bölgemizi kapsamakta olup 2 milyon metre kareye yakın seralarda, sıcak su kullanılmaktadır. (2012 verileri)

   Kaplıca kullanımında ise en başta İzmir – Aydın – Afyon – Balıkesir – Adapazarı – Yalova ve Ankara başı çekmektedir. Burada belirtilen termal ısılı kaplıcalarımız, ülke ve yurt dışı bazında tanınan yerlerimizdir. Başka yerlerde küçük çaplı, hatta açık arazide insanlarımızın girdiği sıcak su kaynaklarının olduğu bilinmektedir.  Ağrı’nın 1925 mt yükseltisindeki Diyadin ilçesinde; 70’C ye varan jeotermal su kaynakları mevcuttur. Ülkemizde, sıcaklığı 40’C  ve üstünde olan jeotermal saha sayısı, 1500  den az değildir.

Türkiye’de ilk jeotermal ile elektrik üretimine; 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de başlanılmış. Santral, 20.4 MW kapasiteli olarak kurulmuş olup, ancak 15 MW gücü oranında çalıştırılmaktadır.  Jeotermal Elektrik Üretiminde ise, üretimin verimli olması için yüksek ısı gereklidir. Özellikle Ege Bölgesinde bulunan jeotermal kaynakların ısı derecesi 130 ile 232’C  arasındadır. Elektrik üretimi için en az 120 C’ ısı gerekmektedir. Aydın – Denizli ve Çanakkale de olmak üzere 6 yerde jeotermal elektrik üretimi yapılmaktadır.  Aralık 2010  Mecit ALBAYRAK

“Dünyada ve Türkiyede Deprem ile Jeotermal enerji bölgeleri.” için 3 yanıt

  1. Merhaba size bir soru sormak istiyorum. Bir araştırma konum var da siz de yardımcı olursanız çok sevinirim .Deprem enerjisini kullanarak yapılan projeler nelerdir ? Türkiye ve dünya genelinde depremden yararlanma şekilleri?

    1. görebildiğim kadarı ile, deprem sonunda yer yüzünde meydana gelen, çıkan, kaybolan nesneler hakkında açıklamalar var, ama depremden enerji sağlamak gibi bir açıklama yok -gibi, sizin bildiğiniz veya size söylenen belli bir konular var mı? Var ise, bu bilgi üzerinden gitmek daha kolaydır.

Mecit ALBAYRAK için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir